Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:20   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Uluslar arasi özel hukuk ve fikrî-sinaî haklar

ULUSLAR ARASI ÖZEL HUKUK
VE FİKRÎ-SINAÎ HAKLAR*

Hülya (VAR) ÇETİN
Bakanlık Tetkik Hâkimi


Giriş

Hukuk kurallarının büyük bir kısmı belirli olay ve ilişkileri doğrudan doğruya ele alır ve bunları bizzat düzenler. Örneğin; patent hukukuna ilişkin kurallar, patent verilerek korunabilecek buluşların neler olduğunu, kimlerin patent isteme hakkına sahip olduğunu belirler. Bu tür kurallara “maddî hukuk kuralları” denir.
Belirli olay ve ilişkileri ele alıp bizzat düzenlemekten ziyade, sadece bu düzenlemeyi yapmaya hangi ülkenin hukuk kurallarının yetkili olduğunu gösteren hukuk kuralları uygulanacak hukuku gösteren kurallardır. Eğer uygulanacak hukuku gösteren bir kural; hukukî bir ihtilâfta, bu ihtilâfla ilişkili bulunan birden fazla hukuk düzeni arasında hangisinin yetkili olduğunu göstermekte ise “kanunlar ihtilâfı kuralı” adını alır.
Uluslar arası özel hukuk bir kanunlar ihtilâfı hukukudur, onun bir dalını teşkil eder.(1) Bir ya da birden fazla yabancı unsur içeren olay ve ilişkilerde, aynı zaman içerisinde yürürlükte bulunan, çeşitli devletlerin özel hukuk düzenlemelerinden hangisinin uygulanacağını gösterir.
Teknolojik gelişmelerin etkisiyle hukukî ve ticarî ilişkilerde sınırların giderek önemini yitirdiği günümüzde, fikrî-sınaî haklarla ilgili bir ya da birden fazla yabancı unsur içeren olay ve ilişkilerde,
- Fikrî-sınaî hakların sahipliği,
- Fikrî-sınaî haklarla ilgili işlemlerin geçerliliği,
- Bu hakların niteliği ve
- Bu hakların ihlâli halinde hangi hukuk kurallarının uygulanacağı gibi konular önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu çalışmada, asıl konumuz olan “Yargılama Yetkisi, Hukukî ve Ticarî Konularda Yabancı Mahkeme Kararlarına Dair Lahey Sözleşme Taslağı”na geçmeden önce birinci bölümde; uluslar arası özel hukukta genel olarak uygulanacak hukukun tespitinde dikkate alınan bir kısım teorilerden ve her kanunlar ihtilâfı kuralında zorunlu olarak bulunması gereken iki unsurdan; “bağlanma konusu” ve “bağlanma noktası”ndan bahsedilecektir.
İkinci bölümde, telif hakkı (eser üzerindeki haklar) ve komşu haklar bağlamında üç önemli bağlanma noktası üzerinde durulacak, üçüncü bölümde, sınaî haklar açısından uluslar arası özel hukuk konusuna değinilecektir.
Dördüncü ve son bölümde ise; 30 Ekim 1999 tarihinde Lahey Uluslar- arası Özel Hukuk Konferansı’nda, özel komisyon tarafından hazırlanan “Yargılama Yetkisi, Hukukî ve Ticarî Konularda Yabancı Mahkeme Kararlarına Dair Sözleşme Taslağı”nın amacı ve içeriği konusunda, Sözleşme Taslağı’nın önemli maddelerine değinilerek bilgi verilmeye çalışılacaktır.
I. Uluslar arası özel hukukta genel olarak uygulanacak hukukun belirlenmesi
A. Teoriler
Uluslar arası özel hukuk kurallarının, bir ya da birden fazla yabancı unsur içeren olay ve ilişkilerde, aynı zaman içerisinde yürürlükte olan çeşitli devletlerin özel hukuk düzenlemelerinden hangisinin uygulanacağını gösteren kurallar olduğu belirtilmişti. Genel olarak kişilerin vatandaşlığı, ikametgâhı, mutat meskeni, işlemin yapıldığı veya ifa edildiği yer, malların bulunduğu ya da ulaştığı yer veya fiilin ika edildiği yer yabancı unsur içerebilir.(2) Yabancı unsurlu ilişki veya olayda uygulanacak maddî hukukun tespiti konusunda, geçmişten günümüze, birtakım teoriler geliştirilmiştir. Bu teorilere tarihi perspektiften kısaca değinmek, bir bütün olarak günümüz uluslar arası özel hukuk sistemini anlamamıza yardımcı olacaktır.
Uygulanacak hukukun belirlenmesi konusunda günümüz sisteminin temelleri ünlü Alman bilgin Friedrich Carl von Savigny’nin (1779-1861) Teorisine dayanır. “Modern Roma Hukukunun Sistemi” adlı eserinin 1849’da yayınlanan 8’inci cildinde Savigny özel hukukta hukukî ilişkiye, niteliği itibariyle içerisinde yer aldığı, “en yakından bağlantılı olduğu yer ya da ülkenin” hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Ona göre, her toplumun egemen devletin menfaatlerinden bağımsız, kendi değerler yapısı üzerine kurulmuş özel hukuk sistemi mevcuttur. Bu nedenle, her hukukî ilişkiye, o hukukî ilişkinin niteliğine ve hukukî özelliğine göre en uygun çözümü getiren yabancı hukuku uygulayabiliriz. Bir hukukî sorunun en uygun şekilde çözülebilmesi için, hukukî sorunla en yakından bağlantılı, hukukî ilişkinin niteliği itibariyle içerisinde yer aldığı, Savigny’nin tâbiriyle oturmakta olduğu (Sitz) ülke hukukunu uygulamalıyız. Eğer her ülkede kanunlar ihtilâfı kuralları gereğince, hukukî soruna uygulanmak üzere aynı hukuk seçilirse, ülkelerin hukuklarının içeriğindeki farklılıkların hiçbir önemi kalmaz. Böylece Savigny’nin metodu uluslar arası özel hukukun sınır aşan hukukî bir meseleye çözüm getirme amacına ulaşabilir.
Savigny Teorisi uluslar arası özel hukukta yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Savigny’den önce “uygulanması gereken hukuk” sorunu hukukî meselenin niteliğine göre tartışılırdı.(3) Zamanının ünlü uluslar arası özel hukuk bilginlerinden olan Bartolus de Sassoferata (1314-1357) ve öğrencisi Baldus’un (1327-1400) öncülüğünü yaptığı ve tam beş asır çeşitli kalıplar içerisinde uluslar arası özel hukukun gelişimine hakim olmuş “Statüler Teorisi”ne göre; şahsa ilişkin hukuk kuralları (statuta personalia), nereye giderse gitsin şahsı daima takip etmelidir. Eşyaya ilişkin hukuk kuralları, sahiplerinin milliyetine bakılmaksızın münhasıran o ülkede bulunan taşınır ve taşınmaz mallara uygulanmalıdır. Bu düşünce tarzı Savigny tarafından değiştirilmiştir. Savigny, her ülkenin kendi hukukunu tercih etmek eğiliminden kurtulmak ve her olayda belirli hukukî ilişkiye en adil hukuku bulmak anlayışıyla hareket etmek fikrini uluslar arası özel hukuka getirmiştir.
Savigny Teorisi, 1896 tarihli Alman Medenî Kanunu ve Japonya’nın 1898 tarihli Kanunların Uygulanması Hakkında Kanunu’nda ve diğer pek çok ülkenin uluslar arası özel hukuk kanunlaştırma çalışmalarında esas alınmıştır. Fransız Medenî Kanunu, Savigny’den önce kanunlaştığından, 3’üncü maddesinin 3’üncü paragrafında Savigny öncesi teori (Statüler Teorisi) kabul edilmiş ise de; Fransa’da Savigny Teorisi uluslar arası özel hukukun temel teorisidir. Anglo-Amerikan yargı sistemi de bu Teoriyi benimsemiştir. Ayrıca, Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı’nın öncülüğü ile yürürlüğe koyulan uluslar arası sözleşmelerde, Latin Amerika ülkeleri arasında ve Avrupa Topluluğunda (örneğin; Avrupa Topluluğunun 1980 tarihli, Akdî Yükümlülüklere Uygulanabilir Hukuk Hakkında Sözleşmesi’nde) Savigny Teorisi benimsenmiştir.
Savigny Teorisi’nin sadece özel hukuk alanında uygulandığını belirtmek gerekir. Kamu hukuku alanında hâlen Savigny öncesi teoriler (Statüler Teorisi) uygulanmaktadır. Uluslar arası bağlamda, kamu hukuku ile ilgili tek sorun, bir ülkenin kendi egemenlik sahası dışında ortaya çıkan konularda kendi kamu hukukunu ülkesinden ne kadar uzakta uygulayabileceği sorunudur.
Kamu hukukunun alanını belirlemek kolay değildir. Bununla birlikte, özel hukuk alanında uygulanacak hukukun seçimini Savigny Teorisi temelinde yaptığımız sürece kamu hukuku meselelerini özel hukuk meselelerinden ayırt etmek bir zorunluluktur.
Bir kuralın ihlâlî, suç olarak cezalandırıyorsa, bu kuralı kamu hukukuna ait bir kural olarak nitelendirmek zor değildir. Cezaî bir müeyyide, kurala uymayı sağlama konusunda devletin önemli yetkilerine işaret eder. Fikrî-sınaî haklar hukuku alanında bazı ihlâller para ve/veya hapis cezası ile müeyyidelendirilir. Bu tür kurallar kamu hukuku niteliği taşırlar. Bu tür kuralların uygulanabilirliği, bu kuralları koyan devlet tarafından belirlenmelidir ve diğer ülkeler tarafından uygulanmamalıdır.
Bununla beraber, hiçbir cezaî müeyyide içermese dahi sınaî haklar hukukunun bazı hükümlerinin, özellikle idare hukuku özelliği taşıyan tescil ile ilgili hükümlerin kamu hukuku niteliği taşıdığı göz ardı edilmemelidir. Ancak, çoğu zaman özel hukuk ile kamu hukuku arasında bir sınır çizmek zordur.(4)
B. Bağlanma konusu ve bağlanma
Her kanunlar ihtilâfı kuralında zorunlu olarak iki unsur bulunur. Bu unsurlar, belirli bir hayat ilişkisi, yani “bağlanma konusu” ve bağlanma konusunun belirli bir hukuk düzenine tâbi tutulmasında dikkate alınan vakıa, yani “bağlanma noktası”dır. Örneğin; “hak ve fiil ehliyeti ilgilinin millî hukukuna tâbidir”. Bu kanunlar ihtilâfı kuralında “hak ehliyeti” ve “fiil ehliyeti” bağlanma konusudur. Şahsın “tabiiyeti” ise bağlanma noktasıdır.(5) Başlangıçta bir kanunlar ihtilâfı kuralında tek bir bağlanma noktası seçilmekteydi. Fakat son zamanlarda, daha karmaşık yaklaşımların kabul edilme eğilimi olduğu görülmektedir. Uygulanacak hukukun belirlenmesinde birden fazla bağlanma noktasının kombinasyonunu gerektiren “cascade” sistemi yaygın olarak kullanılan bir sistemdir. Bu sistemde, eğer böyle bir kombinasyon oluşturulamazsa bir sonraki aşamalar ele alınır. 1973 tarihli “Ürünlerdeki Ayıp Konusunda Uygulanacak Hukuka Dair Lahey Sözleşmesi”nin 4, 5 ve 6’ncı maddelerinde bu sistem oluşturulmuştur. İlgili tarafların kendi hukukî ilişkilerine uygulanacak hukuku seçebilmeleri anlamına gelen “taraf özerkliği” sistemi de giderek daha sık kabul edilme eğiliminde olan bir sistemdir. Bu sistem, uygulanacak hukukun, hukukî ilişki ile en yakından bağlantılı olan hukuk olmasını gerektirmediğinden, hemen hemen en yaygın kabul gören sistemdir. Bu sistemin kaynağı “Savigny Teorisi” değildir. Sistemin esasının, Fransız bilgin Charles Dumoulin’in (1500-1566) çalışmalarında ve daha belirgin bir şekilde İtalyan bilgin Pasquale Stanislao Mancini (1817-1888) tarafından 1874’de yazılan bir makalede oluşturulduğu söylenir. Savigny sözleşmelere, sözleşmelerden doğan yükümlülüklerin nerede icra edilmesi gerekiyorsa, o yer hukukunun uygulanması gerektiğini düşünür.
Bağlanma noktasının seçimi uluslar arası özel hukukun amacına ulaşması bakımından çok önemlidir.(6)
Kanunlar ihtilâfı kurallarının maddî içeriklerine uygun olarak uygulanabilmeleri için, hem bağlanma konusunun hem de bağlanma noktasının doğru tefsir edilmesi, yani vasıflandırılması gerekir. Örneğin; X kişisi bir trafik kazasında Y kişisi tarafından yaralanmışsa ve tazminat miktarının belirlenmesi gerekiyorsa, tazminat konusu haksız fiil olarak vasıflandırılacaktır ve haksız fiil hakkındaki kanunlar ihtilâfı kuralı gereğince, tazminat miktarının belirlenmesinde kazanın meydana geldiği yer hukuku uygulanacaktır.
II. Fikrî haklar açısından uluslar arası özel hukuk
Bu bölümde “fikrî haklar” üst kavramının kapsamında yer alan “telif hakkı” (eser üzerindeki haklar) ve “komşu haklar” konusunda, yabancı unsur içeren bir ihtilâfta uygulanacak hukukun tespiti konusuna değinilecektir.
Telif hakkı ve komşu haklarla ilgili, yabancı unsur taşıyan bir ihtilâfta uygulanacak hukuku belirlemede kullanılan başlıca bağlanma noktaları; sözleşme yapanların sözleşmelerinde belirttikleri yer hukuku (lex contractus), şahsı takip eden hukuk (statuta personalia), yargılamanın yapıldığı yer hukuku (lex fori), korumanın gerçekleştiği ülke hukuku, menşe ülke hukuku olarak belirtilebilir. Burada sadece ilk üçüne değinilecektir.

A. Sözleşmenin yapıldığı yer hukuku (lex contractus)
Sözleşmenin yapıldığı yer hukukunun (lex contractus) telif hakkı ve komşu haklar konusunda önemli yere sahip olduğu inkâr edilemez. Telif hakkı veya komşu haklarla ilgili lisans sözleşmesi, temlik sözleşmesi gibi sözleşme yapan taraflar, sözleşmeye herhangi bir ihtilâf halinde uygulanacak hukuk konusunda herhangi bir hüküm koymamışlarsa, sözleşmeye uygulanacak hukukun belirlenmesi sorunu ortaya çıkar. Avrupa Topluluğuna üye devletler tarafından, 19 Haziran 1980 tarihinde imzalanan Akdi Borç İlişkilerinde Uygulanacak Hukuka İlişkin Roma Sözleşmesi’nin 4/1’inci maddesinde, sözleşmenin, sözleşme ile en yakın bağlantıya sahip olan ülkenin hukukuna tâbi olduğu belirtildikten sonra, maddenin takip eden paragrafında, sözleşmenin, tipik (karakteristik) edimi (hizmeti) ifa edecek olan tarafın, sözleşmenin imzalandığı tarihteki mutat meskeninin bulunduğu ülke ile, tarafın şirket, ticarî ortaklık veya tüzel kişilik olması durumunda onun merkezî yönetiminin bulunduğu ülke ile en yakın bağlantıya sahip olduğu karine olarak kabul edilmiştir. Söz konusu maddenin 5’inci paragrafında ise bu karinenin, sözleşmenin başka bir ülke ile en yakın bağlantıya sahip olduğunun mevcut şartlardan anlaşıldığı durumlarda uygulanmayabileceği belirtilmiştir.
İsviçre hukukuna dayanan “tipik edim” kavramı daima eser sahibinin hakları ve komşu haklarla ilgili temlik ve lisans sözleşmeleri konusunda önemli tartışmaların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Eğer genellikle eserleri ve oyunları kullanma konusunu düzenlemeyi amaçlayan sözleşmeleri ele alırsak, temlik eden ya da lisans verenin iş yeri ya da ikâmetgahı hukukuna gönderme yapmaksızın, kullananın iş yeri ya da ikâmetgâhını bağlanma noktası olarak kullanma eğiliminde oluruz. Eğer, kullanma söz konusu olmaksızın temlik edilen ya da lisansı verilen hakkın konusu üzerinde durursak, tipik edimi yerine getirenin telif hakkı ya da komşu hak sahibi olduğunu söyleriz.
Bu konuda olası bir uluslar arası sözleşme çerçevesinde, yukarıda sözü edilen seçeneklerin her biri uygun gerekçelerle desteklenebilir. Ancak “kullanıcının yerleşim yeri” bütün hukuk sistemlerince daha kolay kabul göreceğe benzemektedir.(7)

B. Kişinin hukuku (statuta personalıa)
Telif hakkının, geleneksel olarak kabul gören kişisel boyutu nedeniyle, yazarın tâbiiyetinde bulunduğu ülke hukuku ya da ikâmetgahı veya mutat meskeninin bulunduğu ülke hukuku olarak anlaşılan “kişinin hukuku” doktrinde ve uygulamada kabul görmektedir. Ancak “yazarın millî hukuku”nun bağlanma noktası olarak kabul edilmesi, yayımlanmış eserlere uygulanmasında yaratacağı sakıncalar nedeniyle, sadece yayımlanmamış eserler açısından önerilmektedir. Oysa, “koruma yeri hukuku” ayırım yapmaksızın tüm telif haklarına teşmil edilebilir. Bu Teori yazarın ekonomik haklarının yayımlanma ile ortaya çıkacağı ve bu nedenle diğer bağlanma noktalarından yararlanmanın mümkün olacağı tezi ile desteklenebilirse de doktrinde kabul görmediğinden benimsenmesi oldukça zordur.
Ayrıca, “telif hakkı” ve “komşu haklar” konusunda “kişinin hukuku”nun bağlanma noktası olarak kabul edilmesinin, birden fazla yazar tarafından ortaya çıkarılan eserler açısından uygulamada zorluklara neden olacağı gibi yapımcı ve yayımcılara verilen ve ekonomik bir özelliğe sahip olan komşu haklar açısından hiçbir haklı gerekçesinin bulunmadığı göz ardı edilmemelidir.
C. Yargılamanın yapıldığı yer hukuku (lex forı)
Usul hukuku ve ihtiyatî tedbirler konusunda yargılamanın yapıldığı yer hukukunun uygulanacağı konusunda şüphe yoktur.
Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi’nin 5/2’nci maddesinde “Korumanın talep edildiği ülke” ibaresinden hareketle, bu maddenin “lex fori” esasına göre düzenlendiğini söyleyebiliriz.
Bern Sözleşmesi, belirli bazı davalarda “eserin yaratıldığı ülkenin hukuku”nu esas almıştır. “Eserin yaratıldığı ülkenin hukuku” ile eserin ilk kez yayımlandığı ülke anlaşılmaktadır.(8)
III. Sınaî haklar açısından uluslar arası özel hukuk
Patent hukukunda, uygulanacak hukukun belirlenmesinde ülkesellik prensibi esas alınır. Patentin geçerli olduğu ülkenin hukuku sadece patent verilmesi konusunda değil, aynı zamanda patentten kaynaklanan haklarla ilgili düzenlemeler yapar. “Patent” teriminin anlamını, korumanın kapsamını, ihlâl durumunda başvurulabilecek kanun yollarını ve maddî hukukla ilgili diğer bütün konuları patentin geçerli olduğu ülke hukuku belirler.
Diğer taraftan ülkesellik prensibi, patentle ilgili bütün işlemlerin, patentin geçerli olduğu ülke hukukuna tâbi olduğu ve bu ülkedeki bütün mahkemelerin patentle ilgili işlemlerde yargılama yetkisine sahip olabildiği anlamına gelmez. Örneğin Kıta Avrupasında genel olarak ülkesellik prensibinin, bir mahkemenin yabancı bir patente dayalı iddiaları ele almasına engel teşkil etmediği düşünülür. Ülkesellik prensibinin olumsuz sonuçları ulusal hukuklar arasındaki farklılıkların en aza indirilmesiyle önemli ölçüde azaltılabilir.(9)
IV. Yargılama Yetkisi, Hukukî ve Ticarî Konularda Yabancı Mahkeme Kararlarına Dair Lahey Sözleşme Taslağı(10)
A. Sözleşme Taslağının amacı
Fikrî ve sınaî haklar ülkeseldir. Patentler, markalar, telif hakları ve diğer fikrî ve sınaî haklar ülke, bazen de bölge esasına göre korunur. Fakat, hiçbir zaman uluslar arası düzeyde korunmaz. Fikrî-Sınaî hakların uluslar arası düzeyde korunması konusundaki ilk girişim, sınaî haklar konusunda Fransa’nın öncülüğünde yapılmıştır. 1873 Viyana, 1878 Paris Kongreleri’nden sonra 1883 yılında sınaî hakların korunmasına ilişkin olarak Paris Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu Sözleşme, imzalandığı günden bugüne kadar diğer sözleşmeler ile tamamlanmış, sınaî hakların korunmasında ülkeler arasında ihtiyaç duyulan ve özellikle buluş faaliyetinin evrensel karakterinin getirdiği ahengin sağlanmasına hizmet etmiştir.(11)
Bundan üç yıl sonra Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi yürürlüğe girmiştir. Bu ve fikrî-sınaî hakların uluslar arası düzeyde korunmasının geliştirilmesine ilişkin benzer çabalar fikrî-sınaî hakların ülkeselliği esasını değiştirememiştir. Günümüzde fikrî-sınaî haklar, (uyumlaştırma sağlayan uluslar arası sözleşmelerdeki hükümler ve bölgesel sınaî hak yaratan sözleşmelerdeki hükümler hariç) ortak, evrensel bir koruma sistemine sahip değildir ve evrensel bir patent, marka veya telif hakkı sistemi yoktur.
Fikrî-sınaî hakların uluslar arası düzeyde korunmasını sağlamak için;
1. Ülkelerin maddî hukuklarını birbiriyle uyumlaştırmaları,
2. Uluslar arası sözleşmelerle öngörülen düzenlemelerin geliştirilmesi
veya
3. Bu konuda başlı başına bir uluslar arası özel hukuk sistemi yaratılması
gerekir.
Bu konuda bir uluslar arası özel hukuk sistemi yaratılması amacıyla Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı’nda özel bir Komisyon tarafından 30 Ekim 1999’da “Yargılama Yetkisi, Hukukî ve Ticarî Konularda Yabancı Mahkeme Kararlarına Dair Sözleşme Taslağı”(12) hazırlanmıştır.
Ancak, 30-31 Ocak 2001 tarihlerinde Cenevre’de, Dünya Fikrî Mülkiyet Teşkilâtı tarafından gerçekleştirilen “Uluslararası Özel Hukuk ve Fikrî-Sınaî Haklar” konulu Forum’da, katılımcılardan bir kısmı bu tür genel kapsamlı bir sözleşme yerine sadece fikrî-sınaî haklarla ilgili uyuşmazlıklar konusunda kanunlar ihtilâfı kuralları içeren daha özel bir sözleşme hazırlanması gerektiğini aşağıdaki gerekçelerle ileri sürmüşler ve bu konuda hazırladıkları taslak metni sunmuşlardır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:20   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

Fikrî ve sınaî haklarla ilgili uyuşmazlıklar konusunda ayrı bir sözleşme taslağı hazırlanması gerektiğini savunanlara göre, ayrı bir sözleşme taslağı hazırlanmasının yararlı olacağını düşündüren birkaç sebep vardır. Öncelikle, bu tür bir sözleşme taslağı, fikrî ve sınaî haklarla ilgili yargı kararlarının uygulanmasını kolaylaştırmaktadır ve çok uluslu uyuşmazlıklarda karar verme mekanizmasını daha etkin hale getirecek hükümler içermektedir. Etkinlik, fikrî-sınaî hak uyuşmazlıklarında temel hedef olmalıdır. Özellikle, uydu ve internet aracılığıyla yayın gibi modern yayım metotları ile fikrî-sınaî hakların birden fazla ülkede aynı anda ihlâli mümkün olmaktadır. Böyle durumlarda davaların bir mahkemede birleştirilmesi imkânı, bu mahkeme kararının bütün akit devletlerde tanınacağı varsayımından hareketle, bütün taraflar açısından yargılama giderlerini azaltacak, yargısal kaynakların uluslar arası bir platformda korunmasına imkân verecek ve birbiriyle uyumlu kararların verilmesine yardımcı olacaktır.
İkinci olarak, uluslar arası özel hukuk hükümleri içeren, genel kapsamlı bir uluslar arası sözleşme, bazı hakların tam olarak tanımlanmasındaki güçlükler nedeniyle çok genel düzenlemeler getirir. Örneğin; genel olarak “eylemler”den “ihmal”den bahseder. Fikrî-sınaî haklar konusunda ise özellikle ihlâli oluşturan olaylar üzerinde yoğunlaşır. Genel kapsamlı bir sözleşme davacının, dava açabileceği, yetkili mahkeme sayısını sınırlandırmakla ilgilenirken, özellikle fikrî-sınaî haklar konusunda kanunlar ihtilâfı kurallarını düzenleyen uluslar arası bir sözleşme, davalının, ihlâle neden olan faaliyetlerin yerini seçerek davada birtakım avantajlar kazanma olasılığını dikkate alabilir.
Üçüncüsü, fikrî-sınaî hak uyuşmazlıkları için bu tür bir sözleşme, özellikle yaratıcı topluma özgü sorunlara değinebilir. Böylece; mahkemece sınır ötesi yasaklama kararlarının verilebileceği durumlar, kültür, sağlık ve güvenlik konuları gibi özel halleri dikkate alacak şekilde belirlenebilir. Sözleşmeye dayalı ihtilâflar konusundaki hükümler, tahkim anlaşmalarına imkân verecek şekilde biçimlendirilebilir.
En önemlisi, bu tür bir sözleşme Ticaretle Bağlantılı Fikrî Mülkiyet Hakları Sözleşmesi (TRIPs) kapsamındaki haklarla sınırlanabilir ve sadece Dünya Ticaret Örgütüne (DTÖ) üye ülkelerin katılımına açık tutulabilir. Çünkü, bu ülkeler fikrî-sınaî haklar hukukunu uygulama konusunda anlaşmışlardır ve TRIPs Sözleşmesi’nde öngörülen uyuşmazlık çözüm usullerini uygulamak zorundadırlar.(13)
Fikrî-sınaî haklarla ilgili kanunlar ihtilâfı kurallarını içeren ayrı bir sözleşme mi, yoksa daha genel kapsamlı, hukukî ve ticarî konularda kanunlar ihtilâfı kurallarını içeren bir sözleşme mi? Bu konudaki tartışmaların nasıl sonuçlanacağını şimdiden kestirmek imkânsız görünüyor.
B. Sözleşme Taslağı’nın içeriği
“Yargılama Yetkisi, Hukukî ve Ticarî Konularda Yabancı Mahkeme Kararlarına Dair Sözleşme Taslağı” toplam kırkbir maddeden oluşmaktadır.
“I- Sözleşmenin Kapsamı,
II-Yargılama Yetkisi,
III- Tanıma ve Tenfiz,
IV- Genel Hükümler”
olmak üzere dört bölüm halinde düzenlenmiştir. Aşağıda bu bölümlerde yer alan hükümler hakkında kısaca bilgi verilecektir.
1. Sözleşmenin kapsamı
Sözleşme Taslağı’nın 1’inci maddesinde, konu açısından kapsamı, 2’nci maddesinde ise yer açısından kapsamı düzenlenmiştir. Birinci maddede, Sözleşmenin hukukî ve ticarî konularda uygulanacağı, Sözleşme kapsamının özellikle devlet gelirleri, gümrükler ve idarî konuları içerecek şekilde genişletilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca, Sözleşmenin;
- Gerçek kişilerin hukukî durumlarına ve medenî hakları kullanma ehliyetine,
- Yükümlülüklerin sürdürülmesine,
- Evlilik mal rejimleri ve evlilik ve benzer ilişkilerden kaynaklanan diğer hak ve yükümlülüklere,
- Vasiyetnamelere ve terekeye,
- İflas, konkordato ya da benzer işlemlere,
- Sosyal güvenliğe,
-Tahkim ve bununla ilgili işlemlere, deniz hukuku ile ilgili konulara,
uygulanmayacağı 1’inci maddenin 2’nci fıkrasında öngörülmüştür.
Yine 1’inci maddede, bir uyuşmazlığın, sırf taraflarından birinin bir hükûmet veya hükûmet temsilcisi ya da devlet adına hareket eden herhangi bir kişi olması nedeniyle Sözleşmenin kapsamı dışında bırakılamayacağı ve Sözleşmedeki hiçbir hükmün, egemen devletlerin ya da egemen devlet organlarının veya uluslar arası kuruluşların ayrıcalık ve dokunulmazlıklarını etkilemeyeceği vurgulanmıştır.
Sözleşme Taslağı’nın yer açısından kapsamını düzenleyen 2’nci maddesinde, tarafların hepsi bir akit devlette mutat ikâmetgah sahibi olmasa bile, yargılama yetkisine ilişkin hükümlerin yer aldığı II. bölüm hükümlerinin, bu akit devlet mahkemelerinde uygulanacağı öngörülmüştür. 2’nci maddenin 2’nci fıkrasında ise, Sözleşmenin III. bölümü hükümlerinin, bir akit devlette verilen yargı kararının bir diğer akit devlette tanınması ve tenfizi konusunda uygulanacağı belirtilmiştir.

2. Yargılama yetkisi
Sözleşme Taslağı’nın 3’üncü maddesinde, Sözleşme hükümlerine göre, davalının mutat ikâmetgahının bulunduğu devletin mahkemelerinde dava açılabileceği belirtilmiş ve tüzel kişilerin “mutat ikâmetgahı” olarak nerelerin kabul edilebileceği açıklanmıştır.
Sözleşme Taslağı’nın 4’üncü maddesinde, tarafların aralarındaki bir yasal ilişkiden kaynaklanabilecek herhangi bir uyuşmazlığın çözümü konusunda, Sözleşmeye taraf olan veya olmayan devlet mahkemelerinin yetkisi konusunda anlaşabilecekleri hükmü getirilmiştir. Buna göre; taraflar Sözleşmeye taraf olmayan bir devletin mahkeme veya mahkemelerinin yetkili olacağını kabul ettiklerinde, sözleşmeye taraf olan devlet mahkemeleri, seçilen mahkeme veya mahkemeler yetkisizlik kararı vermedikleri sürece, yargı yetkilerini reddetmeli veya yargılamayı durdurmalıdırlar.
Sözleşme Taslağı’nın 5’inci maddesinde, münhasır yargılama yetkisinin düzenlendiği 12’nci madde ile bağlantılı olarak, davalı yetki itirazında bulunmadığı sürece davanın açıldığı mahkemenin yargılama yetkisine sahip olduğu ve davalının ilk itiraz aşamasından daha geç olmamak şartıyla yetki itirazı ileri sürme hakkında sahip olduğu belirtilmiştir.
Bir akdî ilişkide davacının;
- Malların arzı ile ilgili konularda, tamamında veya bir kısmında malların arz edildiği devletin mahkemelerinde,
- Hizmetlerin sağlanması ile ilgili konularda, tamamında veya bir kısmında hizmetlerin sağlandığı devletin mahkemelerinde,
- Hem malların arzı, hem de hizmetlerin sağlanması ile ilgili konularda, tamamında veya bir kısmında asıl borcun ifa edildiği devletin mahkemelerinde dava açabileceği Sözleşme Taslağı’nın 6’ncı maddesinde öngörülmüştür.
Sözleşme Taslağı’nın 7’nci maddesinde, tüketici sıfatıyla bir sözleşme imzalayan davacının mutat ikâmetgahının bulunduğu devletin mahkemelerinde hangi hallerde dava açabileceği düzenlenmiştir.
Hizmet akdî ile ilgili konularda, bir işçinin işverene ve bir işverenin işçiye karşı açabileceği davalarda yetkili mahkeme konusunu düzenleyen 8’inci madde, bağlanma noktası olarak, mutat ikâmetgahı ve hizmetin mutat olarak ifa edildiği yeri esas almıştır. Buna göre; işçi işverene karşı ya mutat olarak hizmet ifa ettiği devlet mahkemelerinde ya da en son hizmet ifa ettiği devlet mahkemelerinde dava açabilecektir. Eğer işçi, mutat olarak belirli devlette hizmet ifa etmiyor ise, işçinin bağlı olduğu işletmenin bulunduğu devlet mahkemelerinde işçi, işverenine karşı dava açabilecektir. İşveren ise işçisine karşı sadece, işçinin mutat ikâmetgahının bulunduğu devlet mahkemelerinde ya da işçinin mutat olarak hizmet ifa ettiği devlet mahkemelerinde dava açabilecektir. 8’inci maddenin 2’nci fıkrasında işçi ve işverenin, hangi şartlarda aralarında yapacakları sözleşme ile yetkili mahkemeyi belirleyebilecekleri açıklanmıştır. Maddenin daha çok işçiyi koruyan, işçi lehine bir düzenleme getirdiği görülmektedir.
Bir davacı, uyuşmazlığın doğrudan davacının ticarî işletmesi, acentesi, şubesi veya diğer bir şekilde düzenli olarak sürdürdüğü ticarî faaliyeti ile ilgili olması şartıyla, bu ticarî işletme, acente veya şubenin bulunduğu veya ticarî faaliyetin diğer bir şekilde düzenli olarak sürdürüldüğü devletin mahkemelerinde bunlar aleyhine dava açabilecektir (Madde: 9).
Haksız fiillerde davacı, zarara sebep olan fiil veya ihmalin gerçekleştiği ülke mahkemelerinde dava açabilecektir. Bu kuralın, anti-tröst ihlâller, özellikle fiyat belirleme veya tekelleşme, ya da ekonomik kayba uğratmak için gizli ittifak yoluyla verilen zararlara uygulanmayacağı 10’uncu maddenin 2’nci paragrafında öngörülmüştür.
İhtiyarî olarak oluşturulan ve yazılı belgelere dayanan tröstlerin hukukî geçerliliği, yorumu, sonuçları, idaresi ya da değiştirilmesi ile ilgili işlemlerde, tröstün dayanağı olan resmî belgelerde tayin edilen, Sözleşmeye taraf devletin mahkemeleri münhasır yargılama yetkisine sahip olacaktır. Eğer bu belgelerde tayin edilen, sözleşmeye taraf olmayan bir devletin mahkemeleri olursa, tayin edilen bu mahkeme yetkisizlik kararı vermediği sürece, Sözleşmeye taraf devletlerdeki mahkemeler bu konudaki davalara bakamayacaktır (Madde: 11). 11’inci maddenin 2’nci fıkrasında, tröst antlaşmalarında, taraflar yetkili mahkemeyi belirlememişlerse davanın hangi devlet mahkemeleri önünde açılabileceği belirtilmiştir.
Gayrîmenkuller üzerindeki aynî haklara ya da gayrîmenkul kiralarına ilişkin işlemlerde gayrîmenkulun bulunduğu, Sözleşmeye taraf devletin mahkemeleri münhasır yargılama yetkisine sahiptir. Ancak, bunun için, gayrîmenkul kiralarına ilişkin işlemlerde kiracının mutat ikâmetgahının başka bir devlette olmaması gerekmektedir (Madde: 12/1).
Bir tüzel kişinin hukukî geçerliliği, butlanı, infisahı ya da bu tüzel kişinin organlarının kararlarının hukukî geçerliliğine ve butlanına ilişkin işlemlerde, bu tüzel kişi sözleşmeye taraf olan hangi devletin hukukuna tâbi ise o devletin mahkemeleri münhasır yargılama yetkisine sahiptir (Madde: 12/2).
Kamu sicillerinde kayıtların hukukî geçerliliği ya da butlanı ile ilgili işlemlerde sicilin tutulduğu, Sözleşmeye taraf devletin mahkemeleri münhasır yargılama yetkisine sahiptir (Madde: 12/3).
Patentler, markalar, coğrafî işaretler ya da belirli bir merkezî otoriteye tevdi edilmesi ya da tescil edilmesi gerekli olan benzer diğer hakların tescili, hukukî geçerliliği, butlanı, iptali ya da ihlâli ile ilgili işlemlerde, tevdi ya da tescil için başvurunun yapıldığı, tevdi ya da tescilin yapıldığı veya uluslar arası bir sözleşme hükümleri çerçevesinde tevdi ya da tescilin yapıldığının varsayıldığı devletin (Sözleşmeye taraf olan) mahkemelerin münhasır yargılama yetkisine sahip olduğu Sözleşme Taslağı’nın 12’nci maddesinin 4’üncü fıkrasında belirtilmiştir. Ancak, yine aynı fıkrada, bu hükmün, tescil ya da tevdileri mümkün olsa bile telif hakkı ve komşu haklara uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan 12’nci maddenin 4’üncü paragrafında öngörülen düzenlemenin, patent ihlâlleri ile ilgili işlemler konusunda bu Sözleşme veya Sözleşme’ye taraf devletlerin ulusal hukukları çerçevesinde yetkili olan diğer herhangi bir mahkemenin yargılama yetkisini ortadan kaldırmayacağı, yani 12/4’üncü madde hükmüne rağmen, patent ihlâlleri ile ilgili işlemlerde bu Sözleşme’nin diğer hükümleri ve akit devletlerin ulusal hukuk hükümleri ile yetkilendirilen diğer mahkemelerin yargılama yetkisinin saklı olduğu 12’nci maddenin 5’inci paragrafında belirtilmiştir.
Sözleşme’nin 3’den 12’ye kadar olan maddeleri gereğince davanın esası hakkında karar verme yetkisine sahip olan bir mahkeme ihtiyatî ya da önleyici tedbirler konusunda da karar verme yetkisine sahiptir (Madde:13/1).
Kanunlar ihtilâfı kuralı niteliğini taşıyan bir kısım maddelerini açıklamaya çalıştığımız Sözleşme Taslağı’nın, “Yargılama Yetkisi” başlıklı bu bölümünün diğer maddelerinde, davalıların çokluğu, karşı davalar, üçüncü kişilerin iddiaları, ulusal hukuk temelinde yargılama yetkisi, yargılama yetkisinin kullanılamayacağı durumlar, mahkemenin yetkileri, tarafları ve dava sebebi aynı olan bir davanın Sözleşme’ye taraf olan farklı akit devletlerde aynı zamanda görülmesi, istisnaî durumlarda yargılama yetkisinin reddedilmesi konularına ilişkin hükümler yer almaktadır.
3. Tanıma ve tenfiz
Bu bölümün ilk maddesinde (Madde: 23) “hüküm” kavramının ne anlama geldiği açıklanmıştır. Buna göre “hüküm”, her ne şekilde adlandırılırsa adlandırılsın, bu Sözleşme hükümleri çerçevesinde tanınması ve tenfizi mümkün olan, mahkeme masrafları ve harçların belirlenmesi de dahil olmak üzere bir mahkeme tarafından verilen ve bir emir veya talimat içeren herhangi bir karardır.
Tanınması ve tenfizi mümkün olan hükümler Sözleşme Taslağı’nın 25’inci maddesinde açıklanmıştır.
Buna göre; Sözleşme Taslağı’nın 3 ile 13 arasındaki maddelerinde öngörülen yargılama yetkisi kapsamında verilen hükümler tanınabilir ve tenfiz edilebilir. Bu nitelikte bir hükmün tanınabilmesi için, hükmün verildiği devlette kesin hüküm etkisine sahip olması gerekir. Yine bu nitelikte bir hükmün tenfiz edilebilmesi için, hükmün verildiği devlette infazı kabil olmalıdır. Bununla birlikte, kesinleşmemiş hükümler açısından, bir hüküm verildiği devlette temyiz incelemesine konu olmuşsa ya da temyiz incelemesi için aranan süre henüz dolmamışsa bu hükmün tanınması ve tenfizi ertelenebilir.
Sözleşme Taslağı’nın 4, 5, 7, 8 ya da 12’nci maddelerinde belirtilen yargılama yetkisi kuralına aykırı olarak verilen ya da 18’inci maddede belirtilen sebeplerden herhangi biri nedeniyle uygulanması yasaklanan yargılama yetkisine göre verilen bir hüküm tanınamaz ya da tenfiz edilemez (Madde: 26).
Tanıma veya tenfiz için başvurulan mahkeme, hükmü veren mahkemenin yargılama yetkisi olup olmadığını araştırmalıdır (Madde: 27/1). Bir hükmün tanınması veya tenfizi, hükmü veren mahkemenin, Sözleşme Taslağı’nın 22’nci maddesine göre yargılama yetkisini reddetmesi gerektiği ileri sürülerek reddedilemez (Madde: 27/3).
Tanıma veya tenfiz taleplerinin hangi hallerde reddedilebileceği Sözleşme Taslağı’nın 28’inci maddesinin 1’inci fıkrasında açıklanmıştır. Sözleşme Taslağı’nın 29’uncu maddesinde bir hükmün tanınması veya tenfizi için mahkemeye başvuran tarafların ibraz etmeleri gereken belgeler belirtilmiş ayrıca, tanıma veya tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hükümden anlaşılamıyorsa, tanıma veya tenfize karar verecek mahkemenin, gerekli diğer belgelerin ibrazını isteyebileceği öngörülmüştür.
4. Genel hükümler
Sözleşme Taslağı’nın “Genel Hükümler” başlığını taşıyan IV. Bölümünde; “Diğer Sözleşmelerle İlişki” başlıklı 37’nci maddesi için üç ayrı öneri getirilmiştir.
Sözleşme Taslağı’nın 38’inci maddesinde, Sözleşme’nin yorumunda onun uluslar arası karakterinin dikkate alınması gerektiğinden ve onun yeknesak bir şekilde uygulanmasının teşvik edilmesi ihtiyacından bahsedilmiştir. Ayrıca; Sözleşme’ye taraf olan devlet mahkemelerinin, Sözleşmenin yorumu ve uygulanmasında diğer akit devletlerin emsal kararlarını dikkate alması gerektiği hükmü konulmuştur.
Sonuç
Uluslar arası özel hukuk, fikrî-sınaî haklar konusunda şimdiye kadar en az işlenen konulardan biri olmuştur. Fikrî-sınaî haklarla ilgili, yabancı unsur içeren ilişki ve olaylarda uygulanacak hukukun tespitine ilişkin kanunlar ihtilâfı kuralları, uluslar arası sözleşmelere veya ülkelerin kanunlarına yerleştirilmiş özel maddelerde yer almıştır. Örneğin, ülkemizde, 5846 sayılı “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu”nun 88’inci maddesinde, bir kanunlar ihtilâfı kuralına yer verilmiştir. Ancak, bu tür kurallar, gelişen teknolojiye paralel olarak değişen ihtiyaçlara cevap verememektedirler. Fizikî ortam için bile uluslar arası özel hukuk kuralları yeterince açık ve ihtiyaçlara cevap verecek düzeyde değilken, internet ortamında bu belirsizlik ve yetersizlik daha fazla kendini göstermektedir. Bu nedenle, fikrî-sınaî hakların uluslar arası özel hukuk boyutunun üzerinde daha hassasiyetle durmak gerekmektedir.
Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı’nda özel bir komisyon tarafından hazırlanan “Yargılama Yetkisi, Hukukî ve Ticarî Konularda Yabancı Mahkeme Kararlarına Dair Sözleşme Taslağı” bu konuda önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, uluslar arası özel hukuk kurallarının genel konularına kısaca değinildikten sonra, bu Sözleşme Taslağı hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.
Söz konusu Sözleşme Taslağı, fikrî-sınaî haklara ilişkin hükümler içerse de, tüm hukukî ve ticarî konularda, yargılama yetkisi, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin genel düzenlemeler getirdiğinden, fikrî-sınaî haklara özgü bir takım özellikleri gözden kaçırabilmektedir. Örneğin, uydu ve internet aracılığıyla yayın gibi modern yayım metotları ile fikrî-sınaî hakların birden fazla ülkede, aynı anda ihlâli halinde, birden fazla ülkede açılan davalara ilişkin özel bir düzenleme getirmemektedir. Bu nedenle, fikrî-sınaî haklara özgü özellikleri dikkate alarak, gelişen teknolojiyle değişen ihtiyaçlara cevap verecek nitelikte hazırlanan ve sadece fikrî-sınaî haklarla ilgili kanunlar ihtilâfı kurallarını içeren bir sözleşmenin, fikrî-sınaî hakların etkin uygulanmasını ve yargılamada usul ekonomisini sağlayacağı düşünülmektedir.

KAYNAKÇA

1. Blumer, Fritz, “Patent Law and International Private Law on Both Sides of the Atlantic”, Uluslararası Özel Hukuk ve Fikrî-Sınaî Haklar Konulu WIPO Forumu’nda sunulan yayımlanmamış tebliğ, Cenevre, 30-31 Ocak 2001.
2. Devlet Plânlama Teşkilâtı, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı, Fikrî Haklar Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara, 2000.
3. Dogauchı, Masato, “Private International Law on Intellectual Property: A Civil Law Overview”, Uluslararası Özel Hukuk ve Fikrî-Sınaî Haklar Konulu WIPO Forumu’nda sunulan yayımlanmamış tebliğ, Cenevre, 30-31 Ocak 2001.
4. Dreyfuss, C. Rochelle/Gınsburg C. Jane, “Draft Convention on Jurisdiction and Recognition of Judgments in Intellectual Property Matters”, Uluslararası Özel Hukuk ve Fikrî-Sınaî Haklar Konulu WIPO Forumu’nda sunulan yayımlanmamış tebliğ, Cenevre, 30-31 Ocak 2001.
5. Lucas, Andre, “Private International Law Aspects of the Protection of Works and of the Subject Matter of Related Rights Transmitted over Digital Networks”, Uluslararası Özel Hukuk ve Fikrî-Sınaî Haklar Konulu WIPO Forumu’nda sunulan yayımlanmamış tebliğ, Cenevre, 30-31 Ocak 2001.
6. Nomer, Ergin, Devletler Hususî Hukuku, İstanbul, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 6. Bası, 1990.
7. Tekinalp, Gülören, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 4. Bası, 1992.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
arasi, fikrîsinaî, haklar, hukuk, uluslar, ve, Özel


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557