Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kadınca > Bebeğim
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Bebeğim Bebekleri olan üyelerimizin bebekleri hakkında bilgi edinebileceği ve paylaşım yapabileceği forumdur.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree3Kişi Beğendi
  • 1 Post By YeK..!
  • 1 Post By YeK..!
  • 1 Post By YeK..!
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Kasım 2012, 17:31   #1 (permalink)
>>> M..S..D <<<

YeK..! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Ekim 2012
Nerden: Karadeniz
(Mesajlar): 1.043
(Konular): 417
Renkli Para : 47418
Aldığı Beğeni: 222
Beğendikleri: 348
Ruh Halim: Paranoyak
Takım :
Standart Çocuk Masalları..

Mutlu Prens

Kırlangıç kuşu, geceyi geçirecek güvenli bir yer arıyormuş. Çok geçmeden şehrin tepesindeki heykeli görmüş. Bir prens heykeliymiş bu. Kırlangıç 'Burada konaklayayım' diyerek heykelin ayaklarının dibine uzanmış. Tam uykuya dalacakken başına bir su damlası düşmüş. Kırlangıç gözlerini açmış 'Yağmur mu yağıyor?' diyerek yukarı bakmış. Ne görsün! Prens şıpır şıpır gözyaşı döküyormuş. Kırlangıçın yüreği sızlamış. Uçup prensin koluna konmuş 'Neden ağlıyorsun?' diye sormuş.
-'Çünkü çok uzakta yoksul bir ev görüyorum. Evin penceresi açık, içeride de bir kadın ağlıyor. Küçük oğlu çok hasta. Üstelik kadının ona ilaç alacak parası yok! Keşke yaına gidip ona yardım edebilseydim. Ama yerimden kımıldayamıyorum.' demiş prens.

Kırlangıçda üzülmüş bu duruma, o da ağlamış. Prens 'Sen de benim gibi şevkatlisin, kılıcımın kabzasındaki şu yakutu görüyor musun? Onu kopartıp o yoksul kadına ***ürür müsün?' diye sormuş kırlangıca. .

Kırlangıç, sabah erkenden yola çıkmalı, sıcak ülkelere göç etmeliymiş. Çünkü gittikçe hava soğuyor, göç etmek güçleşiyormuş. Fakat hasta çocuğa ve yoksul kadına yardım etmek için yola çıkmaktan vazgeçmiş. Güneş doğar doğmaz, prensin kılıcındaki yakutu sökmüş. Yoksul kadının evine doğru uçmaya başlamış. Eve varınca söz verdiği gibi, yakutu kadının masasına bırakmış. Prens, yoksul kadının, masasında bir yakut bulup nasıl sevindiğini görmüş. Artık o mutlu bir prensmiş.

Oscar Wilde'ın Mutlu Prens adlı kitabından alıntılanarak uyarlanmıştır.




çivi Bunu beğendi.

"Aç Mısın?" Sorusuna " Kafayı Yedim, Ziyadesiyle Tokum" diyesim var...
YeK..! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 10 Kasım 2012, 17:33   #2 (permalink)
>>> M..S..D <<<

YeK..! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Ekim 2012
Nerden: Karadeniz
(Mesajlar): 1.043
(Konular): 417
Renkli Para : 47418
Aldığı Beğeni: 222
Beğendikleri: 348
Ruh Halim: Paranoyak
Takım :
Standart

