Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > Diğer Dinler
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Diğer Dinler Diğer dinler hakkındaki tüm bilgiler.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17 Nisan 2012, 09:54   #1 (permalink)
Ee Sonra ?

.SuяLч. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: Kıbrıs
Yaş: 25
(Mesajlar): 12.985
(Konular): 3475
Renkli Para : 28612
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 13
Ruh Halim: none
Takım :
Standart Misyonerlik nedir, hedefleri nelerdir?

Latince “Missio” kelimesinden türetilen mission (misyon), sözlükte görev, yetki, bir kimseye bir işi yapması için verilen özel görev anlamlarına gelmektedir. Özel bir mana olarak ise bir dinin tebliğini yapmaya denir. Misyoner (missionnaire) ise bu dinin tebliğini yapan kimsedir. Misyoner kelimesi normalde bütün dinlerin mensupları için geçerli olmakla birlikte günümüzde özel olarak hristiyanlığı yaymak isteyenlere denilmektedir. Misyonerlik denilince akla hristiyanlığın gelmesinin en önemli sebebi “misyon” kelimesinin Yeni Ahid(İncil) diline ait bir kelime olmasıdır.
Misyonerlerin nihai hedefi bütün dünyanın hristiyanlaşmasıdır. Bu nihai hedeften önce hristiyan olan ve olmayan toplumlar için ayrı ayrı hedefleri mevcuttur. Hristiyan ülkeler için gayeleri hristiyanları birlik içerisinde tutmak ve Batı Emperyalizmi’nin ve kültürünün tüm dünyada hakimiyetini sağlamaktır.
Hristiyan olmayanlar toplumlar için gayeleri ise onları hristiyanlaştırmaktır. Şayet bu mümkün olmazsa onları kendi dinlerinden soğutmak, şüpheye düşürmek ve sonraki nesiller yoluyla da tamamen dinlerinden döndürmektir.
Misyonerlerin bu gayeye ulaşmak için takip ettikleri yöntemleri tarihi açıdan yedi döneme ayırabiliriz:
1- 33- 100 arası, Havariler Dönemi
2- 100-800 arası, Kiliselerin Kurulma Dönemi
3- 800-1500 arası, Ortaçağ Dönemi
4- 1500-1650 arası, Reform Dönemi
5- 1650-1793 arası, Reform Sonrası Dönem
6- 1793-1965 arası, Modern Dönem
7- 1965’ten sonrası, Diyalog Dönemi
Hristiyanların İslam ile tanışmaları 2. dönemin sonlarına denk gelmektedir. İslam’ın ilk yıllarında hristiyanların İslam’a bakışları ılımlı idi. Ne zaman ki İslamiyet hızla yayılmaya ve hristiyanların nüfuz bölgelerinde tesirli olmaya başladı, o zaman hristiyanlar da İslam’a karşı kin ve öfke ile dolmaya başladılar, düşman oldular. Ortaçağ dönemi bu düşmanlığın savaşlara dönüştüğü ve hristiyanların İslam’ı kılıçla yok etmeyi düşündükleri dönemdir. Bu yüzden pek çok Haçlı seferleri düzenlemişler fakat başarılı olamamışlardır. Türklerin müslüman olması da Haçlı seferlerinin akîm kalmasını sağlamıştır. Zaten muharip bir mizacı olan Türklerin şecaati, İslam’ın cihat ruhu ile perçinlenmiş ve manevi bir boyut kazanmıştı. Artık Türkler, İslam adına hristiyanların korkulu rüyası olmuştu. Zira Ortaçağ Avrupa’sında “Türk” ile “Müslüman” aynı anlamda kullanılıyordu.
4. ve 5. dönemler ise İslam’ı kılıç zoruyla yok edemeyeceklerini anladıkları ve içten çökertme hareketlerinin başladığı dönem olmuştur. Misyoner gönüllülerinin ülke ülke açılmaları bu dönemde başlar.
