Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Felsefe ve Sosyoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Felsefe ve Sosyoloji Felsefe ve Sosyoloji dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06 Ocak 2013, 02:06   #1 (permalink)
Münzevi

Esila - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 20 Eylül 2012
(Mesajlar): 1.205
(Konular): 225
Renkli Para : 167087
Aldığı Beğeni: 219
Beğendikleri: 352
Ruh Halim: none
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart Tersinim teorisi ve doğal ilkeler

Varoluş dediğimiz muazzam sistem tam bir düzen içindedir. Nice milyar yıllardan beri değişmeden var ve işler olan doğal kanun ve ilkeler bu düzenin inkâr edilemez kanıtlarıdır.

Düzensizliklerde kanun ve ilkeler bulunmaz. Bu nedenle düzensizdirler. Kanun ve ilkelerin ortaya konulması, işlerlik kazanması bilgi, irade ve kudret üçlemesinin ürünleridir. Doğal kanun ve ilkeler pek çoktur. Çoğu hakkında henüz bilgimiz bulunmamaktadır. Şüphesiz ki gerçekleri arayan bilimde bu kanun ve ilkelerle doğrudan bağımlıdır. Kanun ve ilkelere ters düşen bilim olmaz.

Bilimde önce kanıt sonra sonuç ilkesi: Teorilerin kurgulanmasında; genelde doğru olduğu kuvvetle inanılan bir varsayım ya da fikir temel alınır, sonra da doğruluğu kanıtlanmaya çalışılır.

Temel, doğru ya da yanlışları ayıran bir mihenk taşı konumundadır. Nedense temelin yanlış olabileceği (doğru olduğu kuvvetle inanıldığından) düşünülmez, kanıtlar temele uygun fakat yanlış teraziler de tartılır. Sonuç ise tam bir hüsran olur. Bunun için kanıtlara göre sonuç ilkesi bilimin temellerinden biridir. Örneklemek gerekirse şunları yazabiliriz.

Varoluş sorusunun yalnız iki cevabı vardır. Varoluş ya yaratılmıştır ya da yaratılmamıştır.

Bilimde önce bulgulara bakılır, bulgular bilimsel yöntemlerle yorumlanır daha sonra da gerçeklere ulaşılmaya çalışılır. Eğer bilimsel bulgulara ve yorumlarına dikkate almaz, en baştan yanıtlardan birini seçer, bu yanıtı gerçek kabul ederseniz bu bir önkabul olur. Önkabuller söz konusu sorunun birbirinin zıddı yalnız iki cevabı varsa çok büyük önem kazanır.

Cevaplardan birine önkabulle ret ve inkâr eden bir kimse başka seçeneği olmadığından kendini diğer cevaba mahkûm etmiş demektir. Örneğin varoluş bir yaratıcı iradenin eseridir cevabını önkabulle benimseyen bir kimse diğer cevaba sırtına çevirir, varoluşla ilgili tüm soruları varoluş mutlak güç, mutlak ilim, mutlak irade sahibi bir Yaratıcının eseridir mantığıyla yanıtlamaya çalışır.

Bunun zıddı cevabı benimseyenler içinde durum değişmez. Varoluş sorusuna; varoluş yaratılmamıştır, bir yaratıcı irade yoktur şeklinde yanıtlarsanız eğer bir yaratıcı irade yoksa o halde nasıl var oldu sorusuna cevap aramak zorunda kalırsınız. Bu soruya rastlantılarla var oldu dışında verebileceğiniz bir cevapta yoktur.

Bu durumda yaratıcı bir irade yoktur, varoluş rastlantıların sonucudur cevabı bir önkabul, yadsınması mümkün olmayan bir gerçek olur, varoluşla ilgili tüm sorular bu mantığa uygun cevaplanmaya çalışılır.

Bu mantık temelde doğru kabul edildiğinden bir canlı hücresi rastlantılarla oluşmuştur gibi ayrıntıların yanlışlığı; (bir canlı hücresi rastlantılarla oluşamayacak kadar komplekstir.) akıl, mantık ve bilim dışılığı kabul edilmez.

Fark edileceği gibi her iki önkabulün varoluş sorusuna vereceği cevaplar bilimsel kanıtlara dayanmaz, önce cevabı verme sonra kanıtları arama mantığına dönüşür. Nitekim evrim teorisinin fosiller konusunda kanıt bulunamayışını fosillerin yetersizliğine bağlaması ilerde bulunacağı umuntusu bu mantık üzerine kuruludur. Daha sonra bu mantık evrim yadsınamaz bir gerçektir, tüm bilimsel bulgular evrimin kanıtlarıdır taassubuna dönüşmüştür.

