Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Felsefe ve Sosyoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Felsefe ve Sosyoloji Felsefe ve Sosyoloji dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 31 Ocak 2013, 15:03   #41 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 41 : Hıristiyan skolastiğinin özellikleri nelerdir?

Hıristiyan dininin çağdaşı olan yunan felsefesi ile daha başlangıçtan itibaren ilinti kurması bu dinin felsefeye karşı savunulmasını ya da din ile felsefenin uzlaştırılmasını gerektirdi. Hıristiyan dininin yaygınlaştığı ilk yüzyıllarda dini savunan düşünürlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Yine aynı çağlarda Hıristiyan dini çerçevesi içinde tanrının özü konusunda çeşitli görüşler ileri süren ve felsefe soruları ile uğraşan iskenderiye kilisesi din uluları dikkati çekti.

Dokuzuncu yüzyılda Scotus Crigena Hıristiyanlık ile Yeni-Platonculuğu uzlaştırmaya çalıştı.Bununla birliktegerçek Hıristiyan İskolastiği diye adlandırabileceğimiz fıkır hareketi ancak on birinci yüzyılda ortaya çıktı. Daha önce de belirttiğimiz gibi iskolastiğin temel amacı imanla aklı dinle felsefeyi uzlaştırmaktı. Kilisenin ileri sürdüğü dogmalar felsefe ve bilgi açısından yorumlanarak bilimsel bir sistem haline sokulmaya çalışıldı. Hıristiyan iskolastik düşünürlerinin hepsi de üzerinde tartışılmaz bazı ilkelerden hareket ediyorlardı iskolastik düşünce tartışmasız kabul edilen bu ilkelerin doğru olup olmadığını araştırmıyordu üzerinde tartışmaya girişmiyordu. Bu ilkeler Kilisenin ileri sürdüğü ve iman edilmesi gereken ilkelerdi.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 15:03   #42 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 42 : Hıristiyan İskolastiğinin büyük temsilcileri kimlerdi?

İskolastiğin ilk büyük temsilcisi ve bir bakıma kurucusu Anselmus'tur (1033- 1109). Bu düşünürün ünlü sözü «Credo ut intelligam» (anlayayım diye iman ediyorum) iskolastiğin tavrını ve felsefe ile din arasında nasıl bir ilişki kurduğunu açıkça gösterir. Tanrının varlığını ve hıristiyan dogmalarını savunmak için iskolastik ibni Sina ve İbni Rüşd gibi islâm filozoflarının eserleri aracılığı ile tanıdığı Platon ve Aristoteles felsefelerinden yararlanarak kılı kırk yarmış akıl almaz mantık oyunlarına girişmiştir iskolastik düşüncenin en büyük temsilcisi Aquino'lu Thomasso (1225 -1274) anlayışgücüne güvendiği halde bir başka büyük isoklastik düşünür olan Duns Scotus (1270-1308) iradeye önem verir. On üçüncü yüzyılda İskolastiğin büyük temsilcileri yetişmiştir ama aynı zamanda bu düşünce tarzı yavaş yavaş yıkılmağa da yüz tutmuştur.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 15:03   #43 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 43: iskolastiğin yıkılmasını dile getiren ve bu düşünme tarzının en önemli tartışma konusunu teşkil eden hangi soruydu?

İskolastiğin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan ve onun yıkılışını dile getiren soru felsefe tarihinde «tümeller» diye tanınmış olan sorudur. Burada sözü geçen «tümeller» daha önce Platon ve Aristoteles felsefelerini ele aldığımız zaman üzerinde durduğumuz varlıkların özleridir idealardır; onların tümünde bulunan ve ortak noktayı teşkil eden genel kavramlardır; varolanların içinde toplandığı sınıflardır ya da türlerdir.

