Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Gezelim & Görelim > Diyar Diyar Türkiye'm > Ege
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Ege Ege hakkındaki bilgilerin ve tüm paylaşımların bulunduğu bölüm.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20 Ağustos 2011, 16:46   #1 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Cool İzmir

İzmir, Türkiye'nin nüfus, sanayi, ticaret,
Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
turizm ve kültür yönlerinden üçüncü büyük şehridir.

Tarihi ve tabii güzellikleri ile de Türkiye'nin en güzel llerinden biridir.. 37° 45' ve 39° 15' kuzey enlemleri ile 26° 15' ve 28° 20' doğu boylamları arasında yer alır.
turizm isim Fransızca tourisme 1. Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılan gezi. 2. Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan çalışmaların tümü.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Balıkesir,
Balıkesir Marmara Denizi ve Ege Denizi sahilinde bulunan, turizm bakımından gelişmiş, Türkiye'nin önemli illerinden biri. Kaplıcaları, yeraltı ve yer üstü suları bakımından zengin, üçte biri ormanlık, Türkiye'nin zeytin ambarı olan ili; Marmara Denizi, Bursa, Kütahya, Manisa, İzmir, Ege Denizi ve Çanakkale arasında yer almaktadır. 39°04' ile 40°40' kuzey enlemleri
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Manisa,
Manisa Ege bölgesinde, tarihi, ovası ve üzümü ile tanınan bir ilimiz. 27°08’ ve 29°05’ doğu boylamları ile 38°04’ ve 39°58’ kuzey enlemleri arasında yer alır. İl toprakları doğudan Uşak ve Kütahya; kuzeyden Balıkesir; güneyden Aydın; güneydoğudan Denizli; güneybatı ve batıdan İzmir illeri ile çevrilidir. Osmanlı devrinde “Şehzâdeler şehri” olarak tanınan, üzümün anavatanı olarak bilinen, yeşili, mesir macunu ve üzümü ile meşhur bir ildir. İl trafik plaka numarası 45’tir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Aydın ve
Aydın Ege bölgesinde "Efeler Diyarı" olarak tanınan ve dünyanın en iyi incirinin yetiştiği il. Ege denizi, Muğla, Denizli, Manisa ve İzmir ile çevrilidir. Türkiye'nin en dağlık illerinden biridir. 37°30' ve 38°03' kuzey enlemleri ile 27°00' ve 28°57' doğu boylamları arasında yer alır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ege Denizi ile çevrilidir. İzmir, renkli bir tabiata, zengin bir tarihi mirasa ve bol ürün veren topraklara sahip bir ildir. Trafik plaka numarası 35'tir.
İsminin kökeni
'Lelegler' tarafından bu şehre 'Mirina' ismi verilmiştir.
Ege Denizi, 41'-35' kuzey enlemleriyle 23'-27'/28' doğu boylamları arasında yer alır. Kuzeyden güneye yaklaşık 660km uzanır; genişliği kuzeyde 270, ortada 150, güneyde ise 400km kadardır. Balkan yarımadasının doğu bölümü ile Anadolu arasında yer alan deniz. Çanakkale Boğazı aracılığıyla Marmara Denizi’ne ve Karadeniz’e bağlanan Ege Denizi’i yüzölçümü 214000km2’dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İyonyalılar bu bölgeye gelince şehre 'Smirina' daha sonra da 'Smirna' demiştir.
İzmir ile Büyük Menderes ırmaklarının bulunduğu bölgeye yerleşmişlerdir. Polis adı verilen şehir devletleri şeklinde yaşamışlardır. En önemlileri İzmir, Foça, Efes, Milet’dir. Bu şehir devletleri; aralarında ticari rekabet bulunması ve hürriyetlerine düşkün olmaları nedeniyle siyasi birlik oluşturamamışlar ancak dini inanışlarının ortak olması sebebiyle kültür birliği sağlamışlardır.Fenike harf yazısının Ege havzasında tanınmasını sağlamışlardır. Bilim, sanat, alanlarında Anadolu’da İlkçağda en
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkler şehri fethedince ismini 'İzmir' olarak telaffuz etmişler ve öylece kalmıştır.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 20 Ağustos 2011, 16:50   #2 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

İlk Çağlarda İzmir
Smyrna/İzmir İsminin Anlamı:

İzmir'in bir yerleşim alanı olarak ortaya çıktığı dönemlerden başlayarak, farklı isimlerle anılmış olduğuna dair ileri sürülen görüşler bulunmaktadır. Ancak kısa sürelerle de olsa, kullanıldığı sanılan bu isimlerin hiç birisi, Smyrna adı gibi sürekli ve kalıcı olamamıştır. Zaten bugün İzmir olarak kullandığımız isim de, Smyrna kelimesinin dönüşmüş biçimidir. Smyrna kelimesinin daha erken biçimlerinin Samorna veya Smurna olduğu da iddia edilmektedir. Ancak kesin olarak izlenebilen gelişim, Smyrna biçimiyle ilgilidir. Smyrna ismi, kentin uzun tarihi boyunca varlığını sürdürmüş ve Türkler tarafından fethedildikten sonra İzmir şeklinde söylenmeye başlanmıştır. Smyrna kelimesinin başına, Türkçe söylenişi sırasında İ sesi gelmiş ve İsmir olarak telaffuz edilmeye başlanmış, daha sonra da bugün kullanılan İzmir biçimine dönüşmüştür.
Kentlerin isimlerinin anlamı, onların geçmişleri hakkında bazı ip uçlarını barındırabilmektedir. Bu ip uçları, kentlerin kuruluşları veya geçirdikleri dönüşümlere ışık tutabileceği için önemlidir. İzmir buna iyi bir örnektir. Çünkü Smyrna ismi kentin kuruluş hikayesine dair izler taşımakta; kelimenin İzmir şekline dönüşmesi ise, kentin bir kültürel yapıdan başka bir kültürel ortama geçmesini simgelemektedir.
İlk çağlarda kentlerin koruyucusu olduğu düşünülen veya kentte yaşayanların karşılaştığı sorunların çözümüne katkıda bulunduğu var sayılan doğa üstü güçlere inanılırdı. Bu nedenle doğa üstü güçleri temsil eden mekanların yakınında kent kurmak, insanların genel eğilimiydi. İşte kentimizin de Smyrna kelimesiyle adlandırılmasında, kurulduğu yerin yakınında böyle kutsal bir alanın bulunmasının etkili olduğu sanılmaktadır. Bu kutsal alanın, Halkapınar kaynağı ve bu kaynağın oluşturduğu gölcük olduğu iddia edilmektedir. 19. yüzyılda İzmir'e gelen Avrupalı seyyahların Diana Hamamları adıyla bahsettikleri Halkapınar kaynağı ve gölünün, ana tanrıça tapınma alanı olduğu da sık tekrarlanan bir bilgidir. TEPEKULE HÖYÜĞÜ (BAYRAKLI):
Kentin başlangıcı hakkında bugün Bayraklı semtinde yer alan ve Tepekule olarak bilinen ören yerinin, eski İzmir'in kuruluş yeri olduğuna pek şüphe bulunmamaktadır. Burasının kuruluş yeri olarak seçilmesi, dışarıdan gelecek saldırılara karşı savunma kolaylığı sağlamasındandır. Kuruluş yerinin tercihinde öne çıkan faktörlerin başında güvenlik kadar ticari aktivite de belirleyiciydi. Bir yarım ada üzerinde bulunuşu, kente doğal bir liman imkanı sağladığından, deniz ticaretine uygun ortam hazırlıyordu.
Bayraklı'da yapılan kazılarda elde edilen buluntular, İzmir'in kuruluşunun İÖ. 3000 yıllarına kadar indiğini göstermektedir. İzmir'in bu ilk döneminden geriye kalan en önemli miras, şehrin kendisidir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, kentin ızgara planlı, yani bir-birini dik kesen sokaklarla örülü bir yapıda olduğu anlaşılmıştır. Kente ilişkin önemli bulgular arasında iki tapınak, şehrin surları, sivil mimari örnekleri, cadde, sokak ve çeşmeler sayılabilir.

