Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Coğrafya
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Coğrafya Coğrafya dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Ağustos 2012, 18:58   #1 (permalink)
GraphicDesigner

Akdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2012
Nerden: Kadırga
(Mesajlar): 138
(Konular): 54
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 48227
Aldığı Beğeni: 24
Beğendikleri: 30
Ruh Halim: Cok Yorgun
Takım :
Akdeniz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Yer şekillerini oluşturan kuvvetler ve başlıca yer şekilleri

Yeryüzü şekillerinin oluşması ve değişmesi hem iç, hem de dış güçlere bağlıdır. Yüzeydeki yükselmelere dünyanın içindeki güçler, yani iç güçler yol açar. Buna karşılık dış güçler, yani su, rüzgar ve buz bu yükseltileri yeniden düzleştirmeye çalışır. Tektonik ve magmatik olaylar, arazi yapılarının farklılığı ve dış güçlerin farklı etkileri çok çeşitli yeryüzü şekillerinin oluşmasına yol açar. Bunlar:

1. Güçlerin Etkisi

2. Aşınma

3. Sürüklenme ve Taşıma

4. Tortullaşma ve Yeniden Oluşum

Güçlerin Etkisi

Dünya’nın kabuğunun soğumasından bu yana sürekli yinelenen bir süreç söz konusudur. İç güçler yüzeyde yükseklik farklılıklarına neden olurken, yani dağlar, kayalar, çukurlar, yanardağlar ya da başka yükseltiler oluştururken, dış güçler de bunları sürekli biçimde aşındırır, yontar ve doldurur. Güneş enerjisinin ve iklim etmenlerinin (sıcaklık farkı, yağış, rüzgar vb.) etkisi altındaki jeolojik süreçler dış güçleri oluşturur.

Aşınma

Çevre koşulları bir yüzeyin çeşitli biçimlerde aşınmasına neden olabilir. Bunlar ortaya çıkış biçimlerine göre fiziksel-mekanik, kimyasal, biyolojik ve biyokimyasal aşındırmalar olarak sınıflandırılabilir. Aşınmanın derecesi o çevrenin iklim ve hidroloji koşullarına bağlı olarak değişir.

Fiziksel-mekanik aşınmaya buharlaşmanın çok, yağışın az olduğu kurak bölgelerle yağışların genellikle kar biçiminde düştüğü yerlerde rastlanır. Deniz kıyılarında da bu tür aşınmalar görülebilir. Yağışın bol ve sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde ise kimyasal aşınma söz konusudur. Bu tür aşınmalar özellikle tropik bölgelerde çok etkilidir.

Günlük ya da yıllık sıcaklık farklılıkları kayaların yüzeyinde gerilimlere neden olarak onların kırılarak ufalanmasına yol açar. Ayrıca gene bu nedenle ortaya çıkan küçük çatlakların arasına giren sular buz, tuzlar da kristal oluşturarak kayayı parçalar. Rüzgar, su ve buzun da aşındırıcı etkisi vardır. Bunların taşıdığı katı cisimler kayalara vurarak ufalanıp parçalanmasına neden olur.

Kimyasal aşınma daha çok suyun ve ona karışmış olan asitlerin etkisiyle ortaya çıkar. Örneğin, tuz içeren kayaçlar yalnızca suyun etkisiyle çözülebilir. Buna karşılık kireçtaşlarının eriyebilmesi için daha güçlü asitler gereklidir.

Ötekilerle karşılaştırıldığında hayvanlarla bitkilerin yol açtığı biyolojik ve biyokimyasal aşınmanın önemsiz olduğu görülür. Aşınma genel olarak toprak oluşumunda da önemli rol oynar.

Sürüklenme ve Taşıma

Kopan parçaların bulundukları yerden uzaklaştırılmasına sürüklenme denir. Sürüklenme çoğu kez ışınmayla birlikte ortaya çıkar ve bunun sonucunda aşınan yüzey yeniden aşındırıcı güçlerin etkisi altına girer. Sürüklenme kütleçekiminin, suyun akım gücünün, buzun itici gücünün ve rüzgar hareketinin artık hiçbir şeyi hareket ettiremeyeceği noktada son bulur. Bu nedenle bazen dağların yakınındaki çukurlarda ya da dağların eteklerinde sürüklenmiş parçalara rastlanır.

Doğa güçlerinin bu parçacıkları daha uzaklara götürdükleri de olur, buna taşıma denir. Özellikle ırmaklar kopardıkları parçaları çok uzaklara götürebilir. Suyun aşındırıcı gücünün etkisiyle oluşmuş “V” biçiminde vadilere rastlanabilir. Su gibi buz da kayalardan parçalar koparıp uzaklara taşıyabilir ve “U” biçiminde vadiler oluşturabilir. Denizin taşıyıcı etkisi dalgalar, gelgit ve akıntılarla ortaya çıkar. Rüzgar ise özellikle koruyucu bitkilerin olmadığı kurak bölgelerde büyük zararlar verebilir ve küçük parçaları binlerce kilometre uzağa taşıyabilir.

Tortullaşma ve Yeniden Oluşum

Taşınan parçaların bir yerde çökelmesine tortullaşma denir. Büyük parçalar dağlarla düzlükler arasındaki sınır bölgesinde çökelerek teraslar oluşturur. Daha küçük parçacıklar ise eğer kara parçası üstünde bir yerde çökelmemişlerse, denize ulaşır. Irmakların taşıdığı parçalar kıyılarda deltalar oluşturur. Kıyıya yakın bir yere çökelmeyen parçalar ise daha uzaklara giderek denizin dibinde birikir. Milyonlarca yıl süren bu taşıma ve biriktirme bir süre sonra yerkabuğuna baskı yaparak iç güçleri harekete geçirir, bunlar da yeniden yükseltilerin ortaya çıkmasına neden olur.

Dünya’mız son 570 milyon yıldan beri üç büyük orojenez, yani dağoluşumu yaşamıştır. Bunların hepsi de yukarda anlatılan aşınma ve biriktirme sonucu iç güçlerin hareketiyle ortaya çıkmıştır. Günümüzden yaklaşık 500-408 milyon yıl önceki Kaledoniyen dağoluşumu sırasında İskoçya, Norveç’teki dağlar, 387-248 milyon yıl önceki dağoluşum sürecinde Apalaşlar, Urallar ve Orta Ren Dağları, 213 milyon yıl önce başlayan son dağoluşumunda ise Alpler, Andlar, Kayalık Dağlar ve Himalayalar ortaya çıkmıştır.





YERŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU
Yer şekilleri iç ve dış kuvvetlerin ortak etkisiyle meydana gelmişlerdir. İç kuvvetler yeryüzü şekillerini oluştururken yapıcıdırlar, dış kuvvetler isebu şekilleri ortadan kaldırmaya çalışan yıkıcı kuvvetlerdir.
İÇ KUVVETLER
Enerjisini yerin derinliklerinden alan (magmadan) ve yeryüzünün şekillenmesine olumlu yönde etkiye sahip olan kuvvetlerdir.
İç kuvvetlerin oluşturduğu hareketlerin bütününe tektonik hareketler denir.
1.Orojenez
2.Epirojenez
3.Seizma(Depremler)
4.Volkanizma

DAĞ OLUŞUMU (OROJENEZ) HAREKETLERİ:

a) Kıvrım Dağlar (Genç Dağlar)
Dış kuvvetler yeryüzünü aşındırır. Aşındırılan parçalar denizlerde ve deniz kıyılarında birikir. Bu birikim alanlarına jeosenklinal alan denir. Binlerce metre kalınlıktaki bu tortul tabakalar yerkabuğu hareketleri ile yan basınca uğrar ve kıvrılarak su yüzeyine çıkar. Bu kıvrımların yüksek kısımlarına yani sıradağlara “Antiklinal”, çanak şeklindeki çukur yerlere ise “Senklinal” denir.

I. Jeolojik Zamanda oluşanlara Eski Kıvrımlar, III. Jeolojik Zamanda oluşanlara ise Genç Kıvrımlar denir.






Ülkemizde Yıldız Dağları, K. Anadolu Dağları, Karasu–Aras Dağları ve Toroslar ile Ergene Havzası, İç Anadolu Düzlükleri kıvrılma sonucunda meydana gelmiştir.





Dünya'mız oluşumundan beri üç büyük orojenez, yani dağ oluşumuna sahne olmuştur.






I. Jeolojik Zamanda Kaledoniyen dağ oluşumu sırasında İskoçya ve Norveç'teki dağlar, 1. Jeolojik Zamanın sonlarına doğru gerçekleşen dağ oluşum sürecinde Appalaşlar, Urallar ve Orta Ren Dağları, III. Jeolojik Zamandaki son dağ oluşumunda ise Alpler, Andlar, Kayalık Dağları ve Himalayalar ortaya çıkmıştır.
b)Kırılma İle Dağ Oluşumu
Eski kara parçaları ve eski kıtalar yan basınçlar etkisiyle kırılmayacak şekilde sertse bunlar kırılır. Bu kırık hattına fay denir. İki fay arasında oluşan yükseltilere Horst, çukurlara ise Graben denir.






Ülkemizde
Biga, Kaz, Mandra, Yunt, Menteşe, Aydın, Bozdağlar, birer Horst, Menderes Ovaları, Gediz Ovası, Bakırçay ve Hatay çukurluğu birer Grabendir.






Kırık hatları yeryüzünün zayıf yerleri olduğu için deprem, volkanizma ve kaplıcalar bu fay hatları boyunca uzanırlar.
Dünyanın en uzun grabeni Hatay’dan başlayarak güneye doğru Suriye, Lut Gölü, Kızıldeniz’den geçen D. Afrika’ya kadar uzanan çöküntü alanıdır.Dünya üzerindeki başlıca kıvrım dağları III. Zamanda oluşmuş Alp-Himalaya kıvrımları ile Amerika kıtasının batısındaki Kayalık ve And dağlarıdır.











Dünyada kıvrım dağ sıraları
Türkiye’deki dağların büyük bir kısmı III. zamanda Alp-Himalaya kıvrımları ile oluşmuştur. Bunlar kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları ve güneyde Toros Dağlarıdır.
Kısacası Orojenez sonucunda; Kıvrım dağları, Horst-Grabenler ve fay hatlarıoluşmuştur.

KITA OLUŞUMU (EPİROJENEZ) HAREKETLERİ
Geniş yerkabuğu parçalarının yükselmesi ya da çökmesi şeklindeki yer hareketine epirojenez denir.






Bu hareketler sonucunda kara ve deniz dağılışında büyük ölçüde değişebilir.Alçak alanları deniz basar.
Deniz ilerlemesi :Transgresyon veya deniz dipleri yükselerek kara haline geçer.







Deniz gerilemesi:
Regrasyon






Epirojenez de tabakaların durumu bozulmaz.Uzak sahalarda yükselmeler,alçalmalar olur.Epirojenez yerkabuğunun yaylanması olarak ta adlandırılır.Epirojenik hareketler yerkabuğunun izostatik dengesinin bozulması ile meydana gelir.

İzostatik denge:
Katı haldeki yer kabuğunun sıvı haldeki Manto üzerinde batmadan kalabilmesine denir.
İzostatik Dengeyi Bozan Faktörler:
1.Karalarda aşınmanın, denizlerde birikmenin fazla olması,
2.İklim değişmeleri,
3.Dağ oluşumu hareketleri
4.Volkanizma ve Yan basınçlar





Epirojenez yer yüzünü en uzun sürede şekillendiren iç kuvvettir.
Epirojenez sonucunda; Epirojenez yeryüzünü en uzun zaman içinde şekillendiren kuvvettir.

Ülkemizde Karadeniz ve Akdeniz Havzalarının çökmesi, Toroslar,K.Anadolu ve Batı Anadolu dağlarının yükselmesi, Ergene ve Adana havzalarının(Çukurova) tortulanma alanı haline gelerek çökmesi epirojenez sonucudur.

Türkiye 3.zaman sonu 4. zaman başında epirojenik olarak toptan yükselmiştir.
Dünya üzerinde ise İskandinavyayarımadası yükselirken , Almanya ve Hollanda çökmektedir.Deniz ilerlemesinin görüldüğü yerde akarsuyun ağız kısmı deniz suları altında kalır. Akarsuyun enerji potansiyeli azalır ve biriktirme yapar. Deniz gerilesi var ise akarsuyun yatak eğimi artar ve aşındırma gücü artar.Eğer bir yerde akarsu vadisi deniz içinde de devam ediyorsa; deniz ilerlemesinden bahsedilebilir. Kıyı şekilleri yüksekteveya kara içlerinde kalmış ise deniz gerilemesi olmuştur.




YER YUVARLAĞININ YAPISI ve YER ŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU




1) Yer Yuvarlağının yapısı :
- Yer yuvarlağının yapısı; güneş sisteminin ve evrenin oluşumu ile açıklanabilir. 15 milyar yıl önce evren çok yüksek sıcaklık ve yoğunluktaki bir yapıdan, patlama sonucunda oluşmuştur.
2) Yer Kabuğunun yapısı :
- Yer, zamanla soğumaya başlamıştır. Ve yerin iç kısmı ise hala sıcaktır. Yer soğumaya başladıkça yeryüzü yavaş yavaş şekillenmiştir. - Yer yüzünden yerin içine doğru inildikçe her 33 metrede 1 C sıcaklık artmaktadır. - Yer kabuğu dünyayı dıştan kuşatan bir tabakadır. Taş kürenin en üst katını oluşturur. - Yer kabuğunun alt katmanı ise bazalt birleşimindeki taşlardan oluşmuştur. Bu yapıya sima denir.