Platon bu tümellerin varlıklardan önce onların dışında mevcut olduğunu; ayrı ve nesnel bir varlığa; bir gerçeğe sahip bulunduğunu ileri sürüyordu. Platon'un bu görüşüne katılanlara hıristiyan ortaçağı felsefesinde «gerçekçiler» bu görüşe de «gerçekçilik» (realizm) deniyordu. Buradaki gerçekçilik tümellerin «gerçek» olduğunu kabul etmek anlamına geliyordu. Oysa tümeller maddî değil düşünceyle ilintili manevî bir gerçek taşıdıkları için aslında bu görüşe «idealizm» demek gerekirdi. Çünkü bu görüşte maddeye oranla düşüncenin (manevî olanın yani kavramın) önceliği ileri sürülüyor ve kabul ediliyordu. Bunun tersini yani maddenin ve varlığın düşünceden (manevî olandan) önce geldiğini söyleyenlere ise «gerçekçi» demek doğru olur. Bugün felsefe terminolojisinde «gerçekçi» (realist) ile'«idealist» kelimeleri bu anlamlarda kullanılır. Bundan ötürü ortaçağda tümeller hakkında ileri sürülen «gerçekçi» görüşle bugünkü anlamda «gerçekçilik»i bir¬birine karıştırmamak gerekir.

Tümellerin gerçek olduğunu kabul edenlerin başında Anselmus geliyordu. Aristoteles felsefesi ağır basıp tümellerin Platon'un ileri sürdüğü şekilde nesnelerden apayrı bir gerçeklikleri olmadığı ama nesnelerin içinde bulundukları savunulunca; tümeller hakkında yeni bir görüş ortaya çıkmış oldu. Aquino"lu Thomasso bu görüşü savundu. Tümellerin gerçek oldukları iddiasını hafifleten ve yumuşatan bu görüşten farklı olarak «gerçekçilik»e tam karşıt olan bir başka görüş daha ileri sürüldü. Tümellerin nesneler dışında varolmadığı gibi nesneler içinde de varolmadığını; hiçbir şekilde «gerçeklikleri» olmadığını sadece birer «isim» olduklarını ve sadece bizim düşüncemizde mevcut olduklarını yani nesnel değil öznel olduklarını ileri süren bu görüşe «isimcilik» (nominalizm) dendi. İsimcilik'in ünlü tem¬silcisi Duns Scotus ve Occam'lı VVilliam'dı (1300-1349).





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 31 Ocak 2013, 15:03   #44 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 44 : Bu tartışmanın önemi nereden geliyordu?

isimcilik varlıkların özlerinin yani idealarının onların dışında nesnel olarak varolmadıklarını sadece birer isimden ibaret bulunduklarını ileri sürüyordu. Cinslerin türlerin ve sınıfların bu cinslere türlere ve sınıflara giren tek tek varlıkların dışında bağımsız bir varlığı yoktu. Bu düşünce Hıristiyanlığın resmî hale gelmiş olan felsefesi ile yani İskolastik ile çatışan bir düşünceydi. Çünkü hıristiyanlığın ilkeleri (dogmaları) ve iskolastik tanrı ya da ruh gibi gerçeklerin sadece birer isim olmadıkları bunların bağımsız ve nesnel bir varlığı olduğu temeline dayanıyordu. Bu tümellerin sadece birer isim olduğunu söylemek ve sadece bizim düşüncemizde mevcut olduklarını iddia etmek hıristiyan dogmalarına ve iskolastiğe karşı gelmek demek oluyordu. Tümeller üzerindeki bu tartışmaya ve savunulan çeşitli görüşlere o zamanlar bunca önem verilmesi işte bundan ötürüydü.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 15:03   #45 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 45 : Rönesans düşüncesinin temel özellikleri nelerdir?

iskolastiğin yıkılması ile birlikte bilgi probleminin yeniden ele alınmasıtabiatın bütün kabullenilmiş bilgilerin ve açıklamaların ötesinde gözlem ve deneyle yeniden incelenmesi; doğru düşünmenin ve sağlam bilgilerin elde edilmesini sağlayan metot üzerinde çalışma; bilginin insanoğlunu tabiata egemen kılan en güçlü araç olduğunun anlaşılması gibi özellikler Rönesans düşüncesinin ayırdedici vasıflarıdır. Böylece iman ve otoritenin (yetkenin) yerine akıl ve deney geçmiştir.

