Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Cumhuriyet Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Mart 2013, 23:22   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker Küfleri eritip barut yaptılar

İZADE M.Nurettin Bey'in anlattıklarını özetle aktarıyorum:

"Şehri binlerce askerle kuşatmış olan düşman (Fransızlar), Antep'in teslim olmayacağını anlayınca şehrin her tarafındaki cami, ev, hastane, ne gördüyse hepsini bombardıman etmeye devam etti. Her geçen gün cephane ve erzakımız tükeniyordu. Bu ümitsizlik ve çaresizlik içinde (Şehir Komutanı) Özdemir Bey'den daha önce konuştuğumuz bir konuda emir aldım. Bir imalat-ı harbiye fabrikası kuracaktım.

Bu düşünceye birçok kişi hayretle bakıyor, hatta gülüyordu. Bunca imkánsızlık ve ateş altında cephane imalatını nasıl yapacaktık?

Düşman ateşinden uzak bir yer düşünüldü. Sonunda Sabun Hanı seçildi. Burası nispeten sağlam, beton ve fabrika kurmaya elverişliydi.

BOMBA, FİŞEK

Bir günlük emirle Yıldırım Taburu'nda bulunan ne kadar sanatkár varsa toplandı. Bunlar içinde Yıldırım Yusuf, Tevfik, Kara Ali, Hacı vb. Ustalar vardı.

Her türlü vasıtadan mahrum olunduğu halde, bomba, fişek, kapsül imalatı az zamanda gerçekleşti ve 10 Aralık 1920'de resmi açılışı yapıldı.

Bu fabrika, silah tamirhanesi, baruthane, bomba dökümhanesi, demirhane, marangozhane ve araba tamirhanesi bölümlerinden oluşuyordu.

İkinci Kolordu'ya güvercinle bir mektup yollayarak ihtiyacımız olan kimyasal malzemeyi istedik.

Bu fabrikada fişeklerin kapsüllerini kendi icadımız olan makinede yapıyorduk.

Cafer Usta, asırlardır duvarlarda toplanan küfleri eritip birtakım eczalarla karıştırarak barut imal etmişti. Herkes mağaraların duvarlarından küf topluyordu. Toplanan her torbanın fiyatı çocuklara üç 'aferin', büyüklere bir 'Allah razı olsun'du.

800 KİŞİ

Fabrika nüfusu son zamanlarda sekiz yüz kişiye kadar çıktı. Vardiya ile gece gündüz çalışıyorlardı. İşçi ücreti birer avuç fıstıkla, arpa ve acıbadem çekirdeğinden yapılmış yirmi beş dirhem ekmekti.

İşçiler genellikle şehit çocuklarıydı. Özdemir Bey ne kadar şehit çocuğu, fakir, kimsesiz kadınlar, kızlar varsa hepsini fabrikaya aldı. Yiyeceklerini sağladı. Bunların okuyabilecek olanlarına fabrika içinde bir sanat okulu açtı. Beş erkek, iki kadın öğretmen getirterek boş zamanlarda okutup yazdırdı. Diğer zamanlar fişek yaptırdı."

GÖZ KAMAŞTIRICI

Antep İmalat-ı Harbiye Fabrikası, imkánsız diye bir şey kabul etmeyen, yaratıcı, çare bulucu, bağımsızlık ve bilgi áşığı Kuvayı Milliye ruhunun en çılgın, en göz kamaştırıcı örneklerinden biridir.

Bu ruh saban demirinden, pencere parmaklığından süngü, raydan, vagon dingilinden, hatta tahtadan top kaması yapan, telgraf hatlarını fincan denilen porselen nesneler olmadığı için çam kozalaklarını kullanarak hatları uzatıp haberleşmeyi sağlayan büyük ruhtur.

Bir altın kuşak

'ÇILGIN Türkler' deyimini, şoven, ırkçı, uzlaşmaz, Avrupa karşıtı gibi kullananlar oluyor. Bu deyimin böyle kullanılması bütünüyle yanlıştır, temsil ettiği ruha karşı ciddi haksızlıktır.

Milli Mücadele'yi yapan o çılgın Türkler, yoksulluktan dolayı yılgınlığa kapılmamış, dilenci pazarlığı yapmamış, çaresizlik duygusuna düşmemiş, imkánsız diye cesaretini yitirmemiş, yurdunu canından aziz bilen, olağanüstü seven, namuslu, azimli, bilinçli, vakarlı, inançlı, yürekli insanlardı. Bunlar mücadelenin hiçbir aşamasında maceracılık, hayalcilik yapmadılar. Batı'nın bilimine, sanatına ve teknolojisine, yani güzel yüzüne karşı olmadılar. Onlar Batı'nın çirkin yüzüne, her çeşidiyle emperyalizme karşı geldiler.

