Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kadınca > Cinsellik
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Cinsellik Cinsellikle alakalı aklınıza takılan sorunlar, kimseye soramadıklarınız, ve cinsellik hakkındaki herşey burada.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14 Eylül 2011, 16:21   #1 (permalink)
Üye

Ahmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: ¹6
(Mesajlar): 3.715
(Konular): 290
Renkli Para : 27685
Aldığı Beğeni: 14
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Kabadayi
Takım :
Standart A-Z'ye Cinsellik ile İlgili Bilmek İstedikleriniz

Hamile olmayan kadınlarda, ergenlik çağından menopoza kadar ayda bir vajinadan gelen kan.

AĞIZ YOLUYLA İLİŞKİ
Bir eşin cinsel organlarına öbür eşin ağızla temas etmesi.

ANAL
Makat veya makat bölgesiyle ilgili.

Psikanaliz teorisinde, psikoseksuel gelişmenin ikinci aşaması olup, makat bölgesinden haz duyma duygularının algılanmasının başladığı dönem olarak tanımlanır.

ANAL İLİŞKİ
Bir eşin cinsel organlarının, öbür eşin anüsüyle temas etmesi.

ANALİNGUS
Ağızla anusun yalanması, okşanması.

ANUS
Makat.

AREOLA
Meme başı etrafındaki renkli halka.

ASEKSÜEL
Sekse karşı ilgisiz veya isteksiz olan.

AVUÇLAYIŞ
Bütün bir eli vajinaya veya anüse sokmak.

BAKİR
Cinsel ilişkide bulunmamış erkek.

BAKİRE
Cinsel ilişkide bulunmamış kadın.

BAŞTAN ÇIKARTMAK
Birini cinsel ilişkide bulunmaya ikna etmeye çalışmak.

BEKARET
Bakir veya bakire olma durumu.

BESTIALITY
Bir insanın bir hayvanla cinsel ilişkide bulunması.

BİSEKSÜEL
Hem kadınlarla hem de erkeklerle cinsel ilişkide bulunma isteği olan.

Hem erkek hem de kadınla cinsel ilişkide bulunan.

BULÛĞ ÇAĞI
İnsanın gelişme safhasında çocukluktan yetişkinliğe girdiği dönem.

CİNSEL ÇEKİCİLİK
Fiziksel güzellik veya kişinin karakterinin bir başka kişiyi cinsel açıdan uyarması.

CİNSEL İLİŞKİ
Kadın ve erkek, erkek ve erkek veya kadın ve kadın arasındaki cinsel birleşim.

CİNSEL KİMLİK
Cinsel kimlik ya dişi ya da erkek'tir, ve tamamen yaratılış özelliğidir (insanların beynine kazınmıştır). (Nilgün B. Bugüner)

CİNSEL ROL
Ne kadar kadınsı ya da ne kadar erkeksi olduğunuzla ilgilidir, yani başkalarının sizi nasıl gördüğü ile ilgilidir, bu sonradan kazanılan - öğrenilen - bir özelliktir. (Nilgün B. Bugüner)

CİNSEL TACİZ
İstek dışı, itici, cinselliğe dayalı davranışlar veya sözler.

Karşı cinsi küçük düşürücü, aşağılayıcı, rahatsız edici davranışlar veya sözler.

CİNSEL TERCİH
Cinsel tercih ise cinselliğinizi yaşarken hangi objeye yöneldiğinizle ilgilidir. Kimi kendi cinsini tercih eder kimi karşı cinsi tercih eder, kimi sadece kendini tercih eder. Kimi cansız objelerse yönelir, kimi hayvanlara yönelir daha ötesi zarar vermeye ve dolayısıyla cinsel sapmalara kadar gider. (Nilgün B. Bugüner)

CİNSELLİK
İnsanların belli fiziksel özelliklerinden dolayı erkek veya kadın olarak ikiye ayrılmaları.

Cinsel kimlik veya cinsel güç.

CUNNİLİNGUS
Ağızla vajinayı yalamak.

DİLDO
Cinsel ilişki esnasında kullanılan yapay penis.

DİYAFRAM
Kubbe şeklinde, plastikten oluşur. Cinsel ilişki esnasında rahim boynunu kapatıp spermlerin rahime girmelerini önler.

DÖLÜT
İnsanlarda, gebe kalındıktan sonra sekiz haftadan, doğmadan önceki döneme kadar anne karnında olan bebeğe verilen ad.

DÜRTÜ
Tabiatta bulunan, doğuştan gelen davranış özelliği olup çevreden gelen uyarıcılara tepki göstermek.

OİDİPUS KOMPLEKSİ
Psikanaliz teorisinde, özellikle erkek çocuğun annesine duyduğu cinsel istek ve aynı zamanda babasına, annesine duyduğu duygulardan dolayı, düşman kesilmesi.

ELLE İLİŞKİ
Bir eşin cinsel organlarına öbür eşin elle temas etmesi.

EMBRİYON
Erken gelişme safhasında olan ve özellikleri belli olmayan bir organizma.

ENSEST
İki kişinin, yakınlık derecesinden dolayı, evlenmeleri kanunen yasak olup, bu iki kişinin cinsel ilişkide bulunması.

EPİDİM
Meni üreten tüpçük ya da borucuklarda devamlı oluşan sperm hücreleri.

EREKSİYON
Yumuşak olan bir bölgenin etrafındaki dokuların kan ile dolması sonucu sertleşmesi. Özellikle penis ve klitoris durumu için kullanılır.

ERGENLİK
İnsanın gelişme safhasında çocukluktan yetişkinliğe girdiği dönem.

EROS
Yaşama içgüdüsü.

Tüm cinsel dürtüleri ve istekleri kapsayan.

EROTİK
Cinsel istekliliği uyandırıcı.

Cinsel aşkın egemenliği.

EŞCİNSEL
Hemcinsine cinsel arzu duyan.

Hemcinsinle cinsel ilişkiye giren.

FAHİŞELİK
Para karşılığı erkek veya kadının karşısındakine cinsel ilişkide veya cinsel lütufta bulunması.

FANTAZİ
Herhangi bir isteğin veya psikolojik ihtiyacın karşılanabilmesi için kurulan düşler veya bir dizi zihinsel görüntülerin hayal edilmesi.

FELLATİO
Penisi ağız ile yalamak.

FETİŞİZM
Herhangi bir cansız objeden veya vücuttaki cinsel organlar haricinde herhangi bir bölümden tahrik olmak ve bazen de bunsuz cinsel hazza ulaşamamak.

FROTTAGE
Bir erkeğin, eşinin vücuduna karşın kendi vücudunu ovması.

GERANTOFİLİYA
Bir erkeğin, yaşlı bir kadınla cinsel ilişkiye girmeyi tercih etmesi.

GOWPER BEZİ
Cinsel coşku veya orgazm öncesi, erkeklerde, saydam alkalin bir sıvı salgılayan bez.

HERMOPHRODITIC
Hem kadın hem de erkek cinsel organları olan.

HİMEN
Rahim ağzını kapayan deri.

Kızlık zarı.

İKTİDARSIZ
Cinsel ilişkide bulunamama. Çoğu zaman ereksiyona ulaşılamamasından ortaya çıkan bir durum.

JENİTAL İLİŞKİ
Bir eşin cinsel organlarının, öbür eşin cinsel organlarıyla temas etmesi.

KISIRLIK
Gebe bırakamama veya gebe kalamama durumu.

KLİTORİS
Kadının en hassas dış cinsel organı, vulvanın üst bölümünde.

LABİA
Kadının tenasül uzvunda dudak şeklinde kısım, dudak.

LEZBİYEN
Eşcinsel kadın.

MASTÜRBASYON
Kişinin kendisini cinsel tatmine ulaştırması.

MAZOŞİST
Fiziksel veya duygusal açıdan hakaret edildikçe cinsel tatmine ulaşabilen.

Fiziksel veya duygusal açıdan hakaret edilmekten hoşlanan ve bu hakaretleri edebilecek kişileri arayan.

NEKROFİLİYA
Ölüm ve cesetlere saplantı halinde ilgisi olan.

Cesetlerle cinsel ilişkide bulunmak.

ORGAZM
Cinsel ilişkide ulaşılabilinecek en üst düzey heyecanlılık.

