Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Cumhuriyet Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Mart 2013, 23:01   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker İstanbul'da İhtikâr Sorunu

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI BAŞLARINDA İSTANBUL’DA İHTİKÂR MESELESİ



Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'nın son safhalarına kadar tarafsızlığını korumak suretiyle büyük bir siyasî zafer kazanmıştı. Savaş süresince başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzere, hükümet ve siyasî kadrolar Birinci Dünya Savaşı'nın o meşum trajedisinin tekrarlanmaması için olabildiğince tarafsız bir politika çizme gayreti içerisine girdiler. Bu konuda da kesinlikle bir taviz vermediler. Fakat Türkiye'nin iktisadi hayatını büyük ölçüde etkileyen bu büyük savaş, ülkede kalkınma hızı hemen tamamen durdurmuştur. Eldeki mevcut kaynaklar, dışarıdan gelecek herhangi bir tehliaaae karşı savunmak için silahlı kuvvetlerin ihtiyacına ayrılmıştır.

Savaş yılları Türkiye'yi çok büyük ekonomik zorluklar içine itmiştir. 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilen "Millî Korunma Kanunu" hükümete olağanüstü geniş yetkiler veriyordu. Askerî harcamalardaki artış ve hammadde temininde yaşanan büyük sıkıntılar yüzünden, 1939 yılında başlatılmış olan II. Beş Yıllık KalkınmaTrForumuz.Biz planı iptal edildi. Bu arada kısmî seferberliğin sürdürülmesi de tarım üretimini düşürmüştü. Diğer taraftan dış ticaretin genişlemesiyle, Türk ürünlerine büyük bir talep oluşmuştu. Bu mallar ticari fiyatlardan çok, stratejik fiyatlarla satılıyordu. Tüm bu gelişmeler, gittikçe artan devlet masrafları ve temel ihtiyaç maddelerinin kıtlığı önemli bir enflasyonist baskıya yol açtı.

Kalay stokları tamamiyle bittiği için fiyatlar 260 kuruştan 500 kuruşa fırlamıştı. Ham deri stoklarının fazla olması nedeniyle, mamul deri üzerinde çalışan fabrikalarda fazla stok karşısında faaliyetlerini yavaşlatmışlardı. Kösele ve genellikle mamul deri üzerindeki fiyat artışları, özellikle dışarıdan ham derinin getirilememesi ve imalatta gerekli olan kimyevi maddelerin yokluğuna veya fiyatların yükselmiş olmasına bağlanıyordu. Bunun üzerine hükümet, ham deri ve kimyevi madde ithalini sağlamak maksadıyla deri fabrikaları emrine 75 bin İngiliz liralık akredif imkânı verdi. Ayrıca mamul deriler üzerindeki gümrük resimleri geniş bir nisbet dahilinde indirilerek, deri sanayii ile kundura sanayii üzerindeki muamele vergisi de yeniden incelenecekti.

Aşırı fiyat artışları ev kiraları, temel ihtiyaç maddeleri ve kaynağı dışarıda olan maddelerde kendini gösteriyordu. Vurgunculuk hareketinin kaynağını yerli maddeler, özellikle gıda maddeleri teşkil ediyordu. Ancak bazı maddelerdeki aşırı fiyat artışının nedeni, halkın gereksiz yere o mala rağbet etmeseydi. Örneğin 45 kuruş olan kuyruk yağının kilosu 60 kuruşa kadar fırlamıştı.

Hatta ev kiraları bile bu olumsuz ortamdan nasibini almış, ev sahipleri kiraları haksız bir ölçüde arttırma yoluna gitmişlerdi. Ev kiralarının son gelişmeler nedeniyle özellikle Beyoğlu taraflarında ve kısmen de İstanbul tarafında yükselmişti. Ev kirasını arttırmak suretiyle ihtikâr yaparak Millî Korunma Kanununa muhalefetten ilk dava İstanbul'da 26 Nisan 1940 tarihinde Millî Korunma Kanununun 30. Ve 58. Maddelerine göre açılmıştı. Bu kanunun 38. Maddesi hükmüne uymayanlardan 10 liradan 100 liraya kadar ağır para cezası alınacaktı. Tekrarı halinde 20 liradan 200 liraya kadar ağır para cezası ile beraber üç günden bir aya kadar hapis cezası verilebilecekti.

