Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kadınca > Yemek Tarifleri > DİĞER YEMEKLER
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
DİĞER YEMEKLER Sitemizde kategorisi bulunmayan tüm yemekler bu forumdadır.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27 Aralık 2011, 23:58   #1 (permalink)
Çok Şükür...


∞ MαsαL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: ♫ ♫ ♫ ♫ ♫ ♫
(Mesajlar): 22.727
(Konular): 5773
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 787623
Aldığı Beğeni: 4232
Beğendikleri: 7438
Ruh Halim: Cok Asik
Takım :
Standart İçkiler,İçki Çeşitleri,İçki Tarihi

Bira

Bira'nın tarihçesi


4000 yıl öncelerinde Hitit' ler arpa, buğday, bal, elma ve üzüm ziraati yapmaktaydılar. En başta gelen gıdaları ekmek buğdaydan ve biraları arpadan yapılıyordu. Hitit' ler biraları dini tören ve merasimlerde hep içmekteydiler. Ve bu biraları buğday sapları ile içmekten büyük zevk duyuyorlardı. O günlerde yapılan biraların alkol dereceleri bugünküler kadar düşük değildi.


Bazıları birayı Sümerler tarafından Avrupa'ya geçtiğini, bazıları da Anadolu'dan Yunanlılar vasıtasıyla Germenlere ve Gallere ulaştığını vurgulamaktadırlar. Ama tarihçiler biranın o zamanlarda Yunanlılarda ve bugünkü İtalya'nın bulunduğu bölgelerde bira hakkında hiçbir emare bulunmadığını göstermektedir.


Bira aslında Orta Anadolu'dan ve Mezopotamya'dan Afrika yoluyla Avrupa'ya geçtiği, tutulan kayıtlarda bulunmuştur.


Bira tanrının bizi sevdiğinin ve eğlenmemizi istediğinin bir kanıtıdır. (Benjamin Franklin)


Ülkemizde ise bira 1862 yılında kendini göstermeye başlamıştır. Çünkü bu tarihlerde arpa suyuna konulmuş vergiler vardır. 1888 yılında bir Alman şirketi yurdumuzda bira üretimine başlamıştır. Daha sonra 1910 yılında bir Alman şirketi daha bira fabrikası açmış ve sonraları iki şirket birleşmişlerdir. Bira üretimi yine aynı yıllarda birkaç fabrikanın açılmasıyla devam etmiştir.


Bira çok kuvvetli bir B vitamini kompleksi kaynağı olup elverişli oranlarda alınırsa karaciğer ve safrakesesi fonksiyonları üzerinde faydalı etkiler yapar. Tuzsuz yemek yemek zorunda kalanlar için birebirdir. Böbreklerin iyi bir şekilde çalışmasını sağlar ve suyun böbreklerden kolayca atılmasını sağlar.


Bira insanların en çok tercih ettiği içkidir. Gerek yumuşak içimi gerekse düşük alkolü sayesinde insanların güzel bir aktiviteyi izlerken keyifle tattığı nadide hayat sularından biridir. Birçok ülkede Sake bira olarak adlandırılmakta ve satışı bu sınıflandırmaya göre yapılmaktadır.


Bira nasıl yapılır?


-Önce biralık arpalar boylarına göre ayrılır.

-Tanklarda iyice ıslatıldıktan sonra çimlendirmeye bırakılır.
-Daha sonra malt filiz kırma ve temizleme tesislerine geçilir.
-Malt kırma değirmeni yoluyla kırık malt deposuna aktarılır.
-Sonra sırasıyla şekerlendirme kazanı, aktarma kazanı, süzme kazanı ve kaynatma kazanlarına aktarılır.
-Elde edilen şıra şerbetçi otu ile süzüldükten sonra durulma kazanlarına aktarılır.
-Durulan şıra, şıra seperatöründen ve soğutuculardan geçirilerek fermantasyon kazanına aktarılır.
-Fermantasyondan sonra dinlendirilir. Filtre edilen bira pastörize edilerek tüketime sunulur.

Bira hakkında bilmeniz gereken bir kaç şey


-Bira -2 derecede donar.

-Bira hoş tadı ve ferahlatıcı özelliği yanında , içerdiği kalori ve vitaminler nedeniyle besleyici bir içkidir.
-Bira direk güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.
-Biranın üretimi ve korunması çok zordur.
-Bira içerdiği vitaminler nedeniyle ve alkol derecesi düşük olduğundan her türlü kimyasal ve fiziksel etkilerden çok çabuk etkilenirler ve bozulurlar.
-Her ne kadar bira çok özenle hazırlansa da çok kısa bir sürede bozulabilirler.
-Örneğin Tekel birası yapılması gerekenler sonucunda ömrünü iki ayda tamamlamaktadır.
-Bira stoklandığı yerde güneş ışığını görmemelidir.
-Nemli ortamlarda bira kutuları paslanabileceğinden , biralar nemli ortamlardan uzak tutulmalıdır.
-Biranın stoklandığı yer en çok 25 derece , en az 0 derece olmalıdır.
-Sürekli soğutulup ısıtılan bira çabul bozulur.
-İki kere soğutulup oda sıcaklığına bırakılan bira bulanır ve tortulanır.
-Tekel birasının ideal içme sıcaklığı 6-8 derece arasıdır.
-Aşırı sıcaklık biranın tadını garipleştirir.
-Düşük sıcaklıklar biranın aromasını ve bukesini gizler.
-Bira bardakarı sodalı ılık suda yıkanır.
-Deterjan ve sabunla yıkanmış ve iyice kurulanmamış bira bardakları biranın köpüğünü keser.
-Fıçı biralar 5-7 gün içinde bitirilmelidir.
-Şişe biralar 3-6 hafta içinde tüketilmelidir.

Beyaz, kırmızı ve siyah bira


Bugün dünyada en çok içilen bira sarı biradır. Türkiye'de sarı ve siyah biranın yanında alkolsüz bira da üretilmektedir. Sarı biranın ülkemizde insanlar tarafından daha çok tercih edilmesinin nedeni lezzetli oluşu ve alkol derecesinin düşük olmasındandır.


Kırmızı bira ise çoğunlukla Avustralya bölgesinde imal edilip ve tüketilmektedir.


Siyah bira öncelikle Almanya'da imal edilmiş günümüzde çoğu ülkede üretilmeye başlanmış ve büyük beğeni toplamıştır. Siyah biranın farkı kaynatılırken içine kavrulmuş malt konularak hazırlanmasıdır.


Ülkemizde TEKEL' in çıkardığı siyah birayı deneyebilirsiniz. Gerek içimi gerekse alkolü bakımından diğer siyah biralara nazaran iyi yapılmıştır.


Yine bu bira TEKEL'in diğer biralarına göre gayet lezzetli ve içimi hoştur.


Diğer ülkelerde sarı biraya beyaz bira da denmektedir. Aslında biz beyaz biraya sarı bira diyoruz.


Bira kokteylleri


Half & Half

Özellikle İngiltere'de çok popüler bir bira kokteylidir. Ale ve Stout biralarının yarı yarıya bardağa konulmasıyla yapılır.

Shandy Gaff

İki parça küp buz konmuş bira bardağının yarısına Ale veya Porter birasından , diğer yarısına da Ginger-Ale (Zencefil Gazozu) konarak hazırlanır.

Black Velvet

Bardağın yarısına şampanya , yarısına da Stout konularak yapılır.

Huckle My Butt

1 quart bira, ½ pint kanyak, 2 adet çiğ yumurta. Önce bir kap içinde yumurta,kanyak ve biraz toz şeker karıştırılır. İyice rendelenmiş ve dövülmüş tarçın , hindistan cevizi rendesi , karanfil ilave edilerek tekrar karıltırılır. Sonra süzülür. küp buzlarla içinde bir müddet soğutulur. Buzlar çıkarılır , soğuk bira ilave edilir. Servisi çok soğuk olarak yapılır.Bu dört kişiliktir.

Cuba Beer

Soğutulmuş bira bardağının dibine bir miktar tuz koyulur, bardağın içi küçük kalıp buzla doldurulur. Çok yavaş bir şekilde bira bardağa koyulur.

Bira servis yapılırken neler yapmalıyız?


-Bira güneş gören yerlerde tutulmamalıdır. Sıcak yerlere bırakılmamalıdır.

