Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Felsefe ve Sosyoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Felsefe ve Sosyoloji Felsefe ve Sosyoloji dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 31 Ocak 2013, 14:51   #1 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart 100 Soruda Felsefe.

Soru 1 : «Felsefe» sözünün kaynağı ve anlamı nedir?

«Felsefe» sözü eski yunancadan arapçaya ve bu dilden türkçeye geçmiştir. Bu sözün yunanca aslı «pihilosophia» dır ve iki kelimeden meydana gelmiştir. «Philia» kelimesi «sevgi» anlamına gelir; «sophia» ise «bilgelik» ya da genel olarak «bilgi» demektir öyleyse «philosopihia» «bilgeliği - sevmek» ya da «bilgi - sevgisi» anlamına geliyor. «Philosophos» (filozof) «bilgeliği -seven» «bilgeliği arayan ve ona ulaşmak isteyen kişi» dir; bilgi ve hakikat âşığıdır. Eski yunancadaki «sopihia» kelimesinin sadece kuru ve soyut bilgi anlamına değil; akıllıca hareket etmek aşırılıktan kaçınmak kendine egemen olmak ve kötü durumlara göğüs germeyi bilmek anlamına geldiğini de belirtmeliyiz. Demek ki filozof hayatın anlamını bulmaya ve bu anlama uygun şekilde yaşamaya çalışan kimsedir. Felsefenin amacı sadece bilgi vermek değil aynı zamanda doğru davranışlarda bulunmamızı sağlamak ahlâklı yaşamanın yollarını öğretmektir. Eski yunan düşüncesi bilgi ile bilgelik; bilmek ile işlemek (ahlâk) arasında sıkı bir ilinti görüyordu. Sokrates bundan ötürü «kimse bilerek kötülük işlemez» diyordu. Demek ki «felsefe» kelimesini başlangıçta taşıdığı anlam içinde ele alırsak sadece bilme¬nin değil ahlâka uygun ve mutlu bir hayat yaşamanın da söz konusu olduğunu; «felsefe» denince sağlam bilgiler edinilme çabası kadar doğru ahlâklı ve mutlu yaşama çabasının da kastedildiğini görürüz.


Kelimenin taşıdığı bir başka anlam özelliği de «philosophia» nın bilgeliğe karşı duyulan «sevgi» ya da «dostluk» oluşudur. «Philosophos» yani filozof kesin bilgilere yada mutlak hakikatlere sahip olduğunu sanan kimse degildir. Bilgeliği ve bilgiyi seven arayan ele geçirmek için çaba harcayan kimsedir. «Philosophos» kelimesini ilk olarak İsa'dan önce altıncı yüzyılda yaşayan eski yunan filozofu Pylhagoras'ın kendisi için kullandığı söylenir. Pythagoras kendisinin mutlak doğruları elde etmiş bir kimse degil bilgi arayıcısı ve bilgelik âşığı olduğunu söylemek isliyordu. Demek ki filozof mutlak bilgileri ve hakikatleri bulduğunu düşünerek mutluluk duyan bir kimse değildir. Ama hiç bir şeyin bilinemeyeceğini düşünerek koyu bir şüpheciliğe düşen kimse de değildir. Filozof edinmiş olduğu bilgileri yetersiz bulan tedirginlik duyan eleştirmelere tlirişen ve arayan kimsedir. İnançlarına körükörüne bağlı kimse bilgiye ve hakikate sahip olduğundan şüphe etmez. Filozof ise kendisine sunulan bilgileri hakikatleri ve inançları eleştirir; irdeler; doğru olanı gerçek bilgiyi bilgeliği arar; insanoğlunun hayatını anlamlı kılacak yaşanmaya dcjğer hale getirecek ve mutluluğa ulaştıracak ilkeleri ve kuralları bulmak ister; bunlara uygun olarak yaşamaya çalışır. Bu ilkeleri ve kuralları iyice araştırılıp akıl yoluyla bulunmuş temeller üzerine kurmaya çalışır. Felsefî düşünce eleştirici bir tavır takınmaktır; eylem (ahlâk) alanında peşîn hükümlerden içinde yaşadığımız çevrenin bize kabul ettirdiği inançlardan tutkulardan duygulardan ve alışkan¬lıklardan sıyrılıp uzak durmak onlara dışardan bakmak onları irdelemek ve eleştirmektir. Kısacası bilginin temeli olacak doğrulara ve davranışımızı yönetecek ilkelere ulaşmak çabasıdır; arayışıdır sevgisidir.
Tarih boyunca çeşitli filozoflar gelip geçmiş farklı felsefe sistemleri kurulmuştur. Hatta bu sistemlerin bazıları uzun ya da kısa süreler boyunca mutlak bir hakikat fllbi kabul edilmiş; insan düşüncesini ve hayatını etkilemiştir. Bununla birlikte gerçek felsefenin özünde yukarda açıkladığımız «philosophia» sözünün ilk anlamı her zaman varolagelmiştir. Yani gerçek felsefeler her zaman bir eleştirme bir hakikat sevgisi ve arayışı; bir yaşayış davranış ve ahlâk meselesi olarak bu amaçlara yönelmiş bir çaba olarak ortaya çıkmıştır. Sistemlerin ve çeşitli felsefî düşünüşlerin derinine inilince bu sevgiyi arayışı ve çabayı görmek her zaman mümkündür.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 14:51   #2 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 2 : Felsefe ile din arasında ne gibi ilişkiler vardır?

