Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:15   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Ceza hukukunda memur

CEZA HUKUKUNDA MEMUR

Eray UTKU
Ula Cumhuriyet Savcısı


1. Genel olarak

Memur kavramı sözlükte, “Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli. Bir işle görevlendirilmiş olan yükümlü.” şeklinde tanımlanmıştır. Şüphesiz bu tanım oldukça geniş ve soyuttur. Bu nedenle memur kavramını idarî yönden algılamak ve kamu hizmetinin devamlılığı açısından değerlendirmek gerekir.
Devlet/Kamu yönetim birçok icraatını yerine getirirken bunu organları aracılığı ile yapar. Bu organlar tabiî ki devletin bünyesinde istihdam ettiği görevlilerden, bireylerden oluşmaktadır. Devlet kamu hizmetini bu görevlileri aracılığı ile yürütür. İnsan unsurunu kullanır. Bu insan unsuru geniş anlamda memuru, kamu personelini oluşturmaktadır.
Devlet kamu hizmetini yerine getirirken bazı ilkelere de uymak zorundadır. Kamu Hizmetinin Üstünlüğü İlkesine göre genel yarar özel yarardan önce gelir. Kamu Hizmetinin Kesintisizliği İlkesi gereğince kişiler gelip geçici ama hizmet süreklidir. Kamu Hizmetinin Yansızlığı, Nesnelliği ve Eşitliği İlkesi uyarınca hizmet, yasalar önünde eşit bireylere eşitlik, adalet, yansızlık ve nesnellik kurallarına göre sunulur. Kamu hizmeti karşılıksız (meccani) ve yeni gereksinmelere uyarlanabilir olmak zorundadır.
Memur kamu hizmetlerini insanların yararına yerine getirirken yukarıda sayılan ilkelerden sapabilir ya da sapmaya zorlanabilir. Örneğin bir memur rüşvet aldığında nesnellik, yansızlık ve herkese eşit davranma, işini bıraktığında ya da savsattığında kesintisizlik, görevde yetkisini kötüye kullandığında ya da keyfi davrandığında yasalara bağlılık, zimmetine para geçirdiğinde yasalara bağlılık ve dürüstlük ilkelerini çiğnemiş olacaktır. Üçüncü kişilerin görevlerini yaparken memurun onurunu çiğnemeleri, onu baskı altına almaları ise kamu yönetiminin üstünlüğü ve saygınlığı ilkelerini sarsacaktır.(1)

Yine modern bir devlet kamu yönetiminin saygınlığının örselenmesine ve tehlikeye düşürülmesine kayıtsız kalamaz. Bu yüzden tüm ülkelerin ceza yasalarında kamu yönetimine karşı görevlilerin ve sıradan kişilerin işledikleri suçlar yaptırım altına alınmıştır. Bu suçlarla korunan üst değer, ne memurdur ne de üçüncü kişilerdir, memurun kişiliğinde devlet yönetiminin saygınlığı, otoritesidir.
İdare, kamu hizmeti kurallarının kamu personelince çiğnenmesi durumunda, kamu personeli olmayı sıradan bir meslek şeklinde değil de, toplumsal bir işlev olarak algıladığı için, bu işlevi dolayısıyla personelin bazı güvencelerle donatmak istemiştir.
Bazı sistemler (İngiltere gibi) yargı, yönetimden güçlü olduğu için memurun yargılanmasını bağımsız yargı organına bırakmakla ona bu güvenceyi sağlamış, bazı sistemlerde ise yönetim yargıdan güçlü olduğu için yargısal güvence ile yetinilmemiş, yönetsel güvenceye de ihtiyaç duyulmuştur. Bu da memur hakkında cezaî kovuşturma açılmasının belli bazı yöntemlere bağlı olmasıdır. Bunun temel nedeni de memurlar kişilerle olan ilişkileri nedeniyle kin ve düşmanlıklarla karşılaşabilirler, üzerlerinde bu yolla baskı kurulup sindirilebilirler, bu kamu hizmetini aksatır, bireylerin gözünde yönetimin güvenirliliğini ve saygınlığını sarsar. Ayrıca kamu görevlilerinin sık sık yargı önüne çıkmaları devletin ve ulusun güvenliği açısından da sakıncalar doğurabilir, devletin gizli sırları tehlikeye düşebilir. Bu nedenle kimi ülkelerde “siyasal yerindelik/uygunluk” açısından, ceza mahkemesinde olası bir hükümlülükten önce bir yasama, yürütme ya da yargı makamının ön soruşturma yapmasına veya bunlardan izin alınmasına gerek duyulmuştur.(2)
Yönetsel Güvence Sistemide üç alt grupta incelenebilir.