KADİFEKALE
İzmir'in yeniden kurulması, Türkçe'de Büyük İskender diye bilinen Makedonyalı Alexandros'a bağlanır. Büyük İskender İran seferinin başlarında, İÖ. 334 yılında Pers İmparatorluğu'nun Anadolu'daki ordusunu yendikten sonra, ordularıyla Efes üzerine ilerlemişti. Bu harekat sırasında İzmir yöresine geldiği ve söylenceye göre, şimdiki Kadifekale civarında ilahi bir işaret almış ve kendisinden orada yeni bir Smyrna kenti kurması istenmişti. Kentin kuruluşunun İskender'in önde gelen iki komutanı tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmektedir. Bilindiği üzere Kadifekale, bu dönemin bir hatırası olarak kentin üzerinde bir taç gibi durmaktadır.

AGORA
İzmir, Roma İmparatorluğu döneminde önem kazanmış ve ticaret kenti olma özelliğini geliştirmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde kentin pek çok eser kazandığı bilinmektedir. Cadde ve sokaklar taş döşeme ile kaplanmış, kentin görüntüsüne Roma mimarisi hakim olmuştur. Ancak ne yazık ki bu eserlerden büyük çoğunluğu günümüze ulaşamamıştır. Fakat Roma dönemi eserlerinden bazılarının kalıntıları, İzmir'in geçmişten getirdiği izler olarak kentte yaşamaktadır. Bu kalıntıların başında hiç şüphesiz Agora gelmektedir.
Her türlü tahribata uğramasına ve bakımsızlığına rağmen büyük bölümü günümüze ulaşabilmiş olan devlet agorası Roma dönemi yapıları içinde en dikkat çekici olanıdır. İS. 178 deki deprem sonrasında tamir edilmiş şeklini yansıtan agoranın bir bölümü de, kazı çalışması yapılmadığı için toprak altındadır.

KONAK MEYDANI
XVIII. yüzyılda başlayan, Osmanlı Devleti'nin modernleşme sürecinin kentlere yansıması, XIX. yüzyıl başlarına denk gelmiş ve bu dönüşüm, İzmir'in fiziksel yapısında yeni bir kentsel dokunun ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur. Bu nedenle imparatorluğun diğer kentlerinde olduğu gibi İzmir'de de, XIX. yüzyıl öncesinde kamusal bir merkez bulmamız mümkün değildir. Dolayısıyla İzmir'de böyle bir merkezin oluşumu, devletin modern bir monarşi olma yoluna girmesine bağlı olarak ortaya çıkabilmiştir.

Katip-oğlu Konağı
XIX. yüzyıldan itibaren oluştuğunu belirttiğimiz konak çevresindeki kamusal mekanın başlangıcı İzmir'in ünlü ayan ailesi Katipoğulları'na uzanmaktadır. 18. yüzyılın başından itibaren varlığını bildiğimiz aile, belirtilen yüzyıl içinde giderek güçlenmiş ve İzmir'in yönetiminde en etkili odaklardan birisi olmuştur. İşte Konak meydanı olarak bildiğimiz meydana adını veren yapı, Katipoğlu ailesinin konağıdır. Bu konağın dış avlusunu çevreleyen duvarların daha doğrusu cümle kapısının önündeki küçük boş alan, İzmir'in ilk Konak meydanıdır.
Konağın arka tarafında küçük bir türk mezarlığı olan sulu mezarlık, Meydanın denize doğru ucunda ise bugün de hala varlığını sürdüren Ayşe hatun camii yani Yalı camii yer alırdı.
II. Mahmut'un devlet yönetimini merkezileştirme amacıyla, ayanları tasfiye etmesinden Katipoğlu ailesi de nasibini almış ve konak, ailenin diğer mallarıyla birlikte 1816 yılında devletleştirilmiştir. Bundan sonra Konak, İzmir mutasarrıflarının ikametgahı ve aynı zamanda İzmir sancağının idari binası olarak hizmet vermeye başlamıştır. 1863 yılına gelindiğinde, Katip-oğlu ailesinden kalan ve yıkılmaya yüz tutan ve İstanbul'a yazılan raporlarda harabeye dönüştüğünden söz edilen konağın tamiri talep edilmekteydi. 1864'de İzmir, Aydın Vilayetinin merkezi haline getirilmiştir. Bu değişiklik hükümet konağı projesinin de yeniden ele alınmasına ve revize edilmesine neden olmuştur. Yeni hükümet konağının yapılırken binanın gösterişli olarak yapılması ve bir prestij kurumu olarak tasarlanması düşünülmüştür. İnşaat 1869-70 de başlayabilmiş ve 1872 de tamamlanabilmiştir.

