Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kadınca > Bebeğim
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Bebeğim Bebekleri olan üyelerimizin bebekleri hakkında bilgi edinebileceği ve paylaşım yapabileceği forumdur.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree8Kişi Beğendi
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 22 Şubat 2013, 22:33   #101 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

TRAVMA VE ŞİDDET (ÇOCUK VE GENÇLERDE)

Çocuklar, travma ya da şiddet içeren bir olay yaşadıklarında ya da buna tanıklık ettiklerinde, hemen tepki vermeyebilirler. Gerçekten de bazı vakalarda, korku, depresyon ya da içe kapanma gibi duygusal tepkiler ancak günler, hatta haftalar sonra ortaya çıkabilir. Bazı çocuklar duygusal destekle zaman içinde kaygılarının ve kötü anılarının üstesinden gelebilir.

Bazılarında ise duygusal travmaya bağlı uzun dönemli etkiler yaşanabilir. Duygusal travma, şiddet içeren bir olayın ya da doğal afetin yaşanması, bir arkadaşın ya da aile üyesinin kaybı ya da erken yaşta annebabadan ayrılma gibi nedenler sonucu oluşan ciddi duygusal sıkıntı olarak tarif edilir.


TRAVMAYA VERİLEN TEPKİLER:


Travmaya tepki, travmatik olaydan hemen sonra görülebildiği gibi, günler ya da haftalar sonra da ortaya çıkabilir. Çocuklar ve ergenler dahil, her insanın stres karşısında farklı tepkileri vardır. Aşağıdakiler, olası tepkilerin sadece birkaçını kapsamaktadır:


5 ve daha küçük yaştaki çocuklarda:


Sürekli olarak annebabadan ya da bakıcılardan ayrılma korkusu duyma, aşırı sarılma


Ağlama, sızlanma ya da çığlık atma


Uyku sorunları ya da kabus görme


Yaşları için uygun olmayan, daha küçük yaşta görülebilecek davranışlar gösterme (örneğin yatağını ıslatma, parmak emme ya da karanlıktan korkma)


6-11 yaşlarındaki çocuklarda yukarıda belirtilen tepkilere ek olarak aşağıdaki durumlar görülebilir:


Başka insanlardan ve günlük etkinliklerden kaçınma


Okulda ve evde normalde yapmadığı yıkıcı davranışlarda bulunma


Konsantrasyon ve dikkat zorluğu


Mantıksız korkular


Sinirlilik


Öfke patlamaları, kavga etme


Depresyon, kaygı, suçluluk duyguları ya da duygusal küntleşme


Okulda notların düşmesi


12-17 yaşlarındaki ergenlerde yukarıda belirtilen tepkilere ek olarak aşağıdaki durumlar görülebilir:


Eski olayların yeniden yaşanır gibi olması


Travma olayını anımsatan durumlardan


Alkol gibi maddelerin kötüye kullanımı


İntihar düşünceleri


ÇOCUKLARIN BAŞ ETMELERİNE YARDIMCI OLMA YOLLARI:


Elinizden geldiğince travmatik olayla ilgili açıklama yapın ve çocuğun size soru sormasına olanak tanıyın


Çocuğunuzu sakinleştirin ve onu sevdiğinizi anlamasını sağlayın


Çocuğunuza travmatik olay ve bununla ilişkili duyguları hakkında konuşma fırsatı verin; dile getirdiği tepkileri, yargılamadan dinleyin


Çocuğunuzu duygularını ve zaaflarını ifade etmeye teşvik edin; cesur ya da "sert" olmasını beklemeyin


Yaşına uygun olmayan davranışları eleştirmeyin ya da travmayla baş etmek için yeniden ortaya çıkardığı bu tür davranışları nedeniyle onu mahçup etmeyin


Travmatik olayın kendi suçu olmadığını ona anlatın


Kendisini güvencede hissetmesini sağlıyorsa, ışık açık olarak, kardeşinin odasında ya da sınırlı bir süre için sizin yanınızda yatmasına izin verin


Yavaş yavaş günlük rutine geri dönün; bu birçok çocuk için rahatlatıcı olacaktır.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 22:33   #102 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

TUVALET EĞİTİMİ

Amerikan bilim adamları, tuvalet eğitimine erken başlanmasının, tuvalet alışkanlığının kazanılma zamanını öne çekmediğini belirttiler.

Pediatrics dergisinde yayımlanan habere göre, Pennsylvania eyaletindeki Philadelphia Çocuk Kliniği’nde görevli bilim adamları, tuvalet eğitimini 27 aylıktan önce alan çocukların tuvalet alışkanlığını, bu yaştan sonra tuvalet eğitimine başlanan çocuklardan daha erken kazanmadığını ortaya çıkardılar.


