Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz > Askerlik/Mehmetçik
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Askerlik/Mehmetçik Ana kucağı değil, Asker Ocağı

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06 Aralık 2012, 21:29   #1 (permalink)
★½★

aLLien - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2012
Nerden: Antalya-Ankara
Yaş: 30
(Mesajlar): 2.184
(Konular): 1569
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 49000
Aldığı Beğeni: 382
Beğendikleri: 1020
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
aLLien - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Onlar değil sanki ben onsekiz kez şehit olmuştum

1977 Sakarya doğumluyum, üç çocuklu bir ailenin en büyük evladıyım. İlkokul mezunuyum, askerlik çağıma kadar değişik işlerde yetiştikten sonra uzun yıllar kömür ocaklarında kepçe operatörlüğü yaptım. Yıl 1997 sıcak bir Ağustos günü çağrı pusulamı almış, sülüsümü almak için askerlik şubeme uğramıştım. Her Türk genci gibi komando olma hevesi tüm benliğimi sarmıştı. Acemi birliğimin İzmir Yeni Foça 7. Jandarma Komando Alay Komutanlığına çıktığını öğrenince dünyalar benim olmuştu.

Güneydoğu'ya gitmem kesin olduğundan, zaten maddi durumları iyi olmayan aileme de yük olamayacaktım, gerçi içimdeki vatan aşkının maddiyatla ölçülmesi imkansızdır, ama canım Annem ve Babam beni bu yaşa getirene kadar çok çileler çekmişlerdi. Günler çabucak geçti ve arkadaşlarımla beraber artık ellerimize kınalar yakılıp uğurlanma zamanımız gelmişti. Türkiye'nin her tarafında olduğu gibi genel bir düğün havası vardı, yalnız bu düğünde bir gelin ve damat yoktu, sadece Vatan uğruna kurban olmak için can atan Mehmetçikler vardı. Tabi bende şüphesiz onlardan biriydim. Terminal tam bir curcuna yeriydi, davul-zurna eşliğinde halaylar çekip marşlar söyledik, artık İstiklal Marşı söylenmeye başlandığında otobüsler dolusu Mehmetçik ayaktaydı, asker olmanın ilk adımını böylece atmıştık.

Sabah saatlerinde İzmir'e ulaşmıştık, birkaç saat gezdikten sonra teslim olma zamanımız geldi ve Foça'nın yolunu tuttuk. Nizamiyeden girdiğimde duyduğum ilk ses;

- Sivili unutun, burası ana kucağı değil asker ocağı, olmuştu.

Koğuşlarımız belli olmuş, eğitim elbiselerimiz dağıtılmıştı. Ortama çabucak alışmış ve eğitime başlamıştık, eğitimler zevkli ve ağır şartlarda devam ediyordu. Foça'daki ilk haftamızda timlere ayrılmıştık, tüm eğitimimiz boyunca her adımımızı birlikte atacaktık çünkü, bu tim olmanın ve paylaşmanın gereğiydi. Bütün zamanımız Güneydoğu'nun ağır şartlarında hayatta kalma ve bölücü örgütü çökertmek üzere programlanmış bir eğitim sistemine dayalı şekilde geçiyordu.

Hiç unutmam bir gün sabah mıntıkasında yerlerdeki çöp ve izmaritleri toplarken beni yanına çağıran bir onbaşı;



- Oğlum askerde hiç dayak yedin mi?, diye sorduğunda cevabım;

- Hayır komutanım yemedim, oldu.

Bunun üzerine henüz ne olduğunu anlayamadan suratımda bir tokat patladı. Suçum olmadığı halde bu tokadı yemem çok zoruma gitmişti. Seksen üç gün boyunca çok ağır ve disiplinli bir eğitim aldık. Dağıtım zamanımız geldiğinde tim çavuşumuz bir şaka yaptı ve bizim timin İzmir Aliağa'ya gönderileceğini söyledi. Doğuya gitmeyi beklerken böyle bir dağıtım haberi bizi epey şaşırtmıştı.

