Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 20:23   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargilanmasi hakkinda kanun üzerine bir incelem

MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN
YARGILANMASI HAKKINDA KANUN
ÜZERİNE BİR İNCELEME

Süleyman KARACA
Tokat Cumhuriyet Savcısı


Giriş

Memurların yargılanmalarına ilişkin hükümleri içeren 04 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat, 04.12.1999 tarih ve 23896 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 18’inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Böylece yıllardır tartışılan memurların yargılanmasına ilişkin Cumhuriyet öncesi döneme ait bir yasa yerine, günümüz Türkçesi ile hazırlanmış, anlaşılabilir yeni bir yasal düzenleme hukuk sistemimize kazandırılmıştır.
Yasa incelendiğinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmaları sürecinin;
a. İhbar veya şikâyet,
b. Ön inceleme ve soruşturma izni,
c. İtiraz,
d. Hazırlık soruşturması,
e. Yargılama,
aşamalarından oluştuğu görülmektedir.
Genel olarak memur ve diğer kamu görevlilerinin yargılanma süreci
a. İhbar veya şikâyet
Yasa kapsamındaki memur ve diğer kamu görevlilerinin yargılanma süreci CMUK’nun 151’inci maddesinde belirtilen makamlara yapılacak bir ihbar veya şikâyet ile başlayacaktır.
Bu makamların memur veya diğer kamu görevlilerinin, suç oluşturabilecek bir fiillerinin varlığını kendiliğinden öğrenmeleri halinde de soruşturma başlatılabilecektir.
Cumhuriyet başsavcıları kendilerine yapılan ihbar ve şikâyetlere ilişkin evrakın bir suretini, ivedilikle toplanması gereken ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri topladıktan sonra soruşturma izni vermeye yetkili mercie gönderecektir.
Yetkili merci dışındaki makamlarda kendilerine yapılan ihbar ve şikâyetleri, soruşturma izni vermeye yetkili makama bildirmek zorundadırlar.
b. Ön inceleme ve soruşturma izni
Kendisine bağlı çalışan memur veya diğer kamu görevlisi hakkında yapılan ihbar ve şikâyeti öğrenen yetkili merci, bizzat veya görevlendireceği kişi/kişiler aracılığıyla isnat edilen fiille ilgili bir ön inceleme yapacaktır.
Ön inceleme sonucunda Yasa kapsamında bir suç işlendiği kanısına vardığı takdirde; hakkında ön inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi hakkında soruşturma yapılmasına izin verecektir. Yasa kapsamında bir suç işlenmediği kanısına vardığı takdirde ise memur veya diğer kamu görevlisi hakkında isnat edilen fiil nedeniyle soruşturma yapılmaması yönünde bir karar verecektir.
c. İtiraz
Yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesine ilişkin karar hakkında ön inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi tarafından; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karar hakkında Cumhuriyet başsavcısı veya varsa ihbar ve şikâyette bulunan tarafından itiraz edilebilecektir.
İtiraz, hakkında ön inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin unvanına göre; Danıştay İkinci Dairesi veya Bölge İdare Mahkemesi tarafından incelenecektir.
d. Hazırlık soruşturması
Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara yapılan itirazın reddi veya soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara yapılan itirazın kabulü halinde yetkili mercii hazırlamış olduğu ön inceleme dosyasını, hakkında ön inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin unvanına göre Yasanın 12’nci maddesinde belirtilen hazırlık soruşturmasını yapacak mercie gönderecektir.
Bu merci tarafından Ceza Yargılama Usulü Yasasının ilgili maddelerine göre memur ve diğer kamu görevlisi hakkında hazırlık soruşturması yürütülüp sonuçlandırılacaktır.
e. Yargılama
Yasanın 12’nci maddesinde belirtilen makamlar tarafından yapılacak hazırlık soruşturması sonucunda, memur ve diğer kamu görevlisi hakkında unvanına göre iddianame ile 13’üncü maddede belirtilen yetkili ve görevli mahkemeye kamu davası açılarak işin mahkemeye intikal etmesi sağlanacaktır.
Yasa kapsamına girmeyen suçlar
a. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadeleye İlişkin Yasa (Vali ve Kaymakamlar hariç),
b. Sıkıyönetim Yasası,
c. 298 sayılı Seçim Yasası,
d. 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlara İlişkin Yasa,
e. 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Yasada yazılı suçlar,
f. 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası,
Kapsamına giren suçlar nedeniyle sanık, memur veya diğer kamu görevlisi olsa dahi 4483 sayılı Yasa hükümlerine göre değil, genel hükümlere göre hazırlık kovuşturması yapılır.
Maddelere göre 4483 sayılı Yasa
Madde 1. Amaç(1)
4483 sayılı Yasa, 1’inci maddesi ile Yasanın çıkarılış amacını açıklamıştır.
Bu maddeye göre yasanın çıkarılış amacı, “memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektir.” Madde “izlenecek usul” deyimini kullanmaktadır. Yasanın genel sistematiği de incelendiğinde, bir usul yasası olma özelliği taşıdığı görülmektedir.
Görev sebebiyle işlenen suç kavramı
1’inci madde de belirtilen ilkelere göre Yasa, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri söz konusu olduğunda uygulanacaktır.
Yürürlükten kaldırılan 04 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat, memurların görevi esnasında ve görevi sebebiyle işledikleri suçlarla ilgili yargılama “soruşturma” esaslarını düzenlemekteydi. 4483 sayılı Yasa ise memurların görev esnasında işledikleri suçları kapsam dışı bırakmış ve sadece görev sebebiyle işledikleri suçlarla ilgili uygulama esaslarını düzenlemiştir.
Maddede belirtilen “görev sebebiyle” ibaresinin; görevden doğan veya görev dolayısıyla işlenen suçları kapsadığı, memuriyet görevi ile ilgisi olmayan suçların kovuşturulmasının genel hükümlere göre yapılması gerektiği açıktır.
Görev sebebiyle işlenen suçlar yönünden görevin yapılması sırasında veya mesai saatleri ve/veya görev mahalli dışında işlenmesi sonucu etkilemeyecektir.
Görevle suç arasında illiyet bağı bulunmalıdır
Yasa kapsamındaki görevin idarî bir görev olması ve görev ile suç arasında bir illiyet bağının kurulabiliyor olması gerekir. Eğer görev ile suç arasında illiyet bağı kurulamıyor ise veya görev idarî bir görev değil de adlî bir görevse, 4483 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem yapılamayacaktır.
Adlî görev, idarî görev kavramı
Kolluk görevlilerinin adlî ve idarî görevleri bulunduğundan; görev sırasında bir suçun işlenmesi halinde, yapılan görevin hangi tür görev olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre uygulama yapılması gerekmektedir. Eğer suç kolluk görevlisinin adlî görevini yerine getirmesi sırasında işlenmiş ise genel hükümlere göre işlem yapılacaktır. Suçun idarî görevin yerine getirilmesi sırasında işlendiğinin kabul edilmesi halinde ise, 4483 sayılı Yasa hükümlerine göre soruşturma izni alınması gerekecektir.
Hangi görevin adlî, hangi görevin idarî görev olduğu ise bazı yasalarda açıkça belirtildiği gibi, bazen de yapılan işin özelliğine göre ayrıca belirlenmesi gerekebilir. Örneğin 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu 2’nci maddesinde görevler nitelik ayırımı yapılmaksızın sayılmış iken, 2803 sayılı Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri Kanunu 7’nci maddesinde görevler mülkî, adlî ve askerî görevler olarak ayrı ayrı belirtilmiştir.
Madde 2. Kapsam
Yasa 2’nci maddesiyle, hangi memurların görev sebebiyle işledikleri suçların kapsam içinde olduğunu açıklamıştır.
Memur sayılma
Ceza Yasası uygulamasında kimlerin memur sayıldığı Türk Ceza Kanunu 279’uncu maddesinde sayılmıştır. Maddeye göre sürekli ya da geçici olarak yasama, yürütme ya da yargısal nitelikte bir kamu görevi gören kurum memur ve hizmetlileri ile aynı nitelikte kamu görevi gören diğer kimseler memur sayılırlar.