Tuvalet eğitimine erken başlamanın hem çocuk, hem de ebeveynler için stresli olabileceğine dikkat çeken araştırma başkanı Nathan Blum, kızların tuvalet alışkanlığını genelde erkeklerden daha erken kazandığını kaydetti. Buna göre, kızlar ortalama 3 yaşında, erkeklerse kızlardan 3 ay sonra tuvalet alışkanlığını kazanıyor.


Araştırma çerçevesinde 400 çocuğun verilerini incelediklerini söyleyen Blum, tuvalet eğitimine 27 aylıktan önce başlanan çocukların 10 ila 14,5 ay içinde, bu yaştan daha sonra eğitime başlanan çocuklarınsa 5 ila 9,5 ay içinde tuvalet alışkanlığı kazandığını ifade etti.


Bilim adamları, her çocuğun gelişiminin farklı olduğunu ve tuvalet alışkanlığının da buna göre değişkenlik gösterdiğini söylediler.




oR@BeL Bunu beğendi.

"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 22:34   #103 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart Tuzlanan bebekler

TUZLANAN BEBEKLER

Anadolu da bazı bölgelerde bebeklerin, büyüdüğünde terlerinin kokmaması için, doğduktan hemen sonra tuzlandığı bildirildi.

Karaman Karamanoğlu Mehmet Bey Doğum ve Çocuk Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. İlker Özkan, Anadolu da yeni doğan bebeklerin tuzlanması konusunda yaygın bir inanış olduğunu, tuzlama yapılan bir çocuğun da büyüyünce terinin korkmayacağına inanıldığını söyledi.


Dr. Özkan, hastanede 100 anne üzerinde yapılan geriye dönük sorgulamada, sadece 35 bebeğin doğumdan sonra tuzlanmadığını, kalanların ilk yıkama suyuna çeşitli miktarlarda tuz konulduğunu ya da tuza yatırıldığını tespit ettiklerini söyledi.


Bazı ailelerin, bebeğin ilk yıkama suyuna 1-2 çay kaşığı tuz kattıklarını belirten İlker Özkan, İşi daha da ileri boyutlara götüren bazı aileler, bebeğin tüm vücudunu tuza batırıyor, hatta ağzına tuz veriyor dedi.


Tuzlanan bebeğin büyüyünce terinin kokmayacağı inancının bilimsellikten uzak olduğunu anlatan Özkan, şunları kaydetti: Ter bezi salgıları ergenlik çağında gelişmeye başladığı için tuzlamanın, ter kokusunun giderilmesi konusunda hiçbir yararı yoktur, üstelik bebeğin sağlığı açısından ciddi yan etkilere sahiptir.


Tuzlanan bebeklerde önemli boyutlarda su kaybı, kandaki tuz oranının yükselmesine bağlı havale geçirme, tansiyonun yükselmesine bağlı beyin kanaması, böbrek yetmezliği gibi ciddi sorunlar görülebilmektedir.


Göbeğe tuz dökülmesi sonucu kana mikrop karışması ve nadiren olsa da tetanos görülebilmektedir. Tuzlamanın bir diğer olumsuz sonucu ise deri üzerindeki kimyasal tahrişe bağlı cilt reaksiyonu ve pişiklerin oluşmasıdır.




oR@BeL Bunu beğendi.

"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 22 Şubat 2013, 22:34   #104 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

UYKU PROBLEMLERİ (BEBEK)

Uyku problemleri bebeklikte ve hatta ilk çocukluk döneminde sık sık ortaya çıkar. Bu problem, bebeklerini yatağında ağlamaya bırakmanın yanlış olduğunu düşünen anne ve babalar tarafından daha da artırılır. Bebeğiniz gecenin ortasında yatağında ağlamaya başlıyor, hemen içeri koşuyorsunuz, bebeğinizi kucağınıza alıyorsunuz, ona biberonunu veriyorsunuz ya da onunla bir süre oynuyorsunuz. Bunlar huy edinmek için yeterlidir. Bebek, gece uyandığında sizin derhal yanına koşacağınızı, onu avutacağınızı ve eğlendireceğinizi artık öğrenmiştir.
Uyku problemlerinin meydana gelmesini önlemek, mevcut bir problemi ortadan kaldırmaktan daha kolaydır. Erken bebeklik dönemi, gecenin uyku ile geçirilmesi gereken bir zaman dilimi olduğunu bebeğinize öğretmeniz için en uygun zamandır. Şunları uygulayabilirsiniz:

Bebeğiniz iki aylık iken onu yatak odanızdan çıkarın ve kendi odasında yatırmaya başlayın. 2 aylık iken, gece yarısında emzirmekten yavaş yavaş vazgeçin. Bebeğinizi bu saatte beslemek için uykudan uyandırmayın. Eğer bebek uyanmışsa onu 5 dakika kadar ağlamaya bırakın: bebek emzirilmeden uykuya dala-bilir.