A. Yargılamanın Tümüyle Yönetimce Yapılması Sistemi: Eski bir sistemdir. Tanzimat Dönemindeki “Nizamname” bu sistemi benimsemiştir.
B. Soruşturma Sistemi: Buna göre, görevli hakkında idare bir soruşturma yapar. Son soruşturmanın açılıp açılmamasına bu soruşturma sonucuna göre karar verilir. Memurin Muhakemeti Hakkında Kanun gibi.
C. İzin Sistemi: Bu sistemde suçun kovuşturulması yetkili bir merciin iznine bağlanmıştır. (Örneğin Hakimler ve Savcılar Kanunu, 82. m. TCK 160/2, 173 maddeler gibi) İzin siyasal ya da yönetsel nitelikte yetkili bir kamu merciinin ceza davasının yerindeliğini onaylayan bir irade bildirimi olarak tanımlanabilir.(3)
Anglo-Sakson ülkelerinde ve özellikle İngiltere’de The Rule of Law kurallarıyla hiç kimsenin olağan mahkemeler dışında özel yargılamaya tâbi tutulamayacağı benimsenmiştir. Memura özel bir koruma getirilmemiştir. Amerika’da da durum aynıdır. Her ikisinde de denetimi adlî yargı yapmaktadır. Kara Avrupası ülkelerinde ise örneğin Fransa, İtalya, İsviçre gibi ülkelerde özellikle Fransa’da yönetmenin bir meslek değil, toplumsal bir görev olduğu anlayışı egemen olduğundan ayrıca yönetsel güvencelere de ihtiyaç duyulmuştur. Belçika ise 1994 Anayasası ile Topluluk ve bölge üyeleri ile bakanlar dışında kalan memurlara karşı herhangi bir ön izin alınmadan, görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı dava açılabileceğini benimseyerek, yönetsel güvence sistemine anayasal bir ilke düzeyinde yasak getirmiştir. Sovyet sistemine göre ise savcı, ideolojik ve politik görüşleri içinde, Komünist Partiyi iyi algılayan kamu hizmetini iyi değerlendiren halkın hizmetinde olan, dürüst ve yüksek ahlâklı biridir. Yargıç ise halkın seçtiği Sovyet yasalarını iyi bilen ve uygulayan, dürüst bir kimsedir. Eğer bir kamu görevlisi bir suç işler ya da disiplin soruşturmasının aşacak bir davranışta bulunursa, savcıya duyurulur. Soruşturmayı savcı yapar. Sovyet sisteminde adlî yargının yanı sıra ayrı bir idarî yargı ve dolayısıyla parlâmento bağışıklıkları dışında, memurlar için ayrı bir düzenleme yoktur. Bu da yukarıda belirtilen savcılık anlayışının doğal bir sonucudur.