Sarı Kışla
Yeniçeri ocağının 1826'da kaldırılması sonrasında yeni kurulan ordunun nefer ve subaylarını İzmir'de barındıracak, talimlerini yapabilecek ve ticaret açısından istikrarlı ortam oluşturmak amacıyla bir kışlanın inşa edilmesi acil bir durum olarak ortaya çıktı.
Bugün Konak Meydanı olarak bildiğimiz alanın 1826 yılından önceki durumunu görme şansımız olsaydı, yukarıda belirttiğimiz gibi sarı kışlanın yerleştirildiği sahada 10 sabun atölyesi, büyük bir tuz-hane, 4 kahvehane, 3 manav dükkanı, 3 meyhane, çeşitli vakıf dükkanları, 44 odalı bir Yahudi-hane ve bazı evlerden oluşan bir doku ile karşılaşacaktık. 1826 yılında İzmir muhafızı Hasan Paşa ve İzmir kadısına yazılan emirde, kışlanın yapılması için gerekli hazırlıkların tamamlanması, özellikle deniz kenarında bir yer seçilmesi isteniyordu. Deniz kıyısında kışla yapılabilecek büyüklükte bir arsa bulunmadığından, saymış olduğumuz ticarethane ve evlerin satın alınarak yıkılması, denizin doldurulması ve açılacak bölgede kışla binasının yapılması kararlaştırılmış ve bu çalışmalar sonrasında 1829 yılında ünlü Sarı Kışla tamamlanarak, faaliyete girmiştir. Katip-oğlu konağının idari bir bina olarak kullanılmaya başlanması ve Sarı Kışlanın 1829 da bitirilmesiyle kamusal bir mekanın oluşumunun ilk evresi tamamlanmıştı.

Rıhtımın Oluşturulması
İzmir'in idari merkezi olarak Konak Meydanının oluşmasının ikinci evresi, 1850'li yıllarda başlamıştır. Bu bağlamda yapılan yatırımların başında yeni rıhtımın inşası (1867-1876) gelmektedir. Rıhtım projesi, İzmir'in eski limanı yani iç limanın doldurulması sonucunu da doğurduğundan, kentin denizden görünümü iyiden iyiye değişiyordu. Bu değişim iç liman girişindeki Liman kalenin yıkılmasıyla iyice belirginleşti.

Hastane
Türkler dışındaki bütün toplulukların İzmir'de hastanesi olduğu halde, Türklerin ilk hastanesi 1849'da Gureba-yı Müslimin adıyla inşa edilir. 1909'dan sonra yaygınlaşan memleket hastaneleri kapsamında, eski hastane 3. bloku yapılarak genişletilir.

İdadi/Adliye
1886 Temmuzunda İzmir İdadisi olarak eğitim faaliyetlerine başlar. İşgal döneminde işgal komiserliği tarafından mahkeme olarak kullanılır ve bu işlevini 1922 den sora 1970'de yanıncaya kadar sürdürür.
Hapishane
1838 Brüksel anlaşması, tüm Osmanlı ülkesinde olduğu gibi, İzmir'de de bir hapishanenin açılmasını gerekli kılmıştır, bunun üzerine, Cezayir hanı hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hükümet Konağının yapılması sırasında vilayet hapishanesinin de inşası gündeme gelmişse de, ancak 1912 yılında günümüzde Konak'ta çok katlı otopark olarak kullanılan yerde hapishane yapılmıştır.

