Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Forum Renkli Cafe > Her Telden
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Her Telden Her telden paylaşımın yapılabileceği forum.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13 Ağustos 2012, 12:43   #1 (permalink)
<b>Hayat'a fransız kadın`♥<b>


คqåтђค - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 06 Ağustos 2011
Nerden: ★ Ankara ★
Yaş: 27
(Mesajlar): 12.069
(Konular): 3051
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 1005627
Aldığı Beğeni: 1563
Beğendikleri: 1127
Ruh Halim: Meskul
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Teşekkür Plaketi 
คqåтђค - AİM üzeri Mesaj gönder
tick Aspendos (Belkıs) Şehri ve Antik Anfi Tiyatrosu


Aspendos Antik Kenti

Anadolu'da ilk çağın ünlü şehirlerinden biri Aspendos'tu.. Antalya il sınırları içinde Köprüsuyu ırmağının sağ tarafında Balkız köyünün yanındadır.[1] Pamfilya kenti olan Aspendos Antalya'nın 48 km. doğusundadır.Aspendos'a Antalya-Manavgat yolundan ayrılan bir asfalt ile ulaşılır.[2] Halk arasında daha çok "Belkıs Harabeleri" olarak anılan ve her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilen bu antik şehirde hala ayakta duran anfi-tiyatro başlı başına bir harikadır.[1]

Kent biri büyük biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur.[3] Geçmişi M.Ö. V . yüzyıla kadar uzanır.[4] Kentteki en eski kalıntıların Hitit döneminden günümüze ulaştığı düşünülüyor. Kentin sonradan Romalılar ve Selçuklular tarafından yerleşim yeri ticaret ve kültür merkezi olarak kullanıldığı biliniyor.[5]

Aspendos bölgede kendi adına madeni para bastıran ilk şehirlerden biridir.[6] Coğrafyacı Strabon ve Pamponrus Mela Kentin Agruslularca kurulduğunu yazarlar. Bölgeye M.Ö. 1200'den sonra Yunan göçleri olmuştur oysa Aspendos adının kaynağı Rumlardan önceki yerli Anadolu dilidir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için Aspendos her çağda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer almıştır.[3]

Şehir Perslerin Attik Delos deniz birliğinin Büyük İskender'in Bizans Selçuklu ve Osmanlıların egemenliklerini tanımış. Evrimedon Çayı ağzındaki konumu ile önemli bir liman ve ticaret kenti olarak ünlenen Aspendos'ta mısır gül ağacından yapılmış süs eşyaları şarap tuz ve at ticareti yapılmış. Kent ayrıca antik dünyanın en iyi atlarını yetiştirmesi ile de ünlüdür.

Aspendos'taki eserler “aşağı kent yapıları” ve “yukarı kent yapıları” olarak ikiye ayrılır. Yukarı kent yapıları arasında agora bazilika toplantı yapısı nymphaeum ve eksedra yer alır. Aşağı kent yapıları ise tiyatro stadyum hamamlar su kemeri tapınak ve nekropollerden oluşur.[7]

Aspendos kenti Antalya-Alanya yolu üzerinde Antalya'nın Serik ilçesi sınırları içindedir. M.Ö. 1. binyılda kurulduğu tahmin edilen kent tarih boyunca çeşitli kavimlerin etkisine girmiş Yunanlılar ile Persler arasında yapılan Peloponnessos savaşlarında Pers donanmasının üssü görevini görmüştür. Kent kuzeydeki Toros dağlarından çıkarak Antalya ovası üzerinden Akdeniz'e dökülen Köprüçay (Eurymedon) ırmağının 1 km. kadar batısında bugünkü sahil şeridinden 10 km. içeride ovaya hakim iki tepe üzerinde kurulmuştur.[8] Kentten günümüze ulaşan en görkemli yapı ünlü Aspendos Tiyatrosudur. 15 bin kişilik tiyatronun en önemli özelliği muhteşem bir akustiğe sahip olmasıdır. Günümüzde de konserlerin düzenlendiği tiyatro çok etkileyici bir görünüme sahiptir.[9] Diğer yapıların yanı sıra Agora Bazilika Nymphaeum ve 15 km. uzunluğunda kemerli su yolları görülmeğe değer yapılardır.[4]