Cinsel ilişkinin doruk noktası.

OTOEROTİZM
Bir erkeğin kendiyle sevişmeyi tercih etmesi.

PEDOFİLİYA
Bir erkeğin, sevişmek için çocukları seçmesi durumuna verilen ad.

PİGMALİONİZM
Bir erkeğin, heykelle sevişmeyi tercih etmesi.

p o r n o
Cinsel ilişkiyi genelde güç ve şiddetle bağdaştıran yazılı, görsel malzemeler.

REGL
Hamile olmayan kadınlarda, ergenlik çağından menopoza kadar ayda bir rahimden gelen kan.

PREZERVATİF
İnce lateks, plastik veya hayvan derisinden yapılan, cinsel ilişki esnasında penisin üzerine giyilen madde. Amaç, hem hamile kalma olasılığını önlemek, hem de cinsel ilişki yoluyla bulaşabilecek hastalıkları.

SADİST
Fiziksel veya duygusal açıdan bir başkasına hakaret ederek/acı vererek cinsel tatmine ulaşabilen.

Fiziksel veya duygusal açıdan bir başkasına hakaret etmekten/acı çektirmekten hoşlanan.

SADİZM
Sadist olma durumunu anlatan.

SEKS
Cinsel arzunun veya isteğin davranışlarla gösterilmesi.

SİBER SEKS
Bilgisayarla iletişim esnasında cinsel aktiviteler veya cinsel dürtü.

SODOMY
Eşcinsel ilişki, aynı zamanda anal seks demek.

SPERMA BANKASI
Spermanın hassasiyetle korunduğu yerler.

SPERMİSAL
Herhangi bir döllenme olasılığını kaldırmak için sperm öldürücü olarak kullanılan kimyasal maddelere verilen isim.

SÜBYANCI
Erişkin insanın çocuğa cinsel tacizde bulunması.

Erişkin insanın çocukla cinsel ilişkide bulunması.

SÜNNET
Penisin uçundaki deriyi ameliyatla almak.

TACİZ
Bir kişiyi sürekli olarak rahatsız edip, ızdırap çektirmek.

TECAVÜZ
Bir başka kişiyi zorlayarak cinsel ilişkide bulunma suçu.

TRANSSEKSÜEL
Cinsel tercihini karşı cinsiyetten oluşturan.

Cinsel kimliği ile cinsel organları uyumsuz olarak doğmuş insan. (Cinsel organları cinsel kimliğine uydurulana dek kişi ne erkek ne de dişidir. Transseksüeldir. Cinsel organları cinsel kimliğine uydurulan kişi artık transseksüel değil ya erkek ya da dişidir.)

Tıbbi müdahale ile cinsiyet değiştiren.

TRAVESTİ
Karşı cinsin giyisilerini kullanarak ve cinsel rolünü üstlenerek cinsel hazza ulaşan kişi.

Cinsel tercihini karşı cinsin giysilerini kullanarak ve cinsel rölünü üstlenerek oluşturan kişi.

TROLİZM
Bir erkeğin cinsel beraberlik için iki veya daha fazla kadını seçmesi.

UROLOGNİA
Eşinin veya kendinin sidiğiyle oynamak.

VİBRATOR
Elektrikli suni penis.

VULVA
Kadının dış cinsel organına verilen ad.

CİNSELLİĞİN KISA BİR TARİHÇESİ


Foucault, Cinselliğin Tarihçesi adlı kitabında, cinselliğin hiçbir zaman bastırılmadığını ve bundan dolayı 70'li yılların cinselliğin devrim yaşadığı seneler olduğu tezinin tersini ispat etmeye çalıştı. Genelde 70'li yıllardan evvelki dönemler, psikologlar ve cinsellik üzerinde usta kalemlerin yazdığı kitap ve makalelerde, cinselliğin ayıp ve yasak olduğu tezi hep savunulmaktaydı.

Foucault ise cinselliğin batı ülkelerinde, dönem ne olursa olsun, hep saplantı halinde olduğu kanısında. Bunu demekle şunu kastetmektedir; Batı ülkelerinde cinsellikten pek bahsedilmemesi cinselliğin, toplumdaki yerini daha da kuvvetlendirip, cinselliğe her yerde rastlanır hale gelmesini sağlamıştır. Eğer cinsellik, doğal bir olay olarak karşılansaydı, cinselliğin bugünkü toplumlarda önemi bu kadar olmazdı. Aynı zamanda, bu tarz yaklaşım olmasaydı, toplumumuzda rastladığımız değişik cinsel kimlikler de ortaya çıkmazdı kanısındadır Foucault.

Foucault'a göre cinselliğin tarihçesine iki şekilde bakmak gerekiyor. Birinci bakış açısı; Çin, Japonya, Hindistan ve Roma İmparatorluğu'ndaki cinselliğe karşı tutumdan ortaya çıkıyor. Foucault buna "erotik sanat" adını vermektedir. Seks bir sanat, özel yaşanan bir tercübe olarak bakılıp, utanç verici veya kötü kelimelerle bağdaştırılmamaktadır. Seks gizli tutulmalıdır ama gizli tutulma sebebi burada çok önemlidir. İnanç şudur ki; eğer insan seks hayatını açıkça konuşursa, o zaman seksin gücü ve seksten alınan zevk kaybolmaya başlar.

İkinci bakış açısı ise; batı ülkelerinden gelmektedir. Batıda tamamen farklı bir yaklaşım söz konusudur. Foucault buna "cinselliğin bilimi" adını vermektedir. 17. yüzyıldan beri batı ülkelerinde insanların cinsellikten bahsetme ihtiyacı olduğunu vurgulamaktadır. O kadar ki, sanki bu konuda konuşulmazsa seks gerçekleşmemiştir anlamını taşır gibi. Batı toplumlarında insanların cinsel kimliklerini açıkça ortaya koyma eğiliminde olduğunu da vurgulamaktadır. Bu konuda da örnek olarak eşcinselleri göstermektedir. Dindeki baskıların, yani din kuralları çerçevesinde gerçekleşmeyen cinsel yaşamın, günah olarak adlandırılmasının da ters tepip, cinsel kimlikleri ortaya çıkartmakta payı olduğunu savunmaktadır.

16. yüzyıllarda çaba, cinsel hayatın kontrol altında tutulmasından yanaydı. Önemli olan, evli kişilerin cinsel hayatlarını kontrol altında tutup diğer cinsel ilişkilerin de kaale alınmamasıydı. Eşcinsel ilişkilerin günah olup, bu günahın zaman zaman işlendiği kanısı yaygındı. Bugünlerde ise eşcinsellik, bir cinsel kimlik olarak görülmektedir. 19. yüzyılda eşcinsel bir seçim, hayat tarzı halini almıştı.

Foucault'un görüşüne göre, cinsel yaşamı toplumlarda belli kalıplar halinde tutmakta harcanan eforların sebebi şöyle;

"İnsanların üremesi ve insan neslinin tükenmemesi."

Toplumlara yerleştirilmeye çalışılan cinsel değer yargıların, cinsel kimlikleri ortadan kaldırmak için yapılmadığını, sadece ve sadece insan neslini devam ettirmek için yapıldığını savunmaktadır.

Cinsellik konusunda belki de Foucault'un en büyük katkısı şudur; cinselliğin ve cinsel yaşamın doğal bir süreç olmadığını sadece bir sosyal yapıt olduğunu savunmasıdır. Yani cinsellik, cinsel yaşam veya eşcinselliği bulunduğumuz kültürel yapı altında inceleyebiliriz. Genel bir kavram olarak incelememizin bir anlamı yoktur.

CİNSEL ROL VE KİMLİK



Cinsel İstek

Toplumumuzda erkeklerin seks peşinde koştukları kabul edilir. Arkadaşlığı başlatmanın, kur yapmanın, hatta cinsel ilişki kurma isteği içinde saldırganlaşmanın, erkeğin rolü olduğuna inanılır. Ama örneğin New Meksiko'daki Zuni yerlileri için durum farklıdır. İlk hareket kadından gelir. Geleneksel olarak Zuni erkeği, zifaf gecesini korku içinde titreyerek bekler. Trobriand Adaları'nda da kadın etkendir. Antropolog Bronizlaw Malinowski bu konuda şöyle der:

"Genel olarak, kaba ihtirastan söz edersek, kadının daha etken olduğunu görürüz".