Saat Kulesi
Saat kulesi, konak önü veya kışla meydanı olarak bilinen alanın ortasına yakın bir yerde, dönemin valisi Kamil Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa'nın gayretleriyle inşaatına 1 Eylül 1900 tarihinde başlanmış ve yaklaşık bir yıl süren bir yapım süresinden sonra, dönemin Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit'in 25. cülus (tahta çıkış) kutlamaları çerçevesinde 1-Eylül-1901 tarihinde törenler ve şenliklerle açılmıştır.
Asansör
İzmir'in Karataş semtinde, Mithatpaşa Caddesi'nden yaklaşık 40 metre yükseklikteki Halil Rıfat Paşa Caddesine çıkmak için, 1907'de İzmir tüccarlarından Nesim Levi tarafından yaptırılmıştır. 1942 yılında bir başka işadamı Şerif Remzi Reyent'e devredilen asansör, 1977 yılında belediyeye bağışlanmıştır.
Kordon
1860'lı yıllara kadar İzmir'de düzenli liman ve rıhtım bulunmamaktaydı, bu durum, gemilerin yükleme ve boşaltma işlemlerinde güçlük yarattığı gibi, kaçakçılığa da büyük çapta olanak sağladığından gümrük gelirlerinde önemli kayıplara yol açmaktaydı. 1860'lı yılların ortalarında demiryolu hatlarının işletmeye açılması ve yöreden gelen malların akışının hızlanması ve artması nedeniyle, büyük tonajlı gemilerin rahatça yanaşıp, yükleme boşaltacak yapabilecekleri bir rıhtıma ihtiyaç duyulmuştur. 1867'de J. Charnaud, A. Baker ve G. Guerracino adlı İngiliz tüccarların kuracakları kumpanyaya Rıhtım inşaatının imtiyazı verilmiştir. Şirket 1869'da inşaata başladı ve rıhtımın önemli bir bölümü, 1876 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. İngilizler'in Alsancak Garını kurmaları, ardından Gümrük önünden Alsancak'a kadar Rıhtım yapılması ve rıhtıma tramvay hattının döşenmesi, İngilizler'i ticari ilişkilerde ön plana çıkarmıştır. Birinci Kordon'a döşenen tramvay hatları ile gündüzleri yolcular taşınırken, geceleri tramvay hattında çalışan tren katarları, Alsancak Garı'na gelen malları Birinci Kordon'dan geçirerek İzmir Limanına taşıyarak, gemilere yüklenmesine yardımcı olmaktaydı.
Alsancak Garı
1856 yılında İzmir-Aydın demiryolu hattının yapılması için imtiyaz, İngiliz girişimci Wilkin ve dört arkadaşına verildi. İmtiyaz 1857 yılında "İzmir'den Aydın'a Osmanlı Demiryolu" kumpanyasına devredildi ve Alsancak Garından başlayan 133 kilometrelik İzmir-Aydın demiryolu hattı, 1866 yılında hizmete açıldı.
Kızlarağası Hanı
İzmir'in ticari etkinliklerinin başlaması üzerine, XVIII. yüzyıldan itibaren denize yakın ticaret bölgesinde hanlar inşa edilmeye başlanmıştır. Hanlar, İzmir'in Osmanlı-Türk çehresini yansıtan binalardır. Bu binalardan günümüze kalan örnekler son derece azdır. Günümüzde restore edildikten sonra önemli bir merkez haline gelen Kızlarağası hanı, 1744 yılında Sultan I. Mahmut'un Kızlarağası Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılmış, iki katlı, dört kapılı bir handır.
Hisar Camii
Hisar Camii adını, yapıldığı dönemde yanıbaşında bulunan Hisardan almıştır. Bu camii İzmir'in tarihsel iş merkezinde olup, 1597 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Ortadaki büyük kubbesi sekiz adet fil ayağı üzerinde durmakta, yanlarda üçer büyük, arkada üç küçük ve son cemaat yerinde de yedi küçük kubbesi ile tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Mihrap, minber ve vaaz kürsüsü son derece özenle süslenmiş olup, günümüze oldukça sağlam bir biçimde ulaşmıştır.
Yalı (Konak) Camii
XVIII. yüzyılda yapıldığı dönemde deniz kenarında bulunduğu için Yalı ismini alan bu camii, Ayşe hatun ismiyle de anılmaktaydı. Caminin yapım tarihi hakkında 1755 ve 1774 olmak üzere iki farklı tarih ileri sürülmektedir. Ancak XVIII. yüzyıla ait olan bu eseri, İzmirli Ayşe Hatun, deniz kıyısındaki medresesinin avlusuna Kütahya çinileriyle bezeli, tek minareli zarif biçimde yaptırmıştır.
Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk Anıtı
1922 yangını sonrasında İzmir'in imar çalışmaları içinde en önemli kazanımlarından birisi, hiç kuşkusuz Cumhuriyet Meydanı ve bu meydanda yer alan Atatürk anıtıdır. Meydan ve anıt, kentsel planlama bakımından en önemli göstergelerinden birisidir. 1925 yılında yapımı tasarlanan meydan ve anıt, ancak 1929 yılında projelendirilmiş ve İtalyan heykeltıraş Canunica'ya ısmarlanmışsa da, ekonomik bunalım nedeniyle ancak 1932'de dönemin Belediye Reisi Behçet Uz'un çabaları ile tamamlanabilmiştir.
İzmir Milli Kütüphane ve Elhamra Sineması
Türkiye'nin Milli adını taşıyan ilk Kütüphanesi olan İzmir Milli Kütüphanesi, İttihat ve Terakki Fırkası'nın çabalarıyla, 1912 yılında okumuş, kültürlü Türk gençlerinin yetiştirilmesi amacıyla, Beyler Sokağındaki Salepçi-zade Konağının selamlık bölümünde hizmete girmişti. Bu günkü binasının yapımına 1922'den sonra başlanarak, 1926 yılında Elhamra Sineması tamamlanarak hizmete açılmış, kütüphane binası ise 1933 yılında tamamlanabilmiştir. Bu anıt eserin projesi Mimar Tahsin Sermet Bey tarafından Neo-Klasik tarzda hazırlanmıştır.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 20 Ağustos 2011, 16:50   #3 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Yeni bir bin yılın üç koca yılını geride bıraktık bile..21.y.y'la birlikte,miladi yılların üçüncü bin yılını yaşıyoruz.Aslında 24 saat sayılabilecek insanlık tarihi içinde üç bin yıl son beş dakika anlamına da geliyor. İnsanoğlunu yüzde kaçı bunun farkında bilmiyoruz,tıpkı yüzyıl önce olduğu gibi..20.y.y başlarken "artık keşfedebilecek yeni birşey kalmadı"diyenlerin ne kadar büyük bir yanılgı içinde oldukları da binlerce kez kanıtlandı.Dünya hızla değişiyor ve herkes biliyor ki daha keşfedilecek çok şey var..Peki 100 yıl önce böyle miydi?Dünya'nın,Anadolu'nun,İzmir'in o yıllarda nasıl olduğunu biz de çok merak ediyoruz.Hepsinin birden yanıtını bu yazı çerçevesinde vermemiz zaten beklenemez ama,"İzmir'de yüzyıl önce neler oluyordu?"sorusunun karşılığını verebiliriz.
Önce Osmanlı ile ilişkilerini "geliştirmek"isteyen Alman İmparatorluğu'nun İzmir'e gönderdiği bir gazetecinin "Deutschen Rundschau"adlı dönemin en ünlü gazetelerinden birinin Yazı İşleri Müdürü Paul Lindenberg'in notlarını birlikte değerlendirelim."Hacılar,Seyyahlar,Misyonerler ve İzmir"adlı kitabında İlhan Pınar'ın çevirisinde Paul Lindenberg'in kentimize hayran kaldığını görüyoruz.Dönemin gezginleri zaman zaman İzmir'i beğenmediklerini "aşağılayıcı"terimlerle dile getirirlerken,Paul Lindenberg,ilk görüşte vurulmuştur bu kente:"Ne muhteşem,ne sıcak manzara bu!"
Meslektaşımız İzmir'i anlatmaya rıhtımdan başlar:"İnsan büyük ve önemli bir limana geldiğini hemen farkediyor.Oldukça büyük olan limanda her milletin bayrağını taşıyan gemiler dikkat çekiyor;limana giren ve çıkan gemilerin düdükleri,büyük tonajlı yük gemileri ve gemiler arasında dolaşan tekneler;mağazalar,acentalar,restoranlar,dükkanlar ve kahvehanelerin yan yana dizildiği kıyıda ulaşımı sağlayan değerli halılarla süslü kayıklar;önlerindeki bir eşek tarafından çekilen birbirine bağlı ve olabildiğince yüklü altı,sekiz ya da on deveden oluşan kervanlar,gülle gibi çuval ve balyaları arabalara yükleyen hamallar;altın ve gümüşleri şıngırdatan seyyar Ermeni döviz büroları,kavga eden,bağıran ve vahşi çığlıklar atan Rum tüccarlar,kara cübbeleriyle Rum Papazlar ve uzun kaftanları,yüksek gri keçe arakiyeleri ile ölçülü adımlarla yürüyen Müslüman dervişler..Bu resmin hemen yanında ve onu bütünleyen,son moda Paris tuvaletleri içinde şık ve güzel kadınlar;insan,acaba bu kadar lüks ve şatafat Paris'te bile hor görülmezmi,diye düşünmeden edemiyor." <img height="1" width="1">
