Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz > Askerlik/Mehmetçik
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Askerlik/Mehmetçik Ana kucağı değil, Asker Ocağı

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06 Aralık 2012, 21:24   #1 (permalink)
★½★

aLLien - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2012
Nerden: Antalya-Ankara
Yaş: 30
(Mesajlar): 2.184
(Konular): 1569
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 49000
Aldığı Beğeni: 382
Beğendikleri: 1020
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
aLLien - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Allahım kolum koptu şimdi ben ne yapacağım?

1979 yılının Mayıs ayında, İçel ilinin şirin bir sahil kasabasında, dört çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldim. Ailemin fakir olması ve çevremizde hastane olmadığından dolayı, benim doğumumu amcamın hanımı yaptırmış. Yengem aileme ricada bulunup, bana ölen kardeşinin ismini vermelerini istemiş ve ailem de bu ismi uygun görmüştü.

İlkokula başlayıncaya kadar; ele avuca sığmayan, yaramaz bir çocukmuşum. İlk, Orta ve Lise öğrenimimi bulunduğum kasabada tamamladım. Çocukluğum kasabadaki diğer çocuklardan farklı geçti. Çünkü; mahalledeki bazı arkadaşlarımla birlikte, sabahın erken saatlerinde evden çıkar, akşam ezanından sonra eve girerdik. Her gün bulunduğumuz ilçenin tarihi yerlerini, piknik yerlerini ve başka başka mahallelerini gezerdik. Bu sayede yaşadığımız ilçeyi karış karış gezerek her yerini öğrenmiştik.

İlkokul üçüncü sınıftan itibaren çalışmaya başladım. Okuldan sonraki boş zamanlarımda, ağabeyimle birlikte domates sandığı çakıyorduk. Bu sayede hem harçlığımı çıkarıyor, hem de okuyabilmem için gerekli olan okul malzemelerini alıyordum. Çay ocağında garsonluk, camcı yanında çıraklık, ayakkabı boyacılığı ve bir çok değişik işlerde çalıştım. Lise birinci sınıftan itibaren hamallık yapmaya başladım. Çocukluğumu doya doya yaşayamadım belki, ama fakir olan aileme yük olmamanın mutluluğu içindeydim. Astsubay Okulunu kazanıp göreve başlayıncaya kadar, yaz tatillerinde ve okuldan sonraki boş zamanlarımda hep çalıştım.

Babam belediye de temizlik işçisi olarak çalışıyordu. Hatırlıyorum; ben ilkokul dördüncü sınıfa giderken babam hastalanmıştı. Beyin damarlarının ikisinde tıkanıklık olmuş, rahatsızlığından dolayı malulen emekliliğe sevk edilmişti. Allah'a şükür şu anda eski sağlığına kavuştu.

Liseyi bitirdikten bir yıl sonra 1997 yılında girdiğim üniversite sınavında; Atatürk Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği Bölümünü ve aynı zamanda Jandarma Astsubay Sınıf Okulunu kazandım. Ağabeyim de üniversite okuyordu, aile bütçemiz ikimizin birden üniversite masrafını karşılayacak güçte değildi. Sırf bu yüzden üniversite okuma hayalimi yarıda bırakıp Astsubay Sınıf Okuluna gitmeye karar verdim, ama üniversite okuma isteği içimde bir uhde olarak kaldı.

Astsubay Sınıf Okulunda, astsubay olmak için sınava girip kazanan jandarma uzman çavuşlarla birlikte okuyorduk. sivil kaynaklı öğrenci olarak sayımız 500 ila 550 kişi, jandarma uzman çavuşlarla birlikte okuldaki mevcudumuz 1000 kişiyi buluyordu. 1998 yılı Eylül ayında okuldan mezun oldum. Eylül ayında ilk tayinim yapılmış, Adana İl Jandarma Komutanlığına atamam yapılmıştı. Kozan ilçesine bağlı bir karakolda iki sene karakol komutanlığı yaptım.

2000 yılı Ağustos ayı genel atamalarında tayinim Şırnak İl Jandarma Komutanlığı emrine çıktı. Görev yeri olarak Güçlü Konak ilçesine bağlı Koçyurdu Karakoluna gönderildim. Dicle Nehri kıyısında 22 hanelik küçük bir köydü. Karakolumuzun bulunduğu bölge düz bir araziydi. Fakat dört bir yanı dağlarla kaplıydı. Karakol Gabar Dağının girişinde ve teröristlerin geçiş bölgesi üzerindeydi. Karakolumuzda 6 rütbeli ve 60 civarında da asker mevcudumuz vardı. Göreve başlamamın üzerinden birkaç ay geçmişti. Günlük rutin görevlerimizi sürdürüyor, geceleri de karakol çevresindeki emniyet tepelerinde, pusu ve emniyet görevini sürdürüyorduk. Kış mevsimi gelip çatmış çevremiz beyaz bir örtü ile kaplanmıştı. Dışarıda çok soğuk bir hava vardı, kar kalınlığı yer yer bir metreyi buluyordu.