Aydede ve Küçük Ceylan

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken;
Aydede gökyüzünde ıslık çala çala geziyormuş. Onun ıslığını duyan iki yıldız kardeş kendi aralarında konuşmaya başlamışlar. "Bak," demiş Sarı Yıldız, "Aydede yine çocukları, hayvanları ve ağaçları korumak için nöbet tutuyor" Beyaz Yıldız da, "Acaba bugün nereye gidiyor, soralım mı?" demiş ve hemen atılmış "Aydede, Aydede beni duyuyormusun" diye bağırmış. Ama Aydede duymamış. Bu sefer Sarı Yıldız ve Beyaz Yıldız birlikte bağırmaya başlamışlar "Aydede, Aydede, lütfen bizi duy" Bu sefer Aydede onları duymuş. "Merhaba sarı Yıldız, merhaba Beyaz Yıldız, ne yapıyorsunuz bu saatte dışarılarda bakayım" demiş. Sarı Yıldız atılmış hemen, "Aydede biz annemizden dışarıda oynamak için izin aldık" demiş. "Tamam, o zaman" demiş Aydede. Sonra Beyaz Yıldız atılmış ve "Aydede, Aydede bu gece nereye gidiyorsun böyle" demiş. Aydede "dün gece Çiçekli Dağ'ın yamacında küçük bir ceylan kaybolmuştu. Onu bulup annesiyle babasına ***ürmüştüm. Biraz yaramaz bir ceylana benziyordu. Geçerken ona bir göz atmaya gidiyorum" demiş. "İnşallah, başına bir şey gelmemiştir, Aydede" demiş Sarı Yıldız. "Hadi, biz de artık yatmaya gidelim" demiş Beyaz Yıldız. İkisi birden "iyi geceler, Aydede" demişler. Aydede de "iyi geceler çocuklar, tatlı rüyalar" diye cevaplamış onları ve yoluna devam etmiş.
Dağa doğru yaklaştığında ağlama sesine benzer bir takım sesler duyduğunu zannetmiş ama tam emin olamamış. Çünkü dağda, sesler, bazen rüzgarın, bazen de yankının şakacılığı yüzünden kulağı yanıltabiliyormuş. Dağın yamaçına iyice yaklaştığında duyduğu seslerin ağlama sesi olduğuna iyice emin olmuş. Hemen seslerin geldiği yöne doğru alçalmış. Bir de ne görsün? Küçük ceylan Çiçekli Dağ'ın vadiye uzanan yamacında bir uçuruma düşmek üzere çırpınıp duruyormuş.. Küçük Ceylan'ın annesi ve babası da aynı uçurumun kenarında yavrularına bakıp ağlıyorlarmış çünkü ellerinden bir şey gelmiyormuş. Sadece "korkma Küçük Ceylan, korkma" diyorlarmış. Küçük Ceylan da korkudan ağlıyormuş çünkü, çok tehlikeli bir yerden düşmüş. Neyse ki, uçuruma değilde, uçurumun hemen kenarındaki bir yarığa düşerek, küçük bir ağaca tutanabilmiş. Ama hareket edemiyormuş; çünkü, ayakta durduğu yer çok darmış. Aydede hemen gökyüzünden süzülerek aşağılara gelmiş ve Küçük Ceylan'ın karşısında durmuş ve "Acaba kim geldiiii" demiş. Küçük Ceylan şaşkınlıkla bağırarak "Aydede, Aydede, yaşasın" diye bağırmış. Aydede bu sefer kaşlarını çatarak "Söyle bakalım küçük yaramaz, bu sefer ne yaptın da buraya düştün" demiş. Bir taraftan da gözleriyle Küçük Ceylan'ın durduğu yeri kontrol ediyormuş Aydede. "Ama Aydede," demiş Küçük Ceylan, "bu sefer benim hiç suçum yok." Aydede, "Peki buraya nasıl düştün, yoksa uykudaydın da burada mı uyandın" demiş. "Ben annemle babama çiçek toplamak için yamaçlara gelmiştim, çok güzel çiçekler topladıktan sonra bir de ne göreyim, en güzel çiçek uçuruma yakın, tehlikeli bir yerde değilmi; ama dikkatli olursam, yavaş hareket edersem ve elimle küçük fidanları tuta tuta gidersem tehlikesiz diye düşündüm. Tam da düşündüğüm gibi oldu. Çok dikkatli hareket ettim, çok yavaş ilerledim, küçük fidanları hiç bırakmadım. Çiçeğin yanına gelince hiç de korktuğum kadar yokmuş diye düşündüm" Aydede merakla, "Eeeeeee ne oldu da düştün o zaman" diye sabırsızlanarak sormuş. "Sabırlı olur musun Aydede anlatıyorum işte" demiş ve devam etmiş Küçük Ceylan, "Çiçeği tam koparacakken rüzgar oyun oynadı benle. Birdenbire bir fırtına çıktı. Kendimi geri çekeyim derken ayağım arkada duran bir taşa çarptı ve dengemi kaybettim. Fırtına da beni savurdu; yuvarlandım. Uçurumdan aşağıya düşerken bu tümsekteki ağaca tutundum ve ayaklarımda tümseğe değdi. Yoksa düşecektim" demiş ve yine korkarak ağlamaya başlamış. Aydede Küçük Ceylan"ı kucağına almış ve "Artık ağlama, geçmiş olsun, çok büyük tehlike atlatmışsın" demiş " Ama bir daha tehlikeli yerlerde çok güzel şeyler de görsen, annene babana haber vermeden gitmek yok, tamam mı?" diye sormuş. Küçük Ceylan Aydede'ye sarılarak "Tamam Aydedeciğim" demiş ve Aydede Küçük Ceylan"ı annesiyle babasının yanına ***ürmüş. Küçük Ceylan annesiyle babasına sarılırken "Özür dilerim, bir daha size sormadan tehlikeli şeyler yapmayacağım" demiş. Annesiyle babası çok sevinmişler ve Aydede'ye "Çok teşekkür ederiz Aydede, sen olmasaydın ne yapardık" demişler. Aydede de "Önemli değil canım, beni ne zaman çağırırsanız gelirim, merak etmeyin" demiş. "Hadi, bundan sonra hepiniz daha dikkatli olun, lütfen" demiş ve gökyüzüne doğru yükselmiş. Küçük Ceylan, annesi ve babası Aydede'ye el salladıktan sonra eve doğru yürümüşler. Aydede gökyüzünden bağırmış "İyi geceler Küçük Ceylan, tatlı rüyalar."
Bu masalda burda bitmiş.
Eylül 2005
Bu masal Zal, Zed ve Ner adlı çocuklara anlatılmış. Onlar da bütün diğer çocuklara ve böylece yayılmış her yana Aydede hikayeleri. .

