Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Gezelim & Görelim > Diyar Diyar Türkiye'm > Akdeniz
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Akdeniz Akdeniz hakkındaki bilgilerin ve tüm paylaşımların bulunduğu bölüm.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20 Ağustos 2011, 16:40   #1 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart Mersin (İçel) İli Gelenek ve Görenekleri

Örf Adet Gelenek ve Görenekler

Korikos sahil kalesinin 200 m. açığındaki küçük adacık üzerindeki kaleye “Kızkalesi” denir. Büyük bölümü ayakta olan Kızkalesi’nin kuzey ve güney uçları sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192 m.dir. Kızkalesi ile sahildeki kale denizden bir yolla bağlanmış, denizden gelecek saldırılara karşı önlem alınmıştı.Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından 1448 yılında onarılan Kızkalesi bugün İçel turizminin sembolü haline gelmiştir.

Kızkalesi Efsanesi

Korikos’ta yaşayan Krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye gece gündüz Tanrıya yakarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır.
Günlerden bir gün kente bir falcı gelir. Kral onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez. Kral zorlayınca “Kralım” der, Kızınızı bir yılan sokacak. Bu yazgıyı hiçbir şey bozamıyacak der ve siz dahi engel olamıyacaksınız deyip oradan ayrılır. Kral, kıza birşey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda kıyıya yakın üçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek kaliyi yaptırır ve kızını buraya kapatır. Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip gitmektedir. Günün birinde saraydan kaleye gönderilen bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokar ve öldürür.


Kına Gecesi ve Kına Yakma


Köy düğünlerinin kına gecesi, düğünün bütün şenlik ağırlığını toplar. O gece oğlan evi kız evinin misafiridir. Şenlik iki tarafın katılmasıyla genişlik kazanır. Talaşın büyüğü ise kız evindedir. Zira kız evi mutlulukla kız çıkarmanın üzüntüsünü birlikte yaşar. Kıza kına yakılırken kız evindeki bu duygu çelişkisi doruğa ulaşır. Kıza kına yakılması, daha doğrusu kınaya rıza göstermesi bu evliliğe de rıza göstermesi anlamına gelir. Yani eline kına yakılan kız artık anası evinde bir gecelik misafirdir.

Kına yakılırken söylenen türküler, maniler, yakımlar, kız ile anasında yukarıda bahsettiğimiz duygu çelişkisini açığa çıkarır. Bir yandan eğlenilir, bir yandan ağlanır. Bazı yörelerin kına türküleri adeta gelinle annesini ve kardeşlerini ağlatmak için düzenlenmiştir. Bazı yörelerde bunlar kınayı kutlar, geline nasitatler verir. Taşeli yöresinde ise özellikle ana ve babalara yönelik gençlerin sevdikleriyle evlendirilmeleri yolunda mesajlar verilir kına türkülerinde. Kına yakma deyimi de buradan kaynaklanır. Yakma deyimi, türkü yakma, ağıt yakma gibi anlam ifade eder. Çünkü bütün kına türküleri, yakımcı kadınlar tarafından üretilip uygulanır.

Yüzyıllar boyu yakımcı kadınlar tarafından yakılagelmiş yakımlar arasından elde kalanlar, bölgesel olaylarla bütünleşip bir hikayeyle bütünleşebilmiş olanlardır. Bu yakım geleneği hâlâ sürer. Kına yakılırken yakımcılar, yeteneği varsa kendi ürettiği irticali manileri, yoksa bildiği bir başka maniyi hemen orada ezgiyle söyler. Bu olay Taşeli yöresinde “gelin okşaması” adını alır. Burada kaynaklanarak kına türküsünün çalgıcılar eşliğinde kız evinin önünde çalınması da aynı isimle tanımlanır.

Düğün töreninin nasıl bir mantık ve şuurla düzenlendiğini belirtmek bakımından kına türküsüne konu olan olayı özetle vermek istiyorum.