Tabi ki tüm bilimsel bulgular evrimin kanıtıdır öngörüsü; bulgular gerçekten evrimin kanıtı ise bir değer kazanır. Önce varsayımları gerçek kabul edip bilimi bu varsayıma uydurmaya çalışmak, varsayımları yalanlarla, aldatmacalarla, sahtekârlıkla ayakta tutmaya çabalamak o varsayımı bilim dışına iter ve hiçbir yarar sağlamaz.

Dollo kuramı: Bilindiği gibi canlılarda kullanılmayan organlar zamanla körelir, işlevlerini yitirmeye başlar. Evrim teorisi bu kuramı kendine bir kanıt gibi gösterirse de gerçekte bu tam bir tersinim olayıdır. (Körelmiş organlar bölümüne bakınız)

Düzenleri (sistemleri) bozmanın kolay, yapmanın zor oluşu ilkesi: Bir şeyi yapmak, ortaya koymak her zaman zordur. Doğa ise genelde basit ve kolay olanları seçer. Bu da eser olan düzenli sistemlerin rastlantılarla oluşmalarının mümkün olmadığının bir başka kanıtıdır.

Eserler ne kadar ayrıntılı, hassas ve kompleks ise ortaya koymak o kadar güç olur. Ortaya konulan eserleri bozmak ise son derece kolay ve basittir. Eğer o düzen ya da yapı ayrıntılı ve hassas bir komplekslik gösteriyorsa bozmak o kadar kolay olur. Bir bakıma eserlerdeki incelik, hassaslık ve komplekslik yapmakla doğru, yıkmakla ters orantılıdır.

Bir sanatkâr yıllar süren çabalarla göz nuru dökerek bir eser örneğin bir heykel meydana getirir. Bu sanat eserini bozmak için bilinçsizce yapılacak bir darbe yeterde artar bile. Yıllar süren emek ve çabalarla sırçadan bir saray yapabilirsiniz ama atılacak bir taş bu sırça sarayı kırıp yıkmaya yetecektir.

Nice mühendislerin, işçilerin yıllarca emek, güç ve zaman harcayarak ortaya koyduğu mükemmel planlanmış bir şehri bir deprem ya da bir kıvılcım bir kaç dakika, bir kaç saat içinde yerle bir edebilir. Bir bakıma bir eser ortaya koyabilmek için bilinç, bilgi, kudret, madde ve yeterli zaman gerekli olduğu halde bozup yıkmak için kaba kuvvet ve kısa süreçler yeterlidir.

Termodinamiğin ikinci (entropi) kanunuyla bozmanın kolay, yapmanın zor olduğu ilkesi rastlantıların örneğin canlılık gibi basite indirgenemez kompleks oluşumları meydana getirebileceğini savunan materyalizm ve uzantısı olan teorilerin önünde diğer doğal kanun ve ilkelerle birlikte aşılması mümkün olmayan sıra dağlar gibi durmaktadır.

Materyalizm ve uzantısı teorilerin bu konuda canlıların basite indirgenemez kompleks yapılarını inkar etmekten başka seçenekleri yoktur.

Kompleks düzenlerin oluşumunda bilgi, irade, güç, madde ve zaman beşlemesinin gerekliliği ilkesi: Düzenleri yapmanın zor; yıkmanın kolay olduğu ilkesi aynı zamanda (düzenlerin bir amaca yönelik olması gerektiği göz önüne alındığında) yeterli bilginin, gücün ve her ikisini amaca uygun harekete (eyleme) geçiren bir iradenin olması gerektiği gerçeğini ortaya koyar.

Diğer ifade ile bir yapıda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik varsa o yapı bilgi, güç ve iradenin eseridir. Asla rastlantılar sonucu değildir.

Örneğin bir çölde güneş, rüzgâr gibi doğal etkenler art arda dizilmiş estetik görünümlü, göz zevkimizi okşayan minik tepecikler, şekiller meydana getirebilir.

Art arda dizilişlerine ve estetik görünümlerine bakarak bu oluşumların bir düzenlilik (bir eser) olduğu iddia edilebilir.

Fakat bu oluşumlar bir amaca yönelik değildir. Eser sahibi olması gereken doğal etkenler estetik görünüşlü tepecikler meydana getireceklerini bilmezler, bu amaç için hareket etmezler.

Örneğin çölde esen rüzgârların, dört bir yanı kavuran güneş ışıklarının, radyasyonların zaman içinde estetik görünümlü tepecikler oluşturduğunu gördüğümüz ve bildiğimiz halde bir adım daha ileri giderek; ayni etkenlerin evler, saraylar, yollar, köprüler, fabrikalar, enerji santralleri oluşturarak modern ve güzel bir şehir meydana getirebileceğini hiçbir zaman düşünmeyiz, düşünemeyiz. Bunun nedeni ise bu tür oluşumların bir amaca yönelik kompleks sistemler oluşudur.