Eğer bu işe yaramazsa bebeğinize gündüz ki emzirme imkanından biraz daha az ve her zamankinden daha kısa süre için mama verin. Emzirmeden önce. bebeğinizi birkaç dakika kucağınıza alın ve bunun yeterli olup olmayacağına bakın.

4 Aylık bir bebek gecenin saat 2 sinde beslenmeye gereksinim duymaz. Bu çağda bebekler gecenin bu saatinde emzirilmek istemeye devam ederlerse, yakın bir zamanda bunu adet edinebilirler. Bu öğünü 4 aylık oluncaya kadar ortadan kaldırmazsanız, daha sonra ortadan kaldırmanız gittikçe zorlayacaktır.

Eğer bebeğiniz ağlarsa yanına gidin, onu kucağınıza almak yerine bir süre sırtını sıvazlayın ve konuşarak susturmaya çalışın. Ona, o saatte olması gereken yerin sizin kucağınız değil, kendi yatağı olduğunu anlatmalısınız.

6 aylık bebek ayrılıklardan endişe duymaya başlar. Bebeğinizin yanında, battaniye ya da doldurulmuş bir oyuncak hayvan bırakmak suretiyle geceleri onunla avunmasını sağlayabilirsiniz. Bebek odasının kapısını açık bırakmak da çocuğunuzu da rahatlatacaktır. Ancak gündüz vakti ona daha fazla sevgi göstermelisiniz. Odasına bir gece lambası koymak da faydalıdır.

Bebeğiniz 12 aylık olduğunda, artık sürekli bir yatma saati edinmiş olmalıdır. Eğer bebeğinizin korkun rüyalar görme ya da yatma esnasında korku duyması adeti varsa, yatağın başucuna birkaç dakika oturun ve onu rahatlatmaya çalışın.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 22:35   #105 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

YENİDOĞAN (HAYATIN İLK AYI)

Bir bebeğin doğuşu kadar heyecan verici çok az şey vardır. Doğumla birlikte, 9 ay süren uzun bekleyiş sona erer ve "Bebeğim kız mı olacak, erkek mi? Kime benzeyecek? Normal bir bebek olacak mı? onu sevecek miyim?" sorularının tümü birden yanıtını bulmuş olur.
Bebeğin anne ve babası, yeni doğmuş bir bebekleri olduğunu bilmenin sevincini yaşıyor olmalarına karşın, doğumdan sonra kendilerini ilk defa biraz bunalmış hissederler; çünkü, daha dün yalnızca bir çift iken, bugün bir aile olmuşlardır. Bebeğin, anne ve babasınınkilerden daha önce karşılanması gereken birçok gereksinimleri vardır ve yeni doğmuş bir bebeğin her şeyi anne ve babasına bağıdır. Sorumluluk başlangıçta korku verici görünebilir ve hiçbir şeyi doğru olarak yapmadığınızı zannedebilirsiniz.

Yeni lohusalık dönemi (bebeğin ilk ayı) en deneyimli anne babalar için bile çok çetin bir sınav olabilir; çünkü her bebek birbirinden farklıdır. Daha önce belki hepsi de başlangıçtan itibaren bakımı sorun çıkarmayan; uslu, acık-madıkça, altını ıslatmadıkça, yorulmadıkça ve günün belli bir kesiminde uykusuz kalmadıkça hiç ağlamayan üç ayrı bebek dünyaya getirmiş olabilirsiniz. Ardından bir dördüncü çocuk gelir. Bu bebek ötekilerin aksine emzirme esnasında huysuzluk edebilir, hiçbir belirgin sebep yokken her gece en az üç saat ağlayabilir ve 1 ya da 2 saatten fazla gündüz uykusu uyumaz.

Artık sabrınız taşmak üzeredir. Gizliden gizliye bebeğinizin herhangi bir rahatsızlığı olup olmadığını düşünmeye başlarsınız. Oysa çoğu-nukla yanlış olan hiçbir şey yoktur. Bebeğin ilk ayı aslında onun yaşamıyla yakından ilgilenen herkes için bir alışma dönemidir.

