Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Tiyatro & Edebiyat & Sanat > Edebiyat
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14 Ağustos 2011, 13:11   #31 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Kamber NAR

1956 Sivas'ın Kangal İlçesine bağlı Karanlık köyünde doğdum.

İlkokulu köyümde bitirdikten sonra ailemle birlikte Ankara'ya geldik. Geri kalan öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Şiir yazmaya lise öğrencisiyken başladım. Şiirlerimde çok değişik konuları dile getirmeye özen gösterdim. Birçok önemli yarışmaya katıldım ve ödüller aldım:

1986 yılında Halk Ozanları Kültür Derneği'nin "Okul ve Öğretmen" konulu şiir yarışmasında birincilik ödülü,

1998 yılında Hacıbektaş şenliklerinde "İnsan Hakları" konulu şiir yarışmasında birincilik ödülü,

1999 yılında Aşık Veysel Kültür Derneği'nin "Aşık Veysel ve Düşünceleri" konulu şiir yarışmasında birincilik ödülü,

Mamak Belediyesinin "Ankara" konulu şiir yarışmasında birincilik ödülü,

Bunların dışında sayamayacağım kadar ikincilik üçüncülük ve mansiyon ödüllerim mevcuttur. "Türkülerin Yolundayım" adlı şiir kitabım yayımlanmıştır.
Bağlama çalmaya lise yıllarında babam İsmail Narı'ın yanında başladım. Beş adet yayınlanmış kasetim bulunmaktadır. Tüm Halk Ozanları Kültür Derneğinin Genel Başkanlığını yürütmekteyim. İki çocuğum bulunmaktadır. Bir özel bankada idareci olarak görev yapmaktayım. Halk ozanlığı yolunda eğilmeden inanç ve görüşlerimden taviz vermeden yürüyebilmek en büyük idealimdir. Ozanca duruşla halkımı selamlıyorum.


İNSAN HAKLARI


Adını duyarız kendisi kayıp
Arıyoruz nerde insan hakları
Yalan söylemeyin ayıptır ayıp
Soruyoruz nerde insan hakları

Atın silahları olmasın savaş
Herkese iş olsun herkese de aş
Artık gerçekleri biz yavaş yavaş
Görüyoruz nerde insan hakları

Medeni olmazsan elbet kovarlar
Seni dinlemezler baştan savarlar
Berlin'i yıkarken nice duvarlar
Örüyoruz nerde insan hakları

Rahat etmez devlet malı yemeden
Farkımız kalmadı sersem semeden
Aydın insan, genç, ihtiyar demeden
Vuruyoruz nerde insan hakları

Perişan haldeyken kaynar mı çorban
Neyine lazımdır baş örtü türban
Trafikte her yıl binlerce kurban
Veriyoruz nerde insan hakları

Düşündün mü neler yapmış atanı
Sevmeyesin yan gelipte yatanı
Canımız gitse de aziz vatanı
Koruyoruz nerde insan hakları

Kuru soğan katık olmuş aşına
Tarlalarda güneş geçmiş başına
Hakkını vermeden boşu boşuna
Yoruyoruz nerde insan hakları

Esmer bıyıklıyım tanırlar beni
Mazimiz yüzyıllar değildir yeni
Avrupa birliği alırmı seni
Giriyoruz nerde insan hakları

Kamberi'yim dertlerimiz kum gibi
Olmadım dalımda kaldım ham gibi
Eller büyür iken bizler mum gibi







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Ağustos 2011, 13:11   #32 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

KARACAOĞLAN


Yaşamı üstüne kesin bilgi yoktur. 1606' doğduğu, 1679'da öldüğü sanılmaktadır. Nereli olduğuyla ilgili değişik görüşler öne sürülmüştür. Çeşitli kaynaklara göre Kozan’a bağlı Feke İlçesi'nin "Gökçe" köyünde, "Mamalı" da, "Binboğa"da, "Erzurum"da "Zobular"da, "Gökçeli"de, "Varsak da, hatta "Belgrad"da doğduğu öne sürülmüştür. Gaziantep'in Barak Türkmenleri de, Kilis'in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenleri de onu kendi aşiretlerinden sayarlar.

Akşehirli Ahmet Hamdi Efendi’nin hatıra defterinden edinilen bilgilere göre Karacaoğlan Varsak Türkmenlerinden Kara İlyas’ın oğludur ve asıl adı Hasan’dır. Henüz 4-5 yaşındayken babası askere alınmış bir daha geri dönmemiştir. O nedenle Hasan yetim büyümüştür. Fakir ve kara yağız bir delikanlı olduğu için de Karacaoğlan lâkabı takılmış, Hasan da lâkabını ad olarak benimsemiş, ölünceye kadar taşımıştır.
Babasının askerde ölmesi ve derebeyi olan Kozanoğulları ile arasının açılması sonucu genç yaşta gurbete çıkmış, yaşamının büyük bir bölümünü Çukurova, Maraş, Gaziantep yörelerinde geçirmiştir.

Doğum yeri gibi, ölüm yeri ve mezarının nerede olduğuyla ilgili de değişik görüşler ileri sürülmektedir. Bu da onun halk arasında çok sevilmesinin doğal sonucudur.
Mezarı İçel'in Mut İlçesi'ne bağlı Çukur Köyü'ndedir ve 1997 yılında anıt mezar haline getirilmiştir.
İshak Refet Işıtman 1933 yılında yayınladığı Karacaoğlan adlı eserinde Karacaoğlan’ın Karaca Kız adlı birisini sevdiği ve ölünceye kadar bu sevginin devam ettiği anlatılır. Birbirlerine kavuşamadıkları için en sonunda Karacaoğlan bir tepeye, Karaca Kız' da onun karşısındaki bir tepeye gömülmüşlerdir. Mezarının olduğu yere Karacaoğlan tepesi, karşısındaki tepeye de Karacakız tepesi denilmektedir.
Karacaoğlan, Türk aşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş biçimi getirdi. Deyimler ve benzetmelerle halk şiirinde kendine özgü bir şiir dünyası kurdu. Çok yalın temiz bir Türkçe kullandığı için de halk arasında çok sevildi ve kendisinden sonra gelen birçok ozanı etkiledi.

Yaşama sevincinin kaynağı güzele, sevgiliye ve doğaya olan tutkunluğudur. Aşık geleneğinde ilk kez o, şiirlerinde sevgililerin adlarını söylemiştir: Elif, Zeynep, Hürü, Döndü, Döne, Esma, Emine, Hatice...

