Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Cumhuriyet Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Kasım 2011, 09:33   #1 (permalink)
Üye

FENERBAHÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 10 Ağustos 2011
(Mesajlar): 2.500
(Konular): 404
Burç:
Renkli Para : 403375
Aldığı Beğeni: 178
Beğendikleri: 68
Ruh Halim: none
Takım :
Standart Varlık Vergisi

Varlık Vergisi, 11 Kasım 1942 tarih ve 4305 sayılı kanunla konulan olağanüstü servet vergisinin adıdır.
Yasa metni 11 Kasım 1942 Cumhuriyet tarihinin tartışılan yasalarından biri olan "Varlık Vergisi", Şükrü Saraçoğlu Hükümeti tarafından 9 Kasım 1942'de TBMM'ye sevkedildi. Yasa, 11 Kasım'da Genel Kurul'da kabul edildi ve 12 Kasım 1942'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 17 Eylül 1943 tarih ve 4501 sayılı yasa ile bir kısım mükellefin vergi borçları silindi.
15 Mart 1944 tarih ve 4530 sayılı "Varlık Vergisi Bakayasının Terkinine Dair Kanun" ile o tarihe kadar tarh edilmiş, ancak tahsil edilememiş vergilerin silinmesiyle "Varlık Vergisi" uygulaması ortadan kalktı.

Yasanın Gerekçesi
Varlık Vergisi kanununun resmi gerekçesi, hükümet tarafından "olağanüstü savaş koşullarının yarattığı yüksek kârlılığı vergilemek" olarak dile getirilmiştir. Oysa basına kapalı olarak yapılan CHP grup toplantısında başbakan Şükrü Saracoğlu'nun vurguladığı gerekçe farklıdır:
"Bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz."
Yasanın Uygulanışı
Başbakan Saracoğlu, 5 Ağustos 1942'de okuduğu hükümet programında,
"Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve laakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. (...) Biz ne sarayın, ne sermayenin, ne de sınıfların saltanatını istiyoruz. İstediğimiz sadece Türk milletinin hakimiyetidir."
diyerek yeni hükümetin sosyal politikasını açıkladı.
1942 yazı boyunca İstanbul gazetelerinde hırsızlık, karaborsacılık, vurgunculuk ve ihtikârla ilgili haber ve yazılar ön plana çıkarıldı. Hemen her gün ve her gazetede "karaborsacı Yahudi" tiplemesini içeren karikatürler yayınlandı.
12 Eylül 1942'de İstanbul defterdarlığı görevine atanan Faik Ökte'nin anılarında anlattığına göre, Maliye Bakanlığı savaş dolayısıyla fevkalade kazanç elde ettiği iddia edilen kimselerin cetvelinin yapılarak müslümanların M, gayrımüslimlerin G, dönmelerin D harfiyle işaretlenmesini talep etti.
11 Kasım'da Varlık Vergisi kanunu TBMM'de hiç tartışılmadan kabul edildi. Kanun her il ve ilçe merkezinde kimin ne kadar vergi ödeyeceğini belirleyecek servet tespit komisyonları kurulmasını, komisyon kararlarının nihai ve kati olmasını, vergi ödeme süresinin 15 gün olmasını, bu süre içinde tahakkuk eden vergiyi ödemeyenlerin mallarının haczedilerek icra yoluyla satılmasını, buna rağmen borcunu ödeyemeyen mükelleflerin borçlarını "bedenen çalıştırarak ödetmek" amacıyla çalışma kamplarına gönderilmesini öngörüyordu.
İstanbul'da kurulan üç komisyon tahakkuk eden vergi listelerini 18 Aralık 1942'de açıkladı. Tahakkuk eden vergilerin %87'si gayrımüslim, %7'si müslim mükelleflere yüklenmişti. Geri kalan %6 değişik kalemlerde olup, bunların da çoğu gayrımüslim azınlıklar ve ecnebilerdi. 4 Ocağa kadar vergisini ödemeyen mükelleflere birinci hafta için %1, sonraki haftalar için %2 gecikme zammı uygulanacağı ilan edildi.
Aralık 1942 ve Ocak 1943'te İstanbul'da gayrımüslimlere ait binlerce taşınmaz mülk el değiştirdi. El değiştiren mülkler arasında İstiklal Caddesi'ndeki yapıların büyük bir kısmı bulunuyordu. Satılan mülklerin %67 kadarı müslüman Türkler, %30 kadarı resmi kurum ve kuruluşlar tarafından alındı. 21 Ocak 1943'ten itibaren İstanbul'da binlerce gayrımüslime ait ev ve işyerleri haczedilerek haraç mezat satıldı.
27 Ocak ile 3 Temmuz 1943 arasında, tümü gayrımüslimlerden oluşan toplam 1229 kişi çalışmak üzere Erzurum Aşkale'ye yollandı. Sözlü anlatımlara göre bu kişilerin aileleri Aşkale'ye sürülenlerin "sağ dönmeyeceğine" inanıyordu. Sürgünlerden 900 kişi 8 Ağustos 1943'te yük vagonlarıyla Eskişehir Sivrihisar'a nakledildi.
9 - 13 Eylül 1943 tarihlerinde New York Times gazetesinde Cyrus Sulzberger imzasıyla Türkiye'deki Varlık Vergisi uygulamasını eleştiren bir dizi yazı çıktı. Bu yazılardan hemen sonra 17 Eylül'de toplanan TBMM, henüz tahsil edilmemiş olan Varlık Vergisi borçlarının silinmesine karar verdi. Aralık ayının ilk günlerinde Aşkale ve Sivrihisar sürgünleri yaklaşık on aylık esaretten sonra evlerine gönderildi.Çünkü o dönem ikinci Dünya Savaşı'nın kritik günleriydi ve Türkiye bu durumdan etkilenmek istememiştir.

