Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:16   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Türkiye’de telefonlarin gizlice dinlenmesi

Ayhan METİN
Sarıoğlan Cumhuriyet Savcısı


1. Giriş

Günümüzde en yaygın olarak kullanılan haberleşme aracı telefondur. İnsanlar genellikle telefon vasıtasıyla iletişim kurmaktadırlar. Telefon ile yapılan haberleşme de kural olarak gizlidir.
Anayasamızın 22’nci maddesinde “Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır” denilmekle bu husus açıklanmıştır. Telefon ile yapılan görüşmelerde özel hayat ile ilgili bilgilerin de aktarılması söz konusu olabileceğinden, telefonların dinlenmesi, özel hayatın gizliliği ilkesini de ihlâl eder. Yine Anayasamızın 20/1 maddesinde “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adlî soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.” hükmü yer almaktadır.
Ancak bilindiği üzere, teknolojinin sunmuş olduğu telefon ve benzeri araçları suç işleyen kişilerde kullanmakta ve telefon ve benzeri iletişim araçlarından suç işlemek veya işlenen suçlara ait izleri gizlemek hususunda yararlanmaktadır.
Bu nedenle, amacı maddî gerçeği bulmak olan ceza muhakemesinin telefon ve benzeri araçlarla yapılan görüşmelerden bilgi sahibi olması ve telefon ile yapılan haberleşmeyi denetleyebilmesi doğaldır. Bu aynı zamanda amacı, hukukî güvenliği sağlamak olan hukuk devletinin de bir gereğidir. Fakat kişinin haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliği gibi temel anayasal haklarına sınırlamalar getiren telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesinin kanun ile düzenlenmesi, koşulları ve sınırlarının kanun ile belirlenmesi lazımdır.(1)
Oysa Ceza Muhakemeleri Usulû Kanununda telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesi ile ilgili herhangi bir hüküm yer almamaktadır. Uygulamada CMUK’un 91’inci maddesindeki “sanığa gönderilen mektuplar ve sair mersule ve telgrafların posta ve telgrafhanelerde zaptı caizdir.” şeklindeki hükme dayanarak telefon ile yapılan haberleşmeler denetlenmektedir.
Bizde bu çalışmamızda telefonların dinlenmesi ile ilgili olarak uluslar arası sözleşmeler ışığında doktrinde ileri sürülen görüşler ile mevcut uygulamayı anlatmaya çalışacağız.
2. Uluslar arası sözleşmeler ve 1982 Anayasası açısından özel haberleşmenin denetlenmesi
10.12.1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 12’nci maddesindeki “Hiç kimse özel hayatı, ailesi, meskeni veya yazışması hususlarında keyfi karışmalara, şeref ve şöhretine karşı tecavüzlere maruz kalamaz. Herkesin bu karışma ve tecavüzlere karşı kanun ile korunmaya hakkı vardır” düzenlemesi ile, özel hayatın gizliliği ve korunması hakkının uluslar tarafından temel bir hak olarak kabul edildiği belirtilmiştir.(2)
Özel hayatın gizliliği ve korunması hakkına ilişkin düzenlemeye, 04.11.1950 tarihinde yürürlüğe giren İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 8’inci maddesinde de yer verilmiştir. Bu maddenin 1’inci paragrafında; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.”denmiş, 2’nci paragrafında ise; “Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzeni koruması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın ve ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir.” denilmekle de bu hakkın sınırı çizilmiştir.(3)
1982 Anayasasında, herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu ön görülmüş (mad.12); ancak bunların, yine Anayasada gösterilen sebep ve şartlarla sınırlanabileceği kabul edilmiştir (mad.13).
1982 Anayasasının 20’nci maddesinde “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına, saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adlî soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.” hükmü yer almaktadır.
Yine 1982 Anayasasının 22’nci maddesinde “Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.” denilmekle haberleşmenin gizliliği bir anayasal güvence haline getirilmiştir. Özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğine ancak, kanunun açıkça gösterdiği hallerde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri üzerine kısıtlama getirilebilir (mad. 20/2, 22/2).
