Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Cumhuriyet Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Mart 2013, 23:00   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker Abdülmecit Efendinin Ankara’ya Daveti

Veliaht Abdülmecit Efendinin Ankara’ya Davet Edilmesi




Bazı yazarlar, son elli yıldır, Türk Kurtuluş Savaşı gelişmeleri içinde Osmanlı Padişahı’nın ve hanedanının da olumlu katkılarının olduğunu belirterek, modern Türkiye’nin kuruluşunu Osmanlı tarihinin bir devamı gibi göstermek istemişlerdir. Bunlara son dönem Osmanlı Sarayı’nda hizmet görmüş ve hanedana yakın kişilerin anıları da eklenince, Kemalist hareketin Ulusal Kurtuluş Savaşı mücadelesi sorgulanmaya başlamıştır. Bu sorgulama bir süre sonra Mütareke dönemi ve sonrası iktidarda bulunan Osmanlı Padişahı ile soyuna iade-i itibar edilerek onların da Kemalistler kadar “vatansever” oldukları aaaleri ortaya atılmaya, Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimci değil evrimci bir kişilikte olduğu ve O’na, son dönem ıslahatçı paşalarına benzer bir konum verilmeye kadar varmıştır. Bu söylem içinde Mustafa Kemal Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın olağanüstü koşullarında Veliaht Abdülmecit ile ilişkisi ve Veliaht’ın gerçek bir “vatansever” olduğu yönündeki aaalerin önemli bir konumu vardır.

Bu konu doğrudan doğruya Kemal Atatürk’ün liderlik şahsiyeti ve Kurtuluş Savaşı stratejisiyle ilgilidir. Atatürk, gerek Mütareke devrinde İstanbul’daki çalışmalarında, gerekse Anadolu’ya geçtikten sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda “geniş cephe” taktiğiyle hareket etmiştir. Yani, bütün çevrelerle görüşerek kurtuluş olanaklarını araştırıp tanımış, sonra da bunları kurtuluş yolunda kullanmaya çalışmıştır. Prof. Taner Timur’un isabetli şekilde belirttiği üzere, İttihatçılar’dan İtilâfçılar’a kadar geniş bir çevreyle görüşmesi, Atatürk’ün, kimlerle hangi koşullarda işbirliği yapılabileceğini saptamak amacına yöneliktir. Atatürk’ün, Mütareke İstanbulu’ndaki bu yöndeki faaliyetlerini anlatırken, “temas ettiklerim arasında eski İttihatçılar’dan, yahut İtilâfçılar’dan, düşman kuvvetleri ile beraber çalışanlarından birçok kimseler vardı. Her biri ile bir başka türlü görüşüyordum…” sözü buna önemli bir kanıttır.



Kemalist Hareket Açısından Abdülmecit Efendinin İşlevleri

Birinci Dünya Savaşı sonunda monarşik düzenlerin yerine demokratik yönetimler kurulmaya başlamıştır. Örneğin, barış sürecinde Avusturya-Macaristan İmparatoru Karl’ın tahttan feragat etmesi ve ardından Avusturya ve Macaristan cumhuriyetlerinin kurulması buna örnektir. Alman Kayzeri II. Wilhelm de Birinci Dünya Savaşı’nın sonundaki mütareke görüşmeleri sırasında, Veliaht’la birlikte tahtından feragat etmiş (9 Kasım) ve Hollanda’ya sığınmıştır (10 Kasım 1918). Bu önemli gelişme, Alman Hükûmeti’nin 5 Ekim’de Amerikan Hükûmeti’ne mütareke talebinde bulunması, mütareke ve barış için şartlar arasında Alman İmparatoru’nun tahtından feragat etmesini istemesi ile başlamış ve Almanya’da monarşinin ortadan kalkmasını beraberinde getirmiştir. Daha önemlisi, bu bir aylık zaman zarfında başlıca Alman siyasal partilerinin Alman İmparatoru’nuTrForumuz.Bizsiyasal hayatın dışına atmak istemeleridir. Osmanlı siyasal partileri ise Padişah ve Saray dışında bir seçenek göremiyorlar, Padişah ve Saray da çoğu zaman yabancı güçlere dayanmak zorunda kalıyordu. Daha ilginci, Osmanlı Padişahı’nın ve hanedanlık mensuplarının işgalci güçlerle işbirliği yapmasıdır.

