Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Biyoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Biyoloji Biyoloji dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Ocak 2013, 15:37   #1 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart İnsan Genomu Projesi.

İnsan Genomu Projesi Hakkında Darwınist-Materyalist Yanılgılar



Bugün insanın gen haritasının çıkarılmış olması "insan ile maymun akrabadır" gibi bir sonuç ortaya koymamıştır. Evrimcilerin her yeni bilimsel gelişmeyi olduğu gibi bunu da istismar etmeye çalışmalarına aldanmamak gerekir.

Bilindiği gibi içinde bulunduğumuz günlerde İnsan Genomu Projesi çerçevesinde insanlığın gen haritasının çıkarılması önemli bir bilimsel gelişme olmuştur. Ancak bu projenin bazı sonuçları bazı evrimci yayınlarda çarpıtılmaktadır. Şempanzelerin genlerinin insan genleri ile yüzde 98 benzerlik gösterdiği iddia edilmekte ve bunun maymunların insana yakın olduğunun ve dolayısıyla evrim teorisinin bir delili olduğu ileri sürülmektedir. Gerçekte bu evrimcilerin toplumun bu konulardaki bilgisizliğinden faydalanarak ortaya attıkları "sahte" bir delildir.

% 98 Benzerlik İddiası Yanıltıcı Bir Propagandadır




Öncelikle belirtmek gerekir ki evrimcilerin insan ve şempanze DNA'ları hakkında sık sık ileri sürdükleri %98 benzerlik kavramı aldatıcıdır.

İnsanla şempanzenin genetik yapısının %98 birbirine benzer olduğunu iddia etmek için şu anda insanınkinin olduğu gibi şempanzenin de genetik haritasının çıkarılması ikisinin karşılaştırılması ve bu karşılaştırma sonucunun elde edilmiş olması gerekir. Oysa elde böyle bir sonuç yoktur. Çünkü şu ana kadar yalnızca insanın genetik haritası çıkartılmıştır. Şempanze içinse henüz böyle bir çalışma yapılmamıştır.

Gerçekte zaman zaman gündeme gelen insan ve maymun genlerinin %98 benzerliği yıllar önce kasıtlı üretilmiş propaganda amaçlı bir slogandır. Bu benzerlik insanda ve şempanzede bulunan 30-40 civarındaki bazı temel proteinin amino asit dizilimlerinin benzerliğinden yola çıkılarak yapılmış olağanüstü abartılı bir genellemedir. Bu proteinlere karşılık gelen DNA dizilimleri üzerinde "DNA hibridizasyonu" adı verilen bir yöntemle "sekans analizi" (sequence analysis) yapılmış ve sadece bu sınırlı sayıdaki proteinler karşılaştırılmıştır.

Oysa insanda yüz bin civarında gen ve dolayısıyla bu genlerin kodladığı 100 bin kadar protein vardır. Bu yüzden 100 bin proteinin sadece 40 tanesinin benzemesiyle insan ve maymunun bütün genlerinin %98 aynı olduğunu iddia etmenin hiç bir bilimsel dayanağı yoktur.

Kaldı ki söz konusu 40 protein üzerinde yapılan DNA karşılaştırması da tartışmalıdır. Bu karşılaştırma 1987 yılında Sibley and Ahlquist adlı iki biyolog tarafından yapılmış ve Journal of Molecular Evolution dergisinde (sayı 26 s. 99-121) yayınlanmıştır. Oysa daha sonra bu ikilinin verilerini inceleyen Sarich isimli bilim adamı kullandıkları yöntemin güvenilirliğinin tartışmalı olduğu ve verilerin abartılı yorumlandığı sonucuna varmıştır. (Sarich et al. 1989. Cladistics 5:3-32) Bir başka biyolog olan Dr. Don Batten 1996 yılında konuyu incelemiş ve gerçek benzerlik oranının % 98 değil % 96.2 olduğu sonucuna varmıştır. (C. E. N. 19(1): 21-22 Aralık. 1996-Şubat. 1997)

İnsan DNA'sı Solucan Sinek veya Tavuğa da Benzemektedir!