6. Dönem ise casusluk faaliyetlerinin arttığı dönemdir. Bu dönemde İslam adına en önemli güç olan Osmanlı’nın yıkılması için çeşitli plânlar yapılmıştır. Özellikle Londra Misyoner Teşkilatı bu işe çok önem vermiştir. İslam tarihine baktığımızda İslam’a karşı en büyük düşmanlığı İngilizlerin yaptığını görürüz. Dikkat edilirse müsteşriklerin de ekseriyeti İngiliz olup hep içten içe fitne sokmaya çalışarak İslam’ı ortadan kaldırmayı hedeflemişlerdir. Bu dönemde de Osmanlı topraklarında yaşayan hristiyan azınlıklar kışkırtılmış, onların ayaklanmaları için çaba sarf edilmiştir. Bu faaliyetlerin merkezinde ise yabancı okullar vardır. Bizzat casus ve misyoner yetiştirmenin yanı sıra silah kaçakçılığı ve silahlı faaliyetlerin de yapıldığı bu okullar, azınlıkların silahlanmasında da etkili bir rol oynamıştır. Bu döneme dikkat edilirse yabancı okulların arttığı rahatça görülebilir. Esasında bu okullar Fatih devrinde hristiyan din adamı ihtiyacını karşılamak üzere açılmış fakat Tanzimat’la birlikte yapı değiştirmiş, modern okullar haline gelmiştir. İhtiyacın çok üzerinde okul açılmıştır. Osmanlı’da yaşayan çeşitli etnik gruplardan öğrenciler alınmış ve bunlar etnik açıdan kışkırtılmıştır. Ayrıca Osmanlı’nın son dönemlerdeki hantal yapıdan dolayı okullardaki eğitimin yeterince kontrolü de sağlanamamıştır. Netice itibariyle gerek bu okullardan yetişenlerle gerek dışarıdan gelen casuslarla önce azınlıklar isyan ettirilmiş sonra da Türk olmayan Müslüman toplumlar kandırılmış, Osmanlıya karşı ayaklanmaları sağlanmıştır. Özellikle İngilizlerin ektiği nifak tohumları İslam âlemini parça parça etmiş, müslümanların toprakları emperyalist batılıların (özellikle İngilizlerin) sömürgesi olmuştur. Misyonerlerin emperyalist emelleri hakkında fikir vermesi bakımından Kenya’nın ilk başbakanı olan Kamau Kenyatta’nın sözlerini zikretmekte fayda vardır. Kamua Kenyatta misyonerlerin gayesini şöyle özetler:
“Misyonerler bizim topraklarımıza geldiğinde İncil onların, topraklar Afrikalıların elindeydi. Bize gözü kapalı dua etmesini öğrettiler. Neden sonra gözlerimizi açtığımızda, İncil bizim, topraklarımızsa onların olmuştu.”
Buraya kadar anlattığımız ilk altı dönemdeki yöntemler, misyonerlerin ağırlıklı olarak uyguladıkları yöntemlerdir. 1965 sonraki dönemde, yani günümüzde de pek çok yöntem kullanmaktadırlar. Amerika’nın Irak’ta yaptıkları, Ortaçağ hristiyan barbarlığını sergiliyor. Ayrıca bu saldırının emperyalist boyutu da gözden uzak tutulamaz. Keza şu anda pek çok kolejleri vardır. Yeni kolejler açma hatta üniversite açma ideallerinden asla vazgeçmemişlerdir. Nitekim 1950’li yıllarda Amerika, Türkiye’ye atom reaktörü vermeyi ve karşılığında da mahut misyoner okulu Robert Koleji’nin üniversiteye dönüştürülmesi teklifinde bulunmuştur. Ayrıca şu anda kolejlerin yanı sıra pek çok ana okulu, kreş, yabancı dil kursları ve özel okullar da açmışlardır. Ayrıca hastane, huzurevi ve açık misafirhaneler gibi hayır kurumları ile de faaliyet göstermektedirler. Yine son dönemlerde İslam toplumlarında alevi-sünni, sünni-şii gibi nifak tohumlarını canlandırmaya çalışmaktadırlar. Fakat günümüzde özellikle Amerika ve Almanya merkezli misyoner teşkilatları ön plâna çıkmıştır. Ayrıca Türkler, batıdan gelen misyonerlerin emperyalist düşünceli olduklarını düşünebilir ve tavır alabilir düşüncesiyle Türkiye’de faaliyet yapmak üzere daha çok Güney Koreli misyonerleri kullanmaktadırlar.