Anne ve babalar için bu alışma dönemi eşit değerde zordur. Baba, eşinin ilgisini kendisinden çalan yeni doğmuş bebeğe karşı kıskançlık hissedebilir. Uykusuzluktan bitkin hale gelen ve yeni doğum yapmış olma sıkıntısını henüz üzerinden atmakta olanyeni annenin düşünceleri ise daha farklıdır. Yeni annenin kafasında "Bebeğime bakabilecek miyim? Bebeğe olan sevgimden neden bunalmıyorum? Şu fazla kilolardan kurtulabilecek miyim? Kocam beni eskisi gibi çekici bulacak mı, yoksa onun için artık sadece çocuğunun annesi mi olacağım?" sorulan dolaşmaktadır, çoğu kocaların bebekle birlikte annesini de ağlarken görmeleri ender rastlanan bir manzara değildir.

O halde, bebeğinizin ilk ayını nasıl rahatça atlatabilirsiniz? Çocuk bakımında uzman olan doktorların bu konudaki önerilerinin bazıları şunlardır: Her şeyden önce sakin olun! Bebeğin uyuduğu saatlerde anne de uyumalıdır. Bırakın ortalık biraz tozlansın! Harika yemekler pişirmeye bir süre için ara verin. Ve bebeğinizi görmeye gelen her misafiri alabildiğine ağırlamaya da kendinizi zorunlu hissetmeyin, siz ve bebeğiniz birlikte olmaya alıştığınızda hayatın daha kolaylaştığını farkedeceksiniz.

Her ne kadar yeni doğan bebeklerin çoğu (tamamı değil) günün önemli bir bölümünü uyuyarak geçirir ve çok kısa bir süre için uyanırlarsa da, bu kısa fakat önemli süre esnasında bebeğinizin ne kadar sosyal bir yaratık olduğunu keşfedeceksiniz. Bebeğinizle aranızda yakın bir ilişki oluşturmak için kucaklama, sarılma, onunla oynayarak cilveleşme ve gözgöze gelme çok önemlidir.

Bebeğinizi hafife almayın sakini çünkü henüz sadece bir aylık olan bir bebek bile ailesini tanır ve seslerini, özellikle anne ve babasının sesini ayırdedebilir.

Bir bebeğin yetenekleri sınırlıdır, fakat hiç de düşündüğünüz kadar az değildir. Bebeğiniz temel duyuların tümüne birden sahip olarak doğmuştur; görebilir, işitebilir, koku alabilir ve ağlamak yoluyla iletişim kurabilir. Ayrıca, güçlü refleksleri sayesinde bir dereceye kadar kendisini korumayı da becerebilir.

Doğumdan birkaç gün sonra ağız refleksi, bebeğin soluk alıp vermesini kolaylaştırmak için, bebeğin soluk yolu mukozasını temizleye-bilmesini olası kılar.

Güçlü kapanma refleksi sayesinde gözleri parlak ışığa karşı korunabilrnektedir. Bebeğin yalnızca bir tarafı üşüse bile vücudunun tamamı renk değiştirir ve vücut ısısı düşer, bebeğiniz soğuğun etkisini azaltmak için kol ve bacaklarını gövdesine doğru çeker ve ısı üretebilmek için titremeye başlar.

Yeni doğmuş bebeğinizi acı hissinden, her iki eli ve ayaklarını geri çekmek ve acı kaynağından öteye çekilmek vasıtasıyla kaçınabilir. Bebeğiniz ayrıca, eğer başına ya da yüzüne battaniye ya da başka birşey konmuşsa, kendisini boğulmaktan da kurtulabilir. Bunun için bebek önce bu nesneyi ağzına alır ve başını her iki yana çılgınca sallamak suretiyle üzerinden atmaya çalışır. Bunu başaramazsa, her iki eliyle yüzünü tırmalamak yoluyla bu nesneden kurtulmaya çalışır.

Çoğu yeni anne babanın kafasında bebeklerinin ilk ayına ilişkin birçok soru vardır. Bu konuda doktorunuz sizin için en sağlam bilgi kaynağıdır. Doktorunuzu "rahatsız ede*ceğiniz" düşüncesiyle biraz isteksiz aramanıza karşın, doktorların çoğu telefonla sorularınızı cevaplandırmaya alışıktırlar. Çoğu kimse için çocuk uzmanı hekimler ya da deneyimli hemşireler de yardımcı olabilmektedir. Herhangi bir tered-dütünüz olduğunda çekinmeden yardımlarını isteyebilirsiniz.

Bebeğinizin hasta olabileceğinden şüphelendiğinizde derhal doktorunuzu aramalısınız. Bebeğiniz yaşamının ilk ayında özellikle çok hassastır ve kolayca zarar görebilir. 3 aylık bir bebek için önemsiz sayılabilecek bir ateş ya da öksürük, üç haftalık bir bebeğin hastaneye yatmasını gerektirecek yeterli neden olabilir.




oR@BeL Bunu beğendi.