Murat Kara




çivi Bunu beğendi.

"Aç Mısın?" Sorusuna " Kafayı Yedim, Ziyadesiyle Tokum" diyesim var...
YeK..! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 10 Kasım 2012, 17:34   #3 (permalink)
>>> M..S..D <<<

YeK..! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Ekim 2012
Nerden: Karadeniz
(Mesajlar): 1.043
(Konular): 417
Renkli Para : 47418
Aldığı Beğeni: 222
Beğendikleri: 348
Ruh Halim: Paranoyak
Takım :
Standart

Kelebeğin Hikayesi


Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında , küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi. Adam , bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi. Dakikalar dakikaları kovaladı , saatler geçmeye başladı , ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki , kelebeğin dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü. Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da , artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden , kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı. Böylece , bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük , kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu. Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek , hayatinin geri kalanını , kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de , asla uçamadı. Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey , kozanın kisitlayiciliginin ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın , Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kisitlayiciligindan kurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu. Bu gerçeği öğrendiğinde , hayat boyu unutamayacağı bir şey de öğrenmişti: Bazen , hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey , çabalardır. Eğer Allah , hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi , o zaman , bir anlamda sakat kalırdık . Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman . Ve asla uçamazdık..





"Aç Mısın?" Sorusuna " Kafayı Yedim, Ziyadesiyle Tokum" diyesim var...
YeK..! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 10 Kasım 2012, 17:35   #4 (permalink)
>>> M..S..D <<<

YeK..! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Ekim 2012
Nerden: Karadeniz
(Mesajlar): 1.043
(Konular): 417
Renkli Para : 47418
Aldığı Beğeni: 222
Beğendikleri: 348
Ruh Halim: Paranoyak
Takım :
Standart

Obur Kaplumbağa

Bir varmış, bir yokmuş,
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
Allah’ın yarattıkları buğday tanesinden çokmuş.
Kimi kavak gibi uzun, kimi kabak gibi tombulmuş, Kimi yürürken tıs tıs eder, kimi kuş gibi uçarmış
Yeşil mi yeşil, güzel mi güzel bir orman içinde iki arkadaş kaplumbağa yaşarmış. Birinin adı Meyşa diğerininki ise Tişni imiş. Meyşa ile Tişni çok iyi arkadaşmış.
Meyşa hareketli, yardımsever, çalışkan, dost canlısı bir kaplumbağaymış. Tişni ise tembel, dünyayı umursamayan, herkesten uzak durmayı seven bir kaplumbağaymış. Tek ar*kadaşı Meyşa imiş. Meyşa ve Tişni her akşam aynı ağacın altında buluşurlarmış.
Bir varmış, bir yokmuş,
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
Allah’ın yarattıkları buğday tanesinden çokmuş.
Kimi kavak gibi uzun, kimi kabak gibi tombulmuş, Kimi yürürken tıs tıs eder, kimi kuş gibi uçarmış
Yeşil mi yeşil, güzel mi güzel bir orman içinde iki arkadaş kaplumbağa yaşarmış. Birinin adı Meyşa diğerininki ise Tişni imiş. Meyşa ile Tişni çok iyi arkadaşmış.
Meyşa hareketli, yardımsever, çalışkan, dost canlısı bir kaplumbağaymış. Tişni ise tembel, dünyayı umursamayan, herkesten uzak durmayı seven bir kaplumbağaymış. Tek ar*kadaşı Meyşa imiş. Meyşa ve Tişni her akşam aynı ağacın altında buluşurlarmış.
Meyşa her gün sabah uzun uzun yürür, yolda gördüğü hayvan*larla tanışır, arkadaş olurmuş. Tisni’ninse her gün yaptığı tek şey bol bol yemek yemek ve uyumakmış.
Meyşa, Tişni’ge devamlı olarak;
— Haydi, Tişni sen de biraz gez, hareket et, çok şişmanla*dın, dermiş. Tişni ise;
— Biz kaplumbağalar zaten yavaş hayvanlarız; bizim ha*reketimizden ne olacak, diyerek yatarmış. Sürekli yemek ye*diğinden çok obur bir kaplumbağa olup çıkmış. Bulduğu her otu yiyormuş. Meyşa ona;
— Her otu yeme zehirlenirsin, dermiş ama o bildiğinden hiç şaşmaz, kimsenin sözüne kulak asmazmış.
Bir gün Meyşa, Tişni’yi ormanda gezmeye ikna etmiş. Bir*kaç adım gidince Tişni “Yoruldum!” diye şikâyet etmiş.
Dinlenmek için bir yerde durmuşlar. Sürekli boğazını düşünen Tişni, yiyecek bulmak için etrafa bakmaya başlamış. Daha önce görmediği kırmızı meyveli bir sarmaşık görmüş. Yemek için meyvelere doğru ilerlemiş. Meyşa;
_ Hayır, Tişni onları yememeliyiz. Ne olduğunu bilmiyoruz, zararlı olabilirler, demiş. .
_ Baksana kırmızı kırmızı meyveler. Ne kadar da güzel
Görünüyor, gel sen de ye, demiş Tişni,
Meyşa yememesi için çok yalvardıysa da Tişni’yi vazgeçirememis. Tişni hem yiyor hem de Meyşa’yı;
— Gel gel, sen de ye çok lezzetli, diye çağırıyormuş.
Tişni tıka basa yedikten sonra uyumaya gitmiş. Daha yeni uykuya dalmış ki dayanılmaz bir karın ağrısiyla uyanmış.
Meyşa, arkadaşının yanına koşmuş; ama elinden gelen hiçbir şey yokmuş. Tişni karın ağrısıyla kıvranıyormuş. Meyşa ne yapacağını şaşırmış. Aklına arkadaşı geyiği çağırmak gel*miş. Geyik hastalıklardan anlarmış. Koşa koşa geyiğin yanı*na gitmiş. Tişni’nin başına gelenleri ona anlatmış. Geyik şifalı otlardan bir ilaç hazırlamış. Tişni’ye bunu içirmiş.
Tişni o günden sonra bir daha asla bilmediği yiyecekleri yememiş. Meyşa ile birlikte her gün ormanda uzun yürüyüş*ler yapmış. Meyşa artık onun çok yemesine de engel oluyor*muş. Tişni şişmanlıktan kurtulmuş, sağlıklı bir kaplumbağa ol*muş. İki arkadaş ormanda uzun yıllar yaşamışlar.