-Birayı donduracak şekilde soğutma yapılmaz ve soğutma işleminde buz kullanılmaz. Derin dondurucuya kısa bir süre de olsa bırakılmaz.
-Aşırı derecede soğutulan biranın kendine has tadı ve lezzeti gider. Köpürmez.
-İdeal bira 4 ila 8 derece arasında olmalıdır.
-Bira servis edilirken şişe sallanmamalı, köpürtülmemeli, şişenin kapağı çabucak açılmalıdır.
-Bira bardağa konarken , bardak hafifçe eğilmeli, sakince bardağa konmalıdır.
-Bira bardakları sabunlu suyla yıkanmaz. Tuzlu veya sodalı suyla yıkanmalı ve kurulanmamalı. Kendi halinde kurumaya bırakılmalıdır.
-Bira kalaysız kaplarda servis edilmez.
-Ağzı açık kalan bira çabuk bozulur.
-Ağzı iyice kapatılmamış bira kesilir.
-Büyük bira bardaklarında bira uzun süre de kalsa lezzetinden pek bişey kaybetmez.

Cin

Cinin tarihçesi


Dünyaca ünlü cinin hikayesini sizlere biraz bahsetmek istiyoruz. Hollanda Leiden ünversitesi kimyagerlerinden Franciscus De La Boe insaları zinde tutabilecek ve hastalandıkları zaman iyileştirebilecek bir ilaç bulmaya çalışıyordu.


Araştırmaları sırasında çavdardan damıtma yoluyla bir ilaç elde etmiş ve bu ilacı da ardıç tohumları ile ikinci kez damıtarak yeni bir ilaç bulmuştu. Bu ilaca Genievre (Fransızcada ardıç) adını vermiştir. Hollandalılar da bu ilaca çok çabuk alışmışlar ve ona Genever adını vermişlerdir.


İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth İspanya Kralı II. Felipe'ye karşı savaşmak için Hollanda'ya ordusunu göndermiştir. Asleri birlilk dönüşte Geneverin formülünü de getirmişlerdir. Bunun adını da Gin olarak değiştirmişlerdir. Sonraki yılarda İngiltere de büyük bir cin endüstrisi kuruldu. Dünyada cini tekellerine geçirdiler.


Cinin kimyası


Cin arpa ve buğday şırasına ardıç eklenerek üretilir. Cinin kaliteli olabilmesi çin süzme işleminin çok yavaş gerçekleitirilmesi gerekir. Damıtma işleminden sonra renk vermeyecek kaplarda en az beş ay yıllandırılır. Cin kokteyl yapımında çok önemli bir yer teşkil etmektedir.


Cinin aromatik maddesini ardıç teşkil eder. Ardıç ülkemizin çeşitli bölgelerinde yüksek yaylalarda, özellikle Uludağ'ın 1300 metre yüksekliğinden başlayarak 2000 metreye kadar olan kısımlarında yetişir.


Ardıçlar genelde muhtelif türlerde olur ve hemen hemen birçok ülkede bulunur. Bir kısmının meyvesi kırmızı, bir kısmının süyaha yakın koyu menekşe rengi vardır. Önce yeşil daha sonra kendi rengini alan bu meyve yurdumuzda kasım ve aralık aylarında toplanır ve kurutulur.


Ülkemizde de TEKEL cin üretimi yapmaktadır. Dünyadaki en iyi cinler başta Gordon's Dry Gin olmak üzere, Plymouth Gin, Old Tom Gin, Booths Gin, Gilbery's Gin, Silver Top Gin şeklinde sıralandırılabilir.


Kanyak

Kanyak'ın tarihçesi


Konyak yalnız Fransa' nın Cognac kasabasında üretilmektedir. Brandy cognac kasabası dışındaki üretim merkezlerindeki üretilen kanyağa verilen addır. Brandy, brandewjin (Flemenkçe) sözcüğünden türemiştir. Anlamı da damıtılmış şaraptır. İngilizler brandy olarak kısaltmışlardır.


Brandy şarabın damıtılmış halidir. Sebebi ise 16. yüzyilda Cognac kasabasına yakin bir liman sehri olan Rochefort' dan tüccarların ülkelerine şarap götürmek istemeleridir. Fakat şarap yolculuğa dayanıksızdır. Bu yüzden şarabı damıtarak taşımayı sağlamışlardır. Böylelikle brandy meydana çıkmıştır. Cumhuriyet döneminde konyak Türkiye' de de üretilmeye başlamıştır.


Ancak uluslar arası yasaklardan dolayı ürettiğimiz bu içkiye konyak adı verilmiyordu. Bu yüzden konuyu Atatürk' e çıkarmışlar ve O da şu şekilde bir çözüm bulmuştur. Ülkemizde üretilen konyaklara kanyak adı verilecekti. Konyağın insanın içini ısıtmasından dolayı kan yakan anlamında kanyak denilmiştir. Günümüzdeki konyak mı kanyak mı sorusuna bu bir cevap olacaktır.


Kanyak hakkında kısaca


Brandy' ler kanunen en az üç yıl fıçılarda dinlendirilmelidir. Fakat üreticiler kaliteyi artırmak için 4-5 yıldan az dinlendirme yapmazlar. Kaliteyi artırmak için dinlendirme süresi uzatılabilir. Bakır imbiklerde en az iki defa damıtılır.


Damıtılıp dinlendirilen brandyler belli bir yerde harmanlanır. Harmanlamanın amacı farklı bölgelerden toplanılan bu brandylerin birbiri ile kaynaştırılmasıdır. İstenilen kıvama gelince saf su ile alkol derecesi düzenlenebilir.


Likör

Likör hakkında


Likörler içki dünyasında çok büyük yer işgal etmektedir. Likörler genellikle meyve, alkola, esans ve enfüzyondan imal edilirler. Likör yapımını bir sanat olarak görmeliyiz.


Likörü yapmadan önce mutlaka bir labaratuvar çalışması şarttır. Bunu bir bilim dalı olarak bile sayabiliriz. Kaliteli bir likör yapımı çok uzun uğraşlar sonucu ve deneyimle yapılabilmektedir.


Likörler iki ayrılır. Birinci nevi likörler; meyve likörleridir. İkincisi ise; meyve ve nebat likörleridir. Birinci gruba çilek, ahududu ve kayısı gibi likörleri, ikincisine turunç, altın ve beyendik gibileri sayabiliriz.


Yine başka bir sınıflandırma yaparsak likörleri kalite bakımından dörde ayırırız.



-Adi likörler

-İnce likörler
-Yarım ince likörler
-Çok ince likörler

Dünyada yüzlerce likör çeşidi bulunmaktadır...


Elixir Garus Likörü

Yeşil Ceviz Kabuğu Likörü
Chartreuse Jeune
Acıbadem Likörü
Apry (Kaysı) Likörü
Apsinthe Ratafyası
Amerikan Bitter
Amsterdam Bitter
Ananas Likörü (Créme de ananas)
Anizet Likörü (Anisette)
Ağaç Çilekli Vişne Likörü
Ayva Likörü
Ahududu Likörü (Créme de Franboises)
Altın Likörü (Liqueur D'or)
Acı Mandalina Likörü (Apperitif aux mandarines)
Bal Likörü
Bardat Likörü
Beyendik Likörü (Benedictine)
Muz Likörü
Portakal Çiçeği Likörü
Cedrat Likörü
Kakao Likörü
Vişne Likörü (Cherry Brendy)
Cherry Nalivka
Cherry Whisky
Gül Likörü (Créme De Rose)
Menekşe Likörü (Créme De Violettes)
Vanilya Likörü (Créme De Vanille)
Çay Likörü (Créme De Thé)
Mandalina Likörü (Créme De Mandarine)
Frank Üzümü Likörü (Créme De Cassis)
Créme De Fraises
Créme De Noyau
Nane Likörü (Créme De Menthe)
Damson Gin
Drambuie
Eau De Vie De Danzig
Falernum
Fiori D'alpi
Yasak Meyve Likörü (Forbidden Fruit)
Pelin Likörü (Genepi)
Geranium Likörü
Gentiane Likörü
Grand Marnier
Izarra
Irish Mist
Lacers Cognar Créme Liqueur
Limon Likörü
Marasken Likörü
Melek Otu Likörü (Angelic)
Monastine Abbaye St. Graiten Likörü
Aşk Likörü (Parfait D'amour)
Yabani Erik Likörü (Prunelle)
Persicot Likörü
Raspail Likörü
Rossolio Likörü
Rabinowka Likörü
Royal Cherry Chocolate Likörü
Royal Orange Chocolate Likörü
Çikolata Likörü (Royal Mist)
Strega
Silver Wasser
Şeftali Likörü (Peach Brendy)
Turunç Kabuğu Likörü
Vieille Cure Likör
Kahve Likörü (Créme De Moccah)
Çilek Likörü
Dut Likörü

Ülkemizde üretilen likörler tamamen meyveden yapılırlar. Ülkemizde üretilen likörlerin büyük çoğunluğu yurt dışındaki yarışmalardan birçok altın ve gümüş madalya getirmiştir. Bunlara bir iki örnek verelim.


