Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Cumhuriyet Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Mart 2013, 23:49   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker Bir Sarıkamış Şehidinin Son Anları

Rüzgâr uğuldadı yine.

Gün ortasıydı ve gökyüzü güneşsizdi. Etraf, dalgalı beyaz bir deniz... Hava uğultulu, buslu, serpintili, ufuksuz, boğuk bir aydınlık...

Rüzgar yine uğuldadı..

Rüzgârın her uğuldayışında dudaklarından; ‘’Allahu Ekber!’’ nidası yükseldi.

Bin üç yüz onuncu uğuldayışıydı rüzgârın.

Karlı tepeler savrulup savrulup üzerlerinde geliyordu. Soğuk, hep soğuk, yalnızca soğuk... Allahuekber Dağlarının soğuğu ne de yamandı böyle.

Bedenleri karlı tepelerde dolaşırken yürekleri tevekkülün yamaçlarında dolaşıyordu ve bundandır ki yürekleri ürkmüyordu tipiden.

Çarığının içinde parmağını oynatmaya çalıştı. Hissetmedi ayak parmaklarını. Ufka baktı acı acı. Ufuk görünmüyordu. Yok yok, görünüyordu aslında. Ufuk hemen önlerindeydi. Rüzgârın acı acı uğuldaması tüylerini de ürpertmiyordu. Çünkü tüylerinin ürperişini de hissetmiyordu.

Rüzgârın bin yedi yüzüncü uğuldayışını duydu ve hissetti.

Bunu hissetmemesi ne mümkündü. Her taraf rüzgâra ve yerden savrulan karın sesine teslim olmuştu. Yer yer uğuldayan kurtlar, çakallar ve bilumum yabani hayvanların sesi de duyulmaz olmuştu. Rüzgâra ve tipiye direnen sadece birerli kolda ilerleyen ve takati tükenmek üzere olan Türk askerleriydi.

Zemin değişkendi, ürkütücüydü, yutucuydu, renksizdi. Satılmış’ın ayaklarında karıncalanma ve sinirlerinde uyuşma vardı. Birliğin epey gerisinde kalmıştı. Hızlanmalıydı. Herşey umutsuzluğu fısıldıyordu ama direnmeli ve hızlanmalıydı.

Zemin, dipsiz beyaz bir kuyu… Zaman; yelkovansız, akrepsiz ve rakamsız...

Sıcak bir ocağın başında olsaydı şimdi. Yumuşak minderin üzerine kurulsaydı ocağın başında. Ateşin yalazı yüzünü yalasaydı. Ocağın üstünde çorba kaynıyor olsaydı. Bir de, bir de sevdikleri olsaydı ocağın başında.

Rüzgâr kaçıncı kez uğuldamıştı unuttu bu kez.

Unutmamak ne mümkün? Dudaklarından; ‘’Allahu Ekber!’’ nidası daha düşmeden, diğeri uğulduyordu rüzgârın çünkü

Yine uğuldadı rüzgâr, acı bir anne feryadı gibi.

Zira rüzgârın her uğuldayışı bir annenin yüreğine figan düşürüyordu. Rüzgârın her uğuldayışında bir ana kuzusu dizlerinin üzerine çöküp kar ortasında işaret taşı gibi öylece kalakalıyordu.

Uykusuz gecelerin isyan eden sesi gibiydi rüzgârın uğultusu. Aslında bir de hırt hırt eden zeminin sesi vardı.
Her adımda biraz daha seyrelen...

Her hırt hırt sesinden sonra

bir yiğidi daha bağrına emen…

Kuruyan adımları bağrına gömen…

Ve nafile yakarışlar, serzenişler, çırpınışlar..
.
Birçoğu evliydi askerin. Her adımın karlı zeminde susuşu, birkaç yetimin de ağlayışı demekti aynı zamanda. Umutlar buz tutar mıydı? Umutlar, buz tutuyor, buz oluyordu işte. Nice umutlar Allahuekber Dağları’nda buz olup kalakalıyordu öylece.