Anayasanın 128’inci maddesinde “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülür” denilmektedir.
Ceza hukuku uygulamasında ve idare hukukundaki genel kabul görmüş nazariyelere göre Devletin aslî fonksiyonları “kamu görevi”, tali, tamamlayıcı ve yardımcı nitelikteki fonksiyonları “kamu hizmeti” olarak tanımlanmaktadır. “Kamu görevi” yapanlar “memur” ve “diğer kamu görevlisi” olarak, “kamu hizmeti” yapanlar “amme hizmetiyle muvazzaf olanlar” ve “müstahdem” olarak tanımlanmaktadır.
Kamu hizmeti ve kamu görevi kavramı
Madde metninde geçen “aslî ve sürekli görev” kavramının ceza ve idare hukuku sistemindeki “kamu görevi” olarak adlandırılması gerekmektedir. Devlet Memurları Kanununa tâbi olsalar da, yardımcı ve tamamlayıcı nitelikte “kamu hizmeti” görenler, (hizmetli, şoför vb.) bu yasa kapsamında değildirler.
Yargıtayın yerleşmiş içtihatları ile genel anlamda memur olmadığı kabul edilen Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair 4541 sayılı Yasaya göre görev yapan mahalle muhtarlarının anılan yasanın 3’üncü maddesinde belirtilen görevleri yaparken; bu görevlerin kamu görevi niteliğine haiz olması nedeniyle memur sayıldıkları(2) ve haklarında Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat (04.12.1999 tarihinden sonra 4483 sayılı Yasa) hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Buna karşın 506 sayılı Yasanın 136’ncı maddesi delâletiyle 4792 sayılı Yasanın 7’nci maddesine göre işlemiş oldukları suçlar ve kendilerine karşı işlenen suçlarda Türk Ceza Kanunu hükümlerinin tatbikinde memur sayılan Sosyal Sigortalar Kurumu memur ve hizmetlileri hakkında(3) Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat (04.12.1999 tarihinden sonra 4483 sayılı Yasa) hükümlerinin yapılan işin kamu hizmeti niteliğinde olması nedeniyle uygulanmayacağı kabul edilmiştir.
Ayrıca 1982 Anayasası ile yeni bir anlam kazanan kamu görevlileri deyimi, kamu hukukuna göre çalıştırılan görevliler anlamına gelmekte olup, “kamu görevi” de kamu hukukuna göre verilen bir görevdir. Kamu kesiminde de olsa, özel hukuk alanındaki İş Kanunu veya özel hizmet âkitleri uyarınca verilen görevler “kamu görevi” sayılmayacaktır.
Diğer kamu görevlileri
Anayasanın 128’inci maddesinde belirtilen “memurlar dışında kalan kamu görevlilerinin” kimler olduğunu belirleyen bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmeliğin 15’inci maddesinde “diğer kamu görevlileri”ne ilişkin bir liste verilmektedir. Bu listeye göre 657 sayılı Yasanın Değişik 1’inci maddesinin birinci fıkrasında sayılan kurumlarda çalışan sözleşmeli ve geçici personel, aynı Yasanın Ek Geçici 12, 13 ve 14’üncü maddeleri kapsamına giren personel ile Ek Geçici 9’uncu maddede sayılan kurumlarda çalışan memurlar, sözleşmeli personel ve geçici personel diğer kamu görevlileridir.
Anayasanın 127’nci maddesi ile düzenlenen mahalli idareler personelini de, diğer kamu personeli olarak değerlendirmek gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre yargıçlar, subay ve astsubaylar ve KİT’lerdeki bir kısım personel de diğer kamu görevlileri arasında sayılmasına karşın, bunlar 4483 sayılı Yasa kapsamı dışında, özel yasalarına veya genel hükümlere göre işlem yapılması gereken personeldirler.
Diğer kamu görevlileri içinde temel ölçü, genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli bir görevin bulunması, yani yapılan görevin hem kamu görevi niteliğinde olması, hem de bir kadroya bağlanmasıdır. Yapılan iş Türk Ceza Kanununun 279’uncu maddesi bağlamında “amme vazifesi”de olsa “muvakkat nitelikte” ise bu Yasa kapsamında değerlendirilmeyecektir.
KİT personelinin durumu
4483 sayılı Yasanın 2’nci maddesinde “Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT)”ne yer verilmemiştir. Bu nedenle KİT mensuplarının işledikleri suçlar nedeniyle yürütülecek soruşturma ve yargılamanın genel hükümlere göre yapılması gerekmektedir. 4483 sayılı Yasa 17’nci maddesi ile, sadece KİT genel müdürlerini ve yönetim kurulu üyelerini yasa kapsamına almıştır.
Özel yasalarında Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın uygulanacağı belirtilen kurumlarda, 4483 sayılı Yasanın 16’ncı maddesi uyarınca kapsam içine alınmıştır.
Birer KİT olmamalarına karşın, yasalarında personeli hakkında KİT personel rejiminin uygulanacağı belirtilen kuruluşların ise 4483 sayılı Yasanın 17’nci maddesiyle getirilen istisna hariç kapsam dışında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Genel idare esasları kavramı
“Genel idare esasları” kavramı idare hukukunda, devlet idaresi veya merkezî idarenin bağlı olduğu kural ve yöntemlerin yanında, özel kesimde ve özel hukuk kurallarına göre uygulanan kural ve usullerin karşısında bir kamusal yönetim biçimini anlatmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 09.02.1993 gün ve 1992/44 E. 1993/7 K. sayılı kararına göre “Genel İdare Esasları” kavramının, “Memurlar ve Kamu Görevlileri tarafından yerine getirilecek görevlerin kadroya bağlanması, merkezî idare ile statüler bir ilişki içinde olunması, yani yönetimle görevlileri arasındaki ilişkinin idare hukuku kurallarıyla düzenlenen bir kamu ilişkisi olması” gibi özellikleri bulunmaktadır.
Buna karşın yargı kararları ve öğretide, belirtilen kavrama ilişkin yeterli açıklık söz konusu değilse de bu konuda (Anayasa Mahkemesinin yakın tarihlerde verdiği kararlarında da gönderme yapılan) 28.11.1975 tarih ve 15426 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7/10986 sayılı “Kurumlardan hangilerinin Devlete verilmiş asli ve sürekli bir kamu hizmetini genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduklarının, hangilerinin bu nitelikte olmadıklarının tespitine dair” Bakanlar Kurulu Kararının belirleyici olduğu düşünülmektedir.
Bu karardan sonra kurulan Özelleştirme İdaresi ve Toplu Konut İdaresi gibi kuruluşlarda bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Bu bağlamda; 657 sayılı Yasanın 4/B maddesine göre sözleşmeli personel ve 4/C maddesine göre geçici personel sayılanlar, bir kadroya bağlı olarak istihdam edilmediklerinden, kamu görevi de yapsalar bu Yasa kapsamında değerlendirilmeyeceklerdir.
Madde 3. İzin vermeye yetkili merciler
Yasa 3’üncü maddesinde soruşturma izni vermeye yetkili mercilerin kimler olduğunu açıklamıştır.
Yasaya göre soruşturma izni vermeye yetkili kişilerin yoklukların- da, bu yetki vekilleri tarafından bizzat kullanılacaktır.
Yetkili merciin belirlenmesinde; memur ve diğer kamu görevlisinin daha sonradan görev ve unvanı değişmiş olsa bile, suç tarihindeki görevi esas alınacaktır.
Birden fazla memurun suça iştirak etmesi halinde (ast memur ve üst memurun suça iştirakinde) soruşturma izni üst memurun bağlı olduğu merciden istenecektir.
En üst idarî amir kavramı
Maddenin (d) fıkrasında belirtilen en üst idarî amir kavramı açıklamayı gerektirmektedir. Fıkraya göre “Başbakanlık ve bakanlıkların merkez ve bağlı veya ilgili kuruluşlarında görev yapan diğer memur ve kamu görevlileri hakkında o kuruluşun en üst idarî amiri” soruşturma izni vermeye yetkilidir.