Yukarda söylediklerimizden anlaşılacağı gibi felsefe ve din birbirine karşıt iki düşünüş ve davranış biçimidir. İlkel dînlerde olduğu gibi gelişmiş dînlerde (Musevilik Hıristiyanlık Müslümanlık) de inanç yani îman temeldir. Herhangi bir dini benimseyen kişi evren (kâinat) ve insanoğlunun hayatı hakkında belli birtakım görüşleri ve yargıları (hükümleri) kabul etmiş; bunlara inanmış kimsedir. Başka bir deyişle hakikatin kendisine verilmiş olduğunu ve hakikate sahip bulunduğunu sanan kimsedir; evreni ve insanoğlunu bu hükümler bu dogmalar (naslar) açısından gören kimsedir. Dinde «bu acaba böyle midir?» diye sorulmaz. Çünkü dinde her şeyin cevabı verilmiş ve inanç sahibi kimse bu cevaplara inanmış; onları doğru diye bellemiş ve benimsemiştir. Evreni kim yaratmıştır? insanoğlu nereden ve nasıl türemiştir? İnsanoğlunun dünyadaki yeri tanrı ve hemcinsleri ile ilişkileri nelerdir? İnsanoğlu mutluluğa nasıl ulaşabilir? «İyi» ve «kötü» nedir? Ölümden sonra ruhlarımız ne olacaktır? giibi sorulara dinlerde (özellikle gelişmiş dinlerde) inceden inceye cevap verilmiştir. Bunlar her dinin kutsal kitabında ve din öğretisinde açıklanmıştır. Dindar kimse bu sorulara verilecek cevapları hazır olan kimsedir. Oysa felsefe bunlara ve bunlara benzer bütün öteki sorulara mantığa ve akılgücüne dayanarak eovap vermeye çalışır. Hazırlop cevapların hiçbirini kabul
edemez; dinleri inançları peşin hükümleri gelenekleri sürekli olarak irdeler ve eleştirir işte bundan ötürü bu iki tavır yani din ile felsefenin tavırları birbirleriyle bağdaşması mümkün olmayan iki ayrı düşünce tarzıdır. Dinin neden nasıl ve ne için ortaya çıktığını ve neden ötürü etkili olduğunu felsefe araştırabilir ve açıklayabilir. Bu tür bir Inceleme din felsefesinin konusunu teşkil eder. Ama din ve dinî düşünüş felsefeyi kapsayamaz ve açıklayamaz. Dîn felseye karşı sadece belirli bir tavır takınır. Felsefenin «dinsizlik» olduğunu insan aklının tanrı ye evren hakkında bilgi edinemeyeceğini felsefeyle uğraşmanın gereksiz ve beyhude bir çaba olduğunu söyler.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 31 Ocak 2013, 14:52   #3 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 3 : Felsefe ile bilimler arasında ne gibi ilişkiler vardır?