Savaşın başladığı ilk günlerde piyasada her çeşit eşyaya karşı büyük bir talep olmuştu. Hatta bazı kimseler evlerine bir kaç aylık makarna, un almak gibi ilginç hareketlerde bulunmuşlardı. Fakat bu durum bir süre sonra normale dönmüştü. Ancak zaman zaman bazı kimseler ihtiyaçları olmadığı halde gereksiz yere fazla mal alıyorlardı. Cebinde biraz parası olan, filan mal pahalılaşıyor, yarın daha da artabilir düşüncesiyle mala hücum ediyordu. Örneğin o ana kadar hiç ticaretle meşgul olmamış bir vatandaş yüzlerce top kumaş satın alıyordu. Pek çok emlak sahibi, sarraf, emekli memur, doktor, müteahhit ve buna mümasil birçok kimse stoklamış olduğu deri, kâğıt, manifatura, makara, kalay, ve sair ithalat eşyasını alelacele satmak için yoğun çaba gösteriyordu. Elbette amacı kâr etmek olan bu davranış ahlaksızca bir tutumdu. Bu durumda tüccar sıfatını haiz olmayanlar mal alıp satamayacaktı.

Hükümetin İhtikâra Karşı Aldığı Önlemler

Hükümet, bazı maddeler üzerindeki yersiz fiyat yükselmelerine engel olmak için gerekirse, bu şekilde fiyatları yükseltilen maddelere narh koyma kararı bile almıştır. Ancak, halkın hiç bir şekilde sıkıntı çekmemesi için alınacak tedbirlerden önce, durumu etraflıca tetkik etmeyi, mevcut fiyatlarla, stok miktarlarını, saklanan mal olup olmadığını tesbit etmeyi uygun bulmuştur.

Nihayet "Men'i ihtikâr kanun teklifi" 1939 yılı Eylülü'nün son haftasında Bakanlar kuruluna getirildi.25 maddeden ibaret olacak olan kanun hükümleri satışa dahil tüm eşyaya şamildi. Buna göre, vurgunculuk bir komisyon aracılığı ile tesbit edilecek, kararlar ise mahkeme yoluyla verilecekti. Kararların süratle alınması için mahkeme, "cürm-ü meşhud" usulüne dayanılarak görülecekti. Kanun, savaş dolayısıyla meydana çıkan dünya ekonomik buhranına göre, ülkedeki dengeyi sağlamak için bazı kararlar almak yetkisini hükümete verecekti. Hükümet bu yetkiyi kullanarak, vurgunculuğu önlemek için gerekli kararnameleri çıkarabilecekti. Bu konuda hükümetin alacağı kararlara karşı koyanlar şiddetle cezalandırılacaklardı. Bu gibilerin mahkemeleri mahalli savcıların seçecekleri bir mahkeme tarafından yapılacak ve bu mahkeme münhasıren bu konuyla meşgul olarak davaların en kısa zamanda sonuçlanmasını sağlayacaktı. Kanunun yayınlanmasının ardında bütün müesseseler ellerindeki stokları bildiren birer beyanname vermeğe mecbur tutulacaklardı. Bu beyannamede malın cinsi, kaynağı, hangi tarihte alındığı ve maliyet fiyatıyla sigorta primi miktarları da gösterilmiş olacaktı. Yapılan incelemeler göre yalnız İstanbul'da bu şekilde beyanname vermesi gereken 60.000 firma vardı.