-Isparta Gül Likörü yurtdışında bize üç altın madalya getirmiştir.

-Ahududu Likörümüz bir altın ve iki gümüş madalya getirmiştir.
-Çilek likörü iki gümüş ve bir bronz madalya almıştır.
-Konya Kayısı Likörü bir gümüş madalya almıştır.
-Adana Portakal Likörü bir altın bir gümüş madalya getirmiştir.
-Bodrum Mandalina Likörü bir altın ve bir gümüş madalya almıştır.

Sizlere Türk likörü hakkında çok çarpıcı bir iki şeyden daha bahsetmek istiyoruz. Ahududu likörümüzün kalitesinde dünyanın hiçbir yerinde ahududu likörü üretilememektedir. Bir zamanlar bizim ünlü kahve likörümüz Paşa Likörü dünyanın en iyi kahve likörleri Tia Maria ve Kahlua ile sürekli kapışmaktaydı. Ama artık günümüzde bunların hiçbirine sahip çıkmadığımız için unutuldular. Günümüzde bunları bulmak artık çok zor veya imkansız gibi.


Rakı

Rakının tarihçesi


İtalyanca "Giouzo" kelimesinden türeyen Ouzo yani türkçesi Uzo, ingilizce "For Use" anlamına gelen "Kullanılabilir" demektir. Osmanlı döneminde rakı sandıklarının üzerine "Ouzo Masslia" damgaları vurulurmuş. Bu da "Marsilya'da kullanılabilir" anlamına gelmektedir. Yine IV. Murat zamanında alkole düşkün olmasından dolayı yurtdışından sürekli içki getirilirmiş. Fransa'dan gelen içkiler Yunanistan'ın Pire şehrinde Yunan gemilerine yüklenip İstanbul'a getirilirmiş. Malum Osmanlı İmparatorluğu'nun o dönemlerinde içki yasak olduğundan dolayı rakı sandıklarının üzerine "Yalnızca Sultan içindir" anlamına gelen "Ouzo Sultan" damgaları vurulurmuş. Yunanistan'ın bu şirin kasabasında bu rakılardan hoşlanan bir kısım rakısever gemilerden birkaç rakı alıp evlerine götürmüşler ve sonra da imal etmeye başlamışlardır.


1880'lerde ise Sarıcazade Ragıp Paşa'nın Tekirdağ yolu üzerindeki Umurca Çiftliği'nde yaptığı Umurca rakısının ünü tüm ülkeyi sarmıştır. Bu rakının yanı sıra, Erdek rakısı ve Deniz Kızı Rakıları da beğenilen rakılarmış. Yine eskilerde boğazda çilingir sofralı kayık sefaları yapılır, kayıkta sazlar çalınır, taze balıklar, siyah ve sarı havyar, Gelibolu sardalyası, Tirilye zeytini, balık yumurtası, türlü peynirler ve meyveler bu rakılara meze yapılırmış. Bomonti Rakısı, Alem Rakısı, Elif Raksı, A Rakısı, Baküs Rakısı, Hanım Rakısı, Keyif Rakısı, Ruh Rakısı, Jale Rakısı, Dimitrokopulo Rakısı, Çamlıca Rakı, Dem Rakı, Fertek Rakı, Efe Rakı, Olgun Rakı, Bahçe Rakı, Üzüm kızı ve Memur Rakıları dönemin en meşhur rakılarıymış.


1944 yılında çıkan bir yasadan sonra rakı üreticilerinin tamamı kapatılmış ve Rakı üretimi TEKEL ile birlikte tamamen devletin kontrolüne geçmiştir. 1930'lu yıllarda 48 tane kayıtlı rakı üreticisi varken, büyük kentlerde, Eskişehir, Balıkesir, Edirne, Kastamonu, Muğla, Antalya, Çanakkale, Erzurum, Giresun, Kocaeli, Konya, Samsun ve Trabzon gibi şehirlerde de piyasaya sunulan 100'den fazla rakı markası bulunmaktaymış. Neyse bu kadar üzüntü verici hikayeleri bir yana bırakıp sizlere burada rakı içerken yanında ne yememiz, neler hazırlamamız gerektiği hakkında bir kaç meze tarifi sunacağız. Tabii ki bunlar dengeli bir rakı içimi ve hazım kolaylığı sağlaması içindir.


Rakı hakkında kısaca


Kısrak sütünden yapılan kımızdan damıtılan kımız rakısı "Arika"dan türeyen Rakı çok uzun yıllardır Türklerin milli içkisi olmuştur. Bunun sebebi rakının Türkler tarafından bulunmasıdır. Dünya üzerinde rakının ilk kez Osmanlı sınırları içinde üretildiğini tüm dünya kabul ediyor. Günümüzde Yunanlılar rakıyı Uzo diye tanıtıp tüm dünyaya bunun bir yunan içkisi olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar.


Avrupa Konseyi Alkollü İçkiler Ekspresler Komitesi diğer içkilerde olduğu gibi (Skotch Whisky) rakıyı da Turkish Rakı olarak adlandırmıştır. Türkiye'de çeşit çeşit rakı üretilir. Bunlar Kulüp Rakı, Altınbaş Rakı, Tekirdağ Rakısı, Yeni Rakı, Çilingir Rakı, Mercan Rakı, İzmir Rakısı, Efe Rakı, Fasıl Rakı, Burgaz Rakı, Ata Rakı, Aslan Sütü, Tekirdağ Gold'dur.


Halk arasında rakının kaliteli olup olmadığını anlamak için rakı şişesinin altındaki numaraya bakılır. Halbuki bu kan yanlıştır. Çünkü bu sadece şişenin imal seri numarasıdır. Bir başka kanıya göre rakı şişesi sallanır ve içinde pullanmalar olur. Pullu rakının kaliteli olduğuna inanılır. Bunun sebebi de aşırı soğutulan rakının dışarı çıkarıldığında içindeki aromanın kristalleşmesidir. Tam aksine rakı özelliğini kaybetmiştir. Rakı kuru ve yaş üzüm ispirtosunun anason tohumları ile ikinci bir damıtılmadan sonra elde edilir. Yıllandırma iki ila altı ay arasında meşe fıçılar içinde yapılır. Litre başına en fazla beş gram şeker katılabilir.


Halk arasında rakıya aslan sütü denilmesinin nedeni eski Osmanlı meyhanelerinde rakının aslan kabartmalı kaplarda sunulması ve renginin sütle aynı renkte olmasıdır. Ve bu inaşının sonucunda insalar rakının içildiği zaman insana cesaret vereceğine inanır. Halbuki tüm alkollü içkiler gibi rakı da insanın kaslarını ve sinirlerini gevşetir.


Dünyadaki diğer rakı çeşitleri şunlardır;

-Sake Rakısı : Japonların ve Çinlilerin pirinçten elde ettikleri rakıdır.
-Slivovits : Sırbistanın erikten ürettikleri rakıdır.
-Kumovica : Yugoslavların üzümden imal ettikleri rakıdır.

Eski rakılarımız hakkında


Vefa Zat, iletişim Yayınlan'nın "Ehlikeyfin kitapları"' dizisinden çıkan Adabıyla Rakı ve Çilingir Sofrası kitabında, önce rakının tanımını veriyor; "Kuru üzüm alkolü bakır imbiklerde anason tohumuyla ikinci kez damıtılır, litresine en fazla 10 gram şeker konur, kaliteli suyla karıştırılır ve dinlendirildikten sonra şişelenir."


Rakı, ansiklopedik tanımıyla bu. Ama, görünüşte bu kadar basit olan rakı bir zamanlar inanılmaz derecede çeşitliymiş. Evliya Çelebi Seyahatnamesine göre rakı ürericilerine "Arakçıyan esnafı" denirmiş ve bunlar da muzlu rakı, hardaliye rakı, nar rakısı, anlamına gelen "Arak" sözünden türediği. Araki, terleten anlaımına geliyor. Rakı da, Arakiden türemiş bu görüşe göre. Bazıları da iri, uzun taneli ve kalın kabuklu "Razaki" üzümünden yapılan anasonlu rakının razakiden dolayı zamanla raki, sonra da rakı diye adlandırıldığını ileri sürüyorlar. Gerçekten de eskiden razaki üzümünden nefis rakılar yapılırmış. Rakının ilk kez Irak'ta yapılıp buradan komşu ülkelere yayıldığı, bu yüzden de Irak kökenli anlamına gelen "Iraki" sözcüğüyle anıldığını düşünenler de var.