Karacaoğlan bunların kimine bir pınar başında su doldururken, kimine helkeleri omuzunda suya giderken, kimine de yayık yayıp halı dokurken görüp vurulmuştur.

Karacaoğlan yaşadığı çağda yetişmiş başka saz şairlerinin tersine, dil ve ölçü bakımından Divan Edebiyatı'nın etkisinden uzak kalmıştır. Şiirlerinde Güneydoğu Anadolu insanının o çağdaki günlük konuşma dilini, bunun yanı sıra hece ölçüsünün koşma ve semai kalıplarını kullanmıştır.

Şiirleri 1920'den beri araştırılan, derlenip yayımlanan Karacaoğlan'ın bugüne değin, yazılı kaynaklara beş yüzün üzerinde şiiri geçmiştir.

- 1 -

Şu yalan dünyaya geldim geleli
Tas tas içtim ağuları sağ iken
Kahpe felek vermez benim muradım
Viran oldum mor sümbüllü bağ iken

Aradılar bir tenhada buldular
Yaslandılar şıvgalarım kırdılar
Yaz bahar ayında bir od verdiler
Yandım gittim ala karlı dağ iken

Farımaz da deli gönlüm farımaz
Akar gözlerimin yaşı kurumaz
Şimden geri benim hükmüm yürümez
Azil oldum güzellere beğ iken

Karacoğlan der ki bakın halıma
Ömrümün yarısı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş biz burada yoğiken


- 2 -

Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karacoğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm


- 3 -

Üryan geldim gene üryan giderim
Ölmemeye elde fermanım mı var
Azrail gelmiş de can talep eyler
Benim can vermeye dermanım mı var

Dirilirler dirilirler gelirler
Huzur-ı mahşerde divan dururlar
Harami var diye korku verirler
Benim ipek yüklü kervanım mı var

Er isen erliğin meydana getir
Kadir Mevlâ'm noksanımı sen yetir
Bana derler gam yükünü sen götür
Benim yük götürür dermanım mı var

Karac'oğlan der ki ismim överler
Ağı oldu yediğimiz şekerler
Güzel sever diye isnat ederler
Benim Hakk'dan özge sevdiğim mi var







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Ağustos 2011, 13:12   #33 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Kars'lı Aşık Dursun CEVLANİ

Aşık Dursun Cevlani, Kars'ın Sarıkamış ilçesinin Akyar Köyü'nde 1900 yılında doğdu. Alaylı topçu yüzbaşısı Hasan Efendi ve Melek Hatun'un oğludur.

Dursun Cevlani, yedi yaşında saz çalmaya heves etmiş ve komşuları Yusuf Ağa'nın yanında çırak olarak uzun süre aşık geleneğini ve saz çalmayı öğrenmiştir. Ustasının ölümünden sonra Kars'ın Oluklu Köyü'nden Aşık Bektaş adındaki halk ozanına çırak olmuş, bu sıralarda kendi şiirlerini de söylemeye başlamıştır.

İlk şiirlerinden olan "Leyla'm Leyla'm" koşmasını, Kars'ın Kağızman ilçesinin Yalnızağaç Köyü'nden Lalezar adında bir genç kız için yazmıştır. Köylerine gidip çeşme başında gördüğü ve aşık olup şiirler yazdığı bu güzel kız ile evlenmiştir. On beş yıllık mutlu evliliklerinden üç çocukları olmuştur. Ozan, 10 Haziran 1941'de çok sevdiği eşi Lalezar'ı, yaylada dördüncü çocuklarını dünyaya getirirken kaybetmiş ve ölümünden sonra eşi için çok sayıda ağıt yazmıştır. Erzurum'un Kürkçü Köyü'nden Saadet ile yaptığı ikinci evlilikten de üç çocuğu olmuş ve ilk çocuğu olan kızına Lalezar adını koymuştur.

Aşık Cevlani, yılın dokuz ayını gurbette, geri kalan üç ayı da, köydeki tarlalarıyla uğraşarak geçirirdi. Yurt gezilerini hiç ihmal etmez ve gezip dolaştığı yerlerde Kars'ı hatırlar ve hasretini yazdığı şiirlerle dile getirirdi. Dursun Cevlani'nin 1950 yılında Kıbrıs'a gidişi ve oradaki Türk mücahitlere destek oluşu ayrı bir önemli serüven olmuştur.

Aşık Cevlani, uzun yıllar Ankara Radyosu, Yurttan Sesler bölümüne yurdun çeşitli yörelerinden derlediği türküleri ve kendi eserlerini vererek TRT, THM repertuarına önemli katkılarda bulundu. 1958 ve 1960 yılları arasında Muzaffer Sarısözen'in yönettiği "Yurttan Sesler" programına sesi ve sazıyla sürekli katıldı.

1960 yılında, Ankara Belediyesine Hayvan Takip Memuru olarak girdi. 1965 yılında ilk kez tarafından kurulmuş olan Türkiye Aşıklar Derneği'nin başkanlığına seçildi. Her iki görevini de trafik kazası geçirdiği 18 mayıs 1969 yılına kadar sürdürdü. Bu kaza sonucu, ayağında açılan yara bir türlü iyileşmedi ve bununla birlikte nefes darlığı ve kalp yetersizliği şikayetleri ozanın sağlığı üzerinde kötü etkiler yarattı. Daha çok güzelin, iyinin ve iyilerin aşığı olan Aşık Dursun Cevlani 20 Ocak 1975 Pazartesi günü gözlerini hayata kapadı.

Başlıca eserleri:

Kars'tan Sesler (1951), Kıbrıs Seyahatnamesi (1952), Bülbüller (1958), Daha Daha Nelerim Var (1958), Aşıklar Dilinde Kıbrıs (1969). Plağa okuduğu eserleri: Leyla'm, Bir Sen İç Sevdiğim, Ağaç Destanı, Semai, Güzelleme, Kağızman'da Bağım Ola, Kiziroğlu Mustafa Bey ( taş plağa 1941 yılında alınmıştır ) Ankara Radyosu�nda okuduğu eserlerini, Muzaffer Sarısözen Hoca, 1943 yılında notaya almıştır.

Ozanın eserleri, öğretmen ve sanayici iş adamı oğlu Fikret Cevlani ve damadı emekli öğretmen Halil Kaya tarafından toparlanmış, 1999 yılında kitap haline getirilmiştir. Ayrıca ozanın eserleri, Milli Kütüphane ve Ankara Devlet Konservatuarı�ndaki arşivlerde de mevcuttur.


LEYLAM

Gene bahar oldu bezendi dağlar,
Hasretlik kar etti gel Leylam, Leylam!
Yar senin ateşin sinemi dağlar,
Gönülde mihmanım ol Leylam, Leylam!