Bu arada İstanbul Polis Müdürlüğü, dünyadaki savaş durumundan istifade suretiyle vurgunculuk yapmaya kalkışan karaborsacıları takibe başlamıştı. Örneğin odun-kömür üzerine iş yapanlar, kış mevsiminin yaklaşmakta bulunmasını fırsat bilerek, mahrukat fiyatlarını bir miktar yükseltmişlerdi. Muhtemel bir vurgunculuk hareketini önleme konusunda gayet hassas davranan İstanbul Belediyesi, şehirdeki odun ve kömür stokları etrafında incelemelere başlamıştı. Yine de Belediye, şehirde odun, kömür karaborsacılığı yapılmasına meydan vermemek üzere gerekli önlemleri almağa devam ediyordu. Fiyatların daha fazla yükselmemesi için, gelişmelere göre narh konulması bile düşünülüyordu.

Avrupa'daki olağanüstü durum dolayısıyla İngiltere, Almanya ve Polonya'dan gelen sevkiyatın kesilmesi üzerine piyasada meydana gelen boşluğu doldurmak için hükümet, 16.000 ton Karabük koku getirmişti. Zonguldak Sömikok sevkiyatı düzenli olarak devam ettiğinden Mart 1940 sonuna kadar 22.000 ton kömür tamamen piyasaya arz edilmiş olacaktı. Bu da şehrin senelik kömür ihtiyaç miktarı olan 70 bin ton kok, mevsim sonuna kadar sağlanmış oluyordu.

İstanbul'da ikinci el olarak kömür satan komisyoncuların kömür fiyatları üzerinde ihtikâr yaptıkları ve piyasada buhrana yol açtıkları anlaşıldığından Belediye, her kaymakamlık bölgesinde perakende satış yapmak üzere birer depo açılmasına karar verdi. Belirlenen narh fiyatına, yalnız depolara kadar ihtiyar edilecek nakliye ücreti eklenerek, satış bu fiyat üzerinden yapılacaktı. Depo kirasını ve memur masraflarını Belediye üzerine almıştı.

İhtikârla mücadele eden komisyonlar, bir malın fiyatını incelemek için faturalara bakıyordu. Eğer bir ticarethane, faturada kaydedilen bir malın fiyatını arttırmış ise, ihtikâr hadisesi olarak kabul ediliyordu. Faturadaki malı normal bir kazançla satmışsa sorun yoktu. İhtikâr komisyonu, ihtikâr olaylarını faturalar üzerinden incelediği için, hiçbir tüccar açıkça malına zam yapmaya cesaret edemiyordu. Ayrıca hiçbir şekilde fatura da vermiyordu. Halbuki Millî Korunma Kanununun, 5 Mart 1940 tarihinde kabul edilen değişik 31. Maddesine göre fatura vermek mecburiyeti vardı.

Vurgunculukla daha iyi mücadele için, hayat pahalılığı ile mücadelede olduğu gibi devlet fabrikalarından yararlanılması da gündeme gelmişti. Bu fabrikalarda üretilen malların fiyatları piyasada emsali bulunan malların fiyatları için bir denge görevi yapacaktı. Devlet fabrikaları ürettiği mallarının piyasada yüksek fiyatla satılmasını önlemek için harekete geçmişti. Bu konuda bir şikayet söz konusu olursa, o firmaya bir daha mal verilmeyecekti. Vurgunculukla mücadele konusunda, devlet fabrikalarının ilk etapta fiyatlarını ilan etmeleri karar altına alınmıştı. Bu suretle devlet fabrikalarında yapılan maddeler üzerinde ve bunların benzerlerinde karaborsacılığa engel olunacaktı. Komisyon bu görevi yerine getirirken, iaşe kanunun 9. Maddesini de tatbik edebilecekti. Bu madde hükümleri gereğince, vurgunculuk yapanlar, düzenlenecek zabıt varakası üzerine 5 liradan 500 liraya kadar para cezası ve 24 saatten bir seneye kadar hapisle cezalandırılacaklar, yahut bu iki ceza birlikte verilebilecekti. Bu suçları işleyenlerin mahkemeleri sıkıyönetim olan yerlerde "divân-ı harpler" tarafından, olmayan yerlerde ceza mahkemeleri tarafından görülecekti.