3. Ceza yargılaması açısından telefonların denetlenmesi
Ceza yargılaması faaliyetinin yapılabilmesini kolaylaştıran bazı önlemlere başvurulması, henüz yargılama sürerken hatta daha yargılama başlamadan zorunlu olmaktadır. Bu önlemler aslında faaliyet sonunda gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik ve kararlara sonuçta uygulanma olanağı tanıyan bazı araçlardır. Konusu bir ceza uyuşmazlığının çözülmesi olan ceza yargılaması faaliyetinin gerek sağlıklı biçimde yapılabilmesi ve gerek sonuçta verilen kararların uygulanabilmesini sağlamak için, henüz bu faaliyet sırasında bazı önlemlere başvurulması zorunlu olmaktadır. Bu amaçla bir sanık daha yargılanırken tutuklanabilmekte, ya da bu kişinin suçta kullandığı sanılan bir nesneye el konabilmekte ya da böyle bir nesnenin ele geçirilmesi için, bu kişinin meskeninde arama yapılabilmektedir. Konumuzla ilgili olarak da sanığın haberleşmesi denetlenebilmektedir. Telefonların denetlenmesi de bir ceza yargılaması önlemidir veya koruma tedbiridir.(4)
Türkiye’de telefon ve benzeri araçlarla yapılan haberleşmenin bir koruma tedbiri olarak denetlenmesi CMUK’un postada el koymaya ilişkin hükümleri uygulanarak gerçekleşmektedir. CMUK’un 91’inci maddesine göre “sanığa gönderilen mektuplar ve sair mersule ve telgrafların posta ve telgrafhanede zaptı caizdir. Sanık tarafından veya ona hitaben gönderildiği bazı hallerden anlaşılan ve tahkikat noktai nazarından münderecatının ehemmiyeti haiz olduğu tayin edilen mektuplar ve sair mersule ve telgrafların dahi bu yerlerde zaptı caizdir.”
Aynı kanunun 92’nci maddesine göre ise; postada el koymanın ancak hâkim kararı ile yapılabileceği, ancak istisnaen gecikmede tehlike bulunan hallerde, ayrıca sanığa isnat edilen suçun kabahat türünden olmaması şartı ile bu tedbire savcı da başvurabilecektir. Savcı, el koyma işlemi üzerine elde ettiği mektup ve öteki gönderileri açmaksızın hâkime vermek mecburiyetindedir. Savcının emri üzerine yapılan el koyma için 3 gün içinde hâkimden karar almak gerekir, aksi takdirde işlem geçersiz sayılır. Başvurulan bu tedbirler soruşturmanın amacına zarar gelmemesi şartı ile ilgili şahıslara bildirilebilir (mad. 93).
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, kanunda telefon ve benzeri araçların denetimi konusunda açık bir düzenleme yer almamaktadır.
Hukukumuzda telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesi konusunda tek düzenleme Posta İşletme Rehberinin 4’üncü maddesinde bulunmaktadır. Posta İşletme Rehberinin 4’üncü maddesinde; “Mahkeme kararı ve açık hallerde CMUK’un 92’nci maddesindeki kayıt ve şartlarla konuşmaların kim tarafından dinleneceği teşekkülümüze yazılı olarak bildirilmek suretiyle C. savcılarının verecekleri kararlar üzerine telefon konuşmaları sözü edilen ilgililer tarafından dinlenebilir. C. savcıları tarafından verilmiş bu kararın hâkim tarafından tasdik edilmiş olup olmadığı araştırılır. 3 gün zarfında karar tasdik olunmadığı takdirde müteakip konuşmalar dinletilmez.” hükmü yer almaktadır. Nitekim bu Yönetmeliğe istinaden telefonlar dinlenmektedir.(5)
Ülkemiz uygulanmasında, telefon dinleme yalnızca Telefon İşletme Rehberi hükümlerine göre yapılmamaktadır. Bilhassa yeni santrallerin bulunduğu yerlerde, hâkim veya savcı tarafından verilen dinleme kararı savcılık tarafından emniyet teşkilatına bildirilmektedir. Emniyet, ilgili biriminde “üs” olarak nitelendirilen bir cihaz kurarak PTT’den dinlenmesi istenen telefonun “üs” ile irtibatlandırılmasını istemekte ve bu sağlandıktan sonra, telefon polis tarafından dinlenmektedir. Uygulamada, özellikle DGM’nin görevine giren suçlar bakımından telefon konuşmaları denetlenmektedir. Kanunda bir düzenleme olmaması sebebiyle, tedbirin uygulanışı açısından kovuşturma makamlarını sınırlayan bir durum bulunmamaktadır. O yüzden, telefon dinlemeye dair talep ve talep üzerine verilen kararlar ve dinlenen telefonların tutanakları dosyaya girmemekte, sadece kovuşturma makamları bu bilgilerden çeşitli şekillerde istifade etmektedirler. Yani neticede ne telefonu dinlenen sanık bundan haberdar olmakta, ne de o sanıkla telefon görüşmesi yapan kişiler konu ile ilgili bilgi sahibi olabilmektedir. Bu hem özel hayatın gizliliği ilkesine hem de hâkim önünde meramını anlatabilme ilkesine aykırıdır.(6)
4. Doktrindeki görüşler
Doktrinde bir çok yazar tarafından telefon ile yapılan haberleşmenin denetimi ile ilgili CMUK’da bulunan düzenlemenin yetersiz olduğu ve bu hususta günün ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda açık bir yasal düzenleme yapılması gerektiği belirtilmektedir. Ancak bununla birlikte yine doktrinde, maddî gerçeğin ortaya çıkartılması ve suç ile mücadeledeki önemi bakımından mevcut yasal düzenleme çerçevesinde konuya bir çözüm bulunmaya çalışılmakta ve bu konuda çeşitli fikirler ileri sürülmektedir.