Ocak ayının son günlerindeydik. Son günlerde bölgede sık sık geçiş oluyor ve görüntü alınıyordu. Anlaşılan büyük bir geçiş olacaktı, bunun hazırlığını yapıyorlar ve bölgeyi kontrol ediyorlardı. Zaten ilçe jandarma ve Çelik Karakolu bu geçişler esnasında sıcak temasa girmiş, 7 teröristi ölü olarak ele geçirmişti. Biz de karakol olarak alarm durumuna geçmiş karakol çevresinde yakın pusuya çıkan timlerde bulunan asker sayısını takviye etmiştik. Her an geçiş yapılacak istihbaratı geliyordu. Telsizcilerimiz ve Kürtçe bilen birkaç asker sürekli teröristlerin telsiz kanallarını dinliyor ve bilgi almaya çalışıyorlardı.

Şubat ayı gelip çattı, gelen istihbaratları göz ardı etmeden görevimize devam ediyorduk. 6 Şubat gecesi karakol nöbetçi subayıydım. Nöbetimi vukuatsız bir şekilde tamamlamış ve ertesi sabah görevimi başka bir arkadaşa devretmiştim. Nasıl olsa bu gün izinliydim, akşama kadar yatıp dinlenecektim. Burada tüm karakol personeli gibi bende subay misafirhanesinde kalıyordum. Akşam saatlerine kadar misafirhanede dinlendim.

Saat 17. 00 civarı uyanıp karakola geldim. Tarih 7 Şubat'ı gösteriyordu ve bu gün büyük bir derbi maçı vardı. Fenerbahçe – Galatasaray Türkiye Kupası yarı final maçı. Fanatik Galatasaray taraftarı olan karakol komutanımla birlikte maçı seyretmeyi düşünüyordum. Tek sorun benim de fanatik bir Fenerbahçe taraftarı olmamdı. Komutanımla her konuda anlaşıyorduk ama böyle derbi maçlarda tamamen rakip olup birbirimizi kızdırıyorduk. Çayımızı içip heyecanlı bir şekilde maç saatini bekliyor ve karakol komutanımla iddialaşıyorduk. Saat 18:00 civarı idi akşam yemeğini yeni yemiş dinlenme salonunda çaylarımızı içiyorduk.

Yanımıza gelen asker tekmil vererek;

- Komutanım termal kamerayla görüntü aldık, gelip bakar mısınız?, dedi.

Karakol komutanı aşağı inince görüntüyü onaylamış ve beni yanına çağırtarak;

- G örüntü var bayağı kalabalık bir grup geçiş yapıyor, Geri Tepmesiz Top (GTT) ile atış yapalım, diye haber yollamıştı.



Hızlı bir şekilde aşağı indim. Manisa'da GTT kursu aldığım için, karakoldaki ağır silah sorumlusu da bendim. GTT'miz sabit olduğu için görevli erlere cephanelikten mühimmat getirmeleri emrini verdim. Takviye mühimmat gelmiş atış yapmaya hazırlanıyordum. Silahın 25 metre geri tehlike bölgesi olduğu için askerleri silahın arkasında durmamaları konusunda ikaz ettim. Görüntü karakolun 2 km . kadar üst tarafındaki bir bölgede alınmıştı. Atış esnasında tüm askerler mevziilerde, karakol komutanı ise beş metre yanımdaydı. Diğer rütbeliler de görev yerlerine dağılıp askerlerinin başına geçmişlerdi.



Nişan alıp peş peşe iki mermi fırlattım. Ben atış yaparken karakol komutanımız da gece görüş dürbünüyle atış yaptığım bölgeye bakıyor ve bana düzeltme koordinatları veriyordu. Başka bir arkadaşımız da uçaksavarla aynı bölgeyi taramaya başlamıştı. Üçüncü mermiyi hazırlayıp namluya yerleştirdikten sonra, namlu kapağını kapattığımı hatırlıyorum... bayılmışım.



