Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:21   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Kuramda ve uygulamada idarenin tehlike ilkesi uyarinca sorumluluğu

KURAMDA VE UYGULAMADA İDARENİN
TEHLİKE İLKESİ UYARINCA SORUMLULUĞU

Ergün ŞAHİN
Hatay Cumhuriyet Savcısı


Giriş

İdare görevini yerine getirirken yapmış olduğu işlem, eylem ve faaliyetleri ya da araç ve gereçleri ile birey veya topluluklara zarar verebilir. İşte bu zararların tazmin edilmesi de idarenin sorumluluğu kavramını ortaya çıkarır. Bir gerçek veya tüzel kişinin hukuk kurallarına aykırı eylem veya işleminin neden olduğu zararlara katlanmasına sorumluluk denir. Sorumluluk gerçek veya tüzel kişinin tazminat ödemeye, bir şey yapmaya veya bir şeyi iade etmeye mecbur edilmesi şeklinde sonuçlanır.
Türk pozitif hukukunda Anayasa, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinden doğan zararlardan dolayı sorumlu olduğunu belirtmişse de, kanunlarda bu sorumluluğun koşullarını, sorumluluğa yol açan olgular ve sorumluluğu azaltan ya da kaldıran nedenler gibi sorumluluğun esasına ilişkin konularda boşluk bırakılmış bu boşluğun giderilmesi görevi yargı içtihatlarına ve öğretiye bırakılmıştır.
İdarenin bazı araç ve gereçleri ile faaliyetleri niteliği gereği tehlikelidirler. İdare, bunlar tehlikeli olsa da kamu hizmetlerini yerine getirmek için, bu tehlikeli araç ve gereçleri kullanmak ya da tehlikeli faaliyetlerde bulunmak zorundadır. Yahut bu tür tehlikeli faaliyetleri gerçekleştiren kamu ajanları zarara uğrayabilirler, veya siyasi, terör eylemleri sonucu bu tür eylemlere hiç katılmayan kişiler de zarar görebilirler. İşte tehlike ilkesine göre idare meydana gelen ve bu şekilde doğan zararları tazmin etmekle yükümlüdür.
I. İdare hukukunda tehlike sorumluluğu kavramı
Kusur kavramı idare hukukunda sorumluluğun esasını teşkil etmekle birlikte, idarenin hukukî ve malî sorumluluğunu sadece hizmet kusuruna dayandırmak yetersiz görülmüştür.
Kamu yükümleri karşısında hukukî eşitlik ilkesine göre, kamu hizmetlerinden faydalananlarla buna karşılık bu hizmetlerin külfetlerine katlananlar uğradıkları zararların tazmini gerekmektedir.(1) Kamu yükümlülükleri deyiminden anlaşılması gereken, devletin fertlere milli kollektivitenin üyeleri olmaları nedeniyle empoze ettiği yükümlülüklerdir. Devlet, bu yükümlülükleri kendi görevlerini yapmak için yüklenir. Dolayısıyla bireylerin kamu hizmetlerinin kurum ve işleyişinden doğan zararlara eşit olarak katlanmaları gerekir.(2) Bireylerin özel ve olağan dışı sayılan zararların toplum kasasından ödenmesi oluşan eşitsizliğin giderilmesi anlamına gelir.
Tehlike sorumluluğu genel olarak bazı faaliyetlerin, araçların bünyesinde taşıdığı tehlikeler dolayısıyla kişilere zarar vermiş olması halinde; bu faaliyet sahiplerinin kusurlarına bakılmaksızın, zararın tazmin edilmesi düşüncesine dayanır. Tehlikeli faaliyet ile gerçekleşen zarar arasında illiyet bağı yeterli olup, ayrıca kusur aranmaz.(3)
Tehlike sorumluluğu ilkesi aslında hak ve adalet duygularının aynı noktada birleşmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Doğuda ve batıda bütün hukukçuları hak ve adalet duyguları aynı noktada birleşmeye götürmüştür.(4)
İdarenin tehlikeli faaliyet veya araçlarının sebep olduğu zararlardan sorumlu tutulabilmesi için, kamu yararını sağlamak için yürütülen kamusal faaliyetlerin veya bir kamu malının tehlikeli nitelik göstermesi nedeniyle mağdur durumda olan kişinin uğradığı zararın toplumun diğer fertlerine nazaran farklı, özel ve anormal bir özellik taşıması gerekir. Faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağı yeterli olup, idare kusursuzluğunu ispat etmiş olsa bile sorumluluktan kurtulamaz. Zaten ilkenin belirgin yanı kusur kavramından tamamen soyutlanması ve objektif bir esasa dayanmasıdır. Bazı hallerde tehlikeli aracın kullanıcısı olan idare ajanının kusurunun bile, idarenin kusursuz sorumluluğuna engel olamayacağı ileri sürülmektedir.(5) Bazen bu tehlikeyi önleme faaliyeti bile başka bir tehlikenin yaratılmasına veya göze alınmasına sebep olur. Tehlikeyi göze alarak faaliyette bulunanlar ise bu tehlikenin sorumluluğunu da göze almış sayılırlar.
Bazen idarenin tehlikeli araç gereçleri ya da tehlikeli faaliyetleri dışında tehlike sorumluluğu ilkesine birde mesleki risk esasını da koyabiliriz. Burada idare ajanının bir faaliyeti söz konusudur. Mesleki risk esasına göre, kamu hizmetinde görevli idare ajanlarının görevleri sırasında, ya da görev dolayısıyla uğradıkları zararlarda uygulama alanı bulmaktadır. Bu zararların doğmasında ne idarenin ne de zarara uğrayan kamu görevlisinin kusuru vardır. Bu hâl yapılan görev sebebiyle kaçınılmaz bir şekilde doğar.(6)
Danıştayımız mesleki risk kuramını, Fransa’daki uygulamanın aksine, kamu hizmetine katılan tüm kamu personeline uygulamaktadır. Aynı zamanda Türk pozitif hukukunda mesleki risk esasının dikkate alınarak, özellikle kamu hizmetlerinin sebep ve etkisiyle bu görevlerde zarara uğrayan kamu görevlilerinin kendilerine ya da yakınlarına tazminat verilmesini öngören çeşitli kanunların (2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanununun 3’üncü maddesi, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 55, 56 ve 129’uncu maddeleri, 506 sayılı SSK’nın 52 ve 65’inci maddeleri, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21’inci maddesi, 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağaadam Hizmetleri Tazminat Kanununun 13’üncü maddesi, 2453 sayılı Yurtdışında Görevli Personele Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1, 3 ve 4’üncü maddeleri) çıkarılmış olduğu görülmektedir.(7)
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinde genelde idarenin bir faaliyeti sonucu meydana gelen zararların tazmini söz konusu iken, tehlikelilik ilkesinde idarenin faaliyetinin yanında tehlikeli nitelikte olan araç ve gereçlerinin sebep olduğu zararlar tazmin edilir. Hatta bazen idarenin hiçbir ilgi ve alakası olmayan toplumsal olaylarda da tehlike sorumluluğu doğrultusunda tazmine gidilmektedir ve bu sorumluluk türüne de sosyal risk kuramı denmektedir. İdarenin bu sosyal risk sorumluluğunda illiyet bağının olmaması zararın tazminine engel değildir.
II. Uygulamada tehlike sorumluluğu
A. İdarenin tehlikeli faaliyetleri ile tehlikeli araç ve gereçlerinden meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluğu
İdarenin kamunun refah ve mutluluğunu temin için gerçekleştirmesi gereken bir kısım hizmet ve faaliyetler, keza bulundurması gereken eşyalar, mahiyeti itibariyle tehlikeli olup, her an zarar doğurmaya elverişlidirler. İdarî faaliyetlerin ve eşyaların bir kısmı, nitelikçe riskli ya da tehlikeli olmasına rağmen, kamu yararının sağlanmasında kullanımı zorunlu araçlardır. Örneğin idare çeşitli silahlar, gemiler, uçaklar ve diğer tehlikeli araçlar kullanmak, nükleer santraller, barajlar gibi tesisler kurup işletmek, cephanelikler ve mayınlı yerler bulundurmak durumundadır. Bütün bunlar gerek ilgililer, gerekse üçüncü kişiler için her zaman tehlike taşır ve kaçınılmaz zararlara yol açabilirler. İşte çoğu kez nedenleri bilinmediği veya kestirilmediği için idarenin önleyemeyeceği ve zarara uğrayanların da korunamayacağı bu olumsuz sonuçları, yarar sağlayan kamuya yüklemek gereği benimsenmiştir.(8) Görüldüğü üzere devletin ya da diğer kamu tüzel kişilerinin tehlike ilkesi uyarınca sorumlu tutmaları ya da kamu yararını sağlamak için yürütülen faaliyetin, ya da kamu malının tehlikeli nitelik taşımasına bağlıdır.
İdarenin bu tehlikeli faaliyetleri, bazen askerî roketlerin patlaması, bazen askerî manevra ve atışlar, bazen polisin ya da diğer kolluk kuvvetlerinin yaptığı faaliyetler olabileceği gibi bazen de lokomotiften çıkan kıvılcımlar sonucu zarar meydana getiren niteliği gereği tehlikeli araçlar olabilir. İdare bu tehlikeli faaliyet ve araçlardan dolayı oluşan zararlardan dolayı sorumludur.
Tehlikelilik idarenin sorumluluğunun değil, zararın sebebi ve kaynağıdır. Kamuya yararlı faaliyetler veya şeyler, nitelikçe muhataralı ya da tehlikeli olsalar da, kamu yararının sağlanması bakımından zorunlu oldukları için, bunlardan kaynaklanan zararlar, bireylerin bir veya birkaçı üzerine bırakılamaz. Zararın idarenin üzerinde bırakılması için kamu yararını sağlamak için yürütülen kamusal faaliyetlerin veya bir kamu malının tehlikeli nitelik göstermesi nedeniyle ortaya çıkan zararın mağdura nazaran diğerlerinden farklı, özel ve anormal bir özellik taşıması gerekir. İdarenin faaliyetleriyle zararlı sonuç arasında nedensellik bağının bulunması yeterli olup ayrıca bir kusur aranmaz.
Örneğin Danıştay, elektrik işletmelerinin (tesisat ve faaliyet) sebebiyet verdiği zararlardan idareyi tehlike risk esasına göre kusursuz olarak sorumlu tutmaktadır. Danıştay elektrik hattının bir telinde meydana gelen kısa devre sonucu eriyip koparak davacıya ait bir büyükbaş hayvanın üzerine düşmek suretiyle meydana gelen zararın tazminine kusursuz sorumluluğa dayanarak karar vermiştir. Danıştay kararında, “İdari hizmetlerin ifası sırasında yürütülen hizmetle ilgili olarak umumi külfetler dışında kişilerin özel mülkiyetine yapılacak zararların, fiil ve zararlı sonuç arasında illiyet bağının bulunması şartıyla, ayrıca idarenin kusuru aranmadan hizmet sahibi idarelerce tazmin edilmesi hukukun genel kaideleri gereğidir. Bu gibi özel zararların kusursuz sorumluluk esasına dayanarak idarece karşılanması gerekir.”(9)
Yine Danıştay, yapısı gereği tehlikeli olan araçların verdiği zararları da tehlikelilik esasına göre tazmin ettirmektedir. Lokomotiften dökülen ateşin rüzgarla yayılması sonucu demiryolu kenarındaki harmanı yanan kişinin uğradığı zararın tazmini davasında Danıştay idareyi kusursuz sorumluluğun bir bölümü olan tehlikelilik ilkesine tazminle sorumlu tutmuştur. İdare kamu hizmetinin ifası sırasında fertlere verdiği bu çeşit zararları idare hukukunda risk nazariyesi adı ile ifade edilen prensip gereğince tazminle mükelleftir.(10)
Öğretide Yayla Yıldızhan bazı durumlarda tehlikeli araç kullanıcısı olan idare ajanının kusuru bile idarenin kusursuz sorumluluğuna engel olmaz demektedir.(11) Aynı yazar “idarenin tehlikeli faaliyetleri ile tehlikeli araç kullandığı alanlar çok çeşitlidir. Bazen bir tehlikeyi önleme faaliyeti bile başka bir tehlikenin yaratılmasına veya göze alınmasına sebep olur. Tehlikeyi göze alarak faaliyette bulunanlar ise, bu tehlikenin, sorumluluğunu da göze almış sayılırlar.”(12)
Devletin askerî manevra ve atışlar nedeniyle meydana gelen zararlardan dolayı da idarenin sorumluluğuna gidilmektedir. Silahlı Kuvvetlerde personel eğitimi, mevcut harp araç ve gereçlerinin en iyi şekilde kullanımı yeterli düzeyde manevra ve atışların yapılmasıyla mümkün olabilir.
Askeri birliklerin harbe hazırlık bağlamında sulh zamanında yaptıkları manevra ve atışları sırasında arzulamadığı halde üçüncü kişilerin ekili arazilerine, eşyasına hatta vücut bütünlüklerine zarar vermeleri söz konusu olabilmektedir.
Askerlik mesleği mahiyeti itibariyle riskli bir meslektir. Bu riskten dolayı gerek silahlı kuvvetlerde görev yapan personel, gerekse üçüncü kişilerin bir zarara uğramaları durumunda zararın en kısa sürede tazmini sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.(13)
AYİM Cephanelikte meydana gelen ve sebebi bilinmeyen infilak; atışlı tatbikatta kısa düşen havan mermisinin mevzideki eratın üzerine düşmesi; atış tatbikatı nedeniyle atış sahasına girmenin yasaklanması yüzünden sebze bahçelerinde gerekli bakımın yapılmaması, hasadın toplanamaması ve atışların gürültüsü ve hava basıncı sonucu arı kovanlarının sönmesi, olaylarında uğranılan zararların tehlikelilik esasına göre tazminine karar vermektedir.(14)
Ülkemizde icra edilen ve bugünkü durumda yalnızca müşterek NATO tatbikatı olarak karşımıza çıkan askeri tatbikatlardan doğabilecek zararlar; NATO Sözleşmesi ve Yabancı Askeri Şahıslar alt başlığı altında, Kuzey Atlantik Antlaşması’na taraf devletler arasında Kuvvetlerin Statüsüne Dair Sözleşme (NATO/SOFA) nin ilgili hükümlerine göre belli bir prosedüre göre tazmin edilmektedir.
Sonuç olarak, kolluk ajanlarının ateşli silah kullanmaları sonucu ya da diğer tehlikeli faaliyetleri sonucu, gerek faaliyetin muhataplarına, gerekse üçüncü kişi durumunda bulunanlara verdikleri zararların tazmininde Danıştay tehlikelilik ilkesini uygulamaktadır.
B. Mesleki risk
Mesleki hasar ya da mesleki risk, idarenin tehlikelilik ilkesinin, kamu hizmetinde çalışan kişilerin (ajanların) görev sırasında veya görev nedeniyle karşılaştıkları ve maruz kaldıkları zararlar dolayısıyla uygulanan sorumluluk biçimidir. Zarar, görevin usulüne uygun olarak yapılmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
Danıştay nitelikleri gereği tehlikeli kamusal faaliyetleri yürüten kamu ajanlarının bu faaliyetlerini ifa ederken uğradıkları zararları kusursuz sorumluluğun bir uygulama şekli olan mesleki risk esasına göre tazminine karar vermektedir. Danıştay Onuncu Dairesinin 23.06.1997 yılında, bomba imha bürosunda görevli polis memuru murislerinin bomba patlaması sonucu nedeniyle uğradıkları zararın tazminini taleplerinde, içinde hizmetin özelliğinden kaynaklanan risk bulunan faaliyetten dolayı gerek faaliyeti yürüten idare ajanlarının gerekse hizmetten yararlananların ya da üçüncü kişilerin uğradıkları zararların kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmini gerektiğine hükmetmiştir. Söz konusu kararda Danıştay “Gelişen teknoloji ve ihtiyaçlara bağlı olarak idarenin yürüttüğü hizmetlerin bazılarının, bünyesinde risk taşıdığı görülmektedir. İşte içinde hizmetin özelliğinden kaynaklanan risk bulunan faaliyetleri yerine getiren kamu ajanı, bu görevi gereği riskli olan faaliyeti yerine getirirken uğradığı zarar kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmini gerekmektedir”.
Türk pozitif hukukunda mesleki risk (hasar) esasının dikkate alınarak, özellikle kamu hizmetlerinin sebep ve etkisiyle bu görevlerde zarara uğrayan kamu görevlilerinin kendilerine ya da yakınlarına tazminat verilmesini öngören çeşitli kanunların çıkarılmış olduğu görülmektedir. Bunlardan 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanununun 3’üncü maddesi en dikkat çekici olanıdır.(15) Mesleki riskle ilgili Türk pozitif hukukunda çıkarılan kanunlar şunlardır: 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanununun 3’üncü maddesi, 506 sayılı SSK’nın 52 ve 65’inci maddeleri(16), 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21’inci maddesi,(17) 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağaadam Hizmetleri Tazminat Kanununun 13’üncü maddesi(18), 2453 sayılı Yurtdışında Görevli Personele Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1, 3 ve 4’üncü maddeleridir.(19)
İdarenin mesleki risk esasına göre sorumluluğunu içeren en fazla kararlar askerî şahısların uğradıkları zararların mesleki risk esasına göre tazminini içeren kararlardır. Bundan sonra en fazla dikkat çeken kararlar devlet demiryolları personelinin uğradığı zararların tazmini konusundaki kararlardır.
Danıştay, askerî hizmetler ve demiryolu gibi riskli hizmetlerin dışında, diğer riskli hizmetleri yapan kamu görevlilerinin maruz kaldıkları zararları da kusursuz sorumluluk esasına göre meslekî risk ilkesine göre idareyi sorumlu tutmaktadır. Danıştay Taksim Meydanı’ndaki toplum olayları esnasında meydana gelen çatışma sırasında ölen polis memurunun uğradığı zararı(20), yangın söndürmeye giderken bindiği arazözün devrilmesi sonunda ölen itfaiyecinin yakınlarının uğradığı zararları,(21) elektrikli ekmek fırınını onarırken, elinin bilmeyerek (kazaen) rezistansa değmesi ile elektrik akımına kapılıp ölenlerin yakınlarının uğradıkları zararları(22), havagazı sevk deposundaki arızanın giderilmesi sırasında zehirlenen EGO işçi ekibinin kurtarılması çalışmalarında görevlendirilen polis memurunun havagazından zehirlenmesinden dolayı maruz kaldığı beyin sendromu nedeniyle, sakat kalması sonucu meydana gelen zararı(23), bir ihbarı değerlendirmek üzere başka bir polisin kullandığı resmî araç ile olay yerine giderken aracın devrilmesi sonucu polisin ölümü nedeniyle yakınlarının uğradıkları zararları(24) idarenin kusursuz sorumluluğuna dayanarak, meslekî risk ilkesine göre tazmin edileceği kararlarını vermiştir.
II. Sosyal risk
Çağımızda giderek artan nüfus yoğunluğu, modern uygarlığın çapraşık sorunları, hızla gelişen ekonomik ve sosyal iş bölümü, günümüz insanını toplumsal çevresine her zamankinden daha fazla bağımlı kılmaktadır. İlkel çağlarda esas itibariyle aileler halinde bir örgütlenme temeline dayalı olan toplumsal yaşam, bugün devlet biçiminde bir siyasal örgütlenme temeline dayanmaktadır. Bu olgu, iç politikada iktidarı elde etme, dış politikada ise kimi zaman başka uluslara karşı egemenliğini savunma ve kabul ettirme çaba ve mücadelelerine yol açmaktadır. Bu yüzden ortaya çıkan siyasal bunalımlar, günümüzde toplumu daha güçlü bir biçimde etkisi altına almakta ve sık sık görüldüğü gibi, bireyleri de zarara uğramaktadır. Özellikle kitle hareketlerinden doğan kargaşa ve saldırılar, kişilerin can ve mal güvenliklerinde ileri derecede zarara yol açabilmektedirler.(25)
Kitle hareketlerinden doğan kargaşa ve saldırıların yol açtığı zararların yanında, savaşlarda sivil halktan kişilerin uğradıkları zararlar, birarada yaşamanın kaçınılmaz sonuçlarından olduğu için bu zararların, onların doğumunda hiçbir kusuru olmayan kişilerin omuzlarında bırakılmasının hakça bir davranış olmayacağı düşüncesi, idarenin kusurlu davranışından da doğmamış olan bu zararlardan onun sorumlu tutulmasını gerektirecek biçimde, kusursuz sorumluluk ilkesinin genişletilmesine neden olmuştur. Toplulukların saldırganlıkları ve savaş hallerinde gerçi bireyler, toplumsal yaşamın zorunluluğu olarak genel bir tehlikeyle karşı karşıyadırlar. Fakat bu genel tehlikenin zarar verici sonuçları bütün bireyleri değil, sadece bunlardan bazılarını olağan dışı etkilediği için, bu olağan dışı zararların toplum hesabına, onun siyasal örgütlenmesi olan ve onu temsil eden devlet tarafından ödenmesi gereği, idarî sorumluluk hukukunun oldukça gelişmiş bir düzeyde bulunduğu Fransa ve Almanya’da olduğu gibi ülkemizde de “toplumsal muhatara-sosyal risk” kuramının çerçevesi içerisinde kabul edilmektedir.(26) Türk öğretisinde ortak olan görüş, kitle hareketlerinden ya da savaş nedeninden dolayı meydana gelen genel tehlikenin zarar verici sonuçlarının, toplum hesabına, siyasal örgütlenme sonucu temsil işini yüklenen devlet tarafından karşılanmasına sosyal risk ya da sosyal hasar ilkesi denir.
Devletin sosyal risk ilkesine göre sorumlu tutulmasının bir nedeni, Anayasamıza göre sosyal devlet ilkesinin bir sonucudur. Devlet, sosyal devlet ilkesi gereği toplumda gelir düzeyini adaletli şekilde yaygınlaştırmakla görevli olduğundan, kitle hareketleri ya da savaş nedeniyle zarara uğrayıp, gelir dağılımında öbür fertlere nazaran daha kötü duruma düşen ferde devletin, uğradığı zararları tazmin etmesi bir görevidir. Bu halde sosyal risk ilkesinin doğumunun bir nedeni devletin vatandaşının bu tür faaliyet ya da hareketlerden dolayı uğradığı zararı tazmin etmesinin bir görev olmasıdır. Demokratik hukuk devletinin davranması gereken şekilde davranıldığı için ve bazen de eğer olaya müdahale edilirse, oluşabilecek olan zarardan daha fazla zararın meydana gelebileceği düşüncesiyle sosyal risk esası kabul edilmiştir.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:21   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

Danıştayımızda kitle hareketlerinden meydana gelen ya da savaş yüzünden sivil vatandaşa meydana gelen zararı sosyal risk ilkesine göre tazmin etmekte, bu sosyal risk ilkesinin dayanağında sosyal adalet, hukukî eşitlik, hakkaniyet ve nısfet esasları oluşturmaktadır. Nitekim teröristlerce ev ve ahırları yakılan, hayvanları telef edilen kişinin uğradığı zararları sosyal risk ilkesine göre tazmin ederken hakkaniyet gereği bu tazminin topluma pay edilmesini söylemiştir. Sözü edilen kararda Danıştay, “... idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği birtakım zararları nedensellik bağı aramadan tazmin edilmesi gerekir. Kollektif sorumluluk anlayışına dayalı, sosyal risk adı verilen ilke öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir.
Ülkemizin belli bir yöresinde yoğunlaşan terör eylemlerinin devlete yönelik olduğu, devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçladığı, bu tür olayların zarar gören kişi ve kurumlara karşı kişisel husumetten ileri gelmediği bilinmekte ve gözlenmektedir.
Sözü edilen eylemler nedeniyle zarara uğrayan, terör eylemlerine herhangi bir şekilde katılmamış olan kişiler kendi kusur ve eylemleri sonucu değil, toplum içinde ortaya çıkan bu olaylardan zarar görmektedirler. Başka bir deyişle toplumun birer parçası olmak sıfatıyla zarar gören kişilerin belirtilen şekilde ortaya çıkan zararlarının özel ve olağan dışı nitelikleri dikkate alınıp nedensellik bağı aranmadan, terör olaylarını önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarece yukarıda açıklanan sosyal risk ilkesine göre tazmini gerekir. Esasen terör olayları sonucu ortaya çıkan zararların idarece tazmini böyle topluma pay edilmesi hakkaniyet gereği olduğu gibi, sosyal devlet ilkesine de uygun düşecektir.(27)” demektedir.
Türkiye’de; sosyal hasar ilkesini düzenleyen pozitif hukuk kuralları birkaç istisna dışında yoktur. Bizde genelde bu alan yargısal içtihatlara ve doktrine bırakılmıştır.
Esasen toplum bireylerinin toplum düzenine yönelik terör olaylarından doğan zararların topluma pay edilmesi, düzeni korumada herkesin katkısının bulunması ve toplumsal dayanışmayı gerçekleştirici hakça bir tutum olur. Bu durum Anayasanın 21’inci maddesinde yer alan sosyal devlet ilkesine de uygun düşer.(28)”
Danıştay çok daha yeni bir kararında terör olayları nedeniyle uğranılan zararın sosyal risk ilkesi gereği idare tarafından tazmin edileceğine hükmetmiştir. Danıştayın şimdi de uyguladığı ve terör olayları ve kitle olayları yüzünden uğranılan zararın tazmininde sosyal risk ilkesini uygularken, günümüzde artık geçerli olan gerekçesini şöyle tanımlayabiliriz: Kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında kişilerin uğradığı, özel ve olağan dışı zararların o kamu hizmetini yürüten idare tarafından tazmini gerektiği idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. İdarenin, belirtilen bu hukukî sorumluluğu, hukuk devleti olma niteliğinin doğal sonucudur.
Kural olarak idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. Sözü edilen kuralın istisnası, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da nedensellik bağı aramadan tazmin etmesidir. Kollektif sorumluluk anlayışına dayalı, “sosyal risk” adı verilen bu ilke, öğretide ve yargı kararlarında kabul edilmiştir.
Terör eylemlerine herhangi bir biçimde katılmamış olan kişiler, kendi kusur ve eylemleri sonucu değil, toplum içinde ortaya çıkan olaylardan zarar görmektedirler. Başka bir deyişle, zararın nedeni toplumun bireyi olmaktır. Belirtilen şekilde ortaya çıkan zararların özel ve olağan dışı nitelikleri dikkate alınıp, nedensellik bağı aranmadan, terör olaylarını önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarece, sosyal risk ilkesine göre tazmini gerekir. Esasen terör olayları sonucu ortaya çıkan zararların idare tarafından tazmini suretiyle topluma pay edilmesi hakkaniyet gereği olup, sosyal devlet ilkesine de uygun düşecektir.(29) Görüldüğü üzere Danıştay uzun ve yavaş gelişen içtihadı gelişim sonucu kararlarında açıkça sosyal risk ilkesine yer vermiştir.
Sosyal risk kuramı idarenin kusursuz sorumluluğunun genişlemesine yol açan ayrık bir hâl oluşturur. Bu tür sorumluluğu diğer sorumluluklardan ayıran en önemli özellik, bu sorumlulukta zarar ile idarî eylem arasında nedensellik bağının aranmamasıdır. Danıştayımızda teröristler tarafından kamyonunun yakılması sonucu uğradığı maddî zararın tazmini için açılan bir davada, idarenin sosyal risk kuramına göre sorumluluğunda, zarar ile eylem arasında nedensellik bağını aramamıştır. Söz konusu kararda Danıştay “... kamu hizmetlerinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini, Anayasanın 125’inci maddesi gereği ve Türkiye Cumhuriyetinin “Sosyal Hukuk Devleti” niteliğinin doğal sonucudur.
Sosyal risk ilkesini diğer sorumluluk hallerinden ayıran diğer bir özelliği de, sosyal risk sorumluluğunda zararı yaratan; idarenin personelinin davranışı ya da muhataralı tesislerinin yapısındaki bir neden değil, idareye yabancı kişilerin, toplulukların, idare tarafından önlenemeyen ya da önlenmesi daha büyük zararlar yaratabilecek olan davranış ve eylemlerdir. Burada asıl olan, meydana gelen zarar, idare tarafından değil, idarenin dışında üçüncü kişiler ya da gruplarca meydana gelmektedir.(30)
Yine siyasal saldırılar sonucu uğranılan zararların da sosyal risk esasına göre tazmin edilmesi ileri sürülmektedir. “Bu konuda basından öğrenildiği kadarıyla, Ankara Sekizinci İdare Mahkemesi, gazeteci Uğur Mumcu’nun faili meçhul bir eylem sonucu, arabasına konulan bir bombanın infilakı sonucu ölümü nedeniyle, yakınları tarafından açılan manevî tazminat istemli tam yargı davasında, davalı İçişleri Bakanlığını tazminata mahkum etmiş ve kararını sosyal risk esasına dayandırmıştır.(31)”
Sonuç
Daha yüzyıl öncesine kadar idarenin sorumsuzluğu prensibi geçerliydi. Bütün ülkelerde egemenliğin karşılıksız olduğu inancına göre, devletin salt sorumsuzluğu ilkesi geçerli idi. Önceleri yönetim ile sorumluluk kavramı birarada düşünülemiyordu.
Bugün demokratik hukuk devletlerinde idarenin kamu yararı amacıyla yürüttüğü faaliyetler ile diğer yandan yürütülen bu faaliyetler dolayısıyla zarar gören kişilerin zararlarının tazmin edilmesi gereği sadece idare hukukunun kaydettiği bir gelişme değil, beşeriyetin de kaydettiği önemli bir gelişmedir.
Çağdaş devlet anlayışında devletin faaliyet alanı geniş olduğundan ve teknolojinin ilerlemiş olması nedeniyle idare bu tehlikeli faaliyetlerde bulunmakta, tehlikeli araçlar kullanmakta ve insanlara verdiği zararlardan sorumlu tutulabilmektedir. Bu sorumluluk kavramı o kadar gelişmiştir ki, idare bir takım sosyal hareketlerden dolayı kişilerin uğradığı zararları illiyet bağı aranmadan sosyal risk ilkesine göre sorumlu tutulmaktadır.
Ne yazık ki ülkemizde Avrupa ülkelerinde olduğu gibi tehlike sorumluluğunu içeren pozitif hukuk kaynağı yoktur. Pozitif hukuk kuralı olarak bununla ilgili hükümlerin konması yasa koyucuya düşen bir görevdir. Ayrıca bu konudaki boşluğu doldurmakla yükümlü olan mahkemeler ve özellikle Danıştay, hangi kuramı hangi hallerde uygulanabileceğini belirterek, bu konudaki problemleri azaltabileceklerdir.



KAYNAKÇA
1. Armağan, Tuncay: İdarenin Sorumluluğu ve Tamyargı Davaları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1997.
2. Ayanoğlu, Taner: Danıştay Kararları Işığı Altında Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi ve Uygulama Alanı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 1994.
3. Aydınalp, Sezai: Devletin Askerî Manevra ve Atışlardan Doğan Zararlar Nedeniyle Hukukî Sorumluluğu, Ankara Barosu Dergisi, agm., Sayı: 4, Ankara, 1993.
4. Azrak, Ali Ülkü: İdarenin Toplumsal Muhatara Kuramına Göre Kusursuz Sorumluluğu, agm., Sorumluluk Hukukunda Yeni Gelişmeler Sempozyumu, Fakülteler Matbaası, İstanbul, 1980.
5. Başpınar, Recep: Tam Yargı Davaları, Yüzyıl Boyunca Danıştay.
6. Bereket, Zuhal: Hukukun Genel İlkeleri, Ankara, 1996.
7. Demirkol, Selami; Bereket, Zuhal: İdari Yargıda Dava Açma ve Davaların Takip Usulü, Şafak Matbaacılık; Ankara, 1998.
8. Eroğlu, Hamza: İdare Hukuku Genel Esaslar, İdari Teşkilat ve İdarenin Denetlenmesi, Turhan Kitabevi, Ankara, 1985.
9. Esin, Yüksel: Danıştayda Açılacak Tazminat Davaları, 2. Kitap, Esas, Balkan-oğlu Matbaası, Ankara, 1973.
10. Karavelioğlu, Celal: Açıklama ve En Son İçtihatlarla İdari Yargılama Usülü Kanunu, C.1, Top-Kar Matbaacılık, Trabzon, 1993.
11. Özay, İlhan: Günışığında Yönetim, Filiz Kitapevi, İstanbul, 1996.
12. Özgüldür, Serdar: Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararları Işığıda Tam Yargı Davaları, İstanbul, 1994.
13. Yayla, Yıldızhan: İdare Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1990.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
idarenin, ilkesi, kuramda, sorumluluğu, tehlike, uyarinca, uygulamada, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557