Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Gezelim & Görelim > Dünyadan Tarihi Yerler ve Mekanlar
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Dünyadan Tarihi Yerler ve Mekanlar Dünya tarihinin en önemli yerleri ve mekanları burada.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Ocak 2013, 00:30   #1 (permalink)
★½★

aLLien - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2012
Nerden: Antalya-Ankara
Yaş: 30
(Mesajlar): 2.184
(Konular): 1569
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 49000
Aldığı Beğeni: 382
Beğendikleri: 1020
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
aLLien - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Tarihin Görkemli Kaybedenleri !! / Tarihin Görkemli Kaybedenleri Hakkında

“Tarih her zaman kazananların yanındadır” denir hep. Tarih yazıcılar hep kazananları, savaş meydanlarından sağ çıkan, ayakta kalanları, onların sözlerini yazdı. Ancak öyle görkemli kaybedenler vardı ki adları halkların hafızalarına kazındı günümüze kadar geldi. Tarih yazıcılar da onları görmezden gelemedi.


Onların hepsini anlatmak imkansız. Birçok insan oldu tarihte yanlış gördüğünün karşısına dikilen. Bunların pek azı başarılı oldu. Ancak nihayetinde iyiyi, onurluyu savunarak tarihte kaybedenler, halkların vicdanında kazanan olmayı başardı.

TARİHİN İLK GERİLLASI: VİRİATHUS

Tarihte görkemli kaybedenler denilince akla gelen ilk isimlerden biri Roma ordularına karşı direnen Viriathus’tur. M.Ö. 139 yılında Romalılar tarafından öldürüldüğünde Viriathus ünü çoktan İberya’nın büyük savunucusu olarak yayılmıştı.


Doğum tarihi belli olmayan Viriathus’un tam kökeni de belli değildir. Sadece Yunan tarihçi Diyotorus Siculus, Viriathus’un Lusitanyan köklerine işaret eder. Dönemin bir diğer tarihçisi Livy ise Viriathus’un okyanus kıyısında yaşayan bir kabilden geldiğini ve önce çoban, ardından avcı, bunun ardından da asker olduğunu yazar.



Viriathus'un bugün Portekiz'de bulunan bir anıtı

Viriathus tarihe göre Romalılara karşı direnmeden önce yoktur, O’nu Viriathus yapan, tarihe geçiren bu direniştir.

Romalı tarihçi Appian’a göre Viriathus, Roma Konsülü Galba’nın M.Ö. 150 yılında Lusitanyan savaşçılarına karşı giriştiği büyük katliamdan kurtulan bir avuç askerden biridir. 20 bin Lusitanyan’ın öldürüldüğü bu katliamdan sadece iki yıl sonra Viriathus, Lusitanyan ordusunun başına geçer.

Romalı tarihçilere göre Viriathus’un çok güçlü bir fiziği vardı; iyi bir stratejist ve çok zeki bir komutandı. Ünlü Romalı tarihçi Polybius onunla savaşı “ateşle savaş” olarak nitelendiriyordu. Viriathus birçok komutanın aksine soylu bir aileden gelmiyordu. Ülkedeki tüm aristokratk aileleri kayıt altına alan Romalılar Viriathus’tan hiç bahsetmemişti.

Katliamdan iki yıl sonra İberya’da büyük bir ayaklanma başlatıldı. Bu ayaklanmayı bastırmak için Romadan Caius Vetilius komutasında bir lejyon gönderildi. Vetilius, ayaklananların büyük bir kısmını kılıçtan geçirdi. Geriye 1000 kadar isyancı savaşçı kalmıştı. Bu savaşçıların arasında Viriathus da bulunuyordu.


Viriathus'un öldürülmesini resmeden bir karikatür


Viriathus savaşta nasıl bir taktik izleneceğine ilişkin düzenlenen toplantıya sıradan bir savaşçı olarak katıldı ve bir komutan olarak çıktı. İsyancıların başına geçen Viriathus Roma ordusu saldırdığı anda 1000 adamını daha sonra başka bir noktada buluşmak üzere ayrı yönlere küçük gruplar halinde dağıttı. Romalıların 10 bin kişilik gücünü bu şekilde bölen Viriathus, hızlı adamları sayesinde isyancıları savaş meydanından sağ salim kurtarmayı başardı.