Bir başka senaryo da, rakı kelimesinin kısrak sütünden yapılan kımızdan damıtılan kımız rakısı "Arika"dan türediği. Vefa Zat, tüm bunları sıraladıktan sonra, "Bence rakının araktan kaynaklanmış olma ihtimali daha mantıklı," diyor. Kaynağı ne olursa olsun, adı nereden gelirse gelsin, rakı Türkiye'nin içkisi. Osmanlı döneminde bile en sevilen içki. Tarihi bilgiler de bunu doğruluyor. Mesela I880'lerde Sarıcazade Ragıp Paşa'nın Tekirdağ yolu üzerindeki Umurca Çiftliği'nde yapılan Umurca rakısı, çok ünlüymüş. Bu rakının yanı sıra, Erdek rakısı ve Deniz Kızı da pek beğenilirmiş.


Abdülhak Şinasi Hisar'ın Boğaziçi Mehtapları kitabında yazdığına bakılırsa, boğazda çilingir sofralı kayık sefaları yapılır, kayıkta sazlar çalınır, taze balıklar, siyah ve sarı havyar, Gelibolu sardalyası, Tirilye zeytini, balık yumurtası, türlü peynirler ve meyveler bu rakılara meze edilirmiş...


Sonra Bomonti rakısı bu rakılara rakip çıkmış İzmir'deki bir fabrika Bomonti rakısı ve Alem rakısı adlı iki ürün çıkarmış. Bunlardan iyi dinlendirilmiş Bomonti, epey tutulmuş. Ardından, Kadıköy Söğütlüçeşme'de imalathanesi bulunan Constantin Georgiadis'in yaptığı Elif ve A rakıları piyasaya sürülmüş. Galata'da yapılan Baküs rakısı da bu kervana katılmış. Hanım, Keyif, Ruh, Jale, Dimitrokopulo, Efe, Bahçe, Üzüm kızı ve Memur da dönemin diğer rakı isimleriymiş...


Kitapta I935 yılının Ayda bir dergisinden bir de ilan yer alıyor. Aynen şöyle: "Mideyi bozmaz! Başı ağrıtmaz! Susatmaz! Halis üzümden çekilmiş ve uzun müddet dinlendirilmiş, rakıların en iyisi Bilecik Rakısi'dır." Aynı rakı, Cumhuriyet Almanağı'na da şu ilanı vermiş: "Medhüsenasına lüzum göstermeyen, fevkalade Bilecik rakısı..."


Bahçe rakısı ve Olgun rakı ise 1930'ların diğer rakıları. '40'larda bunlara Galata'da yapılan Çamlıca, Dem ve Fertek rakıları eklenmiş. Peki bu rakılara ne mi olmuş? İşte orası çok hazin... Adları bile insanı çakırkeyf etmeye yeten bu rakılar, 1944'ten sonra ortalıktan kayboluvermiş... Çünkü 1944'te, rakı üretme ve satma hakkını sadece Tekel Genel Müdürlü-ğü'ne veren kanun çıkmış.Devletin demir eli, bu renkli sektörün üstüne bir kabus gibi çöküp herşeyi tuzla buz etmiş. Tekel'den önce sadece 1938 yılında 48 tane rakı üreticisi varmış. Büyük şehirlerin yanı sıra Eskişehir, Balıkesir, Edirne, Kastamonu, Muğla, Antalya, Çanakkale, Erzurum, Giresun, Kocaeli, Konya, Samsun ve Trabzon gibi illerde de harıl harıl rakı damıtılıyormuş. Bazı imalatçılar değişik kalitelerde iki-üç rakı yaptıklarından, o yıllarda piyasada yüz civarında marka bulunduğu tahmin ediliyor.


Gerçi bu devletleştirme, rakıcıların devletten yedikleri ilk tokat olmamış. Geri kafalı siyasetçiler 1920'de kanunla her türlü içkinin yapılmasını, satılmasını ve içilmesini yasaklamışlar. Rakı üretenler batmış, onların yerine kaçak rakı imalatı yaygınlaşmış. Üzüm evlerde kıyma makinelerinde kıyıldıktan sonra, çamaşır leğenlerinde mayalandırılıyor, gaz tenekelerinden yapılan imbiklerde de damıtılıyormus. Tabii bu rakılar berbatmış. Vefa Ağabey'in Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Meyhanede Kadınlar kitabından aktardığına göre, bir gün sarhoşun biri kötü rakıdan içerken şöyle isyan etmiş:


"Getir ulan... Anasını sattığımın dünyası... Polis mi gelecek? Jandarma mı? Birkaç tek ikramla gönüllerini alırım. Tenezzül edip istanbul Valisi burayı şereflendirseler bir iki toka ile işi geçiştiririm. Her zaman ziyafetlerde şampanya içilmez ya... Yasaktan sonra rakılar ne hale geldi. Tatsın da anlasın. Görevlidir." Neyse ki bu saçmasapan yasa akşamcıları 6 yıl inlettikten sonra kalkmış. Rakıcılar da kaliteli rakıya susamış tiryakilerin açlığı sayesinde eski günlerine dönüvermişler. Ama bu kez de '44'te devletçilik fırtınası bu güzel rakıları tarihe gömmüş.


O zamanki adı "İnhisarlar idaresi" olan Tekel, değişik fabrikalarda ürettiği rakılarını farklı isimlerle piyasaya sürmüş. "Aliyülala Gazi Ayıntap Rakısı", "Halis soma ve anasondan mamul Ala Boğaziçi Rakısı", "Hususi fevkalade rakı", "Hususi ala rakı", "Nazilli rakısı", "Aydın rakısı", "Yalova rakısı". "Filurya rakısı" ve "İyi rakı" bunlardan bazılarıymış...


Aradan 50 yıl geçtikten sonraki durumu ise hepimiz biliyor, yaşıyoruz. Rakı üretimi hala devletin tekelinde. Üstelik, dünyada alkolizmle savaşan bir-iki İskandinav ülkesi dışında içki üretiminde devlet tekeli hiçbir ülkede kalmamışken bu böyle... Devlet rakı talebini karşılayamıyor, aldığı üzümü rakıya yetiştiremiyor, berbat pancar küspesi alkolünü rakılara katıp üzümden gelen o güzelim tadın içine ediyor. Bazen de anasonu az aldığından rakıya az koyuyor, rakı diye tatsız tutsuz bir alkol yapıyor bu defa. Üstelik rakıların içenin gönlünü okşayan bir özelliği de yok. Kulüp rakısının o nefis etiketini saymazsak, diğerleri hiçbir özelliği, otantikliği olmayan, sıradan etiketler, sıradan şişeler ve sıradan isimlerle pazarlanıyor.





.




∞ MαsαL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 27 Aralık 2011, 23:59   #2 (permalink)
Çok Şükür...


∞ MαsαL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: ♫ ♫ ♫ ♫ ♫ ♫
(Mesajlar): 22.727
(Konular): 5773
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 787623
Aldığı Beğeni: 4232
Beğendikleri: 7438
Ruh Halim: Cok Asik
Takım :
Standart

Rom
Romun tarihçesi & kimyası

Ülkemizde ROM olarak bilinen diğer ülkelerde İngilizce RUM, İspanyolca RON, Fransızca RHUM olarak bilinen şeker kamışından yapılan bir çesit içkidir. İsmini şekerin latincesi olan SACCHARUM' dan aldığını savunanlar olduğu gibi gürültücü manasına gelen RUMBUSTION veya RUMBULLION kelimelerininden de türediğini iddia edenler de vardır.


Rom Karayip adaları başta olmak üzere Güney Amerika ülkelerinin çoğunda üretilmektedir. Başlıca iki şekilde imal edilirler. Dark rum ve Light rum. Koyu renkli olan dark rum daha ağır yapılı ve aromatiken renksiz olan light rum hem yapı itibariyle hem de aroma itibariyle çok daha hafiftir. Bu iki ana çeşitin dışında bunlara benzer başka türler de vardır. Koyu renk olanları genelikle mese fıçılarda üç veya daha fazla sene dinlendirilir. Açık renkli olanları ise pek yıllandırılmaz.


Dünyanın bir çok yerinde şeker üretimi için yetiştirilen şeker kamışı sıkılıp suyundan şekeri alındıktan sonra geride kalan melasi tekrar sulandırılarak sıkılır. Elde edilen bu şekerli karışımın fermantasyonu yani mayalanma işlemi gerçekleştirildikten sonra bazı yerlerde Pot still bazı yerlerde Patent still kullanılarak damıtılır.