Tosun, “CMUK’un 91’inci maddesinde yer alan postada el koyma ile ilgili hükümleri kıyas yoluyla telefon ile yapılan haberleşmenin denetimi için uygulaması gerektiğini” ileri sürmektedir.(7)
Öztürk ise, “burada kıyas yapılamayacağını, çünkü ceza muhakemesinde kıyas yapmanın kural olarak serbest olmakla beraber, istisnai hükümler ile sınırlayıcı hükümlerde kıyasın mümkün bulunmadığını, telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesi için genişletici yorum yoluna gidilmesi gerektiğini” belirtmektedir. Yazara göre, “sair mersule” tabiri teknolojiye paralel olarak telefon, faks, teleks gibi araçlarla yapılan haberleşmeyi içine alacak genişlikte anlaşılırsa, hem kıyas gibi sorunlarla karşılaşılmaz, hem de yeniliğe açık kendini sürekli yenileyen bir çözüm tarzı üretilmiş olur.(8)
Cihan-Yenisey ise, özel haberleşmenin denetlenmesinin kişinin hak ve hürriyetleri bakımından gösterdiği öneme işaret ederek, bu konunun Türk hukukunda kanunen düzenlenmediğini ve bu nedenle ortada boşluk olduğunu, söz konusu boşluğun ise yorum yoluyla doldurulmasının mümkün olmadığını ileri sürmektedir.(9)
Buna karşılık Gökçen, CMUK’un 91’inci maddesindeki düzenlemenin Türkçe’nin gramer kuralları ve maddenin ifade ediliş tarzı dikkate alındığında “sair mersule” kavramının ancak maddedeki “mektup” ibaresini genişletici yoruma tâbi kılmaya imkan verdiğini; bu nedenle telefon ve benzeri araçların buna dahil olamayacağını; CMUK’un hazırlık çalışmalarından da “sair mersule” kavramı ile, yapısı itibariyle maddi nitelikte olan ve kişiler tarafından bir yerden bir yere nakledilen paket, koli gibi eşyanın kastedildiğinin açıkça anlaşıldığını; ayrıca, bugünkü CMUK yürürlüğe girmeden önce 406 sayılı “Telgraf ve Telefon Kanunu” ile bu konudaki haberleşmenin düzenlendiğini ve Türkiye’de telefon kullanımının mevcut olduğunu, dolayısıyla “genişletici yorum” için gereken teknolojik ve sair gibi yeni gelişmelerin telefon bakımından söz konusu olmayacağını savunmakla ve böyle bir yorum ile yapılacak denetim uygulamasının Anayasanın 22’nci maddesinde ön görülen “özel haberleşmeye ancak kanun ile açıkça düzenleme yolu ile müdahale edilebileceği” hükmüne aykırı olacağını ileri sürmektedir. Ancak yazar, Anayasaya aykırı olarak gördüğü geliştirici yorum çözümünün “hukukun duyulan ihtiyaca göre ilkeleri düzenlediği, ihtiyaçlar değiştikçe normların başka türlü anlaşılabileceği” gerekçesi ile kabul edilmesi gerektiğini söylemektedir.(10)
Bir başka görüşe göre de, mevcut yasal düzenleme karşısında telefon ile yapılan haberleşmenin denetimi için ne kıyas, ne de geliştirmeci (genişletici) yorum yapılması imkanı vardır. Uygulamada telefon ile yapılan haberleşmenin denetimi, aşağıda belirtilen nedenlerle hukuki temelden yoksundur ve hukuka aykırıdır.(11) Bu nedenleri şöyle sıralamak mümkündür:
1. Anayasanın 22’nci maddesinde haberleşmenin denetlenmesi için kanunda açık hüküm bulunması gerektiği belirtilmektedir. Gerçekten de Anayasanın 22’nci maddesinde “kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.” denilmektedir. Oysa telgraf, mektup vb. gönderiler için CMUK’un 91’inci maddesinde açık hüküm bulunmakla birlikte telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesi konusunda CMUK’ da herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Türkiye tarafından imzalanıp, TBMM tarafından onaylanmakla Anayasanın 90’ıncı maddesi gereğince uyulması gerekli bir iç hukuk hükmü haline gelen AİHS’nin 8’inci maddesine göre de; haberleşmenin denetimi ancak zaruri olan hallere münhasır olmak üzere, kanun ile ön görüldüğü takdirde mümkündür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemeside verdiği bir kararda haberleşmenin denetlenebilmesi için bunun kanun ile açıkça ön görülmesi gerektiği ve haberleşme özgürlüğüne getirilecek sınırlamalarında açık olması ve herkes tarafından anlaşılabilecek terimlerle ifade edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Söz konusu “Malone olayı”nda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi şu şekilde bir karar vermiştir: “Kanun