Verginin Sonuçları
Varlık Vergisi kanunu ile toplam 314.900.000 TL vergi tahsil edildi. Bu sayının %70'i İstanbul'da toplandı. Toplam tahsilat, 394 milyon TL olan 1942 devlet bütçesinin %80'ini buluyordu.
1935 sayımında Türkiye nüfusuna oranı %1,98 olan gayrımüslim azınlıklar, vergiden sonra başlayan göç nedeniyle 1945'te %1,56'ya ve 1955'te %1,08'e düştü.





Aziz Yıldırım "Ne Şikesi Kardeşim ! Memleket Elden Gidiyor !!!" diyeli 530 Gün Oldu .....

FENERBAHÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Mart 2013, 22:52   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker Varlık Vergisinin Hikayesi

Varlık Vergisinin Hikayesi


Varlık Vergisi, basit bir vergi kanunu uygulaması değil, kökleri Osmanlı devletinin son yıllarında İttihat ve Terakki iktidarında atılmış ve giderek bir devlet politikası halinde uygulanmış olan Türkleştirme politikalarının bir parçasıdır. Türkleştirme politikalarından kasıt, konuşulan dilden okullarda öğretilecek tarihe, ticari hayattan devlet kadrolarında kimin istihdam edileceğine kadar toplumsal hayatın her boyutunda Türk etnik kimliğini ve bunu benimseyen insan unsurunun tavizsiz bir biçimde egemenliğini ve ağırlığını yerleştirme çabasıdır.