EKMEK MESELESİ :

Ocak ayı içinde unun çuvalı 605-675 kuruş arasında değişiyordu. Unun çuvalını 600 kuruştan veren Değirmenciler, maliyetlerinin arttığını iddia ederek, fırıncılara verdikleri unun fiyatını arttırmışlardı. Bu artışa nedenini de son aylarda İstanbul’a çuval gelmemesi ve değirmenlerdeki makine aksamı fiyatlarındaki artışa bağlıyorlardı. Belediye ise, bir çuval un için belirlediği 190 kuruşluk narhı biraz daha aşağı çekerek, ekmek fiyatlarında 30 paralık bir indirimi düşünüyordu. Belediyenin tüm kararlılığına karşın, Fırıncılar Cemiyeti, bir türlü ekmek imalat ücretlerinin indirilmesine yanaşmıyordu. Belediye ise, bir çuval un için belirlediği 190 kuruşluk narhı biraz daha aşağı çekerek, ekmek fiyatlarında 30 paralık bir indirimi düşünüyordu. Hatta imalat ücretlerini yeterli bulmadıkları gerekçesiyle 10 Haziran 1939 tarihinde biraraya gelen İstanbul fırıncıları, istedikleri ücretin kabul edilmemesi halinde bakkallara ekmek vermeyecekleri gibi, fırınları kapatma tehdidinde bile bulunmuşlardı. Bu açıklama gerek, Belediye gerek halk üzerinde ilgi uyandırmış, hatta telaşa neden olmuştu. Fırıncılara bakılırsa, maliyetin artmasının bir başka nedeni bakkallara verdikleri yüzde idi.

Bir başka konu da ekmeğin kalitesi idi. Fırıncılar, ekmekteki kalitesizliğin değirmencilerin kendilerine verdikleri kötü undan kaynaklandığını ifade ediyorlardı. Değirmenciler de, Toprak mahsulleri Ofisinin kendilerine yalnız yumuşak ve düşük kalitede buğday verdiklerini söylüyorlardı. Aslında, İstanbul ekmeğinde glüten, yani proteğin oranı 10 ve randıman derecesi 80 idi. Fakat halk 80 randımanlı esmer ekmeğe rağbet etmediğinden, fırıncılar genellikle 75-76 randımanlı un kullanıyorlardı. Bu konuda yapılan toplantı ve tartışmalara rağmen un fiyatlarında yükselme devam ediyordu. Ancak hükümet de, büyük fedakârlıklarla Toprak Mahsulleri Ofisi adına, İstanbul'da buğdayı piyasa fiyatından aşağı satıyordu. Devlet adına satılan buğdayın fiyatı, İstanbul'da ekmeğin 9.5 kuruşa satılmasına göre hesaplanmıştı. Bu fiyat değişmedikçe narhın da değişmemesi gerekiyordu. Halbuki değirmenciler un fiyatlarını yükseltmeye devam ediyorlardı. Böylece un fiyatlarının normal seviyesinin üstüne çıkmasına engel olunacak ve fırıncılara güçlükleri de çözümlenecekti. Zaten l9 Haziranda toplanan Belediye İktisat İstişare Kurulu, ekmekçilerin başvurularını değerlendirerek, narha esas olan bir çuval unun fiyatını 193 kuruştan l56 kuruşa indirmişti. Fırıncılar, Belediyenin belirlediği bu fiyata itiraz ettiler. Bu arada ekmeğin ucuzlatılması konusunda yeni teklifler de geliyordu. Örneğin İstanbul ekmeğinin 95 randımanlı undan yapılması teklif edildi. Fakat bu içi kepekle dolu, hazmı zor ekmeği şehirlinin yemeyeceği doğaldı. Fırıncıların hemen hepsi ise 70-74 randımanlı undan ekmek çıkarmağa devam ediyorlardı.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Mart 2013, 23:01   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

