Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > Dini Bilgiler
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Dini Bilgiler Dinimiz hakkındaki tüm bilgilere buradan ulabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Ağustos 2011, 23:37   #1 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
Allah sevgisi nedir?

Sual: Sevgi nedir, Allah sevgisi nedir?
CEVAP
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Sevgi, gönlün zevk aldığı şeye meyletmesi demektir. Bu meylin kuvvetlisine aşk denir.

Sevginin deyim anlamı ise şöyledir:
Sevgi, hiçbir karşılık beklemeden sevgiliye [Allahü teâlâya] tâbi olmak, Ona itaat etmek, Onun her işini güzel, her eziyetini, her iyilikten daha tatlı görmek ve Onun dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmek, kısacası Onun rızası için yaşamaktır.

Sevgi, sevgilinin dostlarını sevmeyi, düşmanlarına düşmanlık etmeyi gerektirir. Bu sevgi ve düşmanlık, sadık olan âşıkların elinde ve iradesinde değildir. Çalışmaksızın, zahmet çekmeksizin kendiliğinden hâsıl olur. Dostun dostları güzel görünür ve düşmanları çirkin ve fena görünür. Dünyanın güzel görünüşlerine kapılanlara hâsıl olan sevgi de, bunu gerektiriyor. Seven, sevgilisinin düşmanlarından kesilmedikçe, sözünün eri sayılmaz.

İki zıt şey sevilmez
Sevgi, sevgilinin her şeyini sevmeyi gerektirir. Ona yakından uzaktan ilgili olan her şeyi sevgili kılar. Bunun için, "Sevgilinin kapısındaki köpek, sevenin kalbinde, diğer köpeklerden üstündür ve ayrı bir yer tutar" demişlerdir.

Şeyh-ül-İslam Abdullah-i Ensarihazretleri buyuruyor ki:
(Biri, çok sevdiğim bir zatı incitmişti. O andan beri, kalbimde ona karşı soğukluk duyuyorum.) Büyüklerin, (Sevdiğini incitene darılmaz, gücenmez isen, köpek senden daha iyidir) sözü meşhurdur.

Sevginin şartı olan hubb-i fillah, buğd-i fillah, Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şerifte bildiriliyor. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allah’tan uzaklaştırır. Teberri etmedikçe, tevelli olmaz. Yani düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sevgiliye dost olunmaz.
(4/29)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
Muhammed aleyhisselama tam ve kusursuz tâbi olabilmek için, Onu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını düşman bilmektir. Onu beğenmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene [gevşeklik] sığmaz.

Aşıklar, sevgililerinin divanesi olup, onlara aykırı bir şey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde, bir arada yerleşemez. Cem-i zıddeyn muhaldir. Yani iki zıddan birini sevmek, diğerine düşmanlığı icap ettirir.
(1/165)

Abdullah-i Dehlevi hazretleri de buyuruyor ki:
Allahü teâlâyı seven, bilmediği bir aşk ile şaşkın haldedir. Uykusu kaçar, gözyaşları dinmez. Her işinde Allah’tan korkar, titrer. Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır. Sabreder, affeder. Her geçimsizlikte, sıkıntıda, kusuru kendisinde görür. Her nefeste Allahü teâlâyı düşünür, gafletle yaşamaz. Kimseyle münakaşa etmez. Bir kalbi incitmekten korkar. Kalbleri Allahü teâlânın evi bilir.
(m. 85)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ya Rabbi, kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, sevgine kavuşturacak işlerin sevgisini nasip et ve sevgini [susuzluktan yananın arzuladığı] soğuk sudan benim için daha kıymetli kıl!)
[İ.Gazali]

Bir kimse, Allah’ı seviyorsa, bilsin ki Allahü teâlâ da onu seviyor demektir. Büyüklerden biri buyurdu ki:
(Ben Allahü teâlâyı sevdiğimi zannediyordum. Hâlbuki O beni seviyormuş.)

Sevginin sebepleri
Bilip anlamadan sevgi gerçekleşmez. Ancak bilinen sevilir. Sevgi, cansızların değil, canlı ve anlayışlı olanların özelliğidir. İnsanın anladığı, zevk ve rahatlık duyduğu her şey, sevimli; acı duyduğu, nefret ettiği her şey sevimsizdir. Zevk alınan her şeyin, zevk alan için sevimli olması, gönlün ona meyletmesi demektir.