M. Kemal Atatürk, İstanbul’da bulunduğu altı aylık zaman zarfında altı defa Padişah Vahdettin’le görüşmüş, fakat vatanın kurtuluşuna ilişkin bir izlenim edinmemişti. Üstelik, Padişah’ın İngiliz yanlısı bir eğilim içinde olduğunu anlamıştı. Atatürk, Anadolu’ya geçtikten sonraki dönemde Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı yürütürken, geniş cephe stratejisi çerçevesinde Osmanlı hanedanı ve İslâm uleması ile yakın temaslar kurmuştur. Bu temaslar, gerek Abdülmecit Efendi-Mustafa Kemal ilişkisinde, gerek Ömer Faruk’un Anadolu hareketine sempatik yaklaşımında, gerekse Şeyh Sünusî’nin bu hareketin âdeta imamlığını üstlenmesi4 işlerinde olduğu gibi kimi zaman işbirliği boyutunu kazanmıştır. Bu hanedan mensuplarının ülke ve ulus işlerine Padişah Vahdettin’den farklı bir bakış içinde oldukları görülmektedir. Abdülmecit Efendi’nin 16 Temmuz 1919 tarihli lâyihası buna güzel bir örnektir.

Abdülmecit Efendinin bu lâyihası esas olarak Damat Ferit ve hükûmetinin Anadolu’daki Kuvva-yı Milliye hareketi karşısında yapıcı bir icraatta bulunamadığı ve devam etmekte olan Paris Barış Konferansı karşısında alınması gerekli genel önlemlere ilişkindir. Bu lâyihanın geniş bir özeti şöyledir5: Abdülmecit Efendi, Kuvva-yı Milliye hareketini, “Celâliler devrini andıran şekavet”e benzetir ve bunun karşısında Damat Ferit’in aciz durumda kaldığını belirtir (Bu yargı Abdülmecit’in ne kadar ulusçu ne kadar hanedancı olduğunu belirtir bir söylemdir). Damat Ferit’in Barış Konferansı karşısındaki tutumunu, özellikle konferansa sunduğu muhtırayı devlet ve millet açısından zararlı bulan Abdülmecit, lâyihasının sonunda alınması gereken önlemleri yedi madde halinde sıralamıştır. Birinci maddede siyasî partiler ve düşünceler karşısında Hilâfet ve Saltanat makamının tarafsız kalması istenmektedir (Bununla dolaylı olarak Vahdettin’in Hürriyet ve İtilâf Fırkası ile ilişkisine dokunuluyor). Beşinci maddede bütün ülkede bir genel af ilân edilmesi ve altıncıda, “Anadolu’da teşekkül eden cemiyetlerin aaaalibatını tetkik edip”, duruma göre genel menfaate elverişli ve yararlı olanların kabul ve icrası teklif ediliyordu. Yedinci maddede ise “millet-i islâmiyeyi bir kitle-i vahide haline getirmek ve bütün cihana yek emel yek menfaat” bir millet olarak görünmek.

Son olarak da, “Bu nukat-ı mühimmenin (önemli noktaların) icrasında edilecek tekâsül (ilgisizlik) hafazanallah (Allah korusun) felâket-i âzimeye (büyük felakete) sebep olacağını zatı hümayunlarından hafi (gizli) tutmak bir ihanet olacağından bihasbel vazife (vazife gereği) arzına cür’etyab oluyorum (cesaret ediyorum). Olbapta” demiştir. Bu haliyle bu lâyiha, Osmanlı geleneksel Saray siyaseti çerçevesinde nazik bir eleştiriden ibarettir. Ulus ve vatan yararına bir metin değildir; çünkü Saray içinde ve gizli kalması istenmiştir. Bunu kamuoyuna yansıtanlar Saray’da ve Babıâli’de bir çatlak açmak isteyen çevreler, yani Kemalistlerdir.