Belediyenin, Fırıncılarla Mücadele Etmeye Karar Vermesi

Yaşanan tüm bu gelişmelerin yanı sıra, halkın da fırıncılardan yana şikâyetleri vardı. Bu şikâyetler, ekmeğin iyi pişirilmemesi, kötü kalite undan yapılması üzerinde yoğunlaşıyordu. Nitekim 1939 yılı Temmuz ayı içinde 656 çuval n ve 315 ekmek numunesi alınmış, tahlil sonucu bu unlardan 28 i, ekmeklerden 89 u bozuk çıkmış, sorumlular ise cezalandırılmıştı. İşte imalat ücretlerinin yüksek olduğundan dert yanan fırıncıların, ekmeğin kalitesinde bir iyileştirmeye gitmemeleri üzerine Belediye, bu işin bazı semtlerde açılacak olan örnek fırınlarla yapılmasına karar verdi. Böylelikle hem rekabet ortamı doğacak, hem de ucuz ve kaliteli ekmek yenebilecekti. Kaldı ki Belediye bu kararında haksız değildi. Çünkü İstanbul'da günde 300 bin ve senede 110 milyon kilo, yani yuvarlak bir hesapla 10 milyon liralık ekmek yeniyordu. O sırada İstanbul'da 190 civarında fırın vardı. Bunların hemen hepsinde hamur yoğurma makinası varsa da, bu fırınların teşkilatı tam anlamıyla sıhhî değildi. Yani ekmeğin daha ucuz ve daha sağlıklı olabilmesi için her şeyden önce ekmek pişirme işinin modernize edilmesi gerekiyordu. İstanbul dağınık bir şehir olduğu için modern fırınlar, kenar mahallelerde fabrikalar ve uzak yerlerde satış şubeleri açmak uygun olabilirdi . Aslında Belediyenin ilk girişimi de modern fırınlar kurulmasına yönelikti. Bu duruma göre, İstanbul'un ekmek ihtiyacını karşılamak için o sırada 1.5 milyon lira sar etmek gerekiyordu. Ancak bu girişim ne derece sağlıklı ve tasarruflu olabilirdi, iyice değerlendirmek gerekiyordu. Gerçi rekabet nedeniyle, sermayece zayıflayan fırıncıların, bu iş için gerekli olan parayı kısa sürede bulmaları mümkün değildi. Ancak düzenli bir planla çalıştıkları takdirde bu paranın tamamı hemen lazım olmayacağı gibi kurulacak fabrikalar karşılık gösterilerek sağlanacak kredi ve Belediyenin yardımıyla sermaye konusunu da çözümleyebilirdi. Ancak muhtelif yerlerde ekmek fabrikaları kurulması için Belediyenin giriştiği teşebbüsler harp durumu nedeniyle ertelendi.

Daha çok yiyecek maddelerine halkın gösterdiği aşırı talebin ve tüccarların anlaşılmaz bir tutumla malını elde tutmak veya en yüksek fiyatla satmak düşüncesinin doğurduğu bu durum, halkın son gelişmelerde bir fevkaladelik olmadığını görerek, ihtiyaç fazlası alışverişi kesmesi fiyatlarda bir miktar düşüşe neden olmuştu. Ancak menşeleri yabancı olan ve daha çok o sırada savaş halinde olan ülkelerin malı olan maddelerin fiyatlarında doğal olarak bir yükselme vardı. Bu yükseliş ise ellerindeki stok miktarına göre değişiyordu.