Romun başlangıcı Kaşif Kristof Kolomb' un Karayip adalarına şeker kamışını götürmesiyle başlar. Bu bitkinin üretiminde çalıştırılmak için Afrikadan götürülen köleler içki ihtiyacını karşılamak için bu bitkinin melasından elde edilen ham alkol daha sonra Amerikalilarin da hoşuna giderek bu bölgede de yetiştirilmeye başlanır.


Romun yapıldığı ülkelere göre kendine özgü özellikleri vardır. Koyu renkli olanlarının mayanlama süresi daha uzun tutularak şeker kamışından daha çok karakter ve rayiha alması sağlanır. Açık renkli olanları çok daha çabuk bir şekilde mayalandıralarak hemen damıtılır. Dolayısıyla yapı itibariyle çok daha hafif ve hatta bazıları neredeyse vodkaya yakın bir şekilde renksizdir. Romların koyu veya açık olarak renklendirilmesinde karamel kullanılır.


Romlar üretildiği yere göre ayrı özellikler taşır. Mesela Jamaika da yapılanlar koyu renkli ve daha ağır yapılı iken Puerto Rico da yapılanlar genelikle açık renkli veya renksiz ve hafiftirler. Bacardi bu ikincisine örnek tipik bir markadır. Dry Cane beyaz Captain Morgan Lambs Navy Rum önde gelen koyu renkli Rom markalarıdır.
Sake
Sake hakkında kısaca

Sake pirinç ve tahıl özünden yapılan meşrubat tarzı bir içkidir. Bira ve şarapa göre biraz daha fazla alkol içerir ama şaraptan hafif ekşimsi bir tadı vardır. İçimi şarabı her ne kadar anımsatsa da eşsiz bir tad vermektedir. % 13-16 arasında alkol katılarak damıtılır. Sake yıllandırılmaz ve satın alındıktan sonra tüketilmesi gerekmektedir. Aromasını çok iyi koşullarda muhafaza edilirse 6 aydan 1 yıla kadar koruyabilmektedir. Pirinç ve tahıldan üreitldiği için Amerika birleşik devletlerinde Sake bira olarak sınıflandırılmaktadır.
En Meshur Sake: Hakusan Sake

California' da Sacramento Vadisinde kısa tahıllardan üretilir. Tat olarak çok güzel ve günün herhangi bir vaktinde tüketilebilir.


Diğer Sakeler Oseki Sake

-Sho Chiko Sake
-Gekkeikan Silver Sake
-Daiginyo Sake
-Ginjo Sake

Şampanya
Şampanya hakkında

Bu düşüncenin altında, Dom Pierre Perignon, Fransa tarihinin en güzel ve etkileyici kadınlarından Madame de Pompadour ve bir de Fransa'nın "şampanya" adını markaya dönüştüren ve başka köpüklü şaraplar için kullanımını engelleyen yasa yatıyor. Söylentiye göre, 1676 yılında, Epernay'daki Hautvillers Manastırı'nın keşisi Dom Pierre Perignon (1638-1715), ilk köpüklü şarabı rastlantısal olarak elde etti. Değerli şaraplar, geleneğe uyularak, yapıldıktan hemen sonra fıçılara konulup eskitilirdi.


Bu eskitme sırasında, fıçıda, ikinci mayalanma nedeniyle oluşan karbonik gaz normalde uçup gider. Ancak o yıllarda, sonbaharda şişelenen kimi şarapların ilkbaharda yeniden mayalanmaya uğrayıp, tıpaları fırlatması, Champagne'lıları saşırtmış ve bu şaraplara "vindiable", yani şeytani şarap adını takmışlardı, Ama Dom Perignon, bu patlama olayına neden olan mayalanmanın karbonik gazdan kaynaklandığını fark etti ve değişik köylerde yetişen üzümleri karıştırarak, dengeli bir şarap üretmeye başladı. Dom Perignon, tıpaların fırlaması sorununu da, tıpaları şişeye bağlayarak çözdü.


Böylece sıradan şarabın zaten var olan büyüsüne, bir de bu gaz kabarcıklarının büyüsünü eklemeyi başardı. Başardı diyoruz; çünkü, şaraba gerçekten çok zahmetli işlemler uygulamak zorunda kalmıştı. Şaraba şeker ekledikten sonra üç ay fıçılarda bekletmek, bu sırada şişeleri özenle sürekli çevirmek, oluşan tortuyu karbonik gazın çıkmasına izin vermeden çabucak şişenin dışına alabilmek o dönemin olanaklarıyla hayli zordu.


Böylece şampanya, keşiş ve şarap ustası Dom Perignon'dan bu yana hep özel bir içki olarak kaldı.Ancak şampanyanın ününü sadece keşiş Dom Pierre Perignon'a mal etmek, Madame de Pompadour'a haksızlık olur. Fransa krallarının resmi eşleri dışında resmi metresleri de vardı.XV. Louis'nin metresi Chtearoux Düşesi aniden ölünce, kral bu makam için meziyetleri çok konuşulan Madame de Poisson'u seçti.Bunun üzerine genç kadın eşinden boşandı ve Versailles Sarayı'nın çatı katlarından birine yerleşti.Yeni Pompadour markizi, güzel olduğu kadar akıllı, zeki ve kültürlüydü de. Saraylar ve şatolar yaptırdı. Hala ülkenin en değerli mimari anıtları olarak dimdik ayakta duruyor bu yapıtlar. Saraylar ve şatolar tek başlarına bir şey ifade etmeseler de, aslında bunlar iyice incelen Fransız zarafetinin birer simgesi haline dönüştü. Ansiklopediler, hatta Fransızlar'dan pek hoşlanmayan ingilizler'in ansiklopedileri bile, Madame de Pompadour'un yirmi yıllık iktidarı sırasında Fransız beğenisinin doruk noktasına çıktığını yazıyorlar. Diğer yandan Madame de Pompadour, krallığının sonunu hazırlayan bir girişime de önayak oldu. Hür düşünceyi savunan ve 1789 Fransız Devrimi'ne öncülük eden Voltaire'i ve diğer ansiklopedistleri destekledi. Ünlü "Ansiklopedi" biraz da onun desteği ile yayınlanabildi.


İşte bu güzel ve akıllı kadın şampanyanın bütün güzelliğini sağladığını söyleyince, bu içki birden bire saray ve çevresinin favori içkisi haline dönüştü. Bu gelenek, yani şampanyanın bütün güzelliklerin anası olduğu fikri ve lüksü temsil etmesi o günden bugüne sürüyor. Fransız şarapçılık uzmanları, şampanya üretimi sırasında uygulanan işlemlerin aynısının başka yerlerde de yapılabileceğini söylemelerine rağmen, elde edilen şaraba şampanya denilmesi yasayla engellenmiş. Çünkü, aynı teknolojiye sahip tesislerde üretilse de, bu asmalar ithal edilse bile, Champagne yöresinin havasının, suyunun ve rüzgarının bunlarla birlikte ithal edilemeyeceğini iddia ediyorlar. Şampanya, o nedenle Fransa'ya özgü bir içki olarak kaldı ve gelecekte de durumunu sürdürecek gibi görünüyor.
Şampanyanın kimyası

Şampanya da ilke olarak tıpkı köpüklü şarap gibi üretiliyor. Ancak, çok daha zahmetli işlemlerden geçiyor ve daha romantik çağrışımlar yaratıyor. Şampanya, Fransa'nın Champagne bölgesindeki bağlarda elde edilen üzümlerle yapılan köplüklü şaraba verilen ad. Bu ad, özel bir yasayla koruma altına alınmış, yani tescilli bir markaya dönüşmüş. Bu nedenle Champagne bölgesinin dışında üretilen köpüklü şaraplara "şampanya" denilmesi mümkün değil. Champagne bölgesinde yetiştirilen Chardonay, Pinot Noir ve Pinot Meimier üzümlerinden yapılıyor. Sadece bölgede bulunan 250 köy, bu üzümleri yetiştirme hakkına sahip. Şampanyanın üretiminde kullanılan şarap, belirli kalite özelliklerini taşımak zorunda.