Aile

Toplumumuzda, kadını otomatik olarak anne olmaya hazırlayan kuvvetli bir annelik içgüdüsünün, kadının içinde olduğu kabul edilir. Ama Güney Denizi'ndeki bazı adalarda çocuklarla sadece erkekler oynar.

Trobriand Adaları'nda çocuk büyütme ile ilgili bütün işler, babadan beklenir. Bebeği yıkamak, doyurmak, şefkat gösterip, kucağında gezdirmek babanın görevidir.

Avustralya yerlileri için baba öylesine önemlidir ki; hamilelik sırasında baba ölmüşse, anne, yeni doğanı ölüme terk eder.

Duygular

Toplumumuzda erkeğin duygularını kontrol altında tutması beklenir. Erkekler, hislerini saklarlar; canları acıyınca veya hüzünlenince ağlayamazlar. Ama, İran'da duygusuz, duyarsız ve sezme yeteneğinden yoksun erkekler, anormal ve güvenilmez olarak tanımlanırlar. İran erkeği, geleneksel olarak, şiiri mantığa yeğler. Arkadaşlar, toplum içinde birbirini kucaklayabilir, el ele tutuşabilir (böyle bir yakınlık bizim toplumumuzda kadınlara yakıştırılır), kadınlardan ise; pratik ve serinkanlı olmaları beklenir.

Güzellik

Toplumumuzda kadınlar; makyaj malzemeleri, parfümler, mücevherat ve şık giysilerle erkeğe cazip görünmeye uğraşırlar. Güneybatı Pasifik Okyanusu Adaları'nda ise; çiçekler takan, kokular süren erkektir. Yeni yetme delikanlar, tören giysilerini giyip süslendikleri, parfümler sürdükleri zaman, öylesine tahrik edici olduklarına inanılır ki, kadınlar onları baştan çıkartmasın diye, büyükleri tarafından yalnız bırakılmazlar.

İş ve Meslek

Toplumumuzda aileyi koruma ve ekmek parasını kazanma görevi, özellikle erkeğe verilmiştir. Kadınların ise; örneğin, bir fizik laboratuvarında çalışmak için güçsüz ve narin olduğu iş hayatında, başarılı olacak kadar kavgacı olmadıkları savunulur. Ama bazı Afrika ülkelerinde, örneğin Sengal, Gambia ve Kenya'da en ağır çiftlik işlerini kadınlar yapar. Hatta bu ülkelerde bir erkek, o gün ağır bir iş yapmışsa, "Kadın gibi çalıştı" denir.

Batı toplumlarında, yakın zamanlara kadar kadınların bir meslekte başarılı olmaları beklenmezdi, onlar için en iyi işin, evlenmek ve aile sahibi olmak olduğu düşünülürdü. Nijerya'da ise; bir kadının bir sanat öğrenmesi veya ticaretle uğraşması olağandır. Yoruba Yerlileri'nde bir kız, geçimini sağlamadan evlenmeye hazır sayılmaz. Sonuç olarak dünyanın üçte ikisinde ticaret, kadınların yönetimindedir. Bu örnekler, iş ve meslek konusunda kadın ve erkek arasında kesin bir bölünmenin olmadığını gösteriyor.

Toplumumuzda çocuklar "kim" olacaklarını ve "neye" benzeyeceklerini çok çabuk öğreniyorlar. Dört yaşındaki çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada, çocuklardan çoğunun iki cinsiyet için yapılmış oyuncakları doğru bir şekilde ayırabildikleri görülmüştür.

Çocukların kız veya erkek olarak sosyal rollerini öğrendikleri ilk yer yuvalarıdır. Sonra okul, bu ilk bilgileri kuvvetlendirir. Yıllardır, okutulan ders kitapları, kadın ve erkeği kalıplaştırmıştır. 1970'lerde Kaliforniya'da okutulan bir kitapta, yuva ile ilgili 18 öyküden 12'sinde, anne önlüklü resmedilmiştir ve görevlerinin yemek pişirmek, dikiş dikmek, bulaşık yıkamak veya ütü yapmak olduğu belirtilmiştir. Baba ise genelde işten eve dönerken resmedilmiştir.

Daha büyük öğrenciler için hazırlanan ders kitaplarında da durum farklı değil. Kadınların çalıştığı belirtilse bile, bu; sekreterlik, öğretmenlik, garsonluk veya kütüphane memurluğu gibi geleneksel mesleklerle sınırlandırılmıştır. Buna karşın erkeklerin, her tür işi yapmaya uygun olduğu izlenimi verilmektedir.

Kızların, okulda erkeklere oranla daha başarılı olduğu, genel olarak bilinir. Bunun bir nedeni, buluğ çağından sonra hormonlarında meydana gelen değişiklikler olabilir. Ama, Ann Oakley, bunu başka türlü açıklıyor:

"Bu, büyüyünce oynayacakları role alışmaya başladıkları çağdır. Erkek rolünde başarı, kadın rolünde ise rahatlık hedeflenmiştir".

Yapılan araştırmaların sonucunda kızların, erkeklerle yarışarak eğitimlerine devam ederlerse, dişiliklerini ve sevimliliklerini yitirmekten korktukları anlaşılmıştır. Ayrıca, yüksek kişisel başarının, geleneksel ev kadını imajı ile ters düştüğüne inanılır.

Toplumumuzdaki delikanlılar da cinsel kimlikleri kalıplaşarak büyürler. Birçok erkek çocuğu, ev ortamında saldırgan davranışlara ve oyunlara yüreklendirilir. Futbol ve hokey gibi sporlar, şiddet duygusunu güçlendirir. Ergenlik çağındaki erkek çocukları, tehlikeli ve toplum dışı olaylara cesaretle girebilirler. Bu nedenle, genç erkekler arasında cinayet ve yaralama oranı yüksektir. 21 yaşında ölen gençlerin %68'i erkektir. Daha ileri yaşlarda da ne pahasına olursa olsun, başarma zorunluluğunun getirdiği stres yüzünden, kalp krizi ve felç riski erkeklerde, kadınların iki katıdır.

Özellikle maço erkekler, her türlü insani ilişkiyi bir yarışa çevirirler. İş, oyun ve seks hayatı daha yüksek puanlar alabilecekleri ortamlardır. Hatta daha kötüsü, adeta savaş alanlarıdır:

"Cinsel ilişki sadece şahane ve mükemmel bir şey değil, aynı zamanda öldüren bir şeydir. İnsanlar yatakta birbirlerini öldürürler"

Norman Mailer

Güney Denizleri'ndeki adalara ilk gelen Hıristiyan misyonerler, buradaki yerli halkın nasıl cinsel ilişkiye gireceklerini tam olarak bilmediklerini gördüler.

Sabırlı misyonerler, Amerikan yerlilerine, cinsel birleşme için en doğru pozisyon olarak, erkeğin yukarıda, kadının ise altta olduğu pozisyonu öğrettiler. Bu, hem görüntü olarak erkeğin üstün olduğu fikrini yansıtmaktadır, hem de ancak üreme faaliyetine yetecek kadar az cinsel tahrike yol açmaktadır.

Cinsel davranışlar, bir toplumun genel yapısı ve diğerleri hakkında iyi bir fikir verir. Örneğin; Samoa halkı, misyoner pozisyonunu kullanmaz. Onların kültüründe, kadın ve erkek, Avrupalı hemcinslerine oranla daha eşittir. Eşitliğe inanıyorlarsa, kadın niye hep altta kalsın?

Bu pozisyonda, kadın, erkeğin ağırlığı altında ezilirken rahat hareket edemez. İki cins de serbestçe aktif olabilse ve daha çok zevk alıp, daha çok zevk verebilse daha iyi olmaz mı? Ayrıca cinsel ilişki kurmanın asıl maksadı bu değil mi?

Bu, nerede olduğunuza bağlıdır. Cinsel ilişkiler, sosyal ilişkilerle şekillenmiştir. Erkek ve kadının karşıt olarak kabul edildiği kültürlerde genellikle iki cinsel kod vardır. Bu çifte standart, iki cins arasındaki güç dengesinin hangi yönde ağır bastığını göstermektedir.