Kaldı ki bu söz konusu temel proteinler diğer pekçok farklı canlılarda da bulunan ortak hayati moleküllerdir Yalnızca şempanzede değil bütünüyle farklı canlılarda bulunan aynı tür proteinlerin de yapısı insandakilerle çok benzerdir.

Örneğin New Scientist dergisinde aktarılan genetik analizler nematod solucanları ve insan DNA'larında %75'lik bir benzerlik ortaya koymuştur. (New Scientist 15 May 1999 s. 27).

Öte yandan geçtiğimiz aylarda Türk medyasına da yansıyan bir bulgu Drosophila türüne ait meyve sineklerinin genleri ile insan genleri karşılaştırıldığında % 60'lık bir benzerlik çıktığı yönündedir. (Hürriyet 24 Şubat 2000)

Öte yandan bazı proteinler üzerinde yapılan analizler de insanı çok daha farklı canlılara yakın gibi göstermektedir. Cambridge Üniversitesi'ndeki araştırmacıların yaptığı bir çalışmada kara canlılarının bazı proteinleri karşılaştırılmaktadır. Hayret verici bir şekilde yaklaşık bütün örneklerde insan ve tavuk birbirlerine en yakın akraba olarak eşleşmişlerdir. Bir sonraki en yakın akraba ise timsahtır. (New Scientist c. 103 16 Ağustos 1984 s. 19)

Evrimcilerin "insan ile maymun arasındaki genetik benzerlik" konusunda kullandıkları bir diğer örnek ise insanda 46 şempanze ve gorillerde ise 48 kromozom bulunmasıdır. Evrimciler kromozom sayılarının yakınlığını evrimsel bir ilişkinin göstergesi sayarlar. Oysa eğer evrimcilerin kullandığı bu mantık doğru olsaydı insanın şempanze kadar yakın bir akrabası daha olması gerekirdi: "Patates"! Çünkü patatesin kromozom sayısı ımaymununkiyle aynıdır: 48.

Bu örnekler genetik benzerlik kavramının evrim teorisine bir delil oluşturmadığını göstermektedir. Çünkü genetik benzerlikler iddia edilen evrim şemalarına uymamakta aksine bunlara tamamen ters sonuçlar vermektedir.

Genetik Benzerlikler Kurulmak İstenen "Evrim Şeması"nı Alt-Üst Etmektedir

Nitekim olaya bir bütün olarak bakıldığında "biyokimsayal benzerlikler" konusunun evrime delil olmadığı aksine teoriyi çaresiz bıraktığı görülmektedir. South Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden biyokimya araştırmacısı Dr. Christian Schwabe moleküler alanda evrime delil bulabilmek için uzun yıllarını vermiş evrimci bir bilim adamıdır. Özellikle insülin ve relaxin türü proteinler üzerinde incelemeler yaparak canlılar arasında evrimsel akrabalıklar kurmaya çalışmıştır. Fakat çalışmalarının hiçbir noktasında evrime herhangi bir delil elde edemediğini pek çok kereler itiraf etmek zorunda kalmıştır. Bir makalesinde şöyle demektedir:

"Moleküler evrim evrimsel akrabalıkların ortaya çıkarılması için neredeyse paleontolojiden daha üstün bir metod olarak kabul edilmeye başlandı. Bir moleküler evrimci olarak bundan gurur duymam gerekirdi. Ama aksine türlerin düzenli bir gelişme kaydettiğini göstermesi gereken moleküler benzerliklerin pek çok istisnası olması oldukça can sıkıcı görünüyor. Bu istisnalar o kadar çok ki gerçekte istisnaların ve tuhaflıkların daha önemli bir mesaj taşıdıklarını düşünüyorum." (Christian Schwabe "On the Validity of Molecular Evolution" Trends in Biochemical Sciences c. 11 Temmuz 1986)

Ünlü biyokimyacı Prof. Michael Denton da moleküler biyoloji alanında elde edilen bulgulara dayanarak şu yorumu yapar:


"Moleküler düzeyde her canlı sınıfı özgün farklı ve diğerleriyle bağlantısızdır. Dolayısıyla moleküller aynı fosiller gibi evrimci biyoloji tarafından uzun zamandır aranan teorik ara geçişlerin olmadığını göstermiştir... Moleküler düzeyde hiçbir organizma bir diğerinin "atası" değildir diğerinden daha "ilkel" ya da "gelişmiş" de değildir... Eğer bu moleküler kanıtlar bundan bir asır önce var olsaydı... organik evrim düşüncesi hiçbir zaman kabul görmeyebilirdi." (Michael Denton. Evolution: A Theory in Crisis. London: Burnett Books 1985 ss. 290-91)

Sonuç: Benzerlikler Evrimin Değil Yaratılışın Delilidir

Bütün bunlar benzerliğin evrime delil olmadığını açıkça göstermektedir. Evrimcilerin bu konuda yaptıkları şey binlerce farklı bilimsel bulgudan sadece işlerine yarayan tek bir tanesini ön plana çıkararak toplumu aldatmaya çalışmaktadır. Örneğin maymun ile insan proteinlerinin bazıları birbirine benzerdir. İşte sadece bunları gösterip "bakın maymun insana benzerdir demek ki onun atasıdır" demektedirler. Oysa bir başka proteine bakıldığında bu kez insan tavuğa veya solucana benzer çıkabilmektedir. Tabloya bir bütün olarak bakıldığında ise Prof. Denton'ın üstteki ifade ettiği sonuç ortaya çıkmaktadır: Moleküler düzeyde hiçbir organizma bir diğerinin "atası" değildir diğerinden daha "ilkel" ya da "gelişmiş" de değildir...

Elbete insan bedeninin diğer canlılarla moleküler benzerlikleri olacaktır; çünkü aynı elementlerden oluşmakta aynı suyu ve atmosferi kullanmakta aynı moleküllerden oluşan besinleri tüketmektedir. Elbette ki metabolizmaları ve dolayısıyla genetik yapıları birbirine benzeyecektir. Ama bu "ortak malzeme" bir evrimin değil "ortak tasarımın" yani hepsinin aynı plan üzerine aynı Yaratıcı tarafından yaratılmış olmalarının sonucudur.

Bir örnek konuyu açıklayabilir: Dünya üzerindeki tüm inşaatlar da benzer malzemelerlerle (tuğla demir çimento vs.) yapılılır. Ama bu durum bu binaların birbirlerinden "evrimleştikleri" anlamına gelmez. Ortak bir malzeme kullanılarak ayrı ayrı inşa edilirler. Canlıların durumu da böyledir.
Canlılık evrimin iddia ettiği gibi bilinçsiz rastlantılarla değil sonsuz bir bilgi ve akıl sahibi olan Yüce Allah'ın yaratmasıyla meydana gelmiştir.

Yaşamın Bilgi Bankası DNA

Gelişen bilimin ortaya çıkardığı tablo canlıların asla tesadüflerle ortaya çıkamayacak kadar kusursuz bir düzenliliğe ve son derece kompleksbir yapıya sahip olduğudur. Bu ise canlıların üstün bir güç ve bilgi sahibi olan bir Yaratıcı tarafından yaratıldıklarının bir delilidir. Örneğin son günlerde İnsan Genomu Projesi vesilesi ile gündemde olan insan genindeki kusursuz yapı yani Allah'ın eşsiz yaratması bir kere daha gözler önüne serilmektedir.

Bu proje çerçevesinde Amerika'dan Çin'e kadar birçok ülkeden bilim adamları 10 yıldır DNA'da yer alan 3 milyar kimyasal harfi okumak ve sıralarını belirlemek için uğraştılar. Ve bunun sonucunda insana ait 22. kromozomda yer alan bilgilerin %85'i doğru olarak dizilebildi. Bu her ne kadar heyecan verici önemli bir gelişme olsa da İnsan Genomu Projesi'nin başında bulunan Dr. Francis Collins'in de "İnsanın kullanım kılavuzunda ilk defa bir bölümü tamamlayabildik" sözleriyle belirttiği gibi DNA'daki bilginin deşifresi için henüz ilk adım atılmıştır.

Bu bilginin deşifresinin neden bu kadar uzun sürdüğünü anlayabilmek için DNA'ya sığdırılan bilginin genişliğini anlamak gerekir.