Her duyu, ancak anladığı şeyden zevk alır, ona meyleder, onu sever. Mesela gözün zevki, görüp hoşlandığı şeylerdir. Kulağın zevki, duyduğu güzel seslerdir. Burnunki güzel kokulardır. Dilin zevki, yiyip içtiği şeylerin tadıdır. Dokunma duygusunun, tutmanın zevki, yumuşaklık ve zevki okşayan şeylerdir. İşte duyularla anlaşılan bu şeyler, hoşa gittikleri için sevilir.

Beş duyunun hiçbiri ile anlaşılmayan sevgi de vardır. Altıncı bir duyu ile bilinir. Beş duyu ile elde edilen zevkte hayvanlar da ortaktır.

İnsanın kalb gözü, baştaki gözden daha kuvvetlidir. Aklın anladığı güzellik, gözün gördüğünden daha büyüktür.

Sevginin sebepleri üçtür:
1- Her canlı kendini sever. Kendini sevmek, varlığının devam etmesini istemek ve yok olmaktan hoşlanmamak demektir. İşte bunun için insan, yaşamayı sever ve ölümden hoşlanmaz. Varlığımızın devamı gibi, her şeyimizin mükemmel olması da sevilir. İnsan, önce kendi zatını, sonra uzuvlarının selametini sever. Daha sonra malının, evladının, akraba ve dostlarının selametini sever. Bunları, vücudunun devam ve kemaline sebep oldukları için sever. Mesela evladından bir fayda görmese de sever. Çünkü kendinden sonra neslini devam ettirecek odur.

2-
İnsan, ihsanı sever. İnsan, ihsanın kölesidir. Gönül, kendine iyilik edeni sever, kötülük edenden nefret eder. İnsan, ister istemez iyilik edene karşı sevgi duyar.

Sağlık sevilir. Sağlığının devamı için doktor da sevilir. Doktoru da kendimizi sevdiğimiz için severiz. Bunun gibi ilmi de, öğretmeni de severiz. Öğretmeni ilme sebep olduğu için severiz.

Para,çeşitli ihtiyaçları karşılamaya ve yiyip içmeye vasıta olduğu için sevilir. Yemeğin kendisi de yenmek için sevilir. Biri bizatihi, diğeri ise vasıta olduğu için sevilir. İyilik edeni sevmek, onun şahsını değil, iyiliğini sevmektir. İyilik kalkınca, sevgi de kalkar. İyilik azalırsa, sevgi de azalır.

3-
Bir kimseyi, ettiği iyilikten dolayı değil, bizzat zatından dolayı sevmek, yok olup tükenmeyen gerçek sevgidir. Bu da güzeli sevmek demektir. Güzelliği anlayan güzeli sever. Güzelliği sevmek, güzelliğin zatındandır. Çünkü ondaki güzelliği anlamak, zevkin kendisidir. Güzeli anlamak da bir zevktir. Akarsu, yeşillik, tabiattaki güzellikler yiyip içildikleri için değil, sırf güzel oldukları için sevilir. Bu insanın elinde olmayan sevgidir. Allahü teâlânın güzel olduğu bilinirse, Onu da sevmemek imkânsızdır. O ise, güzeller güzelidir.
Sevgi ve üstün zevk
Zevkler anlayışlara bağlıdır. Herkes her şeyden aynı zevki alamaz, yaratılışına uygun şeylerden zevk alır. Mesela, gazap ehli, intikam almak ve galip gelmekten zevk alır. Her organın zevki de ayrıdır.

Kalb, beş duyunun bilemediği manaları anlar. Mesela, âlemin yaratıldığını, yani sonradan meydana geldiğini ve bunu yaratan bir Halıka muhtaç olduğunu anlar. Bunlar beş duyu ile bilinmez.

Akıl, insanı hayvandan ayıran bir kuvvettir. Eşyanın hakikati akılla bilinir. Akıl da marifet ve ilimden zevk alır. Bu, âdi, faydasız, hatta zararlı bir ilim bile olsa, bunu başkasına öğretmekten zevk alır. Mesela, bir kumar oyununu bilen, onu başkasına öğretmek ister. Bu da her çeşit bilginin zevkli olduğunu gösterir.

İlmin zevki, ilmin şerefi nispetinde kıymetli olur. İlmin zevki de bilinen şeylerin kıymetine göre değer kazanır. Mesela insanların gizli hallerini bilip onu anlatmak zevklidir. Bir valinin sırlarını bilip açıklamak daha zevklidir. Hele dünyanın en büyük hükümdarının sırlarını bilip açıklamak çok daha zevklidir. Görüldüğü gibi ilmin şerefi, malumun [bilinen şeylerin] şerefine bağlıdır.