Aspendos'un başlıca diğer kalıntıları tiyatronun arkasında acropolis'in yukarısındadır. Tiyatronun yanından başlayan bir patikadan ulaşılan Acropolis'te karşılaşılan ilk yapı 2775 metre ölçülerindeki bazilikadır. Bazilika Romalılar tarafından icat edilen mimari bir yapıdır. Roma bazilikaları farklı amaçlar için kullanılırdı ancak bunların hepsi toplumla ilgili meseleler olurdu. Bu binalarda mahkemeler ve alışveriş pazarları kurulurdu. Bazilikanın planı etrafı odalarla çevrili geniş bir merkezi holden oluşur. Merkez hol binanın diğer bölümlerinden yanlarındaki sütunlarla ayrılır ve çatısı daha yüksektir. Bazilikanın içinde yargıç kürsüsü vardır. Bizans döneminde binada büyük değişiklikler yapılmış ve bina orijinal yapısını kaybetmiştir. Bazilikanın güneyinde şehirdeki ticari sosyal ve politik faaliyetlerin merkezi olan üç yanı evlerle çevrili agora vardır. Batıya doğru gidildiğinde az ileride stoanın (gezinti caddesi) arkasında hepsi bir sırada olan eşit büyüklükte on iki dükkan vardır.

Agoranın kuzeyinde bugün sadece ön duvarı ayakta duran nymphaeum vardır. Genişliği 32.5 metre ve yüksekliği 15 metre olan iki katlı bu cephenin her katında beş niş vardır. Alt katta bulunan ortadaki niş diğerlerinden daha geniştir ve kapı olarak kullanılmış olduğu düşünülmektedir. Duvarın dibindeki mermer zeminden binanın orijinalinde sütunlu bir cephesi olduğu anlaşılmaktadır. Nymphaeumun arkasında alışılmadık planlı ya konsey üyelerinin toplandıkları bir bouleterion (konsey odası) ya da (müzik konserleri verilen ya da tiyatro oyunları oynanan) odeon olarak kullanılan bir bina vardır.[10]

Koordinatları: 36 56 20 K - 31 10 20 D [3]

Uydu görüntüsü için tıklayın **** (Google Maps)
Aspendos Kentinin Kısa Tarihçesi

Yunan efsanesine göre şehir Truva Savaşı'ndan sonra Pamphylia'ya gelen kahraman Mopsos liderliğindeki Argive kolonicileri tarafından kurulmuştur. Aspendos bölgede kendi adına madeni para bastıran ilk şehirlerden biridir. Tarihi M.Ö. beşinci ve dördüncü yüzyıla uzanan bu gümüş sikkelerde şehrin adı yerel yazı ile Estwediiys olarak geçer. 1947'de yapılan Adana yakınındaki Karatepe kazılarında bulunan M.S. sekizinci yüzyılın sonlarına ait hem Hitit hiyeroglifi hem de Finike alfabesi ile kazılmış olan iki dildeki yazıt Danunum (Adana) Kralı Asitawada'nın kendi isminden türetilmiş Azitawadda adında bir şehir kurduğunu ve kendisinin Muksas ya da Mopsus hanedanı üyesi olduğunu belirtir. “Estwediiys” ve “azitawaddi” isimleri arasındaki bu şaşırtıcı benzerlik Aspendos şehrinin Asitawada'nın kurduğu şehir olabileceğine işaret eder.[11]

Herodot ve Straboni Troia'nın düşmesinden sonra Kalkhas Amphilokhos ve Mopsos önderliğindeki karma bir topluluğun önceleri Mopsopia olarak bilinen Pamphylia'ya gelerek çoğunluğunun buraya yerleştiğini bildirirler. Yine Strabon Aspendos kentinin de Troia savaşı sonrası Argoslularca kurulduğundan söz eder. Dionysos Periegetes'e göre Perge ktistesleri arasında Delphili olarak geçen “Mopsos” Aspendos kentinin kurucusudur. Arkelojik kazılarda bulunan bazı sikkelerden ve eski kaynaklardan kentin daha önceki adının “Estwediis” olduğu anlaşılmaktadır.[8]