1903 yılında İzmir ekonomisine baktığımızda ise kentin Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük ticari gücünü elinde tuttuğunu görüyoruz.Bir yıl öncenin rakamlarına göre 150 milyon Alman Markı'nı bulan ticaret hacmi ile önemli bir ihracat limanı olmuştur bile..Bu sonuçta İzmir-Aydın Temdidi Demiryolu Hattı ve İzmir-Kasaba Demiryolu Hattı'nın rolü büyüktü.Kent içi ulaşımda,aynı ihracat kaygıları ile çok önemsenmişti. Liman işçilerinin yoğun olarak yaşadıkları Halkapınar'a belediye tarafından tramvay döşenmesine karar verildi. Alsancak Tramvay Hattı 1900 yılı ortalarında 1.5 km.ilavesiyle Punta Gar'ından bugün Halkapınar Metro İstasyonu'nun bulunduğu Paralıköprü'ye kadar uzatıldı.1515 metre uzunluğundaki hat 13 Temmuz 1903'te hizmete başladı.Belediye 210 bin liraya inşa ettirdiği Paralıköprü-Halkapınar hattını kendisi işletmedi ve 12 yıllığına Rıhtım Şirketine ait Kordon Tramvayları İdaresine kiralamaya karar verdi.Kokaryalı'ya kadar gelen Konak-Göztepe Tramvay Hattı'nın Agamemnon Ilıcalarına ve Narlıdere'ye kadar uzatılmasına ilişkin girişim ise Meşrutiyet'in ilanı sonrasına uzadı.
Kentte modern yaşama katkı verecek önemli bir girişim ise 1902 yılında başlamıştı.İzmir,1903 yılının ilk günlerinde evlerinin büyük bölümü elektrikle aydınlatılan bir kent olmuştu.Bugün Alsancak'ta Liman karşısında kalan tarihi binalarını ne yapacağımızı hala tartıştığımız,içindeki tarihi aletlerin önceki dönem belediye başkanı tarafından özel bir müzeye bağışlanmış olmasını hala içimize sindiremediğimiz Havagazı Fabrikası,kente elektrikte vermek için "tam gaz"çalıştırılmaya başlamıştı. (1857 yılında ilk kez kuruluş imtiyazı Fransız girişimci Mösyö Marşe'ye verilen Havagazı Fabrikası'nı bir İngiliz gazetecisi olan Edwards,işletmeye açmıştı.Bu tesis için biz de Mimarlar Odası gibi düşünüyoruz. İzmir Havagazı Fabrikası kentin tekno tarihsel profilinin katmanlarından biri olarak ayakta kalabilmiş son örnektir.Londra'daki benzeri gibi koruma altına alınmalıdır!)
İzmir'in hala en önemli simgesi olan Saat Kulesi,II. Abdülhamid'in tahta çıkışının 25.yıldönümü kutlamaları çerçevesinde 1901 yılında inşa edilmişti. Ancak aynı 1901 yılı,1908'deki İkinci meşrutiyet'in ilanına kadar sürecek olan Addülhamid'in "ağır sansür"uygulamalarının başladığı yıl olarak da anımsanacaktır.Resmi ve özel matbaaları ile bir fikir özgürlüğü kenti olan İzmir,1903'e gelindiğinde gazete ve kitap yayımının çok azaldığı kentlerden biri haline dönüşecektir.1903 yılında İzmir'in yaşadığı önemli bir gelişme ise Fransa'nın İzmir Konsolos Yardımcısı Verchere de Reffye'nin İzmir'in önemini içeren yayımlar yapmasıydı.Reffye'nin bu yayınları ile İzmir'in ne kadar önemli bir kent olduğu bir kez daha anlatılıyordu dünyaya.Bu yayımlardan sonra kentimize yönelen yabancı sermaye girişinde önemli bir atak dikkat çekecekti.
Bu dönem İzmir halılarının da dünyada büyük önem kazandığı,arandığı dönemdi.(Halen Londradaki Dünya Halı Müzesinde büyükçe bir salonun adı "İzmir Halıları"adını taşımaktadır.)İzmir'in Türk mahallelerinde halı dokunuyordu ama asıl halı merkezleri Uşak,Eşme,Gördes ve Demirci idi.Ancak halılar yükleme limanı ile anıldıkları için İzmir halısı olarak tanımlanıyordu.Orta Asya'dan gelen dokuma alışkanlıklarını ve motiflerini,halı dokuyan kızların üyesi oldukları Türkmen aşiretinin işaretlerini ürünlerine yansıtmaları onları eşsiz kılıyorsdu.İngiliz tüccarlar halı ticaretini tekellerine almışlardı.Alman ve Fransız tüccarlar,İngilizlere komisyon ödeyerek halı alabiliyorlardı.İngiliz tüccarlar İzmir çarşılarından topladıkları halıları üç-dört misli fiyatlarla,Avrupa ülkelerinin yanısıra Amerika'ya satıyorlardı.Bu arada bölge halkının ekonomik haklarını savunacak İzmir Ticaret,Ziraat ve Sanayi Odası'nın kurulmasına yönelik ilk girişimler 1903 yılında başlatıldı.Daha sonraları sadece zirai amaçlı hizmet verecek olan bu oda 1 Ağustos 1904 tarihinde kuruluşunu resmen ilan edecektir.Bugünkü İzmir Ziraat Odası'nın kökeni de bu odadır zaten..
100 yıl önce İzmir'in iki önemli yöneticisi bulunmaktadır.Vali Kemal Paşa ile Belediye Reisi Eşref Paşa.Ancak 1903 yılının en önemli kimliği kuşku yok ki 1895-1907 yılları arasında Belediye Reisliği yapan Eşref Paşa idi.Suriye Vali Muavini iken Hicaz'a sık sık gittiği için "Hacı"lakabıyla anılıyordu.1895'de,vekaleten İzmir Belediye Meclisine reis olarak atanan Eşref Paşa,1907'ye kadar şehir için çok hayırlı işlere imza attı.Eşref Paşa'nın en önemli girişimi bugün Fevzipaşa Bulvarı olarak anılan geniş caddenin açılışını ancak planlamak oldu.Bu bulvarın açılışı ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşti.
Eşref Paşa'yı özellikle kentin yoksul Müslüman ve Musevileri çok sevdi ama sevmeyenlerin başında üzerinde baskısını arttırdığı esnaf geliyordu.Çünkü İzmir'de bugün de sorun olan kayıt dışı ekonominin üzerine giden Eşref Paşa yerel yönetime gelir sağlamak için esnafa vergi üzerine vergi bindirmişti.
Bugün Belediye'ye ait hastaneye adını veren Eşref Paşa sağlık alanında önemli hizmetlere imza attı. Halen Konak Meydanı'nın özgün hali bozulmamış tek binası olan ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi olarak kullanılan Gureba-i Müslimin Hastanesi'ni Eşref Paşa geliştirdi. İzmir veba hastalığına çok kurban vermişti. Bunu çok iyi bilen Eşref Paşa fakir Müslümanlar için çok büyük bir hastane kurulması için bizzat çalışırken,yoksul Yahudi ve Rumların yaşadıkları aile evleri olan Yahudihane ve Rumhane gibi yerlerde sık sık temizlik denetimleri yapıldı.
O dönemde de İzmir zengin mutfağı ile tanınıyordu. Kentteki tüm etnik unsurların mutfakları yüzyıllar içinde birbirine karışmıştı ve ortaya bugün de yaşayan nefis bir mutfak çıkmıştır.Ama kente gelen Paul Gindenberg gibi gezginler zengin Viyana mutfağını İzmir'de bulmanın çok keyifli olduğunu söylemişlerdir.İzmir'in nefis çilekleri Viyana mutfağını daha da zenginleştirmişti ve İzmir'de özellikle J.Kramer Büyük Viyana Birahanesi'nde her zaman buz gibi bira bulmak mümkündü.Bu birahanede 20.yy'ın başında birinci kalite Viyana biraları olan Spatembrau,Strasbourg,Dreher satılıyordu.Macar,Fransız ve İspanyol şaraplarınıda günün ve gecenin her saatinde soğuk ve sıcak yemeklerle yiyebilmek olanaklıydı.
Kente gelenlerin kaldığı yerlerin başında Hotel de Ville ile Grand Hotel Huck geliyordu."Şehir Oteli"bugünkü Cumhuriyet Meydanındaki Telekom binasının yerinde idi. İtalyan Levanten Fragiacomo tarafından işletilen otel broşüründe kendini şöyle tanıtıyordu:"Otelimiz birinci sınıf bir kuruluştur.İzmir'in en eski otelidir.Fransız,İngiliz ve İzmir mutfağı mükemmel tesislerimizde yenilebilir.Manzarası fevkaladedir.İçki mahzeni rakipsizdir. Denize cepheli otelimizde ülkede çıkan bütün gazete ve mecmualarla yabancı dergilerin koleksiyonu bulunur. Otelimizde her lisanda konuşulur."
Bugünkü Şanlı İlaç Fabrikası yönetim binasının yerinde olan ve Selçuk'ta birde şubesi olan Grand Hotel Huck ise kendisini İzmir rehberine verdiği ilande şöyle tanıtıyordu:"Posta ve denizcilik acentalarının yakınında benzersiz bir konumu olan,iş merkezinde,otelin önünden her yere tranvayla ulaşama olanağı.Her lisanda konuşabilen ve tarihi yerleri görmek isteyen turistlere refakat edebilecek rehberler,tabldot ve alakart yemek sevisleri.Tanınmış içki çeşitleri,soğuk ve sıcak banyolar,ticaret amacı ile gelecek yolcular için özel fiyatlar."1903'teki İzmir'e küçük bir zaman yolculuğu yaptık elbette herşeyi anlatamadık ama bu yazdıklarımız bile o zamanlar bu şehrin çok keyifli bir şehir olduğunu söylememiz için yeterli galiba...