Kâinatı yoktan yaratan, süsleyen, devam ettiren Allahü teâlânın ilminden daha yüce, daha şerefli, daha büyük, daha olgun ilim olamaz. O halde en çok arzu edilen bu ilimdir. Bu ilmin zevki; şehvet, gazap ve diğer duyulardan elde edilen zevklerden çok daha fazladır. Allahü teâlâyı tanımak, Onun cemalini temaşa etmek, emirlerindeki sırları anlamak, zevklerin en büyüğüdür. Zevk veren öyle şeyler var ki, hayal etmek bile mümkün değildir. Allahü teâlâ, (Salihler için, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve insanların hatırından geçmeyen şeyler hazırladım) buyurdu.

Evliya, üst olmanın sıkıntılarla dolu olduğunu ve ölümle de sona ereceğini bildiği için, baş olmaya değer vermez. Ahiret nimetleri sonsuz ve sıkıntısız olduğu için hep onlarla meşgul olur. Ölüm de buna mani değildir. Çünkü Allahü teâlâyı bilen yok olmaz. Ölüm onun halini değiştirir. Ruh, beden kafesinden kurtulur. Beden ölür, fakat ruh ölmez. Ölüm yok olmak değildir.

Bâtıni olan baş olma zevki, zahiri olan 5 duyunun zevkinden daha üstündür. Bâtıni zevkleri, hayvan ve bunak anlayamaz. Allahü teâlânın işlerinin sırlarını bilmek, baş olmak gibi bütün zevklerden çok üstündür.

Manevi zevkler anlatılmakla bilinmez, tatmayan anlayamaz. Çocuk, önce oyundan, oyuncaktan zevk alır. Sonra süslenmek, vasıtalara binmekten zevk alır. Erginlik çağına girince evlenmek ister. Daha sonra da baş olma sevdasına düşer. Bir çocuk, oyuncakları bırakıp da, makam sevdasına düşenlere güler. Makam sevdasında olanlar da, marifetullah ile uğraşan evliyaya güler. Kişi bilmediğinin düşmanıdır.

Ahiret nimetleri, sevginin kuvvetiyle ölçülür. Sevgi ne kadar kuvvetli olursa, zevk de o nispette artar. Her müminde sevgi bulunur. Çok sevebilmek için iki sebep vardır:

1-
Bir bardaktaki hava çıkmadıkça içine su girmez. İçine su koyunca da, bu suyu çıkarmadan başka şey konulmaz. Kalb de bardak gibidir. Kalbi Allah sevgisiyle doldurmak için, başka her şeyi temizlemek gerekir. İhlâs, kalbde Allah sevgisinden başka şeye yer bırakmamak, başka şeyleri temizlemek demektir. Kalbi başka sevgilerden temizleyenin imanı kuvvetlenir.

2-
Kalbi masivadan [yani Allah sevgisinden başka her sevgiden] temizledikten sonra, Allah sevgisini kalbe iyice yerleştirmek gerekir. Toprağı sürüp yabancı otlardan temizledikten sonra temiz tohum atmaya benzer. Bu tohumdan sevgi ağacı büyür. Bunun için de salih amel gerekir. Amel için de ilim gerekir. Demek ki, istenilen sevgiye kavuşabilmek için ilim, amel ve ihlâs şarttır.
Sevgide farklı olmak
Müslümanlar, imanın aslında müşterek olduğu gibi, sevginin aslında da müşterektir. Her mümin, imanın altı esasına inandığı halde, kiminin imanı çok parlak, kimininki ise çok sönüktür. İnsanlar, Allah’ı tanımakta farklı olduğu için, sevgide de farklıdır. Bunu bir misalle açıklayalım:

İmam-ı Gazali hazretlerini her Müslüman sever. Çünkü hepsi onun büyük bir âlim olduğunu bilir. Onun ilmini bilen âlimler, onu halk tabakasından daha çok sever. Âlimi, âlim olan anlar. Âlimin güzel bir eseri okununca, ona karşı sevgi duyulur. Ondan daha güzel bir eseri okununca, bu sevgisi artar. Eserini tetkik edip, orada bulunan ince bilgilere vakıf olunca, ona karşı olan hayranlık ve sevgi daha da artar.

Kâinatta bulunan her şey Allahü teâlânın eseridir. Halk, her şeyi Allah yarattığı için Onu sever. Fakat âlimler, basiret sahipleri, Allahü teâlânın eserindeki, sanatındaki inceliklere, harikalara vakıf olduğundan, halktan daha çok sever. Mesela bir doktor, insan vücudundaki harikaları ve akıllara durgunluk veren incelikleri görürse, sevgisi kat kat fazlalaşır. Bu sevgi, Onun eserindeki incelikleri bildiği ölçüde fazlalaşır. Onun için âlimlerin, âriflerin sevgisi fazla olur. Çok bilen çok sever.