M.Ö. 467'de devlet adamı ve askeri komutan Cimon ve onun 200 gemiden oluşan filosu ani bir saldırıyla Eurymedon (Köprüçay) Nehri'nin ağzında konuşlanan Pers donanmasını yok etmiştir. Cimon Pers kara kuvvetlerini ezmek için en iyi savaşçılarını daha önce ele geçirdiği tutsakların giysilerini giydirip kıyıya göndererek Persleri kandırdı. Persler bu adamları gördüklerinde onların düşman tarafından serbest bırakılan yurttaşlar olduğunu düşündüler ve kutlama şenlikleri düzenlediler. Bundan yararlanan Cimon karaya çıkartma yaptı ve Persleri yok etti. Bundan sonra Aspendos Attika-Delos Deniz Birliği'nin üyesi oldu.

M.Ö. 411'de Persler şehri tekrar ele geçirdiler ve üs olarak kullandılar. Şehrin Peleponnes Savaşlarında kaybettiği prestijin bir kısmını yeniden kazanma çabası içindeki Atina komutanı M.Ö. 389'da şehrin teslim olmasını garanti altına alabilmek için Aspendos kıyısına demir attı. Yeni bir savaş istemeyen Aspendos halkı aralarında para topladılar ve topladıkları parayı Atina komutanına vererek herhangi bir zarara meydan vermeden geri çekilmesi için yalvardılar. Komutan parayı aldığı halde adamları bütün tarlalardaki ekinleri çiğneyerek Aspendosluları zarara uğrattı. Öfkelenen Aspendoslular komutanı çadırında bıçaklayarak öldürdüler. [11]

Aspendos kentinin içinde bulunduğu Pamphylia bölgesinin M.Ö. 1. binyılın ilk yarısındaki durumu hakkında fazla çalışma yapılmadığı için bu dönem hakkında aydınlatıcı bilgiler bulunmamaktadır. Elde edilen en eski veriler Pamphylia'nın M.Ö. 6. y.y.'da batı komşusu Lydia krallığının egemenliğine girdiğine işaret etmektedir. Perslerin batı seferleri sırasında Anadolu'nun geri kalanı gibi Aspendos da Perslerin eline geçer. Yunanlılar ile Persler arasında uzun süre devam eden savaşlara tanıklık eden Aspendos M.Ö. 411 yılında Peleponnesos savaşları sırasında Perslerin deniz üssü görevini görür. Kent M.Ö. 334 yılına kadar çeşitli defalar Yunanlılar ile Persler arasında el değiştirdikten sonra genç Makedonya kralı Büyük İskender'in egemenliğine girer. Büyük İskender'in ölümünden sonra kurulan Helenistik krallıklar arasında gidip gelen Aspendos kenti M.Ö. 190 yılındaki Magnesia (Manisa) savaşı sonunda Bergama kralı II. Eumenes'in eline geçer. M.Ö. 133'te Bergama'nın son kralı III. Attalos'un krallığı ile topraklarını Roma'ya devretmesi üzerine Aspendos Roma İmparatorluğu'nun Lykia-Pamphylia eyaletinin bir vilayeti haline gelir.[8]

M.Ö. 79'da Cicero'nun davayı Roma senatosuna sunmasından önce Cilicia konsey yardımcısı Gaius Verres'in tıpkı Perge'de yaptığı gibi Aspendos'u da yağmaladığını biliyoruz. Verres halkın gözleri önünde tapınaklardaki ve meydanlardaki heykelleri almış ve onları at arabalarına yüklemiştir. Öyle ki Verres kendi evinde bulunan Aspendos'un ünlü harpçı heykelini bile almıştır.[11]

Pers istilası Büyük İskender'in doğu seferi Roma İmparatorluğu'nun bölgede hakimiyet kurması kadar çarpıcı bir değişiklik tüm toplumsal ve kültürel hayatı kökünden değiştirecek devrim Aspendosluların karşısına yeni bir din olarak çıkar. Pamphylia bölgesinde Hıristiyanlığın yayılması M.S. 3. yüzyılın sonlarını bulur. Artık uğruna tapınaklar inşa edilen şölenler düzenlenen tanrılar terk edilmiş Roma İmparatorluğu'nun geri kalanı gibi Aspendoslular da Hıristiyanlaşmıştır.

