Tekil Mesaj gösterimi
Alt 29 Ocak 2013, 23:37   #30 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Almambet Tangşa'ya babasının karagahına döndü.

Öfkelenen Almambet Sooronduk'e şöyle dedi:

"Babacığım Esen Han'a güveneni Tanrı vurur. Esen Han ile Kongurbay'a ne yapacağımı bilirim".

Sooranduk şimdi Tanrı'ya karşı değişmişti. Oğlunu gördüğünde ayı gibi bağırıp Almambet'e atıldı.

"Öyle kötü konuşma! Ulu Göğün oğlunan karşısında beni utandırdın".

Almambet babasının fenalığını görüp bir gün bir gece uyumadan düşündü çubuk gibi kıvrandı sonunda bir karar vardı. Burada kalıp ne yapayım? Çin bana göre değil Kırgızlara gideyim". Düşüncesini sadece annesi Ekzer'e söylemek istedi.

Günlerin birinde canı sıkılan ama içindeki acıyı kimseye söylemeden ızdırap çeken Almambet ava çıkarsam rahatlarım diye yiğitleriyle Aral denen yere vardı. Etekleri ormanlık olan Aral dağına yerleşip av avlayıp eğlence düzenledi.

Almambet ormanın kenarı boyunca kaçan karacayı canlı yakalayacağım diye takibeder. Karaca ormana girip açık alana çıkar. Almambet karşısında atlı adamları görür. Demin kaçan karaca atlı kırk adamın yanına doğru gelip silkinerek adam kılığına girer.

Almambet ejderden iki yıl büyücülük okumuş idiyse de böyle kerameti ne işitmiş ne görmüştü. Almambet'in ağzı açık kaldı. "Siz kimlersiniz yiğitler? Nereden çıkan ruhlarsınız?" dedi Almambet.

"Hoş geldin. Biz kırklarız. Türkün Kırgızın hakiki bahadırlarının koruyucu pirleriz. Tanrının emriyle sana hayırlı birliği iletmek için geldik! Senin barınacak yerin Altay'dır. Sağ olasın!" kırk atlı böyle dedikten sonra göz kapayıp açıncaya kadar kayboldular.

Almambet geri dönerken etrafı deminkinden daha güzel göründü. Doğanın bu güzelliğini önce farketmediği için eseflendi.

Doğanın hayret verici bu güzelliği karşısında Almambet'in kalbi çarpıp vücudu gevşedi gözün ulaşamadığı ufuklara kadar ulaşabilecek derecede yüksek sesle şarkı söylemek istedi. Göklere yükselen dağlar üzerinden akan sular üzerinden kuş gibi uçmak bulutlar gibi yayılmak istedi.

Almambet doğayı merakla hayranlıkla seyrederken gözüken dağın kenarında insan karaltısı farketti.

Almambet avcılara yol sorayım diye onlara doğru hareket etti. O evvel atlı elinde iyi kapan kuş tutan silahlı geniş göğüslü kabusundan ata binen adama vardı

. Almambet görse de görmemezlikten gelip kımıldamayan kıl takkeli kızıl perçemli adama öfkesini basarak "kaoma" diye selam verdi. Adamdan ses çıkmadı. Almambet atlıya tekrar selam verdi. Adam in mi cin mi olduğunu söylemedi. Almambet sinirlenerek bulut gibi bozulup arslan gibi atılarak adamın üzerine yürüdü.

"Hey sen nereden çıktın terbiyesiz şey? Adet bilmeyeni yer yutsun! Selam verilince kabul edilmediği nerede görülmüş?"

Atlı cevap verdi:

"Bu geniş dünyada aç kalmış gibi domuz avlayıp terkilerine bağlamışsın! Senin iyi âdetin bu muydu? Canlıları öldüren domuz eti yiyenlere selam verilmez adetimizde."

"Niçin domuz eti yeme diyorsun? Gördüğünü göster bildiğini anlat bakayım. Yoksa ben kendi bildiğimi yapacağım" dedi Almambet patlayarak.

"Er Almambet sinirine hakim ol buraya gel!" Adam alandaki yüksekçe bir yere basıp atından indi ve elini salladı.