Yönetsel Güvence Sistemi, merkezi devlet sistemini benimseyen ülkelerde yönetimi koruma kaygısıyla ortaya çıkmıştır. Bu sistemi benimseyen ülkeler, yaşanan sakıncaları gördükçe artık bu sistemi terk etmeye başlamışlar, günümüzde Kara Avrupasının Romanist Hukuk Sistemini benimseyen Avrupa, Latin Amerika ve Afrika ülkelerinde bu sisteme artık rastlanmamaktadır.(4)
Ülkemizin durumuna gelince Osmanlı’dan itibaren kısa bir tarihçeye göz atmak gerekir. Merkezde yönetimin başında padişah vardı. Padişah tüm şikayetleri “Divan-ı Humayun”da dinler ve çözerdi. Vilayetlerde ise yönetimin başında kadılar bulunurdu. Kadı, İslam hukukunda şer’i ve hukukî uyuşmazlıkları çözer, hükümleri yerine getirirdi. Tanzimattan önce Osmanlı Devletindeki memurlar işledikleri bütün suçlardan dolayı idarî kurullarca yargılanmışlardır. Kadılar bu kurullara yalnızca birer üye olarak katılmışlardır. Tanzimat döneminde ise memurun yasa dışı tutum ve davranışlarının denetlenmesi ile birlikte, devletçe memurun korunduğu da görülmektedir. 1855 tarihli Men’i İrtikap Kanunu, 1859 tarihli Vülat-ı İzam ve Mutasarrifini Kiram ile Kaymakamların Vezaifini Mübeyyin Talimat, 1872 tarihli Memurin Muhakemat Nizamnamesi ile memurların yargılanmaları belli esaslara ve usullere bağlanmıştır. Bu düzenlemelerle yargılama tümüyle idare tarafından yapılmaktadır. Daha sonra 4 Şubat 1913 tarihinde Mumurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat (MMHK) ile memurlar için ayrı bir yargılama usulü getirilmiştir. Bu Kanun 1872 tarihli Nizamnamenin yerini almıştır.
Cumhuriyet Döneminde memurların yargılanması hususunda MMHK ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 24’üncü maddesi ile 1982 Anayasasının 129’uncu maddesinin son fıkrası bize ışık tutmaktadır. Bu düzenlemelerle Türk hukuk sistemi günümüzde çağdaş ülkelerde çoğunlukla terk edilmiş olan Yönetsel Güvence Sistemini benimsemiş ve hatta anayasal ilke haline getirmiştir. 129’uncu maddenin son fıkrası şöyledir; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.”
MMHK, 2.12.1999 tarihinde kabul edilen Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında 4483 sayılı Kanun (MYK) ile yürürlükten kaldırılmış, sistem açısından çok büyük yenilik getirilmese de eski yasanın eleştirilen yönleri azda olsa esnetilmeye çalışılmıştır. Her iki yasanın kısa bir karşılaştırmasını ilerde yapacağız, ancak öncelikle Türk hukuk sisteminde memurun kim olduğunu ve ceza hukukundaki kapsamını tespit etmemiz gerekmektedir.
MMHK, memurlar açısından genel nitelikte bir yasa olmasına rağmen suç, görev ve kişi yönünden bu Yasaya istisna teşkil edecek yasalar mevcuttur. Bu Yasanın kapsamına yalnızca memurlar girmektedir ancak yasa bir memur tanımı yapmamıştır. Bu nedenle yasanın ceza yargılaması yasasına göre istisnai niteliği gözetilerek yasanın uygulanması idare hukuku ile ceza hukukunun kesiştiği memur kavramı ile sınırlandırılmak istenmiştir.
İdare hukukunda memur; kuramsal açıdan idare hukukuna göre memur, kavramın genel ve ortak öğeleri gözetilerek, kendisine bir kamu hizmeti verilen yönetimin sürekli, yerleşip oturmuş, olağan kamu hizmetleri içine girmiş ve bu kadronun dereceleri içinde kaynamış bir kimsedir.(5)
657 sayılı Yasanın 4’üncü maddesinde ise kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği belirtildikten sonra (A) bendinde memur tanımı şöyledir; “ Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler,” bu Kanunun uygulanmasında memur sayılır.
Yukarıda tanımlananlar dışındaki “kurumlarda genel politika tespiti, araştırma, plânlama, programlama, yönetim ve denetim gibi işlerde görevli ve yetkili” olanlar da memur sayılır. İdare hukukuna göre memur, “devlet ya da bir kamu tüzel kişiliğinde, asli ve sürekli biçimde kadrolu olarak kamu hizmetini yürüten kimse” olarak tanımlanabilir.