1078 yılında Pamphylia Selçuklu Türklerinin eline geçmiştir. Aspendos tiyatrosundaki bazı izlerden ve sözlü kaynaklardan anlaşıldığına göre tiyatro Selçuklu döneminde saray olarak kullanılmış hatta yerel halkın efsanelerinde de yılanlar kralının kızı için yaptırdığı saray (Belkıs sarayı) (Texier 1862) olarak yer almıştır. Bölge 1300 – 1392 yıllarında Anadolu Türk beyliklerinden Hamidoğullarının daha sonra da Osmanlıların elinde kalmıştır. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanıyla Aspendos kenti Türkiye Cumhuriyeti Antalya İli sınırları içindeki yerini almıştır.

Aspendos Tiyatrosu

Küçük bir tepenin yamacında yer alan tiyatro 15.000 kişiliktir.[1] MS. 2. yy. da Marcus Aurelius (161-180) döneminde inşa edilmiştir. Kuzey ve güney parodos kapılarının üzerindeki Latince ve Yunanca yazıtlar tiyatro ve skenesinin bütün masraflarını A. Curtius Crispinus'un vasiyeti uyarınca A. Cirtius Crispinus Arruntianus ile A..Cirtius Auspicatus Tirinnianus'un karşıladıklarını yazar.[12] M.S. 2. yüzyılın ilk yarısında tanrılar ve krallar şerefine yapılan bu anıtın mimarı dünyanın ilk büyük şehircilik uzmanı sayılan [1] Aspendos'lu Theodorus'un oğlu [13] Zenon (Xenon)'dur.[1] Mimar Xenon Perge ovasının kıyısında kurulmuş olan Aspendos şehrinde yaşamıştır. Xenon'un bu eserindeki şaşırtıcı akustiğinin sırrı bugün bile tam olarak çözülememiştir.[14]

Aspendos tiyatrosu tüm dünyadaki en iyi korunmuş Roma tiyatrosu hatta en iyi korunmuş antik tiyatrodur.[12] Roma özelliği gösteren tiyatro bir tepenin yamacına yaslanmıştır. En önemli özelliği Asya kıtasında sahne binası ayakta kalmış tek Roma tiyatrosu olan yapı halen tiyatro binası olarak kullanılmaktadır.[8]

Aspendos'taki tiyatro olağanüstü akustiğiyle de çok ünlüdür. Orkestranın ortasında çıkartılan en ufak bir ses bile en üst sıradaki galerilerden rahatça duyulabilir.[15]

Tiyatro dünyadaki en iyi korunmuş amfi tiyatrolardan biridir. Aspendos şehri M.Ö. 129'a kadar Pergemumlar tarafından yönetilmiştir. M.S. 129 yılında ise Roma'nın egemenliği altına girmiştir. Tiyatro bu dönemde tıpkı Perge'de olduğu gibi Roma'lı politikacı Verres tarafından yağmalanmıştır. Tiyatro içerisindeki tüm heykel ve süslemeler yerlerinden sökülerek taşınmıştır. Fakat tiyatronun ana gövdesine herhangi bir hasar verilmemiştir. 13. yüzyıl başlarından itibaren Aspendos'un Selçuklular egemenliği altına girdiğine dair izler bulunmuştur. Bu dönemde tiyatro restore edilmiş ve Kervansaray olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum tiyatronun zamanımıza kadar bu kadar iyi bir durumda kalmasındaki en büyük etkenlerdendir. Tiyatronun gelecekte de aynı özenle korunması çok önemlidir.

Tiyatro ile ilgili bugüne dek birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların büyük bir çoğunluğu tiyatronun akustik yapısı ile ilgilidir. Yapının bilgisayar modelinin oluşturulması ve deprem yükleri altında analizinin gerçekleştirildiği bir başka çalışmaya rastlanılmamıştır. [14]