Cumhuriyet'in ilk yılarında uygulanmış olan Türkleştirme politikaları, ülkemizde milli devletin kuruluşunda bir aşama olarak da görülebilir. Bu açıdan, merkezi otorite tarafından, toplumun en küçük hücresine nüfuz etmek ve dini topluluklar düzeyinde edinilmiş bazı geleneksel imtiyazları törpülemek amacıyla oluşturulmuş politikalardır. Konumuz vergi ve iktisadi yaşam olduğuna göre meseleye iktisadi milliyetçilik açısından da bakabiliriz. İktisadi milliyetçiliğin gündelik hayatın somut ekonomik yapıya dönük yansıması olan bu politikalar ilk bakışta sol eğilimli ve emperyalizme tepki olarak geliştirilmiş gibi görülebilir. Fakat özellikle Türkiye'de 1920'lerde başlayan Türkleştirme politikaları sadece ülkemizde o dönemde var olan yabancı sermaye grubuna karşı değil, aynı zamanda o firmalarda istihdam edilen yabancı, gayrimüslim işçi, memur ve uzmanlara karşı da uygulanmıştır. Dolayısıyla Türkleştirme politikalarının firmaların sahiplik düzeyi dışında da bir boyutu vardır. Kısacası bu politikaların amacı “bizden” olmayan insan unsurunun emekçi dahi olsa piyasadan tasfiye edilmesidir. Bu nedenle Türkleştirme politikası, ayrımcı politika manzumesi olarak karşımıza çıkar.

Türkleştirme politikalarını incelemeye başladığımız zaman, milli devletin kurucu ideolojilerini de anlama imkânı buluruz. Merkezi otoriteyle, devletle azınlık grupların arasında o dönemlerde ortaya çıkan gerilimin incelenmesi ve iktisadi milliyetçiliğinin anlaşılabilmesi için Türkleştirme politikaları çok anlamlı bir düşünce objesidir. Bu çerçevelerden bakıldığında Varlık Vergisi uygulaması, daha sonraki yıllarda gerçekleştirilen 6-7 Eylül (1955) olayları ve 1964 yılında İstanbul Rumlarının sınır dışı edilmeleriyle aynı zincir içinde ele alınmak durumundadır. Türkleştirme politikaları sonucunda 1927 yılında gayrimüslim azınlıkların toplam nüfus içindeki oranı % 2.78 iken günümüzde yaklaşık % 0,5 seviyesine düşmüştür.

1939 yılında savaş patladığında Türkiye çok kısa zamanda yaklaşık bir milyon askeri silah altına aldı ve dolayısıyla o dönemde Türkiye'de silah altına alınanların önemli bir kısmı kırsal alanda yaşadığı için tarımdaki aktif nüfusun bir kısmını üretimden çekti. Dolayısıyla tarımsal üretimde belli düşüşler yaşandı. Buna ilaveten Ankara yönetimi denk bütçe-sağlam para edebiyatının tam tersine olarak artan devlet masraflarını bu dönemde para basarak karşıladı. Örneğin 1938 yılında 219 milyon lira olan para arzı 1942 yılında 765 milyona yükselmiş ve dolayısıyla aynı dönemde fiyatlar da % 350 civarında artmıştır. Ankara yönetiminin beceriksizliği sonucu ortaya çıkan bu enflasyonist ortamdan çıkış çareleri aranırken, olağanüstü savaş kazançlarını vergileme fikri gündeme gelir.

Türkiye 1930'larda, 40'larda birçok temel malı ithal eden bir ülkedir. Savaşı düşünürseniz, savaşın tarafları İtalya, Almanya ve İngiltere'dir ve Akdeniz o dönemde bir savaş alanıdır donanmalar açısından; dolayısıyla gemiyle bazı malları Türkiye'ye getirmek çok zordur. Türkiye'nin bütün bu malları taşıyacak bir deniz ticaret filosu yoktur. Bunlara ilaveten Avrupa'nın tren hattının da bölünmüş olduğunu düşünürsek, Türkiye'ye dışarıdan mal arzı da çok zordur. İthalat sınırlanmıştır. Bir yandan enflasyon, bir yandan tarımsal malların azalması, diğer yandan da ithal mallarının gelmesindeki sıkıntıyı yan yana koyduğumuzda enteresan bir spekülatif ortam çıkar. Bir tüccar bir mal satacaksa, yerine koyacağı malın aynısının kaça olduğunu düşünür ve o fiyata satar ki sattığını yerine koyabilsin. Bunun devamı, arzı yoksa inanılmaz bir spekülatif rant ortaya çıkmaya başlar. Varlık Vergisi bu çerçevede epey üzerinde konuşulan bir konudur.