Bilinç dışı rastlantısal etkenler estetik görünümler verdikleri yerleri rahatlıkla kirletip bozabilirler. Çünkü bunlar tıpkı modern bir şehri yerle bir eden depremler benzeri kontrolsüz kaba güçler gibidir. Bu nedenle ortaya çıkan oluşumlar gözlere okşayan estetik görünümde olsalar dahi bilgi, irade, güç, madde ve zaman beşlemesinin sonucu olmadığından eser değildir.

Fakat aynı çölde basit bir kulübe, çadır ve hatta üst üste konulmuş taş yığınlarından ibaret harabeler görsek; estetik olmasalar, göz zevkimizi hitap etmeseler bile bunların emek, bilgi, irade, madde ve zaman beşlemesiyle meydana getirildiğini, rastlantılar sonucu oluşmadığını kesinlikle biliriz. Rastlantılarla oluştuklarını düşünmeyiz. Bu konuda en küçük şüphemiz olmaz. Fakat estetik görünümlü tepecik dizimleri çok güzel görünümleri olsa dahi aynı şeyi düşünüp söyleyemeyiz.

Sonuçta şunu belirtmek istiyoruz. Eğer bir oluşumda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik ya da düzenlilikler varsa o oluşum bilgi, irade, enerji (güç), madde ve zaman beşlemesinin sonucudur. Asla rastlantıların sonucu değildir.

Doğa Gücü ya da Tabiat Ana…Eserlerin Eser Sahibi Olamayacağı İlkesi: Varoluş ret ve inkâr edilemeyen bir düzenlikler bütünlüğüdür. Bu bütünlüğe ekoloji diyoruz.

Düzenlilikler ise kurallar ve yasalar sonucudur ve bir amaca yöneliktir. Düzenlerin düzenliliği ise yasaların, kuralların eksiksiz işlemesine bağlıdır. En küçük bir hata ya da aksaklık bu muazzam makineyi durdurabilir. Bu nedenle kuralların, yasaların işlemesi son derece karmaşık, kompleks ve şaşırtıcı bir oto kontrol sistemiyle yapılır. Hiç bir şey rastlantıya bırakılmamıştır.

Hiç bir şeyin rastlantıya bırakılmaması devrede eyleme geçmiş bir iradenin varlığını açık şekilde gösterir. İnkar etmek ya da etmemek bu gerçeği değiştirmez.

Materyalizm bu sistemsel bütünlüğe Doğa Gücü ya da Tabiat Ana der. Materyalizme göre doğa gücü doğal kuralların, yasaların bileşkesidir. Bu nedenle doğaüstü bir güç değildir. Belki de doğanın ta kendisidir.

Gerçek ise ifade edilmek istenen doğa gücünün ekolojik düzenin bir sonucu olduğudur. Ekolojik düzen ise madde ve yaşam dünyasını içine alan yaşamsal uygunluklarla kurulmuş kompleks düzenlerin, sistemlerin bütünlüğüdür. Yaşamın varlığına ve devamlığına yöneliktir.

Doğa gücü konulmuş kural ve yasaların bileşkesi (sonucu) olduğundan kendini meydana getiren yasaların, kuralların oluşturucusu, koyucusu olamayacağı açıktır. Hiç bir şey rastlantılarla kendi kendini meydana getiremez. Doğa gücü ve varoluşun dışında bilgi kudret ve irade sahibi bir Varlık gerekir. Bu nedenle eserler eser sahibi değildir. Eser sahibi eserin dışındadır, eserden başkadır.

Gerçeklerin Birbirleriyle Çelişmeyeceği İlkesi: Varoluş muazzam bir büyüklük ve bütünlük içindedir, çeşitli kanun ve ilkelerle korunup idare edilir. Bu kanun ve ilkeler genişim evresinin (Planck dönemi) ilk anlarından itibaren kademeli olarak devreye girmiş olup, değişmeden yaklaşık on dört milyar yıldan beri etkinliğini sürdürmektedir. ( Big bang ve genişim evresi bölümüne bakınız)

Düzen ve sistemleri kontrol edip sürdüren kanun ve ilkelerin oluşu aynı zamanda düzen ve sistemleri oluşturan bir iradenin de var olduğunu gösterir. Bunun nedeni ise düzen ve sistem sahibi oluşumların birer eser olduklarıdır. Eserler ise bilgi, irade, güç, madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonuçlarıdır. Asla rastlantısal değildir.