Tiyatro'nun seyircilerin oturması için yapılan taş kademeleri veya basamakları aradaki yatay bir hatla ikiye ayrılmıştır. Geride revaklı bir galerisi vardır. merdivenlerin önünde yarım daire şeklinde bir meydan meydanın arkasında da iki katlı sütun ve heykellerle süslenmiş sahne binası yer alır. Binaya yandaki kemerli geçitlerden girilir. Tiyatronun çok sayıda mermer locaları vardır. Tiyatronun hala sağlam olan sahne binası Selçuklular tarafından kullanılmış ve tamir edilmiş; bu tamir onun bugüne kadar ayakta kalmasını sağlamıştır.[1]

Zengin bir kültürel mirasın ortasında yaşayan Anadolu asilzadeleri şehirlerle ve onların etrafında bulunan anıtlarla ilgili hikayeler yaratmışlardır. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu hikayelerden biri Aspendos Tiyatrosu ile ilgilidir.[15]

Aspendos tiyatrosuna "Belkıs Tiyatrosu" denmesinin bir sebebini de anlatan bu efsaneye göre Aspendos kralının Belkıs adında güzeller güzeli bir kızı vardır. Ülkenin bütün soylu kahraman ve zengin bekarları onunla evlenmek için can atıyor ve en nüfuzlu kişileri aracı yaparak onu kraldan istetiyorlarmış. Fakat sanatsever kral kızını Aspendos'a en güzel en yararlı harika sayılacak bir eseri yapacak olan kişiyle evlendireceğini duyurmuş. Bunun üzerine filozoflar eser vermeye; heykeltıraşlar en güzel heykellerini yontmaya; şairler en güzel şiirlerini yazmaya başlamışlar. Zenginler bütün servetlerini dökerek han hamam saray yaptırmışlar. Şehir kısa zamanda şaheserlerle dolmuş. Kral en güzel en yararlı eseri bulmak için şehirde dolaşırken önce muhteşem su kemerlerini birinci seçmiş. Bunlar hem çok faydalı hem çok sağlam hem de çok güzelmiş. Fakat kendi kendine verdiği bu kararı ilan etmeden önce yeni yapılan açık hava tiyatrosunun kral locasına uğrayarak biraz dinlenmek istemiş. Locasında otururken yanında kimse olmadığı halde kulağının dibinde söylenmişçesine açık ve net bir ses duymuş: «Kral kızı Belkıs benim olmalıdır!» Bu sesin locaya epeyce uzak olan sahnede yavaşça söylendiği halde bu kadar iyi işitilmesi kralı şaşırtmış. Bu hesaba bu ustalığa hayran kalmış ve kararını duyurmuş: «Kızımı bu büyük faydalı ve güzel tiyatroyu yapanla evlendireceğim.» İşte bundan dolayı Aspendos tiyatrosuna halk "Belkıs Tiyatrosu" demiş...
Gerçekten de Belkıs Tiyatrosu'nun akustik özelliği meziyetlerin başında gelir. Ama "harika" denmesine sebep eserin bütünüyle güzel muhteşem ve sağlam olmasıdır.[1]

Efsanenin benzer bir anlatısı da şöyledir: Aspendos kentinin hakimi dünyalar güzel kızının evlilik çağına geldiğini düşünür. Kente en faydalı işi yapan kişiyle kızını evlendirecektir. İki mimar diğerlerinden öne çıkar yaptıkları eserleriyle. Biri Aspendos'un hala incelenen su kemerlerini inşa eder. Diğeri günümüzde de kullanılan tiyatroyu. Kral kilometrelerce uzaktan su getiren aquadükleri inşa eden mimarın kızını hak ettiğini düşünür. Kentin en önemli ihtiyacını gidermiştir. Kızı bu mimarla evlenmelidir. Sanatçı ruhlu güzel kız babasına yalvarır; "Babacığım ne olur tiyatroyu bir kere daha görelim kararını öyle ver." Baba kız tiyatroya giderler. En üste çıkıp tonozlu galerinin olduğu yerde hem gezinip hem tartışırlar. Birbirlerini ikna etmeye çalışmaktadırlar. Bu sırada tiyatronun mimarı orkestraya gelmiş; kral ve kızından habersiz kendi kendine konuşmaktadır. "Kralın kızı benim olmalı kralın kızı benim olmalı." Mimarın geldiğinden habersiz tartışmakta olan baba kız da bu sesi duyarlar. Başlarını çevirdiklerinde aşağıda orkestrada bir adam elleri arkada başı öne eğik dolaşırken mırıldanmaktadır. "Kralın kızı benim olmalı kralın kızı benim olmalı". Kral tiyatroyu yapan mimarın neyi başardığını artık anlamıştır. Bu akustiği verebilen mimar her şeyi başarabilir... Kızı haklıdır. Düğünleri tiyatroda yapılır.[12]