Yasalarımızda ve diğer düzenleyici işlemlerde “en üst idarî amir” kavramına yer verilmemekle birlikte; Anayasal sıralamada, yürütme içinde Bakanlar Kuruluna ayrı, idareye ayrı yer verilmiş olmasına göre 4483 sayılı Yasadaki “en üst idarî amir” kavramından, idarî teşkilât içinde Bakan dışındaki “en üst disiplin amiri”nin anlaşılması gerekmektedir.
Üst merciin, alt merciin yetkisini kullanması
Aynı maddeye ilişkin olarak çözümlenmesi gereken ikinci bir sorun ise, üst merciin alt merciye ait soruşturma izni verme yetkisini kullanıp, kullanamayacağıdır.
Hukuk metodolojisine göre, kurallar hiyerarşisi bakımından özel hüküm, genel hükümden önce gelir. Hakkında özel hüküm bulunan konularda özel hüküm, genel hükümden önce uygulanır. Sonraki genel hüküm, aksine açık hüküm olmadıkça önceki özel hükmü değiştiremez.
Teşkilât yasalarındaki hükümler, 4483 sayılı Yasaya göre özel niteliktedir. Teşkilât yasalarındaki her türlü inceleme ve soruşturma emri veya izni vermeye olanak sağlayan hükümler de yürürlükte olduğu ve 4483 sayılı Yasa bu konuda aksine bir hüküm içermediğine göre; bu yasalardaki ve İller İdaresi Kanunundaki hükümler çerçevesinde, üst mercilerde alt mercilere ait izin yetkisini kullanabileceklerdir. Örneğin 3056 sayılı Yasaya göre Başbakanın, Başbakanlık Teşkilâtının ve Bakanlıkların; Bakanların ise Bakanlık teşkilâtının en üst idarî amiri olmalarının doğal sonucu “soruşturma izni ve emri”de dahil olmak üzere her konuda emir verme yetkisine sahip olmalarıdır.
Nitekim Danıştay Birinci Dairesinin 02.10.1995 tarih ve 1995/207 E. 1995/200 K. sayılı kararında da; “Başbakanın tüm bakanlıkların en üst amiri olmasının da doğal sonucu olarak, yasalarda ayrık tutulan hususlar saklı kalmak kaydıyla, bütün kamu kurum ve kuruluşlarında Başbakanlık Teftiş Kurulunca her türlü inceleme, araştırma ve teftiş yaptırabileceğinden kuşku bulunmamaktadır. Sözü edilen 20’nci madde de öngörülen yetkinin her türlü soruşturmayı kapsaması nedeniyle, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat uyarınca yaptırılacak soruşturmaları da içerdiği açıktır.” denilmektedir.
Öte yandan, 4483 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılan 04 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın 2’nci maddesinde; “...memur memurini merkeziyeden ise, evvel emirde mensup olduğu nezaret veya daire ve memurini vilayetten ise vali ve mutasarrıf ve kaymakam veya merbut bulunduğu şubesi idare amiri” soruşturma izni vermeye yetkili olarak gösterildiği halde geçmiş uygulamalarda da, örneğin bir vilayet memuru olan defterdar hakkında bakanın, bölge müdürleri hakkında genel müdürlerin soruşturma izni verdiği bilinmektedir.
Aksine düşünce, idarî hiyerarşi kurallarıyla bağdaşmayacağı gibi sanığın sıfatı nedeniyle müfettiş bilgi ve becerisi gerektiren ön incelemelerin (valilik ve kaymakamlıkların denetim birimi olmaması nedeniyle) uzman olmayan kişilerce yapılması sonucunu doğuracaktır. Bu düşünceden yola çıkarak tersine bir yorumla vali veya kaymakamın hakkında soruşturma izni açma yetkisi bulunan personelle ilgili ön incelemenin kendi maiyetinde bir kişi tarafından yapılmasını istemek yerine, müfettiş bilgi ve becerisini gerektirmesi nedeniyle daha üst konumda bulunan Teftiş Kurulu Başkanlığından istemesi de olasıdır. İçişleri Bakanlığınca çıkartılan yönergenin(4) 12’nci maddesinde, valinin konuyu gerekçeli olarak ilgili bakanlığa ileterek denetim elemanı isteyebileceği kabul edilmiştir.
Madde 4. Olayın yetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler
Yasa 4’üncü maddesinde olayın yetkili mercie iletilmesi ve işleme konulmayacak ihbar ve şikâyetleri düzenlemiştir.
Yetkili mercie suçun ihbarı
Maddeye göre Cumhuriyet başsavcısı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yasa kapsamında kovuşturulması gereken bir suç işlediğini ihbar veya duyum yolu ile öğrendiğinde, ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespit ettikten sonra sanığın ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni verilmesini ister. Cumhuriyet başsavcısının istemi üzerine yetkili makam tarafından ön inceleme yaptırılması zorunludur.
Diğer makam ve kamu görevlileri de bir suç işlendiğini herhangi bir şekilde öğrendiklerinde, durumu izin vermeye yetkili mercie bildirmek zorundadırlar.
Müfettişlerin, kendi görev ve yetki alanları içinde bu Yasa kapsamına giren bir suç işlendiğini öğrenmeleri halinde, ön inceleme başlatma emrini verme yetkisi olan makamın bilgilendirilmesini teminen yazı ve raporlarını teftiş kurulu başkanlığına göndermeleri uygun olacaktır.
Diğer kurum ve kuruluş görevlilerinin suçlarının öğrenilmesi halinde, durum doğrudan yasada yazılı yetkili mercie bildirilebileceği gibi; teftiş kurulları tüzük ve yönetmeliklerinde gerekli düzenlemelerin yapılması halinde teftiş kurulu başkanlığı veya makam aracılığı ile de yasada belirtilen yetkili mercie iletebileceklerdir.
Yetkili mercie yapılmayan ihbarlar
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 151’inci maddesine göre, ihbar ve şikâyetler anılan maddede belirtilen yetkililere yapılabilecektir. Bu yetkililer dışındaki idarî makam ve mercilere yapılacak başvurular, 4483 sayılı Yasa kapsamındaki suçları içerse de teknik anlamda şikâyet ve başvuru olarak adlandırılabilirler. 4483 sayılı Yasa kapsamında bir suç işlendiğini bu şekilde öğrenen yetkisiz idarî makam ve mercilerin yasanın 4’üncü maddesi ile Türk Ceza Kanununun 235’inci maddesi gereğince yasal ve cezai sorumluluğu saklı kalmak kaydıyla, soruşturma izni vermeye yetkili mercie durumu bildirmesi gerekecektir.
İşleme konulmayacak ihbarlar ve ihbarın şekli
Yasaya göre yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, kişi ve/veya olay belirtilmesi zorunludur. Bu niteliklere sahip olmayan ihbar ve şikâyetler Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum ihbar ve şikâyette bulunana bildirilir.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 20:23   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

İhbarlar herhangi bir şekle bağlı olmamakla birlikte; 3071 sayılı Yasanın 4’üncü maddesinde yazılı şartları taşımayan şikâyet ve başvurular yasanın 6’ncı maddesi uyarınca işleme konulmayabilecektir.
Maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen koşullar ve 15’inci madde hükmünden; yasa koyucunun ihbar ve şikâyetin açık ve doğru kimlikle yapılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler uyarınca ilgili mercilerin belirtilen koşulları taşımayan başvuruları işleme koymak konusunda yasal bir yükümlülükleri bulunmamaktadır.
Ancak; yetkili amirin yasada belirtilen koşulları taşımayan şikâyet ve başvurulardaki iddiaları ciddî bulması ve dilekçeyi esas almaksızın içeriğindeki konularla ilgili idarî inceleme yaptırması ve inceleme sonucuna göre 4483 sayılı Yasadaki süreci başlatması da olasıdır.
Madde 5. Ön inceleme
Yasa 5’inci maddesinde ön incelemeyi düzenlemektedir.
Ön incelemeyi yapacak merciler
Maddeye göre ön inceleme soruşturma iznini vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur veya diğer kamu görevlileri aracılığıyla yapılır.