ile öngörülmüş olmak deyimi, söz konusu devlette müdahalenin iç hukuk düzeninde bir temele dayandırılmış olma zorunluluğu anlamına gelmektedir. Bununla birlikte müdahalenin milli kanuna uygun olmasının da ötesinde, bunun hukukun üstünlüğü ilkesiyle de bağdaşır olması gerekir. Kanun hangi durumlarda ve hangi şartlar altında, özel hayatın saygınlığı ve haberleşme özgürlüğü bakımından muhtemelen tehlikeli olabilecek böyle gizli bir müdahale yapılmasına izin verdiğini, herkesin yeteri kadar anlayabileceği bir şekilde açık terimler ile belirtmek zorundadır. Öte yandan haberleşmenin gizlice kontrolü için alınan önlemler halkın kontrolü dışında kaldığından, eğer yürütmeye tanınan takdir yetkisi sınırlandırılmamış olursa, kanun, hukukun üstünlüğü ilkesine ters düşebilir. Bu bakımdan kanunun bizatihi kendisi, güdülen meşru amaç dikkate alınarak ve kişiyi keyfi uygulamalara karşı korumak maksadı ile böyle bir yetkinin genişliğini ve uygulama şekillerini yeteri kadar açıklıkla tanımlamak zorundadır.”(12)
“Klass olayı” ile ilgili olarak mektupların açılması, telefonların dinlenmesinin Sözleşmenin 8’inci maddesine aykırı olup olmadığını inceleyen aynı mahkeme, bu olayların özel hayatın gizliliğini ihlâl ettiğini, “ancak telefonların dinlenmesi ve mektupların açılmasına izin veren mevzuat karşısında, bu durumun, 8’inci maddenin 2’nci fıkrasında ön görülen istisnalar arasına girdiğini (kamu düzeni, milli güvenlik, genel ahlak ve benzeri nedenlerle kanunla öngörülmüş olmak şartı ile haberleşmenin denetimine olanak veren fıkra), fakat bu istisnanın, sözleşme ile garanti altına alınmış bir hak ile ilgili olduğundan çok dar bir şekilde yorumlanması gerektiği” sonucuna varmıştır.(13)
2. CMUK’un 91’inci maddesindeki hükümlerin, geliştirmeci (genişletici) yorum yoluyla telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesi için uygulanması da mümkün değildir. Çünkü CMUK’un 91’inci maddesindeki düzenleme biçimi bu şekilde bir yorum yapmaya elverişli değildir. Gerçekten CMUK’un 91/1 maddesinde “sanığa gönderilen mektuplar ve sair mersule ve telgrafların zaptı caizdir.” hükmü yer almaktadır. Dikkat edilirse cümle, “sair mersule” ibaresinden sonra “ve” bağlacı ile ayrılmaktadır. Bu bakımdan Türkçe’nin gramer kurallarına göre, “sair mersule” ibaresi mektup kavramını genişletici bir yoruma tâbi tutmak için esas alınabilirse de, telgraf kelimesini genişletici bir yoruma tâbi tutmak için esas alınamaz. Telefon, teleks gibi araçlar mektuba benzer haberleşme araçları değil, telgrafa benzer haberleşme araçlarıdır. Kanunda, “sair mersule” kavramı “ve” bağlacından önce kullanılmak sureti ile genişletici yorumun mektup açısından mümkün olduğu kabul edilmiş ancak telgraf kelimesi “ve” bağlacından sonra kullanılarak telgraf için böyle bir yorum yolu kapatılmıştır. Aksi takdirde maddede “mektup, telgraf ve sair mersule” şeklinde bir düzenleme yer alırdı.(14)
Ayrıca geliştirmeci (genişletici) yorum; “kanun koyucunun bilim, fen ve sosyal hayatın, metnin (yasa hükümlerinin) meydana getirildiği sırada gösterdiği şartlara göre değil, fakat metinlerin uygulanması sırasındaki şartlara göre kanunun anlaşılmasını gerektiren yorum şekli” olarak tanımlanmıştır. Buna göre, örneğin basın yoluyla işlenen hakaret suçlarını cezalandıran metinler, radyonun icadından önce meydana getirilmiş ise geliştirmeci yorum yapılmak suretiyle bunların radyo ile işlenen hakaret suçlarını da kapsayacak şekilde gerektiği belirtilmiştir.(15)
Dolayısıyla geliştirmeci ya da genişletici yorum, ancak kanunî düzenleme yapıldığı zaman henüz mevcut olmayıp da açık ve sınırlayıcı bir düzenleme yapılmadığı veya yapılamadığı, bunun yerine ileride meydana gelebilecek yeni durumlar ve gelişmeler nazara alınarak genişletici yoruma elverişli soyut kurallar konulması halinde mümkün olur. Halbuki CMUK’un kabul edildiği 1929 yılından önce telgraf ve telefon mevcuttu ve yaygın bir şekilde kullanılıyordu. Ayrıca telgraf ve telefonlar ile ilgili düzenlemeler içeren 4 Şubat 1340 ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu bulunmakta idi. Keza, posta hizmetleri Posta Telgraf Telefon Umum Müdürlüğü tarafından yürütülüyordu.(16)