YER YUVARLAĞININ İÇ YAPISI
- Yer yuvarlağının dış kısmını oluşturan katı tabakanın altında manto denilen bölüm yer alır. Manto, yer çekirdeğinin örtüsü durumundadır. - Yer küre hacminin %80’nini manto oluşturur. - Mantodan sonra yer yuvarlağının iç kısmını çekirdek oluşturur. - Çekirdekte sıcaklık 4500 C bulur. - Mantonun katı olan üst bölümü yer kabuğu ile birlikte taş küre olarak adlandırılır. - Taş küre levha denilen büyük parçalar halindedir



JEOLOJİK DEVİRLER
- Dünyamız şimdiki biçimini alıncaya değin değişik evrelerden geçmiştir. Birbirinden farklı bu evrelerden her birine jeolojik zaman denir. - Jeolojik zamanlar dört tanedir ve yaklaşık 570 milyon yıl sürmüştür. Bu dönemde oluşan tortul taşlar, o dönemde yaşayan canlıların fosillerini içerir. Yer kabuğu bu sayede değişik şekillerini kazanma imkanı bulmuştur..

İÇ ve DIŞ KUVVETLER
- Enerjisini yerin içinden alan kuvvetlere iç kuvvetler denir. (dağ oluşumu, kıta oluşumu ve volkanizma dır.) - Enerjisini güneşten alan kuvvetlere ise dış kuvvetler denir. (akarsular, rüzgarlar, dalgalar) - İç ve dış kuvvetler birbiriyle sürekli mücadele halindedir. - İç kuvvetler yeryüzünün kabartılarını meydana getirirken; dış kuvvetler ise bunları aşındırarak ortadan kaldırmaya ve seviyesine yakın az engebeli düzlüklere (peneplen) dönüştürürler. - Dış kuvvetlerin yer yüzünün yüksek kesimlerinin aşındırmasıyla elde ettiği malzemeler yer yüzünün çukur yerlerinde (okyanus, deniz) biriktirmesi ile jeoseklinaller oluşur. Bunların kalınlığı binlerce metreyi bulur. Yer kabuğunun hareketleri : - Yer kabuğu bir bütün değildir. Çatlaklardan ve kırık boşluklardan oluşur. Yer kabuğu bir birinden ayrı parçalardan oluşur. Bu her bir parçaya levha denir. - Bu levhalar manto üzerinde yüzer haldedirler. Yaklaşık yılda 1-2 cm hareket ederler.

DAĞ OLUŞUMU DAĞ OLUŞUMU ve TÜRKİYE’DE DAĞ OLUŞUMU

1) Dağ Oluşumu :
- Okyanus ve deniz diplerinde biriken kalın tortul tabakalar (jeosenklinal) kıtalarının levha birbirine yaklaşması sonucu yan basınçlara maruz kalırlar. - Bu yan basınçlar sonucunda jeosenklinal eğer esnek yapıdaysa kıvrılarak yükselir ve yer yüzünün kıvrım dağlarını oluşturur. (Toros dağı) - Jeosenklinal eğer sert yapıdaysa veya önceden yükselmiş kıvrım dağları tekrar yan basınçlara maruz kalırsa kırılma olur. Yükselen bölümlere horst, alçakta kalan kısımlara ise grabent denir. Yüksekte kalan horstlar dağı oluştururken, alçakta kalan kısımlar, daha sonra akarsuların gelişmesiyle ovaları oluşturur. (Ege bölgesi kıyı kesimleri. Burada yer alan boz dağlar kırılma sonucu oluşan horstlardır. Bu dağlar arasında bulun ve üzerinde aynı isimli akarsıların geçtiği bakır çay, b.menderes , ovalarında birer çöküntü (grabent) alanlarıdır.)
2) Kıta Oluşumu :

- Yer kabuğunun geniş tabanlı alçalma ve yükselme hareketleridir. Bu alçalma ve yükselme hareketleri çeşitli biçimlerde olabilir. - Kıtaların yükselmesi sonucunda su seviyesi geri çekilir. Bu olaya denizlerin çekilmesi yani reogresyon denir. Tam tersi durumuna da transregsiyon denir.
3) Volkanizma :

- Yer kabuğu altındaki kızgın mağmanın yer kabuğunun çatlak ve kırık yerlerinden yeryüzüne çıkmasına denir. - Bu sırada yeryüzüne katı gaz ve akıcı maddeler çıkarır. (karbondioksit, taş, kaya) - Lavların üst üste birikmesiyle zamanlar volkanik dağlar meydana gelir. (K.Ağrı, Tendirek, Nemrut vBulletin.) - Volkan küllerinin yıllık birikmesiyle tüf tabakaları oluşur.
4) Deprem :

- Yerkabuğunu oluşturan katmanların yerlerinden oynamalarıyla hissedilen sarsıntılardır. - Oluşumlarına göre yerel depremler ve tektonik depremler olarak ikiye ayrılır. - Yerel depremler kısa sürede ve dar alanda etkili olan yıkıcı etkileri az olan sarsıntılardır. - Tektonik depremler daha şiddetli etkili alanı daha fazla dolayısıyla tahrip gücü daha fazla olandır.

TÜRKİYE’DE OVALAR VE PLATOLAR
Ova akarsuların derince yer etmediği eğik olmaya, varsa da az olan çevresine göre alçakta olan düz yerlere ova denir. 1) Oluşumlarına Göre Ovalar : a) Aşıntı Ovalar : Dış güçler tarafından aşırı dereceden aşındırıp, düzleştirilmesi sonucu oluşur. Bu ovalara Türkiye’de rastlanmaz. Doğu Avrupa bu konuya en belirgin örnek olarak bilinmektedir.
b) Çöküntü Ovalar : Yeryüzündeki çöküntü hendeklerin, dış güçlerin taşıyıp getirdiği taklarla dolması sonucu oluşur. (Iğdır ovası)
c) Birikinti Ovası : İç kesimlerdeki ya da kıyılarda ki çukur alanların, dış güçlerin taşıyıp getirdiği tortulların dolması sonucu oluşur. (Konya ve Malatya ovaları)
d) Karstik Ovalar : Çökebilir taşların uzandığı alanlarda, suyun taşları çözümlemesi sonucunda oluşan ovalardır. Bu çanakların tabanının tortullarla dolup düzleşmesi ile karstik ovalar oluşur. (Teke ve Taşeli platoları)

YER GÖÇMELERİ ve KAYMALAR
Yer göçmeleri ve yer kaymalarını oluşturan etmenler : Yer göçmesi : Kayaların, taş parçalarının, toprağın, büyük kütleli tabakaların birbirine kayarak yer değiştirme olayıdır Yer Kayması : Üstteki geçirimli tabakaların, alttaki geçirimsiz ve kaygan tabakalar üzerinde, eğim doğrultusunda kaynamasıdır. - Yer kaymasının yaygın adı heyelandır. - Yer göçmeleri eğimin çokluğu, şiddetli yağış, sebeplerinden olur. Heyelan oluşumunu etkileyen unsurlardan biride; toprakların yapısal özelliğidir. Heyelan olaylarının en çok görüldüğü mevsim; ilkbahar sonrası kar erime zamanıdır.