İngiliz istihbarat servisi raporlarında Veliaht Abdülmecit’in, Mütareke’den itibaren hayli göz önünde olduğu, milliyetçi (Kemalist) hareketten büyük ölçüde etkilendiği ve onların fikirlerine büyük sempati duyduğu belirtiliyordu. İstanbul’daki M.M. Gurubu elemanları da buna benzer bilgiler vermişlerdir. Örnekse, Hüsamettin Ertürk, Veliaht Abdülmecit’in Anadolu’ya geçmek isteğini ilk defa İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalinin ertesinde gösterdiğini ve hatta İstanbul’daki Kemalistler ile temas bile kurduğunu belirtir. Veliaht’ın bu tepkisi, esas olarak İzmir’in işgali karşısında Damat Ferit Hükûmeti’nin kayıtsız kalmasına ve Osmanlı ile Müttefik güçler arasında imzalanacak barış anlaşmasının Türkler’i, “köle seviyesine indireceğine” inanmış olmasından kaynaklanıyordu8. İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, 17 Haziran 1919 tarihli bir telyazısında, Padişah’ın, milliyetçilerin kendi tahtını tehdit eden entrikalarından büyük endişe duyduğunu belirterek, İstanbul’da bulunan ulusal savaş yanlılarının Veliaht’ı önderleri olmaya ikna ettiklerini önemle kaydediyordu9.

Bu nedenlerle, İstanbul’da bulunan İngiliz işgal güçleri, Veliaht’ın esas fikrini bizzat incelemek için harekete geçmişler ve birkaç defa Veliaht’la görüşmüşlerdir. İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Webb bunun için Londra’ya sunmak üzere hazırladığı 9 Ağustos 1919 tarihli raporda Veliaht Abdülmecit’in “güvenilmez” bir karaktere sahip olabileceğini belirtiyordu. Aynı dönemde kaleme alınan bir Fransız raporunda ise Veliaht’ın “kararsız” bir kişilik yapısında olduğu söyleniyordu. Veliaht Abdülmecit’i yakından tanıdığını söyleyen Celâl Nuri (İleri) ise tutarlı ve dürüst bir insan olmadığını anlatıyordu. İstanbul’da bulunan İngiliz yetkilileri, Veliaht’la yaptıkları doğrudan görüşmeler sonucunda onun Osmanlı’nın geleneksel İngiliz politikası yanlısı olduğuna kanaat getirmişlerdi. Gerçekten de bu konuda Veliaht Abdülmecit’le bir görüşme yapan baştercüman Andew Ryan, Veliaht’ın, kendisini İngiliz yanlısı olarak göstermek ve bunu kanıtlamak için odalardan birinde asılı halde duran Lord Palmerston’un resmini gösterdiğini kaydeder. Gerçekte Abdülmecit Efendi, bütün Osmanlı hanedanlık mensupları gibi, kendi soyunun geleceğini düşünüyordu. Bu koşullar içinde herhangi şekilde yurtsever bir yaklaşım içinde değildi.

Bununla birlikte Veliaht Abdülmecit Efendinin düşünce ve yaşam biçimi açısından Fransız etkisi altında bulunuyordu. Şehzadeliğinden itibaren dünya politikasından ve fikir hareketlerinden haberdar olmak için Fransız postanesinde bir “poste resrestante” kiralayarak, “Revue de Deux Mondes”, “Illustration”, “Temps” gibi Fransız gazetelerini düzenli olarak izlemeye başlamıştı. Mütareke yıllarında ise halk arasında etkide bulunmak amacıyla Cuma namazlarını zaman zaman halk arasında kılmaya özen göstermiştir. Ve gençlere yakın durarak onların desteğini almaya çalışmıştır. 23 Ocak 1920’de, o zaman Zeynep Hanım konağında bulunan Darülfünun Konferans Salonunda düzenlenen Pierre Loti’yi anma törenine Süleyman Nazif’le birlikte katılmış ve burada Süleyman Nazif’in Türkler’i övücü konuşmasını orada ispatı vücut ederek sükûnetle dinlemiş ve bu hareketiyle bile dikkatleri üzerine çekmiştir.