Rönesans insanı tabiat ile kendi arasındaki bütün perdeleri kaldırarak hem tabiata hem de kendisine yeni bir gözle bakmak; tabiatı ve kendini yeni bir gözle incelemek isteyen insandır. Matematik ve fizik bilimlerinin büyük bir gelişme göstermesi bu tür bir düşünüş tarzının ortaya çıkmasına yardımcı olmuştu. Ayrıca bu düşünüş tarzı Ortaçağdan önce insanoğlunun bilgi ve kültür alanında vermiş olduğu ürünlere büyük bir ilgiyle dönülmesine bunların incelenmesine ve benimsenmesine yol açmıştı. Bu arada yunan felsefesi ve bilimi üzerinde önemle duruldu. Rönesans düşüncesi insan kafasının dogmaların; iman ve otoritenin ötesine geçerek kendisine yeniden dönüşünün önemli bir aşamasıdır. Bundan ötürü Rönesans insan düşüncesinin yeni bir ileri atılışını ve zenginleşmesini dile getiren bir çağdır. Bilginin sadece teorik bir şey olmadığı; tabiat kanunlarını kavrayarak tabiata egemen olmayı sağlayabileceği düşüncesi de Rönesansın temel düşüncelerinden biridir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 15:03   #46 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 46 : Bilimsel ampirizmin kurucusu kimdir?


ingiliz filozofu Francis Bacon (1561-1626) tümevarıma bir mantığı felsefesinin temeli olarak ele almış ve bu açıdan İskolastiğe karşı eleştirmelere girişmişti. Bundan ötürü Bacon haklı olarak yeniçağlar felsefesinin başlangıcı olarak kabul edilir.

Bacon'a göre bilimler yüzyıllar boyunca kötü bir durumda kalmışlardı; gözlem ve deneye dayanacakları yerde birtakım işe yaramaz mantık oyunlarına kapıldıkları için tabiatın kavranmasında kanunlarının bulunmasında ve insanoğluna yararlı olmak konusunda başarı gösterememişlerdi. Bilim tabiata dönmeli tabiat olaylarını gözlem deney ve tümevarım metotları ile incelemeliydi; sağlam bilgiler elde etmemizi sağlayacak biricik yol buydu. Bundan ötürü deneyle ve maddî varlıklarla uğraşmanın kötü bir iş olduğu hakkındaki düşünceyi bir yana bırakmak gerekiyordu. Ayrıca batıl inançları ve yobazlığı da bir yana atmak zorunluydu. Romalılar çağında olduğu gibi sadece ahlâk ve siyaset felsefesiyle uğraşmak da yanlış bir tutumdu. Ortaçağda ise sadece ilahiyatla uğraşılmıştı; oysa bu da yanlış bir tutumdu. Bilimlerin bu engellerden kurtularak ilerlemeleri için onları sağlam temeller üzerinde kurmak gerekiyordu. Bilim gözlem ve deneyden başka kaynak tanımamalı; başka bir otorite kabul etmemeliydi. Ayrıca sağlam bilgiler edinebilmek için bizim de bütün düşünce hayatımızdan eski soyut teorileri ve batıl inançları çıkarıp atmamız şarttı. Böylece bilimi tümevarım yani tabiat olaylarının tek tek incelenmesinden genel kanunlar çıkarma metodu üzerinde kurmak mümkün olacaktı.

Bacon sağlam bilginin kaynağının duyulardan ve deneyden çıkacağını ileri sürmüştü. Tabiat olaylarının tümevarım metotları ile ve gözlemle deneyden yararlanılarak incelenmesi gerektiğini söylemişti. Bundan ötürü Bacon bilimsel ampirizmi felsefe açısından ele alarak açıklamış ve temellendirmiş olan düşünürdür.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 15:03   #47 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 47 : «Metot Şüphesi» nedir?