1924 Anayasasının 81’inci maddesinde de; “Telefon ile vaki muhaberatın mahremiyeti ihlâl edilemez.” şeklinde bir hüküm yer almakta idi. Bu bakımdan CMUK’un 91’inci maddesindeki hükümleri telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesi için geliştirmeci yoruma tâbi tutmak mümkün değildir. Bundan başka CMUK’un 91’inci maddesinde kullanılan “sair mersule” kavramı ile elle tutulup gözle görülen paket, koli gibi bir eşya kastedilmektedir. Halbuki sesin böyle bir özelliği mevcut değildir.(17)
3. Ceza muhakemesinde kıyas, kural olarak serbest olmakla birlikte, istisnai hükümler ile sınırlayıcı hükümlerde kıyas mümkün değildir. Hukuk da yasak edilmeyen serbesttir ve hukukun yasak getirmediği, sınırlamadığı alanlara kıyas yoluyla yasak getirme olanağı yoktur. Haberleşme özgürlüğünün, özel hayatın gizliliğinin ihlâli niteliğinde olan haberleşmenin denetimi de sınırlayıcı bir düzenlemedir, dolayısıyla kıyas yolu ile temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan telefon ve benzeri araçlar ile yapılan görüşmelerin denetimini yapmak mümkün değildir.(18)
Bütün bu eleştirilerden sonra ceza yargılamasında telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesinin gerekli olup olmadığı sorusuna, bazı yazarlar, hukukçunun görevinin çözümsüzlüğü ortaya koymak olmayıp, çözüm üretmek olduğu ve yetersiz hükümlerin ihtiyaca cevap verecek bir tarzda ele alınması gerektiği, dolayısıyla kanundaki “mektuplar” kelimesinden sonra yer alan “sair mersule” kavramının genişletici yoruma tâbi tutularak, telefon ve benzeri araçlarla yapılan haberleşmenin denetlenmesi gerektiğini belirtmektedir.(19)
Bu düşünce ve yorum biçimi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Gerçektende günümüz ceza muhakemesinde telefon ile yapılan haberleşmenin denetimi büyük önem arz etmektedir. Ceza muhakemesinin bu imkandan yoksun bırakılması ağır sonuçlara neden olabilir. Bu nedenlerle CMUK’un 91’inci maddesi hükümleri hâlen genişletici yorum yoluyla telefon ile yapılan haberleşmenin denetimi için uygulanmaktadır. Ancak, anayasal temel hak ve özgürlüklere kısıtlama getiren bu denetimin, başka ülkelerde olduğu gibi yasa ile düzenlenmesi, koşulları ile sınırlarının açık ve net bir şekilde belirtilmesi lazımdır.(20)
Yeri gelmişken belirtelim ki, Telefon İşletme Rehberi hükümleri (mad. 4/4.) yönetmelik düzeyinde olup haberleşmenin gizliliğine ancak kanunun açıkça gösterdiği hallerde müdahale edilebileceğini belirten Anayasanın 22’nci maddesine aykırıdır. Ancak uygulamada telefon ve benzeri haberleşme vasıtaları Telefon İşletme Rehberi (mad. 4/4.) ve CMUK’un 92’nci maddesine göre denetlenmektedir.(21)
Teknolojinin gelişmesi sayesinde, telefon abonelerinin hangi numaralı telefonlarla görüşme yaptıklarının tespiti imkan dahiline girmiştir. Gerektiğinde PTT’den alınan bu bilgilerin, postada el koyma hükümleri muvacehesinde ceza muhakemesinde kullanılabileceği düşünülmektedir. Ülkemizde konu ile ilgili olarak karşılaşılan bir diğer durumda; PTT’den yalnızca görüşme yapılan numaraların tespitinin istenmesidir. Bu halde muhaberenin gizliliği ihlâl edilmemekte yalnızca, sanığa ait olan telefonun hangi numaralarla görüştüğü tespit edilmektedir.(22)




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:17   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

5. Telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesi
Bilindiği gibi, ülkemizde telefon ve benzer haberleşme vasıtalarının işletilmesi PTT tarafından gerçekleştirilmekte, ancak denetlenebilmeleri konusunda açık bir düzenleme olmadığı için madde 91/2’de kullanılan “ve sair mersule” kavramının genişletici yoruma tâbi tutulması suretiyle kontrol mümkün olabilmektedir.(23)
