Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Biyoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Biyoloji Biyoloji dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28 Aralık 2012, 18:11   #1 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart Moleküler Evrim Senaryolarında Son Çırpınışlar.

Moleküler Evrim Senaryolarında Son Çırpınışlar

Science/07.04.2006



Geçtiğimiz günlerde bir kısım medyada 07.04.2006 tarihli Science dergisindeki bir makale kaynak gösterilerek hazırlanmış haberler yer aldı. Bu haberlerde dikkati çeken ortak nokta moleküler evrim iddiasının sözde ispatlandığına dair bir habere yer verilmesiydi. Oysa habere kaynaklık eden makale incelendiğinde söz konusu iddianın bir hormon-reseptör ikilisinin ortaya çıkışı hakkında kurgulanan evrimci bir senaryodan ibaret olduğu görülecektir. Pek çok evrimci varsayım spekülasyon ve önkabulden yola çıkılarak kurgulanan senaryoya bilimsellik görünümü katabilmek için de aralara çeşitli göstermelik deney sonuçları renkli şema tablo ve grafikler serpiştirilmiştir.

Bu senaryonun kendisi bütünüyle gerçek dışı olduğu gibi makalede bu uydurma senaryoya dayanılarak varılan "bu hormon-reseptör ikilisi nasıl kademeli bir evrimle ortaya çıkabiliyorsa demek ki canlılardaki tüm kompleks sistemler de aynı şekilde kademeli bir evrimle ortaya çıkabilirler" sonucu da aynı şekilde akıl ve mantık dışıdır.

Evrimcilerin bu tür gerçek dışı senaryolar üretme çabalarının altında yatan neden evrim teorisinin iddialarını kökünden silen canlılardaki "indirgenemez komplekslik" gerçeğine karşı sessiz kalmamak uydurma ve zorlama da olsa evrimci bir cevap verebilmiş olmaktır.

Bilindiği gibi canlılarda içiçe geçmiş ve kendine özgü parçalardan oluşmuş son derece kompleks sistemler vardır. Bu sistemler tek bir parçası dahi eksik ya da kusurlu olduğunda işlev göremeyecek özelliğe sahiptir. Bu özelliğe "indirgenemez komplekslik" adı verilir.

İndirgenemez komplekslik 20. yüzyıl mikrobiyolojisinin ortaya koyduğu ve evrim teorisinin tezlerini altüst eden tartışmasız bir gerçektir. Çünkü indirgenemez komplekslikteki bir yapının evrim teorisinin öngördüğü gibi basitten gelişmişe doğru aşamalı bir evrim süreciyle meydana gelmesi imkansızdır. Bu farazi aşamalar esnasında parçalar eksik olduğundan sistem bir işe yaramayacak ve diğer parçaların ortaya çıkmasını bekleyemeden yok olacaktır.

Nitekim Darwin de daha modern bilim indirgenemez komplekslik gerçeğini ortaya koymadan yaklaşık yüzyıl önce bu konudaki endişesini şöyle dile getirmiştir:

Eğer birbirini takip eden çok sayıda küçük değişiklikle kompleks bir organın oluşmasının imkansız olduğu gösterilse teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır. (Charles Darwin The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition Harvard University Press 1964 s. 189)

Darwin'in endişelerini gerçeğe dönüştüren ve teorisine ölümcül darbeyi vuran bu indirgenemez komplekslik gerçeği evrimcilerin korkulu rüyası olarak kalmış ve yıllar boyu bu gerçeği örtbas etme yoluna gitmişlerdir.

İşte Science'daki son makale de bu gerçeği çarpıtma ve örtbas etme çabalarının bir yenisidir.