Felsefenin sağlam bilgiler edinmeyi amaç edindiğini hakikati bulup ortaya koymaya çalıştığını söyledik. Ama bütün bilimlerin ortak amacının da bu olduğunu biliyoruz. Bilimler de kendi araştırma alanlarında doğrulara ulaşmak amacını güderler. Demek ki amaç bakımından felsefe ile bilimler arasında fark yoktur öyleyse fark nerededir? Fark bilimlerin ele aldıkları olaylar arasındaki ilişki ve bağıntıları belirtmekle yetindikleri halde felsefenin bu ilişkilerin daha derinine gitmeye çalışmasındadır. Bilim duygularımızın ve deneylerimizin bize tanıttığı olayların birbirlerini «nasıl» izlediklerini hangi kanunlara uyarak ortaya çıktıklarını belirtmekle ve açıklamakla yetiniyor. Oysa felsefe bu olayların «ne» olduklarını bulmaya çalışıyor. Meselâ toplumbilimi toplumsal olayların arasındaki ilişkiyi bu olayların ortaya çıkışlarının hangi kanunlara uyduğunu bul¬maya çalışıyor. Oysa felsefe toplumun «ne» olduğunu soruyor. Biyoloji bayat olaylarının; psikoloji ruh olaylarının ilişkilerini inceliyor. Oysa felsefe hayatın ve ruhun «ne» olduğunu soruyor bunların özünü açıklamaya çalışıyor.

Bilimlerin hepsi hakikatleri bulmaya çalışıyorlar ama hakikatin ne olduğunu sadece felsefe araştırıyor. Böylece felsefe bilimlerin ele almadıkları en genel sorulara cevap vermek istediği gibi vardıkları sonuçları da inceleyerek bir araya getirmek ve bunlardan genel sonuçlar çıkarmak istiyor. Demek ki felsefe bilimlerin kendi özel inceleme alanlarında elde edilen sonuçları bir araya ge¬tirmek bütünlemek toplu bir bilgi ortaya koymak istiyor; evren hakkında bize toplu ve kapsayıcı bir görüş vermek istiyor. Burada felsefî düşüncenin temel bir özelliğinin ortaya çıktığını görüyoruz. Felsefe bilimler gibi belıirli bir yöntemle belirli ve sınırlı bir alanda bilgiye ulaşmaya yönelmiyor. Felsefe daha çok edinilmiş bilgi üzerinde sorular sormaya düşünmeye yöneliyor. Demek ki felsefî düşünce zihnin kendisi üzerine dönen kendisine yönelen bir içdüşünme (teemmül-reflexion) olarak ortaya çıkıyor Bilgilerimiz hakkında bir soruşturma araştırma eleştirme olarak beliriyor. Bilimlerin gittikçe ilerlemesi ve genişlemesi felsefî düşüncenin bu özelliğini daha da belirginleştirmîştir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 31 Ocak 2013, 14:53   #4 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 4 : Bilimler felsefeden ne zaman ayrıldı?

