Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Cumhuriyet Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Mart 2013, 23:40   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker 1-2 Kasım 1922 «Saltanatın Kaldırılması» Olayı

İtilaf devletleri Lozan konferansına kendi istedikleri biçimde yön vermek için Birinci Dünya Harbi'nin mağlubu olarak Osmanlı temsilcisini de beraber davet edince, Ankara'da Saltanat'ın gerekli olup olmadığı konusu gündeme getirildi.
Her ne kadar Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 10 Ekim 1922 günü yaptığı gizli oturumda "Ordu, vazifesini tamamlamıştır. Bundan sonra temini lazım gelen sonuçlar diplomatik yolla hallolacaktır"(1) demiş idiyse de bu olayda da yine başrolleri askerler üstlenecektir.

Nihayet iç politikada beklenen an gelmişti. Osmanlı ailesinin yönetimi mi devam edecek, yoksa yeni bir devlet mi kurulacaktı? Mustafa Kemal'in o güne kadar tam açıklık kazanmamış görüşü neydi? Artık her şeyin ortaya konma zamanı gelmişti. Bu konuda karar mekanizmaları askerlerin kontrolünde olduğundan, ünlü komutanların Saltanat konusundaki görüşleri önem kazanmaktaydı.

Rauf Bey, Ali Fuat Paşa, Refet Paşa ve Mustafa Kemal Paşa, Refet Paşa'nın Keçiören'deki evinde yemek yiyip sohbet ederken aralarında görüş alışverişinde bulunurlar. Bu konuşmayı Mustafa Kemal şöyle nakletmektedir:

"Rauf Bey'den Padişahlık ve Hilafet konusundaki düşüncesinin ve kanaatinin ne olduğunu sordum Verdiği yanıtta şu açıklamalarda bulundu: Ben, Padişahlık ve Halifelik katına gönül ve duygu bakımından bağlıyım. Çünkü benim babam, Padişahın ekmeğiyle yetişmiş, Osmanlı devletinin ileri gelen adamları arasına geçmiştir. Benim de kanımda o ekmekten vardır. Ben iyilikbilmez değilim ve olamam. Padişah'a bağlı kalmak borcumdur. Halifeliğe bağlılığım ise görgümün gereğidir. Bunlardan başka genel görüşlerim de vardır. Bizde kamunun birliğini korumak güçtür. Bunu ancak, herkesin erişemeyeceği ölçüde yüksek görülmeye alışılmış bir kat sağlayabilir. O da padişahlık ve halifelik katıdır. Bu katı kaldırmak, onun yerine başka nitelikte bir kat koymaya çalışmak, yıkıma yol açar ve büyük acı doğurur; bu da hiç uygun bir iş olmaz".(2)

Milli kahraman Rauf Bey'in sözlerinde samimiyet, duygusallık, inanç ve mertlik vardır. Bu sözleri ile Rauf Bey çağdaş bir yeni düzeni değil, ıslah edilmiş Osmanlı düzenini savunduğunu ortaya koymuştur.

"Rauf Bey'den sonra karşımda oturan Refet Paşa'dan düşüncesini sordum. Refet Paşa'nın yanıtı şu idi: "Rauf Bey'in bütün düşünce ve görüşlerine katılırım. Gerçekten bizde padişahlıktan, halifelikten başka bir yönetim biçimi söz konusu olamaz".

Ondan sonra Fuat Paşa'nın düşüncesini öğrenmek istedim. Paşa, Moskova'dan yeni geldiğinden durumu, kamunun düşünce ve duygularını gereğince incelemeye daha zaman bulamadığından söz ederek görüşülen konu üzerinde kesin bir düşünce ve görüş ileri süremeyeceğini bildirdi"
.(3)

Kazım (Karabekir) Paşa'ya gelince, İkinci grup oluşurken bazı konularda Mustafa Kemal Paşa ile aralarında anlaşmazlıklar olmuştu. Kazım Paşa 19 Şubat 1922 tarihli bir mesajında ülkenin yönetimi ile ilgili bazı teklifler önermişti. Konumuzla yakın ilişkisi nedeni ile bu mesajı ve Mustafa Kemal'in cevabını incelemek uygun olacaktır.