Abdülmecit Efendinin 16 Temmuz 1919 tarihli lâyihası kendi türünde bir ilk değildir. Abdülmecit, vatanın işgal edilmesi karşısında ilk tepkisini, İtilâf Devletleri donanmasının İstanbul’a girdiği günün ertesinde (14 Kasım 1918) Vahdettin’e bir mektup yazarak ifade etmiştir. Bu mektupta Abdülmecit, “bu işgali bir an önce sona erdirmek için kuvvetli bir hükûmeti işbaşına getirmeyi ve bir Saltanat Şûrası toplayarak orada alınan kararların ittihaz edilmesini Hanedân-ı Âli Osman’ın şerefi ve âtisi nâmına” teklif ve tavsiye ediyordu16. Ayrıca Veliaht, Padişah Vahdettin’e, hükûmetin zaafından bahseden çeşitli muhtıralar sunmuştur. Bu muhtıraların ilkini Padişah’a sunması için 18 Ocak 1919 tarihinde Ali Fuad (Türkgeldi)’a vermiştir. Bu muhtıra ile Abdülmecit Efendi bir “Saltanat Şurası” toplanmasını teklif ediyordu. Abdülmecit’in bu muhtırası, “ahvalin vahametini ve Heyet-i Vükelâ’nın adem-i kifayetini beyan ile mudilât-ı umuru müzakere (önemli konuları görüşmek) için sarayı hümayunda bir Heyet-i Müşavere teşkili lüzumuna ve sulh için ne gibi istihzarat (hazırlıklar) icrası icap edeceğine” dairdir. 31 Mayıs 1919 tarihli ikinci muhtırasında Abdülmecit, muhtemel Barış Konferansı’nda Osmanlı Hükûmeti’ni temsil sorununa değinmiştir. Üçüncüsü ise Kurtuluş Savaşı ve Damat Ferit’e ilişkin ve en meşhuru olup 16 Temmuz 1919 tarihlidir.

Bütün bunlara ilâveten, Veliaht Abdülmecit Efendi, 12 Haziran 1919 tarihinde Padişah Mehmet Vahdettin’e bir mektup göndererek, İtilâf devletleri tarafından Osmanlı Hükûmeti’ne sunulan barış şartlarının Türkiye için “idam fermanı” anlamına geldiğini, İstanbul’un doğal sınırlarını tahrip ettiğini belirtiyor; Padişah Vahdettin’den, Müttefiklere, “bu şartlar altında Saltanat ve Hilâfet görevlerini yerine getiremeyeceğini ifade etmesini” ve İslâm âlemine bir beyanname neşrederek kurtuluşuna kadar “Hilâfet makamının askıda olduğunu duyurmasını” istiyor; ayrıca, Anadolu’daki milliyetçiler ile İstanbul Hükûmeti arasındaki mücadelenin sona erdirilmesinde şehzadelerden faydalanılması ve Anadolu’ya şehzadelerden birinin başkanlığında bir heyetin gönderilip tarafların yakınlaştırılması gerektiğini söylüyordu. İngilizler’in bu yazının tam metnini elde edebilmiş olmaları dikkat çekicidir. Veliaht Abdülmecit’in Padişah Vahdettin’e göndermiş olduğu 12 Haziran 1919 tarihli yazıyı bir ültimatom olarak değerlendiren Amiral Calthorpe’a göre milliyetçiler (buna İttihat ve Terakki Cemiyeti kalıntıları da dahildi), Abdülmecit’i kandırıp kendilerini sembolik baş yapmışlardı.

İngiliz istihbarat teşkilâtı Kemalistler ile Abdülmecit ilişkisini o kadar tehlikeli bulmuşlardır ki, böyle bir ilişkinin olup olmadığını ilk önce kendileri kontrol etmeye çalışmışlar, bu amaçla birkaç defa Veliaht’la bizzat görüşme yapmışlardı. Bundan tatmin olmayınca, daha doğrusu bu konudaki şüpheleri devam edince de meşhur ve mahir Hintli casusları Mustafa Sagir’i bu işle yükümlü kılmışlardır. İngilizler, Mustafa Sagir’le, Veliaht Abdülmecit başta olmak üzere Osmanlı şehzadeleri ile askerî paşaların hakikaten İngiliz dostu olup olmadıklarını, kimlerin İngiliz düşmanı olduğunu ortaya çıkarmak istemişlerdi. Mustafa Sagir bu amaçla Veliaht Abdülmecit’le temas kurmuş, Abdülmecit’in oğlu Ömer Faruk’la Anadolu’ya geçerek Kemalistler’e katılmak isteğinde olduğunu bu sayede öğrenmiştir. Bu bilgileri Mustafa Sagir, İngilizler’e, İngilizler de Vahdettin’e aktarınca, Abdülmecit otuz sekiz gün göz hapsine alınmıştır. İngiliz yetkililer ise bu gelişmelerin, İngilizler’den değil, Damat Ferit ile çatışma içinde olan Veliaht’tan kaynaklandığı izlenimini yansıtmaya çalışmışlardır.