Şimdi makaledeki iddiaların ve bunlardan varılan sonuçların tutarsızlıklarını ve geçersizliklerini ana maddeler halinde inceleyelim:

Atasal Genler Aldatmacası

Bilindiği gibi hormonlar vücut içindeki pek çok hayati fonksiyonun düzenlenmesinde rol oynarlar. Hormonların varlığı gibi salgılanma miktarları da canlı için çok büyük önem taşır. Vücuttaki hormon miktarlarındaki moleküler düzeydeki dalgalanmalar bile kimi zaman o canlı için ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle canlılardaki hormonal mekanizmalar son derece hassas dengeler ince ayarlar içerisinde faaliyet gösterir. Hormonların gerekli etkiyi göstermesi için vücutta o hormona özel olarak yaratılmış olan algılayıcılara bağlanmaları gereklidir. Bu algılayıcılara da "reseptör" adı verilir. Örneğin pankreas tarafından kan şekeri düzeyini düzenlemek için salgılanan insülin hormonunun bu görevi yerine getirebilmesi için bu hormona özel insülin reseptörlerine bağlanması gereklidir. Kısaca hormon ve reseptör ikilisi vücutta belli bir fizyolojik süreci başlatan bir anahtar-kilit sistemi gibidir. Nasıl bir anahtar ancak kendisi için uygun üretilmiş bir kilidi açabiliyorsa bir hormon da ancak kendisine duyarlı olan bir reseptöre bağlanarak vücutta belli bir fonksiyonu gerçekleştirebilir.


Bir anahtarın tesadüfen ortaya çıkması imkansızdır; bir kilidin de tesadüfen ortaya çıkması mümkün değildir. Dahası bu anahtar ve kilidin birbirine uyumlu olacak biçimde rastlantılarla oluşması imkansızın da ötesindedir.

Resim Dusler Forum - Türkçe Forumlar ve Eğlence Forum Siteleri Tarafından Küçültülmüştür,Orjinal Boyuta Dönmek için Tıklayın.689x235.

Anahtarın ve kilidin bunları üreten bir anahtar ustası olmadan ortaya çıkabileceğini iddia etmek nasıl akıl dışı bir tavırsa bir anahtar-kilit ikilisinden çok daha kompleks bir yapıya sahip olan hormon-reseptör sisteminin rastlantılarla ayrı ayrı hem de birbirine uyumlu olarak oluşabileceğini öne sürmek çok daha şuursuz bir iddia olacaktır.

İşte makalede ispatlanmaya çalışılan da bu akıl dışı iddiadır.

Makalede bu iddiaya konu edilen hormon vücuttaki sodyum ve potasyum iyonlarının dengesini sağlayan 'aldosteron' hormonudur. Reseptör ise aldosteron hormonunun bağlandığı 'mineralokortikoid' (MR) reseptörüdür.

Makalede söz konusu hormon-reseptör ikilisinin oluşturduğu kompleks sistemin sözde Darwin'in teorisine uygun bir biçimde her parçasının ayrı ayrı 'kademeli evrim'lerle ortaya çıktığı öne sürülmektedir.

Her şeyden önce yukarıda bahsi geçen reseptörlerin yüzmilyonlarca yıl önce birbirlerinden evrimleştiği ve aralarında ata-torun ilişkisi bulunduğu iddialarının hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Bu yalnızca evrimci bir varsayımdan ibarettir. Her iki hormonun aralarındaki benzer aminoasit dizilimine sahip olmasından esinlenilerek biri diğerinin atası ilan edilmiştir.

Oysa evrimcilerin iddialarında "dönüştürücü ve geliştirici etken" olarak gösterdikleri yegane mekanizma olan mutasyon yeni amino asitler ekleyerek AncCR reseptörünü MR reseptörüne dönüştürmez. Aksine AncCR adı verilen reseptörün bozulup işe yaramaz hale gelmesine sebep olur. Çünkü mutasyonlar %99 ihtimalle tahrip edici %1 ihtimalle de etkisizdirler.

Dolayısıyla organik bir yapıyı rastgele değiştiren herhangi bir mutasyonun bu yapıyı daha fazla özelliklere sahip daha kompleks bir başka yapıya dönüştürmesini beklemek imkansıza inanmak olur.

Günümüzde yaşayan pek çok canlı türünde ortak olan birçok hormon protein ve reseptör çeşidi vardır. Bu moleküler yapılar genelde benzer fonksiyonları yönetmelerine rağmen aralarında canlıdan canlıya değişen çeşitli yapısal farklılıklar vardır.