ilkçağda felsefe ile bilimler arasında kesin farklar yoktu. Felsefe bütün bilimleri kapsıyordu ve bilimler kendi özel araştırma alanlarını ve metotlarını henüz ortaya koymamışlar ve felsefeden ayrılıp bağımsız hale gelmemişlerdi. Ama bilimler evrensel bir bilgi olarak kabul edilen felsefeden zamanla ayrıldılar. İlk önce geometri ve daha sonra mekanik bilimleri bağımsız hale geldi. Geometrinin bağımsız hale gelmesine Eukleides (İ.Ö. III. yy) mekanik biliminin bağımsızlaşmasına da aynı çağda yaşamış olan Arkhimedes önayak oldu. Fizik bilimi Galileo (1564-1642) ve Newton (1643-1727) tarafından felsefeden bağımsız olarak kuruldu. Daha sonra XVII. yy. da Lavoisier ile kimya XIX yy. da Claude Bernard ile biyoloji bağımsız bilimler haline geldi. Psikoloji ve sosyoloji bilimleri insanla ilintili konuları ve problemleri kendi özel metotları ile ele alarak incelediler. Tabiat bilimleri gibi insanla ilintili bilimler de inceledikleri olayları ölçüye vurup nicelik (kemiyet) olarak kesin bilgiler halinde dile getirmeye çalıştılar. Bilimin bu ilerleyişi bir zamanlar bütün bilgilerı kapsayan evrensel bir bilim olarak kabul edilen felsefenin alanını gittikçe daralttı. Hatta bilimlerin inceledikleri olaylar ve bu olayların bağlı olduğu kanunlar hakkında sağlam bilgiler verdikleri ama felsefenin bu çeşit bilgilere ulaşamadığı ve bundan ötürü artık aşılmış bir düşünce tarzı olduğu ileri sürüldü. Bilimlerin yanı sıra felsefenin gereği olmadığı savunuldu. Hele felsefenin varlık tanrı ve insan ruhu hakkında bilgi vermek iddiasında olan bölümünün yani metafizik'in hiçbir bilimsel değer taşımadığı söylendi.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 14:53   #5 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 5 : Metafizik nedir?

Metafizik felsefenin belirli bir bölümüdür. Bu bölüm¬de «Varlık nedir?» «Bir dış dünya var mıdır?» «Vücut ile ruh arasındaki ilişkiler nelerdir?» «Tanrı var mıdır?» «Ruh ölümlü müdür ölümsüz müdür?» gibi sorulara cevap aranır. Ayrıca bilgimizin nereden geldiği; neleri bilmemiz mümkün olduğu ıgiıbi problemler de ele alınır. Filozoflar tarih boyunca metafizik kelimesini çeşitli biçimlerde kul-lanmışlardır; metafizikten yana olmuşlar ya da metafiziği eleştirmişler ve yermişlerdir. «Metafizik» kelimesi ilk olarak isa'dan önce birinci yüzyılda Rodoslu Andronikos tarafından ortaya atılmıştır. Andronikos büyük yunan filozofu Aristoteles'in (İ.Ö. 384-322) eserlerini bir araya getirdiği zaman fizikle ilgili bölümden sonraya gelen esere «metafizik» yani «fizikten - sonra - gelen» ya da «fizik -ötesi» adını vermiştir. Daha sonraları Aristoteles'in bu eserinde incelediği konular metafiziğin konuları olarak kabul edilmiştir. Metafizik konular deyince duyularımızı ve algılarımızı (idraklerimizi) aşan konular kastedilmiştir. Aristo-
teles bu kitabında incelenen konulara «ilk felsefe» diyordu. İlk felsefe yani metafizik varlığı varlık olarak inceliyor; genel olarak varlığın şartlarını kaç çeşit «neden» (illet) oldu¬ğunu bütün varlıkların kaynağını yani tanrıyı açıklıyordu. Ortaçağın sonuna kadar klasik felsefertin temel konusunu metaıfizik teşkil etmişti. Bilimlerin ilerlemesiyle felsefe içinde metaıfiziğe karşı eleştirici bir tavır ortaya çıktı. Duyularımızı ve algılarımızı aşan konuları inceleyen metafiziğin sağlam bilgiler veremeyeceği ileri sürüldü. Bilgilerimizin kaynağının ve değerinin araştırılması gerektiği ileri sürüldü. Böylece modern çağlarda felsefenin ağırlık noktası metafizikten bilginin kaynağını imkânlarını ve değerini araştıran «bilgi teorisi» ne kaydı. Bundan ötürü modern çağlar felsefesi eleştirici bir tutumu benimseyerek felsefe (philosophia) kelimesinin ilk anlamına ' yeniden döndü ilerde felsefe tarihîni kısaca gözden geçirirken felsefeyi geniş anlamda ele alarak çeşitli filozofların hem metafizik alanında hem de felsefenin öteki kollarında ileri sürdükleri görüşleri bir arada vermeye çalışacağız.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 14:53   #6 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 6 : Felsefenin bölümleri nelerdir?