Abdülmecit Efendinin 16 Temmuz 1919 tarihli muhtırası Kemalist hareket açısından kendilerinin tanınması ve Osmanlı Sarayı ile İstanbul Hükûmeti içinde bir çatlak açılması açısından oldukça önemsenmiştir. Öyle ki, bu muhtıra, Kemalistler tarafından Erzurum’da çıkarılan 21 Eylül 1919 tarihli Albayrak gazetesinde ve bunu müteakiben Trabzon gazetelerinde aynen yayınlanmıştır. İstanbul’daki milliyetçiler de bu muhtırayı haber alarak Sivas Kongresi Beyannamesi ile birlikte İsmail Hami Danişmend tarafından İstanbul’da çıkarılan “Memleket” gazetesinin özel bir nüshasında bastırmışlardı. Memleket gazetesinin bu özel nüshasının Sivas Kongresi’ne katılan İsmail Hami Danişmend’in İstanbul’a dönmesinden sonraki ilk günlerde yayınlandığı anlaşılmaktadır. Mazhar Bey’in 17 Eylül’de Sivas’a getirdiği bu muhtıra metni 21 Eylül tarihli İrade-i Milliye nüshasında da yayınlanmıştır. Böylece, Abdülmecit’in Vahdettin ile Damat Ferit karşıtı olduğunu duymayan kalmamıştı.

Veliaht Abdülmecit’in 16 Temmuz tarihli lâyihasının Erzurum ve Trabzon gazetelerinde yayınlanmasını ilk önce Heyet-i Temsiliye istemiştir. 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa 21 Eylül 1919 akşamı Sivas’ta bulunan Heyet-i Temsiliye üyeleri ve bu arada Heyet başkanı Mustafa Kemal ile makine başında yapılan görüşmede, Heyet üyeleri “Veliahdın lâyihasını Amerika hey’etine (General Harbord Heyeti) de verdiklerini zatışahâneye verilmeyen telgrafları ve vekayi-i âhire tafsilâtını ilâve ile vesait-i mahsusa ile gönderdiklerini” bildirmişlerdi. Bu lâyihanın Kemalist yayın organlarında yayınlanmasının İstanbul ile Anadolu ilişkilerinin kesildiği ve İstanbul aleyhindeki Kemalist propagandanın yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşmesi gerçekten anlamlıdır. Bu lâyiha ile Kemalistler, Damat Ferit Paşa aleyhinde bulunanlar arasında Osmanlı hanedanının da bulunduğunu göstermek istiyor, böylece millet nazarında Osmanlı hükûmetini zayıflatmak istiyordu.

Kemalistler açısından bu politika Damat Ferit Hükûmeti’nin düşmesi ve onun yerine Ali Rıza Paşa Hükûmeti’nin kurulması gibi olumlu bir gelişmeye neden olmuştur. Bundan sonra ise Abdülmecit, Osmanlı Sarayı’na ve Vahdettin’e karşı muhalif tutumundan vazgeçmiş ve Ekim sonlarında Vahdettin’le barışma yoluna gitmiştir. Ve hemen ardından Abdülmecit’in oğlu Ömer Faruk ile Vahdettin’in kızı Sabiha ile nişanlan(dırıl)mıştır. Bu nişan, Padişah’la Veliaht’ın barışmaları ve İstanbul yönetimin yek-vücut olduğu izlenimi verilmesi, Fransız siyaseti yanlısı Veliaht’la anlaşılması sayesinde Osmanlı hanedan çevresinin Fransız etkisinin Saray’a taşınması ve muhalif kişiliğiyle İstanbul yönetimi içinde büyük bir çatlak açan Abdülmecit etkeninin bertaraf edilmesi açısından anlam kazanmaktadır. Nişandan sonra Abdülmecit Efendi, Fransa yanlısı eğilimini sürdürmüştür. Bunun en önemli kanıtı, 10 Ocak 1920’de İstanbul’da kurulan Pierre Loti Cemiyeti’nin fahrî reisliğini üstlenmesi ve 23 Ocak’ta Darülfünun’da yapılan Pierre Loti gününe katılmış olmasıdır. İşte bu yeni ortamda, milliyetçilerin Abdülhamit’in oğlu Mehmet Selim’le anlaştıkları ve Vahdettin’i tahttan indirip onu Padişah yapmak istedikleri söylentisi ön plana geçmeye başlamıştır. Amaç ve sonuç ne olursa olsun, Veliaht Abdülmecit Ekim 1920’de Saray’ın içine çekilmiş oluyordu.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
abdülmecit, ankara’ya, daveti, efendinin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557