M.Ö. 149 yılında Viriathus, Roma lejyonuna karşı Tribola’da bir dizi saldırı gerçekleştirdi. Gerilla taktikleri kullanan Viriathus, aralarında lejyonun kumandakı Caius Vetilius’un da bulunduğu 4 bin Roma askerini öldürdü. Bu olayın ardından Viriathus üzerine gönderilen Romalı komutanlar Gaius Platius, Claudius Unimanus ve Gaius Negidius’un başında bulunduğu Roma ordularını yendi.

Roma bunun üzerine 15 bin asker ve 2 bin atlıdan oluşan büyük bir orduyu İberya’ya gönderdi ancak bunların da büyük bir bölümü Viriathus’un savaş taktikleri karşısında yok oldu. Roma bu kez en iyi generali Fabius Maximus Servilianus’u Viriathus’un üzerine saldı. Roma ordusu Sierra Morena yakınlarında Viriathus’un pususuna düştü. Ancak Viriathus burada Romalıların kendisine yaptığı anlaşma teklifini kabul etti. Servilianus Viriathus ile bir barış anlaşması imzaladı. Anlaşma Roma Senatosu tarafından da onaylandı.

Romalılar bu süreç içerisinde Lusithanyalıların direnişinde Viriathus’un liderlik rolünü anlamıştı. Bu yüzden savaş meydanında çarpışmaktan ziyade önce O’nu ortadan kaldırmaya karar verdiler.

Viriathus’un İtalya’ya barış için gönderdiği elçileri Audax, Ditalcus ve Minurus burada Roma senatörü Marcus Popillius Laenas tarafından satın alındı ve üçlü İberya’ya geri döndüklerinde Viriathus’u çadırında uyurken öldürdü.

Viriathus’un ölümünün ardından her ne kadar Lusihanya halkının direnişi sürdüyse de Roma’nın genişlemesi durdurulamadı.

TARİH EN GÖRKEMLİ KAYBEDENİ: SPARTAKÜS!

Spartaküs tüm dünya tarihinin belki de en ünlü kölesidir. M.Ö. 120- M.Ö. 70 yılları arasında yaşayan Spartaküs’ün yenilgisi de tarihin en görkemli yenilgilerinden biridir.



Spartaküs'ün temsili bir resmi


Romalı tarihçilere göre Spartaküs’ün kökeni Trakya’ydı. Burada köle tüccarlarının eline düşen Spartaküs, Roma ordusuna verilmiş ve birçok savaşta yer aldıktan sonra Romalı senatör Lentulus Batiatus’un gladyatör okuluna satılmıştı.

Spartaküs bu okuldan M.Ö 73 yılında 69 arkadaşıyla birlikte kaçarak Naples’e sığındı. Silah olarak kullanabilecekleri ne varsa yanına alan bu gladyatörlere yolda rastladıkları çok sayıda kaçak köle de katıldı.

Spartaküs ve yanındakilerin önemli bir bölümü İtalya’nın dışından değişik Avrupa ülkelerinden gelen kölelerdi. Ve bu köleler kendi ülkelerine geri dönmek istiyordu. O yüzden Vezüv geçidinde karşılarına çıkan Roma ordusunu yenerek kuzeye doğru yürüyüşe geçtiler.


Spartaküs filminden


Spartaküs, Roma ordusunda görev yaptığı dönemde savaş taktikleri konusunda ciddi bir birikime sahip olmuştu. Kendisi de son derece zeki biri olan Spartaküs, kısa bir sürede isyancı kölelerden disiplinli bir ordu yarattı. Kuzeye doğru giderken iki Roma lejyonunu yok etti.

M.Ö. 72 yılında Spartaküs, karşısına çıkan 30 bin kişilik Roma ordusunu yendi. Bu sırada Spartaküs’ün yanından ayrılan Crixus adlı köle ve onun arkadaşları Romalılar tarafından öldürüldü. Spartaküs bu olaydan sonra 2 Roma lejyonunu daha dağıttı. Alplere kadar ilerleyen köle ordusu dağları aşıp kendi yurtlarına dağılabilirdi ancak bu noktada Spartaküs ve yanındakiler fikir değiştirdi ve yeniden güneye yöneldi. Yolda iki Roma lejyonunu daha yenen Spartaküs yılsonunda ülkenin en güney ucundaki Messine boğazına kadar ulaşmıştı.