Ön inceleme bir kişi tarafından yapılabileceği gibi, işin özelliğine göre birden fazla kişide görevlendirilebilir. Ancak bu görevlendirmenin ön inceleme raporunda çoğunluk görüşünün sağlanabilmesi için üç-beş gibi tek sayılarda yapılması gerekir. Birden fazla kişinin görevlendirilmesi durumunda içlerinden biri, yetkili merci tarafından başkan olarak belirlenir.
Ön inceleme yapacakların, izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kamu kurum ve kuruluşundan veya ön inceleme yapılacak memur veya kamu görevlisinin bağlı olduğu kurumdan seçilmesi esastır. İşin özelliğine göre, ilgili kuruluşun kabulü ile bir başka kamu kurum veya kuruluşundan seçilecek kişiler aracılığıyla da yaptırılması olasıdır.
Ancak yargı mensupları ile yargı kuruluşlarında çalışanlar ve askerler, başka mercilerin ön incelemelerinde görevlendirilemezler.
Ön inceleme onayının kapsamı
Ön inceleme yapılması konusunda yetkili mercii bir başkasını görevlendirmesi durumunda bu görevlendirmenin kapsamı konusunda açıklık yoktur. Ancak ön inceleme emrinin önceki uygulamalarda olduğu ve Yasanın 4’üncü maddesinde belirtildiği üzere kişiler ve olayları kapsaması gerekmektedir.
Ön inceleme onayında belirtilenlerden başka memur ve diğer kamu görevlilerinin suça katıldığının anlaşılması halinde, bu kişiler yeni bir inceleme onayı alınmaksızın ön incelemeye dahil edilirler.
Ön inceleme sırasında, ön inceleme onayında belirtilen olay ve konudan tamamen farklı yeni bir olay veya konu tespit edildiği takdirde konu yeni bir ön inceleme başlatılabilmesi için yetkili mercie iletilir.
Bu durumda tespit edilen yeni olay veya konu ile ilgili olarak, ön inceleme süreci yeniden başlamış olacaktır.
Madde 6. Ön inceleme yapanların yetkisi ve rapor
Yasa 6’ncı maddesinde ön inceleme yapanların yetkisini düzenlemektedir.
Ön incelemecinin yetkileri
Maddeye göre ön inceleme yapmakla görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerine haizdirler. Kovuşturmanın yapılması ile ilgili olarak 4483 sayılı Yasada hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasına göre işlem yapılabilecektir.
Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasına göre işlem yapılacağına ilişkin olarak, maddenin düzenleniş şekline göre bu yetkinin kullanılması ön incelemecinin takdirine bırakılmıştır. Bu yasaya göre kullanabileceği yetkiler ise hazırlık soruşturmasının yürütülmesi ile ilgili olarak Cumhuriyet savcılarına tanınan yetkilerdir.
Maddenin ilk fıkrasında, ön inceleme yapmakla görevlendirilen kişilerin bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren mercilerin tüm yetkilerine haiz oldukları belirtilmektedir. Bu hükmün doğal sonucu olarak, ön inceleme ile görevlendirilen kimselerin inceleme yaptıkları kişiler hakkında “görevden uzaklaştırma” tedbirini uygulayabilecekleri ortaya çıkmaktadır.
İfade alma
CMUK’dan doğan yetkilerin kullanılması ihtiyari ise de sanığın ifadesinin alınması zorunludur. Ön inceleme sırasında CMUK’daki bir kısım yetkilerin kullanılması, aslen ve niyabeten hazırlık soruşturması anlamına gelmediğinden ilgilinin ifadesinin CMUK’un 135’inci maddesi ve 01.10.1998 gün ve 23480 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği”nin 22’nci maddesi çerçevesinde alınması zorunluluğu yoktur.
Yürürlükten kaldırılan 04 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat uyarınca yapılan soruşturmalar da CMUK’un 135’inci, 138 ve maddeleri ve Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği hükümlerine uyulması gerekmekteydi. Çünkü bu Yasa uyarınca yapılan soruşturma sonucu düzenlenen Lüzum-u Muhakeme Kararı; işin doğrudan mahkemeye intikalini sağlayan dava açan iddianame özelliğine sahip bir karardı. 4483 sayılı Yasa uyarınca düzenlenen soruşturma izni ise bu niteliğe sahip değildir.
Ön incelemecinin raporu
4483 sayılı Yasa uyarınca ön incelemecinin yaptığı işlem, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle, yetkileri dahilinde olan bilgi ve belgeleri toplamak ve görüşlerini içeren ve bir raporla durumu izin vermeye yetkili mercie bildirmekten ibarettir.
Yönergenin 17’nci maddesine göre “Ön inceleme sırasında zaman aşımı, af ve ölüm gibi durumların ortaya çıkması halinde, bu husus özellikle belirtilerek ön incelemeci tarafından soruşturma izni verilmemesi önerisinde bulunulacaktır.” TCK’nın ilgili hükümleri uyarınca bu durumlarda hazırlık aşamasında takipsizlik kararı, kamu davası açılmış ise mahkemece düşme veya ortadan kaldırma kararı verilmektedir. Ön incelemecinin yetkili mercie soruşturma izni verilmemesi önerisinde bulunmasının nedeni, 4483 sayılı Yasada; yetkili merci soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi dışında, bir karar vermesi halinin düzenlenmemiş olmasıdır.
Yetkili merciin kararı
Ön incelemeci tarafından düzenlenen raporu alan yetkili merci, rapor içeriği ve ön incelemecinin toplamış olduğu belge ve bilgilere göre soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir karar verecektir. Verilen bu kararda CMUK’un 260’ıncı maddesi uyarınca gerekçe gösterilmesi zorunludur.
Soruşturma izni verilmesine ilişkin kararın veya soruşturma izni verilmemiş olsa dahi itiraz üzerine; Danıştay İkinci Dairesi veya Bölge İdare Mahkemesince verilen işin soruşturmayı gerektirdiğini belirten kararın Cumhuriyet Başsavcılığına intikal etmesi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca olay ve sanık hakkında gerekli soruşturma yapılacak ve sonucuna göre sanığın hukukî durumu tayin edilecektir.
Madde 7. Süre
Yasa 7’nci maddesinde soruşturma izninin verilmesi için gerekli süreyi düzenlemektedir.
Ön inceleme süresi
Ön inceleme süreci, yasaya göre suçun ihbarı veya öğrenilmesi anından başlayıp, yetkili merciin soruşturma izni konusundaki kararını vermesi ile tamamlanmaktadır.
Maddeye göre suçun öğrenilmesinden sonra 30 günlük süre içinde yetkili merci soruşturma izni konusunda bir karar vermek zorundadır. Bu süre zorunlu haller nedeniyle bir kereye özgü 15 gün daha uzatılabilecektir.
Yetkili merciin ön incelemeyi bizzat yapması halinde, bu süreler kendisi tarafından kullanılacaktır. Ancak ön inceleme için bir başka kişinin görevlendirilmiş olması halinde, ön incelemeci tarafından işin 30 günde bitirilemeyeceğinin anlaşılması durumunda, gerekçelerini göstermek suretiyle 15 günlük ek süreyi görevlendirmeyi yapan merciden istemelidir.
Ön inceleme yapan maddede belirtilen 30 gün veya zorunlu hallerde toplam 45 günlük sürenin tamamını kendisi kullanmayacaktır. Yetkili mercii suçun öğrenilmesinden itibaren, ön inceleme süresi dahil 30 gün veya zorunlu halde 45 günlük süre içinde soruşturma izni verilmesi konusunda Yasa gereği olumlu-olumsuz bir karar vermek zorundadır. Bu nedenle ön incelemenin bir başka kişi tarafından yapılması halinde, bu kişinin konuya ilişkin raporunu makul bir süre önce soruşturma izni vermeye yetkili kimseye sunması uygun olacaktır.
Böylece soruşturma emri vermeye yetkili merciin, ön incelemecinin düzenlediği rapor ve eklerini inceleyerek, gerekli değerlendirmeleri yapması ve soruşturma izni konusundaki kararını yasada belirtilen süre içinde verebilmesi için yeterli bir süre bırakılmış olacaktır.