En son uğuldayış; bir uğultu muydu yoksa teninde hissettiği bir ürperiş miydi ayırt edemedi.

Her yanı sallanan yaşlı, ahşap bir yalı gibi sendeledi. Bacakları titredi Satılmış’ın. Kolonlarından darbe alan bir bina gibi titredi bacakları. Birden umutları da sarsıldı bedeni gibi. Rüzgârın uğultusunu duymaya çalıştı. Çünkü bu uğuldayış da hayatın sesiydi.

Rüzgârın yeni bir uğuldayışını duyunca mutlu oldu bu kez. Yine, ‘’Allahu Ekber!’’ nidası döküldü dudaklarından belli belirsiz.

Tam da kendini koyuverecekti ki; bu ‘’Allahu Ekber!’’ nidası, kalorifer borularına yürüyen sıcak su gibi geldi tenine.
Rüzgâr uğuldadı, zemin aktı, zaman savurdu...

Durmamalıydı. Zaman gecenin ayazına gebeydi ve galiba akşam oluyordu. Çünkü zemin biraz daha solgun oluyordu gitgide. Ya da gözlerinin feri sönüyordu. Gecenin ayazı tenlere daha saldıracaktı. Aç kurtlar uluyacaktı sonra, tenlere saldırmak umuduyla.

Kurtlar... uluyorlardı işte. Rüzgârın ve zeminin sesine bir de kurt sesi eklenmişti.

Evet, galiba gece oluyordu. Kurtların uluması iyi aslında, diye düşündü. Beyaz bir döşeği andıran zeminde uyuma hissini, insanın içinden alan bir sesti kurt sesi. Ölümü hatırlatan, ürperten bir ses...

Geride, donup kalmış arkadaşlarının cesetlerini yiyen kurt görüntüleri hiç aklından gitmiyordu. Çölün akbabaları neyse, karın kurdu da oydu.

Donma, tatlı bir uyuşukluk ve karşı konulması güç tatlı bir uyku hâliyle başlıyordu. Askerler bu tatlı uyku haline karşı koymakta güçlük çekiyorlar ve bu rahatlığa kendilerini bırakıveriyorlardı. Bu bir gönüllü ölüm değildi, cenneti arzulayış değildi, bu bambaşka, anlatılmaz bir şeydi. Hani Mevlana’ya ‘’Aşk nedir?’’ diye sorduklarında, ‘‘Ol da gör’’ demişti ya, işte öyle bir şeydi bu. Anlamak için, donmak gerekti.

Rüzgâr yine bilmem kaçıncı kez uğuldayıp sustu.

Islık çalmaya çalıştı. Önündekilere bir şeyler diyecekmiş gibiydi.

Bir keresinde; ’’Ben ardınızdan ıslık çalarsam bilin ki donmak üzereyim demektir. O zaman bana yardım edersiniz’’ demişti.

Dudaklarını ıslık çalma vaziyetine getirdi. Ama yapamadı. Göğsünden kopup gelen hava olduğu gibi ağzında çıkıverdi ve buhar oldu. Tıpkı hayat gibi... Dudakları uyuşmak üzereydi. Silahını tuttuğu elinin parmaklarını oynatmak istedi. Parmakları silahının kayışında kilitlenmişti.

Uğuldayan rüzgâr mı yoksa kar mıydı? Yine havada bir uğultu...

Kar etrafta, baş döndürücü hızla savruluyor, kamçı olup yüzlere değiyordu. Arz, askerlerin adımlarını merkezine çekiyordu. Lakin bir adım duraklasa bir daha yürüyemeyecek haldeydi. Bir daha öndekilere yetişememe endişesi vardı içinde.

Yürüyüş kolundan kopmak demek, ölmek demekti. Herkes kendi derdindeydi. Düşene el vermek, yeniden doğrulamamak demekti. Sonra eller hissedilmiyordu ki düşene el verilsin. Düşen, karlı zeminde kalıyor ve tatlı bir uykuya dalıyordu.