Bacon'ın yanı sıra yeniçağlar felsefesinin bir başka büyük temsilcisi fransız filozofu Rene Descartes'dır (1596 - 1650). Bu düşünüre göre filozofun görevi sağlam bilgilerin elde edilmesini sağlayacak temelleri kurmaktır. Filozof bilgi alanında her şeyden şüphe edecek her şeye yeni baştan başlayacaktır. Duyuların sağladığı şüpheli ve aldatıcı bilgilerden çevremizin etkisinde kalarak kabul ettiğimiz basmakalıp görüşlerden inançlardan değerlerden ve bütün geleneklerden sıyrılmamız zorunludur.

Filozof hakikati tek başına bulmaya çalışmalıdır. Ama bu filozofun soyut ve dünya ile ilintisiz bir fikir yapısı kurması demek değildir. Asıl amaç insana yararlı olacak sağlam bilgilerin ortaya konulmasıdır; bu bilgilere ulaştıracak yolların ve ilkelerin belirtilmesidir. Böylece hem felsefe hem tabiat bilimi hem de aıhlâk alanında insanoğlunun işine yarayacak ve mutlu bir hayat sürmesini sağlayacak temeller ortaya konmuş olacaktır. Descartes tıpkı şüpheci filozoflar gibi işe başlamaktadır. Bildiğimiz her şeyden şüphe etmekte; her şeyi inkâr etmekte dışımızdaki varlıkların mevcut olup olmadığını bile bilemeyeceğimizi ileri sürmektedir. Ama filozofun amacı insan düşüncesinin sağlam bilgiler elde edemeyeceğini göstermek değildir. Descartes tıpkı matematikteki gibi apaçık bilgilere felsefe alanında da ulaşmak için şüphe eder. Onun şüphesi sağlam bilgilere varmamızı mümkün kılacak bir araçtır. Filozofa göre bu şüphe aracılığı ile felsefede de kesin bilgilere ulaşırız. Demek ki Descartes'ın «şüphesi» metodunun bir parçasıdır; bir «metod şüphesi»'dir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 15:04   #48 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 48 : Şüphe sonunda vardığımız ilk apaçık ve kesin bilgi nedir?

Descartes çevremizde çeşitli biçimlerde ve yapılarda çeşitli özellikleri olan nesneler gördüğümüzü söyler. İlk bakışta bu nesneler nasıl görünüyorlarsa öyleymiş gibi gelirler insana; onların mevcut olduklarına inanmışızdır. Ama meseleye daha yakından bakınca şüphelenmememiz kabil değildir. Bu nesneleri bize tanıtan duyularımızdır; onlar hakkında görerek elleyerek tadarak işiterek koku yoluyla bilgi ediniriz. Ama duyuların her zaman sağlam bilgiler vermediklerini bizi aldattıklarını da biliriz. Bir şeyi gördüğümü sanırım ama kimi zaman o şeyin aslında gördüğümü sandığım şey olmadığını fark ederim. Duyular bizi arasıra aldattıklarına göre belki de her zaman aldatmaktadırlar. Aldatmadıklarından emin olamayız öyleyse dışımızdaki nesneler dünyası belki de sadece bir hayalden ve kuruntudan ibarettir; herhangi bir gerçekliği yoktur. Çevremizde gördüğümüz insanların da kendimiz gibi duyan ve düşünen yaratıklar olduklarını kabul etmişizdir; ama bunların ruhtan yoksun bir çeşit makina olması ihtimali vardır. Onların canlı ve ruhlu varlıklar olduğundan emin olamayız; sadece öyle olduklarını «sanırız». Rüyalarda kendimizin bir yere gittiğini şu ya da bu işi yaptığını görüyoruz. Ne var ki uyandığımız zaman bunun bir kuruntudan ileri geçmediğini bir aldanış olduğunu farkediyoruz. Ama belki de bütün hayatım bir rüyadan ibarettir; belki tıpkı rüyada olduğu gibi bütün hayatım boyunca bir yanılma içindeyim; demek ki kendi varlığımdan da emin olamam. Tanrının bizi yanılttığını da düşünebiliriz; matematik bilgilerin kesinliğinden bile emin olamayız.