Misyonerler 1963’ten itibaren ağırlıklı olarak “diyalog” kelimesini zikretmektedirler. II. Vatikan konsülünde gündeme gelen diyalog söylemleri misyonerlerin yeni bir taktiğidir. Kendi içlerindeki mezheplere bile müsamahası olmayan hristiyanların İslam’a ve müslümanlara karşı ılımlı bir söylem geliştirmeleri calibi dikkattir. Nitekim J.B.Taylor: “Müslümanlar arasındaki misyonerlik çalışmaları diyalogun önemini ortaya koymuştur. Burada söz konusu olan diyalog misyonerliğe bir alternatif değil, bizzat şartlara uygun misyonerliktir.” demektedir. Nitekim dünya çapında Misyonerlik yapan iki kilise ile sıkı bir işbirliği içinde olduğu bilinen Bush’un ve ekibinin müslüman ülkelere olan saldırgan tutumları misyonerlerin diyalog söylemindeki samimiyetsizliği ve bunun bir taktikten ibaret olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Sevgi ve Diyalog söylemleri bir kılıftan ibarettir. İçlerindeki kini örtmek için kullandıkları bir maskedir. Misyonerler ısrarla dünya barışını, kardeşliği, sevgi ve hoşgörüyü savunurlar fakat müslümanların bulundukları bölgelerdeki ihtilaflarda, karışıklıklarda misyonerlerin parmağı vardır. Nitekim Osmanlı Devletini de bu nifak tohumları ile yıkmışlardır. Şu anda da gerek sünni-şii tartışmaları olsun gerek diğer ihtilaflar (Türk- Kürt, sağ-sol vb.) olsun hemen hemen hepsinde misyonerlerin rolünün olduğu görülür. Misyonerlerin, Müslümanlar arasına fitne sokmada bu kadar başarılı olmasının sebebi, onların gidecekleri ülkenin dini, içtimai ve kültürel durumunu önceden iyice inceleyip öğrenmeleridir. Zira zeki öğrencilerden seçilen misyonerler, hristiyanlık bilgilerini iyice öğrenmekten başka Arapça, İslamî bilgiler ve İslam felsefesi gibi ilimleri de öğrenirler.
Günümüzdeki misyonerlerin diğer bir maskesi de Evangalizm söylemidir. Misyonerlik kelimesi Müslümanlarda emperyalizm gibi, haçlı seferleri gibi olumsuz izlenimler oluşturduğundan bu maskeyi kullanmaktadırlar. Evangalistler; tek amaçlarının İsa’yı dünyaya duyurmak olduğunu ve kimseyi zorla hristiyan yapmak gibi bir niyetlerinin olmadığını söylerler. Kendilerinin ne Katolik ne Protestan ne de Ortodoks olduklarını, köklerinin hristiyanlığın ilk günlerine kadar uzandığını iddia ederler. Evangalistler kendilerini “Mesih İnanlıları” olarak tanıtan maskeli misyoner grubudur.
Misyonerlerin II. Vatikan Konsülünden itibaren uyguladığı diğer bir uygulama da mahalli kiliseleri güçlendirmedir. Eskiden kiliseler merkeziyetçi bir yapıya sahipti. Merkez kilise mahalli kiliseleri denetlerdi. Günümüzde ise mahalli kiliselerin yetkileri ve imkanları genişletilmiştir. Bu kiliselerin başlarına geçirilen din adamlarını da o bölgenin halkından seçmektedirler. Çünkü kendilerinden birisinin hristiyanlık propagandası yapmasının o bölge halkı üzerinde daha fazla etkisi olmaktadır.