EROZYON ve KORUNMA YOLLARI
Toprak Erozyonu : Toprak erozyonun oluşturan etmenler; - Toprağın sular tarafından aşındırılması - Rüzgarlar - Bitki örtüsü - Buzullar - Sel - Eğim - Yangın Korunma yolları : - Ağaçlandırma, Bitki örtüsü, Baraj gölleri yapma, - Tarlalar eğime yatay sürülmeli - Ağaç kesimlerine karşı tedbirler alınır.

Kayaç
Kayaç, mineral topluluklara verilen ad. Çeşitli mineralleri veya taş parçacıklarının veya tek bir mineralin çok sayıda birikmesinden meydana gelir.
Granit ve bazalt çeşitli minerallerdei kum taşı, değişik kum tanelerinden, mermer ve kuvarsit tek bir mineralden oluşmuş kayaçlardır.
Kayaçların oluşumları sırasındaki doğal ortamı yansıtan bir çeşit belgelerdir. Yer kabuğunun jeolojik gelişmesinin izleri bu çeşit kayaç üzerinde izlenmiştir. Bu nedenle onlar yer kabuğunun doğal belgeleri sayılır. Kayaçları incelemek için özelleşmiş bilim dalının ismi petrografidir
Bugün yeryüzünde hüküm süren fiziksel olaylar, akarsuların aşındırma ve taşıma etkileri, çöllerde ve denizlerin değişik bölgelerinde farklı tortulların çökertilmesi, yeryüzünün değişik iklim kuşaklarının bulunması gibi jeolojik olayla bütün yer tarihi boyunca hep aynı şekilde, aynı düzende oluşmuştur. Yani eski jeolojik devirlere ait kayaçların oluşumu bugün yeryüzünde hüküm süren fiziksel olayların ışığı altında yorumlanabilir. Böylece kayaçlar oluşumu sırasında mevcut olan doğal ortamı aynen yansıtırlar.

Kimyasal tortul kayaçlar
Doygun eriyiklerden çökelme sonucu meydana gelirler. Mağaralardaki sarkıt ve dikitler, deniz kıyılarındaki kireçli ve demirli oolitler, kapalı göllerin kenarlarındaki tuz oluşumları su kaynakları etrafındaki traverten oluşumları %35'i kadar kireç taşları oluşturur. Kireç taşları yapı taşı, stabilize malzeme, kireç yapımında ve döşemecilikte, çelik sanayisinde ve ilaç sanayisinde kullanılır.

== Magmatik kayaçlar ==
Erimiş halde bulunan bir silikat hamuru durumunda olan mağmanın yer kabuğunun derinliklerinde yavaş yavaş veya yeryüzünde aniden soğuması ile oluşurlar. Bu kayaçlar genel olarak kristallerde oluşmuş kütle halindeki kayaçlardır.
yerin derinliklerinde oluşan iç püskürük kayaçların başlıcaları;granit siyenit,diorit ve gabrodur.örneğin granitsert ve aşınmaya karşı dayanıklıdır.

Volkanik kayaçlar (Yüzey kayaçları-Dış Püskürük Kayaçlar)
Bu kayaçlara yüzey kayaçlarıda denir. Bunlar yarı kristalli çoğu kez gözle görülebilen çeşitli kristaller, kristal olmayan genellikle camsı hamur içinde dağılmış serpilmiş durumda bulunurlar. Andezit ve bazalt örnek verilebilir. volkan tüfü, volkan bombası. volkan camı, bazalt, andezit ve volkan camı da örnek gösterilebilir bu tür kayaclara volkanik kayaçlar denir.
Damar kayaçlar
Derinlik kayaçları ile yüzey kayaçları arasında bir geçiş safhasını oluşturur. Mikro kristallerdir. Diğer kayaçların yarık ve çatlaklarında yer alır. genellikle içeriği silikatlerden oluşur.

PALEONTOLOJİ VE JEOLOJİ
paleontoloji ve jeoloji bilimleri yeryüzünün ve yaşamın doğasını anlamak için yeryüzünün kayaçlarını ve fosillerini inceler, geçmişten bugüne geçirdiği değişimleri anlamaya çalışır. Doğanın tarihi dünyanın oluşumdan bugüne kadar geçen ve durmaksızın devam eden kesintisiz bir süreç olsa da bilim adamları çalışılmasını ve anlaşılamasını kolaylaştırmak amacıyla dünyanın tarihini "jeolojik devirler" denilen çeşitli dönemlere ayırır.

Yer Altı Suları ve Etkin Kullanımı
Dünyada yaşayan tüm canlıların temel ihtiyaçlarının başında su gelir. Bu bakımdan yer kabuğu, atmosferden sağlanan suyun korunduğu, biriktirildiği bir depo görevindedir. Ancak su kaynakları yerküre üzerinde eşit olarak dağılmamıştır. Ekvator çevresinde olduğu gibi bazı alanlar fazla miktarda yağış alır ve su kaynakları yönünden oldukça zengindir. Buna karşılık yağış miktarının çok düşük olduğu hatta yıllarca hiç yağış almayan çöl bölgelerinde su kaynakları oldukça kıttır. Ülkemiz su potansiyeli açısından değerlendirildiğinde, su kaynaklarının, dünyanın genel görünüşünde olduğu gibi, eşit olarak dağılmadığı ortaya çıkar. Bu bakımdan iç bölgeler, kıyı bölgelerimize oranla yetersizdir. Su kaynaklarının eşit olmayan dağılımında iklim koşulları, jeomorfolojik özellikler ve kayaçların cinsinin büyük önemi vardır.




Yer altı sularının dağılışı
Türkiye dünya üzerindeki konumu gereği subtropikal iklim kuşağı içinde yer alan, yarı-kurak koşullara sahip bir ülkedir. Bu koşullar altında yıllık ortalama yağış miktarı azdır ve bölgelere göre farklılık gösterir. Nitekim Konya ovası ve Tuz gölü çevresi 400 mm 'den az yağış alan en kurak bölgeler olurken, Batı Akdeniz ve Karadeniz bölgesi 1000- 1200 mm , hatta bazı kesimlerde 1200 mm 'nin üzerinde yağış alır. Yağış değerlerinin iç ve kıyı bölgelerde farklı dağılışı, su kaynaklarının eşit olmayan dağılışında önemli bir etken olurken, düşen yağışların özellikle kış mevsiminde toplanması, yağışın iç kesimlerde genellikle sağanak yağışlar biçiminde olması, yağmur sularının büyük kısmının birikmesine engel olarak akarsular vasıtası ile denizlere taşınmasına neden olur ve yüzey sularından yararlanmayı kısıtlar. Diğer taraftan, iç kesimlerde yaz kuraklığı, küçük dere ve akarsuların bazılarının kurumasına, bazılarının ise su miktarının azalmasına neden olur. İç bölgelerde nehirlerin çoğu yerde derin vadiler içinde akması, suyun teknik olarak yukarı seviyelere çekilmesini güçleştirdiğinden yüzey sularının iç kesimlerde kullanımı sınırlanır. Ayrıca kalkerli kayaçların bulunduğu sahalarda, kalkerlerin suyu emmesi ve yerin derinliklerine indirmesi nedeniyle yüzey sularına rastlanmaz. Yukarıda açıklandığı gibi, ülkemizde yüzey suları iç ve kıyı bölgelerimizde eşitsiz olarak dağıldığından kullanımları da sınırlıdır. Bu nedenle önemli bir kaynak olan ve oldukça geniş bir alana dağılmış bulunan yer altı suları ülkemiz için büyük bir potansiyel oluşturmaktadır. Söz konusu kaynaklar, son yıllarda ülkemizde önemi gittikçe artan su problemi ve kuraklık sorununa çözüm oluşturabilecek niteliktedir. İlerleyen sayfalarda önemli bir milli kaynağımız olan yer altı sularının dağılışı ve kullanım biçimlerinin önemle üzerinde durulacaktır.