Arap dünyasında, erkek tarafı ağır basmaktadır. Araplar, kadınların cinsel yönlerinin daha kuvvetli olduğuna inanmalarına karşın, zengin bir erkeğin dört kadınla evlenmesine izin verirler. Böylece, birçok toplumsal gerginlik meydana gelmiş olur.

Erkekler, kadının cinselliği kontrol altında tutulmazsa, oluşturdukları toplumun ve aile yapılarının bozulacağından korkmaktadırlar.

Sonuç olarak, Arap kadını tamamen tecrit edilir. Hatta, yer yer amaçla bazı yollar kullanılmaktadır:

Klitorektomi: Kadın sünneti. Bu uygulamada genç kızların klitorisi kısmen veya tamamen yapılan bir ameliyatla alınır.

İnfibulasyon: Kadın cinsel organındaki dış dudaklar birbirine dikilmekte, böylece meşru olmayan cinsel ilişkiye engel olunmaktadır. Yakın tarihlere kadar, Arap kadınlarının tahminen %90'ı, cinsel duyarlılıklarını yitirmeleri için sünnet edilirdi. Bir Sudan kaynağından, bu işlemin faziletleri şöyle açıklanmıştır:

"Kadın sünneti, kadınları seksin kölesi olmaktan kurtarır, onların asıl kaderi ve görevi olan anneliği tam olarak yerine getirmelerini sağlar".

Cinsel bir organın köreltilmesinin psikolojik etkileri de görülür. İngiltere'de Viktorya çağında kadınlar, cinsel yaşantılarına karışılmasına tepki olarak, ülke çapında sekse karşı ilgisizleştirler. Zamanımızın ünlü doktorlarından William Acton'un bu konudaki fikri şöyle:

"Kadınların çoğu cinsel konularla fazla ilgili değillerdir. Erkekler bu konuya daima düşkündür, kadınlar ise ara sıra... Yuva sevgisi, çocuk sevgisi ve ev işleri onların tek heyecanlarıdır...".

Bu tepki kampanyasının sonunda, seks konusundaki cehalet, öylesine inanılmaz boyutlara ulaştı ki, dört İngiliz kadınından ancak biri, bir klitorisinin olduğunu ve klitorisin seksten alınan zevki artırdığını biliyordu.

Bilgisizliğin yanı sıra korku ve suçluluk duygusu da yaratılıyordu. Viktorya döneminde İngiliz tıp dünyası, arkasına hükümeti ve kiliseyi alarak, kadınları, seksten aldıkları zevki pahalıya ödeyecekleri konusunda uyarıyordu. Doktorlar, cinsel ilişki sırasında hareket ederse kadının çocuğu olmayacağını, kuvvetli cinsel tahriğin hayatı kısalttığını, kadınların mastürbasyon yapmasının sağlıksız olduğunu ve oral seksin ağızda kansere neden olduğunu iddia ediyorlardı.





HANDE SARIOĞLU
Ahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Eylül 2011, 16:21   #2 (permalink)
Üye

Ahmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: ¹6
(Mesajlar): 3.715
(Konular): 290
Renkli Para : 27685
Aldığı Beğeni: 14
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Kabadayi
Takım :
Standart

CİNSEL SEMBOLLER

FETİŞİZM

Erotizm dünyasında, bir eşle birlikte olmaksızın cinsel sembollere bağlanarak, cinsel tatmin sağlayabilenler de vardır. Buna bir örnek, fetişizmdir. Kanlı canlı bir insan bedeni yerine, karşı cinse ait özel eşyaların cinsel heyecan uyandırmasına fetişizm denir...

Ünlü eşcinsel yazar Jean Genet, şöyle anlatıyor:

"Polis komiserinin rozetini görünce dayanılmaz derecede heyecanlanıyordum. Benim için bu ****l cismin, erkeklik sembolü bir işçinin elindeki çakmağın, bir askerin kemer tokasının ve bıçağın keskin tarafının büyük tahrik edici gücü vardı".

Birçoğumuzda az veya çok, gizli fetişizm vardır. Başkalarının dış görünüşü, giysisi, ses rengi ve aksanı, hatta kokusu hoşumuza gider.

Gerçek fetişistlerle aramızdaki fark, bu hoşlanmanın bizim söz konusu kişilerle ilgilenmez, cinsel objeleri kişilere tercih eder. Fetişistin hedefi, ikili cinsel ilişki değil, yalnız başına mastürbasyon yapmaktır.

Fetişizme ne sebep olur? Bu sorunun kesin cevabını kimse bilemiyor. Psikologların büyük çoğunluğu, fetişizmin çocukluktaki olayların cinsel bir yansıması olduğunu ifade ediyor.

RÖNTGENCİLİK

Röntgencilik de ikili ilişkiden bir kaçıştır. Fetişizm gibi röntgencilikte de erotik fantezi olanakları büyük ölçüde sınırlıdır. Bu cinsel sapmada asıl heyecan, kendini teşhir edenleri, ya da sevişen çıplak bedenleri seyrederek elde edilir.

Pek çoğumuz, çıplak bir beden gördüğümüz zaman tahrik oluruz. Ama röntgenci, bu tahriğin sonucunda mastürbasyon yapar; gerçek bir cinsel ilişki için istekli değildir. Onu ilgilendiren tek şey, çıplak bedenleri seyretmenin, onda şehvet hisleri uyandırmasıdır.

POZ VERME

Poz verme şekli de cinsel sembollerden biridir. Model, genellikle kendini teşhir edercesine bir divana boylu boyunca uzanmıştır ve bedeninin bazı yerlerini okuyucuya göstererek, bir olgun meyve sunar gibi poz vermiştir.

İkinci popüler poz, modelin kollarını başının üzerinde birleştirmesidir, hatta bileklerinde kelepçe vardır. Bazen de yatağın baş tarafına, bir tutsak gibi bağlanmıştır.

Bir başka sevilen poz da, model bacaklarını açarak dört ayağının üzerinde durur, poposunu kaldırarak, kendisini arkadan gösterirken, yüzünü çevirerek okuyucuya bakar. Kadının bu duruşu, maymunların birbirlerini cinsel ilişkiye davet ettikleri pozisyona çok benzemektedir. Bu pozisyona "sunma pozisyonu" denir ve bir hayvanın, diğerine fiziksel ve cinsel açıdan teslim olacağını ifade eder.

Son olarak, gözler ve gözlerdeki davetkâr pırıltı, sembolik açıdan önemlidir. Aslında, modelin ihtiras duyuyormuş gibi yaptığını, okuyucu bilir. Model, bizim ilgimizi uyandırmak ve bu ilgiyi karşılamakla görevlidir. Model de tıpkı bir fahişe gibi, sanki seks istiyormuş gibi yapar. Bunu kendi istediği için değil, okuyucu istediği için yapar.

Pornografik yayınlar, gerçekte kâğıt üzerinde fahişeliktir.

Homoseksüel romancı John Rechy, homoseksüel toplumda da benzeri değişimlerin olduğunu, SM (sadomaşist) barların, hamamların, yayın giysilerin yayıldığını bildiriyor. Heteroseksüel ve homoseksüel erotizm güçlü sembollerini şöyle açıklıyor:

"Siyah, baskın renktir... Esasında siyah ölümün giysisidir. Bu sadomaşist dergide, Nekrofili (ölülerle cinsel ilişki) hakkında çıkan bir yazıda, sanki sadomaşizmi kutlamanın doruk noktasının, ölüm olduğu tasdik edilmiştir."

Fiziksel bir yaralanma veya ölüm olmasa bile, başka tür bir ölüm, bir ruhsal çöküş kaçınılmazdır.

"Deri bantlar bağlamış, kuvvetli yapılı ve katı görünüşlü müşteriler, çoğunlukla, bazı farklılıklar olmasına rağmen aynı kalıptan üretilmiş mankenlere benzerler... Giysinin çekiciliği öyle etkilidir ki, eşcinsel erkekler, yalnızca tepeden tırnağa aksesuarlı başka bir eşcinselle beraber olurlar ve böylece giysinin hakkı verilmiş olur."

Sadomaşizm, bireylerin kendilerini gücün sembolüne teslim etmelerinin bir göstergesidir. Bu zulüm tiyatrosunda oynayan piyesin konusu, baskınlık ve başeğmişliktir. Cinsellik, genellikle bireyin fantezilerini, birbirleri ile olan ilişkilerini, çelişkilerini gösteren araçtır ve aslında yalnızca bir bahanedir. Cinsel birleşmenin kendisi neredeyse önemsizdir.