Günümüzdeki misyonerlerin diğer bir metodu da İnkültürasyon metodudur. Buna göre hristiyanlar kendilerini gizlemekte ve muhataplarına onların kültürel ve dini değerleri ile yaklaşmaya çalışmaktadırlar. Mesela, müslümanlarla konuşurken tek tanrıya inandıklarından bahsetmekte, Hz. Peygamberi ve Kur’an-ı Kerim’i kabul ediyormuş gibi bir izlenim vermeye çalışmaktadırlar. Kuran’dan ayetler okuyarak hristiyanlıkla benzer yönlerini vurgulamaya çalışmakta ve kendileri kesinlikle inanmadıkları halde bütün dinlerin aslında aynı olduğunu iddia etmektedirler. Bunu muhatabına kabul ettirdikten sonra ise İslam’daki ibadetlerin zor olduğunu savunmakta ve hristiyan olup haftada bir kiliseye gitmekle yükümlülükten kurtulmalarını önermektedirler. Yalancılık, ikiyüzlülük veya en masumane ifadesi ile takiyye diyebileceğimiz bu metot günümüzde çok yaygınlaşmıştır. Muhataplarını kazanabilmek için her türlü hileye başvurmaktadırlar. Yıllarca komünizm idaresinde yaşayarak Müslümanlık namına hiçbir bilgisi olmayan Türkiye Cumhuriyetlerindeki Müslümanlara, dışında İstanbul basımı Kur’an yazan ve fakat içerisi incil ayetleri ile dolu olan kitaplar dağıtmışlardır.
Bütün bu metotlarla da hristiyanlaştırmayı başaramazlarsa yine vazgeçmemekteler ve müslümanları dinlerinden uzaklaştırmaya ve hristiyanlık kültürünü sokmaya çalışmaktadırlar. Böylece dinlerinden uzaklaşmış ve derin bir boşluğa düşmüş müslümanları sonraki nesiller itibariyle hristiyanlaştırmayı planlamaktadırlar. Zira dininden yana şüpheye düşürülmüş ve kendi yaşantısında kültürel olarak hristiyanlığın izlerini taşıyan birisinin elde edilmesi çok kolay olur. Bu yüzden günümüzde gerek yabancı filimler yoluyla gerek batılılaşmış aydınlarımız yoluyla hristiyan kültürünü bir hayli yaygınlaştırmışlardır. Öyle ki türk ve müslüman olduğu halde “Allah baba yukarıda” diyenler, noeli büyük bir coşku ile kutlayanlar ve bir hristiyan gibi düşünenler bir hayli fazladır. Nitekim rahip Samuel Zwemer, misyonerler için yaptığı bir konuşmada şöyle der:
“Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım. Başka yollar, başka çareler deneyelim. İslam memleketlerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, hristiyan adetlerini, hristiyan bayramlarını, hristiyan kültürünü, hristiyan ahlakını aşılayalım...” Rahip Samuel ayrıca bu yöntem sayesinde şu anda yüzlerce Müslümanın kalplerinden İslam imanını çıkardığını ve hristiyan dinine gizlice iman ettiğini de iddia etmektedir.