Aspendos'taki tiyatroda bulunan bir taş üzerinde yer alan Belkıs'ın ikiye bölünmüş mermer portresi ise başka bir rivayeti daha doğrular. Bu rivayete göre kral bu iki muhteşem eser karşısında ne yapacağını şaşırarak hak geçmesin diye kızını iki parçaya bölüp; iki mimara taksim etmiştir.[7]
Aspendos Tiyatrosu'nun Tarihçesi

Aspendos antik tiyatrosunun yapım tarihi M.S. 160 – 170 olarak tahmin edilmektedir. Tiyatrodaki yazıtlardan yapının mimarının Theodoros oğlu Zenon olduğunu ve binanın Acurtius Crispinus Arruntianus ve Acurtius Auspicatus Titinnianus isimli iki kardeş tarafından babaları Acurtius Crispinus'un vasiyeti üzerine yaptırıldığını öğreniyoruz.

Roma dönemi boyunca etkinliğini koruyan tiyatro yapısı bölgenin 1078 yılında Selçuklu Türklerinin eline geçmesinden sonra bir süre kervansaray olarak kullanılmıştır. Selçuklu dönemine ait renkli sıvaların kalıntıları halen sahne binasının iki yanında görülmektedir.

Selçuklulardan sonra kaderine terk edilen yapı 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupalı gezginler tarafından keşfedilinceye kadar gözlerden uzak kalmıştır. 19. yüzyılda başlayan arkeolojik çalışmalarla ortaya çıkartılan yapı bugün Antalya ilinin önemli açık hava tiyatrolarından biri olarak tiyatro oyunlarına operalara konserlere ve çeşitli gösterilere ev sahipliği yapmaktadır.[8]
Mimârî Özellikler

Aspendos antik tiyatrosu Asya kıtasında sahne binası ayakta kalmış tek Roma tiyatro yapısıdır. Bu tiyatro hakkında arkeolojik ve mimari veriler içeren pek çok çalışma bulunmasına rağmen bugüne kadar tiyatroda çağdaş teknolojik imkanlar kullanılarak detaylı bir akustik ölçüm çalışması yapılmamış idi. Ekim 2003'te uluslararası bir ekip tarafından gerçekleştirilen detaylı akustik ölçümler çerçevesinde elde edilen veriler bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Bu veriler ışığında tiyatronun akustik değerlendirmesi yapılırken tiyatronun ve Aspendos kentinin tarihçesine dönemin sahne sanatlarına ve yapının mimari özelliklerine de değinilmiştir.

Ölçüm çalışmaları Türkiye Danimarka İtalya İsviçre Ürdün ve Fransa'dan gelen araştırmacılar tarafından çok çeşitli kaynak ve alıcı konumları için değişik saatlerde ve farklı doluluk durumlarında gerçekleştirilmiştir.

Modern tiyatroların değerlendirilmesinde kullanılan çeşitli parametreler açısından yapılan ölçümler sonucunda üzeri açık olan tiyatronun kuramsal olarak sadece kapalı hacimler için geçerli olan hacim akustiği ölçütleri için tutarlı ve frekanslara göre oldukça dengeli değerler sağladığı ve genel olarak olumlu akustik koşullar sağladığı saptanmıştır.

Aspendos tiyatrosunun mimari açıdan ele alınması tiyatronun yerel halk dışındaki insanlar tarafından unutulduğu yüzyılların ardından arkeologlarca yeniden bulunmasından kısa süre sonra gündeme gelmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısında ziyaretçilerini hayretler içinde bırakan gizemli doğunun bu gizemli yapısı bilim insanlarının dikkatini çekmeye başladı. Lanckoronski ve Texier gibi araştırmacıların zaman zaman birbirine uymayan varsayımlarla da sonuçlanan çalışmaları ile Aspendos üzerindeki asırların esrar perdesi aralanmaya başladı.