Ayıldığım zaman kendimi rütbeli gazinosundaki kanepe üzerinde yatar bir halde buldum. Tüm karakol personeli hatta komutanın hanımı bile başımda dikiliyordu. Şaşkın bir halde etrafıma bakıyor ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. İçeride bir sessizlik vardı sanki herkes şok olmuştu, herkes bana bakıyordu ama kimseden çıt bile çıkmıyordu. Bu durum birkaç dakika daha sürdü. En son GTT ile atış yaptığımı anımsadım ve o an bana bir şey olduğunu anımsadım. Üzerimde bir battaniye örtülü idi. Sol kolum çok şiddetli bir biçimde sızlamaya başladı. Yaranın sıcaklığı geçtikçe ağrı yapmaya başlamıştı. Battaniyeyi diğer elimle kaldırıp bakmak istediğimde komutanım buna izin vermedi. Bunun üzerine bir uzman çavuş arkadaş da battaniyeyi açmamı engelleyerek;-

- K ardeş bakma, kolunda parçalı bir kırık var, kemikler göründüğü için kolunu sardık, dedi.

Kolumun koptuğunu o anda anlamış;



- Allah'ım kolum koptu ! ben şimdi ne yapacağım ?, diye seslendim. Salondakiler kolunda bir şey yok sadece kırık var diye ısrar edip yemin ediyorlardı. Komutanın hanımının sürekli ağladığını görünce tamamen emin olmuştum. Sol kolum artık yoktu.

Telsizle helikopter istenmiş tepeden taciz olduğu için inememişti. Helikopter kısa süre sonra bir sorti daha yaparak beni almak için piste inmişti.

Bu arada bana mühimmat veren asker de elinden çok hafif yaralanmıştı. Acılarım artmış “Beni bayıltın” diye ısrarla etrafımdakilere yalvarır bir hal almıştım. Olay esnasında kopan kolumu bulup belki yerine dikilebilir umuduyla buzdolabına koymuşlardı. Ama helikopterden inen sağlık personeli bunun mümkün olmadığını söyleyince kopan kolu almadan, helikoptere bindik ve Diyarbakır Askeri Hastanesine doğru havalandık.

Acı içinde kıvranıyordum helikopterdeki sağlık personeline devamlı olarak;



- Çok acım var beni bayılt, diye sesleniyordum, O'da sürekli,



- Çok az yolumuz kaldı, 10 – 15 dakika içinde hastanedeyiz, diye teselli veriyordu.

Helikopter Diyarbakır'a inince bekleyen ambulansla hastaneye sevk edildim. Hastane yakındı. Birkaç dakika içinde hastaneye varmıştık. Sedyeyle ameliyathaneye girdiğimi hatırlıyorum.

Kendime geldiğim de ameliyathaneden çıkarılmış ve yoğun bakım odasına alınmıştım. Olayın üzerinden 15 saat geçmişti. Başımda bir hemşire bekliyordu. İlk isteğim su içmek oldu. Ameliyattan yeni çıktığımdan dolayı, su içmem sakıncalıydı. Ameliyat sırasında narkoz ve uyuşturucu iğne yapıldığı için su mide bulantısı yapıyormuş. Hemşire elindeki bezi musluğa tutup ıslatarak getirdi ve sadece dudaklarımı sildi. Aynı gün beni subay koğuşuna aldılar. “Oda da yalnızdım ve nedendir bilmem sürekli tavana bakıp bunun bir rüya olmasını temenni ediyor ve biraz sonra bu rüyadan uyanacağımı düşünüyordum”.

Karakoldan aileme haber verilmişti. Olayın ikinci günü amcam, ağabeyim ve ablam ziyaretime gelmişlerdi. Ablam yanıma girmeye cesaret edememişti. Onunla ancak ertesi gün görüşebilmiştik. Abimler odada çok kısa bir süre kalabildiler, ziyaret yasaktı ama uzaktan geldikleri için kısa bir izin alabilmişlerdi. Onları karşımda görünce duygulandım, acımı onlara belli etmemeye çalışıp gülümsüyordum. Onların da gözleri dolmuş ağlamamak için kendilerini zor tutmuşlardı. Beş dakika sonra gelen personel;

- Ziyaret saati doldu, deyince odadan ayrıldılar. Ertesi gün amcam ve ablam memlekete dönmüş, abim refakatçi olarak yanımda kalmıştı. Beni her gün karakoldan arayıp;

- Bir ihtiyacın var mı?, diye soruyorlardı. Dördüncü gün beni telefonla arayan komutanımdan sağlık cüzdanımı, lazım olabilecek evrakları ve gerekli malzemeleri istedim.