Hiçbir müslüman, İslam’ın nuru dururken tahrif edilmiş hristiyanlığın karanlığına kapılmaz. Bu yüzden misyonerler, dinine bağlı bölgelerde hangi yöntemi denerlerse denesinler başarılı olamamışlardır. Böyle yerlerdeki faaliyetleri daha çok müslümanları dinlerinden soğutmaya yöneliktir. Medyayı da kullanarak bu tahrifatı gerçekleştirmeye ve böylece manevi boşluğa düşürebildikleri müslümanlara cazip teklifler getirerek onları hristiyanlaştırmaya çalışmaktadırlar. Bu cazip teklifler para, iş imkanı, yurt dışında eğitim veya iş vaadi olabileceği gibi cinsellik de olabilmektedir. Yani hristiyanlaştırma uğruna kendileri açısından da ahlaksızlık olan şeylere tevessül edebilmektedirler. Bakınız Peder Louis Massignon bu konuda neler demekte: “... Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların milli ve manevî değerlerini, Batı Medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyet’ten uzaklaştırdık. İslamiyet’i öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı ve Kur’an-ı Kerim öğrenmeyi, suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu, tam olarak, hiçbir şeye inanmıyorlar. Ehl-i sünnet itikadı, başta gelen düşmanımızdır. Bu itikadı geçmişte sapık itikatlara yönlendirdik. Son yıllara ise müslüman görünen bazı ilahiyatçılarla, on dört yüzyıllık itikatlarını, ibadetlerini tartışılır hâle getirdik. Derin bir boşluğa düşürdük. Bundan sonra siz misyonerlerin işi daha kolay; maaş bağlayarak, vize vaadi, yurt dışında iş imkanı, hatta cinselliği kullanarak müslümanları hristiyan yapınız...”
Şüphesiz Firavun’un da bazı hedefleri vardı, Hz Musa’nın da... Nemrutların da hedefi olur İbrahimlerin de. Zıt hedefleri olan bu insanların hangileri muvaffak olmuştur? Hangileri daha gönülden ve daha fazla çalıştı ise o muvaffak olmuştur. Vehb bin Kebşe (r.a) İslam’ı tebliğ için Medine’ye bir yıllık mesafede olan Çin’e gitti. Bu ihlas ve gayretinin semeresi olarak İslam nuru Çin’de gönüllerle buluştu. Sahabe-i Kiram Efendilerimizin çok az bir kısmı Medine’de vefat etti. Büyük bir çoğunluğu irşad için gittikleri memleketlerde vefat ettiler. Onların bu gayretinin ve samimiyetinin semeresi olmak üzere İslamiyet kısa sürede birçok kıtaya yayıldı, birçok gönle ulaştı. Şimdi bu gayreti bazı misyonerler göstermeye çalışmakta. Sosyal statüsü yüksek de olsa, doktorluk vb gibi itibarlı meslek sahibi de olsa dünyanın en uygunsuz şartlarının olduğu yerlere gidip maddi imkanlarını ve bütün zamanını seferber edenler var. Deprem, sel gibi felaket bölgelerine anında koşan misyonerler var. Onların bu içten çalışmaları hedeflerine yaklaşmalarına neden olmaktadır. Bizim hedefimiz ise İslam nurunu tüm gönüllere ulaştırmak olduğuna göre onlardan daha fazla çalışmamız gerekmektedir. Şayet bizler ihlas ile bir adım atarsak Allahu Teala onu on kat bereketlendirecektir. Ülkemiz, misyonerlerin yoğun faaliyetlerinin olduğu bir bölgedir. Aynı zamanda turistik bir bölgedir. Bizler en azından burada yapılan misyonerlik faaliyetlerinin neticesiz kalması için insanlarımıza güzel dinimizi anlatıp, dinimizin muktezasınca amel edebilmelerini sağlayabiliriz. Turistik amaçla ülkemize gelen turistlerin kalplerine İslam güneşinin doğması için gayret edebiliriz.

<SPAN lang=TR>Batılı ülkelerde yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu boşlukta. Kiliseye gitmiyor, çünkü kilise, ruhunu tatmin etmiyor. Bu insanlara bizler İslam’ın güzelliklerini sunabilirsek Allah’ın da yardımıyla tahmin edemeyeceğimiz neticeler alabiliriz. Ve hatta İslam’ı yok etmek için gelen misyonerlerden bile İslam’ın nurunda hayat bulanlar çıkabilir. Yeter ki bizler dinimizi öğrenip, yaşantımızı güzelleştirip, gönlümüzü sahabe efendilerimiz gibi tebliğ arzusuyla doldurabilelim...






.SuяLч. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
hedefleri, misyonerlik, nedir, nelerdir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557