Küçük Bir Noktadaki Büyük Banka



DNA'nın yapısı bu yüzyılın ortalarına kadar bilinmiyordu. Canlı hücrelerindeki çekirdeklerin içinde yer alan bu dev molekül ancak 1950'lerde keşfedildi. DNA'nın yapısını keşfeden iki evrimci bilim adamı James Watson ve Francis Crick karşılaştıkları bu yapı karşısında hayrete düşmüşlerdi. Çünkü buldukları bu kompleks yapının kökenini evrim mantıklarıyla-yani tesadüfle-açıklamak mümkün değildi. Francis Crick bir süre sonra bu gerçeği açıkça itiraf edecek ve DNA'nın kökeninin ancak bilinçli bir tasarımla açıklanabileceğini kabul edecekti.

DNA hücrenin çekirdeğinde bulunan ve o canlı ile ilgili tüm bilgileri barındıran bir bilgi bankasıdır. Örneğin bir insanın yüz şeklinden parmaklarının uzunluğuna yanağındaki gamzeden kaşının şekline kadar DNA'da kayıtlıdır. DNA'daki bilgi bu uzun molekül zincirini oluşturan dört özel molekülün diziliş sırası ile kodlanmıştır. Nükleotid (veya baz) adı verilen bu moleküller isimlerinin baş harfleri olan A T G ve C ile ifade edilirler. İnsanlar arasındaki tüm yapısal farklar bu harflerin diziliş sıralamaları arasındaki farktan doğar.



İnsan DNA'sındaki bilgi neredeyse bir futbol sahasını dolduracak kadar çok ansiklopedideki bilgiye eşittir. Bir başka benzetme yapacak olursak bu bilgi 500'er sayfalık 900 ciltlik bir ansiklopedi serisini dolduracak kadar fazladır. Her gün 24 saat boyunca hiç durmadan her saniyede insanın gen bilgilerinden bir tanesi okunacak olsa bu işlemin tamamlanması için 100 yıl geçmesi gerekmektedir. DNA'daki bilginin kitap haline getirildiğini varsaydığımızda ise bu kitapları üst üste koyduğumuz takdirde kitapların yüksekliği 70 metreye erişecektir. Daha da etkileyici olanı ise tüm bu bilgilerin milimetrenin yüzbinde biri kadar küçük bir yere paketlenerek sığdırılmış olmasıdır.

Bu kadar muazzam bir bilginin var olması hem de bunun gözle görülmeyecek kadar küçük bir yere sığdırılması kesinlikle tesadüflerin ve başıboş olayların bir eseri olamaz. Bir insan bir mağaraya girdiğinde 50 sayfalık bir kitap bulsa bu kitabın burada kendi başına tesadüfen oluşamayacağını ve bu kitabın mutlaka bir yazarının olduğunu bilir ve bu bilgisinden kesinlikle emin olur. DNA ise 50 değil 500 veya 5000 değil 500'er sayfalık 900 cilt ansiklopediyi dolduracak kadar bilgiye sahiptir. Tüm bunlar Allah'ın yaratışının üstünlüğünü gösteren özelliklerdir.

Tüm canlılığı tesadüflerle açıklamaya çalışan evrim teorisi ise DNA'nın nasıl ortaya çıktığı sorusu karşında çaresizdir.

Evrim Teorisini Tek Başına Yıkan Soru: Dna Nasıl Ortaya Çıktı?

Tüm canlılığı "tesadüf" cevabıyla açıklamaya kalkan evrim teorisi DNA'da özenle ve kusursuzca kodlanmış bulunan olağanüstü bilginin kaynağını asla izah edememektedir.

Kaldı ki konu DNA zincirinin nasıl ortaya çıktığını sorusundan ibaret değildir. Çünkü DNA zinciri içindeki olağanüstü bilgi kapasitesi ile birlikte var olsa bile bu tek başına hiç bir şeye yaramaz. Canlılıktan söz edilebilmesi için mutlaka bir de bu DNA zincirini okuyan kopyalayan ve bu kopyalara göre proteinler üreten enzimlerin bulunması gerekir. (Enzimler hücrede belirli görevler üstlenmiş ve bunları bir robot titizliğinde yerine getiren büyük moleküllerdir.)

Yani canlılıktan söz edilmesi için hem DNA adı verdiğimiz bilgi bankasının hem de bu bankadaki bilgileri okuyarak üretim yapacak makinaların var olması gerekmektedir.

