Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Cumhuriyet Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Ocak 2013, 21:39   #1 (permalink)
★½★

aLLien - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2012
Nerden: Antalya-Ankara
Yaş: 30
(Mesajlar): 2.184
(Konular): 1569
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 49000
Aldığı Beğeni: 382
Beğendikleri: 1020
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
aLLien - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Devletçilik Nedir ?

Devletçilik Nedir ?
Özel sektörün yetersiz kaldigi yerde yatirimlarin bizzat devlet tarafindan yapilmasini öngören ekonomik bir ilkedir. Özel tesebbüsü reddetmez. Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanindan sonra devletçi ekonomik sistem uygulanmaya baslandi. Devletçilik, ekonomik alanda dogrudan dogruya devletin müdahalesini öngören sistemdir.

Devlet : Toplum halinde yasayan insanlarin, aralarindaki düzeni kurmak ve sürdürmek için olusturduklari güce devlet denir.

Devletçilik İlkesinin Uygulanma Nedenleri :

1. Halkin elinde yeterli sermaye olmamasi nedeniyle özel isletmeciligin ülke ihtiyaçlarini karsilayamamasi.
2. Girisimci sinifin yetersizligi ve teknik eleman sikintisi.
3. Türk insaninin daha çok tarima ve devlet memurluguna egilim göstermesi.

Devletçi Ekonominin Amaçlari :

1. Devletin büyük isletmeleri ve önemli hizmetleri dogrudan dogruya yerine getirmesi
2. Fiyatlarin piyasada arz ve talebe göre kendiliginden olusmasina müsaade etmemesi.
3. Üretilen mamullerin fiyatini belirlemesi
4. Ekonomideki hedeflerin beser yillik planlar halinde belirlenmesi
5. Özel isletme ve devlet isletmesinin ayni anda bulunmasi anlamina gelen "karma ekonomi"nin benimsenmesi.

Atatürk'ün Devletçilik Anlayışı

Doç. Dr. Hasan Yüksel
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 35, Cilt: XII, Temmuz 1996


Batı Avrupa’da meydana gelen Endüstri Devrimi’nden ve ekonomik gelişmelerin sonucu oluşan toplumsal değişmelerden habersiz kalan Osmanlı İmparatorluğu, bu yüzden Avrupa’daki topraklarından gerilerken ekonomik yönden de hızla bağımsızlaştı ve XIX. yüzyılda birden bire Avrupa endüstrisiyle karşılaşan Osmanlı zanaatları da hızlı bir şekilde eriyip tükendi.

Geleneksel savaş sanayisi dışında ancak XIX. yüzyıl ortalarında ekonomiye aktif olarak katılan imparatorluğun, 1917’de yayınladığı 1913 (1329) - 1915 (1331) seneleri Sanayi İstatistiği’nde, 1913’te mevcut 252 işletmenin 239’u işler durumda iken, 1915’te kurulu 264 işletmenin ancak 182’si faaliyetini sürdürmekte idi. Bu 264 işletmenin yalnızca 6O’ı devletin ve Türk uyrukluların elinde bulunuyordu.

Mustafa Kemal, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş nedenini araştırırken, Osmanlı Devleti’nin iktisat yüzünden çöktüğünün, dolayısıyla Cumhuriyetin varlığını sürdürebilmesi için bir “iktisadiyat devleti” olmak zorunda olduğunun altını çizmiştir.

Cumhuriyetin sivil ve asker bütün kurucularının gözünde bu yeni devletin bekasını ilgilendiren en temel sorunların başında ekonomi gelmektedir. Örneğin yeni kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti’ne fikir ve düşünceleriyle Ziya Gökalp’ten sonra büyük katkıda bulunan Celâl Nuri İleri, “İnkılâbın nihayî zaferi, Türk milletinin kati istihlası ve medeniyet-i umumiye dahilinde edinmek istediği mevkiin temini bir tek şartla muallaktır, ki o da kelimenin hatta adi manasıyla zenginlik, maddî ve meşru zenginliktir” der ve o günkü Türkiye’nin ekonomik yapısı ile Avrupa’yı karşılaştırırken de, “iktisadın Avrupa’da ve
Amerika’da birkaç asırlık ananesi var. Ticarî münasebetler bir günde peyda edilemez. Hele sanayi hem örf ve anane, hem sermaye, hem de ilim ve aliyat meselesidir. Ziraat bile ibtidailikten çoktan çıktı. (...) Acaba bizde yüz seneden beri devam edegelen bir şirket değil bir firma, bir servet gösterilebilir mi? Ticaretin anane haline geldiği bir memlekette becerikli bir tacirin oğlu vefat eden babasının ticaretini temadi ettiriyor (...) Bizde bu ayarda tacir, zürra, sanatkâr bulunmak şöyle dursun, marangoz, doğramacı, demirci, kuyumcu makulesi hirfetkârların adedi bile ihtiyaca kâfi gelmekten pek uzaktır.

