Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Eğitim ve Öğretim Genel Eğitim ve Öğretim hakkımdaki bilgilerin, haberlerin ve paylaşımların bulunduğu bölüm.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Mart 2013, 19:28   #1 (permalink)
*Kirpiklerine kadar sevdiğim adam, varlığına elhamdülillah.

- MiŁenα - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 24 Ağustos 2012
Nerden: vaLLa ayıptır heryerden çıkabilirim :D
Yaş: 27
(Mesajlar): 6.095
(Konular): 1890
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 178770
Aldığı Beğeni: 843
Beğendikleri: 540
Ruh Halim: Melek Gibi
Takım :
Standart Ateş Nasıl Bulundu









Ateş Günümüzden Kaç Yıl Önce Bulundu? Ateş Hangi Tarihte Bulundu (Kısaca)
Eskiden Ateş Olmadan Önce Nasıl Yaşıyorlardı?
İbrani Üniversitesi’nin, Ürdün nehri kıyısındaki arkeolojik bir alanda bulunan çakmak taşları üzerinde yaptığı analizler, erken medeniyetlerin ateş yakmayı öğrendikleri ve bunun bilinmeyen topraklara göç etmek için bir dönüm noktası olduğunu gösterdi.
2004 yılında bölgeyle ilgili yapılan başka bir çalışma, insanın erken çağlarda, yanmakta olan ateşi kontrol altına aldığını ortaya çıkarmıştı. Ancak yeni araştırmada, tarih öncesi insanların ateş yakmayı da bildikleri anlaşıldı. Araştırmacılar, bu bağımsızlığın insanların kuzeye göç etmelerini kolaylaştırdığı kaydetti.
Araştırmayla ilgili konuşan arkeolog Nira Alperson-Afil, yeni verilerin, bölgede var olmuş birçok medeniyet tarafından ateşin kontrollü ve sürekli biçimde kullanıldığını ve bu toplulukların doğal ateş kaynaklarına bağımlı olmadıklarını gösterdiğini söyledi.
Alperson-Afil, eski insanların kendilerini avcı hayvanlardan korumak, sıcaklık ve ışık için ateşi kullandıklarında, insan olmayan yabancı bölgelere gidebilmek için yeterli güvenliği sağladıklarını belirtti.
Ateş İlk Ne Zaman Bulundu? Kim Buldu?
Ateş Nasıl Bulundu
İnsanoğlu ateşi çok eski zamanlardan beri bilmektedir.Bundan yüz binlerce yıl önce Avrupa`da insanların yaşamış olduğu belirli mağaralarda,ocak niyetine kullanıldığından şüphe edilmeyen taşlar arasında kömür ve yanık kemik parçaları bulunmuştur.
Fakat insanoğlu ateş yakmayı nasıl öğrenmişti acaba? Bu soruyu ancak tahminle cevaplandırabilmekteyiz.İlk insan ateş yakmayı öğrenmeden öncede bunu nasıl kullanacağını, ateşten nasıl yararlanacağını biliyordu.Örneğin yıldırım kof bir ağaç kütüğünü yakıyor, bunun yakınındaki bir insan da kütükten sağladığı ateşi uzun süre muhafaza ediyordu.
Yukarda değinmiş olduğumuz gibi, mağara devri insanının ateş yakmayı nasıl öğrendiğine ilişkin tutarlı bir tahminde bulunabiliriz. Karanlıkta kuvvetle birbirine sürtülen taşların kıvılcımlar meydana getirdiğini mağara adamı muhakkak fark etmişti. Fakat iki taşı birbirine sürterek ateş yakabilmek, fikrinin doğması ve bunun uygulanması için nice kuşakların geçmesi gerekmiştir.
İnsanoğlu tarafından yakılan ilk ateş konusunda değişik bir tahmin daha vardır. Bu tahmin,günümüzde ilkel topluluklarda yapılabilecek bir gözlemle ilgilidir.Şimdi,sözünü ettiğimiz bu ilkel topluluklardaki bazı yöntemlere eğilelim. Alaska`da bazı kabilelerden yerliler, iki taş üzerine sülfür (kükürt) sürer ve bu taşları birbirine sürterler. Kükürt ateşlenince de,yanan taşı kuru otların veya ateş alabilecek başka şeylerin üzerine atarlar.