"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 22:36   #106 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart Bebeklerde aşırı ağlamak

YENİDOĞANDA AŞIRI AĞLAMA

Bir bebek çeşitli nedenlerden dolayı ağlar. Yeni doğmuş bir bebek acıktığı zaman, altı ıslakken ya da yorgunken ağlayabilir. Bir bebek, gazı olduğu zaman veya dışkılamadan hemen önce de ağlayabilir. Ağlamanın sebebi bazen huzursuzluk da olabilir; ya da bebek sadece kucaklanmak istediği için de ağlayabilir. Bir başka ağlama nedeni de hastalık ya da bebeğin acı duyuyor olması olabilir. Kimi zaman bebekler ortada hiçbir sebep yokken de ağlayabilirler (en azından ortada ağlamasını gerektirecek hiçbir neden bulamadığını zamanlarda).
Ağlamak, bebeğiniin ilk iletişim kurma yoludur. Her ne kadar bebeğiniz ilerde daha başka iletişim kurma araçları geliştirecekse de, anne ve babasının ilgisini çekmek için bunlardan çok azı ağlamak kadar etkili olacaktır.

Yeni doğmuş bir bebek, ilk ayını dolduruncaya kadar, nasıl bir ağlama aşırı ağlama sayılır? Bu soruya cevap vermek pek kolay değildir; çünkü her bebek ötekinden ve bebeklerin her günü birbirinden farklıdır. Bütün bebekler ağlar; bazıları diğerlerinden daha çok ağlar.

Bazı günler bebeğiniz günde üç dört defa toplam 20 ila 30 dakika (özellikle beslenmeden, uykudan önce ve altını kirletirken) ağlayabilir. Bir başka gün ise avazı çıktığı kadar saatlerce ağlayabilir.

Çalışmalar, bebeklerin çevrelerindeki strese ağlamak yoluyla tepki gösterdiklerini ortaya koymuştur; durum ne kadar stres verici olursa, ağlama da o denli uzun ve yoğun olmaktadır. Dolayısıyla, eğer bebeğin anne ve babası kötü bir gün geçirmiş ise, bu durum bebeğe yansıyabilmektedir. Bununla beraber, evdeki hava sakin olduğu zamanlar bebeğin huysuzluğu da, bebeğin durumdan etkilenme oranına bağlı olarak azalmaktadır, ilk bebekler, belki de anne ve babası daha sonraki çocuklarına karşı daha yumuşamış olduklarından, muhtemelen daha uzun ağlarlar.

Yeni doğan bebeğin sinir ve sindirim sistemi dış dünyaya alışmayı öğrenmektedir. Bazı bebekler için, bu alışma son derece zor bir iştir. Eğer bebeğiniz daha çok öğleden sonraları ve akşamları ağlıyorsa, gaz yüzünden midesi şişmiş olabilir, kolik olabilir (yani mide ve barsak ağrısı olabilir.) Anne ve babalar çok az hastalık karşısında kendilerine kolik (karın ağrısı) esnasında olduğu kadar çaresiz hissederler.

Şimdi anlatacağımız manzara anne baba için hiç de yabancı gelmeyecektir. Bebeğiniz hastanede sessiz sedasızdır; fakat eve geldikten birkaç gün sonra saatlerce süren bir şekilde ağlamaya başlar. Bezini değiştirir, kucağınıza alırsınız, hatta emzirmek ya da biberon vermek istersiniz. Ancak bunların hiçbiri onu susturmaya yetmez. Bebeğiniz o kadar güçlü ağlar ki, ağlamaktan yüzü kıpkırmızı olur. Midesi şiş ve gergindir; ayaklarını karnı üzerine çekmiştir. Elleri ve ayakları soğuktur.

Bebeğinizin çok ciddi bir rahatsızlığı olduğunu sanip endişelenirsiniz ve hemen bebeğin doktorunu ararsınız.

Bu tür belirtileri olan bir bebek ciddi derecede hasta değildir. Bebeğin yalnızca karnı ağrıyordur ve bu hastalık aslında bebekten daha çok anne ve babaya eziyet veren bir rahatsızlıktır.

Kolik terimi, sıklıkla ortaya çıkan ve bebeğin barsaklarından kaynaklandığı sanılan karın ağrılarını tanımlamak için kullanılır. Bebek acı çeker ve tepki olarak da bitkin düşünceye kadar şiddetle ağlar. Karın ağrısının ciddiyeti ve sıklığı değişkendir. Bazı bebeklerin akşamları bağırarak saatlerce ağlayacakları önceden bilinir; kimi bebekler de gün içerisine yayılmış olarak daha kısa aralarla ağlarlar. Bazı bebekler gündüz vakti ağlar susar; gece iyi uyurlar, bir kısım bebekler de ağlamalarını gece yarısına saklarlar.