1942 senesinin başlarında, bahar aylarında itibaren bu olağanüstü kazançları vergilendirmek, spekülatif kazançları azaltmak, aşağı çekmek konusundaki tartışmaları basından izleyebiliyoruz. O dönemde İstanbul ticaret sektöründe azınlıkların önemli bir konumu var. Dolayısıyla, tüccar kesimi denince başta azınlıklar akla geliyor. Basında azınlıkları eleştiren epey yazı çıkıyor o dönemde. Mesela 29 Mayıs 1942 günü Vatan gazetesindeki başyazısında Ahmet Emin Yalman, azınlıklar arasında umumi bir ölçü ile vatani alakanın elbette daha gevşek olduğunu belirtiyor ve sonra şunu söylüyor: “Bize kalırsa bir defalık olan bu verginin tahakkuk ettirilmesi için, başlıca büyük şehirlerde fevkalade heyetler kurulmalı ve banka erkanı, ticaret odaları erkanı, her türlü ticari sahanın temsil kudretine haiz dürüst adamları o heyetlerde vatani vazife almalıdır. Bunlar defterler, planlar ile beraber birtakım kıyas ve karinelerle iş görmeli ve asıl vurgunculara vatan borcunu ödetmeye imkân hazırlamalıdır. Zaten asıl vurguncular yüzlerle sayılacak kadar az olduğu için çıkar yollar bulunabilir.” Yine 42 senesi yaz ayları boyunca İstanbul gazetelerinde gayrimüslimleri genellikle hırsızlık, karaborsacılık, soygunculuk, vurgunculuk ve ihtikar fiilleriyle ilişkilendiren haberler öne çıkıyor. Birkaç haber başlığı şöyle: Cumhuriyet, 31 Ağustos 1942: “İki Yahudi çocuğu Hava Kurumu için toplanan rozet paralarını çaldılar.” Tasvir-i Efkâr, 1 Eylül 1942: “Bir Yahudi müteahhit hazineyi binlerce lira zarara soktu.” Tasvir-i Efkâr , 9 Eylül 1942: “İstifçi iki Yahudi yakalandı.”

Bu dönemde gazetelerde azınlık karşıtı karikatürler de çıkmaya başladı. Bu azınlık karşıtı karikatürlerde daha çok Yahudi tipleri kullanılıyordu.

Bu hava yaratılırken, diğer taraftan da gerçek ekonomik koşullar var; yani ciddi bir spekülasyon, ciddi bir fiyat artışı söz konusu. Varlık Vergisi Kanunu'nun resmi gerekçesi, hükümet çevrelerinde olağanüstü savaş koşullarının yarattığı yüksek kârları vergilemek olarak nitelendiriliyor. Nitekim 11 Kasım 1942 sabahı toplanan Büyük Millet Meclisi'nde Başbakan Saraçoğlu ekonomik durum hakkında ayrıntılı bir rapor veriyor, uzun bir konuşma yapıyor ve sonra 9 maddelik bir ekonomik tedbirler paketi açıklıyor. Başlıklardan ilki ilginç: Memurlara ve eşlerine birer kat elbiselik kumaş ve ayakkabı dağıtılması; sonuncusu ise Varlık Vergisi Kanunu. Başbakan Saraçoğlu Varlık Vergisi'nin amacını teknik olarak şöyle anlatıyor: “Bu kanun ile takip ettiğimiz hedef, tedavüldeki paraları azaltmak ve memleket ihtiyaçlarımıza karşılık hazırlamaktır.” Bu resmi açıklama dışındaki diğer açıklama ise basına kapalı olarak Cumhuriyet Halk Partisi gurubunun toplantısında yapılıyor. Orada Şükrü Saraçoğlu şunları söylüyor: “Bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz.” Önce mesele CHP grubunda konuşuluyor, sonra TBMM'de biraz önce okuduğum konuşma yapılıyor ve 11 Kasım 1942 günü TBMM bu kanunu kabul ediyor. Ertesi gün de resmi gazetede de yayınlanıyor ve yürürlüğe giriyor. Kanun toplam bütçe gelirlerinin yaklaşık üçte birinin yaklaşık otuz gün içinde toplanmasını hükme bağlıyor. Kimin ne kadar vergi ödeyeceğini bağımsız komisyonlar belirliyor. Bu komisyonların, Ticaret Odası'ndan bir temsilci, belediyeden bir temsilci, vilayetten bir temsilci gibi enteresan bir yapısı var.