Vaktiyle hakir addedilen bu sanatları Rumlar, Ermeniler, Yahudiler icra ederlerdi. Onlar da şimdi kalmadı. Türk ma’şeri hirfet erbabının azlığından dolayı bir buhran geçiriyor” der.

İşte Celâl Nuri Bey’in tasvir ettiği bu koşullar altında Millî Mücadele’yi zaferle bitiren Türk ulusunu büyük ekonomik ve sosyal sorunlar beklemekte idi. Bu nedenle 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihinde İzmir’de Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nde çok önemli kararlar alınmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk bu kongrede ekonominin devlet hayatındaki önemini belirtirken şöyle demektedir:
“Millî egemenlik ekonomik egemenlikle pekiştirilmelidir. Bu kadar büyük amaçlar, bu kadar kutsal ve ulu hedeflere kağıtlar üzerinde yazılı genel kurallarla, istek ve hırslara dayanan buyruklarla varılamaz. Bunların bütün olarak gerçekleşmesini sağlamak için, tek kuvvet en kuvvetli temel, ekonomik güçtür. Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa kazanılacak başarılar yaşayamaz, az zamanda söner”.

Mustafa Kemal, gerçek kurtuluşun ekonomik egemenlikle sağlanacağını belirtmiştir. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması ile yeni bir devreye girilmiş, sağlanan barış ve Cumhuriyet’in ilanı ile kurulan yeni siyasal düzen, ekonomik alanda da toplanma ve kalkınma tedbirlerinin alınmasına ortam hazırlamıştır. Bunun üzerine İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlarda kongrenin en örgütlü grubu olan ve diğer grupları, hatta siyasi kadroları da peşinde sürükleyen İstanbul’un cılız sanayici ve tüccar kesiminin önerdiği liberalizm benimsenmiştir. Bu kongrede temsil edilen tüm toplum katmanları kendi açılarından uygulanması gereken hususları dile getirmişlerdir. Kongrede egemen olan husus, ekonominin kendi kuralları içinde yürümesi devletin hiçbir müdahalede bulunmaması doğrultusunda olmuştur. Bununla beraber devletin ekonomik yaşam içerisinde faaliyet gösteren muhtelif kuruluşlara destek sağlaması, ama bu desteğin hiçbir şekilde kendilerini serbest piyasa düzeni içindeki faaliyetlerini sınırlama yolunda olmamalıydı. Özellikle İstanbul Sanayici ve Tüccar kesiminin temel düşüncesinin bu doğrultuda olduğu bilinmektedir. Bu amaçla geniş teşvik tedbirleri alınıp uygulandı. Özel kesimin kredi gereksinimlerini karşılamak amacıyla 1924’de Türkiye İş Bankası’nın kurulması ve 1927’de Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun çıkarılması, millileştirilen yabancı şirketlerle Osmanlı’dan miras kalan kuruluşların işletmesinin özel kesime bırakılması hep bu ekonomi politikasının göstergeleriydi. Örneğin tuz tekeli yerli bir anonim şirkete, petrol ve benzin tekeli ABD’nin Standart Oil firmasına, kibrit tekeli diğer bir başka Amerikan şirketine, ispirto ve alkollü içkiler tekeli bir Polonya şirketine ihale edilmiştir. Bu yıllarda Cumhuriyet yönetiminin özel sektörden yana nasıl bir politika izlediğini 1927’de çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu açıkça göstermektedir.