Aşkın beni vurdu derbeder etti,
Eyüb�den çok çektim cana kar etti,
Yıktı bu gönlümü virane etti,
Yana yana oldum kül Leylam, Leylam!

Ta ezel tecellim kurmuş temeli,
Leyla'yı severim Mecnun misali,
Koy bana desinler Yusuf sevdalı,
Olaydım kapında kul Leylam, Leylam!

Leyla! Leyla! dedim dağlar başında,
Ot yayıldım, çimen bitti dişimde,
Bütün kuşlar yuva yaptı başımda,
Gel bana bir çare bul Leylam, Leylam!

Cevlani bu halde kamandım kaldım,
Yar senin derdinden sarardım soldum,
Ben de Mecnun gibi Mevlamı buldum,
Kendine bir çare bul Leylam, Leylam!

(Şiirde, Mecnun kadar aşık olunan Leyla, aslında, ozanın ilk eşi Lalezar�dır.)


AĞAÇ DESTANI

Adıma ağaç dediler,
Şimdi dinle nelerim var.
Biten meyvemi yediler,
Daha daha nelerim var.

Muhammed'in beşiğiyim,
Ulu Kabe eşiğiyim,
Çorbanızın kaşığıyım,
Daha daha nelerim var.

Adem safi damı oldum,
Nuh Nebi'ye gemi oldum,
Müslümana cami oldum,
Daha daha nelerim var.

Fidan iken beni kırdın,
Sapan yaptın, tarla sürdün,
Dostum beni hor mu gördün?
Daha daha nelerim var.

Tarak oldum başınıza,
Köprü oldum işinize,
Her türlü savaşınıza,
Daha daha nelerim var.

Önündeki masa benim,
Elindeki asa benim,
Çanak, çömlek, kase benim,
Daha daha nelerim var.

Bina oldum, yapı oldum,
Çeşit çeşit kapı oldum,
Kazma, kürek sapı oldum,
Daha daha nelerim var.

Beni kolay mı bulursun?
Ayrılsan nerde kalırsın?
Ben olmasam sen ölürsün,
Daha daha nelerim var.

Sağ iken gönümü soydun,
Hem de kestin, biçtin, oydun,
Yağ peynir, kaymak doldurdun,
Daha daha nelerim var.

Niçin beni mahvedersin,
Ben tüfeksem sen bir ersin,
Kabrine bile örtersin,
Daha daha nelerim var.

Ben ağacım, gülüm vardır,
Dalımda bülbülüm vardır,
Kovanımda balım vardır,
Daha daha nelerim var.

Her bir yanımdan biçtiniz,
Benim kanım içtiniz,
Niçin bağımı deştiniz,
Daha daha nelerim var.

Kalem yaptın, yazı yazdın,
Gemi yaptın, suda yüzdün,
Sen ne için beni kestin,
Daha daha nelerim var.

Saz da yaptın tel uzattın,
Göğsüme sedef bezettin,
Benimle semah oynattın,
Daha daha nelerim var.

Kaplarına terek benim,
Fırındaki kürek benim,
Al bayrağa direk benim,
Daha daha nelerim var.

Dursun Cevlan çekmem keder,
Ağacın methini eder,
Şehirden ta köye kadar,
Daha daha nelerim var.



KARS DESTANI

İşitin ağalar tarif edeyim,
Yine yâda düştü elleri Kars'ın,
Güzeller giyinir toyda, bayramda,
Karışır yeşille alları Kars'ın.

Havası çok güzel, yelleri eser,
Kalesi muhkemdir şiddetli hisar,
Suyu ab-ı hayat, sel sebil, kevser,
Coş vererek çağlar selleri Kars'ın.

Aşığı coşturan aşk havasıdır.
Serinde coş veren gam deryasıdır,
Dursun Cevlani'nin şen yuvasıdır,
Gözümde tütüyor yolları Kars'ın.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 14 Ağustos 2011, 13:13   #34 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Kayıkçı Kul MUSTAFA


Kul Mustafa mahlasını kullanan üç ayrı ozan vardır. Bunlardan biri, Yeniçeri âşıklarından olan Kul Mustafa, ikincisi Teslim Abdal’ın müridi olan Kul Mustafa, üçüncüsü ise 20. yüzyılda yaşayan Çukurova Bölgesi’nin Türkmen ozanlarından ve Dadaloğlu’nun torunlarından olan Kul Mustafa’dır.

Uzun yıllar Kul Mustafa ile Kayıkçı Kul Mustafa aynı kişi sanılmıştır. Bir şiirinde “Dördümüzü bir araya sürdüler / Eriş Teslim Abdal gel imdâd eyle“ diyerek onu yardıma çağıran Kul Mustafa‘nın Kayıkçı Kul Mustafa olmayıp, Teslim Abdal‘ın müridi başka bir Kul Mustafa olduğunu, edebiyat araştırmacıları yakın bir geçmişte ortaya çıkarmışlardır.

Kayıkçı Kul Mustafa Yeniçeri ozanlardandır. Kuloğlu, Gedaî, Katibi gibi ozanlarla aynı dönemde yani 17’ nci yüzyılda yaşamıştır.

Gençliğinde Murat Reis’in emrinde Bahriye neferi olarak bir süre Cezayir’de bulunmuş, bundan ötürü kendisine Kayıkçı lâkabı takılmıştır. İkinci Osman’ın şehit oluşu, Abaza Hasan Paşa’nın isyanı, İran’ın Bağdat’ı zaptı, Dördüncü Murad’ın Bağdat seferi gibi bir çok önemli olayı yaşamış, bu olaylarla ilgili destanlar söylemiştir. Hayatının son günlerini İstanbul’da geçirmiş, 1660’lı yıllarda, yine İstanbul’da vefat etmiştir.

Kayıkçı Kul Mustafa saz çalabilen ozanlardandır. Şiirlerinde sade bir halk dili kullanmış, hece ölçüsünün 11 heceli koşma ve 8 heceli semaî türünde eserler bırakarak halk edebiyatımızda kendisine özel bir yer edinmiştir. Şiirlerinde çağının önemli tarihsel olaylarını akıcı bir dille anlatan Kayıkçı Kul Mustafa, çok güzel sevda şiirleri de yazmış; Bektaşiliği benimsedikten sonra da tasavvufla ilgili güzel nefesler söylemiştir.


Seni terk eylesem kaşları keman
Vefası olmayan yârda nem kaldı
Cefalım yok mudur göğsünde iman
Divane eyledin arda nem kaldı.