Olayın nasıl olduğunu hala anlayamamıştım. Bana henüz bir şey anlatılmamıştı. Yaralı askerimin de yaralı olan eli iyileşmeye başlamış, her gün birkaç kere yanıma uğrayıp;



- Bir ihtiyacın var mı? Komutanım, diye hatırımı soruyordu. O gün yine yanıma gelmişti. Olay nasıl oldu diye sordum. Bana ;



- Komutanım mermiyi size vermiştim, bana geri çekilmemi söylediğinizde ben de bir yere mevziilenip atış yapacağınız yere bakmaya başladım. Sizin mermiyi sürüp namluyu kapatmanızla beraber silahın ateş alması bir oldu. Sizin 5 metre geriye fırladığınızı gördüm. Kolunuz kopmuş kan içinde yerde yatıyordunuz. Kalbiniz durmuş karakol komutanım size kalp masajı yapıyordu. Birkaç dakika sonra kalbiniz normale dönüp çalışmaya başladı. Sıhhiyeciler ilk müdahale yaparken komutanımız helikopter çağırdı. Bu arada kopan kolunuzu bulup dolaba koyduk. Sonrasını zaten siz de biliyorsunuz, dedi.

Askerimle konuştuktan birkaç saat sonra karakoldan rütbeli bir arkadaşım ziyarete gelmiş ve istediğim eşyaları ve evrakları da getirmişti. Olayın nasıl olduğunu ona sorduğumda;

- O sırada uçaksavarla aynı bölgeyi taradığını patlama üzerine yanıma geldiğini söyledi, askerin söylediklerini tekrarladı. Silahın neden patlamış olduğunu sorduğumda;



- Şırnak'taki Alaydan gelen silah teknisyeni silahı inceledikten sonra; silahın eski ve yıpranmış olduğunu, çok uzun bir süredir kullanılmadığı için parçalarının aşındığını, ikinci atıştan sonra iğnenin atışa hazır hale gelmesi gerekirken takılı kaldığını, üçüncü mermiyi namluya yerleştirip kapağı kapattığın anda iğnenin mermi kapsülüne çarpıp patlamasına neden olduğunu ve senin bir hatan olmadığını rapor etti, deyince durumu anlamıştım.

Diyarbakır'daki 6. günümde ikinci ameliyatımı olmam ve kol protezimi yaptırmam için GATA'ya gönderildim. 13 günde ortopedi kliniğinde yattıktan sonra 3 aylık hava değişimi için memleketime gönderildim. Hava değişimi sonunda kol protezimi yaptırtmak için GATA'ya döndüm. Yaralarım tam olarak kapanmadığı için birkaç gün kaldıktan sonra tekrar 1.5 ay hava değişimine gönderildim. Hava değişimi sonunda Ankara'ya döndüğümde beni TSK. Rehabilitasyon ve Bakım Merkezine yatırdılar. Burada kol protezim yapıldı. Fizik tedavi ve proteze alışmam için çalışmalar yapıldı.



Başıma gelen bu üzücü kaza nedeniyle hayata hiç küsmedim. Aksine daha sıkı bir şekilde sarılarak devam ettim. Hayatın her şeye rağmen güzel ve yaşamaya değer olduğunu öğrendim. Solak olduğum için GATA'da yattığım 13 günlük dönemde azimle çalışarak sağ elimle yazı yazmasını öğrendim. Astsubay olduğum halde üniversite tahsili yapamamanın ezikliğini her zaman hissettim. Göreve başladığım ilk seneden beri bir üniversite kazanmak için her yıl üniversite sınavına girdim. 1999 yılında girdiğim sınavda Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bölümünü kazanmıştım fakat mesleğim sebebiyle kayıt olamadım. 2001 yılında yaralandıktan sonra girdiğim sınav da Dokuz Eylül Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünü kazandım. Şu anda birinci sınıfta okumaktayım. Tedavim dolayısıyla raporluyum, tedavim bitince TSK' da ki görevime devam etmeyi ve aynı zamanda okuluma devam etmeyi düşünüyorum.

“Üniversiteyi bitirdikten sonraki idealim çevremde okumak isteyip de maddi imkan bulamayan öğrencilere yardım etmek ve kurs vermek. Şuna inanıyorum ki insan ne olursa olsun, isterse devletin en üst kademesinde görev yapsın, oraya nasıl geldiğini, nereden geldiğini ve ne zorluklarla geldiğini unutmaması lazım. Ben zorluklar içinde okuduğum için, benim durumumda olan öğrencilere imkanlarım ve bilgim derecesinde yardım edeceğim. Ayrıca edebiyat alanına yönelip eserler yazacağım”.

ALINTI






aLLien isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
allahım, ben, kolum, koptu, ne, yapacağım, Şimdi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557