Fransızlar ulusal prestij ilişkileri konusunda son derece katı davranıyorlar. Buna üretim yöntemleri de dahil. "Methode champenoise" diye adlandırdıkları bu yöntem şöyle işliyor. Sözü edilen üzümlerden üretilen şaraplar karıştırılarak aynı köpüklü şarapta olduğu gibi önce "cuvee" hazırlanıyor. Üreticiler, kendilerine özgü bu karışımın reçetesini çok önemsiyor ve gizli tutuyorlar. Çesitli bağların üzümlerinden üretilen ve farklı yıllara ait şaraplar karıştırılıyor, üzerine biraz da kırmızı şarap ekleniyor. Bu nedenle şampanya, köpüklü şaraba oranla biraz daha koyu bir renge sahip. Sadece çok verimli geçen bağ bozumu yıllarında cuvee, tek bir yıla ait şaraplar karıştırılarak hazırlanıyor. Bu şampanyaya "Millesime" adı veriliyor.


Şurubun eklenmesinin ardından, ikinci mayalanma işlemi kesinlikle hep şişelerin içinde gerçekleştiriliyor. Bu işlem için şişeler mahzenlerde tutuluyor. Champagne'nın bağcıları, yüzyılları kapsayan tecrübeleriyle tebeşir zeminin altında özel mahzenler kurmuşlar, bunların en eskisi Roma döneminden kalma. Reims ile Epernay arasında, 250 kilometrelik yeraltı depoları uzanıyor. Şarap, sadece kısmen aydmınatılan karanlık, yaklaşık 8 santigrat derecelik sabit sıcaklık ve sabit neme sahip mahzenlerde, kilometrelerce uzanan tahta raflar üzerinde bekletiliyor. Mayalanma işleminin ardından, şarap üç yıl boyunca mahzende dinlendiriliyor. Sonra, arada çalkalanmak üzere, ağzı hafif aşağıya doğru bakacak şekilde püpitr'lere (özel ahşap tezgahlar) alınıyor. Haftalar boyunca, şişeler her gün birkaç kez dinlendiriliyor. Eskiden, görevi şampanya şişelerini çalkalamak olan özel hizmetliler çalıştırılıyordu. Günümüzde bu iş, otomatik tezgahlarda gerçekleştiriliyor.


Sürekli çalkalama sonucu, ikinci mayalanma sırasında ölen mayaların oluşturduğu tortu şişenin ağzında birikiyor. Sırada bu tortunun alınması işlemi var. Bunun için şişeler baş aşağı buz banyolarına daldırılıyor. Burada tortular, etrafındaki sıvıyla birlikte bir buz kitlesine dönüşüyor. Şişenin mantarı çıkarılıyor, basınç yardımıyla buz kitlesi dışarı atılıyor. Oluşan boşluk, şarap ve şampanya liköründen oluşan bir şurupla dolduruluyor. Burada da şampanyanın türünü şurubun içeriği belirliyor; brut, sek ya da dömisek...


Bir şişe şampanya, genellikle 800 santimetre küp, bir şişe köpüklü şarap ise 750 santimetre küp içeriğe sahip. Bunun dışında 1,5 litrelik magnum şişeler ya da izin verilen en büyük şişe olan 3 litrelik çifte magnumlardan da satın alabilirsiniz. Daha eskilerde, her biri kutsal bir adla anılan daha büyük şişeler de vardı. En büyüğünün adı "Nabukadanosor"du. 20 normal şişeyi dolduracak kadar şarap alabiliyordu ve 20 kilo ağırlığındaydı. Ancak özel el arabalarıyla taşınabiliyor ve zarif kadehlerle servis yapılabilmesi için de en az üç hizmetli gerekiyordu. Günümüzde tercih edilmemesini yadırgamamak gerekir...
Tekila
Tekila hakkında

Tekila, blue agave adlı kaktüsten (Bir çeşit süs bitkisi, Agave’nin olgunlaşması 8-12 yıl arası sürer) yapılan, %40-45 oranında alkol içeren, Meksika’nın Tequila kasabası civarında bahsedilen kaktüslerden elde edilen su püresinin distilasyonu sonucunda üretilen ekşimsi ve acımtrak bir içkidir. Agave mayalanıp imbikten geçirilince Tequilla Pulque Mescal adlı içkiler ortaya çıkmaktadır.


Blanca ve Anejo olarak iki gruba ayrılmaktadır. Sek olarak genellikle Anejo (Sarı renkli Tekila) tercih edilir. Blanca (Beyaz olan Tekila) genellikle kokteyl hazırlanırken tercih edilir. Meksika’nın yerel tekilaları piyasada pek bulunmamaktadır. Ancak elinize geçirirseniz tadına kesinlikle doyamacaksınız.


Büyük Maya Olmeca, mavi Avage bitkisinin özünü ilk tattığında bu gizemli gücün kendisi için ayrılmasını istemiş. Bugün Maya tanrıları yoktur ama Olmeca adı tekilalarda devam etmektedir. Meksika’nın en meşhur tekilası Olmeca Tequilla, Meksika’da üretilip şişelenmekte ve diğer ülkelere satılmaktadır. Meksika haricinde diğer ülkelerde de tekila imal edilmektedir. Birçok kokteyl için de vazgeçilmez bir içki olmuştur Olmeca.


Kalitesiz tekilalar mide ekşimesine yol açmaktadır. Yarım şişeden fazla tekila ciddi hafıza kayıplarına, mide bulantısına, nefes alırken göğüs üzerinde baskı oluşturma gibi yan etkilere yol açtığı bilinmektedir. Günümüzde satılan tekilaların alkol oranları biraz düşürülmüştür. Diğer ülkelerde fıçılarda da satılmaktadır. Ancak ülkemizde bu şekilde bulunmamaktadır. Ki fıçı tekilaya rastgelirseniz tavsiyemiz sniffer bardakta yavaş yavaş aromasını hissederek, portakal suyu ve tarçınla içmenizdir. Bu şekilde yıllarda içinde bekletildiği meşe fıçılarınında buğusuna kapılırsınız.


Tekila zamanla daha çok içkiseverin müptelası haline gelmektedir. Ancak fiyatının yüksek olması tercih konusunda bir dezavantaj oluşturmaktadır. Türkiye’de ve Avrupa’da en çok tercih edilen tekila markaları Sierra ve Olmeca’dır.
Tekila içme tarzları

Tekila içmesi gerçekten zor ve aynı zamanda çok zevkli bir içkidir. İçimi çok fazla özen gerektirir. İçimden önce Tekilanın iyice soğutulması ve daha sonra yine önceden soğutulmuş olan tekila bardağına boşaltılırarak içilmesi gerekmektedir. Çok tutulan ve bilinen tekila içme yöntemlerini aşağıda bulabilirsiniz;


- Tekila bardağının ağız kısmı tuz ile kaplandıktan sonra isteğe bağlı olarak bir limon dilimi ile de bardak süslenebilir veya bir tabak içinde sunulabilir. Bir yudum alındıktan sonra eğer bardağın kenarına tuz eklenmemişse elin baş parmağı ve işaret parmağı arasına konulan tuz emilir. Eğer bardağın ağız kısmında tuz yoksa ve elden de tuzu da yalamak hoşunuza gitmiyorsa bir limon parçası tuza bandırlır ve emilir. Her yudum bu şekilde devam eder.


- Diğer bir yöntem de Tequila Slammer’dir. Shot bardağından daha büyük bir viski bardağına bir ölçek tekila ve bir ölçek de tonik konur. Bardağın ağzı elle kapatıp masaya vurularak köpürtüldükten sonra shot yapılır. Tonik ilave edildiğinden dolayı limon ve tuza gerek yoktur. İnsanın boğazını da yakmadığı için tercih edilen bir yöntemdir. Tonik yerine Sprite da eklenerek yapılabilmektedir.


- Shot bardağının kenarlarına tuzla gerdanlık yapıldıktan sonra bardağın yarısına kadar tekila konur. Tekilanın üzeri limon sıkılarak tamamlanır. Bu şekilde devam edilirse boğazda fazla yanma meydana getirir.
Viski
Viski hakkında

Kesinlikle viski denilince akla çok seçkin ve asil bir içki geliyor. Böyle olmasının nedeni siz de tahmin edersiniz ki bugüne kadar hep aristokratların himayesinde kalmıştır. 1900' lü yılların başlarında yavaş yavaş el değiştirmeye başlayınca küçük esnaflarda bunun üretimi öğrenmişler ve geniş bir alana yayılmıştır. Günümüzde ise teknolojinin gelişmesi sonucu uzun yıllar beklemeksizin viski tüm insanlara çok ucuza sunulmaya başlamıştır.


