Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:25   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Kişilik ve suç haksiz tahrik altinda işlenen suçlarda failin kişiliğinin önemi

KİŞİLİK VE SUÇ
HAKSIZ TAHRİK ALTINDA İŞLENEN SUÇLARDA
FAİLİN KİŞİLİĞİNİN ÖNEMİ

Kemalettin EREL
Eflani Cumhuriyet Savcısı


İnsanın olumlu ya da olumsuz bütün tepkilerinde içinde bulunduğu psikolojinin etkisi vardır. Ceza kanunlarının dikkate aldığı ve cezalandırdığı kişiye ait dış dünyaya yansıyan hareketler yani suç da insan ruhunun ve psikolojisinin bir başka deyişle kişiliğinin bir ürünüdür.
Kişilik bireyin özel ve ayırıcı yönlerini içermektedir. Özeldir çünkü bireyin sıklıkla yaptığı ya da en tipik davranışlarını temsil eder. Ayırt edicidir çünkü bu davranışlar kişiyi diğer insanlardan ayırır.
İnsanın bütün hareketlerinde olduğu gibi suç oluşturan hareketlerinde de kendine özgü bir direnç ya da kırılma noktası vardır.(1)
İşlenen suçlarda ve bu arada haksız tahrik altında işlenen suçlarda failin kişiliğinin büyük etkisi olduğundan “kişilik” kavramını ayrıntılı olarak incelemekte yarar vardır.
1. Kişiliğin tanımları
Kişilik terimi, Lâtince “persona” (maske) kelimesinden türemiştir. Persona oyuncuların oyunlarında yüzlerini gizlemek için, canlandırdıkları kişiyi daha iyi yansıtabilmek için taktıkları maskelere verilen isimdir.
Kişilik, insanı diğerlerinden ayıran bedensel, ruhsal ve zihinsel özelliklerdir. Başka bir deyişle kişilik kavramından bir insanı nesnel (objektif) ve öznel (subjektif) yanları ile değerlendiren, farklı kılan duygu, düşünce tutum ve davranış özelliklerinin tümü anlaşılır.
Ruh bilimcilere göre kişilik; bireyin kendine özgü ve ayırıcı davranışlarının bütünüdür.
Kişilik, tüm bedensel özelliklerin, içgüdülerin, dürtülerin, eğilimlerin bütünüdür. Öyle ki bireysel farklılığa dayanan duygu ve düşüncelerin, yeteneklerin ve alışkanlıkların oluşturduğu mozaiktir.(2)
Kişilik kendini buldukça başka bir ifadeyle geliştikçe davranışlar ve tavırlar daha istikrarlı bir hâl almaya başlar. Kişiliğin belirlenmesinde ve gelişmesinde toplum tarihsel, ekonomik ve siyasal yapısıyla önemlidir.(3)
Allport kişiliği, bireyin çevresine kendine özgü biçimde uymasını sağlayan psikofizik ve iç güçlerin dinamik bir görüntüsü olarak tanımlamaktadır.
Freud’a göre kişilik, “id”, “ego” ve “süperego” olmak üzere birbirini etkileyen üç bölümden oluşur. “İd”, kişiliğin çekirdeğini oluşturan ham tabiattır. Burası içgüdüler, içtepiler, istekler ve ihtiraslar gibi birçok dinamik gücün kaynaştığı bir yerdir. Burada haz ilkesi hüküm sürer. Biyo-psikolojik gereksinmeler dolgunluk peşindedir. Türkçe’ye “ben” olarak çevrilebilecek “ego”, “id” in yöneticisi ve koruyucusu gibidir. Ham tabiatı temsil eden “id”in istek, gereksinme ve iştahlarını gerçekleştirme yollarını kontrol eder. Böylece bireyi dış çevresinden gelebilecek tehlikelerden korumaya ve insanın başarısı ile güvenirliliğini sağlamaya çalışır. Burada haz ilkesi değil gerçeklik ilkesi hüküm sürer. “Ego” dış dünya ile iç alemin düzenleyicisi ve arabulucusu gibidir. “Üstben” anlamına gelen “süperego” kişilik yapısında toplumun temsilcisidir. “Süperego” insanın yaşadığı çevrede var olan değer yargılarını birtakım yaşantılar sonucunda benimsemesi sonucu zamanla oluşur. Fakat bir kez oluştuktan sonra bireyin davranışlarını kontrol eder.