Ülkemizde telefon ve benzeri haberleşme araçları ile yapılan haberleşmenin denetimi bakımından bir düzenleme olmadığı için, mektup, telgraf, paket, koli gibi eşyaya postada el koymanın mümkün olduğu hallerde, telefon ve benzeri araçlarla yapılan haberleşmenin denetlenmesi mümkün olacaktır. Şu halde ülkemiz açısından kural olacak her suç bakımından denetleme mümkündür. Ancak, denetleme kararını savcı verecekse, bu durumda fiilin kabahat türünden olmaması gerekir (92/2 mad.).(24)
Ülkemizde postada el koyma ilgili hükümlerinde belirli süre uygulanmadığından, örneğin telefon dinleme hazırlık soruşturmasının başlamasında karar kesinleşinceye kadar mümkün olabilecektir. Böyle bir durumun keyfi uygulamada ne kadar müspet olduğu son derece açıktır.(25)
Yine bu Kanun tedbirine başvurmak basit şüphenin mi, yoksa yeterli şüphenin mi aranacağı hususunda kanunda bir açıklık olmadığı için örneğin, hafif bir suç hakkındaki basit şüpheye dayanarak kişinin telefonu dinlenecektir.(26) Ancak ülkemiz uygulaması açısından bu koruma tedbirine başvurabilmek için kural olarak yeterli şüphenin bulunması gerekir.(27)
Ayrıca CMUK’un 92’nci maddesine göre postada el konulan mektubun, sair mersulenin muhtevasını önce hâkim öğrenebilecektir. Gecikmesinde sakınca olan hallerde eğer savcı bu kararı vermiş ise, el konan mektup ve sair mersuleleri açmaksızın hâkime verecektir. Halbuki telefon dinleme açısından bu hükümleri uygulamak çok zordur, çünkü uygulamanın gereği olarak dinleme tutanakları ve kasetlerinin içeriği öncelikle polis tarafından öğrenilmektedir. Bu durumda ortaya çıkabilecek kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceler bulunmamaktadır.(28)
Bunların dışında ayrıca, bireysel haberleşmenin denetiminin tali nitelikte oluşu ile denetim sonucu elde edilen bilgileri içeren eşyanın hangi koşullarda ve ne zaman ilgilisine geri verileceği veya yok edileceği bakımından da kanunumuzda açık hükümler yoktur. Ülkemizde dinleme sonucu elde edilen bilgiler (dinleme kasetleri veya tutanakları) bu tedbirin muhatabına iade edilmemekte, bu eşya çoğunlukla kolluk kuvvetlerinin arşivine kaldırılmaktadır. Aslında burada yapılması gereken, CMUK m. 93 ve 103’deki hükümler kıyasen uygulanarak bu eşyanın ilgilisine iade edilmesidir.(29)
Son olarak belirtmek gerekir ki, haberleşme araçlarının denetimi gizli olduğu için bu tedbirin uygulamasına maruz kalana önceden haber verilmemesi doğaldır. Ancak uygulamanın tamamlanmasından sonra elde edilen bilgi ve belgeler mutlaka dava dosyasına konmalı ve ilgililer bundan haberdar edilmediğini işte bu hususta kovuşturma makamlarını yükümlü kılan açık bir hüküm olmadığı için ülkemizde dinlenen telefon tutanaklarının dava dosyasına konmadığına sıklıkla şahit olunmamaktadır. Hâl böyle olunca, telefon dinleme bakımından bir hukuka uygunluk denetimi yapılamamaktadır. Bu durum ise, dürüst işlem ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.(30)
Bütün bu açıklamalar, Anayasanın 22’nci maddesi, AİHS’nin 8’inci maddesi ve AİHM’nin kararı göz önüne alındığında, ülkemizde telefon ile yapılan haberleşmenin denetlenmesi hususu bütünüyle hukuka aykırıdır. İşte bu nedenledir ki, hâlen gerçekleştirilen telefon dinleme ve sair gibi tedbirler sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı şekilde elde edildiklerinden CMUK’un 254/2’nci maddesi gereğince hükme esas alınamayacaklardır.(31)
Nitekim Yargıtayda bu görüştedir. Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi 1995 tarihli bir kararında; “Her ne kadar sanıklar A.T., L.Z. ve O.D., ile PKK terör örgütü lideri A.Ö. arasında geçtiği ileri sürülen telefon konuşmasına ilişkin olup 5 Temmuz 1991 tarihinde çözümü yaptırılan bant metni hükme dayanak alınmışsa da; bu bandı, elde edilişi itibarıyla Anayasanın haberleşme özgürlüğüne dair 22’nci maddesinin “Haberleşmenin gizliliği esastır. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde usulüne uygun verilmiş hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin emri bulunmadıkça, haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.” şeklindeki, CMUK’un ise 135/a ile 254’üncü maddesinin “soruşturma ve kovuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz.” şeklindeki zorlayıcı hükümleri karşısında geçerli kanıt olarak kabul etmeye olanak yoktur.” diyerek bu hususu vurgulamıştır.(32) (Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi 26.10.1995 tarih, E.1995/4186, K.1995/5414)