Sürenin başlaması
Suçun öğrenilmesi konusunda 5’inci maddeye atıf yapılmaktadır. Bu maddeye göre ön inceleme süreci, yetkili merciin şikâyet ve başvuruyu öğrenme tarihî değil, bu şikâyet veya başvuru üzerine yapılan idarî soruşturma sonucu memur veya kamu görevlisinin 4483 sayılı Yasa kapsamında bir suç işlemiş olduğunun tespiti anında başlayacaktır.
Olayın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından intikal ettirilmesi durumunda ise soruşturulması gereken konunun 4483 sayılı Yasa kapsamına girdiği, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından belirlenmiş olduğundan, maddede belirtilen 30 günlük süre yetkili merciin Cumhuriyet Başsavcılığının yazısını öğrendiği tarihte başlayacaktır. Belirtilen süre sonunda yetkili mercii, hakkında ön inceleme yapılan memur veya kamu görevlisi hakkında gerekçelerini de göstermek suretiyle soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi konusunda bir karar vermek zorundadır.
Sürenin son günü tatile denk geldiği takdirde CMUK’un 40’ıncı maddesi uyarınca süre tatilden sonraki ilk çalışma gününde sona erer.
Yasal sürede ön incelemenin bitirilememesi
Ön incelemecinin soruşturma konularının kapsamı veya diğer nedenlerle belirtilen sürede incelemeyi tamamlayıp raporunu sunmasının olası olmadığı durumlarda da yine sürenin bitiminden bir süre önce elindeki soruşturma evrakı kapsamına göre görüşlerini belirten bir raporu yetkili mercie sunması uygun olacaktır.
Hakkında inceleme yapılan memur veya kamu görevlisi ile ilgili olarak böylece yetkili merciin bir karar vermesi de mümkün olabilecektir. Yetkili mercii belirtilen süre içinde toplanan delillerin soruşturma izni verilmesi için yeterli olmadığını düşünerek soruşturma izni vermese bile, bu karara karşı yasal başvuru yollarının başlatılmasını sağlayacaktır.
Sürenin aşılması
Yasada belirtilen sürelerin aşılması konusunda uygulanacak yaptırımla ilgili bir düzenleme bulunmamakla birlikte, tüm yasal unsurların varlığı halinde, yetkili merci veya ön incelemeyi yapanın TCK’nın 230’uncu maddesi kapsamında görevi ihmal suçu çerçevesinde cezai sorumluluğu doğabilecektir.
Ön incelemenin süreye bağlanmasındaki amaç
Soruşturma izninin verilmesinin bir süreye bağlanmış ve olası uzatma dahil 45 gün ile sınırlandırılmış olması, memur veya kamu görevlisi hakkında adlî kovuşturmanın bir an önce başlamasını sağlamakta, idare kurullarında soruşturma evrakının beklemesine engel olmaktadır. Böylece suç işlediği düşünülen memur veya kamu görevlisi hakkında en kısa sürede yargılama sürecinin başlatılabilmesi amaçlanmaktadır.
Önceki uygulamada sürenin belirlenmemiş olması nedeniyle, soruşturma evrakı uzun süre muhakkik veya idare kurullarında beklemekte ve zaman aşımı yakın konularda zaman aşımını kesmek ve yargılama sürecinin başlatılması olası olmamaktaydı.
Madde 8. Soruşturma izninin kapsamı
Yasa 8’inci maddesinde soruşturma izninin kapsamını düzenlemektedir.
Soruşturma izninin kapsamı
Maddeye göre soruşturma izni, şikâyet, ihbar veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ileride soruşturma sırasında ortaya çıkacak konuları kapsar.
Soruşturma sırasında izin verilen olay veya konudan tamamen farklı bir suçun ortaya çıkması halinde yeniden soruşturma izni alınması gerekmektedir. Ancak soruşturma sonunda eylem aynı kalmak koşuluyla, suçun hukukî niteliğinin değişmesi yeniden soruşturma izni alınmasını gerektirmez.
Maddede belirtilen soruşturma kavramı, soruşturma izni sonrası Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılacak hazırlık kovuşturması işlemlerini kapsamaktadır. Yetkili mercii tarafından verilen soruşturma izni, hazırlık kovuşturması sırasında izin verilen konu ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek olaylarla (eylemlerle) bağlantılı konuları da kapsamaktadır.
Madde 9. İtiraz
Yasa 9’uncu maddesinde itiraz konusunu düzenlemektedir.
Kararın bildirilmesi
Yetkili mercii tarafından soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin karar Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa ihbar ve şikâyette bulunana bildirilecektir.
Cumhuriyet Başsavcılığı dışındaki, memur veya diğer kamu görevlisi ile ihbar ve şikâyette bulunana bildirim 7201 sayılı Tebligat Yasası hükümlerine göre yapılacaktır. Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacak bildirimin ise yetkili merci tarafından, ilgili memuru aracılığı ile zimmet karşılığı yapılması kanımca yeterlidir.
İtiraz süresi
Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığı ve varsa şikâyetçi itiraz yoluna başvurabilecektir.
İtiraz süresi yetkili merciin kararını tebliğden itibaren 10 gündür.
İtirazın incelenmesi
İtirazlar, 3’üncü maddenin (e), (f), (g) (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesine; diğer bentlerde sayılanlar için ise yetkili merciin yargı çevresi içinde bulunduğu Bölge İdare Mahkemesine yapılır.
4483 sayılı Yasaya göre itirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde bir karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 29 Mart 2013, 20:24   #3 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

Kararların kesin olmasının sonucu, bu kararlara karşı itiraz edilememesidir.
İtirazların incelenmesinin de, yargılama sürecinin hızlandırılması amacına yönelik olarak bir süreye bağlanmış olduğu görülmektedir.
Yetkili merciin karar vermemesi
Yetkili merciin, yasada belirtilen süreler içinde bir karar verememesi veya vermemesi durumlarında ne olacaktır. Bu durumda yetkili merciin Türk Ceza Kanunundaki sorumluluğu saklı kalmak kaydıyla, Anayasanın 129’uncu maddesi ve idare hukuku genel prensiplerine göre soruşturma izninin verilmediğinin anlaşılması gerekmektedir.
Cumhuriyet savcılarına tanınan itiraz hakkı
Madde ile getirilen yeni bir uygulama da soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararlara karşı, Cumhuriyet başsavcısına tanınan itiraz hakkı olmaktadır. Yürürlükten kaldırılan Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın uygulanmasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından veya mahkemelerce usulü işlemlerin durdurulmasına karar verilerek yapılan ihbarlar üzerine verilen men-i muhakeme kararları yasa gereği kendiliğinden incelemeye tabiydi. Ancak ilgili Cumhuriyet başsavcısının veya mahkemenin suç duyurusunda bulunduktan sonra memur veya kamu görevlisi hakkında verilmiş olan men-i muhakeme kararını öğrenme ve bu karara karşı gerekçelerini göstermek suretiyle itiraz yoluna başvurma hakkı bulunmamaktaydı.
Yasa uyarınca yetkili mercie soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi konusunda bir karar verme zorunluluğu getirilmiş olması, tanık olunan bir başka yanlış uygulamaya da son verilmesini sağlayacaktır. Bazı ilçelerde memur hakkında soruşturma yapılıp, muhakkik tarafından men-i muhakeme kararı verilmesi gerektiği konusunda fezleke düzenlendikten sonra, idare kurulu toplanarak memur hakkında bir karar vermeksizin muhakkik tarafından düzenlenen fezlekenin men-i muhakeme kararı niteliğinde olduğu düşüncesi ile evrak arşive kaldırılmaktaydı. Bu durumda ilçe idare kurulunca verilmiş bir karar olmadığı için, memur hakkında yapılan işlemin kendiliğinden dahi incelenebilme olasılığı ortadan kaldırılmış olmaktaydı.
Cumhurbaşkanı tarafından verilen kararların özelliği
Üçüncü maddenin (g) fıkrasında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri hakkında Cumhurbaşkanı tarafından soruşturma izni verileceği belirtilmiştir.