İşin daha da ilginç yanı ise DNA'yı okuyup ona göre üretim yapan enzimlerin kendilerinin de yine DNA'daki şifrelere göre üretilmeleridir! Yani hücrenin içinde öyle bir fabrika vardır ki bu fabrika hem çok çeşitli ürünler üretmekte hem de bir taraftan bu üretimi yapan robot ve makinaları da inşa etmektedir. Tek bir noktasında eksiklik olsa işe yaramayacak olan bu sistemin nasıl ortaya çıktığı sorusu evrim teorisini tek başına yıkmaya yeterlidir.

Alman evrimci Douglas R. Hofstadter bu soru karşısındaki çaresizliklerini şöyle itiraf etmektedir:

"Nasıl oldu da genetik bilgi onu yorumlayan mekanizmalarla (enzimler ve diğer moleküler yapılarla) birlikte ortaya çıktı? Bu soru karşısında kendimizi bir cevapla değil hayranlık ve şaşkınlık duyguları ile tatmin etmemiz gerekiyor." (Douglas R. Hofstadter Gödel Escher Bach: An Eternal Golden Braid New York: Vintage Books 1980 s. 548)

Bir başka evrimci otorite dünyaca ünlü moleküler biyolog Leslie Orgel bu konuda biraz daha açık sözlü davranmaktadır:

"Son derece kompleks yapılara sahip olan enzimlerin ve nükleik asitlerin (RNA ve DNA) aynı yerde ve aynı zamanda rastlantısal olarak oluşmaları aşırı derecede ihtimal dışıdır. Ama bunların birisi olmadan diğerini elde etmek de mümkün değildir. Dolayısıyla İNSAN YAŞAMIN
KİMYASAL YOLLARLA ORTAYA ÇIKMASININ ASLA MÜMKÜN OLMADIĞI SONUCUNA VARMAK ZORUNDA KALMAKTADIR." (Leslie E. Orgel
"The Origin of Life on Earth" Scientific American Cilt 271 Ekim 1994 s. 78)

"Hayatın kimyasal yollarla ortaya çıkması imkansız" demek "hayatın kendi kendine oluşması imkansız" demektir. Bu gerçek canlılığın bilinçli bir biçimde yaratıldığının açık bir ispatıdır. Ancak evrimciler açık delillerini gördükleri bu gerçeği sırf ideolojik nedenlerle kabul etmezler. Sırf
Allah'ın varlığını kabul etmemek için imkansız olduğunu kendilerinin de bildiği saçma senaryolara inanırlar.

Evrim teorisinin geçersizliğini anlatan "Evolution: A Theory in Crisis" (Evrim: Kriz İçinde Bir Teori) adlı kitabın yazarı olan ünlü moleküler biyolog Prof. Michael Denton Darwinistlerin bu akıl dışı inancını şöyle anlatır:

Yüksek organizmaların genetik programlarının yapısı milyarlarca bit (bilgisayar birimi) bilgiye ya da bin ciltlik küçük bir kütüphanenin içindeki tüm harflerin dizilime eşdeğerdir. Bu denli kompleks organizmaları oluşturan trilyonlarca hücrenin gelişimini belirleyen emreden ve kontrol eden sayısız karmaşık işlevin tamamen rastlantıya dayalı bir süreç sonucunda oluştuğunu iddia etmek ise İNSAN AKLINA YÖNELİK BİR SALDIRIDIR. AMA BİR DARWİNİST BU DÜŞÜNCEYİ EN UFAK BİR ŞÜPHE BELİRTİSİ BİLE GÖSTERMEDEN KABUL EDER! (Michael Denton Evolution: A Theory in Crisis. London: Burnett Books 1985 s. 351)

Gerçekten de Darwinizm akla tamamen aykırı batıl bir inançtan başka bir şey değildir. Akıl sahibi olan her insan ise ister DNA'ya isterse tabiatın başka her hangi bir yönüne baksın o büyük gerçeğin kanıtlarını görür: İnsan ve tüm canlılar Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah tarafından yaratılmıştır.

