Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:18   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Mülkiyetin devri amacini güden sözleşmelerden “satim sözleşmesi”ne yönelik bir analiz

MÜLKİYETİN DEVRİ AMACINI GÜDEN SÖZLEŞMELERDEN
“SATIM SÖZLEŞMESİ”NE YÖNELİK BİR ANALİZ


Mustafa Tarık ŞENTUNA
Pülümür Hâkimi


I. Genel olarak
Ticarî hayat gün geçtikçe artan borç ilişkileriyle yenilenmektedir. Taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşme türlerinden en çok uygulama alanı bulanlardan biri de “satım sözleşmesi”dir diyebiliriz. Bu yazıda satım sözleşmesi, genel olarak bütüncül bakış açısıyla ele alınmış, gerek yasal düzenlemeler, gerekse uygulamada ortaya çıkan sorunlar açıklanmıştır.
A. Kavram olarak mülkiyet hakkı ve düzenlenmesi
Hak (Right), hukuken korunan menfaatlerdir. Menfaat, hukuken tanınan hak ve yetkilerden yararlanabilme olanağıdır.(1) 1982 Anayasasının 35 ve Medenî Kanunun 618 vd. maddelerinde düzenleme konusu yapılan mülkiyet hakkı (Right of property, ownership), bir kişiye, bir malı hukuk düzeni içinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tüketme yetkisi veren haktır.(2) Mülkiyet hakkı, bir kimseye yasal sınırlamalara uymak koşuluyla bir mal üzerinde dilediğini yapmak kudretini verir. Mülk sahibi bu hakkını kullanırken, dürüstlük ilkelerine ve objektif iyi niyet kurallarına uygun olarak, kişilerin ve kamunun menfaatini zarara uğratmamak için gerekli tedbirleri almak zorundadır.(3)
Anayasanın 35’inci maddesi uyarınca, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz”.(4) Medenî Kanunun 618’inci maddesi gereğince, “Bir şeye malik olan kimse, o şeyde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf etmek hakkını haizdir; haksız olarak o şeye vaz’iyed eden herhangi bir kimseye karşı istihkak davası ikame ve her nevi müdahaleyi men edebilir.”(5)
Belirtilen iç hukuk kuralları yanında uluslar arası hukukta da mülkiyet hakkına ilişkin normatif düzenlemeler yer almaktadır. Nitekim Türkiye’nin taraf olduğu İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi (European Convention for the Protection of Human Rights and Fundamental Freedoms)’ne Ek 1 No’lu Protokol’ün 1’inci maddesinde;
“Her hakiki ve hükmi şahıs mallarının masuniyetine riayet edilmesi hakkına maliktir. Herhangi bir kimse ancak amme menfaati icabı olarak ve kanunun derpiş eylediği şartlar ve devletler hukukunun umumi prensipleri haricinde mülkünden mahrum edilmeyecektir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, emvalin umumi menfaate uygun olarak istimalini tanzim veya vergilerin veyahut sair mükellefiyetlerin veyahut da para cezalarını tahsili için zarurî gördükleri kanunları yürürlüğe koymak hususunda malik bulundukları hukuka halel getirmez”(6) hükmüne yer verilmiştir.
Sözleşme’ye Ek 4 No’lu Protokol’ün 1’inci maddesi uyarınca, “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.”(7)
B. Sözleşme
1. Kavram
Sözleşmeler (Contract), hukukî işlemlerin en büyük grubunu oluşturur. Borç ilişkisi kavramı, sözleşmenin tek taraflı veya çok taraflı olmasına göre, taraflardan biri veya akdin tarafları veya üçüncü kişiler bakımından doğurduğu hukukî sonuçlar ve hukukî ilişki karşılığı kullanılır. Sözleşme, birbirinden farklı menfaat ve amaçlarla hareket eden kişiler arasında hukukî bir sonuç ve borç doğurmak, var olan bir borçta değişiklik yapmak veya onu tamamen ortadan kaldırmak amacıyla yapılan anlaşmadır.(8) Sözleşme, tarafları arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamasıyla oluşan bir hukuksal işlemdir.(9) Sözleşme, diğer hukukî işlemlerde olduğu gibi bir hakkı veya hukukî ilişkiyi kurmak, devretmek veya ortadan kaldırmak amacıyla yapılır.(10)
Borçlar Kanununun 1’inci maddesi uyarınca, “İki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan ettikleri takdirde, akit tamam olur. Rızanın beyanı sarih olabileceği gibi zımni dahi olabilir”. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, Sözleşme, karşılıklı rızaya dayalı bir hukukî işlemdir. Sözleşme özgürlüğü, liberalizmin temel ilkesi olan irade özgürlüğüne dayanmakta ve kişilerin hukuksal ilişkilerini istedikleri gibi düzenleyebilmelerini ifade etmektedir.(11)
Borç ilişkisi, kural olarak sadece tarafları arasında ileri sürülebilir. Borç ilişkisinden kaynaklanan hakların ve borçların yalnızca o ilişkinin tarafları arasında hüküm doğurması kuralı, “borç ilişkisinin nisbiliği” olarak adlandırılmaktadır.(12)
2. Sözleşmelerin yorumu
Sözleşmelerin yorumu (interpretation) hakkında rehber edinilmesi gereken temel madde, BK’nın 18’inci maddesidir. Bu hükme göre, “Bir akdin şekil ve şartlarını tayinde, iki tarafın gerek sehven, gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak, onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır”. Diğer bir deyişle, bir sözleşmenin şekil ve hükümlerini tayin için, tarafların yanlışlıkla veya sözleşmenin gerçek niteliğini saklamak amacıyla yararlandıkları tanım ve ifadeler üzerinde durmadan, gerçek ve ortak niyetlerini aramak gerekir.(13) Türk/İsviçre hukukunda egemen olan, sözleşmelerin yorumunda kullanılan “yeni güven teorisi”, muhatabın, beyan sahibinin beyanını makul ve dürüst bir şekilde anlayacağına, muhatabın beyan sahibinin arzu ve iradesini dürüst ve makul bir şekilde ifade edeceğine olan güvenini koruma amacı güder.(14)
3. Sözleşmelerde şekil
Borçlar Kanununun 11’inci maddesi gereğince, “Akdin sıhhati, kanunda sarahat olmadıkça hiçbir şekle tabi değildir. Kanunun emrettiği şeklin şümul ve tesiri derecesi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise akit, bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz”. Sözleşmelerin geçerli olmaları kural olarak şekle bağlı değildir. Ancak yasa tarafından sözleşmelerin geçerliliği bir şekle uyulmasına bağlı tutulmuşsa, bu geçerlik şekli kanunen emredici olup, bu şekle uyulmaması işlemin hükümsüzlüğü sonucunu doğurur. Taşınır satımları, yasada aksine hüküm olmadıkça şekle tâbi değildir. Taşınmaz satımı ise, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26’ncı maddeleri gereğince resmî şekle tabidir. Yani bu sözleşmelerin geçerliliği için tapu sicil memuru önünde düzenlenmiş olmaları gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20’inci maddesi gereğince araç satış ve devirlerinin noterlerce, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 52’nci maddesi gereğince de fikir ve sanat eserleri üzerindeki malî hakların satımının yazılı şekilde yapılması gereklidir.