YER ALTI SULARININ DAĞILIŞI VE KULLANIM BİÇİMLERİ


Atmosferden yeryüzüne düşen yağışların bir kısmı (yağmur, kar, buzulların erimesi), yüzeysel akış ile yer üstü sularını meydana getirirken geri kalanı uygun koşullar altında yer altına geçer. Bu sular yerin derin kısımlarına sızarak, alt kısmı geçirimsiz kayaçların oluşturduğu zonun üzerindeki geçirimli kayaçların gözenek, yarık, çatlak gibi kısımlarını doldurarak bir su tabakası oluştururlar. Yer altı suları, yeryüzüne doğal olarak çıkabildikleri gibi (kaynak), kuyular vasıtası ile de kullanılabilir hale getirilir. Kaynaklar, yeryüzüne çıkma tarzlarına göre çok çeşitli tipte olabilirler. Sularının sıcaklıklakırılmalar veya faylanmalar neticesinde ortaya çıkmaları (fay kaynakları), karstik sahalardan gelmeleri (karstik kaynaklar, voklüzler), akımları ve kimyasal bileşimleri (maden suları), yeryüzüne çıkma tarzları (aralı kaynaklar ve gayzerler) ve yer altında bulunuş özelliklerine göre (serbest ve tünemiş akifer kaynakları, artezyen kaynakları) çeşitli tipte olabilirler. Bunlardan özellikle sıcak su kaynakları bir ülkeye ekonomik anlamda önemli katkılar sağlayacak alternatif bir enerji kaynağıdır.


YER ALTI KAYNAKLARIMIZ
Sıcak su kaynakları bakımından değerlendirildiğinde ülkemizin oldukça zengin olduğu görülür. Bu kaynaklar yurdumuzun belli kesimlerinde toplanmıştır. Güney Marmara bölümü, Ege bölgesi, Ankara, Eskişehir ve Kayseri kesimlerini içine alan İç Anadolu Bölgesi, Erzurum, Diyarbakır ve Nur dağları kesimi söz konusu alanlardır. Diğer kaynak tipleri ise ülkemizde oldukça değişik alanlara dağılmıştır. Bunlardan Toros dağlarının eteklerinde ortaya çıkan, Muğla polyesinde kaybolan ve Gökova körfezinde izlenen, büyük kısmı kullanılmadan denize dökülen karstik kaynaklardan voklüzler, iç bölgelerimizde fosil sular olarak nitelendirilen ve artezyen açılarak faydalanabilecek olan sular, iç kesimlerden gelen akarsuların alüvyal tabanı beslemesi nedeniyle kıyı ovalarının hemen her noktasında dikkati çeken yer altı suları ve her bölgemizde dikkati çeken kimyasal bileşimleri farklı olan maden suları bu tip alanlara örnek oluşturur.
Ülkemizde yer alan yer altı sularından ısıtma, sulama ve endüstriyel alanlarda, turizm faaliyetlerinde ve dış ticarette yararlanılabilir. Söz konusu suların kullanım alanları sıcaklığına bağlı olarak değişiklik gösterir

Sonuç Olarak
Ülkemiz yer altı suları bakımından oldukça zengindir. Ancak bu suların sahalarının, akım değerlerinin ve kalitelerinin saptanması gereklidir. Dünyanın kuraklık ve su sorunu ile karşı karşıya olduğu bu dönemde ülkemizde yer alan sular çok dikkatli bir biçimde kullanılmalıdır. Termal kaynakların alternatif enerji kaynağı olabileceği unutulmamalı, bunlardan en üst düzeyde yararlanma yolları benimsenmelidir. Sıcak suların bulunduğu alanlarda turizm yatırımları teşvik edilmelidir. Yeni bulunacak suların daha ekonomik koşullar içinde kullanılması, denize akıtılan sulardan yararlanma olanaklarının bulunması ve israfın önlenmesi, tarımda bilimsel ve ileri teknolojilerin uygulandığı yöntemlerin benimsenmesi gerekmektedir.Kentlerin büyüme oranı ile o sahadaki sanayi tesislerinin suya gereksinimleri hesaplanmalı, tesislerin atık suları tekrar kullanabilecekleri sistemler kurulmalıdır. Araziden yararlanma açısından planlamalar yapılmalı ve gelecekteki su ihtiyacı saptanmalıdır. Ülkemizin bazı bölgeleri büyük ölçüde susuzluk çekerken, başka sahalarda su kaynaklarının ziyan olmasına engel olunmalıdır.



Rüzgarlar ve Oluşturduğu Şekiller

Rüzgârlar, taşıdıkları malzemeleri havalandırdıktan sonra başka yeryüzü şekillerine çarparak aşındırma, hızının azal-dığı yerlerde ise biriktirme yaparak yeryüzünü şekillendirir.

Kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde, fiziksel çözülmenin etkisiyle toz, kum, çakıl gibi gevşek malzemelerin bulunma-sı ve bitki örtüsünün seyrek olması, rüzgârların buralardaki şekillendirici etkisini artırmıştır.

1. Rüzgâr Aşındtrmasıyla Oluşan Başlıca Yer Şekilleri

a. Mantar kaya

Rüzgârlar taşıdıkları malzemeleri yaklaşık 1 metre yüksekli-ğe kadar havalandırabilir. Bu nedenle havalanmış malze-meler yüksek kayalıkların alt bölümlerine daha fazla çarpa-rak aşındırır. Üst kısmı daha az aşınan kayalar mantar görü-nümünü aldığından bu kayalara mantar kaya veya şeytan masası adı verilir.

b. Şahit kaya

Farklı dirençlere sahip tabakaların üst üste tortullar oluştur-duğu bölgelerde, kolay aşındırılabilen tabakaların daha ön-ce aşındırılması ya da çözünme ile gevşemiş malzemelerin ortamdan uzaklaştırılması sonucu şahit kayalar ortaya çıkar. Oluşan şekil bir harabeyi andırır. Birbirinden ayrı duran tor-tul kütlelerin tabaka uzanışları karşılaştırıldığında birbirlerinin devamı olduğu anlaşılır.

c. Tafoni

Kayaların çözünmeyle gevşemiş kısımlarının, rüzgârlar ta-rafından aşındırılıp kayadan kopmasıyla oluşan kovuklara tafoni adı verilir.

d. Yardang

Yüzeyi farklı dirence sahip tabakalara çarpan rüzgârların, aşınması daha kolay tabakaları aşındırarak oluşturdukları oluk veya yarıklardır.