Örneğin pek çok canlı türünde var olan Sitokrom-C enziminin amino asit dizilimi canlıdan canlıya farlılık gösterir. Ancak bu durum o canlıların birbirinin akrabası atası ya da torunu olduğu anlamına gelmez. Sadece hepsinin kendi vücut yapıları ve sistemlerine uygun özel moleküllerle donatılmış olduklarını gösterir.

Canlılardaki ortak bazı moleküler yapılar arasındaki kimyasal yapı benzerliklerinden ya da farklılıklarından bir takım evrimci çıkarımlar üretmenin de hiçbir bilimsel değeri olmadığı defalarca kanıtlanmıştır. Fakat buna rağmen evrimciler bunu gözardı ederek bu benzerlik ve farkılılıklardan işlerine geldiği gibi hayali yorumlar üretmeye devam etmektedirler.

Milyonlarca Sene Bekleyen Parçalar Hikayesi

Makalede "canlı organizmalardaki moleküller birden fazla göreve katılabildiğine göre demek ki kompleks sistemlerin parçaları da önceden farklı yapılar içindeki farklı fonksiyonlarda yer almış ve bu şekilde ileride katılacakları kompleks sistemler oluşana kadar yok olmadan varlıklarını sürdürmüşler" gibi gülünç bir iddia öne sürülmektedir.

Makale boyunca sözde ispatlandığı öne sürülen MR reseptörü-Aldosteron hormonu ikilisinin evrimi senaryosu da bu gülünç iddianın kanıtı olarak gösterilmektedir.

Burada çok önemli bir nokta gözlerden kaçırılmaya çalışılarak adeta "oldu bitti" tarzında bir hileye başvurulmaktadır; bu da şudur:

Kompleks sistemlerdeki parçaların çoğu bu hormon-reseptör ikilisindeki gibi bireysel moleküllerden değil çok çeşitli molekülün oluşturduğu çok daha karmaşık yapılardan meydana gelir. Örneğin son derece kompleks bir sistem olan gözün 40 temel parçasından biri olan retina değil bir molekül ya da molekül grubu her biri milyonlarca çeşitteki ve trilyonlarca sayıdaki molekülün bir plan ölçü ve düzen altında biraraya geldiği retina hücrelerinden oluşmaktadır.

Bu durumda makaledeki iddiayı ortaya atanların yalnızca görme fonksiyonları için özelleşmiş olan retina tabakasının başlangıçta nasıl tesadüfler sonucunda ortaya çıktığını ve önceki canlıların sistemlerinde hangi alakasız işlere yarayarak daha sonradan var olacak olan göze eklenmeyi beklediğini açıklamaları gerekir. Ya da kuşların kanatlarındaki tüylerin kanatlar ortaya çıkana dek ne yaptıklarını veya böbreklerde kanı hemodiyaliz makinesinden çok daha hassas biçimde filtre eden Bowman kapsüllerinin böbrek ortaya çıkmadan önce nasıl tesadüfen meydana geldiğini ve daha önceki hangi organizmalarda hangi farklı görevlerde rol aldığını da açıklamaları gerekir.

Aynı şekilde gelmiş geçmiş milyonlarca canlı türündeki sayısız kompleks organın sistemin yapının parçaları için de ayrı ayrı bu soruların cevaplarını vermeleri gerekir.

Ayrıca bu sayısız parçacıktan her birinin açıklamasının farklı özel ve müstakil olması gerektiğini birinin açıklamasının diğeri için bir anlam ifade etmeyeceğini makaledeki gibi ikili bir moleküler sistem için uydurma bir senaryo kurup sonra da bunu milyarlarca kompleks sistem için genellemek gibi bir kurnazlığın geçerli olmadığını da bilmeleri gerekir.

Kompleks Sistemlerin Varlığı Moleküler Etkileşimlerle Açıklanamaz

Buraya kadar anlaşılacağı gibi kompleks sistemlerin her biri diğerlerinden farklı yapılara farklı mekanizma ve fonksiyonlara ve yine bütünüyle farklı yapı sayı ve nitelikteki alt parçacıklara sahiptir. Ayrıca bunların her birinin komplekslik dereceleri de farklı farklıdır.