Şekle aykırılığın hukukî sonucu geçersizliktir; şekli geçersizlik, hukukî işlem tarafı veya taraflarına hiçbir şekilde geçersiz işlemin yerine getirilmesini talep imkanı vermez; fakat ifa edilmiş edimlerin geri verilmesini talep hakkı verir.(15) MK’nın 2’nci maddesine göre, “Herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükelleftir. Bir hakkın sırf gayri izrar eden suistimalini kanun himaye etmez”. Şekle aykırılıktan dolayı geçirsizlik, MK’nın 2’nci maddede belirtilen “hakkın kötüye kullanılması”nı oluşturan davranışlardan kaynaklanmış ise, zarar görenin olumsuz zararı isteme hakkı vardır.(16)
II. Satım sözleşmesi
BK’nın “Akdin Muhtelif Nevileri” başlığını taşıyan ikinci kısmının Satım ve Trampa başlıklı altıncı babının Umumi Hükümler başlığını taşıyan birinci faslında 182-231’inci maddelerinde “Satım Sözleşmesi” düzenlenmiştir.
A. Kavram ve hukukî niteliği
BK’nın 182’nci maddesi uyarınca, “satım bir akittir ki onunla satıcı, satılan malı alıcının iltizam ettiği semen mukabilinde alıcıya teslim ve mülkiyeti ona nakleylemek borcunu tahammül eder. Hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükelleftirler. Hale göre tayini mümkün olan semen, tesmiye edilmiş hükmündedir”.
Satım sözleşmesi (sales contract), alıcının vermeyi kabul ettiği satış bedeli karşılığında, satıcının satılanın mülkiyetini devir borcu altına girdiği, tam iki tarafa borç yükleyen (synallagmatik), satılanla satış bedelinin değiştirilmesini öngören, rızai bir sözleşmedir.
Hukukî vasfı itibariyle, mülkiyeti geçirme amacı güden bir sözleşme niteliğini taşıyan satım sözleşmesi (BK m.182-231), taşınır ve taşınmaz bir mal üzerindeki mülkiyet hakkının taraflardan birinden diğerine geçmesini hedef tutar. Satım, esas olarak bir mal ile bir paranın, trampa ise bir mal ile diğer bir malın değiş tokuşunu kapsayan sözleşmelerdir.
Satım sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Sözleşmenin yapılmış olması, kendiliğinden satılan malın mülkiyetinin karşı tarafa geçmesi için yeterli değildir. Mülkiyetin geçmesi için taşınırlarda zilyetliğin devri, taşınmazlarda ise tapu siciline tescil işleminin gerçekleştirilmesi gerekir. Satım sözleşmesi karşılıklı, iki tarafa borç yükleyen sözleşme olduğu için, tarafların yükümlülüklerini, eğer aksine bir düzenleme yok ise aynı anda yerine getirmeleri gerekir.
B. Konusu
İfade etmek gerekir ki, satım sözleşmesinin konusunu, maddî, fizikî mallar oluşturabileceği gibi, maddî olmayan mallar da oluşturabilir. Muameleyi yapan kimsenin mal varlığının pasifini çoğaltan muamelelere borçlanma muameleleri (iltizami muameleler) denir.(17) Mülkiyeti geçirme borcu doğuran sözleşmeler bu arada satım sözleşmesi, mülkiyeti doğrudan geçirmeyip, sadece mülkiyeti geçirme borcu doğururlar; hukukumuzun ilkelerine göre ayni hakkın doğumu için şeyin maddî teslimi şarttır.(18) Örneğin, A ve B aralarında saat satım sözleşmesi düzenlemiş olsunlar. A’nın alacaklı, B’nin de borçlu olduğunu varsayalım. Sadece bu sözleşmenin yapılmış olması, saatin mülkiyetinin doğrudan, başka hiçbir işleme gerek olmaksızın geçişini sağlamaz. Bunun için saatin teslimi yapılmış olmalıdır. Roma hukukunda da, satım sözleşmesinde iktisap edecek olana malın zilyetliliğinin devri ve malı teslim edenle teslim alanın mülkiyetin geçirilmesi konusunda anlaşmaları ve mülkiyetin devrini hukuka uygun hale getirecek bir hukukî sebebin, hukukî işlemin varlığı gerekir.(19)
C. Esaslı unsurları
Satım sözleşmesi, satılan mal, satış bedeli ve tarafların anlaşması biçiminde üç esaslı unsurdan oluşur.(20) Bunlardan birinin eksikliği durumunda, satım sözleşmesi gerçekleşmez. BK’nın 2/1 madde ve fıkrası uyarınca, “iki taraf akdin esaslı noktalarında uyuşurlar ise ikinci derecedeki noktalar sükutla geçilmiş olsa bile akde münakit olmuş nazariyle bakılır”. Yani, taraflar, sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalarda anlaşma olmasa bile sözleşme kurulmuştur. Örneğin, satım sözleşmesinde nakliye ve ambalaj masraflarının kime ait olacağı konusu ikinci derecedeki noktalardandır. Bu konularda açıkça anlaşma olmaması, sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.
BK 182/2 gereğince, satım sözleşmesinde alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa ettikleri karine olarak kabul edilir. Satımın veresiye olduğunu iddia eden, diğer bir deyişle sözleşme anında bedelin ödenmemiş olduğunu iddia eden, bu durumu ispatla yükümlüdür.