Tim olarak bölük komutanımıza çıkarak doğuya gitmek istediğimizi söylediğimizde, bu haberi kimin verdiğini sormuş biz ise tim çavuşumuz olduğunu söylemiştik. Bunun üzerine tim çavuşunu yanına çağıran bölük komutanı, birkaç soru sorduktan sonra şaka yaptığını söyleyen tim çavuşunu çok fena dövmüştü. Bölük komutanımız dağıtımımızın Hakkari Yüksekova'ya çıktığını söylediğinde çok sevinmiştik. Son gecemizdi, o geceyi arkadaşlarının komutandan dayak yemesi üzerine, hırslanan çavuşlardan dayak yiyerek geçirmiştik. Ertesi gün on günlük dağıtım iznimizi geçirmek üzere memleketlerimize döndük.

Güzel ve çabuk bir şekilde geçen izinden sonra ailemle ve dostlarımla vedalaşıp, İstanbul'a gidecek, oradan da uçakla Van'a geçtim. Buradaki toplanma bölgesinde birkaç gün kaldıktan sonra, askeri konvoyla Hakkari'ye doğru hareket ettik. Yüksekova'ya vardığımızda duyduğumuz ilk sözler yine nasihat olmuştu, bizi içtima alanına toplayan komutanlarımız;

- Arkadaşlar bundan sonra burası evinizdir, her zaman birbirimize destek olarak, kardeş gibi geçinip tek vücut olacağız, diye güzel bir nutuk atmışlardı.

Bizleri timlerimize göre kalacağımız koğuşlara yerleştirdiler. Buradaki misafirliğimiz sadece bir gece sürmüş, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kendimizi eğitim alanında bulmuştuk, sesimiz dağlarda yankılanıyordu. Takip eden günlerde acemi birliğinde aldığımız eğitimin hafif bile kaldığını, burada tam bir savaş eğitimi verildiğini gördük. Her gün sıkı bir eğitim yapıyor, çevremizde bulunan dağlara doğru intikale çıkıyorduk. Timdeki herkes bütün silahları kullanmayı, ayrıca tüm özelliklerini ve bakımını öğreniyordu. Bu eğitimlerimiz üç ay kadar sürmüş, eğitim sonunda artık operasyonlara katılacak seviyeye gelmiştik.



İlk katıldığım görev, bir gece pususu idi, gözetlemekte olduğumuz bir köye üç tane terörist girmişti, havanın aydınlanmasıyla beraber arama yapmak için köye girdik. Elimize hiçbir şey geçmemiş, (korkudan olsa gerek) köylüler teröristleri gizlemişlerdi. Fakat yaptığımız aramalar sonucunda bir evin altına yapılmış gizli bir bölmede üç adet kaleşnikof, bir adet tabanca ve çok sayıda mühimmat ele geçirdik. Yaptığımız sorgulamaya rağmen ağızlarından bir kelime alamamıştık.

Sonraki günlerde sık aralıklarla yol emniyeti görevine çıkıyor, Tokağaç adlı bir köye gidiyorduk. Nedense her defasında bu bölgede sıcak temasa giriyorduk. Bir defasında bizimle göreve çıkan korucuların bile, çatışma esnasında bize ateş ettiklerini tespit ettik. Bizim Bölük Alay'ın en iyi bölüklerinden biriydi, yol emniyetleri ve operasyonlara katılıyor, bölgeye operasyonlar için gelen diğer birliklere öncü olarak göreve gidiyorduk.

Bölük olarak Alay Komutanımızın bulunduğu binada kalıyorduk. Her askeri birlikte olduğu gibi dinlenme saatlerinde kendi aramızda şamatalar yapıp eğleniyorduk. Bir gün Alay Komutanımız bölüğümüzü Kamışlı Karakoluna göreve gönderdi.