2. Rüzgâr Biriktirmesiyle Oluşan Başlıca Birikim Şekilleri

a. Barkan

Rüzgârların taşıdığı kumların hilal şeklinde birikmesiyle olu-şan yer şekilleridir. Barkanlar rüzgârın hızına göre sürekli yer değiştirirler.

b. Kum Yığınları

Rüzgârın hızının kesildiği yerlerde ya da bir engelin gerisin-de birikerek oluşan kum tepecikleridir.

c. Lösler

Rüzgârın kurak bölgelerden getirdiği ince malzemeleri yarı nemli sahalarda biriktirmesiyle oluşan topraklardır.


Akarsular ve Oluşturduğu Şekiller



Yağışlarla yeryüzüne düşen suların yüzeysel akışa geçme-siyle akarsular oluşur. Akarsuyun doğduğu yere kaynak döküldüğü yere ise ağız adı verilir.
Akarsuyun kollarıyla beraber sularını topladığı alana havza denir. Havzaları birbirinden ayıran dağ doruklarından ge-çen doğal sınıra ise su bölüm çizgisi denir.

Akarsu havzalarından sularının tamamını denize ulaştırabilenlere açık havza, sularını çeşitli nedenlerle denizlere ulaştıramayanlara ise kapalı havza denir.

Akarsuyun herhangi bir kesiminden 1 saniyede geçen su miktarına akım (debi) adı verilir. Akım m3/sn olarak ifade edilir. Akarsuyun akımını; havzaya düşen yağış miktarı, hav-zanın genişliği, arazinin geçirimliliği, bitki örtüsü, sıcaklık ve buharlaşma gibi faktörler etkiler.

Akarsuların akımı, yıl boyunca aynı miktarda değildir. Özel-likle iklimin etkisiyle akımlarında alçalma ve yükselmeler olur. Akarsuyun akımında yıl içinde meydana gelen bu de-ğişim akarsu rejimi ile ifade edilir.

Yıl içinde akım miktarı fazla değişen akarsuların rejimi dü-zensiz, akımı az değişen akarsuların rejimi düzenlidir.

Akarsuyun rejimini; yağış rejimi, akarsuyun beslenme havzasının genişliği, yağış şekli (kar veya yağmur), sıcak-lık rejimi, bitki örtüsü, barajlar gibi faktörler etkiler.

1. Akarsularda Aşındırma ve Aşındırmayla Oluşan Yer Şekilleri


Akarsular yataklarındaki kayaları ve çeşitli materyali, fiziksel ve kimyasal olarak aşındırırlar. Ancak akarsulardaki aşındır-ma daha çok fiziksel yollarla gerçekleşir.

Akarsuyun yatağındaki kayaçların eriyerek çözünmesine akarsuyun kimyasal aşındırması denir. Kimyasal aşındırmanın şiddetini kayaçların yapısı ile suyun sıcaklığı belirler.

UYARI: Suyunda bol miktarda eriyik hâlde kireç bulunan akarsular, kimyasal aşındırmanın etkili olduğu akarsulardır.

Akarsuyun, taşıdığı kum ve çakıl gibi malzemeleri yatağın dibine ve yanlarına çarpmasıyla yaptığı aşındırmaya fiziksel aşındırma denir.

Fiziksel aşındırmanın şiddetini akarsu yatağının eğimi, taşı-dığı su ve yük miktarı, akarsu yatağını oluşturan kayaçların direnci, akarsuyun hızı gibi etkenler belirler.

Akarsularda aşındırma ağızdan kaynağa doğru olur. Buna geriye doğru aşındırma adı verilir.

UYARI: Aşındırmanın ağızdan başlayıp kaynağa doğru olmasının nedeni, akarsuyun ilk oluştuğu dönemlerde aşındırma üze-rinde en fazla etkili olan akış hızı ve taşıdığı su miktarının en fazla ağız kısmında olmasıdır.

Akarsu yatağını geriye doğru aşındırırken aynı zamanda ya-tak eğiminin arttığı yerlerde derine, yatak eğiminin azaldığı yerlerde ise yana doğru aşındırma yapar. Akarsu aşındır-masının son bulduğu deniz seviyesine kaide (taban) seviyesi adı verilir.

Akarsuyun yatak seviyesinin kaide seviyesine yaklaşmasıy-la ortaya çıkan profile ise Denge Profili adı verilir.

Denge profiline ulaşan bir akarsuyun kaynağı ile ağız kısmı arasındaki yükselti farkı azaldığından; yatak eğimi, akış hızı ve hidroelektrik potansiyeli azalmıştır. Bu nedenle bu akarsu-lar taşımacılığa elverişlidir.

UYARI: Akarsuların denge profiline ulaşması çok uzun bir zaman alır. Bu nedenle eski jeolojik zamanlarda oluşan arazilerdeki akar-suların bir çoğu denge profiline ulaşmıştır.



Akarsuların aşındırmasıyla oluşan başlıca yer şekilleri şunlardır:

a. Çağlayan ve Dev Kazanı

Akarsu yatağındaki farklı dirençlere sahip tabakalar, farklı se-viyelerde aşındırıldıklarından yatak üzerinde basamaklar olu-şur. Bu basamaklara çağlayan adı verilir. Çağlayandan düşen suların düştükleri yerde oluşturduğu çukurluklara ise dev kazanı denir.

b. Vadi


Sürekli iniş gösteren, akarsuyun yatağı ile birlikte içine yer-leştiği, uzun oluklara vadi denir.
Vadiler; akarsuyun çığırına, yer şekillerine, kayaların direncine ve akarsuyun aşındırma gücüne bağlı olarak fark-lı şekiller alırlar.

Çentik Vadi

Aşınmaya karşı direnci fazla olan eğimli arazilerde derine aşındırmayla meydana gelen, profili "V" şeklindeki vadilerdir.

Boğaz Vadi

İki düzlük arasındaki sert kütlelerin, akarsu tarafında derin bir şekilde aşındırılmasıyla oluşan vadilere Boğaz (yarma) vadi denir.bu tip vadilerin profili “U” şeklindedir. Dağları enine yardığı için ulaştırma (Yol geçirilmesi) bakımından önemlidir.


Asimetrik Vadi

Akarsuyun, yatağınının bir yamacını da derine doğru aşın-dırması diğer yamacını yana doğru aşındırmasıyla oluşan vadilerdir.

Kanyon Vadi

Genellikle eriyebilen kayaçların bulunduğu arazilerde, vadi yamacını oluşturan yatay tabakaların dirençlerinin farklı ol-ması nedeniyle, farklı seviyede aşınmayla oluşan basamak-lı yamaçlara sahip vadilerdir.