BK’nın 88’inci maddesine göre “Faizden veya kira bedeli gibi muayyen zamanlarda ödenmesi lazım gelen sair borçlardan ihtirazi bir kayıt dermeyan etmeksizin bir taksit için makbuz veren alacaklı ondan evvelki taksitleri de tahsil etmiş sayılır. Alacaklı resülmal için makbuz vermiş ise faizlerini de tahsil etmiş sayılır. Senet borçluya iade edildikte borç sakıt olmuş sayılır”. Bu madde, taksitli satışlarda, aynı borç ilişkisinden doğan, düzenli aralıklarla ödenen, belirli zaman aralıklarında tekerrür eden, devri, periyodik borçlarda borçlu lehine karine getirmiştir. Satış bedelinin taksitini, ait olduğu ay ve taksit belirtilmek suretiyle tahsil eden satıcı, eğer makbuzda önceki ayın taksitinin ödenmediğine ilişkin bir çekince koymaz ise, onu da almış sayılır. Bu karinenin aksi yasal delillerle kanıtlanabilir.(21)
1. Satılan mal
Satım sözleşmesine konu olan mallar yalnızca maddî, fizikî nitelikteki mallar değildir. Para ile değiştirilebilen ve ekonomik değer taşıyan bütün maddî ve maddî olmayan varlıklar satım sözleşmesinin konusu olabilir. İleride yapılacak, üretilecek veya başkasına ait satılabilen şeylerin satımı da geçerlidir. Satış konusu olan şeylerin mutlaka sözleşmenin kurulması anında tespit edilmesi şart değildir. Bunların belirlenmesinin teslim anında mümkün olması yeterlidir. Bunun tayininin üçüncü bir şahsa bırakılması bile mümkündür.
2. Satış bedeli
Satış bedeli, Türk parası veya yabancı para üzerinden kararlaştırılabilir. Satış bedelinin mutlaka belli bir rakam olarak gösterilmesi zorunlu değildir; duruma göre tayini mümkün olan satış bedeli belirlenmiş sayılır. Borçlar Kanununun 83’üncü maddesi gereğince, “Mevzuu para olan borç memleket parasıyla ödenir. Akit tediye mahallinde kanunî rayici olmayan bir para üzerine varit olmuş ise akdin harfiyen icrası aynen ödemek kelimeleri veya buna muadil sair tabirat ile şart edilmiş olmadıkça borç vadenin hululü günündeki rayici üzerinden memleket parasıyla ödenebilir. Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir”.
23.11.1990 tarihli, 3678 sayılı Kanunla BK, 83’üncü maddeye eklenen fıkra ile, bir yabancı para borcu, eğer vadesinde ödenmez ise, alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki kur değeri üzerinden Türk Lirası karşılığı ödenmesini isteyebilir. Bu Yasanın geçici 1’inci madde hükmüne göre bu durum kanunun yürürlüğe girdiği 23.11.1990 tarihinden önceki ilişkilerden doğan ve hâlen devam eden davalara uygulanmaz. Ama eğer ilişki bu tarihten önce doğmakla birlikte, dava, bu Kanunun yürürlüğünden sonra açılmış ise, bu Kanun uygulanır. Bu hüküm uygulanmazsa kur farkından dolayı gerçekleşen zararın BK 105 madde uyarınca munzam zarar olarak tazmini istenebilir. Alacaklı davada veya icra takibinde bu seçimlik haklardan birini kullanmış ise, herhangi bir çekince de koymamış ise, artık bundan dönerek diğer seçimlik hakkını kullanamaz.
3. Tarafların anlaşması
Sözleşmenin kurulabilmesi için esaslı unsurları üzerinde tarafların anlaşmaları gerekir. Tarafların satılan mal ile satım bedeli konusunda anlaşmaları gerekir. Hukukumuzda taşınır satımlarında mülkiyetin nakledilmesi sebebe bağlı bir hukukî işlem olduğu için, mülkiyetin geçmesi için gerek şekil, gerekse içerik bakımından geçerli bir sözleşme yapılmış olmalıdır.
D. Satım sözleşmesinde satılandaki yarar ve zararın geçişi
1. Genel olarak
BK’nın 183’üncü maddesi uyarınca, sözleşme yapıldıktan sonra satıcının kusuru olmadan satılan şey telef olsa veya değerinde herhangi bir noksanlık meydana gelse bile, alıcı satış bedelini ödemek durumundadır. Durumun gereğinden veya özel koşullardan kaynaklanan istisnaların dışında, satılan malın yarar ve hasarı sözleşmenin kurulması anından başlayarak alıcıya geçer. Ancak misli nitelik taşıyan satılanın ayırt edilmiş olması da gereklidir, satılan başka bir yere gönderilecek ise, satıcının bu amaçla satılan mal üzerindeki egemenliğini sona erdirmiş olması gerekir. Geciktirirci koşula bağlı sözleşmelerde, devredilen malın yarar ve hasarı, koşulun gerçekleştiği andan başlayarak kazanımda bulunana geçer.
2. Kavram
Yarar, bir şeyden kendiliğinden ya da normal bir çaba karşılığında elde edilen fazlalıklardır. Örneğin tâbi semereler, bir ağacın meyvesi, koyunun sütü, medenî semereler ise paranın faizi, kiralık yerin kira parasıdır. Hasar, borcun doğumu ile ifası arasında geçen evrede edimin, borçluya yüklenemeyen haller dolayısıyla imkansızlaşması sonucunda ortaya çıkan ve taraflardan birini veya diğerini tehdit eden tehlikedir.
3. Koşulları
Satım sözleşmesinde yarar ve hasarın geçmesi için, öncelikle sözleşmenin kurulmuş olması ve herhangi bir geciktirici koşulun bulunmaması gereklidir. Sözleşme, hazırlar arasında yapılıyorsa kabul cevabının verildiği anda, hazır olmayanlar arasında yapılıyorsa kural olarak kabul haberinin icapta bulunana ulaştığı anda kurulmuş sayılır. Ayrıca satılanın belirli olması, satım konusu olan şeyde yarar veya hasarın meydana gelmesi, bunun yanında satılana gelen hasarda satıcının kusurunun bulunmaması gereklidir.
III. Taşınır mal satış sözleşmesi
A. Kavram
BK 184 madde gereğince, “menkul satımı, araziden veya gayrimenkul olmak üzere tapu siciline kaydedilen haklardan başka her türlü şeyin satımıdır. Mahsul veya yıkılması matlup bir binanın enkazı veya taş ocağından çıkarılacak taşlar gibi bir gayrimenkulden ayrıldıktan sonra menkul olarak mülkiyeti nakledilecek mütemmim cüzlerin satılması da menkul satımıdır”.