Ayrıca devlet, vurgunculuğu önlemek için her türlü tedbirleri almağa, tüm kuvvetlerini kullanmağa yetkili olacaktı. Özellikle, gerekli olan durumlarda vurgunculuk yaptığı görülen ticari ve sınai şubeler devletleştirilebilecekti. Kanunun yayınlanmasının ardından bütün bu müesseseler ellerindeki stokları bildiren birer beyanname vermeğe mecbur tutulacaklardı. Bu beyannamede malın cinsi, kaynağı, hangi tarihte alındığı, nereden alındığı ve maliyet fiyatıyla sigorta primi miktarları gösterilmiş olacaktı. Ayrıca her müessese, elinde ne kadar mal bulunduğunu, bu malların kaynağını, alınış fiyatlarını, zaruri masraflarını, maliyetini ve halen satış fiyatını yazmağa mecbur tutulacaktı. Yapılan tespitlere göre, sadece İstanbul’da bu şekilde beyanname vermesi gereken 60.000 firma vardı.

İstanbul’da savaşın ilanından beri fiyatları kademeli olarak artan maddelerin en başında inşaat malzemeleri geliyordu. Bu malzemelerin başlıcasını cam ve camdan mamul eşyalar teşkil ediyordu. Bir kısım camcılar, büyük cam ticarethanelerinin kendilerine cam vermediğini, cam fiyatlarının % 25 oranında arttığını ileri sürerek, ilgili makamlara şikayette bulunmuşlardı. Bunun üzerine harekete geçen Ticaret Odası, bu gelişme hakkında büyük cam ithal eden firmalardan açıklama istedi. Bu arada cam ithal eden en büyük firmalardan biri olan "Albert Siyon" firması basına yapmış olduğu açıklamaya bakılırsa, bir taraftan sigorta harp rizikoları, diğer taraftan navlunların yükselişi yeni gelen ve yolda bulunan camların fiyatlarını yükselmişti." Piyasada cam eşya üzerinde karaborsa kelimesi ile ifade edilebilecek derecede fahiş bir yükselme vardı. Bilhassa aranılan ölçüde pencere ve kapı camı bulunamıyordu. Lüks camların fiyatı % 40-60 oranında yükselmişti. Pencere camındaki fiyat artış oranı % 10 civarındaydı. Evvelce 800-850 kuruşa satılan camların sandığı, şimdi 875-900 kuruşa satılıyordu. Daha önce 200-220 kuruşa satılmakta olan duble camlar, şimdi yine hemen aynı fiyatla satılmakla beraber, müşterinin istediği ebatta cam bulunmadığı takdirde büyük ebatta cam kesilmesinden doğan zararın miktarına göre bir fiyat farkı doğmaktaydı. O sırada piyasada duble cam az olması dolayısıyla % 15-30 oranında bir fark oluşuyordu. Ancak Avrupa’dan cam ithal edilmesi için girişimlerde bulunulması, kısa süre içinde piyasanın normale dönme umutlarını arttırıyordu. Fakat bir taraftan navlunların yükseltilmesi nedeniyle, yeni gelen ve yolda bulunan camların fiyatını yukarı çekmişti. Bu gidişle cam fiyatlarının tespiti ve hatta mümkünse, pencere camı gibi çok gerekli maddelere narh konulması gerekecekti. Bundan başka, inşaat malzemesi arasında bulunan demir ve her çeşit nalburiye malzemesi üzerinde de karaborsacılık yapıldığına dair pek çok şikayet vardı. Örneğin madenî eşyadan pirinç, piyasadan tamamen çekilmiş durumdaydı. Ellerinde kalay stoku bulunanlar, bunları faturasız sattıkları için, vurgunculuğu tespite imkan bulunamıyordu. Kalay fiyatlarındaki artış ise, % 400 ü geçiyordu. Çinko ve bakır fiyatları da yüksekti.