Kazım Paşa, memleket idaresi hakkında Mecliste cereyan eden tartışmaları geç haber aldığını ve dolayısıyla kendi fikri de sorulmadan kararlar verildiğini ima ederek, barışın sağlanmasından sonra yapılacak seçimlerde Meclisi geri fikirli muhafazakarlardan koruyup, değerli kimselerden oluşturmak lazım geldiğini, aynı zamanda Büyük Millet Meclisi ne kadar seçkin şahsiyetlerden oluşmuş olursa olsun, mutlaka –bunu kontrol edecek mahiyette- üyeleri uzmanlardan oluşan ikinci bir Meclisin bulunmasının gerektiğini öne sürüyordu. Bu ikinci Meclis, ulusal Meclise yön vereceği ve onu ilerleteceği gibi, ülke ile ilgili hayati kararlar, Millet Meclisinde coşkuyla kabul edilse de edilmese de, bu meclisin uyarması ve aydınlatması üzerine değiştirilebilir ve zararı önlenebilirdi. Bu meclise "Ayan" diyerek eskinin çürük yönetimini hatırlatmaktan kaçınmak için, buna "Büyük Uzmanlar Meclisi" denilebilir, ya da daha uygun bir ad verilebileceğini belirterek Mustafa Kemal'in bu konudaki görüşlerini öğrenmek istiyordu.(4)

Mustafa Kemal Paşa 4.3.1922 tarihinde verdiği cevapta adı sanı "Ayan" olmasa bile, ulusun bütün hak ve yetkilerini kullanmak üzere seçilmiş ve seçilecek olan Büyük Millet Meclisi'nin temel kararlarını başka bir meclisin kararıyla bağlamanın genel yönetim işlerinde uydukları ilkelerin özüyle bağdaşmayacağını belirtti. Bu uzmanlar meclisinin de milletvekilleri gibi ulusça seçilmesi halinde bir kaynaktan (halktan) eşit yetki almış iki büyük kuvvetin, ulusun genel yönetimine etken olmasının uygulamada karışıklığa yol açacağına, bir ikilik doğuracağına dikkati çekiyordu. Bu durumda ulusun haklarına ve yaşamına etki edecek üçüncü bir kuvvetin bulunması gerekecekti.(5)

İstanbul'da son sadrazam Tevfik Paşa; 17 Ekim'de Bursa'da bulunan Mustafa Kemal Paşa'ya, Padişahın yaveri olan oğlu Yüzbaşı Ali Nuri Bey vasıtasıyla özel bir mesaj gönderdi. Paşa "kazanılan zaferin İstanbul-Ankara ikiliğini kaldırdığını ve ulusal birliği sağlamış olduğunu belirterek yakında toplanacak Sulh Konferansına birlikte katılınması nedeniyle önemli konuların koordine edilmesini" talep etmekteydi.(6) Aslında tecrübeli Sadrazam artık bütün ülkenin yeniden Padişah'ın otoritesi altına girmesi zamanının geldiğini işaret etmek istiyordu.

Tevfik Paşa bununla da kalmamış, Mustafa Kemal'in cevabının gecikmesi üzerine, 29 Ekim'de Sadrazam unvanını kullanarak doğrudan doğruya Meclis Başkanlığına başvurmuştur.(7) İşte tartışmayı alevlendiren bu müracaat olmuştu.