Karın ağrısı çeken bir bebek genellikle karnı doyurulduktan sonra ağlamaya başlar; bu, kolik olan bir bebeği karnı aç normal bir bebekten ayıran bir işarettir.

Karın ağrısına neden olan şeyin ne olduğunu söyleyebilmek zordur. Bazı bebekler diğerlerine nazaran karın ağrısına karşı daha hassastır. Karın ağrısı nöbetlerinin nedeni açlığın yanı sıra beslenirken yutulan ve barsaklara giden hava da olabilir. Bebeğini anne sütüyle besleyen annelerin yemiş olduğu şeyler, özellikle yüksek karbonhidrat içerikli besinler, bebeğin barsaklarında aşırı fermantasyona neden olabilir.

Karın ağrısından ya da başka bir nedenden kaynaklanan aşırı ağlama için ne yapmalıdır?

Öncelikle şu kabul edilmelidir ki, ne olacağı önceden bellidir. Bebeklerin büyük çoğunluğunda (hatta çok şiddetli karın ağrısı çekenlerde bile) bu ağlama krizleri üçüncü ayın sonuna doğru kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Bu büyülü zamana ulaşana kadar anne ve babalar çok çeşitli şeyler yaparlar (ne yazık ki hiçbiri de derde deva olmaz). Herşeyden önce, bebeğin karnının aç olup olmadığı belirlenmelidir. Bebeğinizin karnı aç mı? Eğer bebek karnı açken, iyi bir şekilde karnını doyurduktan sonraki 2 saatten daha az ağlıyorsa, ağlamanın sebebi muhtemelen aç olduğundan değildir. Bununla beraber, başka öğünlerde de bunu deneyebilirsiniz. Bazen sadece emzirme esnasında rahatlık verici bir şekilde tutmak bile yeni doğmuş bir bebek için yeterli olacaktır.

Bebeğin bezini değiştirin ya da bebeği kucağınıza alarak geğirtmeye çalışın. Bazı bebekler sallanmaktan, bazıları da şarkı ya da ninni söylenmesinden hoşlanır ve susarlar. Doktorlar anne ya da babasının kalbi üzerinde kucağa alınan bebeklerin daha az ağladıklarını söylemektedirler.

Eğer bebeğin karın ağrısı varsa, dikine tutmak yardımcı olabilir. Karnı ağrıyan çoğu bebekler karınları üzerine yatırıldıklarında rahatlarlar. Bebeği kucağınızda karnı üstü tutarak sırtına masaj yapınız.

Bazı bebeklerde ısıtılmış bir siye suyu karnı üzerine yerleştirmek de karın ağrısını geçirmek için yardımcı olabilir. Bununla beraber, bu yöntemi denemeye karar verdiyseniz, sıcak su dolu şişenin bebeği incitecek kadar sıcak olmamasına özen gösteriniz. Eğer su çok sıcaksa, bebek rahatsızlığını belli edecektir.

Bazen bebeği sallamak ya da dolaştırmak da yararlı olabilir. Bebeğinizi aşırı miktarda kucakta tutmaktan ona zarar geleceğini düşünerek korkmayınız. Böyle bir şey mümkün değidir. Eğer yararı olduğunu görüyorsanız, bebeğinizi kucağınıza almaktan çekinmeyiniz.

Karın ağrısı çeken bir bebeği yumuşak bir battaniyeye sarmak da kimi zaman çok yararlı olabilmektedir. Bebeğe yatıştırıcı vermek beşik gibi bir yere koymak, bebek arabasına yerleştirmek, araba ile kısa bir gezintiye çıkarmak gibi yöntemler de işe yarayabilir.

Karın ağrısı çoğunlukla bebek gaz çıkardığında ya da altını kirlettikten sonra geçer. Bazen rektuma bir rektal termometre sokmak yolu ile gaz çıkarmasına ya da dışkılamasına yardımcı olmak yolu ile bebeğin rahatlaması da sağlanabilir.

Eğer bebeğinizin karın ağrısı çok inatçı ise, bebeğinizin doktoru (eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız) herhangi bir gelişme olup olmadığını görmek için başka bir formül denemenizi salık verebilir.

Tüm bu gayretlerinize karşın bebeğiniz yi, ne de ağlamayı kesmiyorsa ne yapmalı? Eğer herhangi bir hastalık belirtisi yoksa bundan sonra yapılması gereken belki de ne olacağını beklemektir. Bazı bebekler bir süre ağlamadan uykuya dalamazlar. Tüm bu gösterilen yöntemleri deneyerek bebeği susturamazsanız, bebeğin 20 dakika kadar beşiğinde ya da karyolasında ağlamasından korkmayınız.




oR@BeL Bunu beğendi.