Buraya kadar anlattığımız "anormal" erotik davranışlar, her şekliyle Eros'a bir ihanettir. Cinsellik, yaşayan bedeninden sıyrılarak sembollerden oluşmuş bir iskelete dönüştürülmüştür. Beden bir imaja, içten gelen kucaklaşmalar ve sevişmeler senaryolaşmış hareket ve cevaplara, sevgi olasılıkları yalnızlıktan kurtulma hesaplarına indirgenmiştir.

Esas görevi bizleri bir araya getirmek olan Eros'un inkâr edilmesi ile, bir anlamda ruh ve beden ölür, böylece birbirimizden kopmanın bedelini görmüş oluruz.

ARZU ÇAĞI



"Cinsellik: Amerika'da bir tutku. Dünyanın diğer yerlerinde bir gerçek".
Marlene Dietrich

Sene 1955, yer şu bizim eski, iyi Amerika Birleşik Devletleri. Kel kafalı bir savaş kahramanı olan Dwight Eisenhower, ulusun baba simgesi haline gelmişti. Sağcı senatör Joe McCarthy, hâlâ yüksek görevlerde olan kaka kızıllara ve homolara karşı, topluma çok iyi sunulmuş bir cadı avı sürdürmekteydi. Edepli Edebiyatçılar Derneği, birçok din adamının da desteği ile, ahlâk seviyesi çok din adamının da desteği ile, ahlâk seviyesi düşük yerlerde, adeta koklaya koklaya açık saçık kitap ve film arama işi ile meşguldü.

Birçok yeni yetmenin, insan anatomisi hakkında bilgi edinebileceği tek kaynak, National Geographic Dergisi idi.

Cici kızların yaramazlık yapmadığı bir zamandı bu. Yapsalar bile bundan söz etmezlerdi. Ülkenin birçok yöresinde, doğum kontrolü, kürtaj ve cinsel eğitim yoktu, hâlâ yasaktı. Televizyonda veya sinema filmlerinde evli çiftler, ancak ayrı yataklarda uyurken görüntülenebiliyordu. Beyazperde yıldızları saklandıklarından daha fazlasını belli eden dekolte giysileri ile seyircinin içini gıcıklarken, o devrin Amerikan kültürüne göre verdikleri mesaj şuydu:

"Bak ama dokunma."

1970'te, cinsel ortam, dramatik bir şekilde değişim gösterdi. Amerika, birçoklarının Cinsel Devrim olarak adlandırdıkları erotik bir patlamanın ortasındaydı artık.

Doğanın kontolü ve yöntemleri tabu olmaktan çıktı. Cinsel eğitim, okullarda ders olarak verilmeye başlandı. Evlilik öncesi ve evlilik dışı cinsel ilişkiler daha kabul edilebilir, boşanma daha kolay gerçekleşir oldu.

Geleneksel tek eşli evlilik, bundan böyle grup yaşamı, komünal seks ve eş değiştirme ile rekabet eder hale geldi. Bu sosyal serbestlik, evde veya açık hava festivallerinde, protesto gösterilerinde ve plajlar gibi topluma açık yerlerde hoşgörü ile karşılanır oldu. Filmler, yayınlar serbest ve daha açıklayıcıydılar artık. Ayrıca cinsel araştırma ve terapi yaygınlaştı.

"Neden?" Bu sorunun basit bir cevabı yok.

Edmund White şöyle soruyor:

"Çok yönlü ve yakıcı bir orgazm için duyulan istek, kusursuz ve usta işi bir performans için hissedilen dürtü, eksiksiz bir cinsel ilişkinin tam bir cinsel uygunluğa dayandığına inanç, hayattaki heyecanları tatmak, aşka ulaşmak, kişisel değerleri dışa vurmak için, seksin tek anahtar olduğuna dair ısrarcılık başka nasıl açıklanır"?

Acaba bugünün cinsel saplantıları, kısmen genel güçsüzlük duygusunun bir sonucu mu? Başka bir deyişle; insanlar dünya üzerinde bir etkilerinin olmadığına inanıyorlar ve hiç değilse kiminle beraber olup, sevişecekleri hakkında söz sahibi olmak istiyorlar.

Arzu Çağı'nda ilişkilerin geleceği nasıl olacak? Sanayi Devrimi, geniş çiftlik ailesine bir son verdi.

Endüstrileşme sonunda teknolojik bakımdan gelişen toplumumuzda, anne-baba ve 2.5 çocuktan oluşan çekirdek ailede mi son bulacak? Tek ebeveynli aileler, kural haline mi gelecek?

1970'ten bu yana Amerika'da yalnız yaşayan erkeklerin sayısı iki katına çıktı. Artık bekâr yaşam tarzı, ailenin alternatifi mi olacak? Kendi ayakları üzerinde durarak, yalnız yaşayan bekâr ve boşanmış kadınların sayısı da gitgide artıyor. Nüfusun bir kısmına, yalnız yaşayanlara hizmet veren bir sektör gelişti.

Yalnızlar için barlar, gezi turları, dergiler, arkadaş kulüpleri ve ev eşyaları üretilmeye başladı. Tek porsiyonluk hazır gıdaların, stüdyo tipi küçük dairelerin, bu insanların arzularına, ihtiyaçlarına göre çığ gibi artması, bu tür yaşantının varlığının bir kanıtıdır. Günümüzde salgın olan spor, jogging bile tek kişiye göre biçimlenmiştir.

Aşırı ihtirasları olan Yuppie ile alay etmek kolaydır. İnsanın kendisi için yaşamasında ne kötülük var? Buna bencillik, kendini beğenme, yabancılaşma veya ne isterseniz diyebilirsiniz.

Fakat siz birinci olmaya çalışmıyorsanız, kim birinci olacak?

İyi bir soru. Mecburiyet değil, özgür seçim ve ortak gereksinim prensibi üzerine oturtulmuş ilişkiler kurabilen bağımsız kişiliklerin oluşturduğu bir toplum yaratmak, tarih boyunca özgür aşktan yana olanların ve devrimcilerin ümidiydi. Ama fikir, kimsenin istemediği bir ilişkiye zorlanmamasıydı. Peki, çaresiz bir biçimde sevgi ilişkilerini yeğleyenler her seferinde, kendini şaşkın bir durumda bulanlar ne olacak?

Bugün, geçmişteki cinsel devrimcilerin sadece hayal edebilecekleri özgürlüklerin pek çoğuna sahibiz. Fakat hâlâ bazı eksiklikler hissediyoruz. Bizden tam olarak mutlu olma olanağımızı çalan bir şey var. Bizim için çalışıp, hayatlarımızı birleştireceğine söz veren gelip geçici moda akımlarını bıkıp usanmadan beklerken, bizi birbirimizden ayıran bir şey var. Bu eksik şey, toplumsal paylaşma duygusudur.

Freud'un işaret ettiği gibi, erotik ilişkiler, toplumdaki başka önemli ilişkiler için bir model oluşturur. Arzu Çağı'nda sekse büyük yer ayrıldığını biliyoruz. Peki, bizi bir araya getiren, asıl güç Eros'a acaba yer kaldı mı?

Sürekli rekabet halindeki toplumumuzda; birey, hayatını devam ettirebilme savaşı içinde sürekli diğer bireylerle karşı karşıya kalır. Zengin veya fakir hiç kimse, günümüz dünyasında sadece kendi hayatını yaşamıyor. Suçların artması, çevre kirliliği, savaşlar, ırkçılık, cinsel suçlar, hastalıklar ve yakınlarımızdakilerin çektiği acılar hepimizi etkiler.

AIDS, tehlikeli Arzu Çağı'na son mu verecek? Kim emin olabilir ki? Kesin olan; bu esrarengiz salgın hastalığın, önümüzdeki yıllarda, ihtiraslarımızın tatmin edilişini etkileyeceğidir.

Bütün salgınlar birbirine benzemez. Örneğin; tifüs ve veba, bir defada bir insandan bir çok insana geçebilir. Kişi, kendini korumak için insanlarla ilişkiyi tamamen kesmekten başka ne yapabilir ki? O zaman bile garantisi yoktur.