Refet Paşa 18 Ekim'de İstanbul'a bir Fatih gibi geldi. Gülnihal vapurundan, Haydarpaşa önlerinde bir motorbotla ayrılan Refet Paşa Kabataş'a çıktığında İstanbul Türkleri büyük coşku içindeydiler. Veliaht Abdülmecit Efendi'nin yaveri Binbaşı Remzi Bey vapurda Refet Paşa'ya sokularak;

"Veliahdı Saltanat adına hoş geldiniz" diye söze başlayınca, Refet Paşa, Sultan Veliahtlığı vasfını derhal düzeltti ve ;

"Hilafet makamının veliahdıdır. Hilafet makamını kurtarmak ise, ilan ettiğimiz hedeflerden biridir." Şeklinde karşılık verdi. Daha sonra Tevfik Paşa'nın oğlu ve Padişah'ın yaveri Nuri Ali Bey "Zatı Şahane" adına Refet Paşa'yı selamladı. Refet Paşa buna sadece "yüksek hilafet makamına dini duygularımı iletirsiniz" şeklinde cevap verdi. Sonra yaver Nuri ve Selahattin Beyler Sadrazam namına "Hoş geldiniz" dediler. Refet Paşa "bir Sadrazam tanımadığını, fakat eski ve muhterem bir devlet adamı olan Tevfik Paşa'ya saygılarının ve ellerinden öptüğünün bildirilmesini hem kesin, hem nazik bir dille bildirdi."(8)

Fatih'in türbesi kapısında Şehremini (Belediye Reisi) Ziya Bey Paşayı şehir ve Dâhiliye Nazırı adına selamlayınca şu cevabı verdi:

"Hükümetim, tamamen halk tarafından idare olunan demokratik bir hükümettir. Ben Hükümetim adına, bir Dahiliye Nazırı tanımıyorum"(9) Tabii ki Refet Paşa Bursa'da Paşalar arasında alınan kararlar gereğince hareket ediyordu. Bursa'daki görüşmeleri K. Karabekir şu şekilde anlatmaktadır.

"Padişahlığın lağvı ve hilafetin Osmanlı ailesinde kalması (uygun görülmüştü). Mustafa Kemal Paşa Halife olarak Vahdettin'in kalmasını istiyordu. Sebep olarak da suçlu olduğundan sözümüzden çıkamayacağını, eğer Mecit Efendi Halife olursa bize zorluk çıkarabileceğini ileri sürüyordu. Buna karşı benim mütalaam şuydu: Millete serkeş diyen, bizi asi diye fetva çıkararak idama mahkûm eden ve düşmanlarımızla birleşerek milli hükümetimize karşı halife ordusu gönderen bu adamı tutmak, millete karşı olduğu kadar tarihe karşı da bizi küçük düşürür. Yeni halifenin vazifelerini tespit etmekle ona bir hat çizebiliriz.

Fevzi Paşa'da benim mütalaamı kabul edince kararımız "Padişahlığın lağvı ve hilafetin Ali Osman'da kalması ve halife olarak Mecit Efendi'nin getirilmesi" şeklinde oluştu."
(10)

İstanbul hükümeti Milli Mücadelede engel üzerine engel çıkarmışken, şimdi mücadele başarıya ulaşınca imzalanacak sulhta söz sahibi olmak istiyordu. Bu istek tabii olarak Ankara'da Millet Meclisinde büyük bir infial yarattı. Mecliste özellikle ikinci grup saltanatın kaldırılmasına karşı idi. Yapılan müzakereler süresince Mustafa Kemal Paşa geniş açıklamalar yaptı, verilen takrirleri incelemek üzere Teşkilatı Esasiye, Şeriye ve Adliye encümenlerinden oluşturulan bir komisyon kuruldu.(11)

Mustafa Kemal bu konuda kumandan arkadaşlarını göreve çağırınca komutanlar ardı ardına kürsüye çıktılar ve kendi inançları dışında bile olsa Başkomutan'ın verdiği emri en mükemmel bir şekilde yerine getirmeye çalıştılar.