çivi Bunu beğendi.

"Aç Mısın?" Sorusuna " Kafayı Yedim, Ziyadesiyle Tokum" diyesim var...
YeK..! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 10 Kasım 2012, 17:36   #5 (permalink)
>>> M..S..D <<<

YeK..! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Ekim 2012
Nerden: Karadeniz
(Mesajlar): 1.043
(Konular): 417
Renkli Para : 47418
Aldığı Beğeni: 222
Beğendikleri: 348
Ruh Halim: Paranoyak
Takım :
Standart

Rapunzel

Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki güzel çiçekleri ve sebzeleri seyrederken, kadının gözleri sıra sıra ekilmiş özel bir tür marula takılmış. O anda sanki büyülenmiş ve o marullardan başka şey düşünemez olmuş. “Ya bu marullardan yerim ya da ölürüm” demiş kendi kendine.

Yemeden içmeden kesilmiş, zayıfladıkça zayıflamış. Sonunda kocası kadının bu durumundan öylesine endişelenmiş, öylesine endişelenmiş ki, tüm cesaretini toplayıp yandaki evin bahçe duvarına tırmanmış, bahçeye girmiş ve bir avuç marul yaprağı toplamış. Ancak, o bahçeye girmek büyük cesaret istiyormuş, çünkü orası güçlü bir cadıya aitmiş. Kadın kocasının getirdiği marulları afiyetle yemiş ama bir avuç yaprak ona yetmemiş. Kocası ertesi günün akşamı çaresiz tekrar bahçeye girmiş. Fakat bu sefer cadı pusuya yatmış, onu bekliyormuş. “Bahçeme girip benim marullarımı çalmaya nasıl cesaret edersin sen!” diye ciyaklamış cadı. “Bunun hesabını vereceksin!” Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları nasıl canının çektiğini, onlar yüzünden nasıl yemeden içmeden kesildiğini bir bir anlatmış. “O zaman,” demiş cadı sesini biraz daha alçaltarak, “alabilirsin, canı ne kadar çekiyorsa alabilirsin. Ama bir şartım var, bebeğiniz doğar doğmaz onu bana vereceksiniz.” Kadının kocası cadının korkusundan bu şartı hemen kabul etmiş. Birkaç haftasonra bebek doğmuş. Daha hemen o gün cadı gelip yeni doğan bebeği almış. Bebeğe Rapunzel adını vermiş. Çünkü annesinin ne yapıp edip yemek istediği bahçedeki marul türünün adı da Rapunzel’miş. Cadı küçük kıza çok iyi bakmış.

Rapunzel oniki yaşına gelince, dünyalar güzeli bir çocuk olmuş. Cadı bir ormanın göbeğinde, yüksek bir kuleye yerleştirmiş onu. Bu kulenin hiç merdiveni yokmuş, sadece en tepesinde küçük bir penceresi varmış. Cadı onu ziyarete geldiğinde, aşağıdan “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını !” diye seslenirmiş. Rapunzel uzun örgülü saçlarını percereden uzatır, cadı da onun saçlarına tutuna tutuna yukarı tırmanırmış. Bu yıllarca böyle sürüp gitmiş. Bir gün bir kralın oğlu avlanmak için ormana girmiş. Daha çok uzaktayken güzel sesli birinin söylediği şarkıyı duymuş. Ormanda atını oradan oraya sürmüş ve kuleye varmış sonunda. Fakat sağa bakmış, sola bakmış, ne merdiven görmüş ne de yukarıya çıkılacak başka bir şey. Bu güzel sesin büyüsüne kapılan Prens, cadının kuleye nasıl çıktığını görüp öğrenene kadar hergün oraya uğrar olmuş. Ertesi gün hava kararırken, alçak bir sesle “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını !” diye seslenirmiş. Sonrada kızın saçlarına tutunup bir çırpıda yukarı tırmanmış. .