"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 22:36   #107 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

YENİDOĞANDA BESLENME SORUNLARI

Doğumdan hemen sonraki dönem, bebeğin beslenmesine ilişkin sorunlarla dolu geçebilir. Belki de bebeğiniz meme veya biberonu istemeyerek ya da sizin almasını istediğiniz kadar besini almayacaktır. Belki de bir beslenme seansının ortasında uyuyakalacak ve daha sonra uyanıp ağlayarak beslenmek isteyecektir. Bazı bebekler de kilo alma güçlüğü çekerler.
Belirgin bir beslenme sorunuyla karşılaşıldığında atılacak önemli bir adım, yeni ana baba için kendini rahatlatmak olacaktır. Bebeğiniz bir ya da iki günü emmeden geçirirse açlıktan ölmez. Bebeğinizi hastaneden eve getirdiğinizde pediyatristiniz ya da aile doktorunuz bir vitamin tamamlayıcısı yazacaktır, bunu çocuğunuzu biberonla beslemeyi düşünüyorsanız özellikle yapacaktır. Bu vitamin günde bir kez verilen damlalar şeklinde olacaktır. Damlalar florürle birlikte C ve D gibi vitaminler içerir, bu maddeler anne sütünde az miktarda bulunur. Böylece, bebek az bile beslense bazı önemli besleyicileri yine de almaya devam edebilir.

Bazı yaygın beslenme sorunları aşağıda anlatılmaktadır.

"Yeterli besin almıyor gibi görünen bebek", gerçekte, bol miktarda besin alıyordun 2 haftalık ortalama bir bebek, her beslenmede 55 ile 85 gram kadar gıda alır; 3 ile 4 haftalık olduğunda bebek bu miktarı genellikle 110 ile 140 grama çıkarmış olur.

Bebeğinizin her gün aynı saatte her beslenmede aynı miktarı alrhasım beklemeyin. Bebekler de herkes gibidir, bazı günler, diğer günlerdekinden daha aç olurlar. Ne kadar yiyecegi konusunda bebeğinize güvenin. Bebeğinizi beslenmeye zorlamayın, aksi takdirde ileride beslenme sorunları ortaya çıkabilir.

"Beslenme sırasında uykuya dalan ve bir sonraki normal beslenme saatinden önce ağlayarak uyanan bebek" acıkmış ya da yalnızca geğirtilmek istiyor olabilir!

Bebeğin aldığı miktar normal miktardan yalnızca biraz daha azsa sorun olasılıkla acıkma değil, karındaki bir düzensizliktir. Çoğu pediyatristler, bebeği beslemeden tekrar yutmaya çalışmayı salık vermektedirler. Bunu yapamıyorsanız ancak o zaman meme ya da biberona yeniden başvurun.

"Yetersiz beslenmiş olan bebek", huzursuz. çok ağlayan, muhtemelen kabızlık çeken ve uyuyamayan ve kilo kazanamayan neşesiz bir bebektir. Bu bebek, biberonu veya memeyi boşalttığı halde yeterince doyamıyordur.

Sorun yalnızca günlük beslenme sayısının artırılması, bebeğin her çekişte daha fazla süt alabilmesi için biberonun deliğinin genişletilmesi ya da farklı bir biberon emziği denenmesi ile çözülebilir. Yeterli vitamin ve mineral alınmaması durumunda gerekli takviyeler yapılmalıdır.

"Bir bebek aşırı beslendiğinde", kusabilir. Genellikle çoğu bebekler kendilerine gerekenden fazlasını almayı reddederler. Ancak bazen bir bebek, iyi niyetli bir büyüğünün daha fazla emmesi ricasını kıramayarak gerekenden fazla besini almış olabilecektir.

"Çoğu bebek, beslenme sonrasında fazla miktarı tükürür ya da kusar". Tükürme normaldir, ancak kusma normal değildir ve önemli birsoruna işaret ediyor olabilir. Tükürme olayı, çocuğu her beslenme sonrasında geğirtmek, bebeğe nazik davranmak ve başını sağ yanına ya da karnına doğru çevirmek ve vücudunun diğer kısımlarından aşağıda tutmak suretiyle azaltılabilir.

"Yumuşak dışkı", meme emerek beslenen bebeklerde bir kuraldır. Anne müshil kullanır veya müshil etkili bileşenlere sahip gıdalar alırsa bebeğin dışkısı yumuşar. Biberonla beslenen bebeklerin dışkıları daha katı olmakla birlikte, özellikle aşın beslendikleri ya da mamanın şeker oranı çok yüksek olduğu zamanlarda onların dışkıları bile yumuşayabilir.

Aşırı beslenmeden kaynaklanan hafif ishal genellikle meme sütünün ya da mamanın miktarını azaltmak ve hatta bir ya da iki beslenme seansını tümüyle kaldırmak suretiyle tedavi edilebilmektedir.