Yukarıda açıklanan gerekçelerden dolayı Türkiye’de hâkim kararı olsa dahi gerçekleştirilen telefon dinlemeleri hukuka aykırıdır. Bu nedenle, temel haklara derin bir müdahale imkanı veren bu tedbirin hukuka uygun ve etkin bir biçimde uygulanabilmesi için mutlaka kanun şeklinde bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.(33)
6. Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanunu
Bireysel haberleşmenin denetimi bakımından mevcut olan kanun boşluğunu kısmen de olsa doldurmak amacı ile 30.07.1999 tarihinde 4422 sayılı “Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanunu” çıkarılmıştır. Bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı yargılama görevi yetkili devlet güvenlik mahkemesince yerine getirilir (madde 11). Ancak yine organize suçlar çerçevesinde yer alan, terörizm, uyuşturucu madde ve silah kaçakçılığı gibi ağır suçlar bakımından bu Kanunun uygulanması söz konusu değildir.
4422 sayılı Kanunun 2’nci maddesinde, “İletişimin Dinlenmesi veya Tespiti” başlığı ile telefon, faks, bilgisayar gibi iletişim araçlarının denetlenmesi konusunda yeni bir hüküm getirmiştir. İkinci madde de “Bu Kanunda öngörülen suçları işleme veya bunlara iştirak yahut işlendikten sonra faillere her ne suretle olursa olsun yardım veya aracılık veya yataklık etme kuşkusu altında bulunan kimselerin kullandıkları telefon, faks ve bilgisayar gibi kablolu, kablosuz veya diğer elektro manyetik sistemlerle veya tek yönlü sistemlerle alınan veya iletilen sinyalleri, yazıları, resimleri, görüntü veya sesleri ve diğer nitelikteki bilgileri dinlenebilir veya tespit edilebilir. Tespit edilenler mühürlenerek yetkililerce zapta bağlanır.” denilerek bu husus kanun maddesi haline getirilmiştir. İkinci maddenin devamında da; “İletişim dinlenmesine veya tespitine ilişkin kararlar, ancak kuvvetli belirtilerin varlığı halinde verilebilir. Başka bir tedbir ile failin belirlenmesi, ele geçirilmesi veya suç delillerinin elde edilmesi mümkün ise iletişimin dinlenmesine veya tespitine karar verilemez. Resmî veya özel her türlü iletişim kuruluşlarının tuttukları, iletişimin içeriği dışında kalan kayıtlar hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır. Dinleme veya tespite veya kayıtların incelenmesine hâkim karar verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da bu hususlarda yetkilidir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan bu gibi işlemlerin 24 saat içinde hâkim kararına bağlanması şarttır. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır. Dinleme ve tespit kararları en çok üç ay için verilebilir, bu süre en çok iki defa üçer aydan fazla olmamak üzere uzatılabilir. İletişimin dinlenmesi ve tespiti sırasında bu kanunda öngörülen suçların işlendiğine ilişkin şüphe ortadan kalkarsa, tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılır. Bu gibi hallerde tedbir uygulaması sonucu elde edilen veriler, Cumhuriyet savcısının denetimi altında derhal ve nihayet 10 gün içinde yok edilir ve bu durum bir tutanakla belirlenir. Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği kolluk mensubu, iletişim kurum ve kuruluşlarında görevli veya böyle bir hizmeti vermeye yetkili olanlardan, dinleme ve kayda alma işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla cihazların kurulmasını istediğinde, bu sistem derhal yerine getirilir ve işlemin başladığı tarih ve saat bir tutanakla saptanır.”
Konumuz açısından kanuna bakacak olursak, telefonların dinlenmesi bir kanunla düzenlenmiş, bu usule ancak kuvvetli belirtilerin varlığı halinde başvurulabileceği belirtilmiş, başka bir tedbirle elde edilebilecekse, fail veya suç delilleri bu usule başvurulamayacağı kararlaştırılmış, ayrıca telefonların dinlenmesine hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının karar vereceği, dinlemenin belli bir süreye tâbi tutulacağı, nihayet elde edilen bilgilerin yok edileceği, hüküm altına alınmıştır.