Evrimcilerin "Evrim Mekanizması" Dedikleri Mutasyon DNA'YI TAHRİP EDİYOR

Evrimciler DNA'nın ilk olarak nasıl ortaya çıktığı konusuna kesinlikle bir açıklama getiremezlerken DNA konusunda çıkmaza girdikleri önemli bir nokta daha vardır. Balıklar sürüngenler kuşlar insanlar nasıl olup da farklı DNA'lara farklı bilgilere sahip olabilmişlerdir?

Evrim teorisi bu soruya cevap olarak DNA'daki bilgilerin zaman içinde gerçekleşen tesadüflerle arttığını ve çeşitlendiğini ileri sürerler. Sözünü ettikleri tesadüfler "mutasyon"lardır. Mutasyon DNA'da radyasyon ya da kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen değişikliklerdir. Bazen bir radyoaktif ışınım DNA zincirine isabet eder ve oradaki bir veya birkaç basamağı tahrip eder ya da yerini değiştirir. Evrimcilere göre canlılar tek bir DNA'nın bu mutasyonlar (yani kazalar) sonucunda farklılaşması ile bugünkü mükemmel hallerine ulaşmışlardır.

Bu iddianın akıl dışı olduğunu göstermek için DNA'yı yine bir kitaba benzetelim. DNA'nın bir kitapta olduğu gibi yanyana dizilmiş harflerden oluştuğunu söylemiştik. Mutasyonlar bu kitabın yazılımı sırasında meydana gelen harf hatalarına benzerler. İsterseniz bu konuda bir deney yapalım. Kalın bir dünya tarihi kitabının baştan sona bilgisayara yazılmasını isteyelim. Bu iş yapılırken de bir kaç kez dizgiye müdahale edelim ve dizgiyi yapan kişiye tuşlardan birine gözü kapalı ve rastgele basmasını söyleyelim. Bu şekilde yazılmış olan harf hatalı metni bir başkasına verip yine aynı şeyi yaptıralım. Bu yöntemle her seferinde metne rastgele birkaç harf hatası ekleyerek kitabı birkaç bin kez baştan aşağı yazdıralım...

Acaba tarih kitabı bu yöntemle gelişir mi? Örneğin daha önce kitapta var olmayan "Eski Çin Tarihi" gibi bir bölüm oluşabilir mi?
Elbette ki kitaba eklediğimiz harf hataları kitabı geliştirmez aksine tahrip eder anlamını bozar. Hatalı kopyalama işlemini ne kadar artırırsak o kadar bozuk bir kitap elde ederiz.

Ama evrim teorisinin iddiası "harf hatalarının bir kitabı geliştirdiği" yönündedir. Evrime göre DNA'da meydana gelen mutasyonlar (hatalar) birikerek tesadüfen faydalı sonuçlara yol açmış örneğin canlılara göz kulak kanat el gibi kusursuz organları; düşünmek öğrenmek mantık yürütmek gibi şuur gerektiren özellikleri kazandırmıştır.

Kuşkusuz bu iddia biraz önce söz ettiğimiz bir dünya tarihi kitabına harf hatalarının birikmesi sonucu "Eski Çin Tarihi" bölümü eklenmesinden bile daha akıldışıdır. (Kaldı ki doğada hata yapan dizgici örneğinde olduğu gibi düzenli olarak mutasyonlar meydana getiren bir mekanizma yoktur. Doğadaki mutasyonlar bir kitabın yazımı sırasında meydana gelebilecek harf hatalarından çok daha nadir oluşurlar.)

Zaten bugün mutasyonların insan DNA'sı üzerinde tahribat oluşturduğu açıkça bilinmektedir. Dikkat edilirse İnsan Genomu Projesi'nin açıklanmasıyla birlikte insan genlerinde kalıtsal hastalıklar olduğu bu hastalıkların gen mühendisliği ile tedavi edilebileceği belirtilmiştir. Bu genetik hastalıkların tek sebebi ise Darwinistlerin "evrim mekanizması" dedikleri mutasyondur! Yani Darwinizm'e göre canlıları geliştirmesi gereken mutasyonlar gerçekte başta çeşitli kanser türleri olmak üzere çok sayıda hastalığa sebep olmaktadır ve bu da bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu durum Darwinistlerin "evrim mekanizması" sandıkları mutasyonların sadece kusursuz olarak yaratılmış olan insan genlerini zamanla bozduğunu dejenere ettiğini göstermektedir.