Burası, her gece terörist gruplarının görüntüsünün alındığı bir bölgeydi. Kamışlı'ya vardığımızda bizi, karakol yakınına kurulan çadırlara yerleştirdiler. Geceleri karakol yakınlarında bulunan yüksekçe ve bölgeye hakim bir tepeye çıkarak karakol ve çevre emniyetini alıyor, havanın aydınlanmasıyla birlikte görevi koruculara bırakarak dinlenmek için karakola dönüyorduk.

On beş gün boyunca bu görevi sürdürdük, on altıncı gün hazırlanıp pusu için tepeye çıktık. Mevzilerimize yerleştik, saat 21:30 civarında üç kişilik görüntü aldık. Durumu komutanımıza bildirdiğimizde;

- Gözetlemede kalın hiçbir müdahalede bulunmayın bunlar öncüdür, esas grup arkada olabilir dikkatli olun, talimatını verdi.

İlerleyen saatlerde teröristlerin sayısının artmaya başladığını gördük. Durumu tekrar komutanımıza ilettiğimizde, timimizin 300 metre ileride bulunan bir tepede mevzilenmesini ve sıkı emniyet tedbirleri almamızı emretti.

Tim olarak mevziilerimize yerleşmiş, ağır silahlarımızı tehlikenin gelebileceği bölgelere doğrultup, beklemeye başlamıştık. Alt tarafımızda bir dere yatağı vardı, görüntüsünü aldığımız teröristler ise karşımızdaki tepelerde mevziilenmiş, saldırı için en uygun anı kolluyorlardı. Gözümüzü dört açıp ne olacağını bilmeden bekliyorduk. Saat 24:00 civarında karşımızdaki tepede bulunan, yaklaşık 300 kişilik bir grubun yoğun bir şekilde üzerimize ateş etmesiyle birlikte sıcak temas başladı. İlk ateş esnasında üç arkadaşımız şehit olmuştu, karşımızdaki tepe bulunduğumuz yere göre biraz yüksekteydi. Tam siper alarak karşılık vermeye başladık fakat kafamızı kaldıramıyor, ateşin nereden geldiğini göremeden gelişigüzel karşılık veriyorduk. Karşılıklı ateş bir saat kadar sürdü, bu arada cephanemiz tükenmek üzereydi. Arkamızda bulunan bölükten bir türlü yardım gelmiyor ve bize ateş desteği de sağlayamıyorlardı, çünkü terörist grupla bölüğün ortasında kalmıştık, ateş açsalar bizi vurabilirlerdi.

Dakikalar geçmek bilmiyordu, ana grup bize ateş ediyor alt tarafımızdaki dere yatağından ise mevziimize doğru yaklaşık on beş kişilik bir sızma grubu yaklaşıyordu. Onların geldiğinin farkında değildik, ama sızma olabilir düşüncesi ile arada bir el bombası atarak dere yatağını yokluyorduk.

Sızma grubundan birkaç kişi iyice yaklaşmış biz ise onları fark edememiştik. Karşı tepeye ateş ederken, ayaklarımın arasına bir el bombası düştüğünü fark ettim. Hiçbir müdahalede bulunamadım, çünkü düşmesi ve patlaması bir anda olmuştu. Ayaklarımı hissetmiyordum, silahımı yanıma bırakıp vücudumu yoklamaya başladım. Sol elimi uzatıp kalçamı yokladığımda, kalçam ile dizim arasında kalan bölgede elimin kemiğe değdiğini hissettim. Büyük bir yarık vardı, sakin olmaya çalışarak kendimi yoklamaya devam ediyordum. Bu arada sağ dizimin altındaki kemiğin parçalandığını hissettim çünkü elime kemik parçaları batıyordu. Bacağım ile gövdem arasındaki bağlantıyı bir et parçası sağlıyordu. Yaralanmıştım fakat sıcağı sıcağına hiçbir acı hissetmiyordum, kendimi bir iki metre geriye çekerek sırtımı mevziiye dayadım.