7. Sonuç
Bir koruma tedbiri sayılan telefonla yapılan haberleşmenin denetiminin hukuka uygun sayılabilmesi için bu hususta yapılacak genel yasal düzenlemede şu hususların bulunması gerekmektedir:
1. Her suç için telefonların dinlenmesi kabul edilmemeli, örgütlü suçlar, terör suçları, rejim aleyhine işlenen suçlar, casusluk, adam öldürme, gasp, kaçakçılık, uyuşturucu ticareti gibi kişi ve devlet güvenliği bakımından büyük önem taşıyan suçlar için telefonların dinlenmesi kabul edilmeli, bu suçlarda yasada tek tek sayılarak belirtilmelidir.
2. Telefonların dinlenmesi, suç veya suçlunun ortaya çıkarılması bakımından zorunlu olmalı, başka önlemlerle maddi gerçeğin ortaya çıkarılması mümkün ise bu tedbire başvurulması olanağı bulunmamalıdır.
3. Telefonların dinlenmesi için olaylara dayanan yeterli şüphe sebepleri bulunmalıdır.
4. Telefonların dinlenmesi için kural olarak hâkim kararı bulunmalı, gecikmesinde sakınca olan hallerde ise Cumhuriyet savcısının telefon dinleme emri verme yetkisi kabul edilmeli, ancak kolluğa telefon dinleme yetkisi verilmemelidir.
5. Telefon dinleme kararında telefonları dinlenecek kişinin adı, adresi ve dinlenecek telefonlar açık bir şekilde belirtilmeli, ayrıca dinleme kararında azamî bir süre öngörülmeli, bu sürede işlendiği iddia edilen suça makul bir süre olmalıdır.(34)
Sonuç olarak “Çıkar Örgütleri ile Mücadele Kanunu” yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak yürürlüğe konmuştur. Diğer suçları da kapsayacak şekilde yeni bir kanunun bu şartlarda çıkarılması zorunludur. Hukuk devleti, hukukun genel prensipleri ve son olarak da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi göz önüne alındığında bu konuda bir kanunî düzenlemeye gidilmesi ülkemiz açısından gereklidir.

KAYNAKÇA
1. Cihan, Erol - Yenisey, Feridun, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul, 1996.
2. Dönmezer, Sulhi - Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Cilt: 1, İstanbul, 1984.
3. Gökçen, Ahmet, Basit El Koyma ve Postada El Koyma, DEÜHF Yayınları, Ankara, 1994.
4. Gölcüklü, Feyyaz-Gözübüyük, Şeref, Avrupa İnsan Hakları ve Uygulaması, Ankara, 1994.
5. Kaymaz, Seydi, Uygulamada ve Teoride Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı (Yasak) Deliller, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1997.
6. Malkoç, İsmail-Güler, Mahmut, TCK Özel Hükümler, Cilt: 2, Ankara, 1996.
7. Mumcu, Ahmet, İnsan Hakları ve Kamu Özgürlükleri, Savaş Yayınları, Ankara, 1992.
8. Öztürk, Bahri, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara, 1995.
9. Sözüer, Adem, Türkiye’de ve Karşılaştırmalı Hukukta Telefon, Teleks, Faks, vb. Araçlarla Yapılan Özel Haberleşmenin Bir Ceza Yargılaması Önlemi Olarak Denetlenmesi, İHFM, Cilt: LV., s. 3., İstanbul, 1997.
10. Şen, Ersan, Devlet ve Kitle İletişim Araçları Karşısında Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması, İstanbul, 1996.
11. Öztekin, Tosun, Türk Suç Muhakemesi Hukuku, Ankara, 1995.
12. Yenisey, Feridun, İnsan Hakları Açısından Arama, El Koyma, Yakalama ve İfade Alma, Ankara, 1995.
13. Yurtcan, Erdener, Ceza Yargılaması Hukuku, 5. Baskı., Alfa Yayınları, İstanbul, 1994.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 29 Mart 2013, 21:17   #3 (permalink)
Bayan Üye

la mineя - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 18 Mart 2013
Nerden: -
Yaş: 30
(Mesajlar): 478
(Konular): 185
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 2214
Aldığı Beğeni: 114
Beğendikleri: 19
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
Standart

Evet,bu birçok miletvekiline yapılıyor.Çok yanlış birşey.





I'm a Wizard ϟ
I'm a Demigod ψ & Ω
I'm a tribute
la mineя isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 29 Mart 2013, 21:35   #4 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

milletvekillerine yapılmasini kabullenebilirim ama milletin kendisine yapılmasını kabul edemiyorum




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
dinlenmesi, gizlice, telefonlarin, türkiye’de


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557