Ceza hukukunda ise; modern devlette güvenilir, tarafsız ve satın alınamayacak bir memur kavramının mevcudiyeti şarttır. Devletle memurları aracılığı ile temasta olan halk bu sayede devlete güven duyar. Ancak memur görevini yerine getirmede en ufak bir sapma gösterdiği taktirde, Devlete karşı sadakat yükümlülüğünü ihlâl etmiş olacak, devletin itibarını zedeleyecek ve bunun yanında fertlerin devlete duydukları güven duygusunu da sarsmış olacaktır. Bu düşünceler memur suçlarının niteliğini de açıklamış olmaktadır. Bu nedenle memur suçlarında suçtan zarar görenin rızası, hukuka uygunluğu nedeni teşkil etmediği gibi kamuyu ilgilendirdiğinden resen kovuşturulan suçlar gurubunu teşkil etmektedir.(6)
TCK’nın 279’uncu maddesinde tanımlanan memur kavramı ile diğer yasalar ve idare hukuku alanındaki memur kavramı birbirinden farklı olduğu gibi ceza kanunundaki tanım daha dar kapsamlıdır. Yani tüm devlet görevlilerinin ceza kanunu bakımından memur olarak kabul edilmesinin ceza kanununun güttüğü hedef ve taşıdığı mahiyete aykırı olduğu düşünülmektedir.(7) Bu nedenle de yasa koyucu bir tanım yaparak bunların kimler olduğunu tespit etme ve sınırlama ihtiyacını hissetmiştir.
TCK’nın Devlet İdaresi Aleyhine İşlenen Cürümler başlıklı üçüncü babının onikinci faslında geçen fasıllar arasında müşterek hükümler kısmında 279’uncu madde de memur kavramı tanımlanmıştır. TCK 279’uncu maddeye göre;
“Ceza kanununun tatbikatında:
1. Devamlı veya muvakkat surette teşrii, idarî veya adlî bir amme vazifesi gören devlet veya diğer her türlü amme müesseseleri memur, müstahdemleri,
2. Devamlı veya muvakkat, ücretsiz veya ücretli, ihtiyarî veya mecburi olarak teşrii, idarî veya adlî bir amme vazifesi gören diğer kimseler memur sayılır.
“Ceza kanununun tatbikatında amme hizmeti görmekle muvazzaf olanlar:
1. Devamlı veya muvakkat surette bir amme hizmeti gören devlet veya diğer amme müessesesinin memur ve müstahdemleri,
2. Devamlı veya muvakkat, ücretli veya ücretsiz, ihtiyarî veya mecburi surette bir amme hizmeti gören diğer kimselerdir.” şeklinde bir tanım yapılmış ise de ceza kanunumuzdaki birçok suçu yalnız kendileri işleyebilen, birçok suç kendilerine karşı işlenebilen, kimi suçlarda ise fail veya mağdur olarak yer alması cezayı ağırlaştırıcı maddelerin uygulanmasına yol açan ve görevleri ile bağlantılı suçlarda özel bir yargılama yöntemine bağlı olanların kimler olduğu (ceza uygulamasında kimlerin memur sayılması gerektiği) sorunu, Türk ceza hukukunun önemli sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.(8)
TCK’da düzenlenen bazı suçlarda, bazen failin bazen de mağdurun ceza hukuku anlamında memur sayılan bir kimse olması suçun ön koşuludur (Örneğin zimmet, rüşvet, görevi ihmal, görevi kötüye kullanma gibi gerçek memur suçları). Bu sıfat bazı suçlarda ise cezayı ağırlaştırıcı bir neden olarak gündeme gelmektedir (Örneğin memurun konut dokunulmazlığı suçunu işlemesi gibi görünüşte memur suçu).(9)