Hikayeye göre köyün en güzel kızlarından birisi ile yakışıklı delikanlısı birbirlerini sever. Ancak oğlanın büyük kardeşi askerliğini bitirmiş, ailesi kendini evlendirme hazırlığı içindedir. Geleneğe göre büyük kardeş evleninceye kadar küçüğünün evlenme isteğinde bulunması mümkün değildir. Bu sebeple iki gencin arasındaki sevgi yine ikisi arasında sır olarak saklanır, kimselere bir şey söylenmez, hatta sezdirilmez. Ancak bu arada talihsiz ve korkunç bir gerçek ortaya çıkar. Delikanlının sevdiği kızı ağabeyine verirler.

Olay iki genç için bir kördüğüm olur. Çözüm bulamazlar. Tek çözüm, bir ömür boyu delikanlının sevdiğini yenge, kızın sevdiğini kayınbirader gibi görmenin ızdırabını yaşamaktansa birlikte ölmektir. Kararı kına gecesi verirler ve uygularlar. Kına için gelini hazırlamak üzere odaya girenler iki gencin birbirine sarılmış cesedi ile karşılaşırlar. Analar ve babalar ağlarken yakımcı kadınlardan halen bu yörelerde söylenip çalınagelmekte olan geli okşamasını yakarlar. Bu okşamanın iki dörtlüğü şöyledir:

Çattılar ocak taşını
Vurdular düğün aşını
Çağrın gelsin gardaşını
Yaksın kızın kınasını

Evlerinin önü kavak
Kavaktan dökülür yaprak
Elin kına başın duvak
Uyan allı gelin uyan

HALK OYUNLARI

Mengi

Defne kokulu Toros sırtlarından portakal tüten Mersin bahçelerine kadar uzanan topraklarda allı pullu şalvarlarla nazlı nazlı oynanır... Bu oyunlarda, erkeğin âhenkli hareketi, kadının tatlı salınışı peşindedir. Oyunun biraz yavaşlığında güneşin sıcaklığının etkisi büyüktür. Tempo ağır olsa da, hareketlerin ılık kıvraklığı yeter...

Adana, Mersin ve Tarsus bölgelerinde karakterce bir kalan belli başlı iki oyun vardır: Mengi (Toros Mengisi) ile Adana Üç Ayak Halayı. İkisi de davul - zurnayla yürütülür. Mengi'yi 4 kadın, 4 erkek, Üç Ayak Halayı'nı da 3 kadın, 3 erkek oynarlar. Kadınlı - erkekli karma oyunlarında ayrı bir çekicilik vardır. (Birliktelik çevrenin nezihliğine bağlıdır).

Mengi aşk oyunudur. Türküsü şudur:

Pınar başı ben olayım
Bulanırsam bulanayım
Sevdiğimi verin bana
Dilenirsem dileneyim.

Kazan kaynar taşmaz mı?
Yol gedikten aşmaz mı?
Ağlamayın sevdiğim
Ayrılan kavuşmaz mı?

İçel Yöresi Halk Oyunları

İçel yöresinde oyunlar, Silifke yöresi ve Çukurova yöresi olarak iki bölümde incelenir.

1 - Silifke Yöresi Oyunları
2 - Silifke, Mut, Anamur ve Gülnar ilçelerinde oynanır ve kendi aralarında ikiye ayrılır.
Silifke Oyunları : Hareketlerindeki kıvraklık, müziğindeki canlılık nedeniyle görsel, işitsel ve duygusal özellik taşır. İlçelere göre oyuncuların giysileri, müziğin sözleri değişiklik gösterir. Çalgı olarak davul, keman, klarnet kullanılmaktadır. Önemli oyunlar; Silifke zeybeği, portakal zeybeği, yayla yolları, keklik, Silifke'nin yoğurdu, Anamur yolları, tanışman, kullar olam, çay zeybeği, tıbıllı, sallamadır. Bu oyunlar genellikle kaşık kullanılarak dört erkek, dört kızla oynanır.