Siz de takdir edersiniz ki bu ucuz viskiler dünyaca ünlenmiş viskilerin yerini hiçbir zaman tutamayacaktır. Amerikan viskisi ise çavdar ve mısır olmak üzere başlıca iki şekilde üretilir. Mısırdan yapılana Straight Corn, çavdardan yapılana ise Straight Rye veya Rye Whiskey denir. Kanada viskisi sadece mısırdan üretilir. Bunun yanı sıra yapımında çavdar, buğday ve arpa da ilave edilir.
Viski'nin tarihçesi

Whisky kelimesi Keltlerin dilinde Uisze Beata'nın (Water of life-Hayat suyu) türemiş halidir. Anayurdu İskoçya olan viski hububatdan yapılır. İrlandalıların bu içkiyi üretmeleri en az İskoçlar kadar eskilere dayanmaktadır. Dünya üzerinde yalnızca İskoçya ve Kanada da üretilen viskilere Whisky denir. Amerika başta olmak üzere diğer ülkelerde üretilen viskilere Whiskey denir. Bu farklılıklar gerçekte hiçbir anlamı olmayan geleneklerdir.


İskoçya viskisine Skotch Whisky denir. İskoçya viskisi arpa, hububat, nişasta ve arpa maltı kullanılarak üretilir. İskoçya'nın malt viskisi ve hububat viskisi karışımdan Blended Skotch Whisky elde edilir. Bu viskiler beyaz meşe fıçılarında yıllandırılır. İrlanda viskisine Irish Whiskey denir. İrlanda viskisi diğer viskilerden ayrı olarak is kokusu yoktur ve İskoç viskisi ile farklı tatlara sahiptir. İrlanda viskisinin üretiminde çoğunlukla kolonlu imbikler kullanılır.
Skotch viski (Skoç viski)

Scotch Viski sadece İskoçya' da üretilir. Tahıldan, sudan ve bira mayasından yapılır. Çok geniş bir araziyi kaplayan tarlalar İskoçlara bu nimeti yani tahılı vermiştir. Farklı karışımlar kullanılarak Blended Scotch Viski karşımıza çıkartılmıştır. Sert alkol kullanılarak muhtelif renk ve tadlarda çok çeşitli bir damak tadı yelpazesi sergilemişlerdir.


En meşhur skotch viskiler
Johnnie Walker
Johnnie Walker ismi 1820 yılında John Walker diye bir adamın İskoçya' da Kilmarnock Şehrinde Scotch Viski satışı yapan küçük bir dükkan açmasıyla günümüze kadar gelmiştir. John Walker zamanla tüm İskoçya' nın en iyi mayalı viskisini yapmaya başlamış ve çok kaliteli viskiler üreterek piyasaya sunmuştur.

Deward' s Scotch Whiskey
Deward' s 1846 yılında ilk defa el yapımı viskiyi üreterek bu işin ehli olduğunu göstermiş ve ürettiği viskilerin en kalitesinin adını John Dewar's and Sons koymuştur. Viskileri en az 10 yıl damıtarak piyasaya sunulmaktadır.

Single Malt Scotch Whiskey
Tek damıtım viskilerdendir. Böyle yapılmasının amacı insanlara hem ucuz hem kaliteli viski sunmaktır.

Diğer skotch viskiler

Ballantine, Black Bush, Chivas, Claymore, Legacy, Old Smugler, Gentlemen Jack, Passport, J&B, J.W. Dant, Teacher's, Famous Grousse, Usher's, VAT, White Horse, Wiser, Woodford...

Irish viski (İrlanda viskisi)

Irish Viski biralık arpadan ya da tahılların filizlerinden damıtılıp çömlekler içinde 3 defa kısa süreli bekletilip en sonunda ağaç fıçılar içinde en az 3 yıl olmak kaydıyla bekletildikten sonra % 40 oranında alkol eklenerek piyasaya sunulur.


En meşhur irish viskiler
Jameson Reserve 1780
İsmini Jameson Distillery Fabrikasından almıştır. Beyaz İspanyol Şaraplarının ahşap fıçılarında 12 yıl boyunca damıtılır.

Midleton Rare Irish Whiskey
Bu viski de Irish viskilerin en göze çarpanlarındandır. Sınırlı sayıda üretimi ve sadece kendi firmasıyla dağıtılır.

Tullamore Dew
Tullamore ilk olarak 1829 yılında İrlanda' da küçük bir kasaba olan County Offal' daki Tullamore kasabasında üretilmiştir. İsmini ilk üretimini yapan kişiden almıştır. Daniel E Williams. Mükemmel tadını almak için buzla ya da çok az suyla içilebilir. Formülü çok karışık olan bir Irish Viskidir.

Bushmills Irish Whiskey
Çok açık sarı bir kehribar rengi vardır. Genellikle içimi hafiftir. Tropikal meyveleri, tuzu ve mineral tadlarını anımsatır. Birazcıkta Beyaz İspanyol Şarabı tadı vardır. Damakta yumuşak ve keskin bir kokuyla sıcak bir içimi vardır.)

Diğer irish viskiler

Black Bush, Brennans, Bushmills, Celtic Crossing, Clontarf, Connamarra, Jameson, Kibeggan, Knappogne Castle, Middletown, Powers Irish, Redbreast, Emmets, Tyrconnel.

Bourbon viski (Amerikan viski)

Amerikan Viskileri mısır, buğday, arpa, çavdar ve bunun gibi tahıllar farklı oranlarda karıştırılarak yapılıp ahşap fıçılarda belirli bir süre bekletilip piyasaya sürülmektedir.


En meşhur amerikan viskiler
Jack Daniels
Bir söylentiye göre Bourbon Viskiyi ilk olarak Kentucky' nin Başpiskoposu Elijah Craig yapmıştır. Bu konudaki az bilgisiyle Güney Amerika' da yapımını sürdürdüğü ve dünyaca üne kavuşan Jack Daniels en iyi Bourbon viski olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu klasmana sokmak Jack Daniel'ın karakterine ters olduğu için Amerikan viski olarak adlandırmak daha doğru olur. Bir amerikan viski olarak ekşi tadını geleneksel olarak günümüze kadar taşımıştır.

Maker's Mark Bourbon
Dünya genelinde özel üretim en iyi Bourbon Viskilerdendir. Kentucky' de üretilir. Kendi çapında Amerika' daki en iyi viskidir.

Diğer bourbon viskiler

Ancient Age, B.J. Holladay, Baker's Bourbon, Basil Hayden's, Chapin & Gore, Buffalo Trace, Colonel Lee, Masterpiece, Ezra Brooks, Elijah Craig, Fighting Cock, Gentlemen Jack, Hiram Walker, Jim Beam, Kentucky Deluxe, McAfee's Benchmark, Mark Twain, Old Rip Van Winkle, Schenley Reserve, Westridge Bourbon, Yellowstone Bourbon.

Canadian viski (Kanada viskisi)

Canadian Viskinin bu kadar meşhur olması aslında eski zamanlarda yaşadığı yasa dışılığı nedeniyle Amerika' da bir dağın tepesine bütün viskilerin boşaltılması ve satışının yasak olmasıdır.


En meşhur canadian viskiler
Canadian Club
Canadian Club diğer viskilere oranla tadıyla, açık rengiyle ve eşşiz tadıyla farklı karakteristik özelliklere sahiptir. Bu özellikleri beyaz Amerikan meşe fıçılarında en az 6 yıl kalmak koşuluyla damıtıldıktan sonra piyasaya sunulmasına borçludur.)

Diğer canadian viskiler

Black Velvet, Canadian, Canada House, Canadian Whiskey, Canadian Club 100, Canadian Club Reserve, Canadian Club Sherry Cask, Canadian Mist,Canadian Rich & Rare, Gooderham & Worts Ltd., J Foxe Canadian, Lord Calvert Canadian, Mac Naughtons Canadian, Canadian Hunter, Royal Special, Seagram VO Gold, Tangle Ridge Canadian, Windsor, Yukon Jack, Honey Liqueur.

Viski nasıl yapılır?

Çimlendirme (Maltlama): İlk olarak, arpa suda birkaç gün bırakılarak filizlendirilir. Filizlenen arpalar, bitki kömürü ateşindeki fırınlarda kurutulur.


Ezme işlemi (Mashing): Malt haline gelen arpa çekilir ve lapa tenekelerinde, sıcak suyla lapalama işleminden geçirilir. Bu aşamada kullanılan kaynak suyunun etkisi maltın tadının oluşumunda çok önemlidir.


Mayalandırma (Fermantasyon): Ezme işleminden sonra, oluşan tatlımsı özsu alınarak içine maya karıştırılır. Mayalama süresince, şeker alkole dönüşür.