“Ceza hukuku yönünden memur kavramının ana kriteri görevin önemidir. Devletin bizzat yapmakla zorunlu olduğu işlerden birinin söz konusu olup olmadığıdır. Böyle bir görevde hukukî fonksiyon ifa edenler ve bu fonksiyona katılanlar memurdur. Devletin, gayesi gereği, yapmakla zorunlu bulunduğu esas işlerin yürütüldüğü bir devlet kuruluşu sürekli kadrolarında yer alarak (sürekli olarak) hukukî tasarruf ve fiilde bulunanlar yahut bu eylemlere kamu usulüne göre iştirak edenlerle, kamu hukukunu ilgilendirir geçici bir ilişkiye dayanarak (süreksiz olarak) devlete ait adlî ve idarî işleri yapan kimseler ceza hukukuna göre memur sayılırlar.(10)
2. Ceza hukukunun memur anlayışı ve gelişimi
Ceza kanunumuz 1926 yalında kabul edilirken kaynak kanununun 207’nci maddesinde nitelikleri gösterilmiş olan memur kavramı 279’uncu maddeye alınmış buna göre memur, “Kanunun tatbikatında Devlet ve vilayet ve nahiye ve kariyelerin nezareti altında bulunan bir hizmette maaşlı veya maaşsız, daimi veya muvakkat vazife görenler memur sayılır.” şeklinde tanımlanmış, ancak uygulamalar sonucunda bu tanımın yetersiz olduğunun anlaşılması üzerine 1936 yılında İtalyan Ceza Kanununun 357 ve 358’inci maddelerinde düzenlenen memur kavramı bir madde içerisinde iki fıkra olarak alınarak “memur” ve “amme hizmetiyle muvazzaf kimseler”in tanımı yapılmıştır. Bu nedenle TCK 279 madde “amme vazifesi” ve “amme hizmeti” şeklinde ikili bir ayrım yapmaktadır. Uygulamadaki güçlükleri aşmak için bu iki ayrımın sınırlarının net bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de ortaya çeşitli görüşler atılmıştır.
Örneğin Prof. Dr. Sulhi Dönmezer bu iki kavramın eş anlamlı olduğu kanısındadır. Ona göre önemli olan husus amme kudretinin, otoritesinin kullanılmasıdır ve 279’uncu maddede tatbikatında memur sayılmayacak kişileri “vazifenin icrasında, doğrudan doğruya veya dolayısıyla amme kudretinin kullanmayan veya amme kudretinin kullanılması netice itibarıyla icrai karar almaktan ibaret bulunduğuna göre, icrai karar alabilecek makam veya memura hukukî malzemeyi hazırlamayan devlet ve diğer amme müesseseleri memur ve müstahdemleri veya idarî, adlî veya teşrii bir vazife gören diğer kimseler” olarak tanımlanmıştır.
Yine Prof. Dr. Sahir Erman Siyasal Bilgiler Okulu Dergisinde 1947 yılında yayınlanan makalesinde “devletin bazı faaliyetleri, devlete ait iktidar ve salahiyetlerin kullanılması suretiyle gerçekleştirildiği halde, diğer bazı faaliyetleri bu iktidar ve salahiyetlerin kullanılmasını gerektirmez veya bu iktidar ve salahiyetin kullanılması ikinci planda kalır.” görüşünü savunarak ilk faaliyetlerin amme vazifesi, ikinci faaliyetlerin ise amme hizmeti olduğunu belirtmiştir.
Prof. Dr. Ayhan Önder ise öğretideki görüşleri eserinde ise şu şekilde özetlemiştir.
1. Devletin faaliyetleri esaslı mahiyette gayelerin elde edilmesine yönelik olduğu hallerde bu faaliyet amme vazifesine girer. Esaslı olmayan faaliyetler ise amme hizmetidir. Amme vazifesinin devlet tarafından yapılması zorunludur. Amme hizmeti ise fertlere de bırakılabilir.
2. Amme kudretinin müdahalesi ile yapılan hakimiyet tasarrufları amme vazifesidir. Kişilerce yapılabilmesi mümkün ve amme kudretinin müdahalesini gerektirmeyen temşiyet tasarrufları da amme hizmeti kavramına dahildir.