Ayrılasın bencileyin eşinden
Bir dem sevda gitmez olsun başından
Bu ayrılık kıldı beni işimden
Arayıp gezerim kârda nem kaldı.

Akar göz yaşlarım bir dem silinmez
Kapıda kul oldum adım bilinmez
Ko serim sağ olsun yâr mı bulunmaz
Kadrimi bilmeyen yârda nem kaldı.

Kul Mustafa der ki severim candan
Gözlerim doludur kan ile nemden
Sevdiceğim farığ olduysa benden
Çıkayım gideyim şunda nem kaldı.


Kayıkçı Kul Mustafa’nın bazı şiirlerini Prof. Dr. Mehmet Fuat Köprülü derleyerek ” Kayıkçı Kul Mustafa ve Genç Osman Hikayesi” adıyla 1930 lu yıllarda kitap olarak yayımlamıştır.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Ağustos 2011, 13:13   #35 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

KEMTER BABA

Aşık Kemter Sivas’a bağlı Şarkışla ilçesinin Kale köyünde doğdu. Kale köyü, Emlek Bölgesi denilen Kızılırmak havzasındadır. Emlek Bölgesi; Aşık Veli, Agahî, Kul Sabri, Aşık Veysel, Aşık Hüseyin, Ali İzzet Özkan, Aşık Devranî ve adı yeterince duyulmamış yüzlerce ozanın ve bağlama çalıp türkü söyleyen yöre sanatçısının yetiştiği, halk kültürümüz açısından çok önemli bir bölgedir.

Kemter Baba bu bölgede yetişen ozanların içinde adı ve şiirleri antolojilerde yer alan ilk ozandır. Bir bakıma daha sonraki Emlek ozanlarına örnek olmuş, onları etkilemiştir. Şiirlerinde “Sefil Kemter” , “Dertli Kemter” mahlaslarını da kullanmıştır. Kemter Baba’nın yaşamıyla ilgili hiçbir yazılı kaynak yoktur. 18. yüzyılın ortalarında doğduğunu tahmini olarak söyleyebiliriz. Aşık veysel’den edinilen bilgilere göre Konya’dan evlidir ve çiftçilikle geçimini sağlamıştır.

Yaşadığı yıllar halkın sıkıntılı, meşakkatli dönemlerdir. İnsanların geçim dertleri kültürel değerlerinden önceliklidir. Bu yüzden Kemter Baba’nın değeri sağlığında yeterince anlaşılamamıştır. O yıllarda köyde okuma yazma bilen olmadığı için şiirleri kaleme alınamamış, çoğu günümüze ulaşamamıştır. Bilinen şiirleri kulaktan kulağa aktarılarak bugüne taşınanlardan ibarettir.

Kemter’in dizinin dibine oturtup aşıklığın bütün kurallarını ve törelerini öğrettiği İğdecikli Veli ile dost olması, Kemter Baba ile ilgili bazı konuların açığa çıkmasını sağlamış, sanatıyla ilgili belli ip uçları edinmemize yardımcı olmuştur. Aşık Veli’nin, ustasının öldüğünde söylediği ağıdın, hem duygulu bir anlatımı hem de Kemter’le ilgili bilgiler içeren, onun çeşitli yanlarını anlatan bir özelliği vardır:


Şu yalan dünyada bir üstat buldum
Bırakmadın beni işime felek
Yaslı olan şaşkın olur dem be dem
Ne okursun bilmem guşuma felek

Kemter dürlü kemhaları dokurdu
İsmini söylerim dilimde virdi
Sene bin iki yüz otuz dört idi
Yükletti göçünü kışını felek

Kemter türlü alemlere ermişti
Yedi farzı üç sünneti kılmıştı
Ölmeden yedi yıl evvel ölmüştü
Kahredip dururum boşuna felek

Veli’m eydür Kemter gitti kimim var
Aldırdım Kemter’i yeni gamım var
Usta idi yapılacak damım var
Hiç mi iş gelmedi başına felek

Kemter Baba’nın 1818 de öldüğü Aşık Veli’nin ağıtındaki "Sene bin iki yüz otuz dört idi" dizesinden anlaşılıyor. Ancak nasıl öldüğü, mezarının nerede olduğu bilinmiyor.

Kemter’in şiirlerinde, ancak medrese eğitimi alan ozanlarda rastlayabileceğimiz bir anlatım zenginliği vardır.

O dönemin bazı aşıklarında gördüğümüz ağdalı bir anlatım yerine, halkın kullandığı duru, temiz bir Türkçe’yi yeğlemiş; hece vezninin çok sevilen 11 ve 8 heceli kalıplarında eserler bırakmıştır.

- 1 -

Gözlerin sevdiğim ağlatma beni
Aşıkı ağlatmak ar değil midir?
Aşkın ateşine dağlattın beni
Şu sinemde yanan nar değil midir?

Her nereye varsam methin eylerim
Senin hayalinle gönlüm eğlerim
Senden özge kisb-i kârı neylerim
Didâra baktığım kâr değil midir?

Ala gözlüm kapınızdan esilmem
Tûrab oldum her ayağa basılmam
Varıp Mansur gibi dâra asılmam
Zülfün teli bana dâr değil midir?

Senin muhabbetin cesette candan
Ne mümkün sevdiğim vaz gelmem senden
Güzel dostum niçin kaçarsın benden
Dertli Kemter sana yâr değil midir?


- 2 -

Çoktan beri dostu gördüğüm yoktur
Onun için gönül berbâde dilber
Gam yemezdim şu dünyada öldüğüm
İçeydim elinden bir bâde dilber

Değişmezem dostu dünya varına
Yiğidin yazılan gelir serine
Kalmadı bu dünya güzel Şirin’e
Kayalar yardırdı Ferhat’a dilber

Dertli Kemteri’nin budur muradı
Sertaser cihanı gezdi aradı
Nice bir edersin sen bu muradı
Bölünmez nemiz var arada dilber




Kemha: Bir tür ipekli kumaş.
Sertaser: Baştanbaşa.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Ağustos 2011, 13:27   #36 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

KÖROĞLU

Onaltıncı yüzyılın sonlarına doğru, Kafkas'lardan Rumeli'ye kadar, ünü bütün Osmanlı ülkesine yayılan Köroğlu, hem eşkiya, hem de hece vezniyle şiirler söyleyen bir halk ozanıdır. Halkımıza göre Köroğlu, zalime başkaldıran, yaşlıları koruyan, onlara iyilik eden, zalim zenginlerle uğraşan, yiğit bir kişi; bir destan kahramanıdır. Bütün destanlarda olduğu gibi de, Köroğlu’yla ilgili olaylar halk arasında abartılarak anlatılır.