öyleyse geriye ne kalmaktadır? Geriye kalan ve artık kendisinden şüphe edemeyeceğim kesin bilgi bu şüphe edişimin kendisinden çıkmaktadır. Şüphe ettiğim sürece kendisinden artık şüphe edemeyeceğim şey «şüphe etmekte oluşum» dur. Ama şüphe etmek düşünmek demektir. Öyleyse düşünme'den şüphe edemem; önün yani düşüncemin varlığını bir kesinlik ve apaçıklık olarak kabul etmem gerekir. Düşündüğüme göre düşünen bir varlık olarak mevcut olmam gerekir. Düşündüğüm halde mevcut olmamam imkânsızdır. Bundan ötürü «Düşünüyorum öyle ise varım» sonucuna ulaşmış olurum. Bu kesin bilgi Descartes felsefesinin temelidir. Filozof bu kesin ve apaçık ilkeden hareket ederek tanrının ve dışdünyanın var olduğu sonucuna varır; böylece çeşitli varlık alanlarını incelemeye devam ederek felsefesini kurar. Descartes duyulardan ve deneylerden değil düşünceden bilinçten işe başlamaktadır; hakikatleri akıl ve düşünce yoluyla ortaya koymaktadır. Bundan ötürü Descartes ampirik değil rasyonalist (akılcı) bir filozoftur; ayrıca insan düşüncesinin sağlam bilgilere; mutlak hakikatlere ulaşabileceğine inanır; bundan ötürü de şüpheci: değil felsefî anlamda «dogmatik» bir filozoftur.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 31 Ocak 2013, 15:04   #49 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 49 : Descartes tanrının varlığını nasıl ispatlar?

Filozofun bütün şüphelerden sonra düşünce ve bilincin varlığından şüphe edilemeyeceği sonucuna vardığını gördük. Ama sadece bilincimiz hakkındaki bu apaçık ve kesin bilgiyle yetinemeyiz; bilinçten dışarı çıkmak ve dışdünyadaki nesnelerin varlığı ve kendileri hakkında keşin bilgiler edinmemiz zorunludur. Descartes bilinç ile dışdünya arasında köprü kurabilmek için tanrı fikrinden yararlanır.

Filozofa göre insan ruhunda doğuştan bulunan (yani doğuştan sonra duyular aracılığı ile dışardan gelmemiş olan) fikirler vardır; tanrı fikri de yani «sonsuz ve mükemmel» bir varlık hakkındaki fikir de bu türdendir. Bu «en mükemmel» ve «en gerçek varlık» fikri bize nereden gelmiştir? Bu fikir duyularımız yoluyla bize gelmiş olamaz çünkü duyularımızın bize tanıttığı şeyler mükemmel ve kusursuz varlıklar değildir. Biz kendimiz de mükemmel bir yaratık değiliz; eksik ve sınırlı bir varlığız öyleyse bu fikri bizim ruhumuza koyan tanrının bizzat kendisidir; demek ki tanrı mevcuttur.