Bu üstün özellikleriyle, sayısı 400.000 kişiyi aşan silahlı işgalcileri, çeşit çeşit aşağılık entrikaya, çığırtkana, ajana, gafile, teslimiyetçiye, işbirlikçiye, siyaset ve hukuk cambazına, lafazana, bencile, yalancıya, haine rağmen, sonunda yenip yurtlarını tertemiz ettiler.

Bu altın kuşağa haksızlık yapmayalım.

Şimdi iş merkezi

İşgal yıllarında, Gaziantep Kalesi'nin yan tarafında bulunan Millet Hanı'nın mahzeninde faaliyet gösteren İmalat-ı Harbiye, yıllar önce kapatılmış. Millet Hanı şu an yöreye has el işlerinin satışına yönelik iş merkezi olarak 4 yıl önce restore edildi.

Müzede sergileniyor

İmalat-ı Harbiye'de üretilen top ve mermilerin günümüze kadar ulaşan bir kısmı şu an, kentin Bey Mahallesi'nde Devlet Hastanesi'nin arkasındaki Gaziantep Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi'nde sergileniyor.

Bu sözleri söylediler

VELİAHT Abdülmecid Efendi, 2 Ocak 1921'de The Morning Post Gazetesi muhabirine der ki: "...Bizi kendi tarafınıza çekerek Türk halifesinin dini nüfuzunu imparatorluğunuz içinde sulh ve sükûn lehine kazanmakta menfaatiniz vardır."

Yani halifelik, nüfuzunu emperyalist İngiltere'nin hizmetine sunuyor ve bu yolla İngiliz dostluğunu kazanacağını ümit ediyor. Bu sırada Hindistan'da ve Mısır'da İngiltere aleyhinde hareket vardır. Kısacası halifeliği pazarlıyor.

(G.Jaeschke, Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri, s.18)

Yunan'a karşı gelen kafirdir

Gerede isyancılarının öncülerinden Divitli Eşref Hoca da şöyle der:

"İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür"


Delibaş'ın tellalları da Konya'da sokakları şöyle dolaşırlar:

"Kim milliyetçilerle birlikte Yunan'a karşı giderse şer'an káfirdir!"

DİYOR Kİ

Eğer devamlı sulh isteniyorsa, kitlelerin vaziyetlerini iyileştirecek milletlerarası tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir. (1935)

Atatürk'ün bu sözleri bugün daha da derin bir anlam kazanıyor, insanlığı daha derinden uyarıyor. Günümüzün sorumsuz, bencil, ufuksuz, milletlerarası liderleri yanında büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor.


Turgut ÖzakmanaaaaaİZADE M.Nurettin Bey'in anlattıklarını özetle aktarıyorum:

"Şehri binlerce askerle kuşatmış olan düşman (Fransızlar), Antep'in teslim olmayacağını anlayınca şehrin her tarafındaki cami, ev, hastane, ne gördüyse hepsini bombardıman etmeye devam etti. Her geçen gün cephane ve erzakımız tükeniyordu. Bu ümitsizlik ve çaresizlik içinde (Şehir Komutanı) Özdemir Bey'den daha önce konuştuğumuz bir konuda emir aldım. Bir imalat-ı harbiye fabrikası kuracaktım.

Bu düşünceye birçok kişi hayretle bakıyor, hatta gülüyordu. Bunca imkánsızlık ve ateş altında cephane imalatını nasıl yapacaktık?

Düşman ateşinden uzak bir yer düşünüldü. Sonunda Sabun Hanı seçildi. Burası nispeten sağlam, beton ve fabrika kurmaya elverişliydi.

BOMBA, FİŞEK

Bir günlük emirle Yıldırım Taburu'nda bulunan ne kadar sanatkár varsa toplandı. Bunlar içinde Yıldırım Yusuf, Tevfik, Kara Ali, Hacı vb. Ustalar vardı.

Her türlü vasıtadan mahrum olunduğu halde, bomba, fişek, kapsül imalatı az zamanda gerçekleşti ve 10 Aralık 1920'de resmi açılışı yapıldı.

Bu fabrika, silah tamirhanesi, baruthane, bomba dökümhanesi, demirhane, marangozhane ve araba tamirhanesi bölümlerinden oluşuyordu.

İkinci Kolordu'ya güvercinle bir mektup yollayarak ihtiyacımız olan kimyasal malzemeyi istedik.

Bu fabrikada fişeklerin kapsüllerini kendi icadımız olan makinede yapıyorduk.

Cafer Usta, asırlardır duvarlarda toplanan küfleri eritip birtakım eczalarla karıştırarak barut imal etmişti. Herkes mağaraların duvarlarından küf topluyordu. Toplanan her torbanın fiyatı çocuklara üç 'aferin', büyüklere bir 'Allah razı olsun'du.

800 KİŞİ

Fabrika nüfusu son zamanlarda sekiz yüz kişiye kadar çıktı. Vardiya ile gece gündüz çalışıyorlardı. İşçi ücreti birer avuç fıstıkla, arpa ve acıbadem çekirdeğinden yapılmış yirmi beş dirhem ekmekti.