Rapunzelönce biraz korkmuş, çünkü o güne kadar cadıdan başkası gelmemiş ziyaretine. Fakat prens onu şarkı söylerken dinlediğini, sesine aşık olduğunu anlatınca korkusu yatışmış. Prens Rapunzel’e evlenme teklif etmiş, Rapunzel’de kabul etmiş, yüzü hafifce kızararak. Ama Rapunzel’in bu yüksek kuleden kaçmasına imkan yokmuş. Akıllı kızın parlak bir fikri varmış. Prens her gelişinde yanında bir ipek çilesi getirirse, Rapunzel’de bunları birbirine ekleyerek bir merdiven yapabilirmiş. Her şey yolunda gitmiş ve cadı olanları hiç farketmemiş. Fakat bir gün Rapunzel boş bulunup da. “Anne, Prens neden senden daha hızlı tırmanıyor saçlarıma?” diye sorunca herşey ortaya çıkmış. “Seni rezil kız! Beni nasıl da aldattın! Ben seni dünyanın kötülüklerinden korumaya çalışıyordum!” diye bağırmaya başlamış cadı öfkeyle. Rapunzel’i tuttuğu gibi saçlarını kesmiş ve sonrada onu çok uzaklara bir çöle göndermiş. O gece cadı kalede kalıp Prensi beklemiş. Prens, “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını !” diye seslenince. cadı Rapunzel’den kestiği saç örgüsünü uzatmış aşağıya. Prens başına neler geleceğini bilmeden yukarıya tırmanmış. Prens kederinden kendini pencereden atmış. Fakat yere düşünce ölmemiş, yalnız kulenin dibindeki dikenler gözlerine batmış. Yıllarca gözleri kör bir halde yitirdiği Rapunzel’e gözyaşları dökerek ormanda dolaşıp durmuş ve sadece bitki kökü ve yabani yemiş yiyerek yaşamış. Derken bir gün Rapunzel’in yaşadığı çöle varmış. Uzaklardan şarkı söyleyen tatlı bir ses gelmiş kulaklarına. “Rapunzel! Rapunzel!” diye seslenmiş. Rapunzel, prensini görünce sevinçten bir çığlık atmış ve Rapunzel’in iki damla mutluluk göz yaşı Prensin gözlerine akmış. Birden bir mucize olmuş, Prensin gözleri açılmış ve Prens görmeye başlamış. Birlikte mutlu bir şekilde Prensin ülkesine gitmişler. Orada halk onları sevinçle karşılamış. Mutlulukları ömür boyu hiç bozulmamış.





"Aç Mısın?" Sorusuna " Kafayı Yedim, Ziyadesiyle Tokum" diyesim var...
YeK..! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 10 Kasım 2012, 17:38   #6 (permalink)
>>> M..S..D <<<

YeK..! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Ekim 2012
Nerden: Karadeniz
(Mesajlar): 1.043
(Konular): 417
Renkli Para : 47418
Aldığı Beğeni: 222
Beğendikleri: 348
Ruh Halim: Paranoyak
Takım :
Standart

Horozun Fendi Tilkiyi Yendi

Tilki, birkaç gündür çiftliğin etrafında fırıldak gibi dönüyordu. Bakışlarındaki bütün dikkat çiftlik evinin yan tarafındaki tavuk kümesinde toplanmıştı. " Ah " diyordu, " Ah, şu semiz tavuklardan birisini, ikisini yakalasaydım da çıtır çıtır yiyiverseydim, ne olurdu sanki? Karnım doyardı, sonra da güzel bir uyku çeker yarına kadar yiyecek derdim olmazdı " diye düşünürken çiftlik sahibinin kümesin önündeki kuyudan su çekmeye gittiğini gördü. Kaşlarını çattı. Yüksek sesle:

" Fakat bunlar rahat bırakmazlar ki, adam, karısı, oğlu, kızı sabah gün doğarken kalkarlar, bütün gün çiftliğin avlusunda oraya buraya koşuştururlar. Ne zamana kadar? Ta akşam oluncaya kadar. Peki, akşam olunca bunlar yatar uyurlar da meydan bana mı kalır? Yooo…Gecelerin hakimi Popsi'dir. Benim gibi üç tanesini bir araya getirsen ancak bir Popsi eder. İriyarı, kalıplı bir köpektir kendisi. Geceleri hiç ayrılmaz kümesin önünden. Bazı geceler yere yatar, uyur gibi yapar. Bilirim ben onun iki gözü açık uyuyanlardan olduğunu. Geceleri değil kümese girmek, çiftliğin avlusuna adım atmayı kendi kendime teklif bile edemedim " diyerek sitem etti.