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 08 Aralık 2011, 04:24   #4 (permalink)
^/_\^

Atılgan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 14 Ağustos 2011
Nerden: Araf
(Mesajlar): 2.769
(Konular): 349
Renkli Para : 167734
Aldığı Beğeni: 493
Beğendikleri: 259
Ruh Halim: none
Takım :
Standart





İzmir ( Smyrna-Samornia ) M.Ö 3000 yıllarında Lelegler tarafından, bugünkü Bayraklı yakınında bulunan Tepekule mevkiinde kurulmuştur. İzmir sözcüğü daha ziyade bir Amazon Kraliçesine atfedilmektedir. M.Ö 2000-1200 yılları arasında yaşamış olan Hitit Krallığı''nın tesiri altında kalan İzmir, Hitit Devleti''nin M.Ö 1200 yılında Frig akınlarıyla yıkılması sonucu M.Ö XI. Yüzyılda Yunanistan''dan Batı Anadolu kıyılarına göç eden Aiollar, daha sonra da İonlar tarafından işgal edilmiştir.

İzmir en parlak dönemini İonlar zamanında yaşamıştır. M.Ö 600 yılında Lidya Kralı Alyattase tarafından işgal edilen İzmir, M.Ö 546 yılında Persler''in, M.Ö 334 yılından sonra da Büyük İskender ve kumandanlarının idaresi altına girmiştir. M.Ö 302''de Trakya''dan gelerek Büyük İskender''in kumandalarından Antigones''i yenen Lizimaktos''un, daha sonra da Seleıkoslar''ın hakimiyetine giren İzmir, kısa bir müddet de Bergama Krallığı idaresinde kalmış,

M.Ö 133 yılında kesin olarak Romalılar''ın eline geçmiştir M.Ö 88 yılında Pontus Kralı Mihridades ele geçirmiştir. Roma İmparatorluğu''nun ikiye ayrılması ile Bizanslılar''ın bir eyalet merkezi olan İzmir, M.S 440 yıllarında Hun Hükümdarı Atilla''nın istilasına uğramıştır. M.S 695 yılından itibaren iki defa Araplar''ın akınına maruz kalmış, sonra yine Bizanslılar''ın eline geçmiştir. 1081 yılında İzmir şehri Selcuklular tarafından fethedilmiştir. 1097 yılında Haçlılar''ın Anadolu''da ilerlemesinden istifade eden Bizanslılar, İzmir de dahil olmak üzere Ege''de Türkler''in elinde bulunan tüm yerleri işgal ettiler.