İtirazın hangi kurumlar tarafından inceleneceği belirlenirken ise Cumhurbaşkanınca verilen izinler maddede ayrık tutulmuştur. Ancak gerek maddede, gerekse yasadaki diğer maddelerde bu konuda başka bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bir anlamda Cumhurbaşkanı tarafından Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri hakkında soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararlara karşı itiraz yolunun kapalı olduğu veya maddenin yazım şekline göre Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri tarafından verilen kararlara karşı Danıştay İkinci Dairesine, Cumhurbaşkanı tarafından verilen kararlara karşı Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebileceği gibi bir durum oluşmaktadır.
İkinci durumun olması olası değildir. Madde yazılırken ayrık tutulan bu olasılık hakkında itiraz merci belirlenmesinin unutulduğunu kabul etmek gerekecek midir?
Bu durum Anayasamızda belirtilen eşitlik ilkesi ve idarenin tüm işlemlerinin yargı denetimine bağlı olacağı ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Yasa uyarınca soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin kararlar, ilgili memur veya kamu görevlisinin bağlı olduğu üst idarî makam tarafından verilmektedir. Yani özelliği itibarîyle idarî bir işlem yapılmaktadır. Önceki yasa döneminde Danıştay İkinci Dairesi tarafından verilen lüzûm-u muhakeme veya men-i muhakeme kararlarına karşı itiraz ve inceleme Danıştay İdari İşler Kurulunda yapılmaktaydı. Bu durum göz önüne alınarak Cumhurbaşkanınca, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri hakkında soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi konusundaki kararların Danıştay İdari İşler Kurulunda incelenmesi uygun olacaktır. Böylece tüm memur veya kamu görevlileri haklarında verilen soruşturmaya ilişkin kararlara itiraz etme hakkına sahip iken, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri bu haktan yoksun kılınmamış olacaktır.
Yürütmenin başı olarak Cumhurbaşkanı
Ancak Anayasamızın ikinci bölümünde Cumhurbaşkanı, yürütmenin başı olarak gösterilmiştir. Anayasa 105/2’nci maddede, Cumhurbaşkanının kendiliğinden imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamayacağı belirtilmiştir. Soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin kararlar, belirtilen fıkra kapsamında değerlendirilebilir mi? Açıkça belirtilmemiş olsa bile 4483 sayılı Yasada itiraza ilişkin düzenleme yapılırken, Anayasa hükmü uyarınca Cumhurbaşkanınca verilmiş kararlar ayrık tutulmuş olabilir. Ama bu durum yukarıda belirtildiği üzere, soruşturma iznine ilişkin kararların idarî işlem olma özelliği ve anayasal eşitlik ilkesine aykırılık olasılığı ile karşılaşmaktadır.
Madde 10. İştirak halinde işlenen suçlar
Yasa 10’uncu maddesinde iştirak halinde suç işlenmesi haline ilişkin düzenlemeyi içermektedir.
İştirak halinde suç işlenmesi
Maddeye göre kanun kapsamına giren suçların iştirak halinde işlenmesi halinde memur olmayan, memur olanla; ast memur, üst memurla aynı mahkemede yargılanacaktır.
Bu hüküm Türk Ceza Kanununun 64 ve 65’inci maddeleri ile olan bağlantıyı düzenlemektedir ve önceki uygulamalarda bu yönde yapılmaktaydı. Soruşturma izni verecek makamın belirlenmesinde ise üst memurun bağlı olduğu makam dikkate alınacaktır.
Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat Dönemindeki Uygulama
Memur olmayanın memur olan ile birlikte yargılanması kuralı ise önceki uygulamalarda mümkün olduğunca uygulanmaktaydı. Ancak yürürlükten kaldırılan Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat, soruşturmanın bitirilmesinde 4483 sayılı Yasa gibi bir süre belirlememiş olduğu ve soruşturmanın ayrı yapılması nedeniyle çoğunlukla memur olmayan kişi hakkında kamu davası açılmakta, yargılama sürecinde memur hakkında karar verilmesi halinde davanın, aradaki hukukî ve fiili bağlantı nedeniyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 4 ve 5’inci maddeleri uyarınca birleştirilmesine karar verilmekteydi.
4483 sayılı Yasa ile oluşan yeni durum
Ancak 4483 sayılı Yasa memur hakkındaki soruşturma sürecini, süre olarak kısıtlamış olduğu için memur olmayan kişinin suça iştiraki halinde, kamu davası açılmaksızın hazırlık kovuşturmasının bekletilmesi ve memur hakkında soruşturma izni verildikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmanın ikmali ile memur ve memur olmayan kişi hakkında birlikte kamu davası açma olanağı doğmuştur.
Diğer kamu görevlilerinin durumu
Yasanın bu maddesinde, diğer maddelerde olduğu gibi memur deyimi ile birlikte “diğer kamu görevlileri” deyimi kullanılmamıştır. Memur olmayan diğer kamu görevlileri ile özel kişilerin bu Yasa kapsamında iştirak halinde bir suç işlemesi durumunda da, bu maddenin işletilmesi ve özel kişilerin memur olmayan diğer kamu görevlilerinin bağlı olduğu yargılama usulüne göre yargılanmaları daha uygun olacaktır.
Madde 11. Soruşturma izninin gönderileceği merci
Yasa 11’inci maddesinde soruşturma izninin gönderileceği mercii belirtmektedir.
Gönderilecek makam
Soruşturma izninin itiraz edilmeden veya itiraz üzerine kesinleşmesi veya soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kabulü üzerine dosya yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir.
Yetkili merci tarafından gönderilen dosyayı alan ilgili Cumhuriyet savcısı, soruşturma izni kapsamında bulunan suçla ilgili yasalarca kendisine tanınan yetkileri kullanmak suretiyle hazırlık soruşturmasını yürütür ve sonuçlandırır.
Cumhuriyet savcısının yapacağı işlem
Yürürlükten kaldırılan Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın uygulamasında soruşturmanın seyri ile ilgili tüm yetki idarede olmasına karşın, 4483 sayılı Yasa uygulamasında ön inceleme ve soruşturma izni aşamaları dışında, Cumhuriyet savcısı yasalarca tanınan yetkilerini kullanmaktadır.
Önceki uygulamada lüzûm-u muhakeme kararı üzerine gelen dosya esasa kaydedilerek, doğrudan görevli mahkemeye gönderilmekte iken, 4483 sayılı Yasa ile bu uygulama değiştirilmiştir. Cumhuriyet savcılarına yetkili merciin soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararına karşı itiraz hakkı tanındığı gibi, soruşturma izninin alınmasından sonraki aşamada gerekli tüm kovuşturma işlemleri bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmaktadır.
Cumhuriyet savcısının ifade alması ve kamu davası açılması
Bu doğrultuda Cumhuriyet savcısı gerekli gördüğü takdirde sanık memur veya diğer kamu görevlisinin yeniden ifadesine başvurabilecek ve soruşturma için gerekli gördüğü diğer yasal önlemleri alabilecektir. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda hazırlık kovuşturması işlemleri nedeniyle tanınan tüm yetkiler kullanılabilecektir. Ancak yapılan işlemin, bir hazırlık kovuşturması olması nedeniyle; sanık memur veya diğer kamu görevlisinin ifadelerinin alınmasında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uyarınca yasal hakların hatırlatılması, müdafii istekleri olduğu takdirde yerine getirilmesi ve varsa tanıkların dinlenmesi aşamasında yemin verilmesi gibi kurallara uyulması gerekmektedir
İzin aşamasından sonra yapılan soruşturma işlemleri ile genel hükümlere göre yapılan soruşturma işlemleri arasında bir ayrım yoktur. İlgili Cumhuriyet savcısı hazırlık kovuşturması işlemlerini tamamladıktan sonra, açılan soruşturmayı sonuçlandıracaktır.
Yetkili mercii tarafından soruşturma izninin verilmesinden sonra yapılacak soruşturma sonucunda; ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından hakkında soruşturma izni verilen memur veya diğer kamu görevlisi hakkında iddianame ile kamu davası açarak, işin mahkemeye intikalini ve bu suretle yargılama sürecinin başlamasını sağlayacaktır.