Aspendos tiyatrosu tipik bir Roma tiyatrosudur. Yapım tarihi M.S. 161 – 180 yılları arasında imparator Marcus Aurelius (Şekil 4.8) dönemi olarak hesaplanmaktadır (Bieber 1961). Tiyatro Acurtius Crispinus Arruntianus ve Acurtius Auspicatus Titinnianus tarafından mimar Theodoros oğlu Zenon'a yaptırılmıştır.

Avusturyalı arkeolog Lackoronski ve ekibinin Ekim 1884'te yaptığı ölçümlere göre caveanın izdüşümü tanjantlarla uzatılmış 9548 m. çapında bir yarım daire biçimindedir. Cavea ile skene binası birbirinden ayrı birimler değildir. Aynı tek duvar tiyatronun iki kısmını birleştirir. Oturma basamaklarından bir korkuluk ile ayrılmış orkestranın çapı 2388 m.'dir. Oturma basamaklarının sayısı 40'tır ve A kodu verilmiş bir koridorla (diazoma) iki kısma ayrılmıştır. Üst kısımda 19 alt kısımda 20 oturma basamağı ve bir de diazomada serbest duran bir koltuk dizisi vardır.Caveanın alt kısmında ışınsal uzanan merdivenlerin sayısı 10 üst kısımda ise 21'dir. Altı çifte merdiven diazomadan (A) 220m yukarıdaki kısma çıkar. En yukarıdaki oturma basamağının arkasında boydan boya uzanan kemerli bir galeri tiyatronun üst bitimidir. Oturan seyirci başına 050 m2'lik bir yer hesaplamak kaydıyla orkestra hariç tiyatronun kapasitesi 7.000 kişiyi bulur. Orkestrada ise 500 kişi yer alabilirdi.

Skene binası 6248 m. Uzunluğunda ve 410 m. Eninde çok katlı bir binadır. İki yanında sahneyi sınırlayan caveaya doğru öne taşkın iki kanat bulunur. Skene binasının iki ucunda üst kata bağlantıyı sağlayan merdivenler yer alır.

Charles Texier'ye göre sahneye beş kapıdan girilir ve ortadaki kraliyet kapısı en yüksek olanıdır. Sahne önü cephesi iki sıra sütun ile süslenmiştir. Zemin katındaki sütunlar İyon tarzıdır. Sütundan yukarı saçağa kadar olan kısım beyaz mermerden yapılmış kurbanların başları ve trajik maskelerle süslenmiştir. Yukarı kat sütunları Korint tarzıdır; firizleri kabartma dallarla süslüdür. Sütun sıralarının tam ortasındaki büyük cepheye üç köşeli kapı üstünde çıplak bir kadın heykeli kazınmıştır. Bir çiçeğin çanağı içinden çıkan bu saçları dökük kadın iki elinde birer dal tutuyor haldedir. Bu heykele köylüler Belkıs derler. Texier'nin saçları dökük kadın olarak yorumladığı bu figür Lanckoronski'ye göre Romalı şarap tanrısı Bacchus'tan başkası değildir.

Yukarı kemer altı tamamen mevcuttur; elli üç kemeri vardır. Sütunların yukarısında çıkmalar olduğuna göre buralarda büstlerin olduğu kesindir. Sahne önünün iki tarafında yöneticiler için birer loca vardır.

Pulpitum kütle biçimindedir; iç düzenlemeleri fark etmek mümkün değildir. Karşılıklı kanatlarda ve sütunların üstünde sahneyi kaplayan iskeletin ekleme dişleri fark ediliyor. Yaklaşık sekiz metre genişliğinde bir sundurma meydana getiriyor. Texier üst bölümün çatı koridoru ile bağlantılı olduğunu ve bunun sahne dekorlarını indirip kaldırmaya yarayan bir makinenin varlığına işaret ettiğini düşünmüştür. Lanckoronski ise bu yaklaşımı reddetmekte kazı alanında bu yönde bir veri bulunmadığını ve böylesine gösterişli bir sahne önü cephesi olan bir tiyatroda başka bir dekor elemanına gerek olmadığını ileri sürmektedir.[8]
Aspendos Tiyatrosu İçin Ne Dediler?