Göz hücre hücre organelleri beyin kulak kanat bakteri motoru hücre zarı sperm hücresi yumurta hücresi DNA hücre çekirdeği petek göz yapısı vb. yapılar bu sayısız kompleks sistemin en bilinen örneklerinden birkaçıdır.

Örneğin canlı hücresini meydana getiren sayısız parçacıktan biri olan mitokondri son derece kompleks bir sistem olan hücrenin parçası olduğu gibi aynı zamanda tek başına da ayrı bir kompleks sistemdir; bir molekül ya da kimyasal madde değildir. Hücrenin enerji üretimini sağlayan bu organel olağanüstü komplekslikteki bir fabrika tasarımına sahiptir.

Dolayısıyla böyle bir sistemin basit kimyasal reaksiyonlarla moleküler etkileşimlerle yavaş yavaş küçük rastlantısal eklenmelerle ortaya çıkması söz konusu değildir. Kimyasal reaksiyonların moleküler etkileşimlerin sınırları bellidir. Bunların sonucunda ortaya çıkanlar da yine kimyasal maddeler moleküllerdir. Oysa kompleks sistemlerdeki parçaların çoğu kusursuz bir plan ve düzen içerisinde yaratılmış kompleks yapılardır.

Bir benzetme yaparsak bir molekülle bir mitokondri arasındaki fark bir tuğlayla bir gökdelen arasındaki fark gibidir. Evrimcilerin sözkonusu makalede yapmak istedikleri de -aynı benzetmeyle tarif edersek- tuğlanın ortaya çıkışı için bir senaryo yazıp gökdelenin varlığını da aynı senaryoyla açıkladıklarını iddia etmekten başka bir şey değildir.

Kısaca bir molekül-reseptör ikilisinin varoluşu hakkında evrimci bir hikaye uydurup sonra da "işte bakın gözün kulağın kolun bacağın hücrenin sinir sisteminin böbreğin kısaca canlılardaki tüm yapıların oluşumunu da böylece açıkladık evrimi de bu şekilde ispatladık" diye ortaya çıkmak yalnızca körü körüne ve cahilce Darwinizm'i destekleyenlerin inanacakları türden bir saptırmacadır.

Nitekim bir kısım yerli medyanın Science'da çıkan söz konusu moleküler evrim hikayesini manşetlere taşıması "moleküler evrim ispatlandı" şeklinde başlıklar atması da bu dogmatik cehaletin çarpıcı bir örneğidir.

Evrimcilerin Asıl Açıklaması Gereken Konular

Evrimciler teorilerinin temel açmazlarına açıklama getiremedikleri için hile ve kurnazlık yolunu seçip canlılarda yaratılmış olan birbirinden farklı kompleks biyolojik süreçler arasında zorlama evrimsel bağlantılar kurmaya çalışırlar. Oysa bu çabaların evrimi ispatlama açısından hiçbir değeri yoktur. Çünkü herkesin bildiği gibi evrim teorisi cansız maddelerden tesadüfler sonucunda canlı bir hücrenin ortaya çıktığını iddia etmektedir.

O halde bir kimsenin "evrim ispatlandı" diye ortaya çıkabilmesi için öncelikle o ilk canlı hücrenin nasıl kendi kendine tesadüflerle cansız doğada ortaya çıktığını açıklamış olması gereklidir. Ya da en azından o hücrenin herhangi bir organelinin veya hiç olmazsa o organeldeki protein moleküllerinden tek bir tanesinin nasıl olup da tesadüfler sonucunda cansız doğada doğru sayıda ve çeşitteki amino asitlerin doğru sıralamada ve doğru üç boyutlu biçimde ortaya çıktığını izah etmesi gerekir. Fakat bunun evrimciler açısından makul ve mantıklı bir izahı yoktur çünkü böyle bir olayın gerçekleşmesi imkansızdır.