2. Kişiliğin içeriği
2.1. Genel olarak davranışlar
Davranış, insan kişiliğinin dışa yansıyan bir yönüdür. Toplumsal çevreden bireye yönelen sayısız etkenlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
İnsan dıştan gelen uyarımlara tepkide bulunan, onlara yanıt veren bir varlıktır. İşte insan davranışı tüm bu yanıtların toplamıdır. İnsanın kişilik bütünlüğünde görülecek aksaklık ya da bozukluklar normal tavır ve davranışlardan sapma ile sonuçlanır.
Hiçbir insan davranışı yoktur ki kısa bir süre içinde ansızın oluşsun. Tıpkı tohumun atılması, onun kök verip büyümesi ve sonuçta meyva vermesi olayında olduğu gibi, kişilik yapısıda giderek artan bir gelişim gösterir. İncelendiği sırada suçlunun kişilik yapısıyla işlediği suçlar uzun ve karmaşık bir gelişim sürecinin ürünüdür.(4)
Çeşitli zamanlarda meydana gelen ve kişinin o zamana kadarki huzur ve güvenliğini tehdit edici tehlikeler karşısında herkesin karşılığı aynı değildir. Her insanın dış dünyadan gelen bu tür etkilere verdiği tepki yani davranış farklıdır.
“Davranış kalıbı” kavramından da söz etmekte fayda vardır. “Davranış kalıbı” bir toplumda alışkanlık haline gelmiş ya da sıradanlık kazanmış tek eylem biçimidir. Bu kalıpların en belirgin ve ortak özelliği belli durumlar karşısında insanı evet ya da hayır biçiminde bir davranışa sürüklemesidir.
2.2. Mizaç ve huylar
“Mizaç” ya da “huy” günlük yaşantı içinde kişiye özgü, oldukça sınırlı, belirli duygusal tepkilerin nicelik ve nitelik bakımından değişmemesidir. Çabuk kızmak, öfkelenmek, neşelenmek, hareketli ya da hareketsiz olmak vb. bireylere göre değişen mizaç özellikleri ya da huydur.(5)
“Mizaç” ya da “huy”lar tutum, arzu ve ilgilerle yakından ilişkilidir. Toplumsal değer ya da normlar kadar arzu ve isteklerde dinamik bir yapıya sahiptir.(6)
Kısaca duyguların ve coşkuların bütünü olarak tanımlayabileceğimiz mizaç ya da huy kişiliğin ancak bir yanını teşkil eder.
2.3. Dürtü, güdü ve saldırganlık
“Dürtü”, fizyolojik ruhsal dengenin değişimi sonucu ortaya çıkan ve bireyi tepkilere sürükleyen bir iç gerilimdir.
Kişiliğin biçimlenmesinin başlangıcında tutum ve davranışı başlatan, açığa çıkaran, sürdüren, yönlendiren bilinçli ya da bilinçsiz etkenlere psikolojide yani ruhbiliminde “güdü” adı verilir.
“Saldırganlık”ta aslında bir güdü sayılabilir. Bu toplumdan topluma değişir. Bunun en güzel örneği değişik kültürlerde başkasını öldürmek şeklinde ortaya çıkan saldırganlık güdüsüne verilen değerdir. İnsanın içinde yaşadığı kültürde başkasını öldürmek kimi kez kişiye saygınlık kazandıran kimi kez de cezayı gerektiren kötü bir davranıştır.
Bireyin yaşadığı alt kültürde saldırganlık ve şiddetin değer kazanması, beğenilmesi, övgüyle karşılanması, insanlar arasında kin, nefret, kıskançlık ve düşmanlık duygularının körüklenmesi saldırgan davranışları artırır.
Kişilik değerlerini iyi belirleyemeyen insanlar kendilerine karşı bazı tutumları engelleme sayarlar ve bu nedenle davranışlar hemen saldırganlığa dönüşür.