Allahü teâlâyı zatı için değil de, verdiği nimetleri için sevenin, ihsanındaki değişiklik sebebiyle sevgisi de değişir. Bolluk ve refahtaki sevgisi ile, darlık ve beladaki sevgisi aynı olmaz. Fakat zatı için, sırf her şeyin maliki, Rabbi olduğu için sevenin sevgisi, ihsanın azalıp çoğalması ile değişmez. Zenginlik-fakirlik, hastalık-sağlık onun sevgisini etkilemez. Müslüman, Allahü teâlâya olan sevgisi nispetinde, ahirette nimetlere kavuşacaktır.

İbrahim bin Edhem hazretleri, (Ya Rabbi, seni seven bu kulunun kalbini huzura kavuştur) diye dua edince, rüyasında, (Ey İbrahim, bana kavuşmadan nasıl huzur istersin? Sevgiliye kavuşmadan huzura hiç erilir mi?) buyuruldu.

Hazret-i Musa, (Ya Rabbi, sevdiğin ve buğzettiklerini nasıl ayırabiliriz) diye sual edince, Allahü teâlâ buyurdu ki:
(Sevdiğim kulun iki alameti vardır. O beni anar ve günahlardan sakınır. Ben de onu, meleklerin yanında anar ve günah işlemekten muhafaza ederim. Buğzettiğim kulun da iki alameti vardır. Beni unutup, hiç anmaz, günah, isyan içinde yüzer. Buğzettiğim kimsenin gönlü kibirli, dili kötü söyler, gözü kötülüktedir, eli de cimridir. Böyle kimseye gazaplanır, azap ederim.)

Beni seveni severim
Yine Allahü teâlâ buyurdu ki:
(Beni sevenin sevgilisiyim. Beni gerçekten seveni, herkesten üstün tutarım. Beni arayan bulur; başkasını arayan ise beni bulamaz. Öyle kullarım vardır ki, ben onları severim, onlar da beni sever. Onlar bana müştak, ben onlara müştakım. Onlar beni anarlar, ben de onları anarım. Onların yolunda olanı severim. Onların yolundan ayrılana buğzederim. O kullarım, gece olup, herkes sevdiği ile baş başa kaldığı zaman, onlar yatıp uyumaz, bana münacâtta bulunur, namaz kılar, nimetlerime şükreder, gözyaşı dökerler. Bütün sıkıntılara beni sevdikleri için katlanırlar. Onlara büyük ihsanlarda bulunurum.)

Ömer bin Abdülaziz’in bir hizmetçisi vardı. Gündüz hizmet eder, gece olunca bir köşeye çekilir, dua eder, gözyaşları içinde Allahü teâlâdan bir şeyler isterdi. Ömer bin Abdülaziz hazretleri hizmetçinin neler söylediğini merak etti. Bir gün dinledi. Hizmetçi, (Ya Rabbi, bana olan sevgin hürmetine, beni mağfiret eyle, bana rahmet et) diyordu. Hizmetçinin duasına hayret edip, (Ey hizmetçi, bu ne cüret) diye sordu. Hizmetçi, (Allahü teâlâ beni sevmeseydi, sen uykuda iken, beni uyanık tutar, kendisiyle meşgul eder miydi? Kur’an-ı kerimde, (Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever) buyuruyor. Önce kendi sevgisini bildiriyor. Sonra da sevdiğinin sevgisini bildiriyor. Sevmek için sevilmek gerekir) dedi.

Sevgi ve aşkın kuvveti
Bazı kimseler, (Allah bazı şeyleri yasak ettiği, çeşitli haramlar koyduğu için, Onu sevmek mümkün olur mu) diyorlar. Bu çok yanlıştır. Çünkü bir annenin, ateşe elini uzatan çocuğunu ikaz etmesi, onun eline vurması, çocuğun annesini sevmesine mani değildir.

Akıllı insan, Allahü teâlânın yasak ettiği şeylerde, kendisi için çok faydalı hikmetler olduğunu bilir. Yasak edilen şeyleri yapmamayı nimet olarak görür. Mesela, (İçki yasak edilmemiş olsaydı, alkolik olabilirdim) der, içkinin haram edilişini nimet olarak görür. Bu bakımdan, Allahü teâlânın emrettiği şeylerde olduğu gibi, yasakladığı şeylerde de sayısız hikmetler vardır.