Ertesi gün tilki sevinçten neredeyse kanatlanıp uçacaktı. Çiftlik sahipleri öğle vaktine doğru temiz elbiselerini giymişler, arabalarına binip şehre misafirliğe gitmişlerdi. Belli ki birkaç günden önce dönmeyeceklerdi. İkindi zamanı olmuştu. Popsi sıcak havanın etkisiyle gevşemeye başladı. Zaten bütün gece uyumamıştı. Göz kapakları ağırlaşmıştı. Gezerken dalıyordu. Birkaç kere neredeyse yere düşecekti. Sonunda, dayanamadı, gitti, kulübesinde uyumaya başladı.

Tilki, Popsi'nin haline güldü. Sessizce çiftliğin avlusuna süzüldü. Kümesin yanına sokuldu. İçerde tavuklar yem yiyorlardı. Kapının sürgüsünü çekti. En yakınında duran tavuğu kaptığıyla, kümesin kapısını kapatıp ormana doğru kaçması bir oldu. Kümeste bulunanlardan hiçbiri bu durumun farkına varmadı. Tilki geceyi ormandaki bir ağaç kovuğunda geçirdi. Ertesi gün yine ikindi vakitleri Popsi kulübesinde uyurken kümese geldi. Aynı şekilde kapının sürgüsünü çekti, en yakınında duran tavuklardan birini yakaladı, kapıyı kapatıp ormana doğru koşarak uzaklaştı.

Kümeste bir horoz vardı. Adı " Kırmızı " idi. Geriye kalanların hepsi tavuktu. Tilki kümese dadanmadan önce on dört tane tavuk vardı. Kırmızı o sırada kümesin köşesinde tahtadan yapılmış tünekte oturmuş, pencereden dışarısını seyrediyordu. Tilkinin kümese girip tavuklardan birini kapıp götürmesine film seyreder gibi bakakaldı. Kendisini çarçabuk toparladı. Aniden tünek penceresinden kümesin ortasına doğru uçtu. Avazı çıktığı kadar " ü-ü-rüü-üüüü " diyerek ötmeye başladı. Amacı, Popsi'yi uyandırıp tilkiyi yakalamasını sağlamaktı. Belki tilkinin götürdüğü tavuk kurtarılabilirdi. Hemen durumu kümesteki tavuklara anlatıp, tavukların "gıt gıt gıdak, gıt gıt gıdak" diye bağırmalarını sağladı. Aradan dakikalar geçtiği halde Popsi yardıma koşmadı.

Saatler sonra Popsi uyandı. Ağır ağır gerindi. Kulübesinden dışarı çıktı. Hava kararmaya başlamıştı, akşam oluyordu. " Ne güzel uyumuşum!..Şöyle bir çıkıp dolaşayım " dedi kendi kendine. Tam kümesin önünden geçerken duyduğu sesle irkildi. Birisi onu çağırıyordu. Kümese doğru yaklaştı. Seslenen horoz Kırmızı idi:

" Popsi nerelerdesin? Sen gündüz uyurken tilki geldi. Kümesin kapısını açıp bir tavuk kaptı, kapıyı kapatıp kaçtı. Seni uyandırmak için hepimiz bağırdık. Fakat sen koşup gelmedin. Ayrıca bir tavuk daha kayıp. Çiftlik sahiplerinin gitmelerini fırsat bildi bu tilki, iki günde iki tavuk çaldı. "

Popsi kulaklarına inanamadı. Tilkinin kendisini önemsememesi canını sıkmıştı. Gözlerini iri iri açarak:

" Vay be..Bu ne cesaret..O tilkiyi bir yakalarsam dünyasını karartırım..Ne sanıyor ya bu tilki kendisini " diye bağırdı.

Kırmızı, Popsi'ye susmasını işaret ederek: " İş işten geçtikten sonra sinirlenmenin ne anlamı var? Bir plan hazırladım. Şimdi beni iyi dinle " dedi.

Planı dinleyen Popsi gece nöbetine devam etti. Aynen iki gündür olduğu gibi ikindi vaktine doğru ayakta uyuklamaya başladı. Kulübesine girdi. Kapısını kapattı. Fakat uyumak için kulübeye girmemişti. Plan gereği, kulübesinin arka tarafındaki tahtalardan birinin çivilerini geceden sökmüştü. Tahtayı yerinden alıp sessizce dışarı çıktı. Çiftlik evinin arkasından öbür yandaki kümesin arkasına geldi. Kırmızı ve tavuklar da bütün gece boş durmamışlar, kümesin köşesindeki tüneğin tahtalarını aralayıp, Popsi'nin geçebileceği kadar bir yer açmışlardı. Popsi buradan tüneğe girdi. Tahtaları yine eski durumuna getirdi. Tünek kapısının arkasında yere yattı. Tavukların hepsi tünekteydiler. Sadece Kırmızı kümesin ortasında dolaşıyordu.