1320 yılında Aydınoğulları Beyliği''nin hükümdarı Mehmet Bey tarafından geri alınıp, oğlu Umur Bey''e verilen İzmir''in Liman Kalesi, Haçlı kuvvetlerince 28 Ekim 1334''de tekrar işgal edildi. 1402 yılına kadar Türkler Kadifekale''ye, Haçlılar da Liman Kalesi''ne hakim kaldılar. Liman Kalesi 1402 yılında Timur tarafından zapt ve tahrip edilerek, Aydınoğulları Beyliği''ne iade edildi. Bundan sonra İzmir tarihinde 1426 yılına kadar Aydınoğlu Cüneyt Bey rol oynamıştır.

1426 yılından itibaren Osmanlı Devleti idaresine giren İzmir, 500 yıla yakın bir süre Osmanlı idaresinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu''nun yükselme devrinde çevresinin merkezi olma özelliğini daima koruyarak, ekonomik ve sosyal hayatın lokomotifi olmuştur.

15 Mayıs 1919''da Yunanlılar tarafından işgal edilen İzmir, üç yıldan fazla işgal altında kaldıktan sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı''yla 9 Eylül 1922''de Yunan işgalinden kurtarılmış, Cumhuriyetin ilanından sonra da İl statüsüne kavuşturulmuştur.





Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 800x600 ve 89KB ) Buraya Tıklayın



Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 844x604 ve 138KB ) Buraya Tıklayın



Türkiye'nin üçüncü büyük sehri olan Izmir, çagdas, gelismis, ayni zamanda islek bir ticaret merkezidir. Civil civil olan alisveris merkezinde dolasmak oldukça keyiflidir. Izmir'in batisinda nefis renkli denizi, plajlari ve termal merkezleriyle Çesme Yarimadasi uzanir. Antik çaglarin en ünlü kentleri arasinda yer alan Efes, Roma devrinde dünyanin en büyük kentlerinden biriydi. Tüm Ion kültürünün zenginliklerini bünyesinde barindiran Efes, yogun sanatsal etkinliklerle de adini duyuruyordu.

Türkçe'de ''Güzel Izmir'' olarak adlandirilan Izmir, yatlar ve gemilerle çevrilmis uzun ve dar bir körfezin basinda yer almaktadir. Iliman bir iklime sahip olup, yazinda denizden gelen taze bir serinlik günesin sicakligini alip götürmektedir. Sahil boyunca palmiye agaçlari ve genis caddeler bulunmaktadir. Izmir Limani Istanbul'dan sonra ikinci büyük limandir. Canli ve kozmopolit bir sehir olan Izmir Uluslararasi Sanat Festivali ve Uluslararasi Fuari ile de önemli bir yer tutar.

İLÇELER

Izmir ilinin ilçeleri; Balçova, Çigli, Gaziemir, Karsiyaka, Konak, Aliaga, Bayindir, Bergama, Beydag, Bornova, Buca, Çesme, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpasa, Kinik, Kiraz, Menderes, Menemen, Narlibahçe, Ödemis, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbali ve Urla'dir.

Selçuk

Bergama

Çesme

Foça




Aliaga : Izmir'in 60 km. kuzeyindeki Aliaga, Izmir ve Bergama uygarliklarindan izler tasimaktadir. Ege kiyilarinda sayilari 30'u asan Aiol kentleri arasinda en büyük ve önemlilerini olusturan 12 kentten 4'ü Aigaia, Kyme, Myrna ve Gryneion ilçe sinirlari içerisinde bulunmaktadir.

Dikili : Izmir'in kuzeyinde 120 km. uzakliktadir. Yerli ve yabanci turistlerin ilgisini çeken sirin bir ilçedir. Hem tarihi hem de olaganüstü güzellikleri olan turistik Çandarli beldesi Dikili'ye baglidir. Dogal güzellikleri arasinda Merdivenli Köyünde bir krater gölü, Demirtas ve Deliktas Köylerinde de çamlik ve tarihi magaralar bulunmaktadir. Dikili ilçesi ilicalari ile de oldukça ünlüdür. Nebiler, Bademli ve Kocaoba köylerinde sicak su ilicalari vardir. Ilçede karayolunun disinda deniz ulasiminda da Dikili Limani, üç yolcu gemisinin yanasabilecegi kapasiteyle hizmet vermektedir.

Seferihisar : Yerlesim tarihi M.Ö. 1000 yillarina uzanan ilçenin Sigacik mevkiinde Teos antik kenti, Doganbey-Gerenalani mevkiinde Karaköse Harabeleri, Sigacik' ta Osmanlilar tarafindan insa edilen kale ile kale içerisindeki eski yerlesim alani, ilçe merkezinde Selçuklu ve Osmanli Dönemi'ne ait anitsal yapilar, yörenin arkeolojik ve tarihi kaynak potansiyelini olusturmaktadir. Seferihisar 27 km.lik sahil seridi ile güzel plajlara ve koylara sahiptir.

Menderes : Satsumasiyla, güzel koylariyla, tarihi degerleriyle dikkat çeken Menderes ilçesinin Izmir'e uzakligi 20 km'dir. Ilçenin batisinda Ürkmez mevkiinde Lebedos Antik Kenti bulunmaktadir. Menderes-Selçuk yolu üzerinde birbirine yakin konumda yer alan Kolophon, Klaros, Notion ve Lebedos Antik Kentlerine ait kalintilar, ilçenin önemli arkeolojik kaynaklarini olusturmaktadir. Gümüldür beldesi dünyaca ünlü mandalina türü olan satsumanin yetistirici bölgesidir. Özdere, Ege'deki dokuz büyük turistik bölgeden biri olup temiz denizi ve sahilinin yani sira amatör balikçilarin avlanabildigi turistik bir beldedir. Menderes'in Görece Köyü'nde de halkin evlerde imal ettigi degisik renk ve biçimdeki boncuklar yerli ve yabanci turistin oldukça dikkatini çekmektedir.