Felsefenin ele aldığı konular çeşitli şekillerde sınıflandırılmıştır. Meselâ liselerde genel felsefe öğretiminde felsefe boş ayrı kolda ele alınır: Metafizik mantık bilgi teorisi etik (ahlâk felsefesi) estetik (sanat felsefesi). Mantık'ın tıpkı psikoloji gibi bağımsız bir bilim olarak kabul edilip felsefeden ayrı tutulduğu da görülür.Bunun tersine kimi zaman psikoloji felsefeye dahil edilerek onun içinde ögretilir gerçekten de bugün mantık bilimi düşüncenin muhteva dışındaki şeklî işleyişini inceleyen «formel mantık» ve bilimlerin metotlarının dayandığı kuralları inceleyen " metotoloji" ve son zamanlarda yaygın ve etkili hale gelen "sembolik mantık" yada «lojistik» gibi bölümleriyle felsefeden bagımsız bir bilgi kolu haline gelmiştir. Felsefe bu bilgi dalının kendisini degil de dayandığı ilkeleri ve temelleri bilgi teorisi içinde inceler. Böylece yukarki sınıflama şu şekle girmiş olur: metafizik bilgi teorisi etik estetik. Ama öğretim alanında kesin ve değişmez bir sınıflama yoktur. Sınıflamalar ülkelere ve öğretim anlayışına göre değişiklik gösterir.

Felsefeyi araştırma alanları bakımından ele alarak çeşitli kollara ayırmak da mümkündür. Böylece metafizik (varlık tanrı ruh gibi konuların araştırılması); bilgi teorisi (aklın ve düşüncenin dayandığı ilkelerin bilginin kaynağının imkânının ve değerinim incelenmesi); ahlâk felsefesi (eylemlerimizin «iyi» ve «kötü»nün incelenmesi) sanat felsefesi («güzel»in ve sanat yaratışının incelenmesi); tabiat felsefesi (tabiatın incelenmesi) tarih felsefesi toplum felsefesi dil felsefesi din felsefesi v.b. gibi farklı bölümler ortaya konabilir.
Bir başka sınıflamaya göre felsefe genel olarak varlığın ne olduğunu araştıran «ontoloji» (varlıkbilim) bilgiyi ve hakikati inceleyen «gnozeoloji» ve «iyi» «kötü» «güzel» gibi değerleri inceleyen aksiyoloji'ye (değerler felsefesi) ayrılır. Çeşitli açılardan yapılan bu sınıflamaların altında felsefî düşüncenin özünün bulunduğunu ve bu bölümlerin hepsinde ortak noktayı bu özün teşkil ettiğini unutmamak gerekir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 14:53   #7 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 7 : «Felsefe» ve «feylesof» kelimeleri dilimizde ne gibi anlamlara gelir?

Günlük dilde «felsefe yapmak» derin ve anlaşılması güç sözler söylemek anlamına gelir. Kimi zaman da sadece küçültücü ve alaycı bir anlamda kullanılır. Yani anlaşılmaz şeyler söylemek mugalata yapmak anlamını taşır. «Feylesof» kelimesi ise «felsefeyle uğraşan kimse» den başka «dünyayı umursamayan kişi» ve «dinsiz» anlamına gelir. «Dünyayı umursamayan kişi» anlamında yunanca «sopihos» yani «bilgi» kavramının kalıntılarını görmek mümkündür.