"Kabızlık", meme emen bebeklerde seyrek olarak görülür. Bebekleri bir dışkılama zamanını kaçırmışsa ana babanın endişe etmesine gerek yoktur. Kabızlığın göstergesi, dışkılama sıklığı olmayıp dışkıların kıvamı olduğundan, bu durum bir kabızlığa işaret etmez. Zor ve bilye şeklinde dışkılayan bir bebek kabız olmuş demektir.

Kabızlık doğumdan itibaren sürüyorsa bebeğinizin pediyatristi bebeğin rektumunu muayene ederek herhangi bir tıkanma ya da konjenital (doğuştan olan) bir anomali bulunup bulunmadığını anlamak isteyecektir. Mama ile beslenen çocuğunuzda kabızlık görürseniz bu durum uygun olmayan bir gıda veya sıvı alımından kaynaklanıyor olabilir. Mamadaki şeker veya sıvı miktarının artırılması, sorunu hafifletecektir.

"Bebeğin kilo almaması" önemli bir uyarıcı belirti olabilir. Ortalama bir bebek ayda 900 gram kadar kilo kazanır; bebeğiniz ise bundan daha fazla veya daha az kilo alıyor olabilir. Ancak bebeğiniz hiç kilo almıyor ya da kilo kaybediyorsa ve mama kullanıyorsanız pediyatristiniz başka bir mamayı denemek isteyebilir. Bebeğinizi emzirmek suretiyle besliyorsanız pediyatristiniz iki kez mama vererek desteklemenizi isteyebilecektir.

Bebeğinizin büyüme hızı yalnızca ortalamanın altında da olabilir. Ancak, bebek sürekli aça benziyorsa yavaş büyüme, bebeğin yeterli besin almadığını ve beslenme yönteminde bir düzenleme yapılmasının gerekli olduğunu gösteriyor olabilir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 22:36   #108 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

YÜRÜTEÇLER VE ÇOCUK GELİŞİMİ

Yürüteçlerin çocuk gelişimini geciktirdiği ileri sürüldü
İrlandalı doktorların yaptığı bir araştırmada, yürüteçlerin çocuk gelişimini geciktirdiği ileri sürüldü.

Yaptıkları araştırmalarda, yürüteç kullanımıyla çocuk gelişiminin gecikmesi arasında kuvvetli bir bağlantı bulduklarını belirten Mater Hastanesi’den doktor Mary Garrett, ailelere çocuk gelişimini geciktirmemek için yürüteç kullanmamaları çağrısında bulundu.

Dublin’deki Mater Hastanesi’den doktor Mary Garrett, yürüteç kullanan çocukların diğer çocuklara göre daha geç emeklemeyi, ayağa kalkmayı ve yürümeyi öğrendiklerini tespit ettiklerini kaydederek, gelişimdeki gecikmenin çocuğun yürümeye harcadığı zamanla ilgili olduğunu ifade etti.

British Medical Journal’da yayımlanan araştırmada, 190 normal bebeğin ailesiyle görüşmeler yapıldığı ve bebeklerin gelişiminde dönüm noktası olan emekleme, ayağa kalkma ve yürüme gibi hareketlerin ne zaman olduğunun sorulduğu, yürüteç kullanmayan bebeklerin kullananlara göre 4 hafta önce kendi başlarına emeklemeye ve yürümeye başladığının tespit edildiği kaydedildi.

Araştırmada ayrıca, yürüteç kullanmanın gelişimi geciktirmesinin yanı sıra bebeklerde yaralanma riskini artırdığı belirtildi.




oR@BeL Bunu beğendi.

"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 22 Şubat 2013, 22:56   #109 (permalink)
iyiyi ara,güzeli ara,doğruyu ara;
ama kusur arama!

oR@BeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2012
Nerden: evimden
Yaş: 50
(Mesajlar): 13.044
(Konular): 5372
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 1498372
Aldığı Beğeni: 2765
Beğendikleri: 5897
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 8
Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

eline sağlık hepsi çok güzel bilgiler yeni anne olmuş ve anne adayı gençleri
çok güzel aydınlatıcak konular.emeğine sağlık




- Ợuαяαnтinє. Bunu beğendi.

oR@BeL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 23:02   #110 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Alıntı:
orabel Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
eline sağlık hepsi çok güzel bilgiler yeni anne olmuş ve anne adayı gençleri
çok güzel aydınlatıcak konular.emeğine sağlık

Beğenmene Sevindim Ablacım Rica Ederim.




oR@BeL Bunu beğendi.

"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
adan, bebek, Çocuk, hastalıkları, sağlığı, ve, zye


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557