Bolu beyi, atlara çok meraklıdır. Köroğlu’nun babası Yusuf ise Bey’in seyisidir ve atlardan iyi anlamaktadır. Bir gün Bey Yusuf’u güzel ve cins at aramak üzere başka yerlere gönderir.

Yusuf günlerce gezdikten sonra, obanın birinde istediği gibi bir tay bulur ve sahiplerinden satın alır. Yavrunun şimdilik gösterişi yoktur. Hatta, çirkindir bile. Ama ileride mükemmel bir küheylan olacaktır. Yusuf bunu hemen anlar. Sevinerek geri döner. Bey, bu çirkin ve sevimsiz tayı görünce çok kızar, kendisiyle alay edildiğini sanır. Yusuf'un gözlerine mil çektirir. Tayı da ona vererek yanından kovar. Yusuf köyüne döner. Olanları oğlu Ruşen Ali’ye anlatır. Baba oğul, Bolu Bey’inden intikam almaya söz verirler, başlarlar tayı terbiye etmeye.

Yıllar geçer. Tay mükemmel bir küheylan olur. Rüzgâr gibi koşmakta, her türlü savaş oyununu bilmektedir. Bu arada Ruşen Ali de büyümüş, güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştur. O da her türlü savaş oyunlarını öğrenmiş gözü pek bir babayiğittir.

Bir gece Yusuf, düşünde Hızır'ı götür. Hızır ona “Bingöl dağlarından gelecek üç sihirli köpüğü içerse, hem gözlerinin açılacağını, hem intikam almak için gereken kuvvet ve gençliği elde edeceğini” söyler. Yusuf düşünü oğluna anlatır. Birlikte Aras ırmağında beklerler. Ruşen Ali, köpükler gelince, babasına haber vermeden, kendisi içer. Yusuf, durumu öğrenince üzülür, ama bir yandan, da sevinir. Kendi yerine oğlu, öcünü alacak bir bahadır olacaktır. Bu sihirli köpüklerden biri körün oğluna sonsuz yaşama gücü, biri yiğitlik, öteki de şairlik bağışlamıştır. Bir süre sonra Yusuf, oğluna öç almasını vasiyet ederek ölür.

Ruşen Ali dağa çıkar. Gelen geçeni soyar. Ünü yayılmaya başlar. Kendisi gibi kanun kaçakları da yanında toplanmaya başlarlar. Artık adı Köroğlu olmuştur. Bolu şehrinin karşısında, Çamlıbel'de, bir kale yaptırır. Küçük bir ordusu vardır. Çamlıbel'den geçen kervanlardan bac alır. Vermeyen kervanları soyar. Üzerine gönderilen orduları bozguna uğratır.

Bir gün, güzelliğini duyduğu Üsküdar Kasapbaşı'sının oğlu Ayvaz'ı kaçırır, Çamlıbel'e getirir, evlat edinir. Başka bir gün, Bolu Beyi'nin bacısı Döne Hanım'ı kaçırır. Aradan yıllar geçer, Bolu'yu basar, yakar, yıkar. Bolu Beyi'nden babasının

öcünü alır. Bolu Beyi de Köroğlu'na karşı düzenler kurar. Bir defasında Köroğlu'nu, başka bir seferde de Ayvaz'ı yakalatır. Zindana atar. Ama, Köroğlu ve
adamları her zaman bir yolunu bularak kurtulurlar.

Sonunda delikli demir (tüfek) ortaya çıkınca eski bahadırlık geleneği bozulur, dünyanın tadı kalmaz. Ve bir gün Köroğlu, beylerine dağılmalarını söyleyerek Kırklara karışır, kaybolur.

O’ndan geriye de çok güzel yiğitlemeler, koçaklamalar kalır.

Şiirlerinden örnekler:

- 1 -

Muhanetlik etmek değil karımız
Şehriyar sözüne uyanlardanız
Meydana girende yoktur korkumuz
Kazaya ırıza diyenlerdeniz.

Ödleklerle hoş değidir aramız
Teke tek düşmana varmak töremiz
Muhanete sardırmayız yaramız
Yarayı kendimiz saranlardanız

Bineyidim kır atımın üstüne
Alayıdım hançerimi destime
Gafili varmayız düşman üstüne
Vakte hazır olun diyenlerdeniz.

Köroğlu'm çıkalım dağlar salına
At sürelim mal yemezin malına
Başım koydum arkadaşın yoluna
Başı dost yoluna koyanlardanız


- 2 -

Dinle sözlerimi han oğlum Ayvaz
Yükletin kervanı dengine bakın
Erlik meydanına girdiğin zaman
Kuşanın kılıcı gencine bakın

Düşmanın üstüne eyledim akın
Dönüşüm yok zamanın yakın
Fakir fukarayı incitmen sakın
Mal yemez tamahkâr zengine bakın

Köroğlu her zaman kurdu meydanı
Ben bilirim yahşi ile yamanı
Aman dileyenden kesmen amanı
Dertli olanların derdine bakın


- 3 -

Benden selam olsun Bolu Bey' ine
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir.

Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

Köroğlu düşer mi yine şanından
Ayırır çoğunu er meydanından
Kır at köpüğünden düşman kanından
Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Ağustos 2011, 13:27   #37 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Kul AHMET (Ahmet Kartalkanat)


1932 yılında Maraş'ın Pazarcık ilçesine bağlı Bozlar köyünde doğdu. Annesi Satiha Hatun, Babası ise yine bir ozan olan Mehmet Bey'dir. Dedesi Bilal Ağa aşiret reisidir.
Kul Ahmet bir yaşında babasını kaybetti, Hatice ve Fidan Sultan isminde iki kız kardeşiyle öksüz kaldı. Annesi daha genç olduğu için Memiş isminde birisiyle evlendi.

Kul Ahmet babalığından çok acı çekerek büyüdü. İlkokulu bitirdikten sonra olanaklar elvermediği için okuyamadı.

15 yaşında sazla deyişler söylemeye başladı. Rastladığı aşıkların peşine düşerek Köy- köy, kent-kent tüm Anadolu'yu dolaştı.