Descartes tanrının varlığını ispatlamak için ikinci bir kanıt (delil) daha kullanır. Bu kanıt felsefe tarihinde «ontolojik kanıt» yani «varlıkbilimsel kanıt» diye ün kazanmış ve Ortaçağda Anselmus tarafından ileri sürülmüştür. H. Z. ülken'e göre ontoloj'ik kanıtı ilk kullanan filozof İbni Sina'dır («İslam Düşüncesi» s. 257). Bu kanıtı şöyle özetleyebiliriz: Tanrıyı «en mükemmel» «en gerçek» varlık olarak kavrıyoruz. Tanrının varolmadığını düşünürsek ondan bir özellik eksilmiş olur; varlığa sahip olmamakla mükemmel olmaktan çıkmıştır o; çünkü mükemmel olanda hiç bir şeyin eksik olmaması varlığın da bulunması gereklidir. Demek ki «en gerçek ve en mükemmel varlık» kavramını varlığı da olan bir şeyi gösteren kavram olarak düşünmek zorundayız. Bu kavramı «varlığı olmayan bir şey» olarak düşünürsek kavramda bir çelişme ortaya çıkar. «En mükemmel ve gerçek varlığın varoiamaması» düşüncesi mantık bakımından bir çelişme olduğuna göre bunun karşıtının yani «en mükemmel varlığın varolması» düşüncesinin doğru olması zorunludur; demek ki tanrı vardır.

Tanrının ispatlanması Descartes'ın felsefesi açısından büyük önem taşır. Çünkü dışdünyanın varlığını kabul etmek için filozofun tanrının varlığını ispat etmeye çalışması zorunludur. Böylece düşüncenin ve kendi varlığımın kesinliğinden ve apaçıklığından dışdünyanın varlığına geçebilirim; dışdünyanın varolduğunu hakkında sağlam bilgiler edinebileceğimi söyleyebilirim. Descartes tanrının insanı yanıltabileceğinden korkmuştu. Bu korkusu her şeyden şüphe ettiği zaman ortaya çıkmıştı. Ama mükemmel bir tanrının varolduğunu ileri sürüp temellendirdikten sonra filozof bu mükemmel varlığın yanıltıcı olamayacağını ileri sürer; çünkü yanıltıcı olsa mükemmel olmaz. Öyleyse dışdünya vardır ve hakkında sağlam bilgiler elde edebilirim. Böylecefilozof felsefesinin öteki araştırma alanlarına geçer.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 15:04   #50 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 50 : Descartes felsefesinin temel özellikleri nelerdir?


Descartes'a göre tabiatta iki temel madde iki cevher vardır; bunlar bütün varlıkların ilkesi ve kaynağıdır. Bunlar yaratılmış cevherlerdir. Asıl cevher ise kendi kendisinin nedeni olan tanrıdır; ve tanrı sonsuz cevherdir. Yaratılmış cevherlerden biri düşünce (ruh bilinç) öteki yer - kaplamadır (madde beden).

Filozofun düşündüğü evren ikiye ayrılmış bir evrendir; bundan ötürü felsefesinde bir «ikicilik» vardır. Düşüncelerinde Ortaçağın etkisi ile Yeniçağ düşüncesinin kaynakları; idealizm ile maddecilik (materyalizm) yanyana yer almıştır. Maddenin ve tabiat dünyasının mekanik nedenlerin etkisinde oluştuğunu değişiklikler gösterdiğini kabul eder. Hatta hayvanları da tamamen mekanik nedenlere bağlar; makina gibi ruhsuz bir varlık olarak düşünür. İnsan bedeni için de aynı şeyi ileri sürer. Ruhun ve düşüncenin bağımsız ve kendi başına bir cevher olduğunu söylediği gibi bilincin ve düşüncenin dışında maddî bir dışdünyanın da bağımsız olarak varolduğunu kabul eder; bu bakımdan gerçekçidir yani realist'tir.

Ama filozof birbirinden bağımsız bu iki cevher arasındaki ilişkiyi gerektiği gibi açıklayamamıştır. Meselâ insanda bu iki cevher ruh ve beden olarak bir arada bulunmaktadır ve ruhun beden bedenin ruh üzerinde etkileri vardır iki ayrı cevherin nasıl olup ta ilişki haline girebildikleri ve birbirlerini etkiledikleri meselesi Descartes tarafından sağlam bir çözüme ulaştırılamamış ve daha sonraki felsefeyi bir hayli uğraştırmıştır.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
100, felsefe, soruda


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557