İlginç olan ise binlerce olan bu kanun ve ilkelerin asla birbiriyle çelişmemesi, birinin yaptığını diğerinin bozmamasıdır.

Öne sürülen teorilerin doğru ve yanlışlıkları bu kanun ve ilkelere uyumlu olup olmadıklarına bakılarak kolaylıkla tespit edilebilir. Eğer bir teori doğal kanun ve ilkelerin kimileriyle uyumlu kimileriyle çelişiyorsa o teorinin içinde bazı tutarsızlıklar, temelden çürüklükler, gerçek dışılıklar var demektir.

Deneme ve yanılmalarda doğrunun seçilebilmesi için bir İradenin var olması gerekliliği ilkesi: Yukarıdaki kuram kompleks düzenlerin yapılanmalarında amacın en baştan bilinmesi gerekliliği ilkesine dayanır. Eğer amacı en baştan bilmezseniz rastlantısal seçimlerde doğru ya da yanlışı tespit edemezsiniz.
Fakat evrim teorisi savunucuları böyle düşünmez.

Evrim teorisi taraftarlarının en çok başvurdukları bir başka varsayımda doğanın deneme yanılma yoluyla sonuçta doğruyu bulacağıdır. Yani bir şeyin oluşması imkânsızdır ama zaman öylesine uzun ve deneme yanılma o kadar çoktur ki doğa bir gün imkânsızı başarır; rastlantılarla doğruyu bulup seçebilir ve saklar.

Fakat burada basit bir mantık hatası vardır.

Deneme yanılma sonuçta bir seçim olacağı için bilinçle gerçekleşebilecek işlemlerdir.

Deneme yanılma yapan doğa bilinç sahibi olmadığından yanıldığını ya da yanılmadığını nasıl bilecektir? Bilinçsizlik yanıldığını ya da yanılmadığını bilmeme demek değil midir?

Doğada böyle bir bilinç mekanizması var mıdır?

Belki de bu konuda doğal seleksiyona sığınılabilir. Fakat doğal seleksiyonun bilinç gibi bir özelliği olmadığı, sadece canlıların var oluşlarındaki mükemmel yapılarını (yaşam avantajlarını) korumaya yönelik olduğunu, dıştan gelen zararlı etkenleri savunma sitemleriyle defederek bir bakıma zararlıları seçilebildiği, kompleks yapıların oluşumu için gerekli olan bilinçli planlamaların yapılamayacağı evrimciler tarafından da kabul edilen gerçeklerdir.

Uzun süreçli işlemler dizisi sonucunda bir amaca ulaşılmak isteniyorsa her şeyden önce o amacın belirlenip bilinmesi gerekir ki işlem sonuçlarının amaca uygun olup olmadığına karar verilebilsin; uygun olanlar saklanıp biriktirilebilsin. Eğer amaç bilinmiyorsa oluşum sonuçlarının faydalı olup olmadığı bilinemeyecek, faydalıyla faydasız, zararlıyla zararsız arasında fark olmayacak; canlılar tarafından kabul edilip biriktirilmeyecek ve korunmayacaktır.

Trilyonlarca yıl geçse katrilyonlarca kez deneme yanılma yapılsa da; yanılma ya da yanılmama, faydalı veya faydasız bilinmediğinden baştan belirlenmiş bir amaca yönelik olumlu bir sonuca ulaşılması kesinlikle mümkün olmayacaktır.

Doğanın tasarruf ilkelerine riayet ettiği, asla israfta bulunmadığı ilkesi: Doğada ekoloji denen öylesine muazzam bir sistem vardır ki hiç bir şey israf olmaz. Her şey yerli yerindedir ve kullanılmaya hazırdır.

Ayrıca canlılar faydalı olmayan hiç bir olguyu vücutlarında barındırmazlar. Atmanın ya da tahrip etmenin bir yolunu ararlar ve bulurlar. Canlı vücutlarında kullanılmayan organların zamanla güdükleşmesi bu oluşuma bir örnektir.

Bu ilke evrim teorisinin en büyük handikaplarından biridir. Henüz faydası olmayan ancak milyonlarca yıl süren evrim süreci sonunda faydalı olacak bir oluşumun canlı vücutlarında bu kadar uzun süre varlıklarını sürdürüp evrimleşmeleri mümkün değildir.





Elîf aşktır Nûn sabır.. Hem Elîf'teyim hem Nûn'da..
Bir ney misali inlerim her şiirin sonunda, Elîf dedim Nûn geldi ardı sıra..
Esila isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
doğal, ilkeler, teorisi, tersinim, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557