Çünkü bilge sözünün temeldeki anlamlarından biri de «başına gelenlere göğüs gerebilen aldırmayan kimse» dir. Ayrıca dilimizdeki günlük kullanılışın taşıdığı bu anlamda «dünya işlerine ve değerlerine önem vermeyen kimse» anlamı da bulunmaktadır. Nitekim «philosophos» da yaşadığı çevrede kabullenilmiş düşüncelere ve değerlere karşı eleştirici tavır takınan; gerçek değerleri bulmaya çalışan onları gözönünde tutan kimsedir. «Dinsiz» anlamında da felsefenin inanca değil akıla dayanması özelliğinin dile geldiği görülüyor. Feylesofun dinî inançlardan çok akla dayandığı imana değil akla ve düşünceye yönelmiş olduğu belirtiliyor. Osmanlıcada bilge karşılığı «bakîm» ve bilgelik karşılığı «hikmet» sözleri de kullanılır islâm felsefesinde filozofları belirtmek için «felâsife» dendiği gibi «hükema» yani «hakimler» (bilgeler) de deniyordu. Osmanlıcadaki «Hakîm» «feylesof»tan daha geniş kapsamlıydı ve «her şeyde üstün tedbirli tanrı» «çok bilgili» «feylesof» ve «bekim» anlamlarına geliyordu. «Hikmet» kelimesi de «felsefe» «gizli ve bilinmeyen nokta» «sebep» «ahlâka ait kısa söz» anlamını taşıyordu. Demek ki «hikmet» kelimesi «felsefe» den daha geniş anlamlıydı ve hem dinî hem de ahlakî kavramları kapsıyordu.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 14:53   #8 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 8 : Felsefe günümüzde ne gibi anlam ve önem taşır?

Felsefe kelimesinin sözlük .anlamını ele alarak her şeyden önce «bilgiyi ve bilgeliği sevmek doğru olanı araştırmak doğru ve sağlam bilgilere ulaşarak davran ıslarımızı ve eylemlerimizi dogruya uygun olarak gerçekleştirmek»
anlamına geldiğini söyledik. Felsefenin soyut ve kuru bir bilgi değil aynı zamanda bir yaşama ve davranma tarzı bir bilgelik ve mutluluğu gerçekleştirmek isteği olduğunu söyledik.


Felsefenin uzun bir süre; varlık tanrı insan ruhunun alınyazısı hayatın anlamı gibi soruları ele aldığını yani metafizik adı altında bu en genel ve derin konuları
araştırdığını bunlara cevaplar getirdiğini belirttik. Bilimlerin geliştiğini ve kendi alanlarında felserfenin sağladığından daha güvenilir ve doğrulanabilir bilgiler verdiklerini ve bundan ötürü felsefenin yine eski «bilgi - severlik» e; bilginin ne olduğu kaynağının nereden geldiği ne gibi imkânlara sahip bulunduğu ve ne değer taşıdığı sorularına yöneldiğini; eleştirici bir tutum benimsediğini söyledik. Ayrıca felsefenin yeni bilgiler bulup ortaya koymaktan çok (elde edilmiş bilgilere eğilerek onları eleştirmek ve irdelemek olduğu üzerinde durduk. Bundan başka bilimlerin sağladığı sağlam bilgilerin sonuçlarını bir araya getirerek evren hakkında kapsayıcı ve toparlayıcı bir açıklama bütünleyici bir anlayış ve görüş sağlamaya çalıştığını belirttik. Böylece felsefenin bütün çağlarda; aydınlığa açıklığa düşüncenin ve bilginin kendi hakkında daha apaçık bir anlayış ve kavrayışa ulaşmak için gösterdiği bir çaba olduğunu anlatmak istedik. Gerçekten de felsefenin özü ve ölümsüz yanı tarih boyunca kurulup zamanla ve şartlar değiştikçe yıkılan sistemlerin kendisinde değil bu sistemleri yaratan yöneliş ve çabadadır. Felsefe yeni gerçeklere açık olan; onları irdeleyen bilgiyi ve doğruları kökünden ele alarak aydınlığa kavuşturmak isteyen derinlemesine düşüncenin çabasıdır. Bu açıdan eski önemini başka bir biçim içinde sürdürmektedir. Felsefe tarihi boyunca kurulmuş olan sistemlerde ulaşılmış olduğu sanılan şeylerin hiçbiri değişmeyen ve geçerliğini ebediyen koruyan şeyler değildir. Varlığın tümü gibi felsefenin bulguları ve açıklamaları da sürekli olarak değişikliğe uğrayan ortaya çıkıp kaybolan şeylerdir. Ama bütün bunların altında süregîden ve kalan bir şey de vardır. Bu tarih boyunca çeşitli felsefe sistemlerini yaratarak ilerleyen ve kendi kendini daha açıklığa ve bilince kavuşturan insan düşüncesidir; insan düşüncesinin kendi ürünü olan bilgiler ve buluşlar üzerinde sürekli olarak de-rinleşmesidir. Felsefe tarihini kısaca gözden geçirirken insan ziihrtinin kendi ürünlerini ve kendi düşüncesini kavramak için harcadığı bu sürekli çabayı göreceğiz.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 31 Ocak 2013, 14:54   #9 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 9 : Bugünkü anlamıyla felsefe nerede ve nasıl başlamıştı?