Kırtıl Köyü (Tahtacı Oyunları) : Daha çok Silifke'nin Kırtıl köyünde oynandığı için bu ad verilmiştir. Her ilçede Tahtacılar tarafından çalınıp oynanır. Hareketleri ve müziği ilçelere göre değişiklik gösterir. En önemlileri mengi, samalı, keklik mengesidir.

Çukurova Yöresi Oyunları : Bölgesel olmayan bu oyunlar, diğer illerin folkloruyla yakından ilgilidir. Çevrede oynanan halaylar, horlar ve halebi oyunları bu bölümün içine girer. İlde en çok Mersin, Tarsus, Erdemli'de oynanır. Belirgin bir kıyafet düzeni yoktur. Çiçekdağı, şirvani, korki, acem (gelin alma), üçayak, Toros halayı, Tarsus halayı Çukurova yöresi oyunlarının çeşitlerindendir. Bu oyunlar davul zurna eşliğinde oynanır.

YÖRESEL GİYİM

Yörenin giyim kuşamında, öteden beri değişik etkiler görülmüştür. Ekonomik durumdan, etnik ayrılıklardan, doğa koşullarından kaynaklananlar bunların başında gelir. Yörüklerin önemli bir bölümü yerleşik yaşama geçmişse de; yaşamın her alanında ve giyim kuşamda geleneksel özelliklerini büyük ölçüde korumaktadırlar.

İçel'in köylerinde kadınlar, özellikle yaz mevsiminde şalvar ve üzerine uzun kollu yakasız renkli bulûz giyerler. Başlarına da tülbent denilen beyaz örtü veya renkli boncuklarla işlenmiş yağlık bağlarlar. Erkekler ise ceket ve kasket kullanırlar. Kışın yaşlı kadın ve erkekler boyunlarına çalma denilen geniş ve uzun boyunbağı bağlarlar.

Yörük kadınları üç etek adı verilen elbiseler giyerler. Altına da göz alıcı renklerden yapılmış şalvar çekerler, bulûz yerine ceket kullanırlar. Başlarına renkli poşu bağlarlar. Yörük giysilerinin hemen tümü dokumalardan yapılmaktadır. Yazlık giysiler ince ve boyanmamış ipliklerden dokunur. Kışlıklar dokunduktan sonra sıklaşması için suda çiğnenir. Buna depme denir. Sonra karaya boyanır. Giysiler parçalar katlanarak değil de, üst üste getirilerek dikilir. Kadın başlıklarında kalın dokuma poşular egemendir. Kimileri poşunun altına, alnı kapatacak biçimde, kimileri de üstüne yağlık bağlarlar. Ak, mavi ya da sarı, uzunlamasına çizgili gömlek giyilir. Yaz mevsiminde erkekler pantolon veya şalvar üzerine gömlek giyerler. Dağ köylerinde bu gömlekler üzerine yün kazaklar giyilir. Buralarda el dokumacılığı gelişmiştir. Pamuklu düz ve çizgili bezleri dokuyup, kendilerine giysi dikerler. Ayakkabı olarak çarık ve yemeni giyilmez olmuştur. Kentleşme hareketi modern kıyafetin en uzak köylere kadar girmesini kolaylaştırmıştır. Günümüzde erkeklerin pantolon, ceket giymeleri, başı açık bulunmaları bölgenin alışılmış kıyafeti olmuştu. Kadınlar şalvar yerine entari, ceket yerine manto kullanmaya başlamışlardır.