Aslında Lozan Antlaşmasının temel hükümleri devletin ekonomiye geniş ölçüde müdahale etmesini engellemekteydi. Buna 1929 yılına değin gümrük resimlerinin Birinci Dünya Savaşı öncesi düzeyde tutulmasını zorunlu kılan hüküm örnek olarak verilebilir. Cumhuriyet’in kurucuları iktisadi politika açısından Batı Ülkeleri’ne, liberal düşünceye dayalı ekonomik bir güvence verirlerken Keynes’in deneyim ve eleştirilerinden de yararlanmışlardır. Hatta Lozan Barış Toplantılarına katılmadan önce Fethi Okyar Bey’in çevirdiği Keynes’in meşhur eserinin Ankara Hükümeti’nce resmen basılması ilgi çekicidir. İngiltere’de basıldıktan kısa bir süre sonra Türkiye’de de bu kitabın resmen basılması, bizi barış görüşmelerine giden heyetin bu kitaptaki görüşlerden yararlandığı düşüncesine götürebilir.

1929 Dünya İktisadi Bunalımı’nın yaratmış olduğu büyük ekonomik deprem liberal iktisadi düşüncenin sarsılmasına neden olmuştur. Hatta o günlere kadar liberalizmin ekonomik kurallarına sıkı sıkıya bağlı bulunan çevreler bile bu konuda kuşkularını dile getirmeye başlamışlar ve çeşitli çıkış yolları aramaya girişmişlerdir. Geride bırakılan yıllar içerisinde özel kesime, özellikle sanayicilere tanınan geniş ayrıcalıklara rağmen, sanayileşme yolunda önemli bir ilerleme kaydedilmemiş, buna mukabil düşük gümrük tarifelerinden yararlanarak spekülasyon yönü ağır basan bir ticari faaliyet sürdürülmüştür. Ayrıca bu dönem Cumhuriyet Türkiye’sinde özel kesimdeki ilkel sermaye birikiminin cılızlığı, teknik ve ekonomik bilgi birikiminin kıtlığı sebebiyle, Teşvik-i Sanayi Kanunu ile sağlanan avantajlara karşın, bu sektör kendisinden beklenen gelişimi göstermemiştir.

İşte 1929’da ABD’de başlayan, kısa sürede Avrupa’nın yanı sıra Türkiye’yi de etkisi altına alan büyük ekonomik bunalım sonucu Lozan Barış Antlaşması’nın getirdiği bazı kısıtlamaların kalkması ve Batı Ülkelerine liberal düşünceye dayalı olarak verilmiş olan ekonomik güvenceden vazgeçilmesi, liberalizm yerine devletçilik politikasının benimsenmesine ve uygulanabilmesine olanak sağlamıştır. Bunun üzerine 17 Mayıs 1931’de yapılan CHP 3. Kurultayı’nda Lâiklik ve İnkılâpçılık’ın yanısıra Devletçilik de parti ilkesi olarak kabul edildi.

Atatürk’ün, Türk Devletçilik Anlayışı, Afet İnan tarafından yayınlanan “Vatandaş İçin Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Elyazıları” adlı kitapta şu şekilde ifade edilmekte: “Tatbik ettiğimiz devletçilik ferdi mesai ve faaliyeti esas tutmakla beraber mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha ve memleketi ma’muriyete eriştirmek için milletin umumi ve yüksek menfaatlerini icap ettiği işlerde bilhassa iktisadi sahada fiilen alakadar etmektedir”.

Atatürk bir yazılı açıklamasında da, Türk Devletçilik Anlayışını yanlış yorumlara yer bırakmayacak şekilde şöyle ifade etmektedir: “Bizim tatbikini uygun gördüğümüz, ‘mutedil devletçilik prensibi’, bütün istihsal ve tevzi vasıtalarını fertlerden alarak, milleti büsbütün başka esaslar dahilinde tanzim etmek gayesini takip eden sosyalizm prensibine müstenid kollektivizm yahut komünizm gibi hususi ve ferdi iktisadi teşebbüs ve faaliyete meydan bırakmayan bir sistem değildir”.