Sonunda Ankara'ya geldi. Burada halden anlar ehl-i diller, can dostlar buldu. Dost meclislerine katıldı, çaldı, söyledi, kendini sanat çevresinde kabul ettirdi. Böylece garip Kul Ahmet'imiz Ankara'ya bağlandı kaldı. Televizyon ve Radyolarda söyledi. Eserleri çeşitli sanatçılar tarafından plaklara okundu. Bazı eserlerini ise Batı Müziği sanatçıları çok sesli düzenleyerek okudular. Kul Ahmet eserlerinden dolayı bir kaç kere ödül kazandı. Devlet dairelerinde beş sene kadar memurluk yaptı.
1963 Yılında Ali Tatlıbel Bey'in kızı Fatma ile evlendi. Bu evlilikten Mehmet ve Kenan isminde iki oğlu oldu. Çok sevdiği eşi Fatma hanım bir kalp hastalığına tutuldu. 14 Haziran 1971 tarihinde Ankara Yüksek İhtisas Hastanesinde ameliyat masasında öldü, iki çocuğu öksüz kaldı. Çocuklarını Ankara Atatürk Çocuk yuvasına verdi.

"Neyleyim Dünyanın saltanatını
Gönlümü eğleyen yar olmayınca".

diyerek tekrar gezmeye karar verdi. Sazını aldı Evliya Çelebi gibi diyar diyar gezmeye başladı.

Aşık Veysel ile uzun yıllar arkadaşlık yaptı. Karşılıklı eserler söyledi. Anadolu ve Avrupa'nın bir çok şehirlerini bir bir gezdi. Nereye gittiyse büyük takdir topladı. Anadolu turnesinde iken ailesinin kıymetli eşyalarını hırsızlar çaldı.

Kul Ahmet şiirlerinde genellikle kardeşlik, sosyal adalet, özgürlük ve sevgi konularını işledi. Onun Şiirlerinde yer yer Karacaoğlan'ı, Kerem'i, Pir Sultan Abdal'ı, Şah Hatayi'yi Fuzuli'yi, ve Aşık Veysel'i, görebiliriz.

Aşık Kul Ahmet 16 Temmuz 1996 tarihinde hayata veda etti. Karşıyaka mezarlığında toprağa verildi.

OYNAR

Gel gönül aldanma kalleş güzele
Gerçek sevmez seni göz ile oynar
Açılsa bedestan girse pazara
Sermayesi yoktur söz ile oynar

Bozulmuş bahçesi kokusuz gülü
Her çiçek eğlemez garip bülbülü
Ehl-i aşka olmayan nefsinin kulu
Gider bar evinde kız ile oynar

Arif olan ilim ile yarışır
Alimler dünyayı ölçer bölüşür
Elin füzeleri Ay'da yarışır
Divane Kul Ahmet saz ile oynar

KULA BEN

Gönlümde bir yol var insana gider
Varıp hayvanlara olmam köle ben
Aslım bir cevherdir bin kıymet eder
Gidip karışamam her bir pula ben.

O içtiğim zehir miydi bade mi?
Uyandım gafletten seçtim ademi
Cahil sarayına basmam kademi
Ariflerle bürünürüm çula ben.

Benim bir yârim var adı sitemkâr
O eyledi beni böyle sevdakar
Ali değilim ki çekem zülfikâr
Aslı bozuk getiremem yola ben.

Kul Ahmet'im her derdimi söylemem
Her mürşidi her kâmili dinlemem
Sultan bile olsa hürmet eylemem
Asla boyun bükmem haksız kula ben.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Ağustos 2011, 13:27   #38 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Kul CEVRİ (Nejat Birdoğan)

Bir Alevi-Bektaşi ozanı olan Cevri'nin asıl adı Nejat Birdoğan'dır. 1934 Kars'ta doğdu. Çocukluk ve gençlik yılları Kars ile Iğdır'da geçti. Babası halk şiirine ilgi duyar, kendisi de şiirler yazardı. O nedenle evlerine o dönemin ozanları (Posoflu Müdami, Sosgirtli Âşık Hünkar Hicrani, Dursun Cevlani vb.) sık sık konuk olarak gelirlerdi. O ozanlardan küçük yaşlarda halk şiiri ve aşıklık geleneğini öğrenmeye başladı. Ortaokul öğrencisi iken kendisi de bir şeyler yazmaya başladı.

Liseyi bitirdikten sonra üniversite öğrencisi olarak Ankara'ya geldi. Mustafa Nihat Öz'le tanıştıktan sonra onun teşvikiyle halk kültürü ile ilgili çalışmalarını yoğunlaştırdı. Okulunu bitirdikten sonra ise Van Lisesi'ne atandı. Orada, Ali Saraçoğlu ile tanıştı. Onunla tanışması halk kültürüne bakışını önemli ölçüde etkiledi. Ondan Karakoyunlu kültürünü ve o kültürün alevilikle benzerliklerini öğrendi.Ortak çalışmalar yaptılar.

Çeşitli bölge ve okullarda uzun bir süre "Edebiyat" öğretmeni olarak görev yaptı. Daha sonra Kültür Bakanlığında (o dönemdeki adıyla MİFAD) folklor araştırmaları üzerine görevde bulundu. Milliyet Gazetesi'nin düzenlediği "Halk Oyunları ve Halk Müziği" yarışmalarında jüri üyesi olarak görev yaptı. Türkiye ve Türkiye dışında birçok konferans ve toplantıya konuşmacı olarak atıldı.

Alevilik-Bektaşilikle ilgili önemli araştırmalar yaptı.

Basılmış Eserleri:
Anadolu'nun Gizli Kültürü Alevilik (1990),
Anadolu ve Balkanlarda Alevi Yerleşmesi (1992),
Şah İsmail Hatai (1991), Anadolu Aleviliğinde Yol Ayrımı (1995),
Samahlar (1982),
Türkülerimiz (1987) gibi incelemeleri,
Gülizar-ı Haseneyn (1985), Çelebi Cemalettin Efendinin Savunması (1994),
İttihat ve Terakkinin Alevilik-Bektaşilik Araştırması (Baha Sait Bey) (1994);
Hasan Dede Kasabası ve Hasan Dede (1992).

Değerli, ciddi, titiz araştırmalarının yanı sıra Cevrî mahlasıyla halk şiiri tarzında bir çok güzel eser bırakan Nejat Birdoğan 3 Mayıs 2001 tarihinde aramızdan ayrıldı. İstanbul'da toprağa verildi.



TÜRKÜLER VAR

Gizlenir ozan ahında
Yer altında türküler var,
Deyişinde samahında
Zar altında türküler var.

Umut kuzu aşık güden
Bir umuttur dosta giden
Dayan bre körpe fidan
Kar altında türküler var.

Zincirlendikçe yayılan
Yedi iklimde duyulan
Bir kesilen bin sayılan
Nar altında türküler var.