Taşınır mal satımı, araziden veya taşınmaz olarak tapu siciline kaydedilen haklardan başka her türlü şeyin satımıdır. Taşınmazdan ayrıldıktan sonra taşınır olarak mülkiyeti nakledilecek tamamlayıcı parçaların satılması da taşınır mal satımıdır. Tapuya kayıtlı olmayan yapılar da taşınır hükmündedir. Taşınır satımı sözleşmesi, kaide olarak bir şekle bağlı değildir. Bu konuda yukarıdaki açıklamalarımıza atıf yapmakla yetiniyoruz.
B. Satıcının borçları
BK 185 madde, “hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise ölçmek veya tartmak gibi teslim masrafları satıcıya, senet yapmak ve satılanı kabzetmek için yapılan masraflar alıcıya aittir”, hükmünü getirmiştir.

1. Teslim ve mülkiyeti geçirme borcu
Taşınırlarda mülkiyetin devri için zilyetliğin geçirilmesi, taşınmazlarda ise tapu siciline tescil zorunludur. BK 67 madde göz önüne alındığında, satıcı teslim borcunu şahsen yerine getirmekle yükümlü değildir. BK 73 madde uyarınca teslim yeri, tarafların açık ve hâl ve şartlara bakılarak çıkarılacak iradeleriyle belli olur. Belli mal verilmesi borçlanıldığında, bu mal akit yapıldığı sırada bulunduğu yerde teslim olunur. İfa zamanı akit ile veya hukukî ilişkinin niteliği gereği belli edilmediği takdirde, borcun hemen ifası talep olunabilir (BK 74 madde). Alıcı, MK’nın 642 madde uyarınca mahkemeye başvurarak mülkiyetin kendi üzerine geçirilmesini isteyebilir.(22)
2. Nakil giderleri
BK 186 madde gereğince, “hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise, satılan şeyin teslim mahallinden başka bir yere nakli lazım geldiği zaman, nakil masrafları alıcıya aittir. Masrafsız teslim şart edilmiş ise satıcı nakil masraflarını üzerine almış addolunur. Liman ve gümrük masrafı olmaksızın teslim mukavele edilmiş ise satıcı ihracat, transit ve ithalat rüsumunu üzerine almış addolunur; fakat eşyanın alıcı tarafından kabzedildiği zamanda istifa edilen istihlak rüsumunu deruhde etmiş sayılmaz”. Yani, satılan şeyin ifa yerinden başka bir yere nakli gerektiğinde, bu giderleri, aksine bir sözleşme veya gelenek yok ise, alıcı yüklenir. Teslim masrafsız olarak kararlaştırılmış ise, satıcı bu durumda nakil giderlerini üzerine almış sayılır.
C. Satıcının temerrüdü
Temerrüt halinin gerçekleşmesi için, borç konusu edimin zamanında ifa edilmemesi gerekir. Temerrüt için, borcun konusu edim imkansız olmamalı ve ödeme günü gelmiş olmalıdır.(23) Yapılacak veya verilecek şey usulüne göre kendisine sunulduğu halde alacaklının haklı sebep olmaksızın onu reddetmesi veya borçlunun borcunu ifa edebilmesinin, daha önce alacaklı tarafından yapılması gereken işlemlere bağlı olduğu durumlarda alacaklının gereken işlemlerden kaçınması alacaklı temerrüdünü, vadesi gelmiş ve ifası mümkün bir borcun ifa zamanında gecikme ise borçlunun temerrüdünü oluşturur. Borçlu, ifa etmekten kaçınamayacağı, muaccel ve mümkün edimi zamanında yerine getirmediği için alacaklının ihtarına maruz kalırsa, bu suretle gerçekleşen sorumluluk sebebine temerrüt denir.(24)
BK 187 madde uyarınca, ticarî işlerde belirli bir teslim tarihi kararlaştırılmış olup da satıcı temerüde düşerse, alıcının teslim talebinden vazgeçerek tazminat isteyebileceği karinedir. Alıcı teslim etmeyi tercih ederse, sürenin sonunda gecikmeksizin satıcıyı bu durum hakkında bilgilendirmesi gerekir.
Satım akdi iki tarafa borç yükleyen akitlerden olduğundan, alelade satımlarda ve teslimi için bir zaman belirlenmemiş ticarî satımlarda satıcının teslim borcunu yerine getirmemesi halinde borcun ifasından vazgeçip ifa etmeme nedeniyle tazminat istemek veya akdi feshetmek hakkının kullanılması için borçluya borcun ifası için süre verilmelidir.
Ticarî satımlarda, teslim için bir zaman belirlenmemişse, alelade satıma ilişkin hükümler uygulanır. Teslim için bir zaman belirlenmiş ticarî satımlarda ise, satıcıyı temerrüde düşürmek için ayrıca ihtarda bulunmaya ve satıcıya uygun süre vermeye gerek yoktur.
Sözleşmesel yükümlülüğünü ifa etmeyen satıcı alıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Ticarî işlemlerde alıcı, satılanın bedeli ile kendisine teslim edilmeyen mal yerine dürüstlükle kazandığı başka bir malın bedeli arasındaki farkı zarar olarak isteyebilir. Satılan mal, pazar veya borsa fiyatı bulunan mallardan ise alıcı yerine bir başkasını almaya gerek olmaksızın satılanın bedeli ile ifa tarihindeki bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir.
D. Satıcının zapta karşı tekeffül yükümlülüğü
1. Genel olarak
Zapta karşı tekeffül yükümlülüğü, satıcının sattığı bir mala üçüncü bir kişinin hiçbir hakkının olmadığını taahhüt etmesi ve eğer üçüncü kişi malı zaptedecek olursa veya alıcının mülkiyet hakkını ihlâl edecek şekilde bir hak iddia ederse, satıcının bundan sorumlu tutulmasıdır. BK’nın 189-193 maddelerinde düzenlenmiştir. İfade etmek gerekir ki, taraflar sözleşmede satıcının bu tekeffül yükümlülüğünü kaldırabilirler. Ancak tekeffül yükümlülüğünü kaldıran bu durumun geçerli olması, satıcının bu durumu alıcıdan bilerek gizlememiş olmasına bağlıdır.