Matematiksel olarak canlı hücresinde görev yapan 500 aminoasitlik bir protein molekülünün rastlantılarla ortaya çıkma ihtimali 10 üzeri 950'de 1 ihtimaldir. Bunun da matematiksel anlamı "0" ihtimal demektir.

Yani canlının tek bir hücresinin içindeki tek bir protein molekülünün bile cansız doğada rastlantılar sonucunda meydana gelebilmesi imkansızdır.

İşte sözde moleküler evrimi ispatlamaya çalışan bir evrimcinin ilk önce bu açmazlar hakkında bir açıklama getirmesi gerekir. Yoksa evrim çağrıştıran başlıklar atmak evrimin iddialarını ispatlamak değil hiçbir ispatı ve kanıtı olmayan evrimi her zamanki klasik propaganda ve psikolojik savaş yöntemleriyle ayakta tutmaya çabalamak anlamına gelir.

Evrimcilerin Darwin'e İtibar Kazandırma Çabaları Kendilerini Küçük Düşürmektedir

Evrim teorisi Darwin'e endeksli olduğundan evrim taraftarları Darwin ve Darwinizm kavramlarını gündemde tutabilmek uğruna belli klişeleri sürekli tekrarlamaya özen gösterirler. Darwin'in tezlerine atıfta bulunarak sözde yeni bulguların Darwin'i doğruladığı sloganını sürekli dile getirirler.

Evrime ve Darwinizm'e olan sadakatlerini bu şekilde tazelerler.

Aynı durum söz konusu makale için de geçerlidir. Makalede hayatın kompleks yapısının sözde Darwin'in tezlerine uygun olarak ortaya çıktığının ispatlandığı sık sık tekrar edilmektedir.

Çünkü ne de olsa evrim teorisi Darwin'in adı ve iddiaları üzerine kuruludur bu nedenle Darwin'in itibarı zorla da olsa ayakta tutulmalıdır.

Oysa tezlerinin her biri bilim dünyası için birer utanç kaynağı olan Darwin'in hiçbir konuda itibarının olamayacağı çok açıktır.

Darwin ne genetikten ne moleküler biyolojiden ne de hücre biyolojisinden haberi olan hücreyi içi su dolu bir baloncuk sanan bugünkü ilkokul düzeyinden dahi çok daha düşük bir bilim ve kültür düzeyine sahip olan amatör bir doğa gezginiydi.

Ceylanların daha yüksek dallardaki yaprakları yiyebilmek için boyunlarını uzata uzata zürafalara dönüştüklerine bozulmuş etlerin sinek ürettiklerine inanılan bir dönemin koyu cehaletini yaşıyordu.

Yaşam boyu kazanılan özelliklerin sonraki nesillere aktarılması ve bu yolla zaman içinde yeni türlerin ortaya çıkması gibi bilim dışı evrimci senaryolarını da bu cehalet ve bilimsel yoksunluk içinde uydurmuştu.

Darwin'in bu uydurmalarını 21. yüzyılda hala savunmaya kalkışan bazı Darwinist bilim adamları ve yayın organları da 19. yüzyılın ilkel bilim düzeyi cehaleti ve bağnazlığını temsil eden Darwin'in durumuna düşmekten şiddetle sakınmalı ve tüm canlıları Allah'ın mükemmel yapılara sahip olarak yarattığı gerçeğini kabul etmelidirler.

"Bu Allah'ın yaratmasıdır. Şu halde O'nun dışında olanların yarattıklarını Bana gösterin. Hayır zulmedenler açıkça bir sapıklık içindedirler." (Lokman Suresi 11)

NOT: bu yazı aynı zamanda aşağıdaki haber ve yorumlara da cevabımızdır:

- Cumhuriyet Bilim Teknik 15 Nisan 2006 Evrimde iki büyük adım Evrimde iki buluş
- Radikal 9 Nisan 2006 Evrimde yeni kanıt
- Güneş 9 Nisan 2006 Evrim teorisi ispatlandı mı?
(makale harun yahya)





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
Çırpınışlar, evrim, moleküler, senaryolarında, son


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557