Tilki Popsi’nin kulübesine girmesinden sonra bir yarım saat bekledi. Popsi'nin uyuduğuna kanaat getirdi. Çiftliğin avlusuna girdi. Kümesin önündeki kuyunun duvarı arkasına saklandı. Etrafı dinledi. Her şey yolundaydı. Kuyunun duvarı üstünden başını kaldırdı. Kümese doğru baktı. Horozdan başka kimseyi göremedi. " Tavuklar tünekte uyukluyorlar olsa gerek " diye düşündü. "Yaşasın! Bugün de horoz eti yiyeceğim " dedi kendi kendine. Bulunduğu yerden ayrıldı. Parmaklarının ucuna basarak kümese doğru yaklaştı.

Kırmızı, tilkiyi kuyunun arkasına saklanırken görmüş ve Popsi'yi haberdar etmişti. Sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi kafası yerde yem yiyor gözüküyordu. Aslında tilkiyi göz hapsine almış, tilkinin her hareketini kontrol ediyordu. Tilki kümes kapısının sürgüsünü çekti. Hızla kırmızının üstüne yürüdü. Tam kırmızıyı tutmak için eğildiği anda sağ gözünde bir şimşek çaktı. Kırmızının tek ayağı üstünde dönerek vurduğu kanat tokadı tilkinin gözüne gelmişti. Tilki neye uğradığını şaşırdı. Bu sırada Popsi saklandığı yerden yay gibi boşandı. Kümesin kapısını kapattı. Kapıya kilidi taktı. Anahtarı kümesten dışarıya attı. Kendisi için hiçbir kaçış yolu kalmayan tilki gerilemeye başladı. Yalvarmak faydasızdı. Kendini savunmaya karar verdi. Popsi ile tilki hırsla birbirlerine girdiler. Popsi tilkiye göre, çok iriydi ve çok güçlüydü. Sonunda, tilki, Popsi'nin vurduğu yumruklarla pestile döndü. Yere yığıldı, kendinden geçti. Popsi'nin tekrar tilkinin üstüne atılmaya hazırlandığını gören Kırmızı, Popsi'nin önüne geçti:

" Dur bakalım!. Bu kadar ders ona yeter. Kümese girdiğin yerden dışarıya çık, anahtarı bul, kapıyı aç. Yaptığım planın dışına çıkmamak gerek. "

Daha sonra Kırmızı ile Popsi, tilkiyi götürüp ormana bıraktılar. Tilki ancak iki gün sonra gece yarısı kendine gelebildi. Yüzü, gözü çürük içindeydi. Her yanı ağrıyordu, arka ayakları tutmuyordu. " Ölmemişim buna da şükür " dedi içinden. Tilki vücudunda sağlam kalan ne varsa hepsini toplayıp sürüklenerek ormanın içlerine doğru uzaklaştı, karanlıklarda kayboldu.

SON


Yazan: Serdar Yıldırım





"Aç Mısın?" Sorusuna " Kafayı Yedim, Ziyadesiyle Tokum" diyesim var...
YeK..! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 10 Kasım 2012, 17:41   #7 (permalink)
>>> M..S..D <<<

YeK..! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Ekim 2012
Nerden: Karadeniz
(Mesajlar): 1.043
(Konular): 417
Renkli Para : 47418
Aldığı Beğeni: 222
Beğendikleri: 348
Ruh Halim: Paranoyak
Takım :
Standart

Ot Yiyen Kaplan


Genç Kaplan kafesinde demir parmaklıklar ardında sinirli ve hızlı adımlarla gidip geliyordu. Nedense bugün yüreğini sanki dikenli tel halatıyla sıkıyorlardı. Bu kafese kapatıldığından beri güneş birçok kereler doğup batmıştı. Bir aylık ya vardı ya yoktu. Ormanda gezintiye çıktığı gün avcılar yakalayıp bu hayvanat bahçesine satmışlardı onu. Daha o zamanlar boyu irice bir kedi boyu kadardı. Zamanla gelişip güçlendi. Kafesi dar değildi, ama o burada yaşamak istemiyordu. Özgür olmak, adını bile unutmaya başladığı, hayali gözlerinin önünden gitmeyen ormana kavuşmak, hayatına kendisi yön vermek istiyordu. İnsanlar akın akın geliyorlar, kafesin önünde durup dakikalarca, hayranlık dolu bakışlarla kendisini seyrediyorlardı.
.

akşamüstü ziyaretçilerin azaldığı zamanda bakıcısı kafesi temizleyip yıkadı. Akşam yemeği olarak yarım koyunu kafesin içine bıraktı. Kapıyı kilitledi ve gitti. Bakıcısı kapıyı kilitleyip giderken Genç Kaplan’ın beyninde bir şimşek çaktı. Kilidin yuvasına oturuşu ve anahtarın çevrilirken çıkardığı ses alışılmışın dışındaydı. Oldukça hassas kulakları onu yanıltmıyorsa kapı tam olarak kilitlenmemişti. Kafese bırakılan eti yedikten sonra, her zamanki voltalarına başladı. Ziyaretçiler tekrar çoğalmaya başladılar. İnsanlar akşam yemeklerini yemişler, eğlenmek, dinlenmek için parklara, bahçelere gidiyorlardı. Genç Kaplan’ın yüreğini saran sıkıntı gitmiş, gitmiş kilidin anahtar deliğinde sıkışmış kalmıştı. Gece yarısı, biraz da şansı yardım ederse, kafesten kaçıp ormanına, özgürlüğüne koşmayı deneyecekti.