Henüz yaslanmıştım ki ne olduğunu anlayamadan bir arkadaşım;

- Vuruldum, diye inleyerek bacaklarımın üzerine yığıldı.

O kadar şaşkın ve heyecanlıydım ki hiçbir şey hissedemiyordum. Üzerimize yağmur gibi mermi yağıyordu, birkaç dakika daha geçmemişti ki bir arkadaşım daha,

- Yandım anam, diye feryat ederek göğsüme yığıldı.

Adeta nutkum tutulmuştu. Yaralı ve çaresizdim, arkadaşlarımın cansız bedenleri üzerimi örtmüştü, hiçbir şekilde hareket edemiyordum. Sızma grubu tarafından sürekli el bombası atılıyordu, artık barut kokusu yüzünden nefes alamaz hale gelmiştim. Birkaç dakika sonra arka tarafımda bir el bombasının daha patladığının hissettim, bu patlamayla birlikte kafamda bir yara açıldığını hissettim. Başımdan akan kanlar gövdeme doğru süzülüyordu, artık iyiden iyiye sonumun geldiğini hissediyor, herkes gibi ecelimle ölmeyeceğimi düşünüyordum. Bu mevziiden sağ çıkamayacağımı anlamıştım, yaşantım gözlerimin önünden film şeridi gibi akmaya başlamıştı. Acaba ben ölürsem ailemin hali ne olacak ve bu duruma nasıl dayanacaklardı. Vurulan başka bir arkadaşımın daha üzerime yığılmasıyla beraber iyice nefes alamayacak ve hareket ettirebildiğim tek uzvum olan kollarımı da hareket ettirmeyecek hale gelmiştim. Zaman geçtikçe yavaş yavaş havanın aydınlandığını hissetmeye başladım.

Silah sesleri azalmıştı azalmasına ama bulunduğum yerin alt kısmından kulaklarıma Kürtçe konuşarak gelen teröristlerin sesi geliyordu . Aniden mevziiye üç kişi girdi, yerde yatan tüm arkadaşlarıma tekme atıyor, sağ kalan var mı diye kontrol ediyorlardı. Halen emin olmamış olsalar gerek, bununla yetinmeyip şehit olan arkadaşlarımı ve beni ellerindeki kaleşnikoflarla (otomatik tüfek) taramaya başladılar. “Allah'ın taktiri bu ya, üzerime yığılan şehit arkadaşlarımın cansız bedenleri kurşunların bana ulaşmasını engellemiş ve şehit olmalarına rağmen benim hayatımı kurtarmışlardı”. Bir ara arka taraftan sesler gelmeye başladı, bölükteki bir komutanımın mevziiye seslendiğini duydum. Fakat teröristler halen başımda dikildiğinden ona cevap veremiyordum, ses çıkarmadan kendimi Allah'ın takdirine emanet etmiştim.

Sesler yaklaşınca teröristler iyice tedirgin olmuş, mevziiden çıkıp dere yatağına doğru kaçmaya başlamışlardı. Onların uzaklaştığından tamamen emin olduktan sonra, gelen seslere cevap vermek istedim. Komutanım;

• Sağ kalan var mı?, diye sesleniyordu,

• Yaralıyım, diye bağırdım.

• Sen kimsin ?, diye bir ses geldi, son gayretimle kendimi tanıtabildim, komutanım ve iki arkadaşım mevziiye girdiler. Komutanım;

• Neyin var oğlum, diye sordu, ben ayaklarımı hissedemediğimi ve başımdan yaralandığımı söyledim.

Yirmi dört kişilik timden geriye beş kişi geri çekilmeyi başararak kurtulmuş, on sekiz arkadaşım şehit düşmüş ve sadece ben yaralı olarak kurtulmuştum.