AIDS'de durum, tamamen farklıdır. Diğer cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklar gibi, AIDS'in de hem tıbbi, hem de sosyolojik yönü vardır. Hastalık; pire, bit veya havadaki mikroplarla insanlara geçmez, bozuk yiyecekler sebep olmaz. AIDS insanların, yaşama ve sevişme tarzlarıyla yayılır. Bir defada bir kişiye bulaşır. Davranışlarımıza dikkat ederek riski tamamen ortadan kaldırabiliriz.

AIDS seksin geleceğini etkileyecek mi? Bu soruya kesin bir cevap verebilmek için, henüz çok erken. Bu hastalık ve etkileri hakkında biraz fikir sahibi olabilmemiz için, geçmişte yaşanan korkunç bir cinsel hastalık salgını, "sifilis (frengi)'i incelememizin yararı olacaktır.

Bugün AIDS'de olduğu gibi, frengi de birdenbire ortaya çıkmıştı. 1452 yılında Fransız ordusu, Napoli'yi kuşatırken, sebebi anlaşılamayan yeni ve öldürücü bir hastalıkla kırıldı. Belki de, herhangi bir şekilde bağışıklık kazanılmış, eski bir hastalık yeniden ortaya çıkmıştı.

Frenginin üç safhası vardır. Önce, mikrop kapan cinsel organda bir çıban çıkar. Daha sonra bütün cildi yaralar kaplar. Son safhada, kurbanın kemiklerinde, bağırsaklarında, kaslarında ve sinir sisteminde korkunç ağrılar olur. Sonuç, delilik ve ölümdür.

İlk salgından bir yıl sonra, İmparator Maksimilyen, adı daha önce hiç duyulmamış ve bilindiği kadarıyla insan ırkının geçmişinde hiç görülmemiş bu yeni hastalığa karşı uyarıda bulundu. Frenginin, uygunsuz cinsel ilişkiler yüzünden değil, Tanrı'ya ve dine karşı yapılan saygısızlıklar yüzünden, Tanrı'nın verdiği bir ceza olduğuna inanıyordu.

Ne sebepten ortaya çıktığı bilinmeyen frengi, çabucak bütün Avrupa'ya yayıldı. Kimse, frengiye neyin sebep olduğunu keşfedemedi. Bazıları Satürn, Jüpiter ve Mars'ın astrolojik konumlarının uğursuz oluşuna bağladı. Başkaları ise Kolomb ve adamlarının, Yeni Dünya'da bu hastalığı kapıp, Eski Dünya'ya taşıdıklarına inandılar. Yapılan güvenilir araştırmalar da bu teoriyi ispat edemedi.

1496'da Alexander Benedict adlı bir İtalyan, frengiyi, cinsel ilişkinin sebep olduğu bir tür veba olarak tarifledi. Bu, gerçeğe oldukça yakındı. 1546'dan sonra, bu hastalık, ahlâki bozuklukla beraber anıldı. Bulaşmanın kimsenin göremeyeceği kadar küçük tohumlarla olduğu açıklandı. 1905'e kadar kimse hastalığın nedeninin tirbişon biçimindeki frengi mikrobu olduğunu bilmiyordu.

Frengiyi ilaçla tedavi etmek çok zordu ve etkisiz kalıyordu. Açlıktan öldürecek kadar katı perhizler uygulatılıyordu. Domuz yağı, terebentin ve civa ile hazırlanmış merhemler, yaralı ve çıbanlı bölgelere sürülüyordu. Civanın, bu amaçla, kocakarı ilacı olarak kullanılması ile şarlatan hekimlik başladı.

1560'ta Gabriel Fallopius, ketenden hazırladığı penis kılıfını keşfedinceye kadar, kısmen de olsa, hastalıktan koruyucu hiçbir önlem yoktu. Bugün benzeri lateks prezervatifle, daha güvenli bir seks önerilmektedir.

İlaçlar işe yaramayınca, sosyal çarelere başvuruldu. Frengili yabancılar, Fransa'ya sokulmadı. İskoçya'da bu hastalığa yakalananlar; ya sınır dışı edildiler, ya da yanakları kızgın demir ile damgalandı. Avrupa'nın diğer ülkelerinde, zengin frengili hastalar, evlerine kapatıldı. Fakir olanlar daha şanssızdı. Onlar, ya ülkelerinden kovuldu veya ölüme terk edildi. Hastalığın kendilerine bulaşmasından korkan doktorlar, onları tedavi etmeyi reddetmekteydiler.

Fahişelere en sert metodlar uygulandı. Yüzyıllardır bir ihtiyaç olarak göz yumulan genelevler, bütün kıtada kapatıldı. Fahişeler, kırbaç ve ömür boyu hapis cezaları ile şehirden şehire sürülüyorlardı. Ama frengi mikrobunu taşıyanlar, sadece profesyonel fahişeler olmadığı için, hastalık yayılmaya devam ediyordu. AIDS gibi frengi de, zengin-fakir ayırmadan herkese bulaşıyordu. Binlerce unutulmuş kurbanın yanı sıra, aşağıda isimleri olan önemli kişiler de bu hastalığın pençesine düşmüşlerdi: Hollandalı filozof Erasmus, ressam Albrect Dürer, heykeltraş Benvetuno Cellini, İngiliz Kralı Henry, oyun yazarı Jean Baptiste Moliere, yazar ve maceraperest Giovanni Casanova, biyografi yazarı James Boswell, Çar Büyük Petro, İmparator Napolyon Bonapart, ressam Francisco Goya, şair John Keats, filozof Arthur Shoppenhauer, besteci Fransız Schubert, şair Heinrich Heine, filozof Friedrich Nietzche, ressam Paul Gauguin, yazar Oscar Wilde, Winston Churchill 'in babası Lord Randolph Churchill.

Her salgına, cehalet ve korku eşlik eder. Frengide de durum farklı olmadı. 1788'de Danimarka Hükümeti cesur bir adım atarak, zengin, fakir, zührevi bir hastalığı olan herkese bedava tıbbi bilgi, bedava ilaç verileceğini, bedava bakım yapılacağını açıkladı. Plânın bir kısmı; frengi taraması yapmaktı.

Panik içinde ayaklanan yüz kadar saygıdeğer vatandaş, sopalar ve değneklerle silâhlanarak, bir devlet hastanesini bastılar. Hiddetle köpürerek, kadınları ve çocukları rahat bırakılmazsa şiddete başvuracaklarını söylediler.

Çileden çıkan bir doktor, bu sahneden ürkerek, bu yolla hiçbir hastalığın kökünün kurutulamayacağını söyledi.

Bu üzücü itiraftan günümüze gelelim. Cinsel hastalıklar, insanların üzerinde, hastalığın bulaşmasından duyulan endişe ve bedenin kirlenmesiyle ilgili bilinçaltı korkularının birleşmesinden oluşan bir dehşete yol açar. AIDS daha duyulmadan çok önce de, bu durum, çoğumuz için geçerliydi. Cinsel ahlâksızlara karşı Tanrısal bir ceza verileceğine dair dini inanışlar da bu korkuyu beslemiştir.

Ne yapmalı? İlk iş, gerçekleri bilmektir. AIDS, beden sıvılarının karışması, cinsel ilişki, damardan uyuşturucu şırınga edilmesi ve kan değiştirme ile bulaşır. Yani bedenimizle yaptığımız veya bedenimize yaptığımız şeyler, AIDS'in yayılmasına sebep olur. Bu gerçeği bilmek, bize belli bir kontrol imkânı verir.

Okulda cinsel eğitim, evde cinsel açıklık, hızlı sonuç veren testler ve araştırmalar, korunma için prezervatif kullanımı, yabancılarla cinsel ilişkiye girerken tedbirli davranmak, AIDS ile savaşın diğer silâhlarıdır. Gerçek sonuç için, bilgi ve dikkat gereklidir, yangına körükle gitmek değil.