Benzer Konular
DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:19   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

2. Koşulları
Satıcı, satılan malın üçüncü kişi tarafından sözleşmenin yapıldığı sırada varolan hukukî nedenlerle tamamen veya kısmen zapt edilmemesini tekeffül ile yükümlüdür. Alıcı zapt tehlikesini sözleşmenin yapıldığı sırada biliyor idiyse satıcı sadece taahhüt ettiği takdirde tekeffül ile yükümlüdür. Satıcı üçüncü kişiye ait hakkı bilerek gizlemiş ise tekeffül yükümlülüğünü kaldırma veya sınırlandırma yönünde kararlaştırılmış şart geçersizdir.
Satıcının zapta karşı tekeffül sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle satılanın alıcıya, zapttan önce teslim edilmiş bulunması gerekir.(25) Zaptın gerçekleşmesini sağlayan haklar, en geç sözleşmenin kurulması sırasında mevcut olmalıdır. Üçüncü kişinin zabıt girişiminin dava yoluyla olması zorunludur. Üçüncü kişinin hakkının varlığı, alıcı tarafından sözleşmenin kurulması sırasında bilinmemelidir.
3. Hükümleri
Satılanın tamamen zaptı halinde herhangi bir fesih beyanına gerek olmadan kendiliğinden sözleşme feshedilmiş sayılır. Alıcı, satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmâl ettiği semere ve faydaları düştükten sonra ödediği satış bedeli ile faizini satıcıdan isteyebilir.
Satılanın kısmen zaptı halinde sözleşme kendiliğinden feshedilmiş sayılmaz. Bu durumda alıcı, sadece bu yüzden uğradığı olumlu zararın tazminini isteyebilir. Zapta karşı tekeffüle dayanan davalar BK’nın 125’inci maddesi gereğince 10 yıllık zaman aşımına tâbidir.
Satılan mal kısmen zapt edildiği veya satıcının kefil olduğu aynî bir yükümlülükle sınırlandırıldığı takdirde, alıcı satımın feshini talep edebileceği gibi, yalnız bu yüzden uğradığı zararın tazminini talep edebilir. Satılanın ayıbını bilmiş olsa idi onu satın alamayacağı durumdan anlaşılıyorsa herhalde feshi dava edebilir. Bu durumda, alıcının satıcıya satılanın zapt edilmeyen kısmını o zamana kadar elde ettiği yararlarla birlikte geri vermesi gerekir.
E. Satıcının satılandaki ayıba karşı tekeffül yükümlülüğü
1. Kavram
Satıcının maddî ayıplara karşı tekeffülü, satılanın değerini veya sözleşme gereğince beklenen faydalarını azaltan veya tamamen kaldıran bir takım bozuklukların, eksikliklerin veya nitelik eksikliklerinin bulunmasından alıcıya karşı sorumlu tutulmasıdır. Satıcı, alıcıya karşı satılan şeyde beyan ettiği ve taahhütte bulunduğu niteliklerin olmamasından, değerini veya amaçlanan kullanmaya elverişliliğini ortadan kaldıracak yahut önemli surette azaltacak maddî ve hukukî ayıplardan da sorumludur. Önemle belirtmek gerekir ki, satıcı bu ayıplardan var olduğunu bilmese dahi sorumludur.
2. Koşulları
Satıcının ayıba karşı tekeffül yükümlülüğünden (BK 194-207) söz edebilmek için, öncelikle satılanın ayıplı olması gerekir. Bu ayıbın hasarın geçiş anından önce varolması gerekir. Satılanda varsayılan niteliklerin yokluğunu alıcı sözleşmenin kuruluşu sırasında bilmiyor olmalıdır. Ayıp gizli olmalıdır. Ayıp sebebiyle satılanın değeri veya elverişliliği önemli derecede azalmalı veya tamamen ortadan kalkmalıdır. Ayıba karşı tekeffül sözleşme ile kaldırılmış olmamalıdır. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde alıcı, satılan malı örf ve adete göre imkan olur olmaz muayene etmeli ve muayene sonucunda herhangi bir ayıp tespit etmişse bunu satıcıya bildirmelidir. Satıcı sözleşmenin yapıldığı sırada alıcının bildiği ayıplardan sorumlu değildir. Olağan özeni gösterseydi alıcının öğrenebileceği ayıplardan dolayı satıcı, bu ayıpların var olmadığını vaad etmişse sorumludur. Alıcı örf ve adete göre olanağını bulduğunda satılanı muayene etmek ve satıcının yükümlülüğü altında bulunan ayıp gördüğünde bunu hemen satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Satıcı alıcıyı kasten aldatmış ise, tekeffül yükümlülüğü ayıbın zamanında bildirilmemesinden dolayı sınırlanmaz.
3. Hükümleri
BK’nın 202 ve 203’üncü maddelerinde, satıcının tekeffülü altında bulunan ayıbın varlığı halinde alıcının seçimlilik hakları gösterilmiştir. Buna göre, eğer maldaki değer eksikliği satış bedeline eşit ise alıcı bedelin indirilmesini isteyemez; ancak satımın feshini talep edebilir. Satılan alıcının kusuruyla telef olmuş yahut alıcı onu başkasına temlik etmiş veya şeklini değiştirmiş ise, alıcı bu durumda ancak değer noksanına karşılık gelen bedelin indirilmesini dava edebilir. Satılan mal misli nitelikte bir mal ise, alıcıya sözleşmeden dönmeyi veya semenin indirilmesini veya aynı çeşitten ayıpsız başka mallar verilmesini isteme seçimlik haklarına sahiptir. Taraflar ayıbın satıcı tarafından giderilmesi konusunda ayrıca anlaşmadıkça, alıcı malın satıcı tarafından tamirini isteyemez.(26)
F. Alıcının borçları
Alıcının borçları, BK’nın 208-212’nci maddelerinde düzenlenmiştir.
1. Satış bedelinin ödenmesi ve satılanı teslim alma
Alıcı, satım sözleşmesi hükümleri çerçevesinde satış bedelini ödemek, kendisine sözleşmeye uygun bir biçimde sunulan satılanı teslim almakla yükümlüdür. Bir anlaşma veya örf adet bulunmadıkça, teslimin hemen gerçekleştirilmesi gerekir. Satım sözleşmesinin esaslı unsurlarından olan satış bedelini alıcı kati sipariş ile yapmış ise, satım sözleşmesinin ifa edileceği yer ve zamandaki ortalama pazar fiyatı üzerinden kararlaştırılmış sayılır.