Hindistan`da ve Çin`de, kırık bir çömlek parçasına , bir bambu (kamış) çubukla sertçe sürtülür. Bambu çubuğun dış yüzü çok serttir ve çakmak taşı niteliklerine sahiptir. Eskimolar ise, alelade bir kuvartz parçasını, bir demir piriti parçasına sürterler. Kuvartz,bünyesinde silis bulunan bir nevi taştır. Gerek bu tür kuvartz gerekse silisli demir parçaları, Eskimolar`ın yaşadıkları çevrede çok yaygın ölçüde bulunur . Kuzey Amerika`da yaşayan kızılderililer arasında da, ateş yakmak için iki çubuğu birbirine kuvvetle sürtüştürmek çok yaygın bir yöntemdir. Örneklerden de anlaşılacağı gibi, bu uygulama ve yöntemlerin hepsi yaklaşık olarak aynı esasa dayanmaktadır.

Eski Yunanlılar ve Romalılar ise başka bir yöntemden yararlanırlardı. Bu yöntemin temel unsuru, güneşin ışınlarını belirli bir noktada odaklaştıran bir nevi mercekti.
Güneşin ışınları bu mercek sayesinde belirli bir noktada yoğunlaştırıldığı zaman, kuru bir ağaç parçasının yanmasını sağlayacak kadar ısı uygulanmış oluyordu.
Eski çağlarda ateşle ilgili olarak dikkati çeken bir şey de, birçok ilkel toplumlarda insanların “devamlı ateş”i muhafaza etmeleri,bu bakımdan gösterdikleri titizliktir. Şimdiki Meksika`da yaşayan eski Mayalar, Aztekler, tapınaklarında veya belirli yerlerde hiç sönmeyen,sönmesi ne meydan verilmeyen devamlı ateşler yakarlardı. Eski Yunanlılar, Mısırlılar ve Romalılar da, tapınaklarında aynı yöntemi uygulamışlardır.
Ateş İlk Ne Zaman Kimler Tarafından Kullanılmıştır
Ateşin denetim altına alınmasından bilinçli üretimine geçiş yüzbinlerce yıl alan büyük bir adımdır. İsrail’de, Şeria Nehri kıyısında bulunan kalıntılar, insanın 790 bin yıl önce ateş ürettiğini ve kullandığını göstermektedir.[1][2]
Ateşin yakılabileceği düşüncesini uyandıran ilk kıvılcımın, çakmaktaşını piritlere sürterken mi, yoksa ağaç içinde delik açmaya çalışırken mi çaktığı bilinmemektedir. Avrupa’daki Neolitik yerleşim bölgelerinde çakmaktaşı ve piritlerin yanı sıra ateş delgileri de bulunmuştur. İlkel toplumlarda en yaygın ateş yakma yöntemi sürtmeydi. Bambudan yapılmış küçük bir tüp içindeki havanın sıkıştırılmasıyla ısı ve ateş üreten ateş pistonu Güneydoğu Asya, Endonezya ve Filipinler’de geliştirilip kullanılan karmaşık bir aygıttı. Bundan tümüyle bağımsız olarak 1800′lerde Avrupa’da da metalden bir ateş pistonu geliştirildi. İngiliz kimyacı John Walker, içinde fosfor sülfat bulunan ve sürtülünce yanan kibriti 1827′de icat etti. Modern teknoloji ve bilim tarihi, büyük ölçüde ateşten sağlanarak insanoğlunun kullanımına sunulan enerji toplamındaki sürekli artış olarak nitelenebilir. Enerji üretimindeki artışın büyük bölümü hem miktar, hem çeşit bakımından ateş kullanımının artmasıyla sağlanmıştır. Atom enerjisinin denetim altına alınması, ateş kullanımında atılan son adım sayılabilir.