İşçiler genellikle şehit çocuklarıydı. Özdemir Bey ne kadar şehit çocuğu, fakir, kimsesiz kadınlar, kızlar varsa hepsini fabrikaya aldı. Yiyeceklerini sağladı. Bunların okuyabilecek olanlarına fabrika içinde bir sanat okulu açtı. Beş erkek, iki kadın öğretmen getirterek boş zamanlarda okutup yazdırdı. Diğer zamanlar fişek yaptırdı."

GÖZ KAMAŞTIRICI

Antep İmalat-ı Harbiye Fabrikası, imkánsız diye bir şey kabul etmeyen, yaratıcı, çare bulucu, bağımsızlık ve bilgi áşığı Kuvayı Milliye ruhunun en çılgın, en göz kamaştırıcı örneklerinden biridir.

Bu ruh saban demirinden, pencere parmaklığından süngü, raydan, vagon dingilinden, hatta tahtadan top kaması yapan, telgraf hatlarını fincan denilen porselen nesneler olmadığı için çam kozalaklarını kullanarak hatları uzatıp haberleşmeyi sağlayan büyük ruhtur.

Bir altın kuşak

'ÇILGIN Türkler' deyimini, şoven, ırkçı, uzlaşmaz, Avrupa karşıtı gibi kullananlar oluyor. Bu deyimin böyle kullanılması bütünüyle yanlıştır, temsil ettiği ruha karşı ciddi haksızlıktır.

Milli Mücadele'yi yapan o çılgın Türkler, yoksulluktan dolayı yılgınlığa kapılmamış, dilenci pazarlığı yapmamış, çaresizlik duygusuna düşmemiş, imkánsız diye cesaretini yitirmemiş, yurdunu canından aziz bilen, olağanüstü seven, namuslu, azimli, bilinçli, vakarlı, inançlı, yürekli insanlardı. Bunlar mücadelenin hiçbir aşamasında maceracılık, hayalcilik yapmadılar. Batı'nın bilimine, sanatına ve teknolojisine, yani güzel yüzüne karşı olmadılar. Onlar Batı'nın çirkin yüzüne, her çeşidiyle emperyalizme karşı geldiler.

Bu üstün özellikleriyle, sayısı 400.000 kişiyi aşan silahlı işgalcileri, çeşit çeşit aşağılık entrikaya, çığırtkana, ajana, gafile, teslimiyetçiye, işbirlikçiye, siyaset ve hukuk cambazına, lafazana, bencile, yalancıya, haine rağmen, sonunda yenip yurtlarını tertemiz ettiler.

Bu altın kuşağa haksızlık yapmayalım.

Şimdi iş merkezi

İşgal yıllarında, Gaziantep Kalesi'nin yan tarafında bulunan Millet Hanı'nın mahzeninde faaliyet gösteren İmalat-ı Harbiye, yıllar önce kapatılmış. Millet Hanı şu an yöreye has el işlerinin satışına yönelik iş merkezi olarak 4 yıl önce restore edildi.

Müzede sergileniyor

İmalat-ı Harbiye'de üretilen top ve mermilerin günümüze kadar ulaşan bir kısmı şu an, kentin Bey Mahallesi'nde Devlet Hastanesi'nin arkasındaki Gaziantep Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi'nde sergileniyor.

Bu sözleri söylediler

VELİAHT Abdülmecid Efendi, 2 Ocak 1921'de The Morning Post Gazetesi muhabirine der ki: "...Bizi kendi tarafınıza çekerek Türk halifesinin dini nüfuzunu imparatorluğunuz içinde sulh ve sükûn lehine kazanmakta menfaatiniz vardır."

Yani halifelik, nüfuzunu emperyalist İngiltere'nin hizmetine sunuyor ve bu yolla İngiliz dostluğunu kazanacağını ümit ediyor. Bu sırada Hindistan'da ve Mısır'da İngiltere aleyhinde hareket vardır. Kısacası halifeliği pazarlıyor.

(G.Jaeschke, Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri, s.18)

Yunan'a karşı gelen kafirdir

Gerede isyancılarının öncülerinden Divitli Eşref Hoca da şöyle der:

"İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür"


Delibaş'ın tellalları da Konya'da sokakları şöyle dolaşırlar:

"Kim milliyetçilerle birlikte Yunan'a karşı giderse şer'an káfirdir!"

DİYOR Kİ

Eğer devamlı sulh isteniyorsa, kitlelerin vaziyetlerini iyileştirecek milletlerarası tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir. (1935)

Atatürk'ün bu sözleri bugün daha da derin bir anlam kazanıyor, insanlığı daha derinden uyarıyor. Günümüzün sorumsuz, bencil, ufuksuz, milletlerarası liderleri yanında büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor.


Turgut Özakman




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
barut, eritip, küfleri, yaptılar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557