Damıtma (Distillation): Mayalanan bu öz, bakır imbikler içinde iki kez damıtılır. Alkol bakımından zengin olan göbek kısmı çıkarılıp alınır. İspanya ve Amerika'dan getirilen ve viskinin özel bir tada sahip olmasını sağlayan, meşe veya kiraz ağacından yapılan fıçılara doldurulur. Fıçıların nefes alması, viskinin doğduğu yerin tadını ve kokusunu taşıması açısındın önemlidir. Viskiye denizin yosunlu kokusunu veya dağların tatlı serinliğini, kısaca coğrafyayı yaşatan, bu fıçılardır.


Olgunlaşma Süreci (Maturation): Viski, depolarda yıllar boyunca olgunlaşmaya bırakılır. Hagi çeşidi olursa olsun, iskoç viskisinin şişelenmeden önce geçirmesi gereken yasal süreç, en az 3 yıldır.


Turba (Bitki Kömürü): Bu çok özel yerüstü yakıtı, viskiye ayrıcalıklı bir lezzet verir. İskoçya'nın havasının son derece nemli ve yağışlı olmasından dolayı bitki kömürü, 5-10 bin yılda oluşur. Bitki kömürü, toprak kazılarak tabaka tabaka kesilir ve köylüler tarafından evlerde yakıt olarak kullanılır. Bitki kömürü, oluştuğu bölgeye göre, yanarken değişik bir koku verir. Özellikle deniz kenarı ve adadaki bitki kömürleri yanarken iyot ve yosun kokusu yayar. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir yakıt olmadığı için, İskoç viskisi taklit edilemez.


İmbik: Damıtım işlemlemlerinin yapıldığı bakır kaplara imbik denir.


Single Malt viski: Single viski, tek malt damıtmanın bir ürünüdür. Damıtımevleri viskide mükemmel tadı yakalamak için üretimi birkaç maltın karışımından yaparlar. Fakat bazı damıtımevleri tek malt viski üretimini tercih ederler. Tek malt viski üretimi genellikle Dalwhinnie, Glenkinche, Cragganmore, Talisker, Oban, Lagavulin damıtımevlerinde yapılır.


Malt viski: Malt, viskinin en saf hali olarak tanımlanabilir. Arpa, çimlendirilir ve İskoçya'ya özel bir kömür olan bitki kömürünün yakıldığı fırınlarda kurutulur. Kurutulmuş arpa öğütülerek un haline getirilir. Suya karıştırılarak mayalanır ve imbiklerde iki kez damıtılır. Damıtımın sonunda, sadece, ortasında akan bölümü, yani göbek viskisi yıllandırılmak üzere ayrılır. Ayrılan bu viski malttır ve yanlızca İskoçya'da yapılır.


İlk Gelen: Viskide istenmeyen çeşitli uçucu alkollerin tümüne verilen ad. Çağdaş damıtım evleri bunu çağdaş bir teknolojiyle, 1818 yılında icat edilen Sykes Hidrometresi'yle tespit ederler.


Marriage (Evlendirme): Kaliteli viskiler evlendirme denilen ikinci bir olgunlaşmaya tabii tutulurlar. Yani harmanlanmış viski birkaç ay daha fıçıda bekletilir, farklı viskilerin birbirleriyle kaynaşıp zengin bir tat oluşturmasını sağlarlar.


Sherry Fıçıları: Sherry Fıçıları diğer fıçılardan beş kat daha pahalıdır. Kaliteli viskiler olgunlaşma sürecinde lezzet zenginliği bakımından bu fıçılarda bekletilir.


Bourbon: Amerikan viskilerinin genel adı Bourbon'dur. Amerikan viskileri, her yönüyle İrlanda ve İskoç viskilerinden çok farklı viskilerdir. Amerikan viskilerinin, üretimlerinde arpa maltı yerine ağırlıklı olarak mısır, çavdar, buğday ve maltlanmamış arpa kullanılır. Amerikan viskileri, "Post still" denilen armut biçimli bakır imbiklerde değil, "Coffey still" denilen ve devamlı damıtım sağlayan dev kolonlu imbiklerde damıtılır. Yıllandırma ise sadece bir kere kullanılabilen, içleri yakılmış beyaz meşe fıçılarda yapılır. Tüm bu farklılıkların sonunda ortaya çıkan viski de değişik oluyor haliyle.


Tekne Kazıntısı: Son çıkan alkoller. Bunlar toplanıp, damıtılma sırasını bekleyen "adi içkiye" ye eklenir. Buna "son gelen" de denilebilir.


Yağlı Alkol: Tekne kazıntıları içinde bulunan sert bir alkol. Bunun bir bölümü viskiye tat vermesi için göbekte gereklidir. Yağlı alkol viskinin temel öğesidir ve vurucu özellik kazanmasını sağlar.
Jack Daniels hakkında

Jack Daniel's yıllanmış ekşi maya Tennessee Viskisi, amerikan bir viski olmasına karşılık imal yöntemleri farklı olduğundan dolayı bourbon viski olarak adlandırılmamaktadır. Bourbon viskinin aksine, Jack Daniel's odunkömürü ile tavlandırılarak yumuşatılır, 3 m yükseklikten akçaağacı şeker kamışından yapılmış borudan damla damla odunkömürünün üzerine damlatılarak hazırlanır.


Bugüne kadar 7 altın madalya kazanmıştır. Bunun da yanında dünyanın en iyi viskisi ünvanını elinde bulundurur. Üzerindeki etiket ise 1866 yılından beri değişmemiştir.
Dan Call Ailesi

Jack Daniel yedi yaşında viski ile tanışmıştır. 1866 yılında ruhsat alarak yasal olarak bu işe başlamıştır. 1850 doğumlu olan ve 13 çocuklu bir ailenin çocuğu olan Jack Daniel, yedi yaşındayken Dan Call ailesinde işe başlayana kadar bir aile dostu tarafından büyütülmüştür. Dan Call Protestan kilisesinde papazdı aynı zamanda Louse Nehri kıyısındaki viski imalathanesinin de sahibiydi. Jack Daniel, alkol üretimini tescillendiren ilk kişi olmuştur.


Jack Daniel Damıtım Evi, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en eski tescilli damıtım evi olma unvanına sahiptir. Lynchburg, Tennessee'in küçük bir kasabası olan Moore County'nin ortasındadır. Moore County, Jack Daniel'ın 1866 yılında damıtma izni almasından günümüze kadar Jack Daniel Damıtım Evi'ne sahipliğini yapmasına rağmen, içki satışının yasak olduğu bir yerdir.
Vodka
Vodka hakkında

Ülkemizde TEKEL dahil birkaç firma vodka üretir. Aralarında en iyisi kalitesi itibarıyla Binboğa'dır. Dünyadaki en iyi vodkalar Rusların Movkovskaya ve Stolichnaya'sı, Amerikalıların Smirnoff'u, Uknayna'nın Lithuania ve Latavia'sıdır.


Vodka kesinlikle çok dengeli bir şekilde içilmesi gereken bir içkidir. Sert olmasından dolayı sınırı aşanlar için çok kötü sonuçlar ortaya çıkartabilir. Ancak vodka kullanarak kokteyller yaparak daha yumuşak içkiler hazırlayabilirsiniz. Böylece hem vodkanın güzel tadından hiçbir şey kaybetmemiş olur ve keyfini daha güzel çıkartabilirsiniz.
Vodka'nın tarihçesi

Vodka 11. yüzyıldan itibaren birçok ülkede üretilmiştir. Ama çoğu insan vodkanın bir Rus içkisi olduğuna inanır. Bunun sebebi de bu içkinin Rusya'da daha kaliteli ve daha çok üretilmesidir. Bazı kaynaklar vodkanın ilk Ruslar tarafından bulunduğuna ve daha sonra Baltık ülkelerine ve diğer asya ülkerleine yayıldığını söylemektedir. Vodka dünyada en popüler içki olarak yıllardır tahtını hiç bir içkiye vermemiştir. Vodkanın anlamı minik sudur.Bazı ülkelerde vodkaya, içene cesaret verdiğinden dolayı ateşli içki adı koyulmuştur.


Rus çarı Petro vodkaya olan aşırı düşkünlüğü yüzünden 1895 yılında vodka üretimini devletin tekeline almıştır. Rusya'da yapılan vodkaya Petrovskaya denilmektedir. İlk zamalarda patatesten üretilen vodka şimdilerde şeker kamışı ve hububattan üretilir. Visnia kirazından yapılan vodkaya Wisniowka, Zubrowka otundan yapıla vodkaya da Zubrowka vodkası denir.





.




∞ MαsαL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
çeşitleri, tarihi, İçki, İçkiler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557