Fikir ve felsefe tarihi konusunda bugün sahip olduğumuz bilgilere dayanarak felsefenin eski Yunanda başlamış olduğunu söylemek zorundayız. Gerçekten de felsefenin cevaplarını vermeğe çalıştığı «evrenin temeli ve kaynağı nedir?» «insan hayatının anlamı ve amacı nerededir?» gibi sorulara akla dayanarak cevap vermeye çalışan ilk düşünürler eski Yunanistan'da yetişmiştir.

Eski yunan filozofları dinlerin ve mitosların (efsanelerin) bu çeşit sorulara ver dikleri cevapla yetinmemişler; akla ve kavramlara dayanan bilimsel - felsefî cevaplar vermeye çalışmışlardır kaynakları ister Çin Hint önasya ya da Yunanistan olsun mitoslar bu çeşit sorulara cevap verirken dinî düşüncenin kendine has özelliklerini taşımaktan kurtulamıyorlardı. Yani bu mitosların en genel soruları (meselâ «evren nereden gelmiştir?») bir inanç konusu olarak kalıyordu. Mitoslarda bütün peşin hükümlerden ye inançlardan uzak hür bir düşüncenin işleyişi görülmez. Üstelik mitoslar kavramlarla degil imajlarla (Imgelerle) iş görüyorlardı. Yani açıklamalarında kavramları (genel ve soyut düşünceleri) değil somut varlıkları ve bunların insan zihnindeki yansılarını kullanarak açıklama yapıyorlardı. Yani mitoslar insan gibi düşündükleri (İnsan suretinde kavradıkları) bazı güçleri yani çeşitli tanrıları işin_içine karıştırarak evrenin ortaya çıkışını açıklamaya çalışıyorlardı. Mitoslar evreni ve bütün tabiat olaylarını kişi haline getirdikleri ve kişi olarak tasavvur ettikleri kuvevetlerle açıklamak çabasından başka şey değildi. Meselâ türk mitolojisi evrenin yaradılışını
şöyle açıklıyordu: «daha_yer ve gök yaratılmadan önce her şey sudan ibaretti. Ne toprak ne gök ne güneş ne de ay vardı. 'Bütün tanrıların en büyüğü. her_varlığın başlangıcı ve insan oğlunun atası Tanrı Kara - Han önce kendisine benzer bir mahlûk yarattı ve ismimine Kişi dedi. Kara - Han ve Kişi iki siyah kaz gibi rahatça su üzerinde uçuşuyorlardı. Fakat Kişi bu mesut sükûnetten memnun değildi. O Kara-Han'dan daha yükseğe uçmak istiyordu»_J[Bk. «100 Soruca Mitologya» Behçet Necatiglil Gerçek Yayınevi). Felsefe Türkistan'da Çin'de Hint'te Mısır'da ve eski Yunanistan'da örneklerine bol bol rastladığımız bu mitolojik düşüncenin eleştirilmesinden ve imajların yerine bilimsel - felsefî kavramların ve açıklamaların konmaya çalışılmasından doğmuştur. (Bk. «Felsefe Tarihi»
Macüt Gökberk Bölüm l.) Böylece felsefe dinlere kaynaklık etmiş olan ve özü bakımından dinden farklı olmayan mitolojilerin aşılmasıyla evrenin kaynağı ve insan hayatını anlamı gibi genel meselelere dinî düşüncenin etkisinden kurtularak. kavramlarla ve _akı yürüterek cevap verilmesiyle
birlikte ortaya çıkmıştır. Bu çeşit ilk cevaplara ise yukarda belirttiğimiz gibi eski Yunan'da rastlıyoruz.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 31 Ocak 2013, 14:54   #10 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Soru 10 : Eski Yunan'dan önce felsefî ve bilimsel düşünce yok muydu?