Evrim teorisinin canlılığın kökeni hakkında getirmeye çalıştığı her türlü "açıklama" işte bu denli akıl ve bilim dışı iddialardır. Bu gerçeği kabul eden açık sözlü otoritelerden biri Fransız Bilimler Akademisi'nin eski başkanı olan ünlü Fransız zoolog Pierre Grassé'dir. Grassé de bir evimcidir ancak Darwinist teorinin canlılığı açıklayamadığını savunmakta ve Darwinizm'in temelini oluşturan "tesadüf" mantığı hakkında şunları söylemektedir:

"Şanslı mutasyonların havyanların ve bitkilerin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladığına inanmak gerçekten çok zordur. Ama Darwinizm bundan fazlasını da ister: Tek bir bitki tek bir havyan binlerce ve binlerce tam olması gerektiği şekilde faydalı tesadüflere maruz kalmalıdır. Yani mucizeler sıradan bir kural haline gelmeli inanılmaz derecede düşük olasılıklara sahip olaylar kolaylıkla gerçekleşmelidir. Hayal kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur ama bilim bu işin içine dahil edilmemelidir." (Pierre-P Grassé Evolution of Living Organisms New York: Academic Press 1977 s. 103)

Gerçekten de cansız maddelerin kendi kendine bir araya gelip DNA gibi muhteşem sistemlere sahip canlıları oluşturduğunu iddia eden evrim teorisi bilime ve akla tamamen aykırı olan bir hayalciliktir. Tüm bunlar bizi apaçık bir sonuca götürür. Yaşamın bir planı (DNA) olduğuna ve tüm canlılar bu plana göre yapıldıklarına göre açıktır ki bu planı ortaya çıkaran üstün bir Yaratıcı vardır. Yani tüm canlılar sonsuz bir güç ve akıl sahibi olan Allah tarafından yaratılmışlardır. Allah Kuran'da bu gerçeği şöyle bildirmiştir:

O Allah ki yaratandır kusursuzca varedendir şekil ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O Aziz Hakim'dir. (Haşr Suresi 24)

İnsanların bugün teknolojinin imkanlarını kullanarak başardıkları ise Allah'ın insan DNA'sında tecelli eden ilminden bir parçayı olsun anlayabilmek için çalışmaktan ibarettir.

İnsan Genomu Projesi Hakkında Darwınist-Materyalist Yanılgılar

İnsan Genomu Projesi'nde gelinen son noktanın açıklanması ile Türkiye'de bazı yayın organları evrim teorisinin içinde bulunduğu çıkmazın daha fazla ortaya çıkmaması için yanıltıcı mesajlar yayınlamaya ve halkı yanlış bilgilendirmeye başladılar.

Darwinist-materyalist basının en çok gündeme getirdiği ve farklı slogan ve başlıklarla ifade ettiği konu ise gen haritasının keşfinin Allah'ın yarattığı kadere karşı gelinebileceğini gösterdiği iddiasıdır. Bu ülkemizde belirli kesimlerce öne sürülen çok büyük bir yanılgı ve aldatmacadır. Son zamanlarda gazete sayfalarında yer alan ve televizyon programlarına kadar taşınan başlıklar sinsice yapılan bir telkin görüntüsü vermektedir: "İnsan artık kaderine yenilmeyecek" gibi mesajların insanın gen haritası hakkındaki bilgilerle birlikte insanlara sunuluyor olması
büyük bir hatadır. Çünkü gerçekte insanın gen haritasının çıkarılmasının insanın kaderinin akışı ile kesinlikle bir bağlantısı yoktur.

Kaderin Akışı Değiştirilemez

Kader Allah'ın geçmiş ve gelecek tüm olayları tek bir an olarak bilmesidir. İnsanların önemli bir bölümü Allah'ın henüz yaşanmamış olayları önceden nasıl bildiği konusunu yani kader gerçeğini anlayamazlar. Oysa insanın henüz karşılaşmadığı bir olay kendisi açısından yaşanmamış bir olaydır. Allah ise zamana ve mekanı bağlı değildir; zaten zamanı ve mekanı yaratan Kendisi'dir. Bu nedenle Allah için geçmiş gelecek ve şu an hepsi birdir ve hepsi olup bitmiştir.