Ateşi İlk Kimler Bulmuştur
1600′lü yılların sonuna doğru ise, bilim tarihi bir başka yanılgıya sahne oldu. Ateş ve saçtığı alevler her devirde insanların ilgisini çekmişti. O döneme kadar henüz sırrı keşfedilememiş ateşin kaynağı üzerinde düşünen insanlardan biri de Alman bilim adamı G. E. Stahl’dı. Stahl araştırmaları sonucunda, ateşe “flojiston” adı verilen gözle görülemeyen bir maddenin yol açtığını ileri sürdü. Stahl’a göre flojiston nesnelere girip çıkabilen bir maddeydi. Flojistona sahip bir nesne hızla yanarken, flojistonun olmadığı nesneler ise yanmıyordu. Yanan maddelerden duman çıkması, bu maddelerin yanarken küçülmeleri ve hafiflemeleri, flojistonun bu maddeleri terk etmesi olarak yorumlandı. Araştırmalarda, yanan maddelerin üzerlerinin kapatılmasıyla veya toz ve toprak atılıp söndürülmeleriyle flojistonun çıkışının engellendiği ve böylece ateşin söndüğü düşünülüyordu. Ancak zamanla, metallerin yanarken küçülmemeleri veya hafiflememeleri flojistonun gerçekliği hakkında bazı kuşkuların doğmasına neden oldu. 1700′lü yılların sonunda ise havanın farklı birkaç gazın karışımı olduğu keşfedildi. Bu farklı gazların farklı biçimlerde yanmaları da flojiston kuramıyla açıklanmaya çalışılırken, oksijen gazıyla ilgili yapılan araştırmaların biri kuramın sonunu getirdi. Antoine Lavoisier adlı bilim adamı oksijen gazı içinde yaktığı bir metali gözlemledi. Bu gözlemi sonucunda yanan metalin ağırlığının arttığını, oksijen miktarının da azaldığını fark etti. İşte bu deney insanlara ateşin kaynağını da gösterdi. Nesneler oksijen aldıkları için yanıyorlardı. Flojiston isimli teorik madde ise asla var olmamıştı.
Tarihteki bilimsel yanılgılara bir diğer örnek ise, elektriğin kaynağı üzerine yapılmış bir yorumdur. Doktor Luigi Galvani 1780′li yıllarda hayvanlarla ilgili araştırma yaparken, birdenbire yeni bir elektrik kaynağı bulduğunu sandı. Kurbağalar üzerinde yaptığı araştırmalarda, metal bir parçaya bağlanan kurbağa bacağındaki kasların kıpırdadığını gördü. Galvani bu canlı üzerinde yaptığı birkaç araştırma sonucunda kararını verdi: Bir metal hayvanların kaslarından ve sinirlerinden kaynaklanan elektriğin dışarı çıkmasını sağlıyordu. Galvani deneyi tek bacak üzerinde tek metal parçasıyla yapmıştı. Bu deneyin mantığından şüphelenen Alessandro Volta isimli bilim adamı konuyla ilgili çalışmalara başladı. Volta kurbağanın bacağına bir telin farklı iki ucunu bağladı ve bacaklardaki kasların seyirmediğini gördü. Bu deneyden sonra çalışmalarına devam eden Volta, kurbağadan veya başka bir hayvandan kaynaklanan elektrik iddiasının gerçek olmadığını ortaya koydu. Elektrik, elektronlardan kaynaklanan bir akımdı ve metaller elektronu daha kolay iletiyordu. Hayvansal elektrik kuramı bir dönem insanlarını şaşırtmış bir yanılgıydı.
Bu örneklerde de açıkça görüldüğü gibi, günümüzde çok iyi bilinen gerçekler hakkında geçmişte çok yanlış bazı iddialarda bulunuldu. Birçok bilim adamı gerek dönemlerinin geri kalmış bilimsel düzeyleri, gerekse sahip oldukları bazı önyargıları dolayısıyla birçok bilimsel yanılgıya kapıldı. Tarihte gerçekleşmiş bu gibi bilimsel yanılgılara verilecek en büyük örnek, yaşamın kökeni üzerine ortaya atılmış iddialardan biriydi. Çünkü bu iddianın etkileri ve mantıksızlığı yukarıda örneğini verdiğimiz yanılgılardan çok daha büyük oldu. Bu yanılgı, evrim inancıyla materyalist dünya görüşünün birleştiği ‘Darwinizm’di.