Komisyon, karaborsacılık yapanlara fiyatlarını derhal 1 Eylülden önceki fiyat seviyesine dönmeleri gerektiğini bildirdi. İkinci bir kontrol veya olayda ihtara gerek kalmadan kapama kararı verileceğini bildirdi, Yeni çıkarılan kanundan sonra, hiçbir firma kendiliğinden fiyatlara en ufak bir zam dahi yapamayacaktı. Zam ancak, zorunlu ve gerekçeli nedenlerle ilgili makamlar tarafından verilecek izinle olabilecekti. Stoklar için 1Eylül 1939 tarihinden evvelki fiyatların esas tutulacağı anlaşılıyordu. Bundan sonra gelen ve gelecek olan malların durumları maliyet ve masrafları ayrılacak, buna göre fiyat müsaadesi verilecekti.

Son bir ay içinde, birdenbire ortadan kaldırılan başlıca ihtiyaç maddeleri arasında kimyevi ve tıbbi ecza önemli bir yer tutuyordu. Ecza depolarında ve eczanelerde müsekkin ilaçlardan bazılarının mevcudu tükendiği iddia ediliyordu. Müstahzar ilalardan birçoğu ise ortadan kalkmıştı. Komisyonca, tıbbi ecza firmalarına, ellerindeki malları 31 Ağustos 1939 tarihindeki fiyatlar dışında bir fiyatla satamayacakları bildirilmiş ve kendilerinden stokları hakkında derhal bilgi vermeleri istenmişti.

İlaç vurgunculuğu üzerinde de önemle duran hükümet, sıkı bir tahkikata girişmişti. O sırada tıbbi ilaçlar en çok Almanya’dan geliyordu. Almanya’nın savaş durumunda olması nedeniyle bu maddeleri temininde büyük sıkıntı yaşanıyordu. Bunu tesbit eden vurguncular, ellerindeki bu gibi tıbbi malzemeyi piyasadan çekmişlerdi. Şimdiden eczanelerde aspirin tükenmişti. Almanya ve Fransa’dan gelen diğer ilalar da gülükle, o da mevcut fiyatlarının % 25-30 oranında fazlası ödenmek suretiyle ancak sağlanabiliyordu. Sağlık Bakanlığı müfettişleri, son zamanlarda ithal edilmiş olan tıbbi malzeme ile bunların satıldığı yerleri tesbit etmeğe başlamışlardı. Böylece hangi tüccarda ne kadar mal bulunduğu meydana çıkarılacaktı. Bu ilaçların fahiş fiyatla satılmasına kesinlikle izin verilmeyecekti. Hazırlanan yeni kanuna göre, karaborsacılık yapanlar 500 liradan 1500 liraya kadar ağır para cezasına çarptırılabileceklerdi.

3 Ekim 1939 tarihinde Ticaret Müdürlüğü’nde yapılan toplantıda, tüccarlara satışlarını 31 Ağustos fiyatlarına göre devam ettirilmesi gereği bildirildi. Aynı zamanda vurgunculukla mücadeleyi de sağlayacak olan "İktisadî korunma kanunu projesi" Bakanlar Kurulundan geçerek Büyük Millet Meclisine sunulmuştu. Projenin cezai yaptırımlar bakımından karaborsacılık yaptıkları sabit olanlara 500 liradan 20.000 liraya kadar para cezası uygulanacağı, bu gibi şahısların firmalarının kapatılacağı belirtiliyordu. Bu kanunla Başbakanlığa bağlı bir de teşkilat kuruluyordu. Teşkilatın en önemli kolu İstanbul’da bulunacaktı.