Hava iyice kararmış, vakit gece yarısını geçeli çok olmuştu. Görünürlerde kimseler yoktu. Genç Kaplan güçlü pençeleriyle kapıya hızla asıldı. Tam olarak kilitlenmemiş kapı açılıverdi. Kafesten hızla dışarı fırladı. Sağ yola saptı. Bu yol ilerideki ağaçlıkta son buluyordu. Kafeste gidip gelmek, dışarıda koşmaya benzemiyordu. Oldukça yorulmuştu. Durup dinlendikten sonra, hayvanat bahçesi duvarından atladı. Ormana doğru koşarak karanlıklarda kayboldu.



Genç Kaplan dağlar tepeler aştı, soğuk sulardan içti. Üç gün üç gece sonra, sabah güneş doğarken, daha çok küçükken yakalanıp ***ürüldüğü büyük ormana vardı. Özgürdü artık, içi içine sığmıyordu. Neşeli neşeli yürürken, karnının acıktığını hissetti. Kaçtığından beri heyecandan üç gündür hiçbir şey yememişti. Sadece su içmişti. Kafeste sabah akşam bakıcısı et getirirdi. Avcılar yakalamadan önce annesi beslerdi. Fakat bu uçsuz bucaksız ormanda yaşam çok farklıydı. Şimdi ne annesi vardı, ne de bakıcısı... Kafesten kaçmadan önce düşünemediği bir şeydi bu: “Ne ile karnımı doyuracağım?”



Böyle düşünüp yürürken ilerideki otlukta bir geyik gördü. Geyik arada sırada etrafına bakınıp tekrar ot yemeye başlıyordu. Sonra aniden koşmaya başladı. Aynı anda yan taraftaki çalılıktan iki tane kaplan fırladı. Biraz sonra geyiğin önüne iki kaplan daha çıkınca geyik dört yandan sarılmıştı. Belli ki kaplanlar geyiği yakalamak için tuzak kurmuşlardı. En iyi savunma hücumdu. Cesur geyik, son bir gayretle ileri atıldı. Kendisine en yakın kaplana sivri boynuzlarıyla müthiş bir kesme vurdu. Kaplan kanlar içinde sırtüstü yuvarlandı. Hafif yana döndü. Önündeki ikinci kaplana da aynı şekilde vurmak istedi. Fakat tutturamadı. Peşinden gelen diğer kaplanlar da yetişmişti. Geyik ne kadar kuvvetli olursa olsun, üç tane kaplanla baş etmesi olanaksızdı. Kaplanlar, güçlü pençeleriyle vurarak geyiği yere yuvarladılar ve öldürüp yediler. Daha sonra çekilip gittiler.



Genç Kaplan olduğu yerde donup kalmıştı. İnanılmaz gözlerle bakıyordu. Gördüğü bir vahşetti. Fakat orman kanunları böyleydi. Zayıf daha kuvvetliye yem oluyordu. “Demek ki” dedi, “kaplanlar böyle karınlarını doyuruyorlarmış. Ben de kaplan olduğuma göre, benim de canlıları avlayıp yemem lazım. Ama ben karnımı doyurmak için diğer hayvanları öldüremem. Kimse beni öldürmeye alıştırmadı. Öldürmeyi bilmiyorum ve öldürmenin gerekliliğine inanmıyorum. Geyik ot yiyerek besleniyordu. Gücü kuvveti de yerindeydi. Ot yiyen hayvanlar güçlü oluyormuş. Başka çarem yok; ya aç kalacağım ya da ot yiyeceğim. Varsın “kaplan ot yer mi”, varsın “ot yiyen kaplan olur mu” desinler.

Serdar Yıldırım





"Aç Mısın?" Sorusuna " Kafayı Yedim, Ziyadesiyle Tokum" diyesim var...
YeK..! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 10 Kasım 2012, 17:45   #8 (permalink)
Üye

çivi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 10 Kasım 2012
Yaş: 19
(Mesajlar): 6
(Konular): 1
Renkli Para : 110
Aldığı Beğeni: 11
Beğendikleri: 7
Ruh Halim: none
Standart

teşekkürler





Forumrenkli.com Türkiye'nin En Renkli Forumu !
çivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 10 Kasım 2012, 17:46   #9 (permalink)
>>> M..S..D <<<

YeK..! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Ekim 2012
Nerden: Karadeniz
(Mesajlar): 1.043
(Konular): 417
Renkli Para : 47418
Aldığı Beğeni: 222
Beğendikleri: 348
Ruh Halim: Paranoyak
Takım :
Standart

Rica ederim.





"Aç Mısın?" Sorusuna " Kafayı Yedim, Ziyadesiyle Tokum" diyesim var...
YeK..! isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
Çocuk, Çocuk, masalları, masallarä±


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557