Her insan ve her olay için bu durum geçerlidir. Örneğin Allah her insanı belli bir ömür ile yaratmıştır ve her insanın ölüm anı Allah katında yer zaman ve şekil olarak bellidir. Eğer gelecekte bir gün bir insanın ömrü genlerine yapılan doğru müdahalelerle uzatılırsa bu olay bu insanın kaderini yendiği anlamına gelmez. Bunun anlamı şudur: Allah bu insanı uzun bir ömürle yaratmıştır ve gen haritasının çıkartılmış olmasını bu insanın ömrünün uzun olmasına vesile etmiştir. Gen haritasının bulunması da o insanın o dönemde yaşaması da yine o insanın ömrünün tıbbi imkanlarla uzatılması da onun kaderindedir; tümü Allah katında daha o insan dünyaya gelmeden önce bellidir.

Aynı şekilde bu proje çerçevesinde yapılan buluşlar neticesinde ölümcül bir hastalığı tedavi edilen bir insan yine kaderini değiştirmemiştir. Çünkü bu insanın kaderinde bu hastalıktan bu projenin vesilesi ile kurtulmak vardır. Sonuçta insanın gen haritasının çıkartılmış olması ve insanoğlunun genetik programa müdahalesinin olabilecek olması Allah'ın yarattığı kadere karşı gelmek demek değildir. Aksine bu şekilde insanlık Allah'ın kendileri için yarattığı gelişmeleri izlemekte Allah'ın yarattığı bilgiyi keşfetmekte ve kullanmaktadır. Eğer bir insan bu bilimsel gelişmeler sayesinde 120 sene yaşarsa bu Allah'ın onun için önceden takdir ettiği bir yaştır onun için ömrü bu kadar uzun olur.

Kısacası "kaderimi yendim" "kaderimi değiştirdim" "kadere müdahale ettim" gibi ifadeler kader gerçeğini bilmemenin getirdiği cehaletten kaynaklanmaktadır. Ve bir insanın bu ifadeleri kullanması da onun kaderinde önceden belirlenmiş; bu cümleyi nerede ne zaman hangi şartlar altında kullanacağı dahi Allah katında tesbit edilmiştir.

İnsanı veya Herhangi Bir Canlıyı Kopyalamak Onu Yaratmak Değildir

Bazı yayın organlarında ise genetik biliminin ilerlemesi ile insanın da kopyalanabileceği ve böylece insanın insan yaratabileceği ileri sürülmüştür. Bu da son derece çarpık ve gerçeklerden uzak bir mantıktır. Çünkü yaratmak bir şeyi yoktan var etmektir ve bu fiil sadece Allah'a mahsustur. Genetik bilginin kopyalanmasıyla bir canlının aynısından oluşturulması ise bu canlının yaratılması manasına gelmez. Çünkü insan veya başka bir canlı kopyalanırken bir canlının hücreleri alınmakta ve kopyalanmaktadır. Ancak hiç bir zaman cansız maddeden bir tek canlı hücre oluşturulamamış bunun yakınına bile yaklaşılamamıştır. Bu konuda yapılan çalışmalar sonuçsuz kaldığı ve kalacağı da belli olduğu için durdurulmuştur.

Sonuç olarak insanın genetik yapısının keşfedilmesi insanın kaderine karşı gelişini gösteren bir olay değildir olamaz da. Her olay her konuşma ve her gelişme Allah katında çok önceden belli bir kader üzerinde belirlenmiştir. Buna bilimsel gelişmeler ve bu gelişmelerin insan hayatına getireceği yenilikler de dahildir. Allah herşeyden haberdar olan ve herşeyi bilgisiyle sarıp kuşatandır. Küçük büyük her türlü olayın Allah'ınbilgisi dahilinde gerçekleştiği gerçeği ise Kuran'da şöyle haber verilir:

Senin içinde olduğun herhangi bir durum onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki ona (iyice) daldığınızda biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de daha büyüğü de yoktur ki apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi 61).
(makale harun yahya)





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
genomu, projesi, İnsan


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557