«İtalya Fransa Dalmaçya ve Afrika'da amfitiyatrolar Mısır ve Yunanistan'da tapınaklar Girit'te saraylar görmüş olabilirsiniz. Antik çağdan günümüze gelen kalıntılara belki doydunuz veya belki onlardan hiç hoşlanmadınız. Ama Aspendos'taki tiyatroyu henüz görmediniz...» (D. G. Hogarth - 1909)

«Ben kendi adıma tiyatronun içerisine ilk girdiğim an benliğimi saran hayranlık duygusunu asla unutmadım: Bu daha önce gördüğüm hiç bir şeye benzemiyor.» (George E. BEEN)

Aspendos Su Kemerleri

Son bilgisayar modelleri Roma dönemi hidrolik mühendisliğini sırlarını aralıyor. Nature'da yeralan bir çalışmaya göre şimdiye kadar gizemleri çözülemeyen su yolunda oluşturulmuş çeşitli yapay engel ve borulardaki deliklerin su akışını düzenlediği ortaya çıkarıldı. M.S. üçüncü yüzyılda Roma mühendisleri Aspendos'a su ulaştırma için bir depo ve su yolu sistemi inşa ettiler. Küçük Asya'daki Roma ticaretin önemli kavşak noktalarından olan kent nehirle de Akdeniz'e bağlanıyor.

Şimdi harabeleri kalmış bu su yolu sistemine ilişkin ilk bilgiler Roma'lı yazar Vitrius'a uzanıyor. Ancak o günün Latince ağırlıklı mühendislik terimlerinin kullanıldığı bu bilgilerde kullanılan Roma inşaat mühendisliği terimlerininin günümüze kadar ulaşmamış olmasından ötürü bugünün okurları için bir anlam ifade etmiyor. Santa Clara Kaliforniya'daki CTC / United Defense firmasından Charles Ortloff ve Adonis Kassinos Aspendos'taki sifon sisteminin nasıl çalıştığı üzerine bir çalışma yapmışlar.

30'ar santimetrelik taş borular 1.5 km'lik bir vadi boyunca uzanan sukemerinin kuzey duvarından aşağı süzülüp tabanından akıp güney ucunda tekrar yükseliyor. Burada bir depoda toplanan su daha sonra şehre veriliyor. Kuzeydeki sukemeri (aqueduct) güneydeki depodan daha yüksekte inşa edilmiş; böylece oluşturulan enerji farkı suyun boru içinde ilerlemesini sağlamış. Ama işin garibi vadideki iki kemerli kule boru hattını tekrar yükseltip alçaltıyor. Peki Romalı mühendisler bu engelleri niye inşa etmişler? Ortloff ve Kassinos'un hesaplarına göre bu iki kule sifon sistemi üç adet daha kısa hatta indirgemiş. Böylelikle oluşturulan enerji kaybı oluşabilecek yüksek basınç nedeniyle boru hattının zarar görmesinin önüne geçilmiş.

Araştırmacılar ikinci bir gizemin çözümü için de ipuçları elde etmişler. Vitruvius'un kayıtlarına göre sifon sisteminin başarısının anahtarı ‘colliquiaria' (artık kimsenin anlamını bilmediği eski bir Latince sözük). Ortloff ve Kassinos ‘colliquiara'nın boru hattını oluşturan taş borularda açılmış olan 3 cm'lik delikler olduğunu düşünüyorlar. Araştırmacılar oluşturdukları küçük ölçekte yaptıkları deneyler sonucunda bu deliklerin hava ve suyun sızmasına izin vererek türbülünası engellediği kanaatine varmışlar. Araştırmacılar aynı zamanda sifon sisteminin çalışmasının boruların pürüzlü yüzeyine bağlı olduğunu düşünüyorlar. Pürüzsüz yüzeyli borular depolama tankında büyük dalgaların oluşmasına neden olabilirdi. Bu şekilde yaratılmış sürtünme kuvveti etkisiyle akış hızı düşürülmek isteniş olabilir.








Yinede sen ; son sevdigim
uğruna sevgiler aşklar tükettigim.İLLede sen tek bildigim
คqåтђค isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
anfi, antik, aspendos, belkıs, tiyatrosu, ve, Şehri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557