Paniğin hiçbir faydası yok. Dokunmak, aynı ortamı paylaşmak, hatta hafif bir öpücük gibi gündelik olaylarla bulaşmış hiçbir AIDS vakasına rastlanmamıştır. Pekçok kişi, hastalığı bu yollarla kapma korkusu içinde yaşar. Bu yüzden kendilerine veAIDS Eros'u öldürecek mi? Kesinlikle hayır. Ama Eros'u değişmesi için zorlayacak. Avrupa'da frengi salgınından sonra ortaya çıkan Protestan Hareket, aşkın evlilikler içinde yaşanması üzerinde önemle durdu. AIDS çağında, uzun süreli ilişkilerin içinde var olan erotizm keşfedilmeliydi. Bu, seks mutlaka evliliğe mahkûm olmalı demek değildir. Bugün kadın ve erkek, eskisine oranla daha eşittir.

Ve cinsel bakımdan daha gelişmiştir. Uzun süreli bereberliklerinde daha büyük tatminler bulmak sevindiricidir. Böyle ilişkiler, neden bir gecelik beraberliklerden daha hoşnut edici olmasın.

Frenginin ilacının keşfedilmesinin dört yüzyıl sürdüğünü unutmayın. O sıralarda, medeniyet ilerliyor ve gelişmeye devam ediyordu. İnsanlar hâlâ aşık oluyordu. Romantizm hüküm sürüyordu. Aileler kuruluyor, aşk şarkıları yazılıyor, sanatta erotik eserler yaratılıyordu. Cinselliğin her olanağı deneniyor, hatta tam bir cinsel özgürlüğün gerçekleşeceği zamanların hayali kuruluyordu.

Tarih boyunca erotizmde devrim yapmak isteyenler, hiçbir virüsün bozamayacağı değişiklikleri yapabilmek için çırpındılar. Tasarladıkları cinsel özgürlük; iki cins arasında yatakta, işte, her yerde eşitliğini öngörüyordu. Bu özgürlük, bireyin bedeninin kontrolünü elinde tutma isteğini de içerir. Ve cinsel zevkin sağlıklı olduğu fikrinden, kişisel doyum sağlanmasından, aileyi de kapsayan, ama onunla sınırlı kalmayan sosyal bağların kurulmasından destek görür.

Bu devrimciler, cinselliğin tadının korkusuzca çıkartılabileceği bir dünya kurmaya çalıştılar. Bugünün şartlarında korkularımızın bizi sindirmesine, yalnızlaştırmasına izin verecek miyiz? Artık, gerçekte birbirimize ne kadar bağlantılı yaşadığımızı anlamanın zamanı geldi. Seksin, hayatımızın biyolojik kaynağı olmaktan öte, önemli bir gerçeklik taşıdığını, korkular değiştiremez. AIDS Çağında bile, seks bize gerçek insan olmanın yollarını hatırlatır.

EROTİZM-DÜŞÜNCESEL TAMAMLAMA



Erotizm, insanın içindeki mükemmeli arayışın bir yansımasıdır. Her insan bir içgüdüsel arayış içindedir. Kendince mükemmeli arar. Bu sadece cinsellikle ilgili değildir.

Tamamen çıplak bir beden gördüğünüzde, sizi, yarı çıplak bir beden gördüğünüz kadar etkilemez. Burada, herşeyi fiziksel olarak beyin görmektedir, herşey nettir ve beyinin ekleyeceği bir şey yoktur. Ancak tamamen örtülmüş bir bedende ortaya çıkan hafif bir kabarıklık, düğme aralığı, vücut kıvrımlarının belirginleşmesi, bunu algılayan beyine, saptadığı ayrıntıdan her zaman erişmek için arayış içinde bulunduğu mükemmel bedeni, düşsel olarak yaratmasına neden olur. Çok etkileniriz... Bu beyinin gücüdür ve mükemmelliktir. Erotizm cinsel çağırıcılığı olan vücut alanlarının veya kıvrımlarının, karşısındaki insanın beyninde düşsel olarak mükemmele tamamlanmasıdır.

Erotik bir görüntü bizi heyecanlandırır, içgüdüsel olarak aramakta olduğumuz mükemmel cinsel partneri bulduğuzu düşündürür ve cinselliğe doğru iter, hazırlar.

Bugün sanal arkadaşlıklar ve sanal seks de yine karşısındaki insanı sadece sanal olarak bilen kişilerin beyinlerinde onları mükemmel olarak canlandırması ile gelişmektedirler. Çoğu zaman ilk karşılaşmadan sonra bu ilişkinin çekiciliği kalmamaktadır. çevrelerindekilere boşu boşuna eziyet ederler.

Bu yaygın panik, insanları daha çok yalnızlığa sürükler. AIDS, yıllarca önemsenmedi ve sadece eşcinselleri etkilediğine inanıldı, hatta AIDS'e "eşcinsel vebası" ismi takılmıştı. Günümüzde medya, hastalığın yayılması ile ilgili heyecan verici haberlerle dolu... AIDS araştırmaları için belki, belli bir miktar korku gereklidir. Belki nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan heteroseksüellerin, hastalığın bütün kurbanlarını daha tedbirli bir cinsel hayat yaşamaları için korkutulmaları gereklidir. Kimbilir belki...





HANDE SARIOĞLU
Ahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 14 Eylül 2011, 16:21   #3 (permalink)
Üye

Ahmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: ¹6
(Mesajlar): 3.715
(Konular): 290
Renkli Para : 27685
Aldığı Beğeni: 14
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Kabadayi
Takım :
Standart

Tarihin ilk çağlarından beri insanoğlunu ilgilendiren konular arasında seksin özel bir yerinin olduğu kabul edilir. Eski Yunanlılar cinsel cazibe gücünü, evreni yöneten güçlerle karşılaştırırlardı. Erotik duyguların, modern fizikteki yerçekimi veya merkezkaç kuvveti gibi, bir şeylerin birbirine yaklaşmasına veya uzaklaşmasına neden olduğuna inanırlardı.

Eros, yakışıklı bir genç ve kalpleri yumuşatan bir Tanrı olarak tanınır. Cazibe gücünü, karışıklığı ve ahenksizlikleri gidermek için kullanır. Ama biz, galiba onu daha çok muzır marifetleri ile tanırız... Eros, (Romalılar ona Cupid der) barışı, ihtiras okları ile parçalar.

Cinsel arzu, insan ırkının özelliklerinden biridir. Diğer memelilerin işi daha kolaydır. Onlar da cinsel ilişki ile çoğalırlar ama bu gereksinimlerini insanoğlunun aksine otomatik, yani içgüdüsel olarak sadece döllenme dönemlerinde ve sadece bir fiziksel işlem şeklinde yaparlar.

Hayvanlar sadece dişilerinin döllenmeye hazır olduğu dönemlerde ateşlenirler ve cinsel ilişki ararlar. Diğer zamanlarda dişi cinsel yönden ilgisizdir, hatta fiziksel olarak bu ilişkiyi gerçekleştirecek durumda değildir. Döllenme döneminde ise dişi, başka her şeyi unutup sadece cinsel ilişki ile ilgilidir.

Döllenme döneminde dişi, karnındaki hormonların çoğalması yüzünden çılgın gibidir. Örneğin bir dişi şempanzenin on saatlik bir süre içinde üç değişik erkek şempanze ile tam 23 kere çiftleştiği gözlenmiştir.

İnsanoğlu daha gelişmesinin başından beri belirli döllenme döneminden bağımsız bir cinsel hayat oluşturmuştur. Diğer bütün hayvanların bedenlerinde meydana gelen kimyasal ve fiziksel değişiklikler, onların cinsel arzu ve iştah duymalarını sağlar. İnsanoğlunda ise durum tam aksidir.

Biz önce gözümüz ve beynimizle beğenir ve arzu duyarız. Bedenimizdeki değişiklikler daha sonra gelir.

Döllenme döneminden bağımsız olabilmek insan hayatını şekillendirir.

Biyolojik bir saate bağlı kalmaksızın, kendi cinsel tercihlerimizi kendimiz yapma olanağımız olduğu için insan topluluğu oluşabilmektedir. Bedenlerimizle ne yapacağımıza kendimiz karar verme özgürlüğümüz var.

İşte bu özgürlük, cinsel hayatımızın böylesine zengin ve tatmin edici ama o oranda da karışık olmasına neden olur.

Freud bile cinsellik gibi karmaşık bir şeyi ait olduğu yere yerleştirmenin çok zor olduğunu itiraf etmiştir. "Cinsellik teriminin neleri içerdiğini tarif etmek gerçekten o kadar kolay değildir."