Hak balına tuz katıldı
Gövde n'etsin baş satıldı
Yiğide ilmek atıldı
Dar altında türküler var.

Cevri sıkıntıdan yeniler
Bu günü dünden günüler
Devran dolabı iniler
Var altında türküler var.

SATARIM

Hey erenler pazarım var
Hal ehline hal satarım,
Terazim, tartım bulunmaz
Doyumuna bal satarım.


Tezgah üstü söz söylerim
Sözümü gülle peylerim
Hasmı sitemi neylerim
Ben dikensiz gül satarım.

Erenler bir pazar kurdum
Hak hak dedim döndüm durdum
Aşkın mühürünü vurdum
Dost zarfına pul satarım.

Ben sarrafım inci düzdüm
Gevher denizinde yüzdüm
Akıl süzgecinden süzdüm
Cevri aklı kul satarım.

Ben sarrafım inci düzdüm
Gevher denizinde yüzdüm
Akıl süzgecinden süzdüm
Cevri aklı kul satarım.



Eriyoruz nerde insan hakları



VEYSEL

Bu güzel insanı nasıl anlatsam
Sevgi bahçesinde güllerde Veysel
Ne yalan söylesem ne yanlış katsam
Yalın türkçesiyle dillerde Veysel.

Barıştan yanaymış kini bitirmiş
Halkın dertlerini dile getirmiş
Bostan ekmiş ürünleri yetirmiş
Kazmada kürekte bellerde Veysel.

Övmüş Atatürk'le güzel vatanı
Uzun ince yoldan dönenler hanı
Yaradanı için sevmiş insanı
Dostluğa uzanan ellerde Veysel.


Haksızlığa karşı çıkmış taşlamış
Bağnazlığı cehaleti dışlamış
Güzelliği ilmek ilmek işlemiş
Kilimin motifi allarda Veysel

Sivrialan'nın mor menekşe gülünden
Yunus tutmuş sanki onun elinden
Hacı Bektaş Pir Sultan'ın yolundan
Hakk'a niyaz eden kullarda Veysel

Yayla yollarında berciler gezmiş
Baltasın çalana ah edip kızmış
Görmeyen gözüyle her şeyi sezmiş
Kolay anlatılmaz hallerde Veysel.

Bir zaman meydana çıkmış atışmış
Zalım sevdalanmış yanmış tutuşmuş
Bu bahçede ne fidanlar yetişmiş
Meyveye dönüşen dallarda Veysel.

Gülememiş için için ağlamış
Bahar seli gibi coşmuş çağlamış
Dost aşkıyla sinesini dağlamış
Sevda ateşinde küllerde Veysel.

Edep erkan ile posta niyazı
Bir başka severmiş baharı yazı
Dert ortağı olmuş bu garip sazı
Değdikçe inleyen tellerde Veysel.

Sezmiş güzellerde nazla edayı
Hak nasip eylemiş güzel sedayı
Tabiattan almış cümle gıdayı
Çiçeklerin özü ballarda Veysel

Sadık kalmış toprağına belenmiş
Az yaşa çok yaşa sonu yalanmış
Saz omuzda adım adım dolanmış
Ozanlarla gezer yollarda Veysel

Kanberi kapıldın neden telaşa
Başın yukarıda onurla yaşa
Şöyle bir düşünüp versek baş başa
Günde ayda değil yıllarda Veysel.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 14 Ağustos 2011, 13:43   #39 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Kul HİMMET

Himmet 16. yüzyılın ikinci yarısında, Tokat’a bağlı Almus ilçesinin (şimdiki adı Görümlü Kasabası olan) Varsıl Köyü’nde doğmuş; çileli bir yaşam sürdükten sonra 17.yüzyılın başlarında ölmüştür. Mezarı doğduğu köydedir.

Yaşamıyla ilgili çok fazla bilgi yoktur. Şiirlerine “Menakıbü’l – Esrar, Behçetü’l – Ahrar” adlı 17. yüzyılda yazılmış ve “BUYRUK” adıyla da tanınan eserde rastlanması, yaşadığı çağla ilgili önemli bir ipucudur.

Şiirleri çoğu zaman Kul Himmet Üstadım’ın şiirleri ile karıştırılmıştır. Hatta uzun bir süre iki ozanın aynı kişi olduğu sanılmıştır. Oysa ki Kul Himmet Üstad’ım Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı “Örencik” köyünde doğmuştur. l8. yüzyıl sonu ile l9. yüzyıl başlarında yaşamış; Kul Himmet’i usta olarak kabullenmiş, o nedenle de aynı mahlası Üstadım sözcüğünü ekleyerek kullanmıştır. Kul Himmet ve Kul Himmet Üstadım konusunda bugüne kadar en önemli çalışma, Türk folklorunun önemli araştırmacısı İbrahim Aslanoğlu tarafından gerçekleştirilmiştir.

Kul Himmet’le ilgili çok değişik menkıbeler anlatılmaktadır. Kimi araştırmacılar "Kul" sözüne bakarak, Yeniçerileri ocağında yetiştiğini ileri sürmektedirler. Bütün bu görüşler yeteri kadar aydınlığa kavuşamamıştır. Ancak Kul Himmet’in iyi bir tekke ve tarikat eğitimi gördüğü, Pir Sultan Abdal’la aynı dönemlerde yaşadığı, O’na bağlı olduğu, onun çevresinde yetiştiği, müridi olup O’nu izlediği şiirlerinde açıkça görülmektedir.

Daima Kul Himmet eder niyazı
Pir Sultan yolundan ayırma bizi
Ol mahşer gününde isteriz sizi
Muhammed önünde car Hacı Bektaş

Kul Himmet şiirlerinde; diğer tekke ozanları gibi tarikat konularını daha çok işlemiştir. Bunun yanı sıra sevgi, kardeşlik, barış, dostluk ve yardımlaşma gibi konuları da duru ve akıcı bir dille ifade etmiştir. Kullandığı dilin yalın ve anlaşılır olması, onun halk tarafından çok sevilmesini, sözlerinin güncelliğini her dönemde korumasını sağlamıştır.