Spartaküs burada kendilerini Sicilya’ya geçirecek olan Kilikyalı korsanların ihanetine uğradı. Reggina yakınlarında sıkışan Spartaküs ilk kez yenilgiye uğradı ve Birindisi’ye kaçtı. Birindisi yakınlarındaki Silarus nehrinde Romalılarla çarpışan köleler arasında bulunan Spartaküs’ün burada öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Spartaküs’ün ölümünün ardından köle ordusu tamamen dağıtıldı. 6 bin 600 köle Appia’dan Roma’ya kadar uzanan yolda çarmıha gerildi. Romalılar bütün çabalarına rağmen Spartaküs’ün ne ölüsünü ne de dirisini bulabildi. Zira O’nu diğer kölelerden ayıran hiçbir işaret ya da simge yoktu.

MİLYONLARIN KALBİNDEKİ İMAM: HZ. HÜSEYİN

Hz. Hüseyin, peygamber Hz Muhammed’in torunu, 4. halife Hz Ali’nin de oğludur. Hz Ali’nin öldürülmesinden sonraki dönemde ağabeyi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin dışında, Hz. Muhammed’le kan bağı bulunan kimse hayatta değildi. Bu nedenle iki kardeşin halife olmasına kesin gözüyle bakılıyordu.






Hz Ali’nin 661 yılında öldürülmesinin ardından İslam dünyasında yeni Halifenin kim olacağı tartışılmaya başlandı. O dönemde İslam devleti içindeki en etkili ailelerden olan Emeviler ve bu ailenin başındaki Muaviye halifeliğin kendilerine verilmesini istiyordu. Ancak büyük bir kesim Hz. Hasan’ın halife olmasını istiyordu.

İki taraf arasında yaşanan çatışmanın büyümemesi için Hz. Hasan, Muaviye’nin halifeliğini kabul etti. Ancak Muaviye, işler kötüye gittiği zaman adı halifelik için ilk gündeme gelecek isim olan Hz Hasan’ı zehirleyerek öldürttü.


Hz. Hüseyin

Hz. Hasan’ın takipçileri bu tarihten sonra kardeşi Hz. Hüseyin’i başa geçirdiler. Hz. Hüseyin Muaviye ile iktidar kavgasından uzak durdu ancak kendi cemaatini de korudu. Hz. Hüseyin’in Muaviye’den sonra halife olması bekleniyordu.

Ancak Muaviye bu tehlikeyi gördüğü için henüz yaşadığı sırada, 680 yılında oğlu Yezid’i halife olarak ilan etti ve kimsenin buna karşı çıkmaması için halkın huzurunda O’na biat etti. Yezid bu hamleden sonra İslam dünyasının en etkin ismi olan Hz Hüseyin’in kendisine biat etmesini istedi. Hz. Hüseyin’in cevabı ise oldukça sertti: ““Biz, nübüvvet Ehl-i Beyt’i ve risalet madeniyiz. Yezid ise fasık, şarap içen ve adam öldüren birisidir. Benim gibi birisi onun gibi bir kimseye biat etmez...”

Hz. Hüseyin, Medine’de korunamayacağını görünce 682 yılında Mekke’ye göç etti. Bu sırada İslamiyetin önemli merkezlerinden biri olan Kufe’den kendisine cemaat adına gönderilen bir mektup Hz. Hüseyin’in eline ulaştı. Mektupta Hz. Hüseyin güvenliği için Kufe’ye davet ediliyordu.

Hz. Hüseyin önce bir elçisini Kufe’ye gönderdi. Elçiyi gören Kufeliler O’nun önünde eğilip biat ettiler. Elçi bu durumu Hz. Hüseyin’e bildirdi. Ancak bu meseleden halife Yezid de haberdar olmuştu. Yezid birçok adamını Hz. Hüseyin’in üzerine saldı ancak bu çabaların hepsi başarısız oldu. Hz. Hüseyin, Mekke’den ayrılarak Kufe’ye doğru yola çıktı.