"Tevfik Paşa'nın telyazıları dolayısıyla Padişahlığı Halifelikten ayırmaya ve önce Padişahlığı kaldırmaya karar verdiğim zaman, ilk yaptığım işlerden biri de, hemen Rauf Bey'i Meclisteki odama çağırmak oldu. Rauf Bey'in Refet Paşa'nın evinde sabahlara kadar dinlediğim düşüncelerini ve görüşlerini hiç bilmiyormuşum gibi, ayakta kendisinden şunu istedim: "Halifeliği ve Padişahlığı birbirinden ayırarak Padişahlığı kaldıracağız!" Bunun uygun olduğunu kürsüden söyleyeceksiniz! Rauf Bey'le bundan başka bir şey konuşmadık. Rauf Bey odamdan çıkmadan önce, yine bu iş için çağırmış olduğum Kazım Karabekir Paşa geldi, ondan da, bu yolda konuşmasını rica ettim".(12) Her iki asker de Başkomutan'ın kararına uymuş ve Meclis kürsüsünde yaptıkları konuşmalarla saltanatın kaldırılmasını desteklemişlerdir. Hatta Rauf Bey birkaç defa söz almış ve saltanatın kaldırıldığı günün bayram olarak kabul edilmesini teklif etmişti.(13)

Kazım Karabekir tartışmaların uzaması üzerine Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte Mustafa Kemal'i ziyaret ettiklerini, Başkomutan, Doğu ve Batı Cephesi Komutanı olarak yasa teklifi ile ilgili olarak tereddütlerini giderici görüşmeler yaptıklarını nakletmektedir.(14) Görüşmeler çıkmaza girince Başkomutan, Gazi, Mareşal Mustafa Kemal, daha fazla sabredemeyip bir sıra üzerine sıçrayarak bilinen ünlü konuşmasını yapacaktır:

"En sonunda karma komisyon başkanlığından söz aldım, önümdeki sıranın üstüne çıktım ve yüksek sesle şunları söyledim:

Efendiler: egemenliği hiç kimse, hiç kimseye bilim gereğidir diye, görüşmeyle tartışmayla veremez. Egemenlik, güçle, erkle ve zorla alınır. Osman oğulları, zorla Türk ulusunun egemenliğine el koymuşlardı. Bu yolsuzluklarını altı yüz yıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk Ulusu bu saldırganlara, artık yeter diyerek ve onlara karşı ayaklanarak egemenliğini kendi eline almış bulunuyor. Bu bir oldubittidir. Söz konusu olan, ulusa egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız sorunu değildir. Sorun, olmuş bitmiş bir gerçeği yasa ile saptamaktan başka bir şey değildir. Bu kesinlikle yapılacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes sorunu doğal bulursa, sanırım ki uygun olur. Yoksa yine gerçek, yönetime göre saptanacaktır; ama belki birtakım kafalar kesilecektir"
.(15)

Bu konuşma Mustafa Kemal'in en sert konuşmasıdır. Meclis üyelerine karşı daima nazik, daima sabırlı olan Gazi Paşa bu defa amansızdır. Konuşma böyle başlarsa da sonradan İslamiyet ve Halifelik kavramı üzerine yaptığı bilimsel açıklamalarla daha yumuşak ve olumlu bir şekilde devam eder.(16) Oylama sonucunda (bir kişinin ben karşıyım diye bağırmasına rağmen, söz yok sesleri arasında) 1/2 Kasım 1922 Gecesi ittifakla Saltanat kaldırılmış, hilafet kalmış ve bütün hükümranlık haklarının Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplandığı kabul edilmiştir.(17)

Meclis'in aldığı karar İstanbul'a ulaşınca Refet Paşa İtilaf Devletleri temsilcilerine Babıali Hükümetini Türkiye Büyük Millet Meclisi adına devraldığını bildirdi. Tevfik Paşa, 4 Kasım 1922'de Yıldız Sarayında Padişaha Osmanlı İmparatorluğunun son hükümetinin makamı mühürlerini teslim etti. Oysa daha bir hafta kadar önce Padişah Refet Paşa'yı huzuruna kabul etmişti ve Refet Paşa kendisine saygılı bir şekilde "Efendimiz, bugünkü durum daha fazla sürüp gidemez. Türkiye'de biri Ankara'da, biri İstanbul'da iki hükümet olamaz. Olayların gücüne boyun eğerek hükümetinizi istifaya çağırıp, milletin yararına olmayan bu ikiliğe son vermenizi dilemeye geldim" demişti.(18)