Soruşturma izni sonrasında takipsizlik kararı
Yasa uyarınca Cumhuriyet başsavcıları ve yetkili merciiler tarafından işleme konulmayacak ihbar ve şikâyetlerin özelliğinden yukarıda söz edilmişti. Cumhuriyet başsavcıları bu tür bir ihbar veya şikâyetin kendisine ulaşması halinde, ihbar veya şikâyeti işleme koymayı düşünmüyorsa; işleme koymama nedenini açıklamak suretiyle vereceği bir takipsizlik kararı ile evraka ilişkin hazırlık kaydını kapatacaktır.
Cumhuriyet savcısı izin sonrası yapmış olduğu soruşturma sonucunda, iddianame ile kamu davası açmak dışında başka bir karar verebilecek midir?
Yasanın 4’üncü maddesinde Cumhuriyet başsavcılarının memur ve diğer kamu görevlilerinin Yasa kapsamında bir suç işlediğini öğrenmesi halinde, ivedilikle toplanması gereken ve kaybolma olasılığı bulunan delilleri topladıktan sonra, evrakın bir suretini yetkili makama göndererek soruşturma izni istemesi gerektiği açıklanmıştır.
Yetkili mercide yapmış olduğu inceleme sonucunda, memur veya diğer kamu görevlisi hakkında soruşturma açılmasını gerektirir delillerin bulunduğu kanısına vardığı takdirde soruşturma izni vererek dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderecektir.
11’inci maddenin ikinci cümlesi uyarınca bu aşamadan sonra; hakkında soruşturma izni verilen memur veya diğer kamu görevlisi hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve diğer yasalara göre, ilgili Cumhuriyet savcısı hazırlık soruşturmasını yürütüp sonuçlandıracaktır.
Hazırlık soruşturması sonucunda Cumhuriyet savcılarınca verilecek kararlar; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 163 ve 164’üncü maddelerinde “kamu davasının açılması-iddianame” ve “takibata yer olmadığına dair karar-takipsizlik kararı” olarak belirtilmiştir.
Bu aşamada, yetkili merciin yapmış olduğu ön incelemenin daha ayrıntılı olarak hukukî bir süzgeçten geçirilmesi ve oluşan yeni durumların değerlendirilmesi olasıdır. Bu değerlendirmeler sonucunda hakkında soruşturma izni verilen memur veya diğer kamu görevlisi hakkında, sadece kamu davası açılabileceğini düşünmek olası değildir.
Cumhuriyet savcısı; ön inceleme aşamasında yetkili merci tarafından toplanan deliller ve hazırlık kovuşturması aşamasında bizzat kendisince toplanan delilleri birlikte değerlendirerek hazırlık kovuşturmasının sonucuna ilişkin bir karar verecektir.
İzin sonrası memur veya diğer kamu görevlisi hakkında, Cumhuriyet Savcılığınca hazırlık soruşturmasının yürütülüp sonuçlandırılacağı maddede belirtilmiş olmasına göre; toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucunda eğer Cumhuriyet savcısı kamu davası açılması için yeterli delil bulunmadığı kanısına varacak olursa işi “takipsizlik kararı” ile de sonuçlandırabilmelidir.
Madde 12. Hazırlık soruşturmasını yapacak merciler
Yasa 12’nci maddesinde hazırlık soruşturmasını yapacak merciler hakkında düzenlemeyi içermektedir.
Hazırlık soruşturması
Hakkında ön inceleme yapılarak soruşturma izni verilen memur ve diğer kamu görevlilerinin suç tarihindeki görev ve unvanlarına göre hazırlık soruşturmasını yapacak merciler belirlenmiştir.
Maddenin (a) bendine göre Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, müsteşarlar ve Bakanlar Kurulu kararı ile atanan memur ve diğer kamu görevlileri ile büyükşehir belediye başkanları hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcı vekili,
(b) bendine göre ortak kararla veya Başbakanın onayı ile atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri, il ve ilçe belediye başkanları, ilçe idarî şube başkanları hakkında İl Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili,
(c) bendine göre diğer memur ve kamu görevlileri hakkında genel hükümlere göre yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığı,
tarafından yapılacaktır.
Hâkim kararı alınması
Maddenin ikinci fıkrasına göre hazırlık soruşturması sırasında hâkim kararı alınmasını gerektiren hususlarda; (a) bendinde sayılanlar için Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine, (b) bendinde sayılanlar için il asliye ceza mahkemesine, (c) bendinde belirtilen diğer memur ve kamu görevlileri içinse genel hükümlere göre yetkili ve görevli sulh ceza hâkimine başvurulacaktır.
Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasında belirtilen tutuklama, zapt ve arama yapılmasına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinde hâkim kararı alınacaktır.
Madde 13. Yetkili ve görevli mahkeme
Yasanın 13’üncü maddesi yetkili ve görevli mahkemeye ilişkin düzenlemeyi içermektedir.
Yargılama yapmakla yetkili ve görevli mahkeme
Maddeye göre hakkında soruşturma izni verilen ve hazırlık soruşturması sonuçlanarak, kamu davası açılmasına karar verilen memur ve diğer kamu görevlilerinin yargılamasını yürütecek yetkili ve görevli mahkeme, yine 12’nci maddede belirtilen görevlere göre belirlenmiştir.
12’nci maddenin (a) bendinde sayılanlar için Yargıtay ilgili ceza dairesi, (b) bendinde sayılanlar için il ağır ceza mahkemesi, (c) bendinde sayılan diğer memur ve kamu görevlileri için genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemedir.
(c) bendi kapsamında kalan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılan yargılamada, memur veya diğer kamu görevlileri hakkında Türk Ceza Kanununun 251, 271, 273 ve 281’inci maddelerinin uygulama olasılığının bulunması(5) veya sırf memur olma niteliği nedeniyle yetkili ve görevli mahkeme her zaman için sulh ceza mahkemesi dışında asliye ceza mahkemesi veya ağır ceza mahkemesidir.
Yargıtayın ilgili ceza dairesi kavramı
Yasanın 12’nci maddesi ikinci fıkrası ve 13’üncü maddesinde belirtilen Yargıtayın ilgili ceza dairesi deyimi, Yargıtay Kanununda açıklanmaktadır.
Yargıtay Kanununun dairelerin görevlerini düzenleyen 14’üncü maddesine göre; yargılama görevi özel yasalarınca Yargıtaya verilen kişilerin davalarına bakmak yetkisi fiilin niteliğine göre benzeri fiillere ilişkin hüküm ve kararların inceleme yeri olan daireye ve bu dairelerden çıkacak kararların temyiz yolu ile incelenmesi de Ceza Genel Kuruluna aittir.
Hüküm veren dairenin, Ceza Genel Kurulunun kararına uymayarak kendi kararında direnmesi halinde Ceza Genel Kurulunca verilecek ikinci karar kesin olup ilgili dairece uyulması zorunludur.
Bu hükümle Yargıtay ceza dairesi tarafından verilen kararların temyizen incelenmesi sonucu Ceza Genel Kurulundan verilen bozma kararına karşı ilgili ceza dairesinin direnmesi üzerine verilen kararın inceleme yerinin yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu olduğu görülmektedir.
Madde 14. Vekillerin durumu
Yasa 14’üncü maddesinde vekillerin durumunu düzenlemektedir.
Görevin vekaleten yürütülmesi
Maddede belirtilen vekil deyimi; hakkında 4483 sayılı Yasaya göre soruşturma yürütülen kişinin, suç tarihindeki görevini vekaleten yürütmesi halini belirtmektedir.
Soruşturma izni verilmesi konusunu düzenleyen 3’üncü maddede belirtilen görevlerin ve hazırlık soruşturmasını yapacak mercileri belirleyen 12’nci maddedeki görevlerin vekâleten yürütülmesi halinde vekil, yasa kapsamında o görevi asaleten yürütüyormuş gibi değerlendirilecek ve soruşturma izni vermeye ve hazırlık soruşturması yapmaya yetkili merciler buna göre belirlenecektir.
Örneğin büyükşehir belediye başkanlığı görevini vekâleten yürüten bir kişinin, bu görevi yerine getirirken işlediği iddia edilen bir suçla ilgili olarak soruşturma izni 3’üncü maddenin (h) bendine göre İçişleri Bakanı tarafından verilecek ve hazırlık soruşturması da 12’nci maddenin (a) bendi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcı Vekili tarafından yürütülecektir.