Uyandırmalıydı kendisini. Yarı açık bilinci böyle diyordu. Kendini, boğulmakta olduğu kendi gölünden el vererek kurtarma çabasına düştü. Emanetin hakkını vermek için çabaladı, yani akîbeti için çabaladı. Evet, bu tatlı uykunun ardında şahadet vardı. Tatlı bir hayat vardı. İçindeki önü alınmaz bir güç, onu tatlı uykuya ve tatlı hayata bundan dolayı çekiyordu sanki. Ama yaşamak için direnmezse bu intihar olmaz mıydı? İnsan, bile bile ölümün kucağına nasıl atlayabilirdi ki? Böylesi bir mücadelede, kazanma kuşağında kaybetmek de vardı. Direndi...

Sonra, rüzgâr kaçıncı kez uğuldadı yine, kestirmek ne mümkündü.

Katılaşmış, buza kesmiş elbise tabutunun içinde, kaputunun karalığına tutunmaya çalışan şekilsiz başını oynattı. Görebiliyor muyum acaba, düşüncesiyle buzdan kaputunun bir yerlerinde karalık aradı. Etrafı görmediğini sandı. Her tarafın boydan boya beyazlıklar içinde olmasından, kar körlüğü denen göz donmasına tutulmaktan korkuyordu. Önce gözleri, sonra kendisi donan bir arkadaşının serzenişi hiç gözünün önünden gitmiyordu.

‘’Neden hemen gece oldu?’’ diye sızlanmaya başlamıştı arkadaşı. Gözleri donmuştu oysa.

Buz tutan elbisesinin bir yerindeki karalığı görünce sevindi. Başını yeniden oynattı ve hafif göğe dikti. Kar yağıyordu, yok savruluyordu aslında kar. Veya binlerce beyaz akbaba dönüyordu başında.

Kirpiklerini buza tutmuş bakışlarını kaputunun karalığından kaldırdı. Vücudunun kimi yerlerini hissetmiyordu. Uyandırmalıydı yüreğini, çocukluğunu, gençliğini uyandırmalıydı. Rüzgâra ıslık çalmalıydı. Islık çalmaktan hoşlanmazdı ama şimdi çalmalıydı.

Rüzgârın uğuldayıp uğuldadığını duymadı bu kez.

Gecenin beyaz mağarasında buzdan bir taş oluyordu ayak izleri. Yürüyüş kolunda epey geride kalmıştı. Zaman, ak kefeninin üzerine kara elbisesini giymişti.

Gecenin sayısız kar oyukları, sayısız yiğidi yutmuş bir daha geri vermemişti. Allahuekber Dağları, boydan boya kabristan olmuş, zemindeki karlar şehitlere kefen olmuştu. Rüzgâr habire oyuklar açıyordu zeminin bağrında. Rüzgâr, açtığı her bir oyuğa, yeni bir askeri çağırıyordu.

Rüzgârın ölüme davet eden sesi, sustu sonunda.

Bulutlar bir bir çekildi semadan. Zemin bağrını ayaza gerdi bu kez. Vakit azaldı, çok çok azaldı vakit. Gözlerinin önüne çocuklarını getirdi. Rüzgârın daha önceden açmış olduğu beyaz oyuğa buzdan bir heykel gibi düştü. Allahuekber Dağlarının zemini bir şehidi daha aguşuna aldı. Gözleri açık kaldı. Yüzünde tatlı bir tebessüm gözlerinde çocuk masumiyeti vardı.


Buzdan bir Dağ, buzdan bir Dağ’ı daha yutmuştu.

Rüzgâr artık hiç uğuldamıyordu...

Ruhu Şâd ola.


ALINTI: Sarıkamış Hikayeleri kitabından, Arif Akpınar, Muştu Yayınları




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
anları, bir, sarıkamış, son, şehidinin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557