Geniş Tabanlı Vadi

Akarsu yatağında eğimin azaldığı yerlerde yatağın yana doğ-ru aşındırılmasıyla oluşan vadilerdir. Vadi tabanlarında eğim azaldığı için aynı zamanda biriktirme alanları oluşur.

c. Peri bacası

Dirençli ve dirençsiz volkanik kayaçların bir arada bulunduğu bitki örtüsünden yoksun eğimli yamaçlarda, selinti sularının dirençsiz kayaçları aşındırması, dirençli kayaçlar ile bunların altındaki dirençsiz kayaçların aşınamamasıyla ortaya çıkan, bacayı andıran sütunlara peri bacası denir.

d. Kırgıbayır (Badlans)

Kurak ve yarı kurak iklim bölgelerindeki bitki örtüsünden yoksun eğimli yamaçlarda, selinti sularının oluşturduğu yarıklı yüzeylere kırgıbayır adı verilir.

e. Peneplen (Yontukdüz)
Milyonlarca yıl süren aşındırma sonucunda, arazi deniz seviyesine kadar aşınarak hafif dalgalı düzlükler hâline gelir. Akarsu aşındırmasının son safhası olan bu düzlüklere peneplen adı verilir.

Peneplen hâline gelen araziler epirojenik hareketlerle tekrar yükselebilir. Bunun sonucunda akarsular tekrar aşındırma faaliyetine geçerek peneplen hâline gelen ara-zileri yararak plato adı verilen yer şekillerini oluştururlar.

2. Akarsularda Biriktirme ve Biriktirmeyle Oluşan Baş-lıca Yer Şekilleri

Akarsularca biriktirilen irili ufaklı malzemeler alüvyon adı verilir. Akarsuyun biriktirme yapabilmesi yatak eğiminin ve akış hızının azalması ile yük miktarının artmasına bağlıdır. Akarsular önce iri ve ağır malzemeleri biriktirirken, daha sonra asılı hâldeki küçük malzemeleri biriktirir.

Birikmenin meydana geldiği yerlerde, farklı boyuttaki materyallerin tabakalar şeklinde tortulaşmaları akarsuyun rejimi hakkında bilgi verir. Akımın yüksek olduğu dönem-lerde akarsular iri materyalleri daha fazla biriktirirken, akım azaldıkça kil ve mil gibi daha küçük materyalleri biriktirirler.

Biriktirme kesiti incelendiğinde, biriktirilen malzemenin bo-yutunun kış mevsiminden yaz mevsimine kadar sürekli kü-çüldüğü, sonbahar mevsiminde biriktirilen malzemenin bo-yutunun büyümeye başladığı görülür. Bu durum, akarsu-yun akımının kıştan yaza kadar düşmesinin, sonbaharda akımın tekrar artmaya başlamasının sonucudur.

Akarsu biriktirmesiyle oluşan başlıca birikim şekilleri şunlardır:

a. Birikinti Konisi ve Yelpazesi

Dağ yamaçlarından inen suların, eğimin azaldığı dağ eteklerinde taşıdıkları alüvyonları biriktirmesiyle oluşan birikinti konileri oluşur. Birikinti konileri eğimin fazla olduğu yerlerde biriken malzemelerle oluşur.

Birikinti konilerinin genişleyerek daha yayvan bir şekil almasıyla birikinti yelpazeleri oluşur. Eğmin azaldığı dağ yamaçlarında oluşur.


b. Dağ Eteği Ovası
Dağ yamacında, birikinti yelpazelerinin genişleyerek bir-leşmesiyle oluşan dalgalı düzlüklerdir.

c. Dağ İçi Ovası
Dağ içlerindeki dağ eteği ovalarının genişleyerek birbirine bağlanmasıyla oluşan ovalardır.

d. Taban Seviyesi Ovası
Genellikle deniz seviyesine yaklaşan akarsuların yana aşın-dırma ile genişleyen vadi tabanına taşıdığı malzemeleri biriktirmesiyle oluşan ovalardır. Bu ovalar üzerindeki akarsular büklümler yaparak denize dökülürler.

e. Delta Ovası

Akarsular, taşıdıkları malzemelerin tamamını eğimin azaldı-ğı yerlerde biriktirmezler, bir kısmını deniz kıyısına kadar ta-şırlar. Deniz kıyısına kadar gelen malzemeler buralarda bi-rikmeye başlar. Biriken malzemeler zamanla karadan deni-ze üçgen şeklinde genişler.

Bir kıyıda delta ovasının oluşabilmesi için;
*Kıta sahanlığının geniş olması
*Akarsuyun bol alüvyon taşıması
*Akarsuyun ağız kısmında şiddetli dalga, akıntı ve gel-gitin etkili olmaması gerekir.

f. Irmak Adası
Akarsu yatağının genişlediği yerlerde taşıdığı alüvyonları yatağının içinde biriktirmesiyle oluşan adacıklardır. Akarsu-yun akımının arttığı dönemlerde kaybolurlar.

3. Oluşumunda Akarsu Aşındırması ve Biriktirmesinin Birlikte Etkili Olduğu Yer Şekilleri

a. Menderes
Yatak eğiminin azaldığı yerlerde akarsuyun yaptığı büklüm-lere menderes adı verilir.

Akarsu, mendereslerin dış bükey kısımlarına çarparak yana doğru aşındırma yapar. Bu kısma çaprak adı verilir. Aşındırılan malzemenin biriktiği menderesin iç bükey kısmına ise yığınak adı verilir.

b. Seki (Taraça)
Vadi yamaçlarında meydana gelen basamak şeklindeki düzlüklere seki adı verilir. Sekiler, vadi tabanını alüvyonlarla dolduran bir akarsuyun tekrar canlanarak yatağını derine aşındırmasıyla oluşur.

Akarsuyun derine doğru yeni bir aşındırma yapabilmesi için;
1.İklim değişikliği
2.Yerkabuğunun yükselmesi
3.Akarsuyun döküldüğü deniz yada göl seviyesinin alçalması etkiler


Yerlatı Suları ve Oluşturduğu Şekiller

Kalker, jips ve kaya tuzu gibi suda çözünebilen kayaların bulunduğu arazilere karstik arazi adı verilir.
Karstik Şekiller, sıcak ve iklim bölgelerinde daha yaygındır. Karstik araziler bünyesinde CO2 içeririler suyun kalkere temas etmesiyle erime başlar. Bu olay yerin derinliklerinde meydana gelirken erime sırasında ortama verilen Karbondioksit suya karışır. Böylece su aşıt özelliği kazanmış olur. Asit özelliği kazana suyun eritme miktarı artar.
Kireç taşı (Kalker), alçı taşı (jips) ve Kaya tuzu gibi eriyebilen kayaçların yer üstü ve yer altı sularının eriterek ya da içindeki erimiş maddeleri çökerterek oluşturduğu şekillere ise karstik şekiller adı verilir.
Karstik şekillerin oluşabilmesi için