YÖRESEL YEMEKLER

Mersin’in geç gelişmesinin nedenlerinden biri olan, halkın deniz kıyısı yerine dağ tarafında yerleşmiş olmasının etkileri, şehrin yemek kültürüne de yansımıştır. Bugün bir kıyı kenti olmasına rağmen, Mersin'de deniz ürünleri tüketimi, et tüketiminden çok daha azdır. Bu noktada şehre özgü bir yemekten, tantuniden bahsetmemek olmaz. Tantuni, etin kuşbaşı halinde doğrandıktan sonra, önce haşlanıp sonra kavrulmasıyla yapılan bir çeşit dürümdür. Her ne kadar basit tarifli bir yemek gibi görünse de, önemini, şehrin hemen her köşesinde bulunan tantuni lokantalarından anlayabilirsiniz. Canınız tatlı çekerse, Antakya’da yapılandan farklı bir tarifle hazırlanan künefeyi önerebiliriz. Ayrıca topalak çorbası, fıhdık lahmacun, saç kavurma da meşhur yemeklerindendir. Meşhur tatlıları ise cezeyre ve kerebicidir. Şalgam içmeden Mersin'den çıkılmaz.

Neleri İle Ünlüdür?

Silifke'de Kız Kalesi, Cennet ve Cehennem Obrukları, Silifke Yoğurdu, Astım Mağarası, Anamur Muzu, Turunçgil ve Seracılık Üretimi, Göksu Nehri, Sertavul Geçidi, Tarsus Şelalesi, Çamlıyayla (Namrun), Tarsus'ta St. Paul Kuyusu, Eshab-ı Kefh, Kırkaşık Bedesteni, Makam Camii, Adam Kayaları, Cleopatra Geçidi

İl Adı Nereden Geliyor?

Evliya Çelebi'nin, 1670'Ii yılların sonlarında bölgemizden geçtiğini biliyoruz. Bu geziye ait notlar, seyyahatnamesinde yer almıştır. Seyyahatnamenin bölgemizle ilgili bölümünde aynen şöyle denilmektedir. "Kırk elli evli Hacı Alaittin Oğlu Köyünü geçerek, Gerendir nehrinden sonra MERSİN oğlu denilen 70 haneli bir Türkmen Köyü'nde misafir olduk"(1) Bu ifade Mersinimizin adını bu aşiretten aldığı görüşünü gündeme getirmiştir.

İçel tarihi üzerinde değerli ve yararlı araştırmaları ve bu konuda yayınlanmış eserleri bulunan Sait Uğur merhum da, bu beyana dayanarak Mersin'in ismi üzerinde şu kanaate varmıştır.Sait Uğur kitabında (2) şöyle diyor."Mersin'e Mersin denilmesinin sebebi şimdiki Mersin Şehrinin yakınlarında eskiden MERSİNLİ adında bir aşiret varmış. Bu aşiret Türkistan’dan gelen aşiretlerdenmiş. MERSİN adı ile Anadolu'da daha yedi, sekiz tane köy vardır ki, MERSİN adı bu Mersin adındaki Türk Oymağının adına göre konmuştur. Yoksa Mersin'deki Mersin ağacından dolayı buranın adı MERSİN konmuş değildir."

Sait Uğur bu kanaatinin kanıtı olarak da;Trabzon, Aydın, Çanakkale, Salihli, Tire gibi yerlerde Mersin gibi bölgeler bulunduğu halde, buralarda Mersin nebatının bulunmadığını göstermektedir. Mersin adının nereden geldiği ***** konusu olduğunda, bu tanımlamaya itibar ediliyordu. Biz de kitabımızda bu görüşe yer vermiştik.

Ancak şimdi edindiğimiz bilgi ve bulgular Mersin'in adının nereden geldiğine dair kesin kanaat sahibi olmamıza neden oldu. Artık Mersin Nebatı Murt'un Mersin'den başka yerlerde de yetişmiş olduğunu öğrendik. Bugün oralarda yok, fakat eskiden var olduğu belgelenmiş durumda. Bodrum'da Karya Prensesi Ada'nın mezarında bulunan mücevherler arasında Mersin dalı şekilli bir taç olduğu görülmüştür. Demek prensesin yaşadığı tarihte Bodrum da murt yetişiyormuş.

Mersin nebatı, İspanya'daki bir yerde de MERSİN adını verdirmiş. Çok eskiden bir gazeteden kestiğim haber aynen şöyle; "Granada da Elhamra Sarayı'nın avlusunda etrafı Mersin ağaçları ile donanmış bir havuz vardır. Bu yüzden İslam Mimarisinden günümüze ulaşan bu tek bahçe örneğine MERSİNLİLER AVLUSU adı verilmiştir."