3. Direktif ve takdir salahiyetine sahip olan kişilerin yaptıkları faaliyet amme vazifesi, bu salahiyeti haiz olmayanların faaliyetlerinde ise amme hizmeti niteliği vardır.(11)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 25.11.1985 tarih 410/595 sayılı kararında “TCK 279’uncu maddesine göre memur; devlete ait bir iktidar ve yetkiyi kullanarak hukuksal işlem veya eylem uygulanmasının gerçekleştirenlerle, bu hukuksal işlem ve eylemin uygulanmasına kamu hukuku usulüne uygun bir şekilde katılan ve yardım edenlerdir.” şeklinde bir tanım yapılmıştır. İcra ettikleri faaliyet bu nitelikte olmayan kimseleri memur saymak mümkün değildir.
Yine Yargıtay Özel Dairesinin 4.3.1947 tarih ve 173/116 sayılı kararında “Amme vazifesi devletin nüvesini teşkil eder. En bariz vasfı zarurî oluşu yani devletin bu vazifeyi zarurî olarak yerine getirmek ödevinde olmasıdır. Amme hizmetleri ise devletin ihtiyarî olarak kendi faaliyet sahasında aldığı işlerdir. Bunlarda öbürlerinde mevcut zaruret vasfı yoktur. Devlet bunları cemiyetin refahı için yerine getirir.
Kamu görevi kamu hizmeti ayrımında görevlinin statüsünde değil yaptığı faaliyetin niteliğine bakılmaktadır. Kamu hukuku usulüne göre hukuku tasarrufta bulunan veya işlem yapanlarla, bu işlemlerin yapılması sırasında kamu hukuku usulü çerçevesinde katkısı olan, bunların faaliyetlerine yardımda bulunan kimseler kamu görevi yaparlar ve maddî ceza hukuku uygulamasında memur sayılırlar. Kamu hukuku usulü dairesinde hukukî tasarrufta bulunmayan veya işlem yapmayan ve bu faaliyetlere kamu hukuku usulü dairesinde yardımda bulunmayan kimseler ise kamu hizmeti gören kimselerdir.
Kamu görevi ve kamu hizmeti yapan kimselerle, kamu idaresi arasında herhangi bir istihdam bağının bulunup bulunmamasının önemi olmadığı gibi, bu göreve seçimle veya atama ile getirilmesinin veya bu görevin sürekli veya geçici olmasının bu görev nedeni ile kişiye para ve sair eşyalar sağlanıp sağlanamamasının da önemi yoktur.(12)
Kamu görevi kamu hizmeti ayrımı yanında kamu görevi yapan birisinin ceza kanunu anlamında memur sayılabilmesi için ayrıca gördükleri kamu görevinin “teşrî”, “idarî” veya “adlî” olması da gerekmektedir. Buna göre,
a. Teşrii amme vazifesi yapanlar: En başta milletvekilleri gelmektedir. Bunun yanında seçim kurulu yargıçları, milletvekili seçimlerinde yasama faaliyeti yapmaktadırlar. Yine Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri de yasaları denetlemek, parlâmento üyelerinin yasama dokunulmazlıklarını kaldırmak, Anayasanın 84’üncü maddesi uyarınca üyeliğin düşmesine karar verme faaliyetleri açısından yasama görevi yapmaktadırlar.
b. İdarî amme vazifesi yapanlar: Bu gruba devletin merkez teşkilâtına tabiî bütün organları dahildir. Örneğin Cumhurbaşkanı, bakanlar, müsteşar, genel müdürler, valiler, kaymakamlar, belediye reisi ve amme vazifesi gören belediye memurları bu gruba dahil edilmektedir.
c. Adlî amme vazifesi yapanlar: Bunlar, hakimler, savcılar, zabıt katipleri, icra memurları, suç kolluğu gibi bizzat hukukî tasarrufta bulunmak ve iştirak etmek sureti ile adlî amme vazifesi gören kimselerdir.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
ceza, hukukunda, memur


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557