Emirlere uyup, yasaklardan kaçmak bir nimet olduğu için, nimeti gönderen Rabbimizi sevmeye hiçbir şey engel olamaz.

Allahü teâlânın lutfettiği nimetlerden istifade ederken, bazı sıkıntılara katlanmak gerekir. Gülü koklamak için yanına gitmek külfetine katlanmak gerekir.
(Külfetsiz nimet, dikensiz gül ve engelsiz yâr olmaz) demişlerdir. Bir nimet külfetsiz ele geçerse, kıymeti olmaz. Mirasyedi gibi harcarız, şükrünü düşünmeyiz. Allahü teâlâdan gül isteyen aşık, dikenine de katlanmalıdır.

Muhammed Masumhazretleri buyuruyor ki:
(Zavallı aşığa, sevgilinin kendisini aradığını bilme saadeti yetişir. Ayrılık hasretini çektiğini gördüğünü bilmesi yeter; çünkü Allahü teâlâ onu elbette görüyor.)

Yusuf aleyhisselamdan sonra Allah’a âşık olan Hazret-i Zeliha, (Bugün Yusuf’u gördüm)diyen herkese bir kolye verir. Sevgisi uğruna, malını, mülkünü, güzelliğini, hatta 70 deve yükü cevahir ve gerdanlık feda eder. Hazret-i Yusuf ile evlenince, yanına gitmez. Hazret-i Yusuf sebebini sorunca, (Allah sevgisi bana yeter) der. Gülün kadrini ancak bülbül bilir.

Leyla
’nın uğruna deliren Mecnun’a, (Adın ne) diye sorarlar. O da, Leyla der. (Leyla ölmedi mi) derler.
(Hayır ölmedi. Kalbimde... Ben Leyla’yım) der.
(Leyla’nın evine doğru bak) derler. O da, (Leyla’nın evini gören yıldıza bakmak bana yeter) diyerek ağlar.
Gül, demişler bülbüle,
Ağlamış feryat ile.

Büyükler, (Aşktan maksat, dert ve gam çekmektir. Kavuşmak, hiç hatıra bile gelmez) demişler, aşkı böyle tarif etmişlerdir.

Gerçek sevgi üç şeyle belli olur:
1- Seven, sevdiğinin sözünü, başkasının sözüne tercih eder.
2- Sevdiğinin yanında bulunmayı, başkalarının yanında bulunmaktan üstün tutar.
3- Sevdiğinin kendisinden razı olmasını, başkalarının hoşnut olmasından çok kıymetli bilir.

Allahü teâlâyı sevmek
Sual: Allah'ın bizi sevip sevmediğini nasıl bilebiliriz? Bir kalbde iki sevgi bulunmaz deniyor. Mesela Allah'ı sevmek için Peygamberimizi sevmememiz mi lazım?
CEVAP
Hayır, aksine Peygamber efendimizi de çok sevmemiz lazım.

Eğer biz Allahü teâlâyı seviyorsak, o da bizi seviyor demektir. İkincisi, Allahü teâlânın emirlerini yapıp haram ettiği şeylerden kaçıyorsak yine bizi seviyor demektir. Allah sevgisinin alâmeti, haramlardan sakınmaktır. Haramlardan sakınanı Allahü teâlâ sever. Allahü teâlâyı çok sevmenin bir alameti de, Onun sevgisini kaybetmekten çok korkmaktır.

Bir kalbde iki sevgi bulunmaz demek, iki zıt sevgi bulunmaz demektir. Ebu Cehil ile
hazret-i Ömer’in sevgisi bir kalbde bulunmaz. Allah sevgisine kavuşabilmek için hubb-i fillah, yani Allahü teâlâyı ve Onun sevdiklerini sevmek, şarttır. Mesela Allahü teâlânın habibi olan Resulullah'ı çok sevmek gerekir. Resulullah’ın Ehl-i beyti ile Eshabını ve Resulullah'ın vârisleri olan İslam âlimlerini de çok sevmek gerekir. Silsile-i aliyye büyüklerini de sevip onların sevgisini kazanmak lâzımdır.

Büyük zatların sohbetine kavuşan saadete erer. Eğer onların sevgisine kavuşursa çok büyük nimete konmuş olur. Büyük zatlardan birine kavuşamazsak ne yapmak gerekir? Vârislerinden faydalanmak gerekir. Vârisleri de yoksa, talebelerinden, onlar da yoksa kitaplarından faydalanmak gerekir.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
allah, nedir, sevgisi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557