“Türkiye’nin tatbik ettiği devletçilik sistemi, ondokuzuncu asırdan beri sosyalizm nazariyecilerinin ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye has bir sistemdir. Devletçiliğin bizce manası şudur: Fertlerin hususi teşebbüslerini esas tutmak; fakat büyük bir milletin bütün ihtiyaçlarını ve birçok şeylerin yapılmadığını gözönünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk vatanında asırlardan beri ferdi ve hususi teşebbüslerle yapılmamış olan şeyleri bir an evvel yapmak istedi... Bizim takip ettiğimiz yol görüldüğü gibi liberalizmden başka bir yoldur”.

İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün çeşitli vesilelerle açıklamış olduğu devletçilik, planlı ekonomiyi zorunlu kılmıştır. Bunun sonucu 1933 yılında Türkiye Cumhuriyeti kararlı bir şekilde ve belirli sistemler benimseyerek karma ekonomi dönemine girmiştir. Böylece Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kabul edilmiştir. Planın temel hedefi üç beyaz olarak anılan ve hemen hemen tümü ithalat yolu ile karşılanan un, şeker ve beyaz pamuklu kumaş ihtiyacının yerli üretimle elde edilmesiydi.

Bu plan çerçevesinde Sümerbank Yasası ve 1935’de çıkarılan yasayla Etibank’ın kurulması, 1937’de Devlet Ormanları Genel Müdürlüğü’nün kurulması ve nihayet İkinci Dünya Savaşı başlarında 18 Ocak 1941’de çıkarılan Milli Korunma Kanunu ile devletin ekonomideki ağırlığı giderek artmış ve sistemleştirilmiştir. Liberal politika vaadiyle iktidara gelen Demokrat Parti’de bu yasayı yürürlükte bırakmıştır. Bu yasa ancak 16 Eylül 1960’da kaldırılmıştır.

Yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi’nde devletçiliğin fonksiyonlarının bir kısmını şöyle sıralamak mümkündür.
1- Cumhuriyet’in ilk 20 yılında Devlet İşletmeleri “Batılılaşma sürecini hızlandırmış ve yaygınlaştırmış”tır.
2- Sınırlı bir sanayileşme süreciyle birlikte sayısı artan ücretli işçi kesiminin önemli bir bölümünün devlet işletmelerinde istihdam edilmesi, kendisini bir ölçüde kurulu düzenle özdeşleştiren bir işçi kesimi yaratmıştır.
3- Devlet İşletmeleri aynı zamanda “Çağdaş Yurttaş” yetiştiren eğitim kurumları işlevi görmüşlerdir.
4- Devlet sektöründe çalışan işçilere genellikle 1970’lere kadar özel sektörden daha yüksek maddi olanaklar tanınmıştır. Bunun karşılığında bu kesim işçilerden beklenen siyasal suskunluk olmuştur. Nitekim Türkiye’de sendikacılık hizmetlerinin hızlandığı dönem olan 1960 sonrasında, devlet işletmeleri bu hareketliliğe ayak uydurmamış ve 1970’lerde genelde siyasal düzenden yana tavır alan Türk-İş Sendikası işçi sayısı üstünlüğünü korumuştur.
5- Devlet İşletmelerinin yönetim kurullarında, siyasal sadakatları kanıtlanmış olan emekli kadrolar tekrar istihdam edilerek, siyasal iktidarın bu kurumlardaki sacayakları oluşturulmuştur.
6- Bunalımlarda, işsizliğin arttığı dönemlerde, devlet işletmelerinde ihtiyaç fazlası işçi çalıştırılmasının siyasal dengeler gözönüne alınarak gerçekleştirildiği görülmektedir. Devlet İşletmelerinin yurt sathında yaygınlaştırılmasıyla elektrik, yol, haberleşme gibi altyapı hizmetlerini beraberinde bu yörelere ulaştırmayı hızlandırmıştır.

Sonuç olarak, yaklaşık 1930-1980 yılları arasında ekonomide uygulanan devletçilik anlayışının, Türkiye’de Cumhuriyet Rejiminin yerleşmesinde önemli rol oynadığı; ancak, XXI. yüzyıla girerken devletçiliğin artık fonksiyonunu tamamladığı söylenebilir. Çünkü Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal bir devrimciydi ve amacı Türk toplumunu çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmaktı. İşte, bugünkü küçülen dünyada Cumhuriyet Türkiye’si için Pazar Ekonomisi en ideal ekonomik model olarak görülmektedir.






aLLien isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
devletçilik, nedir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557