Hz. Hüseyin ve kafilesi yolda Yezid’in orduları tarafından çöle sürüldü. Suya ulaşmaları engellendi. Ve sonunda Kerbela yakınlarında Yezid’in askerleri tarafından vahşi bir şekilde öldürüldü. Hz. Hüseyin’in buradaki direnişi de dillere destan oldu. Öyle ki Hz. Hüseyin’in katlediği “Aşura” günü orada bulunan Haccac bin Abdullah şöyle dediği rivayet edilir:

“Allah’a ant olsun ki, oğlu, kardeşi, kardeş oğulları, akrabaları ve yaranları öldüğü halde onun (İmam Hüseyin) gibi direnişli, sebatlı, şecaatli ve yiğit birisini ben görmedim. Allah’a ant olsun ki ondan önce ve ondan sonra onun gibi birisini görmedim. İmam Hüseyin düşman ordusuna saldırdığında, kurt korkusuyla dağılan keçiler gibi, İmam’ın sağ ve solundan öylece kaçıyorlardı.”

Hz. Hüseyin öldürüldüğü yere yakın olan Kerbela kasabasına gömüldü. Taraftarları daha sonra onun mezarı üzerine İmam Hüseyin Türbesini yaptı. Türbe halen Şiilerin en kutsal mekanı konumundadır.

İmam Hüseyin’in savaş alanında kesilen başının bugün İsrail sınırları içinde bulunan Aşkelon’a götürüldüğü bildirilir. Burada Fatimi halifeler tarafından alınarak Kahire’ye getirilen kesik baş, Fatimi sultanlarının gömüldüğü bir mezarlığa gömülür. Görgü tanıklarının ifadelerine göre baş olayın üzerinden yüzyıldan fazla zaman geçmesine rağmen çürümemişti ve yüzündeki kan izleri olduğu gibi duruyordu.

İNGİLİZLERİN ŞEYH BEDREDDİN’İ: JOHN BALL

İngiltere’de ünlü 1381 köylü isyanının liderlerinden biridir John Ball. Geçmiş hayatı konusunda pek az şey bilinir. York şehrinde doğup büyüdüğü ve din eğitimini burada aldığı söylenir. Kent şehrinde bir süre rahiplik yapmıştı. İngiliz tarihçiler O’nun bir dönem “Kent’in Deli Rahibi” olarak anıldığını söyler.


John Ball


John Ball isyan öncesinde sosyal eşitlik konusundaki fikirleriyle Kilise içerisinde aykırı bir isim olarak sivrilmişti. Bu fikirleri O’nun Canterbry başpsikoposuyla çatışmasına neden oldu ve üç kez zindana atıldı. 1366 yılında Kilise insanların John Ball’un yanına yaklaşmasını yasakladı.

John Ball buna rağmen fikirlerini değiştirmedi ve uzlaşmaya, af dilemeye yanaşmadı. 1381 yılında yeniden zindana atılan John Ball, isyancı köylüler tarafından kurtarıldı.

Şeyh Bedreddin’in henüz genç bir din adamı olduğu dönemde John Ball, Kent şehrinde çevresinde toplanan köylülere şöyle seslendi: “Adem topragi kazarken Havva yün egiriyordu. Peki o zaman efendi kimdi? Baştan beri insanlar birbirine benzer yaratıldı ve bizim zincirlerimiz, içinde kötülük olan insanlar tarafından oluşturuldu. Eğer Tanrı birilerinin özgür, birilerinin köle olmasını isteseydi en baştan kimin özgür kimin köle olacağını söylerdi. Bu nedenle sizi Tanrıdan aldığımız yetkiyle bizi köle kılan bağları yıkmaya ve özgürlüğü almaya çağırıyorum”. Ball bu konuşmasında isyana kalkan köylülerden tüm soyluları öldürmelerini istedi. Kendisi de Londra kulesine hücum eden isyancılar arasında yer aldı.