2. Semenin muaccel oluşu ve semene faiz işletilmesi
Ödenmesi için başka zaman belirlenmemiş ise, semen mal alıcının zilyedliğine geçtiğinde muaccel hale gelir. Belirli vadenin geçmesiyle oluşan temerrüde ilişkin hükümlerin dışında, adet bu yolda ise veya alıcı satılanın semerelerini veya başka getirilerini alma olanağına sahip ise ihtara gerek kalmadan semen üzerine faiz yürütülür.
G. Alıcının temererüdü
BK’nın 211’inci madde gereğince, satılan mal yalnız bedelin ödenmesinden sonra veya bedelin ödenmesiyle aynı zamanda teslim edilecek ise, alıcının temerrüdü üzerine satıcı hiçbir şeye gerek kalmadan satımı feshedebilir. Ancak bu hakkı kullanmak için, durum hakkında alıcıyı hemen bilgilendirmekle yükümlüdür. Mal bedelin ödenmesinden önce alıcıya teslim edilmiş ise, satıcı alıcının temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönebilmek ve teslim edilen malı geri alabilmek için sözleşmeden dönme hakkını açıkça saklı tutmuş olmalıdır.
IV. Araç satım sözleşmesi
A. Şekil
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile birlikte, araç satış sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için resmî şekilde yapılması kuralı getirilmiştir. Bu şekil koşulunun gerçekleşmiş sayılması için noterde resen, düzenleme şeklinde yapılması gerekir (2918 sayılı Yasanın 20/d madde). Belirtmek gerekir ki, bu şekil koşulu, trafiğe kayıtlı araçlar açısından gereklidir. Trafiğe kayıtlı olmayan araçlar açısından ise sözleşmenin geçerliliği bir şekil şartına bağlı değildir.
B. Geçersizliğin sonuçları
Araç satış sözleşmesi geçersiz olduğu takdirde, taraflar, verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilirler. Resmî şekilde yapılmayan araç satış sözleşmesinin kesin hükümsüz olmasından dolayı, yanlar arası alacak borç ilişkisi doğurmaz, sonuç olarak da geçersiz satış sözleşmesinin alıcıya satış bedelinin iadesi karşılığında araç üzerinde hapis hakkı tanımaz. Sözleşmenin geçersizliği nedeniyle alıcı bedelin iadesini, taraflar birbirine verdiklerini geri isteyebilirler. İadelerin aynı anda ve karşılıklı olması gerekir.
Geçersiz bir satış sözleşmesine dayanarak, aracı elinde bulunduran alıcı kaide olarak iyi niyetli sayılır. Eğer olayda kötü niyet var ise, bu ileri sürülüp ispat edilebilir. İyi niyetli olmanın sonucu olarak, aracı geri vermekle yükümlü olduğu satıcıya karşı, herhangi bir tazminat ödemekle yükümlü değildir. Elde ettiği medenî semereleri de geri vermekle yükümlü değildir. Ancak araç satış sözleşmesi geçerli bir nedenle kurulmuş, sonradan haklı nedenle feshedilmiş ise, ayıp vs. gibi, BK 105 madde gereğince alıcı, araçtan elde ettiği medenî semereleri geri vermekle yükümlüdür. Bunun karşılığında satıcıdan parasının faizini isteyebilecektir.
C. Üçüncü kişi ile yapılan sözleşme
MK 902’nci maddesi, bir malın çalınmış, kaybedilmiş veya diğer herhangi bir nedenle rıza dışı elden çıkması halinde iyi niyetli iktisabın korunmayacağını hüküm altına almıştır. Mülkiyeti devreden bir işlemin geçerliliği, sebebe ait işlemin de geçerli olmasına bağlıdır. Yani, iktisabın korunması için iyi niyet ve zilyedliğin yanında geçerli bir sebebin bulunması (illilik) gerekir. Eğer araç aleni müzayede, pazar veya ona mümasil eşya satan tacirden alınmış ise alıcının iyi niyeti korunur. MK 901 madde gereğince, aracı emin sıfatıyle zilyedden alan kişinin iktisabı geçerlidir. Trafik sicillerinin hukukî vasfı hakkında 2918 sayılı Yasada bir hüküm olmamakla birlikte, trafik sicilleri de aynen tapu sicil gibi aleni olmalıdır. İlgisini ispat eden herkes, siciller üzerinde inceleme yapma yetkisine sahiptir.
Geçerli bir araç satış sözleşmesi yapıldıktan sonra, araç alıcının elindeyken zapt edilmiş ise, satıcının zapta karşı tekeffül yükümlülüğü gereğince, sözleşme feshedilmiş sayılır (BK 192. m). Bu durumda alıcı bedeli isteyebilir. Ama, bedeli isterken geçerli satış sözleşmesinin feshi gibi araçtan elde ettiği ve hatta elde etmeyi ihmâl ettiği semereleri geri vermelidir. Bedeli de faizi ile birlikte geri ister. Sözleşme masraflarını geri isteyebilir. Zaptdan doğan diğer zarar ve ziyanını isteyebilir. Zapteden üçüncü kişiden isteyebileceği masrafları isteyebilir.
V. Taşınmaz mal satım sözleşmesi
A. Şekil
Tapulu taşınmazların satım sözleşmesinin geçerliliği, resmî şekle tâbidir. (MK 634, BK 213, Tapu Kanunu 26, Noterlik Kanunu 60/3 maddeleri). Tapulu taşınmazların satımına ilişkin sözleşmelerin tapu sicil muhafızları/memurları tarafından düzenlenmesi gerekir. Bu şekil şartına uymadan yapılan satım sözleşmesi kesin hükümsüzdür, mutlak butlanla batıldır. Sonuçta taraflar açısından herhangi bir alacak borç ilişkisi doğurmaz. Taşınmaz satımları, ancak resmî şekilde yapıldıkları takdirde geçerlidir.