Arkadaşlarım üzerimdeki şehitleri kaldırdı. Beni gören komutanım;



- Oğlum merak etme bacakların yerinde, seni hemen bölüğün bulunduğu tepeye taşıyacağız, dedi.

Artık çatışma sona ermişti, sadece uzaklardan kesik kesik silah sesleri geliyordu. Yere çöken komutanım, arkadaşlarımın da yardımıyla beni sırtına alarak ayağa kalktı. Henüz birkaç adım atmıştı ki; ayağımın yerde süründüğünü ve sağa sola döndüğünü hissettim, canım çok yanmıştı.

- Ayağım acıyor, diye bağırmaya başladım. Komutanım, yanımdaki askerlere;

- Yardım edin, diye bağırınca; bir arkadaşım ayaklarımı tutup kaldırırken, diğeri emniyetimizi sağlıyordu.

Yaklaşık on dakikalık bir yürüyüşten sonra bölüğün bulunduğu tepeye vardık. Sıhhiyecilerin ilk müdahalesi sürerken bir yandan da şehit düşen arkadaşlarımızı benim yanıma taşıdılar. Olayın vahameti asıl o zaman meydana çıkmıştı, başımı ne tarafa çevirsem şehit arkadaşlarımı görüyordum. Çok değil birkaç saat önce gülüşüp oynuyor, gelecekle ilgili hayaller kuruyorduk.

Sanki dünya başıma yıkılmış, yaşayan bir ölü olmuştum. Halen mevziiye girip şehit arkadaşlarımın üzerine mermi yağdırmaları gözümün önünde canlanıyor, bu canımı daha çok yakıyordu, kendi acımı hiç hissetmiyordum. Onlar değil adeta ben on sekiz kez şehit olmuştum . Tam bunları düşünürken gelen helikopter sesiyle gerçek dünyaya döndüm. Helikopter tozu dumana katarak bulunduğumuz tepeye indi, önce şehitleri sonra da beni helikoptere yüklemeleriyle birlikte Hakkari Tugay Hastanesi'ne doğru havalandık. Görevli helikopter personeli sürekli benimle konuşuyor, şuurumun açık kalmasını sağlayarak şoka girmemem için çabalıyordu. “Zaten yaşanabilecek en kötü şoku yaşamıştım, bundan sonra daha nasıl bir şok yaşayabilirdim ki ?” Kısa bir süre sonra hastaneye ulaştık, beni acil olarak ameliyathaneye taşıdılar.

Gözlerimi açtığımda kendimi Ankara GATA'da buldum. Aradan sekiz gün geçmişti. Ben yoğun bakımdan yeni çıkmış, yarı baygın bir halde etrafıma bakınıyordum. Odada bulunan birkaç hemşire başımda bekliyordu. Bir ara odanın camına baktığımda annemi ve babamı gördüm. Annem ağlıyordu bir anda yere yığıldığını gördüm, ana yüreği dayanamamış, oracıkta bayılmıştı. Bense annemin bayılmasıyla adeta yıkılmıştım. Doktorlar tarafından anneme yapılan müdahalenin peşinden, ayıldığını görünce az da olsa rahatladım. Ellerimle cama doğru işaret yaparak iyi olduğumu anlattım. Günler acıda olsa geçiyor, tedavilerimse devam ediyordu. Kısa bir süre sonra yoğun bakımdan çıkarılmış, gazi arkadaşlarımın yattığı odalardan birine alınmıştım. GATA'da yattığım sürede bir çok kez ameliyat oldum, buradaki tedavim iki buçuk sene sürdü. Taburcu olduktan kısa bir süre sonra emekli oldum ve evlendim, devlet tarafından bana sağlanmış olan kontenjanla işe başladım. Dönem dönem TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde tedavi görmekte, eşimle ve ailemle birlikte mutlu bir hayat sürdürmekteyim.

ALINTI.






aLLien isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
ben, değil, kez, olmuştum, onlar, onsekiz, sanki, şehit


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557