John Ball köylülerle konuşurken resmediliyor


İsyan başarısızlıkla sona erince John Ball, ülkenin orta kesimlerine kaçtı ancak Coventry’de yakalandı. 15 Temmuz 1381 günü Kral II. Richard’ın huzurunda asılarak idam edildi.


John Ball ve isyanın diğer liderleri Wat Tyler ve Jack Straw çağlarında kaybettiler ama özgürlük mücadeleleri için ilham oldular. Özellikle sosyalizmin teorisyeni Karl Marks, John Ball’un isyan konuşmasından çok etkilenip, ilham aldığını söyleyecekti.

BİZİM JOHN BALL: ŞEYH BEDREDDİN!

“Kuvveti ilmi, sırrı tevhidi gerçeklendirip biz, milletlerin ve mezheplerin kanunlarını iptâl edeceğiz” diyerek yola çıkan Şeyh Bedreddin, kimilerine göre tarihin ilk komünistidir. İnsanın insan üzerindeki tahakkümünü tamamen reddeden Şeyh Bedreddin, aykırı fikirlerini geniş ve çok farklı kesimlerden halk kitlelerine benimsetmiş nadir liderlerden biridir.


Şeyh Bedreddin'in resmedildiği bir tablo


Şeyh Bedreddin bugün Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Simavne kasabasında dünyaya geldi. Doğum tarihi kesin olmamakla birlikte birçok kaynak Şeyh’in 1359’da doğduğunu yazar. Babası Simavne kadısıdır. Bu nedenle “Simavne kadısı oğlu Şeyh Bedreddin” olarak anılacaktır. Annesi ise sonradan Müslümanlığı seçen bir Rum’dur.

O dönemlerde Osmanlı’nın başkenti Edirne’dir. Şeyh Bedreddin de Edirne’de eğitimine başlar ve dönemin ünlü İslam alimlerinden dersler alır. Bursa’da da Koca Efendi’den astronomi ve matematik dersleri alan Şeyh Bedreddin, Konya’da ise dönemin ünlü alimi Feyzullah Efendi’den mantık ve astronomi öğrenir.

Anadolu’da edindiği bilgilerle yetinmeyen Şeyh Bedreddin dönemin ilim merkezi Kahire’ye geçer. Şeyh Bedreddin, Memlük sultanı Berkuk’ın sarayında 3 sene kalır ve bu süreçte alim Hüseyin Ahlati’nin öğrencisi olur.

Ahlati kendisini en iyi anlayan isim olduğunu düşündüğü Şeyh Bedreddin’i vasi olarak atar. Ahlati’nin müritlerinin bu duruma tepki göstermesi karşısında Bedreddin, Anadolu’ya döner.

Bu sırada Bedreddin’in ünü yayılmış ve Anadolu’nun dört bir yanında O’nu müritleri karşılar olmuştur. Aydın’ın Nizar köyünde Börklüce Mustafa ve Domaniç’in Sürme köyünde de Torlak Kemal’le tanışır. İkili Şeyhle konuşmalardan sonra O’nun müridi olurlar.

Edirne’ye yerleşen Şeyh Bedreddin, 1402 yılında başlayan Fetret Devri’nde Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapar. Bu sırada Börklüce Mustafa’yı yanına aldırır. Torlak Kemal de sık sık Edirne’ye gidip gelir. Ancak Şeyh 1413 yılında iktidar mücadelesini Mehmet Çelebi kazanınca kendisi İznik’e sürülür.

Şeyh İznik’e sürüldükten sonra Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa memleketlerine dönerek Osmanlı idaresinden rahatsız olan köylüleri ve dervişlerin katıldığı bir isyana kalkar. Karaburun ve çevresinde yoğunlaşan isyancılar üzerlerine gönderilen Saruhan Beyinin ordusunu yener. İsyancıların üzerine sürülen Osmanlı ordusu ise zafer kazanır. Tüm isyancılar Börklüce Mustafa’nın gözü önünde öldürülür. Kendisi de bir deve üzerinde çarmıha gerilir ve bu şekilde gezdirilir.