Madde 15. Cumhuriyet Başsavcılığınca kendiliğinden dava açılacak haller
Yasa 15’inci maddesinde Cumhuriyet Başsavcılığınca kendiliğinden dava açılacak halleri düzenlemektedir.
Haksız isnat ve haksız isnatta bulunan hakkında soruşturma
Ancak bu hüküm memur ve diğer kamu görevlisinin işlemiş olduğu suçlardan dolayı kendiliğinden dava açılması gereken halleri değil; hazırlık soruşturması veya yargılama sonucunda yapılan ihbar ve şikâyetin garaz, kin ve mücerret hakaret amacıyla uydurma bir suç atma suretiyle yapıldığının belirlenmesi durumunda, haksız isnatta bulunanlar hakkında yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığınca kendiliğinden soruşturmaya geçileceğini belirtmektedir.
Maddede “hazırlık soruşturması sonucunda anlaşılma” halinden bahsedilmiş olmakla; yukarıda yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesinden sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan hazırlık soruşturması sonucunda, memur veya diğer kamu görevlileri hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 164’üncü maddesi uyarınca takibata yer olmadığına dair karar -takipsizlik kararı- verilebileceği yönündeki görüş teyit edilmektedir.
Memurun kamu davası açılmasını isteme hakkı
Maddenin ikinci fıkrasında memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, birinci fıkrada belirtilen durumlarda kamu davası açılması için Cumhuriyet Başsavcılığına başvurma ve haksız isnatta bulunanlar için genel hükümlere göre tazminat davası açma haklarının saklı tutulduğu açıklanmıştır.
Şahsi hak talebi ayrı bir dava ile hukuk mahkemesinde ileri sürülebileceği gibi, haksız isnatta bulunan hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca kendiliğinden yapılacak soruşturma sonucunda açılacak kamu davasına Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 365’inci maddesi uyarınca yapılacak katılma isteği ile birlikte de istenebilir.
Kendiliğinden soruşturma yapma zorunluluğu
Ancak maddenin birinci fıkrasında “haksız isnatta bulunanlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca kendiliğinden soruşturmaya geçilir” deyimi ile bir zorunluluğa işaret edilmiş olması, bu durumda şikâyetin varlığını arama zorunluluğu bulunmaması nedeniyle; ikinci fıkrada memur ve diğer kamu görevlilerinin kamu davası açılması için Cumhuriyet Başsavcılığına başvurma hakkının saklı tutulduğunun belirtilmesine kanımca gerek yoktur.
Memur ve diğer kamu görevlileri hakkında hazırlık soruşturmasını yapmakla görevli olan Cumhuriyet Başsavcılığı, haksız isnatta bulunan hakkında bizzat soruşturma yapma görevi bulunmasa da, durumu ve sanığı madde uyarınca kendiliğinden kovuşturma yapılmasını sağlamak amacıyla yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmek zorundadır.
Madde 16. Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkata yapılan atıflar
Yasanın 16’ncı maddesi yürürlükten kaldırılan Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkata yapılan atıflara ilişkin düzenlemeyi içermektedir.
Atıflar
04 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın yürürlükte bulunduğu 86 yılda; Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilip yürürlüğe giren bir çok yasada, yargılama usulleri bakımından anılan yasaya atıf yapılmıştır.
Maddeye göre yürürlükte bulunan yasalarda Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın uygulanacağı belirtilen hallerde, 4483 sayılı Yasa hükümleri uygulanacaktır. Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın uygulanmayacağı belirtilen hallerde ise genel hükümlere göre işlem yapılacaktır.
Yasanın 18’inci maddesi ile 04 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat kaldırılmış olduğu için var olan yasal düzenlemelerde Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkate yapılan atıfların hükümsüz kalmaması amacıyla bu hükmün kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Madde 17. Değiştirilen hükümler
Yasanın 17’nci maddesi değiştirilen hükümler başlığını taşımaktadır.
Bu madde ile 22.01.1990 tarihli ve 3999 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 11’inci maddesinin (d) bendi değiştirilmiştir.
Yasa kapsamındaki KİT personeli hakkında soruşturma izni verilmesi
Bu değişikliğe göre teşebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerini icra sırasında işledikleri suçlardan dolayı yargılanmaları ilgili bakanın iznine bağlı olup; bu konuda Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanacaktır. Soruşturma izni verecek merciin Kamu İktisadi Teşebbüsünün bağlı olduğu bakanlık olduğu anlaşılmaktadır.
Yasa kapsamındaki KİT personeli hakkında hazırlık soruşturması
Ancak maddede soruşturma izni verilmesinden sonra KİT genel müdürü veya yönetim kurulu üyeleri hakkında hazırlık soruşturmasını yapacak merci ve yargılamayı yapacak yetkili ve görevli mahkemenin neresi olacağı belirtilmemiştir. Bunun ise suç işlediği iddia edilen teşebbüs genel müdürü veya yönetim kurulu üyesinin Bakanlar Kurulu Kararı, ortak karar veya Başbakanın onayı ile atanmış olmalarına göre; Yasanın 12’nci maddesi göz önünde tutularak belirlenmesi gerekecektir.
Yasa kapsamında bulunmayanlar
Değiştirilen maddenin sadece teşebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerini kapsaması nedeniyle, bu kişiler dışında kalan teşebbüs (KİT) personelinin işlemiş oldukları suçlar nedeniyle haklarında genel hükümlere göre kovuşturma yapılacaktır.
Madde 18. Yürürlükten kaldırılan hükümler
Yasanın 18’inci maddesinde yürürlükten kaldırılan hükümler başlığı altında yapılan düzenleme ile; yukarıda da değinildiği üzere 04 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatın yürürlükten kaldırıldığı belirtilmektedir.
Geçici Madde 1
Yasaya konulan geçici 1’inci madde hükmü ile 4483 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre başlatılmış bulunan işlemlerin, adı geçen yasa hükümlerine göre sonuçlandırılacağını belirtmiştir.
4483 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 04.12.1999 tarihinden önce Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre başlatılmış, soruşturma onayı alınmış soruşturmalar Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre sonuçlandırılacaktır.
Henüz onay alınmamış ihbar ve şikâyetler içinse; yasada açıkça Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre başlatılmış işlemlerden söz edilmiş olması ve Danıştay kararlarına(6) göre, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat uyarınca memur yargılamasının yetkili makamca yöntemine uygun verilmiş soruşturma emri ile başlayacağının belirtilmesi nedeniyle, 4483 sayılı Yasa hükümlerine göre ön inceleme onayı alınması ve sonucunda soruşturma izni verilmesi gerekmektedir.
Madde 19. Yürürlük
Yürürlük maddesidir. Yasanın yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini belirtmektedir
Madde 20. Yürütme
Yürütmeye ilişkin maddedir. Yasa hükümlerinin Bakanlar Kurulunca yürütüleceğini belirtmektedir.
Sonuç
Yasanın yürürlüğe giriş tarihinin yeni olması nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunlar ve belirtilen görüşlerin haklı olup olmadığı, geçen zaman içerisinde uygulamanın Yargıtay ve Danıştay incelemeleri aşamasından geçmesi ve bu konuda idarî ve adlî yargısal kararların verilmesi ile ortaya çıkacaktır.
KAYNAKLAR
1982 Anayasası
Türk Ceza Kanunu
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu
Yargıtay Kanunu
Danıştay Kanunu
İdari Yargılama Usulü Kanunu
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun
04 Şubat 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat
2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu
2803 sayılı Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun
Anayasa Mahkemesinin ilgili kararları
Yargıtayın ilgili kararları
Danıştayın ilgili kararları
İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun Uygulanması ile İlgili Olarak İçişleri Bakanlığınca Yürütülecek İşlemlere İlişkin Yönerge
Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna Dair Uygulama Esasları konulu genelgesi




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
bir, diğer, görevlilerinin, hakkinda, incelem, kamu, kanun, memurlar, ve, yargilanmasi, Üzerine


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557