Şiirlerinden örnekler:

- 1 -

Aklım fikrim yar eyledim ben bana
Öğüt verdim deli gönül almadı
Bir kileciği var almış eline
Dünyayı içine koydum dolmadı

Alması farz imiş sünnettir selam
Hak nurdan yaratmış yaz dedi kalem
Bir çiçek yarattı ol Rabb'ül-alem
Anı koklayanlar mahrum kalmadı

Gençlik yaza benzer kocalık güze
Yüreğim başlıdır dertlerim taze
Boynun eğ de hizmet eyle üstâze
Şeytan benlik ile menzil bulmadı

Kul Himmet'in deste gülü elinde
Daima zikreder Hakk'ı dilinde
Bir güzel sevmişim Hakk'ın yolunda
Hayali gönülden zail olmadı

- 2 -

Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali'yi gördüm
Eğildim niyaz eyledim
Düldül'ün nalını gördüm

Kanber'i durur sağında
Salınır cennet bağında
Musa ile Turdağı'nda
Ben dedem Ali'yi gördüm

Üç çerağ yanar şişede
Arslanlar gizli meşede
Yedi iklim dört köşede
Ben dedem Ali'yi gördüm

Yüce dağlar boran coşkun
Kul Himmet aşkına düşkün
Cümle meleklerden üstün
Ben dedem Ali'yi gördüm

- 3 -

Gaipten haber getirdin
Mihman hoş geldin hoş geldin
Bizi sohbete yetirdin
Mihman hoş geldin hoş geldin

İki bade birden içtik
Muhabbet kapısın açtık
Çok şükür didâr görüştük
Mihman hoş geldin hoş geldin

Erliğini ispat etlin
Gevher alıp gevher sattın
Üstümüze yoluğ attın
Mihman hoş geldin hoş geldin

Kur(u) ağaçta güler biter
Dalında bülbüller öter
Efendim birgüzar yeter
Mihman hoş geldin hoş geldin

Eyle Kul Himmet'im eyle
Pirim destur versin söyle
İn eşiğe niyaz eyle
Mihman hoş geldin hoş geldin







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Ağustos 2011, 13:47   #40 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Kul NESİMÎ

Nesimî mahlasını kullanan birkaç ozan vardır. Bunlardan en çok tanınanlar Seyyid Nesimî, Can Nesimî, Kul Nesimî, bir de 20. yüzyılda yaşayan Nesimî Çimen’dir. Bazı araştırmacılar Seyyid Nesimî ile Can Nesimî’nin aynı kişi olduğunu ileri sürmektedirler. Bugün sizlere tanıtacağımız Kul Nesimi'nin yaşamıyla ilgili ayrıntılı bilgi pek fazla değildir. Ancak şiirlerinden 17. yüzyılda yaşadığı ve Katibi, Alioğlu, Dedemoğlu gibi halk ozanlarıyla aynı çağda yani, 4. Murat döneminde yaşayan bir ozan olduğu anlaşılmaktadır. Kimi zaman başının derde girdiği, mahkemede yargılandığı da şiirlerinde görülmektedir.

Mahkemede sual sordu kadılar
Kitapları orta yere kodular
Sen bu ilmi kimden aldın dediler
Ustamdan almışam, pirden gelürem.

"Mahlasım Nesimî adım Ali'dir" dizesine dayanılarak asıl adının Ali olduğu anlaşılan Kul Nesimî, uzun süre 1404 yılında derisi yüzülerek öldürülen Azerî ozanı Seyyid Nesimî ile karıştırılmış; şiirleri bir çok mecmuada Seyyid Nesimî 'nin adıyla yayımlanmıştır. Araştırmacılar yıllar sonra Seyyid Nesimî 'den başka, tekke edebiyatının önde gelen isimlerinden Kul Nesimî adlı Hurufî bir halk ozanının yaşadığını belirleyebilmişlerdir.

Bugüne değin Kul Nesimî'nin şiirlerinden pek azı ele geçmiş, uzun bir süre onlar da Bağdatlı Nesimî 'nin sanılmıştır. İlk olarak Sadettin Nüzhet Ergün, “Bektaşi Şiirleri” adlı eserinde yeni bir şair karşısında olduğumuza işaret etmiş, ozanın hayatı hakkında bilgi vermeden altı şiirini yayınlamıştır.

Şiirlerinde kullandığı dilden, iyi bir eğitim gördüğü anlaşılan
Kul Nesimî şiirlerinde hem aruz ölçüsünü, hem de hece ölçüsünü başarıyla kullanmış; her iki türde de çok değerli eserler bırakmıştır. Hece ölçüsüyle yazdığı deyişleri halk arasında daha çok yayılmış ve sevilmiştir.

Daha çok tasavvufla ilgili konuları işleyen Kul Nesimî 'nin ancak 200 kadar şiiri günümüze ulaşabilmiştir.

- 1 -
Şem'e düşen pervâneler
Gelsin bir hoşça yanalım
Aşka düşen divâneler
Gelsin bir hoşça yanalım

Yanmaktır bizim kârımız
Harcedelim hep varımız
Pervâneler yâranımız
Gelsin bir hoşça yanalım

Bülbül yuvan yıkıldı mı
Yavrun yere döküldü mü
Ölüm sana dokundu mu
Gelsin bir hoşça yanalım

Varım söylen şol bülbüle
Neden âşık olmuş güle
Ermek istersen ol Kül'e
Gelsin bir hoşça yanalım

Nesimî döğünsün taşlar
Akıtalım gözden yaşlar
Hak tariktir hey kardaşlar
Gelsin bir hoşça yanalım

- 2 -

Nazar kıl gönlüm şehrine
Dünya fani dost sevdiğim
Aşığa bunca sitemler
Bi-revadır dost sevdiğim

Bunca yıldır ceht eylerim
Gönlüm ayrılmıyor senden
Hep benim senden umduğum
Bi-nevadır dost sevdiğim

Yüzü kara şol rakipler
Neler söylemiş hakkımda
İsmi müsemma hak için
İftiradır dost sevdiğim

Ademin hakkı hak için
Düşmanımı şad eyleme
Hep benim senden umduğum
Merhabadır dost sevdiğim

Gel ha gel ha Kul Nesimi
Lebinde var türlü bade
Aşığa bu cevr ü cefa
Revadır mıdır dost sevdiğim


- 3 -

Ben melâmet hırkasını, kendim giydim eğnime,
Ar u namus şişesini, taşa çaldım kime ne.

Gâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim alemi,
Gâh inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni.

Gâh giderim medreseye, ders okurum hak için,
Gâh giderim meyhaneye, dem çekerim kime ne.

Sofular haram demişler, bu aşkın şarabına,
Ben doldurur ben içerim, günah benim kime ne.

Sofular secde ederler, mescidin mihrâbına,
Benim ol dost eşiğidir, secdegâhım kime ne.

Nesimî’ye sordular ki, yarin ilen hoş musun,
Hoş olayım olmayayım, o yar benim kime ne.


Melâmet hırkası:Melâmî tarîkatında dervişlerin giydiği hırka.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
hayatları, ozanlarımız, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557