İsyanın patlak verdiği sırada Şeyh Bedreddin, İsfendiyar Beyliğine sığınır. Sinop üzerinden Eflak’e giden Şeyh, Edirne’ye dönmek üzere yola çıktığı sırada Osmanlı tarafından ele geçirilir ve Serez çarşısında asılır.

Nazım Hikmet’in “Şeyh Bedreddin Destanı” adlı eserinde Şeyh’in idamı şöyle anlatılır:

“Dönüldü Bedreddine.
Denildi: «Sen de konuş.»
Denildi: «Ver hesabını ilhadının.»

Bedreddin
baktı kemerlerden dışarı.
Dışarda güneş var.
Yeşermiş avluda bir ağacın dalları
ve bir akarsuyla oyulmaktadır taşlar.
Bedreddin gülümsedi.
Aydınlandı içi gözlerinin,
dedi:
— Mademki bu kerre mağlubuz
netsek, neylesek zaid.
Gayrı uzatman sözü.
Mademki fetva bize aid
verin ki basak bağrına mührümüzü..


Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkânının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.

Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
çırılçıplak etidir.

Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.

Yağmur çiseliyor”.

O’NU PARÇALAMAK İSTEDİLER AMA PARÇALAYAMADILAR
O’NU ÖLDÜRMEK İSTEDİLER AMA ÖLDÜREMEDİLER

19 Mart 1742 tarihinde Peru’nun Cusco şehri yakınlarındaki Tinto köyünde doğan Tupac Amaru, 1780 yılında İspanyol işgalcilere karşı gerçekleştirilen yerli isyanını öncüsüdür. Güney Amerika’daki ilk bağımsızlık hareketlerinden birini başlatan Tupac Amaru, Peru’nun modern bağımsızlık hareketine de ilham kaynağı oldu.


Tupac Amaru


Tupac Amaru’nun gerçek adı José Gabriel Condorcanqui’ydi. San Fransisco de Borja Okulunda Jesuit eğitimi alan Tupac Amaru, bölgedeki etkin ailelerden birinden geliyordu. 18 yaşında büyükbüyükbabasının ismini alan Tupac Amaru, yerli kabilelerin başına geçti ve İspanyollara karşı bir isyan başlattı.

İsyanın ilk günlerinde Tupac Amaru’nun güçleri bölgedeki tüm İspanyol askerlerini ve İspanyol Vali Antonio de Arriaga’yı öldürdü.

Tupac Amaru’nun isyanı aslında çok belirleyici bir isyan değildi. Son 50 yıl içinde buna benzer birçok isyan olmuştu. Nitekim Tupac Amaru da üzerine gönderilen İspanyol ordusuna karşı direnemedi ve esir düştü.

Bu isyanı ve Tupac Amaru’yu ölümsüz kılan O’nun infaz edilme şeklidir.


Tupac Amaru'nun resmi günümüz Peru paralarının üstünde



Tupac Amaru yakalandıktan sonra önce eşi, büyük oğlu Hipolito, dayısı Fransisco ve kayınbiraderi Antonio Bastidas’ın idamını izleme daha sonra da kolları ve bacakları dört ayrı ata bağlandıktan sonra vücudunun parçalanması yöntemiyle ölüme mahkum edildi.

Tupac Amaru, sevdiklerinin idamını izledi. Daha sonra kol ve bacakları dört ata ayrı ayrı bağlandı ve atlar ayrı yönlere sürüldü. Ancak Tupac Amaru’nun vücudu 4 atın gücüne dayandı ve parçalanmadı.

Bunun ardından İspanyollar Tupac Amaru’yu daha önce büyükbüyükbabasının infaz edildiği alana götürdü ve burada baltalarla keserek idam etti.

Tupac Amaru’nun arkasından yazılan destanda şu mısralar yer aldı:

Querrán romperlo y no podrán romperlo ("O’nu parçalamak isteyecekler ama parçalayamayacaklar").

Querrán matarlo y no podrán matarlo ("O’nu öldürmek isteyecekler ama öldüremeyecekler").