Bu kuralın iki tane istisnası vardır. Birincisi, miras payının devrine ilişkin olarak mirasçıların birbirleriyle yapacakları sözleşmeler yazılı olmak koşuluyla geçerlidir.(27) İkincisi, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayanarak, başkasının arsasına inşaat yapan yüklenici o sözleşme gereğince, kendisine isabet eden bırakılmış bir bağımsız bölümü, üçüncü kişiye satması durumunda, bu satımda resmî şekil koşulu aranmaz. Bu durumda aslında söz konusu olan alacağın temlikidir. Bunun da geçerliliği, yazılı olması koşuluna bağlıdır. Yüklenici, arsa sahibine karşı edimini yerine getirmişse, yeni inşaatı tamamlamış ise, kat karşılığı inşaat sözleşmesi, ister resmî, ister adi yazılı şekilde, isterse sözlü yapılmış olsun inşaatın bitirilmiş olması koşuluyla yüklenici kendisine isabet eden bağımsız bölümlerin adına tescilini isteme hakkına sahip olur. Bu hak şahsi bir haktır. BK 162 vd. madde gereğince bu hak borçlunun muvafakatı aranmaksızın üçüncü kişilere temlik edilebilir. Bağımsız bölümü satın alan üçüncü kişi, hem kendi sözleşmesinin tarafı olan yükleniciye, hem de arsa sahibine karşı ileri sürerek mülkiyetin kendisine geçirilmesini talep edebilir. Eğer mülkiyetin kendisine geçirilmesi kusurlu olarak imkansızlaştırılmış ise, BK. 96 madde gereğince ifa menfaatini, tam ifa yerine geçen tazminat, yani o bağımsız bölümün, edimin ifasının imkansızlaştığı tarihteki değerini isteyebilir.
Taşınmaz mal satışı, arazi, tapu siciline taşınmaz olarak kaydedilen bağımsız ve devamlı haklar ile madenlerin satışıdır. Taşınmaz mal satışı sözleşmesinin tapu memuru önünde yapılması zorunludur. Taşınmaz satışında, iyi niyetli üçüncü kişiler, genel hükümlere göre muvazaa iddiasına karşı korunmuşlardır. MK’nın 931 madde uyarınca, tapu sicilindeki kayda iyi niyetle güvenerek ayni bir hak iktisap eden kimsenin iktisabı geçerlidir.(28)
B. Satım sözleşmesinin geçersizliğinin sonuçları
Satım sözleşmesinin geçersiz olması halinde, her iki taraf, birbirine vermiş oldukları şeyleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilirler. Alıcı, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle satım parasını geri isteyen, BK’nın 81 madde gereği, kendisi de bağımsız bölümü geri vermiş veya bunu teklif etmiş olmalıdır. Örneğin bedelin iadesi amacıyla açılan bir davada henüz taşınmaz geri verilmemiş ise, bedelin iadesine ilişkin dava hemen reddedilmez; usul ekonomisi gereği, hükümde, “bedelin iadesi koşuluyla taşınmazın geri verilmesi” denilir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, “geçersiz sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalar 10 yıllık zaman aşımına tâbidir. Zaman aşımının başlangıç tarihi de, ferağın verilmeyeceğinin (taşınmazın tapu devrinin yapılmayacağının) alıcı tarafından öğrenildiği tarihtir.(29)
Geçersiz bir sözleşmede kararlaştırılan cezaî şart da geçersiz sayılır ve istenemez. Satım sözleşmesi ile beraber bir para ödenmiş ise ve ödemenin maksadı anlaşılamıyor ise bir karine olarak, bunun pey akçesi olduğu kabul edilir (BK 156/1). Bu durumun aksi, yasal kanıtlarla ispat edilebilir. Pey akçesi de, cezaî şart gibi borcu güçlendirmeye yarayan fer’i bir unsur olduğu için asıl sözleşme muteber değil ise, pey akçesi de geçersizdir, iadesi gerekir. Alıcı, geçersiz sözleşme nedeni ile kendisine teslim edilen taşınmaz üzerine yaptığı muhdesatta kötü niyetli sayılamaz. Dolayısıyla, işgal tazminatından da sorumlu tutulamaz. Ödediği paranın faizini de isteyemez.
VI. Gayrimenkul satış vaadi
A. Kavram ve hukukî niteliği
Gayrimenkul satış vaadi, bir tarafa veya iki tarafa, bir gayrimenkulun satış akdinin yapılmasını istemek hakkını sağlayan bir ön akittir.(30) Asıl satış akdi yapılmasını istemeye hakkı olan taraf bu isteğini karşı tarafa beyan edince, yenilik doğurucu bir hakkın kullanılması niteliğinde olan bu beyan karşısında karşı tarafın asıl akdi yapma borcu doğar. BK’nın 213 maddesi gereğince, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olması, ancak resmi şekilde yapılmasına bağlıdır.
Gayrimenkul satış vaadine konu olan taşınmaz, tapuda kayıtlı olmalıdır. Bu sözleşmede, satıcının malik olması zorunlu değildir. Bir kimse, başkasının taşınmazının satışını da vaad edebilir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde tarafların yükümlülükleri belirlenmiş veya belirlenebilir olmalıdır.
Eğer satıcı henüz tapu devri gerçekleşmeden, taşınmazı üçüncü kişiye satıp devrederse, sözleşmenin ifasını kendi kusuruyla imkansız hale getirdiği için, BK 96 madde gereğince olumlu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Alıcı bu durumda satış bedeli ile MK’nın 907 maddesi gereği eğer satış vaadi sözleşmesi ile birlikte taşınmaz teslim edilmiş olsaydı bir takım zarurî ve faydalı masraflar yapmış ise bunların bedelini de isteyebilir. Ancak taşınmazdan elde edilen semereler mahsup edilir. Satıcının kusuru olmadan borcun ifası imkansız hale gelmiş ise, BK’nın 117’nci maddesi gereği satıcının borcu ortadan kalkmakla birlikte, eğer sözleşmenin ifası, kusur olmaksızın imkansızlaşmış ise fakat borçlu kusuru olmaksızın imkansızlaşan edimin yerine başka bir menfaat sağlamış ise (ikame değer), borç ilişkisi sona ermez. Sorumluluk ikame değer üzerinde devam eder.
B. Şekil
1512 sayılı Noterlik Kanununun 60’ncı maddesi gereğince, gayrimenkul satış vaadlerine ait resmî senetleri düzenleme yetkisi noterlere tanınmıştır. Tapu Kanununun 26’ncı maddesine göre, tapu sicil memurları da bu konuda yetkilidir.
MK 634 mülkiyetin nakline yönelik sözleşmelerin, BK 213’üncü maddesi de taşınmaz satımı ve satış vaadinin resmî şekilde yapılmasını geçerlilik koşulu olarak kabul etmektedir. Nitekim taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile borç altına giren kişi satış ve mülkiyetin nakliyle karşı karşıya kalabileceği için bahsi geçen hükümler yerindedir.