Karaburun : Karaburun, Urla Yarimadasi'nin kuzeyinde kurulmustur. Izmir Körfezi boyunca kuzey ve bati kiyilari güzel koylariyla bir serit halinde uzanir. Ilçenin yerlesimi tas devrine kadar uzanir. Çakmaktepe mevkiinde yapilan kazilarda elde edilen buluntulardan Hititler Dönemi'nde buranin ileri bir kültür merkezi oldugu, daha sonra yöreye egemen olan Aiol, Lidya. Helen ve Roma uygarliklari döneminde kültür ve ticaret merkezi olarak gelistigi bilinmektedir.

Urla : Ege Bölgesi'nin tüm özelliklerini tasiyan Urla, Izmir'in batisinda 38 km. uzaklikta kendi adini tasiyan yarimadanin orta kisminda yer alir. Urla tarih boyunca bir kültür merkezi olmustur. Yapilan kazilarda ele geçen eserler arasinda Hititlere ait Gaga agizli sürahi çikarilmistir. Limantepe Höyügü kazilarinda ele geçen buluntulara göre Klazomenai Limaninin dünyanin en eski ve düzenli limani oldugu ortaya çikmistir. Klazomenai' de bulunan eserler Louvre Müzesi ve Atina Milli Müzesi ile Izmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Torbali :
Izmir'in 45 km. dogusunda yer alan Torbali'nin ilk yerlesim alani, Torbali Ovasi'nin batisinda Yeniköy ile Özbey köyleri arasinda bir tepe üzerinde kurulan Metropolis Antik kentidir. Bir Ion kenti olan Metropolis Roma ve Bizans dönemlerinde önemini korumus, daha sonra terk edilmistir. Saraplari ile ünlü kent ayni zamanda bir piskoposluk merkeziydi. Ovaya hakim bir konumda olan Geç Helenistik Dönem'e ait tiyatroda Roma Imparotoru Augustus ve evlatligi Germanikus'a adanan üç mermer sunak bulunmaktadir. Kazilarda bulunan eserler Izmir ve Efes Müzelerinde sergilenmektedir.

Ödemis : Izmir'in 113 km. dogusunda yer alan Ödemis'in kuzeyinde bulunan Hypaiapa Antik Kent kalintilari yörenin yerlesim tarihinin ilk çaglara uzandigini göstermektedir. Ödemis yöresinin tarihsel önemi Birgi'nin Aydinogullari döneminde baskent olmasiyla baslamistir. Birgi'de büyük ölçüde özgünlügünü koruyan kent dokusunda Selçuklu ve Osmanli mimarisinin seçkin örnekleri, 18. ve 19. yüzyil sivil mimarlik yapilarinin olusturdugu kültürel birikim ve mimari çevre zenginligi ile dogal çevre güzellikleri yörede çok önemli düzeyde turizm potansiyeli yaratmaktadir. "Dünya Kültür Mirasi" listesine giren Birgi, 1994 yilinda inanç turizmi kapsamina alinmistir. Çakiraga Konagi, Imam-i Birgivi Medresesi, Sultan Sah Türbesi görülmeye deger eserlerdendir.

Tire : Izmir'in büyük ilçelerinden biri olan Tire, sehir merkezine 82 km uzakliktadir. Aydin Daglarinin kuzey eteklerinde kurulmustur. Hitit, Frig, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans dönemlerini yasayan Tire zengin bir kültür mirasina sahiptir. Beylikler ve Osmanli döneminde ekonomik açidan büyük gelisme saglanmis ve mimarlik tarihi açisindan da zengin örnekler ortaya çikmistir.


Kemalpasa : Izmir'in 29 km dogusunda yer alan Kemalpasa'nin tarihi geçmisi I.Ö. 1300'lere dayanmaktadir. Akadlar ve Hititlerden baslayarak Selçuklu ve Osmanli dönemine kadar birçok medeniyete sahne olan Kemalpasa, Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde Sart ve Ion kentleri arasinda kervan yollarinin ugrak yeri olmustur. Antik adi Nymphaion olarak bilinen günümüz Kemalpasa ilçesi, Nif dagi eteklerinde 200 m yükseklikte kurulmustur. Ege Bölgesi'nde Hititlerden kalan tek örnegi olan Karabel Kabartmasi ilçe sinirlari içerisindedir. Kemalpasa, dünyaca ünlü kirazi ve çam ormanlariyla taninir.


NE YENİR?

İzmir ve yöresinin yemekleri çeşit açısından son derece zengin olup, Ege, Akdeniz ve Anadolu mutfaklarının özgün bir bileşimidir. Yörenin bitki örtüsünün yanı sıra, çok kültürlü toplumsal yapısı da bu oluşumda etkendir.

Belli başlı yemekleri: Bulamaç çorbası, tarhana çorbası, tere çorbası, trança kellesi çorbası,kirde, sakız yahnisi, mücver, İzmir köftesi, papaz yahnisi, enginar dolması, domates bastısı, yer elması, revani,ıspanak boranisi, razı kavurması, Efes arapsaçı, şevketi bostan, ebegümeci, radika salatası.

NE ALINIR?

İzmir'in en yoğun alışveriş trafiğine sahne olan sokakları, Anafartalar

Caddesi'nin sağında ve solunda yer alan ve hala yüzyıl öncesinin atmosferini kepenklerinin kıvrımlarında, kapı eşiklerinde, basık tavanlarında, eski kiremitlerinde taşıyan Kemeraltı Sokaklarıdır. Eski görüntü tamamen olmasa da hala işportacıların bağrışmaları bakırcılar çarşısının kendine has sesleri Şadırvan Cami yanındaki Sebil'in şırıltısı, Kestane pazarındaki balıkçıların ıslak önlükleriyle bağrışmaları, Kemeraltı'nın pek değişmediğini gösteren belirtileridir.

Urgancılar Çarşısı, Kuyumcular Çarşısı, basmacılar, ayakkabıcılar hepsi de hala işlerini sürdürmektedirler. Bunların yanı sıra en iyi ve modern alışveriş merkezleri Alsancak'taki Kordon Boyu'nda, Karşıyaka ve Cumhuriyet Caddesi'nde bulunur.

İzmir'de en önemli alışveriş merkezi olan Kemeraltı'na komşu Çankaya ve oradan da seçkin butik ve mağazaların yer aldığı Alsancak'a ulaşıp alışveriş yapabilir, Karşıyaka'da da aynı olanakları bulabilirsiniz





Atılgan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
izmir, İzmir

« Aydın | Didim »

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557