KAFKASLARIN ÖLÜMSÜZ KOMUTANI: ŞEYH ŞAMİL

Her ne kadar günümüzde birçok faşist çevre tarafından ilahlaştırılsa da Şeyh Şamil, bir ömür boyu işgalciye direnmenin sembolüdür. Kafkasların tarihindeki direniş örneklerinin en güçlüsü ve İslam dünyasında en büyük yankı uyandıranı Şeyh Şamil’di. 1797 yılında doğan Şeyh Şamil, 1834-1859 yılları arasında Kafkasya’da Ruslara karşı gerçekleştirilen isyanı yönetti.




Şeyh Şamil


Şeyh Şamil 1797 yılında günümüzde Dağıstan Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan Gimri’de doğdu. Doğduğunda kendisine Ali adı verildi ancak bebekken hastalanınca geleneklere uygun olarak adı Şamil olarak değiştirildi. İyi bir din eğitimi alan Şeyh Şamil, babasının da nüfuzuyla Kafkasya’da etkili bir din adamı konumuna getirildi.


Şeyh Şamil’in gençliği Osmanlıların Ruslar karşısında geri çekildiği ve Kafkasya’daki toprakları kaybettiği bir dönemde geçti. Kafkasya’da Şeyh Mansur ve Gazi Molla liderliğinde Ruslara karşı bir direniş başladı. Bu direniş 1832 yılında Şeyh Mansur’un Ruslar tarafından öldürülmesiyle sona erdi. Şeyh Mansur’un öldüğü çatışmadan sadece iki kişi kurtulmuştu. Bunlardan biri Şeyh Şamil’di.
Şeyh Şamil çatışmadan sonra yaralarının iyileşmesi için uzun bir süre gizlendi. 1834 yılında Şeyh Şamil Ruslara karşı direnen güçlerin başına geçti ve tam 25 sene boyunca Rusları peşinde koşturdu. 1859 yılının 25 Ağustos günü Rus güçlerince yakalandığı zaman Şeyh Şamil 62 yaşındaydı ve hemen hemen tümünü Ruslara karşı savaşarak geçirdiği bir hayatın son dönemlerine girmişti.

Şeyh Şamil bundan sonra 10 sene Rusların elinde tutsak kaldı. 1869’da Hacca gitmesine izin verildi. Burada Kabe’nin üzerine çıkarılarak tüm Hacca gelenleri selamlamasına izin verildi. Şeyh Şamil ülkesine dönmeden burada öldü. Cenazesi Cennet-ül Baki mezarlığına gömüldü.

VARŞOVA’DA DİRENENLER!

Dünya tarihi zorbalığa, haksızlığa karşı büyük direnenler halklar ve halk hareketlerine sahne oldu. Bunların her biri kendi çağında, kendine has özellikleriyle, kendi açısından büyük direnişlerdi. Ancak bunlardan biri vardır ki tarih ne bir liderini, ne bir öncüsünü hatırlayacak, tüm savaşçılarını birlikte anacaktı: Varşova ayaklanması.




Dünyanın tarihinde görülen en acımasız düşmana, Nazi Almanyasına karşı 1 Ağustos 1944 tarihinde başlatılan ayaklanma tam 63 gün sürdü. Bu ayaklanma büyük kahramanlıkları, büyük trajedileri ve büyük ihanetleri içinde barındırdı ve tarihe bu şekilde yazıldı.

1 Ağustos 1944 tarihine gelindiğinde Sovyet orduları, Nazi ordularını önüne katmış batıya doğru sürüyordu. Bu süreçte 1939 yılından bu yana alttan alta örgütlenen Varşova’daki “Vatan Ordusu” güçleri de bu Nazileri zayıf buldukları bu anda ayaklanmaya karar verdiler. Onlar için özgürlük hiç olmadığı kadar yakın görülüyordu.




Polonya’nın yeraltındaki Vatan Ordusunun generali Bor Komorowski, 1 Ağutos 1944 günü akşam saat 5’te ayaklanmanın başlaması emrini verdi. Komorowski’nin planlarına göre ayaklanma 1 hafta sürecek ve şehir Almanlardan temizlenecekti. Ancak Komorowski, Nazilerin, Kızıl Ordu’ya karşı son direniş noktası olarak Varşova’yı belirlediğini ve buraya onbinlerce askerlik ek sevkiyatın yapıldığını bilmiyordu.