C. Hükümleri
Asıl satış akdinin yapılmasını istemeye hakkı olan taraf, bu konudaki yenilik doğurucu hakkını kullandığında karşı tarafın tapu memuru önünde beyanda bulunması gerekir. Karşı taraf bu beyanda bulunmaktan kaçınırsa alıcı, Medenî Kanunun 642’nci maddesi uyarınca mahkemeye başvurarak mülkiyetin kendisine verilmesini isteyebilir. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, tapuya şerh verilir ise sözleşme yanları dışındaki üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
Bir kimsenin henüz malik olmadığı tapuda kayıtlı olmayan taşınmazını başkasına satıp teslimi ileride mülkiyet kazanımına yarar; mal üzerinde fiili tasarruf hakkını, zilyedliği devir amacı güder. Aynî bir hak olan zilyedliğin devri caiz ve muteber olup, şekle tâbi değildir. Bu işlem tapulu taşınmazların satımına kıyas ile kendiliğinden hükümsüz sayılamaz.(31)
Bu arada eklemek gerekir ki, özellikle nisbi muvazaada, biri görünüşte ve diğeri gizli olmak üzere iki sözleşme vardır. Gizli sözleşme, tarafların gerçek iradelerine uygun, fakat üçüncü kişileri aldatmak amacıyla görünüşteki sözleşmenin arkasına gizlenmiştir. Görünüşteki sözleşme, tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli sözleşme ise biçim koşulunu taşımadığından geçersiz sayılır. Tapulu taşınmazların devir borcunu doğuran sözleşmelerin MK 634, BK 213, Tapu Kanunu 26’ncı maddeleri uyarınca tapu memurlarınca resen düzenlenmesi zorunludur. Tapulu taşınmazların devri veya satış vaadi hakkında düzenlenen gizli sözleşmeler, öngörülen şekil koşullarını taşımadığı sürece geçersizdir. Tapusuz taşınmazlarda bu şekil koşulu aranmaz.(32)


KAYNAKÇA
1. Antalya, O. Gökhan: “Geçerlilik Şekline Aykırılığın Yaptırımı ve Sınırları”, YD, C. 18, Temmuz 1992, sy. 3.
2. Atamer, M. Yeşim: “Üçüncü Kişilerin Uğradığı Zararın Sözleşmesel Sorumluluk Kurallarına Göre Tazmini”, YD, C. 22, Ocak- Nisan 1996, sy. 1-2.
3. Bahtiyar, Mehmet: “Genel İşlem Koşullarına Karşı Tüketicilerin Korunması”, YD, C. 22, Ocak-Nisan 1996, sy. 1-2.
4. Batum, Süheyl–Yüzbaşıoğlu, Necmi: Anayasa Hukukunun Temel Metinleri, Beta Yay., İstanbul, 1997.
5. Çeker, Mustafa: “Alman Hukukunda Sözleşmenin Kurulması”, Yargıtay Dergisi, C. 21, Ocak-Nisan 1995, sy: 1-2.
6. Çelikel, Aysel-Nomer, Ergin: Devletler Hususi Hukuku -Örnek Olaylar- Mahkeme Kararları, Beta Yay., 5. B., İstanbul, 1993.
7. Erdoğmuş, Belgin-Tahiroğlu, Bülent : Roma Hukuku Meseleleri, Filiz Kitapevi, İstanbul, 1989.
8. Gölcüklü, Feyyaz-Gözübüyük, Şeref: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, 2. B., Turhan Kitabevi, Ankara, 1996.
9. Kartal, Bilal: “Faizi Aşan Zarar ( Munzam Zarar)”, YD, C. 23, Ekim 97, sy. 4.
10. Kılıçoğlu, Ahmet: Medenî Hukuk Pratik Çalışmaları, Savaş Yay., 3. B., Ankara, 1991.
11. Kurak, Necat: “Muvazaa ve Yargıtay Kararları”, AD, Temmuz-Ağustos 1983, Yıl 80, sy 4.
12. Oğuzman, M. Kemal: Medenî Hukuk Dersleri, Filiz Kitabevi, 6. B., İstanbul, 1990.
13. Oğuzman Kemal-Akyol, Şener-Özakman, Cumhur: Medenî Kanun, Borçlar, Kanunu, Fakülteler Matbaası, İstanbul, 1984.
14. Özmen, İhsan-Özkaya, Eraslan: Muvazaa Davaları, Adalet Matbaacılık, Ankara, 1993.
15. Öztürk, Gülay: “Satış Vaadi Sözleşmesinden Doğan Borç İlişkisi”, YD, C. 23, Ekim 1997, sy. 4.
16. Şener, Esat: İçtihatlı-Açıklamalı Türk Medenî Kanunu, C. 2, 3. B., Seçkin Yay., Ankara, 1998.
17. Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku-Özel Borç İlişkileri, C. I/1, 4. B., Ankara, 1985.
18. Tekinay, Selahattin Sulhi: Borçlar Hukuku, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yay., Kutulmuş Matbaası.
19. Tekinay-Akman–Burcuoğlu-Altop: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 2, 5. B., Fakülteler Matbaası, İstanbul, 1985.
20. Turhan, Nedim: “ Kazanılmış Hak Kavramı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Bu Konu ile İlgili Bir Kararı Üzerine Düşünceler”, YD, C.18, Ekim 1992, sy. 4
21. Uygur, Turgut: Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu, C. 2-3, Seçkin Yay., Ankara, 1990.
22. Ünal, Şeref: Temel Hak ve Özgürlükler ve İnsan Hakları Hukuku, Yetkin Yay., Ankara, 1997.
23. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 1996/4 Esas, 1998/3 Karar, 04.12.1998 Tarihli Kararı.
24. Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararları Hukuk Bölümü, C. 1-6.
25. Yavuz, Cevdet: Türk Medenî Hukuku ve Borçlar Hukuku Mevzuatı, Beta Yay., 2. B., İstanbul, 1990.
26. Yavuz, Nihat: “Bilimsel Öğretide ve Uygulamada Yorum”, YD, C. 23, Ekim 1997, sy. 4.
27. Zengingül, Hazal: “Sözleşmenin Yorumu”, YD, C.19, Ekim 1993, sy. 4.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
amacini, analiz, bir, devri, güden, mülkiyetin, sözleşmelerden, sözleşmesi”ne, yönelik, “satim


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557