* Kayaçların yapısal özellikleri :
alçı taşı ve Kaya tuzu suda hızla çözündüğü için tabakal içinde oluşan şekiller kalıcı değildir. Buna karşılık kireç taşı üzerindeki karstik şekiller diğerlerine göre daha kalıcıdır
* iklim : Sıcak ve nemli iklim bölgelerinde karstlaşma daha hızlı iken, soğu ve kurak iklim bölgelerinde bu oluşum yavaş gerçekleşir
* zaman : Karstlaşma süresinin uzaması karstik şartların oluşmasını sağlar
* eğim : düz arazilerde karstik şekiller, daha kalıcı ve belirgin iken eğimli arazilerde aşınım biçimindedir.
* tektonik hareketler ( Çukurların Oluşmasını etkiler)

1. Kayaların Çözünmesiyle Oluşan Şekiller

a. Lapya
Karstik şekillerin en küçüğüdür. Taşlar üzerinde çukur, oluk-lar ve deliklerden oluşur. Ancak çözünmenin şiddetli olması durumunda özellikle kalkerler üzerinde 30 - 40 cm derin-liğinde çatlak ve oluklar oluşur. Çatlaklar arasında çok kes-kin çıkıntılar bulunur. Çıkıntılar bu şekillerin olduğu yüzey-lerde hareket etmeyi oldukça güçleştirir.
b. Dolin
Lapyaların büyümesiyle meydana gelen huniye benzer çu-kurlardır.
c. Uvala
Birbirine komşu dolinlerin genişleyerek birleşmeleri sonucu oluşan çukurlardır.
d. Polye
Özellikle tektonik çanaklarda karstlaşmanın devam etme-siyle, dolin ve uvalalar genişleyerek bir ova görünümü ka-zanır. Tarım faaliyetlerinin yoğun olarak yapıldığı 1 - 2 km çapındaki geniş çukurluklardır. Bazı polyelerin tabanları ya-ğışlı dönemlerde taban suyunun yükselmesiyle göl hâline gelir.
e. Düden
Karstik bölgelerde, yüzey sularının yeraltına battığı ya da tekrar yer üstüne çıktığı yerlerdir. Su yutan ya da su çıkan isimleri de verilir.
f. Obruk
Obruklar, dolinlerin çaplarının ve derinliklerinin artmasıyla meydana geldiği gibi, mağara tavanlarının çökmesiyle de oluşan derin çukurlardır.
g. Mağara
Yer altına sızan sular burada kolay çözünebilen kayaçlar üzerinde yarık ya da çatlaklar açar. Zamanla çatlakların bü-yümesiyle mağaralar ve birbirine bağlı galeriler oluşur. Ba-zı galeriler km'lerce uzunluğa sahip olabilir.
h. Kör Vadi
Çıkmaz vadi ismi de verilir. Oluk şeklinde uzanırlar. Aşınma-nın sona erdiği yerde vadinin önü kesilir. Vadi tabanı akar-su vadisinde olduğu gibi sürekli iniş göstermez ve bir süre sonra kesintiye uğrar. Çoğu zaman vadi tabanında su bu-lunmaz. Ancak tabanında su bulunan kör vadiler de vardır. Bu tür vadilerdeki sular vadi tabanındaki gideğenlerden yer altına sızarak kaybolurlar.
2. Çökelme ile Oluşan Şekiller
Karbondioksit (C02) gazının yağmur sularıyla birleşmesiyle karbonik asitli sular ortaya çıkar. Karbonik asitli sular, yer al-tında kalkeri kolayca eriterek bünyesine bol miktarda kireç yükler. Ancak kireç yüklü sular, yeryüzüne veya mağaralara ulaştıklarında, karbondioksit (C02) gazının uçmasıyla yük-lendikleri kireci çökelterek karstik birikim şekillerini ortaya çıkarır.
a. Traverten
Yeryüzüne çıkan suların içindeki kirecin yamaçlarda çökelmesiyle oluşan şekillerdir. Travertenler, içindeki mineralin özelliğine göre değişik renklerde olabilirler.
b. Sarkıt, Dikit ve Sütun
Yer altı suyunun içindeki kirecin mağara tavanlarında çökel-mesiyle sarkıt, mağara tabanlarında çökelmesiyle dikit, sarkıt ve dikitin birleşmesiyle sütun adı verilen şekiller oluşur.






KIYI TİPLERİ VE OLUŞUM SÜREÇLER

a. Fiyort Kıyılar:Buzul vadilerinin sular altında kalması sonucu oluşan kıyılardır. Bu kıyı tipine ait en güzel örnek, İskandinav Yarımadası’nın Atlas Okyanusu kıyılarıdır. Dünya’nın en büyük fiyordu Norveç’teki Soğne fiyordudur.

b. Skyer Kıyılar: Buzulların aşındırdığı tepeciklerle veya buzulların biriktirdiği moren yığınlarıyla şekillenmiş kıyılar sular altında kalınca yüzlerce adacık ortaya çıkar. Bu tür kıyılara skyer kıyılar denir. Baltık Denizi’nin kuzeydoğusunda bu tür kıyılar görülür.
c. Ria tipi kıyılar: Plâtoları yaran derin vadilerin sular altında kalmasıyla oluşan kıyılardır. Dünya’da en güzel örnekleri, Güneybatı İrlanda ve Kuzeybatı İspanya’da görülür. Ülkemizde’de Güneybatı Ege kıyıları, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile Haliç, ria tipi kıyılara örnek olarak verilebilir.





d. Liman tipi kıyılar: Alçak kıyılardaki geniş vadilerin sular altında kalması ve bunların önünün kıyı setleriyle kapatılması sonucunda oluşmuştur.

Dünya’daki en iyi örnekleri, Ukrayna’nın Karadeniz kıyılarında görülür. Ülkemizde de örnek olarak Büyük ve Küçük Çekmece kıyıları gösterilebilir.

e. Dalmaçya tipi kıyılar:Deniz sularının, kıyıya paralel uzanan dağlar arasındaki çukurluklara dolmasıyla oluşan kıyılardır. Dünya’daki en iyi örneği Adriya Denizi kıyılarında görülür. Ülkemizde de Kaş (Antalya) çevresinde bu tür kıyılara rastlanır.


f. Haliç (Estuar) tipi kıyılar: Gel - git olayı sonucunda akarsu ağızlarının aşındırılmasıyla oluşan ve huniye benzeyen kıyılardır. Dünya’nın en büyük halici Hamburg halicidir. Bunun yanında Londra, Elbe, Wesser, Thames, Evoş, Bordeaux ve Weischel haliçleri de Dünya’nın önemli haliçlerindendir. Bu haliçlerin hepsi, aynı zamanda gelişmiş birer limandır.
g. Boyuna kıyılar:Dağların denize paralel uzandığı yerlerde boyuna kıyılar görülür. Bu kıyılarda girinti ve çıkıntı son derece azdır. Karadeniz ve Akdeniz kıyıları bu tiptendir.


h. Enine kıyılar:Dağların denize dik uzandığı yerlerde enine kıyılar görülür. Bu kıyılarda girinti - çıkıntı son derece fazladır. Ege kıyıları bu tiptendir.





incecikti gül dalıydı dokunsam kırılacaktı dokunmadım kurudu...
Akdeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
başlıca, dddddddddddd, kuvvetler, oluşturan, ve, yer, şekilleri, şekillerini


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557