Vurgunculukla mücadele için yapılan hazırlıklar arasında, bu gibilerin isimlerini içeren bir "kara liste" yayınlanması üzerinde de durulmuştu. Birçok ülke, bu tarz bir cezalandırmayla olumlu sonuçlar almıştı. 9 Ekim 1939 tarihinden itibaren fiilî kontrollerine başlayan "İhtikârla Mücadele Komisyonu", ellerinde beyanı verilmemiş stok mal bulunduran kurumlara kapama cezası vermeye başlamıştı. Bu kontroller kısa sürede piyasada etkisini göstermişti. Örneğin 9 Ekimden itibaren vurgunculukla mücadele komisyonu, toptan kahve satışını fiilen kontrol altına almıştı. Bu arada kahve ihtikârını önlemek için, Brezilya kahve şirketinden aldıkları kahveleri müşterilerine düzenli bir şekilde vermediği belirlenen veya yüksek fiyatlarla satış yaptıkları anlaşılan tüccarlar hakkında kanuni takibatta bulunulacak, bu gibilere kahve verilmesi men edilecekti. Bu tedbirler etkisini derhal göstermiş ve kahvenin kilosu 110 kuruşa kadar düşmüştür.

Millî Korunma Kanunu ( 18 Ocak 1940 )

Türkiye İkinci Dünya Savaşına katılmadığı halde savaşın kuvvetli etkilerini hissetmiştir. Her gün savaşa girme ihtimali karşısında uygulanan seferberlik, devlet için ağır masraflar yarattığı gibi, aktif nüfusun önemli bir kısmını üretimden çekmekle, çeşitli sektörlerde, özellikle de tarımda bir işgücü kıtlığına yol açarak üretimi aksatmıştır. Devlet artan masraflarını, vergiler yerine Merkez Bankasına başvurarak karşıladığından, para tedavülü çok genişlemiştir. İthalat hacmi indeksi 1938'de 100'den 1940'da 36 ya, 1941'de 29 a inmiş ve 1944'de 40 tutmuştur.

Bu şartlar altında izlenen ekonomik politika, büyümeyi ve gelişmeyi hızlandırma hedefinden çok, mal darlığını hafifletmek, fiyat artışlarını frenlemek, oluşmuş olan karaborsa ile mücadele etmek, halk sıkıntı çekerken bazı kimselerin aşırı kazançlar elde etmeleri şeklindeki sosyal adaletsizlikleri düzeltmek gibi hedeflere yönelmiştir. Devlet bu yüzden birtakım sert ve katı savaş ekonomisi tedbirlerine başvurmak zorunda kalmıştır. Bu tedbirlerin büyük kısmı 1940'ta çıkan ve 1942'de değişikliğe uğrayan "Millî Korunma Kanunu" dayandırılmıştır. Kanun, Bakanlar Kuruluna, kanunun birinci maddesinde sayılan durumlar ortaya çıktığı takdirde ekonomiyi düzenleyici nitelikte bazı yetki ve görevler vermektedir. Millî Korunma Kanununun birinci maddesinde belirtildiği üzere, "Umumî veya kısmî seferberlik", "Devletin bir harbe girme ihtimali" ve "Türkiye Cumhuriyeti'ni de alakalandıran yabancı devletler arasındaki harp hali" dir. Bu yetkilere dayanılarak örneğin çimento ve dokuma imalat imalat ve satışı denetim altına alınmıştır. Ancak yetkilerden bir kısmı kullanılamamış, kullanılanlardan bazıları da başarılı sonuçlar vermemiştir. Millî Korunma Kanunu, hükümete ekonomik hayatı düzenleyici çok geniş olanaklar sağlayan hükümleri içermektedir. Bu kanun ile üretim, dağıtım ve tüketim ilişkileri tümüyle devlet kontrolü altına alınmakta, gerektiğinde devlet, üretimi savsaklayan işletmelere el koyabilme yetkisine sahip olabilmektedir. Bu kanun ile dış ticaretini düzenlenmesi, kontrolü gibi müdahaleler de devlet kontrolüne bırakılmaktadır. Ayrıca hükümet, halkın ve Millî savunmanın ihtiyacı olan her çeşit maddeleri ve yardımcı malzemeleri değer fiyatının ödenmesi karşılığında el koyarak almağa, maksada göre dağıtmaya, satmaya ve ihtiyacı olan kurumlara kârsız vermeğe yetkiliydi.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
ihtikâr, istanbulda, sorunu, İhtikâr, İstanbulda


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557