Bu konuda diğer önemli bir Belge de Heredot Tarihidir. Aslında tarihi eserler roman gibi okunmaz, ihtiyaç hissedildiğinde başvurulur. Fakat ben ilginç bulduğumdan bu eseri baştan sona okudum, Kitaptan aşağıdaki bilgiyi öğrenince Mersin adı üzerinde başka bir ihtimale yer verilmeyecek kesin bir kanıya sahip oldum.Kitapta anlatılanları aynen aktarıyorum.

Dariyus'ten sonra Pers Kralı olan Kserkses, Atinalilar'la Peleponez'deki komşularını yenerlerse, Pers imparatorluğunun sınırlarını tanrının göklerine kadar genişleteceği iddiası ile bir ordu hazırlamış ve Çanakkale önlerine gelmiş. Ancak Avrupa'ya geçmek için Çanakkale Boğazına bir köprü kurması gerekmiş. Çanakkale Boğazına köprü yapılması planlanmakta olduğu şu günlerde, Çanakkale Boğazı Köprüsü'nün büyük babası da böylece öğrenilmiş oluyor.Persler 674 Gemiyi yan yana dizmiş, keten ve papirüs halatları ile birbirine bağlamış ve köprüyü geçilir hale getirmişler.

Asıl konumuzla ilgili bölümde şöyle deniliyor."Köprüden geçmek için hazırlıklar bütün gün sürüp gitti. Ertesi günü güneşin doğmasını görmek isteği ile beklerken,köprüden güzel kokular yaktılar ve üstünü MERSİN ağaçlarının dalları ile süslediler. "(3)Heredot'un belirttiği olay Milattan önce 431 senelerinde olmak gerekir. Bugün oralarda izine rastlanmayan Mersin Nebatı, o günlerde uzun bir köprüyü donatacak kadar bol bulunabiliyormuş.

Bu bulgulardan şu sonuca varabiliriz.Sanıldığı gibi, MERSİN nebatı (Murt) yalnız Mersin'e has bir bitki değildir. Halen; Trabzon, Aydın, Çanakkale, İzmir, Tire, Salihli gibi yörelerde MERSİN isimli köyler var olup da, MERSİN nebatı görülmüyorsa, bu nebatın önceleri de buralarda olmadığı neticesine varamayız. Görülüyor ki, Karia Prensesi'nin mezarında MERSİN motifli mücevher bulunmuş. Çanakkale Boğaz köprüsü boydan boya MERSİN dalları ile süslenmiş. Demek ki milattan önce bu yörelerde MERSİN nebatı bolca mevcutmuş.

İspanya'nın Granada Şehrinde Elhamra Sarayı'nın avlusundaki MERSİN Avlusu ismini, Türkmen Aşireti'nden almış da değil Mersin adının nereden geldiği hususundaki diğer bütün ihtimalleri artık terk etmek durumundayız.

Konuyu bağlarken bir hususu önemle belirtmeyi gerekli gördüm. Bundan 50-60 yıl önceleri MERSİN nebatının meyvesini yemek için Osmaniye Mahallesine kadar gitmek yetiyordu. Şimdi Toros eteklerine gitmek gerekiyor, bu tahribatı önlemek şarttır. Yoksa diğer bölgelerdeki gibi, Mersin nebatının adın tarih kitaplarında aramak zorunda kalırız. Eskiden bu nebatın sadece meyvesi olan Murt yenirdi, şimdi dalları kesiliyor, hatta kökleniyor.Mersin'imize adını veren bu bitkiyi koruma altına almaları hususunda ilgililerin ilgisin bekliyoruz. (Şinasi DEVELİ'den alıntı yapılmıştır)...

...alıntıdır...







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
gelenek, görenekleri, içel, ili, mersin, ve, İçel, İli


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557