Almambet de atından indi:

"Bahadır biz ilk kez görüşüyoruz beni nasıl tanıyorsun?" dedi Almambet.

"Bahadır yiğidin yüzü gözü kendindedir ama sözü ünü yiğitliği uzaklardadır halk arasındadır. Senin hakkında duydum. Seni göz önüne getirmeye çalıştım" dedi Kökçö.

"Sen basit bir asker değilsin" dedi Almambet.

"Köküm Türk neslim Kazaktır. Aydarkan'ın Kökçösü benim bahadır. Avlanıyordum. Heybetini çehreni görüp elbisene bakıp söz ve hareketlerine bakılırsa Çin yiğidi Almambet'e benziyorsun."

"Doğru bildin" dedi Almambet.

Onlar acayip derecede geniş yayılan dağların üzerinde tepenin zirvesinde oturup terkideki kuş etini yiyip kaptaki kımızdan yapılmış şarabı içip uzun uzun konuştular.

Bahadır Almambet Esen Han ve Kongurbay'la olan ihtilafını memnuniyetsizliğini Er Kökçö'den saklamadan anlattı.

"Ben bütün ahaliden değil. Gözü dönmüş hanın davranışından yaltakçı beylerden iftiracı rahiplerden kurnazlardan gene beni anlamayan babamdan memnun değilim. Onlar putlara tapındıktın sonra p'k insan olmaları gerekirdi. Her halde bu putlarının elinden bir şey gelmiyor. Ben ona tapınmıyacağım vazgeçtim ondan. Babam gibi Esen Han gibi beyler gibi olmak istemiyorum. Türklerin Kırgızların âdetleri dilleri ruhu dürüst halk imiş bana yakın geliyor. Beni Türk oğlu Kırgız yapın. Ben buna zorla değil Tanrıyı yüreğimde hissederek hayır dileğimle gireyim. Bunu babama anneme anlatacağım hakikati söyleyeceğim" dedi Almambet.

"Söyle bakayım baban Soorunduk anlar mı seni? Kendine zorluk çıkarıyorsun. Burada kararını verip bizimle gitseydin" dedi Kökçö.

"Günahkar gibi saklanarak kaçmayacağım! Halka baba anneme söyleyeceğim! İzin verirse benimle gelecekleri can yoldaş edinip götüreceğim! Tesadüfen söylediğim ayda gelemezsem bizim dine girdi diye bizden biri diye gereğini yap" dedi Almambet.

Almambet'in sözüne Kökçö inandı.

"Bahadır Allah teala yardımcın olsun uzun yolun açık olsun! Çabuk dön!" dedi Kökçö.

"Doksan güne kadar bekle" dedi Almambet.

İki yiğit bulat kılıçlarıyla ellerinden kan çıkarıp kılıcın tığına kan sürüp göğüslerini değdirerek vedalaştı.

Almambet yedi gün sonda Tangşa'ya geldi. Sooronduk'un sarayı karışmıştı. Sooronduk Almambet'i koruyan askerleri Almambet'i kaybettiniz diye suçlayıp zindana atmıştı.

Almambet gelir gelmez Kökçö'ye rastladığını Türklere gönül verdiğini onlara gideceğini annesi Ekzer'e anlattı.

"Canım anne dinle. Gülistanım kurudu. İnsanlar birbirine girdi. Gülistanlı halkım horlandı. Esen Han'dan gönlüm soğudu. Dört erdem tükendi. Kalırsam sadece kendi başımı değil seni de derde sokacağım. Aksütünü helal et sağ olursam dolaşıp gelirim. Ölmezsem haber veririm. Batıya Türklere Kırgızlara gideceğim. Sağlıcakla kal anneciğim!"

Ekzer oğlunun sözü üzerine çığlıklar atıp kendini ateşe atan kelebekler gibi dövündü.

"Sözünü benden başka insan duymasın! Bunu babana da söyleme Kırgızlara da gitme. Sözünden dön. Baban ile beni kendi elinle gömdükten sanra git" dedi Ekzer gözyaşını yağmur gibi dökerek.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı