Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 20:22   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Aihm ekinci ve tanribilir kararlari

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNİN
EKİNCİ VE TANRIBİLİR KARARLARI

Bilal ÇALIŞKAN
Bakanlık Tetkik Hakimi


Giriş

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ülkemizle ilgili olarak 2000 yılında verdiği iki önemli kararında, başvurularda ileri sürüldüğünün aksine, ülkemiz tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS), yaşam hakkıyla ilgili 2’nci maddesinin İhlâl edilmediğine karar vermiştir. AİHM’nin bireysel başvurularla ilgili olarak yargı yetkisini kabul ettiğimiz 22.01.1990 tarihinden bu yana ülkemiz aleyhine yapılan bireysel başvurularla ilgili olarak, Sözleşmenin 2’nci maddesinin İhlâl edildiğine karar verdiği dikkate alındığında, bu yazımızda irdeleyeceğimiz iki karar, büyük önem arz etmektedir.
İnceleme konusu kararlardan, Ekinci Kararı, AİHM’nin 11 Nolu Protokolün yürürlüğe girmesiyle oluşturulan yedi üyeli daireler tarafından başvuruların esastan karara bağlanmaya başlanmasıyla, AİHM’nin Üçüncü Dairesi tarafından, Tanrıbilir Kararı ise, İkinci Dairesi tarafından verildiği halde, başvuranlar tarafından temyiz mahiyetinde bir taleple, AİHM’nin 17 kişilik Büyük Dairesi önüne getirilmediklerinden kesinleşmiş bulunmaktadırlar.
Ayrıca, her iki başvuru da, 01.11.1998 tarihi itibarıyla kaldırılan, başvuruların ilk incelemesinin yapıldığı Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna yapılmış, AİHK’da, başvurularla ilgili ilk incelemelerini yapıp başvuruları kabul edilebilir bulmasına rağmen, görev süresinin sona ermesi üzerine başvurular, AİHM’ye devredilmiş, AİHM’de, AİHK’nın incelemelerini de değerlendirerek, Hükûmetimiz lehine olarak İhlâl bulunmadığı yolunda karar vermiştir.
Ekinci başvurusuyla ilgili hazırlık soruşturması, Cumhuriyet savcılığınca başlatılmış ve henüz sonuçlandırılamamış; Tanrıbilir başvurusuyla ilgili hazırlık soruşturması, Cumhuriyet savcılığınca başlatılmış, ancak ilgili mevzuat uyarınca, konunun Cumhuriyet savcılığının görev alanına girmediğinin tespiti üzerine, görevsizlik kararı verilerek gönderildiği idare kurulunca görevlendirilen muhakkik jandarma komutanı tarafından yürütülerek sonuçlandırılmıştır.
A. Seho Ekinci Kararı (18.07.2000)
Seho Ekinci, 03.10.1994 günü AİHK’ya başvurarak, HEP (Halkın Emek Partisi) üyesi olan kardeşi Nuri Ekinci’nin siyasî faaliyetleri nedeniyle Sason’da 16.02.1994 günü kimliği bilinmeyen kişilerce kurşunlanarak öldürüldüğünü, olayla ilgili olarak yürütülen soruşturmada, eylemin güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirildiğine dair deliller bulunmasına rağmen, soruşturmayı yürüten makamlarca bunların değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
Hükûmetimiz, verdiği savunmada, Nuri Ekinci’nin ölümü hakkında, olay günü Sason Cumhuriyet Savcılığınca, resen soruşturma başlatıldığını ve yetkili savcılıkta soruşturmanın hâlen derdest olduğunu, ceza davasının ve soruşturmanın etkin olması özelliğinin, suçlunun tespiti ile sınırlı olmadığını, hâlen devam eden soruşturmaya ilişkin evrakın ayrıntılı dökümünün, failleri bulmak için bütün yolları deneyen adlî makamların bu konudaki gayretini ortaya koyduğunu,
Başvuranın, maruz kaldığı zararın tazmini için ayrıca hukuk ve idare mahkemelerinde dava açabileceği halde, bu yollara başvurmadığından iç hukuk yolları tüketilmeden yapılan başvurunun incelenemeyeceğini,
Türk makamlarının güvenlik güçleri aleyhinde ceza davası açmakta çekingen davranmadıklarını ve hukuk ve idare mahkemelerinde açılan davaların etkin bir iç hukuk yolu olduğunu ileri sürmüştür.
Başvuran ise, Nuri Ekinci’nin ölümünden sonra yapılan baskılar nedeniyle, yakınlarının -eşi, çocukları ve annesi- bölgeyi terk etmek zorunda kaldıklarını ve İsviçre’ye sığındıklarını belirtmiştir.
AİHK, üç yıldır Cumhuriyet savcılığınca sürdürülen soruşturmadan bir sonuç alınamadığını belirterek, başvuruyu kabul edilebilir bulmasına rağmen, görev süresinin sona ermesi üzerine, esasa ilişkin raporunu hazırlayamadan, başvuru AİHM’ye devredilmiştir.
Hükûmetimizin AİHK’nın kabul edilebilirlik kararına itirazları
Hükûmetimiz, AİHK’nın kabul edilebilirlik kararının yerinde olmadığı yolunda itirazda bulunmuştur. AİHM bu itirazlarla ilgili olarak;
Hükûmetlerin ilk itirazlarının, başvurunun ilk incelenmesi aşamasında AİHK önünde en azından konu olarak ileri sürülmüş olması halinde incelenebileceği ilkesini hatırlattıktan sonra, mevcut olayda Hükûmetin, kabul edilebilirliğe ilişkin görüşlerinde, AİHK’ya Nuri Ekinci’nin ölümü üzerine başlatılan soruşturmanın devam ettiğini belirttiği, ancak soruşturmanın içeriği hakkında çok az bilgi vererek ve buna dayanarak başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürdüğü,
Daha sonra verdiği ek görüşlerde de, Sözleşme’nin eski 29’uncu maddesi uyarınca AİHK’nın kabul edilebilirlik kararını gözden geçirmesini isteyerek, Sason Cumhuriyet Savcılığına yapılan bir ihbar üzerine soruşturmanın derinleştirildiğini belirttiği ve soruşturma evrakını sunduğunu dikkate alarak,
Türk hukukunda, kamu görevlilerine yüklenebilecek suçlara ve kanuna aykırı işlemlere karşı başvurulabilecek hukukî, idarî ve cezaî dava yollarının mevcut olduğu, kamu görevlilerinin kanuna aykırı eylem ve işlemlerinden kaynaklanan zararların tazmini için açılacak hukuk davalarında, ilgilinin uğradığı zarar ile kamu görevlisinin kusuru arasındaki illiyet bağından başka, söz konusu kusuru işleyen kişinin tespitinin de gerektiği, halbuki bu olayda, başvuran tarafından iddia edilen fiilleri gerçekleştiren kişilerin tespit edilemediği, idarenin kusursuz sorumluluğuna dayanan ve Anayasa’nın 125’inci maddesi ile ilgili mevzuatla düzenlenen idarî davalarla ilgili olarak Hükûmet tarafından izah edilen bir hukuk yolunun teoride olduğu kadar uygulamada da var olması gerektiği, halbuki Hükûmet tarafından, AİHM’ye başvuranın durumuna benzer durumda olan ve bu davayı açmış olan kişilerle ilgili bir örnek kararın sunulmadığından, başvuranın idarî dava yolunu tüketmek zorunda bulunmadığı, kaldı ki başvuranın bu yola başvurması ve kendine devlet tarafından tazminat ödenmesi halinde, ölümle neticelenen saldırılarda, Sözleşmeye taraf devletlere getirilen failleri tespit etme ve cezalandırma mecburiyetinin farazi kalacağı gerekçesiyle, başvuranın bu yollara gitmekten muaf sayılması gerektiği sonucuna vardığını belirterek itirazları reddetmiş,
Başvuranın kardeşinin ölümü üzerine başlatılan ceza soruşturması hâlen devam ettiğinden, Sözleşme’nin 2’nci maddesine dayanan şikayetin esasına ilişkin olarak Hükûmetin ilk itirazının cezaî soruşturmayla ilgili kısmı hakkında bir inceleme yapmaya gerek görmediğini belirtmiştir.
Sözleşmenin 2’nci maddesinin ihlâl edildiği iddiası
Başvuran, kardeşi Nuri Ekinci’nin güvenlik kuvvetleri tarafından veya onların iş birliğiyle, Kürt yanlısı bir partideki siyasî faaliyetleri sebebiyle öldürüldüğünü, bu konuda Hükûmet tarafından etkin bir soruşturma yapılmadığını ileri sürmüştür.

Başvuranın kardeşinin öldürülmesi
Başvuruda ileri sürülen, Sözleşmenin 2’nci maddesinde koruma altına alınan yaşam hakkı ihlâl edilerek, başvuranın kardeşinin, devlet görevlilerince bilinen siyasi faaliyetleri nedeniyle, devlet görevlilerinden oluşan "ölüm tugayı" tarafından öldürüldüğü iddiasının, Nuri Ekinci’nin eşi tarafından, sığınmacı olarak bulunduğu İsviçre’den AİHM’ye gönderdiği bir beyanla teyit edilmesi ve güvenlik güçleri aleyhine yapılan ihbarı müteakip, yürütülen soruşturmanın, ilgili güvenlik kuvvetleri mensupları sorgulanmadığı için etkin olmadığı iddialarına karşı, Hükûmetimiz;
Nuri Ekinci’nin kimliği tespit edilemeyen kişilerce öldürülmesine itiraz etmediğini, ancak, Sözleşme’nin 2’nci maddesi çerçevesinde bu olaylardan varılabilecek sonuçlar açısından, başvuranın, olaydan güvenlik güçlerinin sorumlu olduğuna ilişkin iddiasıyla AİHM’ye sunduğu belgelerden hiçbirinin, kesin bulgular içermediği, Nuri Ekinci’nin, olaydan yedi ay önce kapatılan bir siyasî parti içindeki faaliyetlerini gösteren somut hiçbir delil de sunulamadığı gibi, başvuranın kardeşinin siyasî faaliyetiyle ölümü arasında bir illiyet bağının da kurulamadığı, maktulün, başvuranın iddiasının aksine siyasî bir kişi olarak değil, işadamı olarak tanındığı ve seçimlerde aday olduğu ileri sürülen partinin seçim listesinde adının yer almadığı,
Ölümle ilgili soruşturmanın, bugüne kadar titizlikle ve etkin bir şekilde sürdürüldüğü, gerekli bütün önlemler derhal ve etkin bir şekilde alınarak, olay yerinde Cumhuriyet savcısı tarafından inceleme, araştırma, otopsi ve balistik incelemesi yapılarak, şahitlerin ifadelerinin alındığı, bir ihbar dilekçesinden sonra da araştırma derinleştirilerek, cinayeti aydınlatmak için bütün yollara başvurulduğu,
Maktulün eşi Meryem Ekinci’nin İsviçre’den AİHM’ye gönderdiği beyanıyla, soruşturmayı yürüten savcıya verdiği ifade arasında çelişkiler bulunduğu, adı geçenin iç hukukta soruşturma yapan makamlara, soruşturmanın ilerlemesini sağlayacak her türlü bilgiyi vermesi gerektiği halde vermediğini belirterek itirazda bulunmuştur.
AİHM’nin değerlendirmesi
AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2’nci maddesinin, 3’üncü madde ile bağlantılı olarak, Avrupa Konseyini oluşturan demokratik toplumların temel değerlerinden biri olduğunu yineleyerek,
Bu başvuruda, başvuran tarafından ileri sürülen öldürme olayının gerçekleştiği hususunda taraflar arasında bir ihtilâf bulunmadığı, ancak 2’nci madde bakımından, ulaşılacak sonuçlar konusunda tarafların çok farklı neticelere vardıklarını, özellikle yapılan adlî soruşturmalarla ilgili olarak Hükûmet tarafından sunulan belgelerin, "delilin şüphe taşımaması" ilkesi uyarınca ve taraflarca sunulan görüşler ışığında incelendiğinde,
Başvuranın, Kürt yanlısı bir siyasî parti bünyesindeki faaliyetleri nedeniyle kardeşinin öldürüldüğü iddiasının, olay yerinde bulunmayan, ancak Nuri Ekinci’nin siyasî faaliyetleri ve bölgenin genel siyasî şartları hakkında bilgi sahibi olduğu ileri sürülen kişilerin beyanlarına dayandığı, bazı köy korucuları ve istihbarat birimlerini ihbar eden bir mektuptan hareketle, Güneydoğu Anadoludaki faili meçhul cinayetlerin kolluk güçleri tarafından emredildiği iddiası da ileri sürülmüş ise de, somut delillere dayanmadığından bu iddiaya itibar edilemeyeceğini belirttikten sonra, ölenin eşi ve amcasının, Sason Cumhuriyet Savcılığına, soruşturma kapsamında verdikleri, kimseden şüphelenmedikleri ve cinayetin faillerini bilmedikleri yolundaki ifadelerinden hareketle, AİHM;
Bu iki şahsın, daha önce de Nuri Ekinci’nin kesin olmayan bir tarihte Batman’a sorgulanmak üzere götürüldüğünü, fakat gözaltına alınmadığını ve hemen Sason’a döndüğünü belirttiklerini de dikkate alarak, ölenin eşinin İsviçre’den AİHM’ye gönderdiği beyanın, varsayımlara dayandığı ve başvuranın iddialarına hiçbir açıklık getirmediği,
Bu şartlarda, Nuri Ekinci’nin öldürülmesinin devlet görevlileri tarafından veya onların iş birliğiyle gerçekleştirilmiş olmasını düşünmenin, sağlam delillere dayanmadığı, mevcut delillerin böyle bir yargıya varmaya yeterli olmadığı sonucuna vararak, Sözleşmenin 2’nci maddesinin bu açıdan ihlâlinin söz konusu olmadığına karar vermiştir.
Yürütülen soruşturmaların niteliği
Yaşam hakkını koruma mükellefiyeti yükleyen Sözleşmenin 2’nci maddesinin, 1’inci maddenin getirdiği "taraf devletlerin, yargı yetkisine giren herkese, Sözleşme’de belirtilen hakları tanıma" ödevi ile birlikte düşünüldüğünde, güvenlik güçlerinin görevlerini yaparken kuvvete başvurmalarının, öldürme ile neticelendiği hallerde, Hükûmete etkin bir soruşturma yapma mecburiyetini yüklediği, bu mecburiyetin, normal bir ölümden ilgili makamların haberdar olması halinde de, ölümün hangi şartlarda gerçekleştiği hususunda etkin bir soruşturma yapma mecburiyetini de kapsadığı,
Başvuru dilekçesinde ileri sürüldüğünün aksine, mevcut olayda, savcılığın yaptığı işlemlerin eksiksiz olduğu, kurşunlama olayından hemen sonra iki polisin olay yerinde inceleme ve araştırma yaptığı ve otuz metre kadar ilerde kaybolan ayak izlerine rastladıkları, cesedin duruşunu belirten ve çevre hakkında ayrıntılar içeren bir kroki ile ayak izlerinin gittiği yönün belirlendiği,
Nuri Ekinci’nin öldürüldüğü gün, soruşturma başlatan savcının, olay yerinde inceleme yaptığı, iki pratisyen hekimle ceset üzerinde yaptığı otopsiyle, maktulün iki kurşunla vurulduğu, bir kurşunun cesette kaldığı, diğerinin vücudu delerek kasıktan çıktığının tespit edildiği, 17.03.1994’te, Cumhuriyet savcısının, Nuri Ekinci’nin eşinin ve amcasının ifadelerini aldığı,
AİHK’nın kabul edilebilirlik kararını müteakip Hükûmetin AİHM’ye sunduğu soruşturma dosyasından;
Başvuranın şikâyeti ve bir ihbar mektubu üzerine, Cumhuriyet savcısının maktulün amcası ile kayınbiraderini ve cesetten onbeş metre kadar ileride bulunan evin sahibi ile kiracısını, ayrıca mektupta adları geçen köy korucularını da sorguladığı, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün talebi üzerine, maktulün gömüldüğü mezarı açtırarak cesetteki kurşunu çıkartıp ceset üzerinde yeniden otopsi yaptığı, cesetten çıkan bu kurşunla ilgili balistik raporu düzenlettiği ve savcının talebi üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğünün, güvenlik güçlerinin olay bölgesinde kullandığı silahların türü hakkında bilgi verdiği,
İhbar mektubundan sonra savcılık tarafından, bir yandan, ihbarda bulunan kişi hakkında araştırma yapılarak, diğer yandan, mektupta adı geçen köy korucuları hakkında soruşturma başlatıldığı, iki köy korucusunun evinde aramalar yapıldığı ve aynı gün düzenlenen bir tutanakla, yolun bozukluğu nedeniyle bir köy korucusunun ikamet ettiği köye gidilemediğinin tespit edildiği, ancak savcının, kolluktan bu kişilerin silahlarının zaptedilerek balistik raporlarının düzenlenmesini istediği, üç köy korucusunun da ifadelerini aldığı, bunların, Nuri Ekinci’yi tanımadıklarını, ayrıca olay tarihinde dağda operasyonda olduklarını belirterek suçlamaları reddettikleri, bu ifadelerin, yedi köy korucusu tarafından, savcıya verilen ifadelerle de doğrulandığı, maktulün amcasının savcı tarafından bir kere daha dinlenildiği ve ihbar mektubunda haklarında suçlamalar bulunan üç korucuyu tanımadığını belirttiğini dikkate alan ve soruşturmayla görevli makamların, güvenlik güçlerinin, Nuri Ekinci’nin öldürülmesi olayına karışmış olmaları ihtimalini de değerlendirerek katil veya katilleri bulmak için bütün yollara başvurdukları sonucuna varan AİHM, katil veya katiller bulunamamış olsa da, soruşturmanın etkin olmadığı ve yetkili makamların, başvuranın kardeşinin öldürülmesi olayına kayıtsız kaldığı iddiasının da dayanaksız olduğunu belirterek, Sözleşmenin 2’nci maddesinin bu açıdan da ihlâl edilmediğine karar vermiştir.
B. Hediye Tanrıbilir Kararı (16.11.2000 günlü)
18.02.1993 günlü başvuru dilekçesinde, Cizre’nin Düzova köyünde ikamet eden başvuran, terör örgütü PKK üyesinin ihbarı üzerine, oğlu Abdürrahim Tanrıbilir’in, 08.09.1990 günü gece evlerine gelen jandarmalar tarafından yakalanarak Cizre Emniyet Müdürlüğüne sevk edildiğini, nezarette yer kalmadığı için, Cizre Jandarma Merkez Komutanlığına geri gönderildiğinden ve sabah saat beşe doğru, nezarette gömleğiyle kendini asmış bir şekilde ölü bulunduğundan kendilerine haber verilmesi üzerine bilgi sahibi olduklarını, Cizre Cumhuriyet Savcılığının, soruşturma açarak o gece nöbetçi olan jandarmaları sorguladığını, biri genel cerrahi uzmanı olmak üzere üç doktorun katıldığı bir otopside, baş, göğüs ve karın boşlukları açılarak yapılan inceleme sonucu, ölümün asıya bağlı asfiksiden kaynaklanan solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu gerçekleştiği tespit edilmesine rağmen, otopsinin yetersiz olduğu ve cesetten alınan parçaların Adlî Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek, soruşturmanın derinleştirilmesini talep ettiğini ve oğlunun intihar etmediğini, bu suretle, Sözleşmenin yaşam hakkıyla ilgili 2’nci ve işkence ve kötü muamele yasağıyla ilgili 3’üncü maddelerinin İhlâl edildiğini ileri sürmüştür.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 20:22   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

Hükûmetimiz, başvuranın, Cizre Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunması üzerine, 24.09.1990 tarihinde, savcılığın, nezarethanede görevli dört jandarmayı sorguladığını, savcılığın talebi üzerine, Cizre Sulh Ceza Hakimince olay yerinde bilirkişi marifetiyle ve Cumhuriyet savcısının da hazır olduğu halde yapılan keşifte, Cumhuriyet savcılığınca ifadeleri alınan nezarethane görevlisi jandarmaların bir daha ifadeleri alınarak ve bilirkişinin odanın bir kişinin kendini asmaya elverişli olduğu ve gömleğin de maktulü taşıyabileceği yolundaki tespiti üzerine, 03.10.1990 tarihinde, savcılık toplanan delillerden, maktulün PKK terör örgütünün önemli bir elemanı olduğu ve bildiği sırları ele vermemek için kendisini asarak intihar ettiği sonucuna vararak, dört şüpheli jandarma hakkında adam öldürmek suçundan takipsizlik kararı verdiğini, görevi ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme suçundan ise, 285 sayılı KHK gereğince, jandarmalar hakkında Memurin Muhakematı Hakkında Kanun uygulanacağı gerekçesiyle soruşturma evrakını Cizre Kaymakamlığına gönderdiğini,
Kaymakam tarafından, ilçe jandarma komutanının muhakkik olarak görevlendirildiğini, muhakkik tarafından, maktulün öldüğü tarihte nezarethanede görevli jandarma personeli ve maktulle birlikte gözaltında tutulan iki şüpheli kız dinlenildikten sonra, hazırlanan raporda, olayda jandarma görevlilerinin, görevlerini ihmal ettiklerine dair bir tespit bulunmadığı sonucuna varıldığı ve bu rapora dayanarak, Cizre İlçe İdare Kurulunun 23.01.1991 günü sanıklar hakkında men’i muhakeme kararı verdiğini, yasa gereği kararı resen inceleyen Şırnak İl İdare Kurulunca da, 21.02.1991 günlü kararla, men’i muhakeme kararının onandığını,
Başvuranın, yukarıda anılan Cumhuriyet savcılığının takipsizlik kararına itirazını inceleyen Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin de, 285 sayılı KHK uyarınca konu hakkında ilçe idare kurulunca gereği yapıldığından, ayrıca bir karar verilmesine yer olmadığı kararı verdiğini,
Cizre İlçe İdare ve Şırnak İl İdare Kurulları kararlarının başvurana sehven tebliğ edilmediği 27.01.1993 tarihli Cizre Kaymakamlığı yazısında belirtilmesine rağmen, başvuranın bu safhadan sonra da itiraz yoluna başvurmadığı, maddî ve manevî zararları için tazminat davası açmadığı ve yerel makamlar önünde şikayetlerini dile getirmediğini savunmuştur.
Sözleşme’nin 2’nci maddesinin ihlâli iddiası
Başvuran, oğlu gözaltı sırasında jandarmalar tarafından öldürüldüğünden, AİHS’nin 2’nci maddesinin ihlâl edildiğini iddia ettiğinden, öncelikle bu iddia ile inceleme yapılmıştır.
Başvuranın oğlunun ölümü
Başvuranın, oğlunun gözaltında ifadesini alan jandarmalar tarafından öldürüldüğü, oğlunun evli olduğu, ticarî taksi işlettiği, intiharı düşünmesi için herhangi bir nedenin bulunmadığı ve yapılan otopsinin ayrıntılı olmadığı iddiasıyla ilgili olarak,
AİHM, başvuranın ve eşinin olaya tanık olmadıklarını ve hatta oğluyla birlikte gözaltına alınan ve verdikleri ifadelerinde, nezarethanede görevli jandarmaların nöbetleşe denetim yaptığını ve intiharın fark edilmesine kadar nezarethanede anormal bir durumun bulunmadığını ifade eden kızlarla görüşme talebinde dahi bulunmadıklarını, olaydan sonra jandarmanın Cumhuriyet savcısına bilgi verdiğini ve olay mahallinde derhal otopsi yapıldığını, maktulün ölümünden sorumlu tutulan cesedi bulan jandarmaların, Cumhuriyet savcısına, olay yerinde keşif yapan hâkime, ilçe idare kurulunca görevlendirilen muhakkike ve AİHK delegelerine Strasbourg’da yapılan tanık dinlemelerinde verdikleri ifadeler benzer olduğundan, intihardan sorumlu kişileri tespit için yapılan hazırlık soruşturmasının yeterli olduğu gerekçesiyle, Sözleşme’nin 2’nci maddesinin ihlâlinin söz konusu olmadığına karar vermiştir.
Başvuranın olayın olduğu gece, nöbetçi jandarmaların ihmalkar davrandıkları iddiasına karşı Hükûmetimiz, olayda herhangi bir ihmalin söz konusu olmadığını, olay gecesi jandarmalar tarafından, merhumun üzerinin aranarak kendisine zarar verebilecek eşyalarının alındığını, olabilecek bütün olumsuzluklar da düşünülerek gerekli tedbirler alındıktan sonra maktulün nezarete yerleştirildiğini belirtmiş,
AİHM’de, dosyada yer alan belgelerden, kolluğun maktulün güvenliğini sağlamak için bütün önlemleri aldığının anlaşıldığı, jandarmaların maktulün intiharı düşünebileceğini tahmin ederek devriye halinde nöbet tuttukları, nezaretteki diğer şüphelilerinin beyanlarıyla sabit olduğundan bahisle, başvuranın iddiasını kabul etmeyerek, 2’nci maddenin bu açıdan da ihlâl edilmediğine karar vermiştir.
Ulusal makamlar tarafından yürütülen soruşturmalar
Başvuranın, idare kurullarının, Memurin Muhakematı Hakkında Kanun uyarınca görevlendirdikleri muhakkiklerin yürüttükleri soruşturmalarda, olaydan sorumlu memurları koruduklarını iddia ederek, muhakkik jandarma komutanı tarafından yürütülen ön soruşturmanın da bu nitelikte olduğunu ileri sürmesi üzerine,
Hükûmetimiz ulusal makamların intihar olayıyla ilgili olarak etkin bir soruşturma yürüttüğünü ve maktulün üyesi olduğu PKK terör örgütünün faaliyetlerine ilişkin bilgileri vermemek için intihar yolunu seçtiğini dile getirmiştir.
AİHM, Sözleşme’nin 2’nci maddesinin yaşama hakkını teminat altına aldığını belirttikten sonra, intihar olayından haberdar olması üzerine, Cumhuriyet savcısının, hemen harekete geçerek, olayla ilgili detaylı bir araştırma başlattığı, görevlilerin ifadelerini aldığı, olay yerinde keşif yapılması için sulh ceza hâkiminden talepte bulunduğu, bilirkişi marifetiyle hâkim ve savcının katılımıyla yapılan keşif sırasında, hâkim tarafından, savcının daha önce ifadelerini aldığı görevlilerin bir daha ifadelerinin alınması, intihar için kullanılan gömlek kolunun maktulü taşıyabileceğinin ve olay yerinin intihara elverişli olduğunun tespiti yapıldıktan sonra soruşturma dosyasının, AİHM’nin daha önce verdiği bazı kararlarında, bağımsız görevlilerden oluşmayan ve kararlarını duruşma yapmadan verdiği için, etkin bir soruşturma yürütmediğine hükmettiği idare kuruluna gönderilmesi, soruşturmanın etkinliğini azaltmış olsa da, olaydan hemen sonra Cumhuriyet savcısı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında her türlü incelemenin yapılmasını yeterli görerek, Hükûmetimizin ölüme neden olduğu ileri sürülen jandarmalar hakkında etkin bir soruşturma yapılmasını sağladığını belirterek, intihardan sorumlu kişileri tespit etmek için, hazırlık soruşturmasını başlatan Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan ve görevsizlik kararıyla idare kuruluna intikal eden soruşturmaların yeterli ve etkin olduğu ve bu açıdan da, Sözleşme’nin 2’nci maddesinin ihlâl edilmediğine karar vermiştir.
Sözleşme’nin 3’üncü maddesinin ihlâli iddiası
AİHM, başvuranın, Sözleşme’nin 3’üncü maddesine atıfta bulunarak, oğlunun jandarmalar tarafından işkence ile öldürüldüğü iddiasının süresinde ileri sürmediğini belirterek, incelememeye karar vermiştir.
Sonuç
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2’nci maddesinde yaşam hakkı güvence altına alınmış olup AİHM taraf devletlerin, yaşam hakkı ihlâliyle ilgili olarak, sanıkların tespitine yönelik etkin ve hızlı soruşturma yürütmeleri gerektiğini hükme bağlamıştır.
AİHM’nin bu iki kararını, özellikle Cumhuriyet savcılarımızın dikkatlice inceleyerek bundan sonra yürütecekleri soruşturmalarında değerlendirmeye almalarında büyük faydalar bulunmaktadır. AİHM, ülkemizle ilgili birçok kararında, Cumhuriyet savcılarımız tarafından yürütülen soruşturmaların etkin olmadığı sonucuna vararak ülkemiz aleyhine ihlâl kararı vermiştir.
10.04.2001 günlü Tanlı Kararında, başvuranın oğlunun gözaltında kalp krizinden ölümüyle ilgili olarak başlatılan soruşturma kapsamında, iki pratisyen hekimin yaptığı ilk otopsinin yetersiz olduğunu, başvuranın oğlunun gözaltında maruz kaldığı işkence sonucu öldüğü iddiasını ciddî bir şekilde incelemeye alarak, Cumhuriyet savcısının cesedin adli tıp kurumuna sevkini sağlayıp bu konuda ayrıntılı rapor istemesi gerekirken, maktulün yakınlarının adlî tıp kurumuna sevk hususunda muvafakatları olmadığından bahisle, cesedi adlî tıp kurumuna göndermemesini ciddî bir eksiklik olarak gördüğünü belirttikten sonra, ölümden bir yıl sonra mezar açılarak yeniden yapılan otopsinin, ceset üzerinde yapılan ilk otopsideki kadar ayrıntılı bir incelemeye olanak vermediğinden, soruşturmanın eksikliğini gideremeyeceği, ayrıca, gözaltında görevli polisler hakkında, ölüme sebebiyet verme suçundan açılan kamu davasında, mahkemece, Adlî Tıp Kurumundan alınan değerlendirmede ilk otopsinin yetersiz olduğu açıkça belirtilmesine rağmen, davanın delil yetersizliğinden beraatle sonuçlandığını dikkate alarak, Hükûmetimizin başvuranın oğlunun gözaltında ölümünden sorumlu olduğuna ve bu ölümle ilgili olarak etkin bir soruşturma yürütülmediğinden, Sözleşmenin 2’nci maddesinin ülkemiz tarafından ihlâl edildiğine karar vermiştir.