12 Kasım-17 Aralık tarihleri arasında mesela İstanbul'da kurulan üç komisyon faaliyetlerini sürdürüyor. Partiden, emniyetten, istihbarat teşkilatından “Kim vurguncudur, kim spekülatördür” gibi, çoğu yalan yanlış bilgiler toplanıyor. 18 Aralık 1942 tarihinde İstanbul'da vergi dairelerinin ilan tahtalarına kimin ne ödeyeceği hakkında vergi listeleri asılıyor. Listeler açıklanınca, buradaki listenin hazırlanmasındaki sübjektivite gayet net olarak ortaya çıkıyor.

Varlık Vergisi Kanunu'nun 12. Maddesi verginin 15 gün içinde ödenmesini söylüyor. 15 günde ciddi bir parayı ödemek pek zor bir şey tabii. İlk ödeme süresi 4 Ocak 1943 akşamı doluyor. Bu döneme kadar ödeyemeyenlere 15 gün veya 1 hafta veriliyor % 1 faizle, ikinci hafta için % 3 faiz uygulanıyor ve bayram tatilleri de devreye girip biraz daha uzatıldıktan sonra 20 Ocak 1943 akşamı ödemeler sona eriyor. Ondan sonra vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve iş yerlerine gidilerek önce malları haczediliyor, daha sonra bu malların, ev eşyalarının satışı ile verginin tahsilatına başlanıyor. Evlerde-işyerlerinde haciz uygulamaları geçekleştikten sonra yine vergisini ödemeyenler bedenen çalışmak durumunda kalıyorlar. Tümü İstanbullu gayrimüslimlerden oluşan 32 kişilik bir kafile 32 Ocak 1943 günü trenle akşam Aşkale'ye doğru yola çıkıyor. Aşkale'ye toplam 1229 kişi gidiyor; bu insanların hepsi gayrimüslim azınlıklardan seçilmiştir, giden bir tek Müslüman Türk yoktur.

28 Aralık 1942-30 Haziran 1943 arasında İstanbul'un Beyoğlu, Şişli, Eminönü, Fatih ve Kadıköy ile Adalar tapu sicil müdürlüklerinde gerçekleşen tüm gayri menkul satışlarını kâğıda döktüm. Bu satışlarda kayıt işlemleri hatasız. 1942 yılında yapılmış satışın her türlü belgesi hâlâ muhafaza ediliyor ve sanırım sonsuza kadar da muhafaza edilecek. Bu satışlar içinde acaba hangi gayrimenkul satışı Varlık Vergisi'yle alakalı diye baktığınız zaman bunu görmeniz mümkün; çünkü yine kanunun 14. Maddesi gayri menkullerin satışında bunların Varlık Vergisi mükellefiyetiyle ilişkisi olmadığı alakalı vergi dairesince tasdik edilmedikçe tapu daireleri satış yapamayacağını söylüyor; yapılan satışlar da hükümsüz sayılır. Dolayısıyla 1943 senesinde siz malınızı satmak istiyorsanız önce bir ilgili vergi dairesine gideceksiniz, “Benim Varlık Vergisi borcum olmadığına dair bir belge ver” diyeceksiniz, ondan sonra satış yapabiliyorsunuz. Bu bizim araştırmamızı kolaylaştıran bir şey.