Bir zamanlar Darwinizm, elde yeterince bilimsel kanıt olmadığı için bazılarınca bilimsel bir teori gibi kabul ediliyordu. Charles Darwin’in 1859 yılında yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabı o dönemde bile anlaşılan tutarsızlıklarına rağmen, bazı çevrelerde yankı uyandırdı. Darwin’in genetik veya biyokimya biliminden habersiz olarak yaptığı varsayımlar, fosil kayıtlarının yetersizliğinden yararlanarak ileri sürdüğü hatalı iddialar, bu teoriyi kabul etmeye felsefi nedenlerle çok yatkın olan kişiler tarafından hararetle kabul gördü. Bu felsefi neden, Darwin’in teorisi ile materyalist felsefe arasındaki ilişkiydi. Darwin, tüm canlıların kökenini maddesel faktörlerle ve rastlantılarla açıklamaya çalışan, dolayısıyla bir Yaratıcı’nın varlığını reddeden bir teori öne sürmüştü. Akla ve mantığa tamamen aykırı olan bu teorinin yanlışlığının bilimsel olarak ortaya çıkması içinse, 20. yüzyıldaki bir dizi bulgu gerekecekti.
Bugün Darwinizm hala bazı saplantılı bilim çevrelerinde yaygın bir kabul görmektedir; ama bu, Darwinizm devrinin sona erdiğini kabul etmemize engel değildir. Çünkü teoriyi ayakta tutan sözde bilimsel varsayımlar birer birer çökmüştür. Teoriyi hala ayakta tutan tek neden, onun temeli olan materyalist felsefenin hala bir kısım bilim çevrelerinde fanatik bir tutkuyla savunulmasıdır. Darwinizm dünyası, 1980′li yılların ikinci yarısındaki Sovyetler Birliği’ne benzemektedir. O dönemlerde komünizmin bir ideoloji olarak iflas ettiği, varsayımlarının geçersiz olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak komünist sistemin kurumları hala varlığını koruyordu. Komünist ideolojiyle beyni yıkanmış bir kuşak hala körü körüne bu ideolojiyi savunuyordu. Bu dogmatizm nedeniyle, pratikte çökmüş olan komünist sistem bir süre daha yaşatıldı. “Glasnost” ve “Perestroyka” denen formüllerle reforme edilip yaşatılmak istendi
İnsanoğlu tarafından yakılan ilk ateş konusunda değişik bir tahmin daha vardır. Bu tahmin,günümüzde ilkel topluluklarda yapılabilecek bir gözlemle ilgilidir.Şimdi,sözünü ettiğimiz bu ilkel topluluklardaki bazı yöntemlere eğilelim. Alaska’da bazı kabilelerden yerliler, iki taş üzerine sülfür (kükürt) sürer ve bu taşları birbirine sürterler. Kükürt ateşlenince de,yanan taşı kuru otların veya ateş alabilecek başka şeylerin üzerine atarlar.
Hindistan’da ve Çin’de, kırık bir çömlek parçasına , bir bambu (kamış) çubukla sertçe sürtülür. Bambu çubuğun dış yüzü çok serttir ve çakmak taşı niteliklerine sahiptir. Eskimolar ise, alelade bir kuvartz parçasını, bir demir piriti parçasına sürterler. Kuvartz,bünyesinde silis bulunan bir nevi taştır. Gerek bu tür kuvartz gerekse silisli demir parçaları, Eskimolar’ın yaşadıkları çevrede çok yaygın ölçüde bulunur . Kuzey Amerika’da yaşayan kızılderililer arasında da, ateş yakmak için iki çubuğu birbirine kuvvetle sürtüştürmek çok yaygın bir yöntemdir. Örneklerden de anlaşılacağı gibi, bu uygulama ve yöntemlerin hepsi yaklaşık olarak aynı esasa dayanmaktadır.
Eski Yunanlılar ve Romalılar ise başka bir yöntemden yararlanırlardı. Bu yöntemin temel unsuru, güneşin ışınlarını belirli bir noktada odaklaştıran bir nevi mercekti.
Güneşin ışınları bu mercek sayesinde belirli bir noktada yoğunlaştırıldığı zaman, kuru bir ağaç parçasının yanmasını sağlayacak kadar ısı uygulanmış oluyordu.
Eski çağlarda ateşle ilgili olarak dikkati çeken bir şey de, birçok ilkel toplumlarda insanların “devamlı ateş”i muhafaza etmeleri,bu bakımdan gösterdikleri titizliktir. Şimdiki Meksika’da yaşayan eski Mayalar, Aztekler, tapınaklarında veya belirli yerlerde hiç sönmeyen,sönmesi ne meydan verilmeyen devamlı ateşler yakarlardı. Eski Yunanlılar, Mısırlılar ve Romalılar da, tapınaklarında aynı yöntemi uygulamışlardır.






- MiŁenα isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
ateş, bulundu, nasıl


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557