Burada bir soru akla gelebilir. Acaba saray, Ankara ile zıtlaşacağı yerde daha olumlu yaklaşımlar ve asker ve sivil destekleyicilerinin de yardımı ile daha demokratik bir Meşruti Monarşi düzeni kurmayı başarabilir miydi? Kanaatimizce bu sorunun cevabı şöyle olacaktır: Belki kısa bir süre için durum kurtarılabilirdi. Fakat bunun ömrü fazla uzun olamazdı. Çünkü Mustafa Kemal ve Ordu çok acı tecrübelerden geçerken bazı gerçekleri de artık net bir şekilde görmüşlerdi. Her şeyden önce Türk insanı hür vatandaş olarak onurlu, haysiyetli ve kişiliğine saygı duyulacak bir yaşamı hak etmişti. Tıpkı bir Fransız, bir İngiliz gibi. Bunun bedelini de çok ağır ödemişti.

Ama hakkı olan bireysel refah ve mutluluğunun altı yüz yıllık ve bin üçyüz yıllık manevi bağlarla bağlanmasına artık izin verilemezdi. Askerler bu konuda kararlıydılar, gerekirse karşı çıkanlarla ve hatta içlerinde hala uyanmamış bağımlılarla yeni bir kavgaya hazırdılar. Bundan sonraki tarihsel gelişim içinde Mustafa Kemal Paşa ve çevresindekilerin taviz vermez, kararlı bir tutum içinde görünmelerinin en önemli nedeni budur. Yeni devletin temelinde "kavga" vardır. Bina inşa edilirken, binayı yapanların her safhada "kavga"ya hazırlıklı olmaları kadar tabii bir şey olamazdı. Türk ulusu için yararlı olduğuna inandıkları her türlü çaba, önce normal yollardan desteklenecek, büyük engellerle karşılaşılması halinde engeller gerekirse zorla bertaraf edilecekti.

Dr. M. Galip BAYSAN

Dipnotlar:

(1) TBB Gizli Celse Zabıtları, C-3, s.940-944
(2) Söylev-2, s.500-501 (TTK, Ankara-19899
(3) Söylev-2, s.501
(4) F. Kandemir, Siyasi Dargınlıklar-2, s.24( İstanbul-1955); Söylev-2s.469-470, KazımKarabekir: İstiklal Harbimiz, (İstanbul-1960)
(5) Siyasi Dargınlıklar-2, s.25; Söylev-2, s.470
(6) Şevket Süreyya Aydemir:Tek Adam-3, s.52, 53( İstanbul-1966)
(7) Aynı eser, s.53; Söylev-2, s.503
(8) Tek Adam-3, s.52; Lord Kinros, Atatürk-2,Bir Milletin yeniden Doğuşu, s.528-259( İstanbul-1988)
(9) Aynı eser, s.55
(10) Uğur Mumcu: K. Karabekir Anlatıyor, s.53(İstanbul-1990)
(11) Kazım Özalp, Atatürk'ten Anılar, s.21(Ankara-1992)
(12) Tek Adam-2, s.502; K. Karabekir Anlatıyor, s.54
(13) Aynı eser, s.60
(14) Bknz. K. Karabekir Anlatıyor, s.55-63
(15) Söylev-2, s.505
(16) Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C-I, s.287-298 ( TTK, Ankara-1989)
(17) K. Özalp, Atatürk'ten Anılar, s.21
(18) Kinross, Atatürk-2, s. 531, 534




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
12, 1922, kaldırılması», kasım, olayı, «saltanatın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557