Direnişçiler 4 bini kadın toplam 40 bin askerdi. Bu ordunun elinde sadece 2 bin 500 silah vardı. İç düzenleri çatışmalar sırasında ölen birinin silahını diğer askerin alması prensibi üzerine kurulmuştu. Yani ordunun büyük bir bölümü eli silahlı olan arkadaşlarının ölmesini ve onlardan kendilerine geçecek olan silahı kullanmayı bekliyordu.

Direnişçilerin karşısında ise 30 bin kişilik tanklarla, uçaklar ve toplarla desteklenmiş iyi eğitimli Nazi ordusu vardı.

O gün saat 17’de direnişçiler şehirdeki 180 ayrı Alman askeri noktasına bir anda saldırdı. İlk saldırı planlandığı kadar başarılı olmadığı fakat direnişçiler bazı kilit noktaları ele geçirdi. Şehrin gaz, elektrik ve su tesisatının kontrolü direnişçilerdeydi.

Ayaklanmanın ilk günü 2 bin direnişçi ile 500 Alman askeri öldü. Aynı gün bir matbaayı ele geçiren direnişçiler, 5 yıl aradan sonra ilk bağımsız Leh gazetesini bastı.


Varşova ayaklanmasında direnenler


Bu sırada şehre sadece birkaç kilometre uzakta bulunan Sovyet orduları durdu. Varşova semaları Nazi uçaklarına terk edildi. Ayaklanmanın son günlerinde Sovyet ordusu Varşova’nın dibindeydi ama hiçbir şekilde Nazilere karşı direnen güçlere Sovyet yardımı gelmedi. Stalin, daha önce Sovyetlere tabii bir şekilde Nazilere karşı savaşmayı kabul etmeyen Polonyalı güçlerin Naziler tarafından tasfiye edilmesini bekleyecekti.

Başarılı geçen ilk günün ardından Almanların hava ve topçu saldırıları başladı. Özellikle hava saldırıları direnişçiler için büyük sorun oluşturuyordu zira ellerinde uçaklara karşı kendilerini savunacak silahları yoktu. Şehrin geri kalan stratejik noktaları ise Alman tankları ve makinelı tüfekleri ile korunuyordu.

Almanlar şehre bir hafta içinde takviye güçler gönderdi. Bu takviye güçler Almanların Türkmenistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden silah altına altığı Türkmenlerden oluşuyordu. Bu birlikler şehrin Alman kontrolündeki bölgelerinde 65 bin sivili katletti. Sadece Wola ve St Lazarus hastanelerinde 1,360 hasta bu Türk güçleri tarafından kurşuna dizildi.

Aynı birlikler Alman komutanlarının kumandasında sivilleri kalkan olarak kullanarak direnişçilerin üstüne yürüdü. Yaşanan şiddetli çatışmalarda Varşovalı direnişçiler büyük kayıplar vermeye başladı. Ne Batıdan ne de şehrin diğer tarafında bekleyen Sovyet ordusundan yardım gelmedi.

14 Ağustos’tan 2 Eylül tarihine kadar Varşova Eski Şehir meydanı için yoğun çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalarda direnişçiler şehrin bir yerden bir yere nakil için şehrin kanalizasyon şebekesini kullanıyordu. 2 Eylül’e gelindiğinde 30 bin sivil ve 2 bin 500 direnişçi Eski Şehir meydanında hayatını kaybetmişti.





Eski şehir meydanının kaybedilmesinden direnişin sona erdiği 4 Ekim tarihine kadar tüm dünyanın bilgisi dahilinde Naziler adeta plşanlı bir katliama girişti. Bu direnişte 200 bini aşkın Varşovalı katledildi. Hitler direnişçilerden hırsını bu katliama rağmen tam olarak alamamıştı ki Varşova’nın tamamen yıkılmasını ve şehrin mühendislerin çalışmasıyla bir göle çevrilmesi talimatını verdi. Hitler’in bu talimatının ardından tüm Varşova gerçekten yıkıldı, ancak göl planları Sovyet ordusunun ilerleyişiyle bozuldu.






aLLien isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
görkemli, hakkında, kaybedenleri, tarihin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557