Eski Çin Hint ve iran dinlerinde ve mitoslarında hem tabiat hem de insan hayatı hakkında derin felsefî düşünceler bulunduğu bir gerçektir. Hatta Çin ve İran dinlerinde varlıkları ve olayları karşıtlıklarla ve birbiriyle çatışan gerçeklerle açıklama eğilimi de vardı.

Yani eski doğu düşüncesinde diyalektik görüşün ilkel bir şekline rastlandığı bile söylenebilir. («Diyalektik Düşüncenin Tarihi» S. Hilâv Sosyal Yayınlar). Bununla birlikte burada din düşüncesinin hür bir araştırma irdeleme ve eleştirme olan felsefî düşünce karşısında ağır bastığı da bir gerçektir. Başka bir deyişle eski doğu düşüncesinde felsefe dinden tamamen sıyrılarak bağımsızlığını elde edememiş ve kendini sadece akla dayanan bağımsız bir araştırma çabası olarak ortaya koyamamıştır. Nitekim yunan düşünürleri felsefî düşünceleri olduğu gibi bazı bilgileri de Doğudan aldıkları halde bu bilgileri bambaşka bir biçimde düzenlemiş ve geliştirmişlerdi. Meselâ Mısır geometrisi Nil ırmağının belli zamanlarda doğurduğu su baskınlarını önlemek vo bu amaçla kanallar açmak zorunluğundan doğmuştu. Yani pratik bir amacı gözönünde tutuyordu. Ve bu pratik amaçlardan hiç bir zaman sıyrılamamış bağımsız ve derli toplu yani sistemli bir bilgi haline gelememişti; bölük - pörçük olarak kalmıştı. Oysa yunan düşünürleri ve özellikle Eukleides sadece teknik ve pratik bir özellik taşıyan bu bilgileri sistemli ve teorik bir bilim haline getirmek başarısını göstermişlerdi. Aynı şeyi Babillilerin dinî amaçları gözetmekten doğan astronomileri için de söyleyebiliriz. Bu bilgi dalıda eski yunan düşünürlerinin ve bilginlerinin elinde derlitoplu düzenli ve sadece pratik amaçlara değil ama teorik amaçlara yönelmiş yani sadece bilmek için bilmek istegine cevap veren bir bilim haline gelmişti. Yunan düşünürleri felsefe alanında da aynı başarıyı sağlamışlar felsefi düşünceyi din çerçevesinden çıkararak tek başına ve bagımsız bir teorik bilgi haline getirmişlerdir. Felsefeyi dini yada sadece pratik amaçlara yararlı bir çaba olarak degil hakikati sırf hakikat olduğu için arayıp bulmaya çalışan bir çaba olarak benimsemişlerdir. Bundan ötürü «bilgi ve bilgelik sever> düşünür tipine yani bilimsel açıklamalar yapmaya çalışan bir hür filozofada ilk olarak eski Yunanda rastlıyoruz (bk. «felsefe tarihi» M. Gökberk Bölüm I.).





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
100, felsefe, soruda


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557