20.05.1999 günlü Oğur Kararında da, AİHM, başvuranın bir kömür ocağında bekçi olan oğlunun güvenlik güçlerinin açtığı uyarı ateşine rağmen dikkatli hareket etmemesi üzerine, açılan ateş sonucu ölmesiyle ilgili olarak yürütülen soruşturmada, Cumhuriyet savcısı tarafından, olay yerinde inceleme yapmak ve maktulün iş arkadaşlarını sorgulamaktan başka bir inceleme, özellikle otopsi gibi, ateş edenin yaklaşık olarak bulunduğu yeri ve ateş edenle maktul arasındaki mesafeyi tespite, ayrıca açılan ateşin haklı olup olmadığının belirlenmesine yarayacak önemli bir işlem yapılmadan, operasyonda görevli olan ve isimleri bilinen güvenlik güçlerinin ifadelerini almadan, olayda kullanılan silahların balistik incelemesini yaptırmadan soruşturma evrakının görevsizlik kararıyla idare kuruluna gönderilmesini önemli bir eksiklik olarak değerlendirmiş, idare kurullarının da, oluşumları itibarıyla bağımsız karar veremeyecekleri ve soruşturma için görevlendirilen muhakkiklerin de yeterli araştırma yapmadıkları sonucuna vararak, ülkemiz tarafından Sözleşmenin 2’nci maddesinin ihlâl edildiğine karar vermiştir.
Bu bakımdan, ülkemiz aleyhine bu konularda daha fazla ihlâl kararı verilmesini ve daha fazla tazminat ödenmesini önlemek açısından;
A. Ölüm olaylarıyla ilgili soruşturmalarda, Cumhuriyet savcısı tarafından olay yerinde ayrıntılı inceleme ve araştırmaların geciktirmeden yapılması, yetkili hâkimden bilirkişi marifetiyle keşif yapılması yoluna gitmekten de, gerektiğinde kaçınılmaması, olayla ilgili bilgi ve görgüsü olanların hemen ifadelerine başvurulması,
B. Maktul üzerinde ayrıntılı bir otopsi yapılması, adlî tabip bulunmadığı durumlarda, diğer doktorlar tarafından otopsi yapılması halinde, otopsi konusunda kabul edilmiş uluslar arası kurallara da riayet edilmesi, otopsinin eksikliğiyle ilgili bir iddia söz konusu olduğunda hemen adli tıp kurumundan, otopsiden elde edilen bulgularla ilgili ayrıntılı rapor istenilmesi,
C. Olayla ilgili ifadelerde çelişkiler bulunması halinde, bu çelişkilerin giderilmesi için hemen harekete geçilerek, çelişkili ifade sahiplerinin bir daha ifadelerine başvurularak olayın nasıl gerçekleştiği konusunda bir sonuca varılmaya çalışılması,
D. Görevsizlik kararı verilecek durumlarda, her türlü inceleme ve araştırma yapıldıktan ve başlangıçta etkin bir soruşturma yürütüldükten sonra, görevsizlik kararı verilmesi,
E. Soruşturma konusu olayla ilgili her türlü ihbarı soruşturma kapsamında değerlendirerek, ilgililerin ifadelerini almaları, ihbar ve iddia olunan olayların gerçek olup olmadıklarını acele bir şekilde araştırarak, bir sonuca varmaları büyük önem arz etmektedir.
Ayrıca, inceleme konusu Tanrıbilir kararında, Cumhuriyet savcısı tarafından başlatılan hazırlık soruşturmasının, gerekli tüm inceleme ve araştırmalar tamamlandıktan sonra gönderilmiş olması nedeniyle, idare kurulu tarafından görevlendirilen muhakkikin yaptığı soruşturma esas alınarak sonuçlandırılmasında, bir eksiklik görülmemesi, AİHM’ye benzer başvurularla ilgili soruşturmalarda Cumhuriyet savcılarımıza büyük görevler yüklemektedir. Bu açıdan, görevsizlik kararı verilmesinde aceleci davranılmayarak, kararı vermeden önce, olayla ilgili bütün araştırma ve incelemelerin tamamlanması, Cumhuriyet savcılarımızın özen göstermesi gereken önemli bir husustur.
AİHM’nin ülkemizle ilgili başvurulardaki yaşam hakkı ve işkence iddialarıyla ilgili olarak, idarî pratik kararı vermemesini sağlamak açısından, koyduğu ölçütlere dikkat edilmesi gerekmektedir. İnceleme konusu kararlarında, Hükûmetimizin ilk itirazlarını esaslı bir gerekçe göstermeden reddeden AİHM’nin, daha sonraki incelemelerinde daha dikkatli olmasını ummaktayız.

adalet dergisi sayı 8




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
aihm, ekinci, kararlari, tanribilir, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557