Cinsiyetler; "Belki de konunun esasına tam anlamı ile parmak basabilmek için iki cinsiyet arasındaki fark ile ilgili bütün konuları değerlendirmek gerekir, ama bu konu sınırları belirsiz çok genel bir çerçeve içindedir".

Zevk; "Eğer cinsel birleşmeyi başlı başına asıl konu olarak kabul ederseniz, siz cinselliği, bedenden elde edilecek zevk menfaatlerinin tümü olarak tarif edebilirsiniz". Üreme; "Daha da ileri giderek, üreme işlevini cinselliğin özü olarak kabul ederseniz, üreme ile sonuçlanmayan, ama hiç şüphesiz cinsellik taşıyan, mastürbasyon ve öpüşme ve sevişmeyi dışlamış olursunuz".

"Güçlü bir erkekteki hafif kadınsı hava güzeldir. Dişi bir kadındaki hafif erkeksi hava güzeldir".

GARİP SEKS YASALARI





Robert Wayne adlı bilim adamı, dünya üzerindeki yasaları araştırırken ilginç seks yasaları ile karşılaştı ve bunları bir kitapta topladı. İşte "Dünyanın En Garip Seks Yasaları" adlı kiaptan bazı yasalar...


Tasmanya ve Avustralya'nın Gipssland bölgesinde yeni evli çiftler, gerdeğe ilk olarak, evlilik töreninin ortasında yere serdikleri bir hasır üzerinde ve bütün konukların gözleri önünde giriyorlar.

Norveç'te plaj görevlileri, çıplak güneşlenen kadınları siyah plastik torbalarla poşetleyerek plajdan çıkartıyorlar.

Arizona-Cottonwood yasalarına göre; çiftlerin, "patlak lastikli" otomobil içinde sevişmeleri yasaktır.

Columbia-Cali yasalarına göre, gelinin annesi, gerdeğe giren çiftlere yatağın bir kenarında oturarak tanıklık etmektedir.

Hindistan'daki yasa, sıradan ev işlerini yapan kadınlara, evdeki evlenmemiş genç delikanlıların cinsel gereksinimlerini giderme görevini de vermektedir.

Tayvan yasalarına göre, damadın akraba ya da arkadaşlarından biri, yeni gelinin bekaretini alarak damadı, bu sıkıcı ve istenmeyen görevden kurtarır.

Litvanya yasaları, erkek eşiyle sevişmek istediğinde kaynanasının evde bulunmasını yasaklamaktadır.

Güney Afrika-Johannesburg'da bir kadın, her sevişme için eşinden para isteğinde bulunabilmektedir.

İngiltere-Liverpool'da çocukların seyretmekte oldukları bir vitrinde, mağaza görevlileri kadın mankenin üzerindekileri çıkaramamakta ya da kadın mankeni giydirememektedir.



Dünyadaki diğer garip seks yasaları;

Lübnan'da erkeklerin hayvanlarla seks yapmalarına izin verilmiştir, fakat hayvanlar mutlaka dişi olmalıdır. Erkek bir hayvanla cinsel ilişkide bulunmanın cezası ölümdür.

Bahreyn'de erkek bir doktor, bir kadının jenital organlarını muayene edebilir ama muayene sırasında jenital organlara direkt olarak bakması yasaklanmıştır. Sadece bir ayna yardımı ile muayene etmesine izin verilir.

Müslümanların herhangi bir ölünün cinsel organlarına bakmaları yasaktır. Bu kural ölüyü yıkayanlar için de geçerli olduğundan cinsel organların üzerine tahta parçası ya da tuğla konur.

Endonezya'da masturbasyonun cezası başın kesilmesidir (??)

Guam'da erkekler için değişik bir meslek vardır. Bu mesleği yapan erkekler şehir şehir gezerek bakire kızlarla para karşılığı ilişkiye girer ve bekaretlerini bozarlar. Bunun nedeni ise, Guam yasalarına göre bakirelerin evlenmesinin kesinlikle yasaklanmış olmasıdır.

Hong Kong da aldatılan kadının kocasını öldürmesine yasalar tarafından izin verilmiştir, fakat bunu herhangi bir alet kullanmadan, elleriyle yapması gerekmektedir. Bunun yanında kocasının sevgilisini ise, istediği şekilde ve istediği aleti kullanarak öldürme hakkına sahiptir.

İngiltere'de Liverpool'da sadece tropik balık mağazalarında üstsüz satıcı kadınların bulunabilmesine izin veren bir yasa vardır.

Kolombiya Cali'de genç kızlar evlenip kocaları ile ilk kez cinsel ilişkide bulunurlarken olay kızın annesi tarafından izlenir. Anne olaya şahitlik etmek mecburiyetindedir.

Bolivya Santa Cruz'da erkeklerin bir kadın ve onun annesi ile aynı anda seks yapmaları yasaktır. (Acaba ne gibi bir problem yaşandı da bu yasayı çıkarttılar merak ettim doğrusu)

Bir istisna dışında, Maryland'de para atılarak ürün alınan makinelerde prezervatif satılması yasaktır. İstisna ise: Alkol satılan yerlerdir. Buralarda otomatik makinelerde prezervatif satışı serbesttir
.





HANDE SARIOĞLU
Ahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 14 Eylül 2011, 16:22   #4 (permalink)

Kewell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 20 Ağustos 2011
Nerden: Lefke/Nicosia-Kıbrıs
(Mesajlar): 7.824
(Konular): 1415
Burç:
Renkli Para : 46680
Aldığı Beğeni: 1053
Beğendikleri: 184
Ruh Halim: Yalniz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Kewell isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart

analdan sonrasını okumadım özet geç





İtler Bile Gülecek Kimsesizliğimize!...
Kewell isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Eylül 2011, 16:23   #5 (permalink)
Üye

Ahmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: ¹6
(Mesajlar): 3.715
(Konular): 290
Renkli Para : 27685
Aldığı Beğeni: 14
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Kabadayi
Takım :
Standart

Alıntı:
kewell Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
analdan sonrasını okumadım özet geç
kadın mısın la bu konuda ne işin var senin





HANDE SARIOĞLU
Ahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Eylül 2011, 16:26   #6 (permalink)

Kewell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 20 Ağustos 2011
Nerden: Lefke/Nicosia-Kıbrıs
(Mesajlar): 7.824
(Konular): 1415
Burç:
Renkli Para : 46680
Aldığı Beğeni: 1053
Beğendikleri: 184
Ruh Halim: Yalniz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Kewell isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart

Alıntı:
Ahmet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
kadın mısın la bu konuda ne işin var senin
kadınmısın la o zaman bu konuları açıyon





İtler Bile Gülecek Kimsesizliğimize!...
Kewell isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Eylül 2011, 16:28   #7 (permalink)
Üye

Ahmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: ¹6
(Mesajlar): 3.715
(Konular): 290
Renkli Para : 27685
Aldığı Beğeni: 14
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Kabadayi
Takım :
Standart

Alıntı:
kewell Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
kadınmısın la o zaman bu konuları açıyon
kıro kategori yeni açıldı biraz konu ekliyim dedim





HANDE SARIOĞLU
Ahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Eylül 2011, 16:29   #8 (permalink)

Kewell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 20 Ağustos 2011
Nerden: Lefke/Nicosia-Kıbrıs
(Mesajlar): 7.824
(Konular): 1415
Burç:
Renkli Para : 46680
Aldığı Beğeni: 1053
Beğendikleri: 184
Ruh Halim: Yalniz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Kewell isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart

bende yeni açıldı diye yorum yapıyom belki





İtler Bile Gülecek Kimsesizliğimize!...
Kewell isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 14 Eylül 2011, 16:32   #9 (permalink)
Üye

Ahmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: ¹6
(Mesajlar): 3.715
(Konular): 290
Renkli Para : 27685
Aldığı Beğeni: 14
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Kabadayi
Takım :
Standart

kesin öyledir:diss:





HANDE SARIOĞLU
Ahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Eylül 2011, 20:56   #10 (permalink)
Bursaspor

Mert - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 07 Ağustos 2011
(Mesajlar): 1.407
(Konular): 96
Burç:
Renkli Para : 6173
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 2
Ruh Halim: Terbiyesiz
Standart





Mert isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
azye, bilmek, cinsellik, ile, ilgili, istedikleriniz, İlgili, İstedikleriniz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557