Varlık Vergisi borcunu ödemek amacıyla yapılan gayri menkul satışları da genellikle defterdarlığın gözetiminde yapılıyor. Burada alıcı ile satıcı yanlarına tapu sicili memurunu veya onun vekâlet verdiği birini alıp satış işlemiyle ilgili maliye tahsis şubesine gidiyorlar ve satış orada gerçekleşiyor.

Varlık Vergisi'nin tahsilat sürecinde mükellefler önce ellerindeki nakdi ortaya çıkarıyorlar. Daha sonra evlerinde ve işyerlerinde menkul malları satıyorlar. En sonunda gayri menkullere sıra geliyor. Hacizlerin ve Aşkale sevkıyatının başladığı 21 Ocak 1943 tarihinden itibaren ise İstanbul'un her tarafında gayri menkul satışlarının hızlandığını görüyoruz. Özellikle gayrimüslimlerin sahip oldukları ev, işyeri, apartman, arsa ve han satışlarında artış olduğunu Beyoğlu, Şişli, Eminönü, Fatih, Kadıköy ve Adalar tapu sicil müdürlüklerinde o günlerdeki günlük işlemlere bakarak izlemek mümkün.

Bu satışlarda, ülkenin asli unsuru olan Müslüman Türkler dışında tanımlanan gayri milli unsurlar olarak algılanan azınlıklara ait binaların devlet kuruluşları tarafından satın alınması sanki bir fetih haberi gibi veriliyor. Basına yansıyan hava tabii ki Varlık Vergisi ile ilgili operasyonları kolaylaştırıyor. İstanbul basını bütün bu uygulamayı ideolojik açıdan olumlama işine girişiyor; Varlık Vergisi'nin meşruiyetini savunuyor. Zaten Varlık Vergisi hazırlık sürecinde İstanbul'daki büyük gazetelerin başyazarları veya sahipleri Ankara'ya davet ediliyorlar ve Başbakan Saraçoğlu bir brifing veriyor. Bu kanunun ne kadar önemli bir kanun olduğunu anlatıyor, spekülatörlerin tepesinin ezileceğini söylüyor ve açıkçası İstanbul basınının buna destek çıkması isteniyor.

Varlık Vergisi'nin toplumsal sonuçları üzerine bir düşünelim. 1943 yılı içinde azınlıklar bu vergileri ödemek için esas olarak evlerini ve işyerlerini sattılar; birçoğunun da iş hayatı sona erdi. Bu vergi ile piyasadan azınlıkların silinmesi büyük ölçüde gerçekleşmiş oldu. Peki, azınlıkları piyasadan biçtik, ama Müslüman-Türk unsuru piyasaya girebildi mi? Benim bu soruya cevabım olumsuz. Müslüman-Türk unsurun piyasaya girmesi için 1970'leri beklemek gerekti; çünkü zengin ile müteşebbis arasında ciddi farklar vardır. Zengin olabilirsiniz, çok paranız olur ama neyi alıp neyi satacağınızı bilemezsiniz. Dolayısıyla 1940'ların tek parti döneminin yöneticileri, gayrimüslim tüccarı piyasadan kestikleri zaman otomatik olarak boşalan yerin Müslüman-Türkler tarafından doldurulacağını sandılar ve yanıldılar. Ankara yönetimi bu çerçevede kendi dizinin dibinden ayrılmayan ve her açıdan güvenebileceği bir işadamı türünü yetiştirmeyi becerdi ve İttihat Terakki'den beri Türkiye'yi yöneten aydın, asker, bürokrat kesime göbekten bağlı yeni bir işadamı türü yetişti. Bu, Türkiye'de işadamları ile ilgili bir sosyolojik tespittir. Varlık Vergisi'nden sonra azınlıkların rejimle bütünleşme hayalleri ciddi bir darbe yemiş oldu.



Prof. Dr. Ayhan Aktar




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
varlık, vergisi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557