Hoş olmayan durumlar karşısında insanda ortaya çıkan ilk ve en önemli duygu öfke olabilir. Öfke engelleme ve korku karşısında ortaya çıkan bir tepki olup feveran denilen aşırı derecede bilinç bozukluğuna yol açabilir. Öfke, karşısında engeli aşmak, hoş olmayan duruma cevap vermek için gerekli tutum ve davranışta bulunma imkânı verir. Öfkenin doğrudan anlatım şekli ya da eyleme geçmesi saldırganlıktır.(7)
2.4. Karakter
“Karakter”de kişiye özgü davranışlarla ilgili olup, insanın bedensel, zihinsel ve duygusal etkinliğe çevrenin verdiği değerdir. Bireyin karakteri, içinde yaşadığı çevrenin değer yargılarından oluşur. “Karakter”de kişilik ve içinde yaşanılan çevrenin değer yargıları birlikte yorumlanır.
Ünlü Fransız yazar La Bruyere karakteri; insanın içinde yaşadığı çevrede geçerli olan ahlâk kuralları karşısında ortaya çıkan ruhsal portresi olarak tanımlamıştır.(8)
“Karakter”, ahlâk değerlerine göre hüküm vermeyi kabul eden davranıştır. Bireyin toplum değerlerine ve normlarına yönelen kişiliğinin parçasıdır.(9)
2.5. Saplantı ve takıntılar
“Saplantı”, asılsız ve yersiz olan ama kişinin etkisinden kendisini bir türlü kurtaramadığı düşüncedir. “Takıntı” (obsession) saplantıdan daha derindir. Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına rağmen kendini kurtaramadığı düşüncedir. Takıntıları olan kişi zorunlu olmadığı halde içten gelen bir zorlama ile davranışı yapmak zorunda kalır.(10)
3. Kişiliğin oluşumu
Kişiliğin oluşumunda iki kaynak ya da etki vardır. Soya çekim (kalıtım) ve sosyal çevre ile kültür.
Yetişkin bir insanın kişiliğinin oluşumunda soya çekim (kalıtım) ve çevrenin katkılarını bilim adamları aynı oranda görmemektedirler. Bilim adamları arasında genetikçiler soya çekim (kalıtım)’e önem verme eğiliminde iken psikolog ve sosyologlar ise çevreye önem verme eğilimindedirler.(11)
Bir insan pek çok yönleri ile ana ve babasına ya da önceki soyuna çekmektedir. İnsan soya çekim (kalıtım) yoluyla getirdiği özelliklerine bir çevre içinde ve çevre ile etkileşerek geliştirmektedir. Böylece soya çekim (kalıtım) ile çevrenin birbirleriyle etkileşimi insanın gelişim örüntüsünü dokumaktadır.(12)
3.1. Soya çekim (kalıtım)
Soya çekim (kalıtım), spermatozait çekirdeğiyle babadan ve yumurta ile anneden zigota gelen kromozonlardaki özelliklerin bir kuşaktan diğerine geçmesidir.
Bir başka deyişle soya çekim (kalıtım), çevre etkisi ile köklü olarak değişmeyen özelliklerin anne ve babadan kromozomlarıyla bir kuşaktan diğerine geçmesidir. Doğuştan olan veya sonradan ortaya çıkan gelişme eksiklikleri, bedensel ve ruhsal bozukluklar, hastalıklar ve tutkuların nedenleri arasında soya çekimin önemli yeri vardır.
Soya çekimin kişilik gelişmesi ve yapılanmasındaki en önemli rolü zekâ katmanının oluşmasında ortaya çıkar. Zihinsel işlevlerin ve becerilerin bütünü olarak tanımlanabilen zekâ, diğer kişilik özelliklerinin gelişmesi ve kişinin sosyal çevrede yer edinmesi açısından oldukça önemlidir.(13)
3.2. Sosyal çevre ve kültür
İnsan davranışları ve tepkilerinde çevrenin etkisi gözardı edilemez boyuttadır. İçinde yaşanılan sosyal çevre, değer ölçüleri, ahlâki değerler çoğu zaman kişileri yönlendirici rol oynar.
Kriminoloji alanındaki çalışmalar arasında suçluluğun nedeni olan sosyo-ekonomik ve kültürel etkenlere öncelik tanıyan görüşlerin günümüzde giderek önem kazandığı görülmektedir. Öyle ki suçlu kişilik yapısına temel oluşturan kalıtsal ve biyolojik etkenler ancak elverişli bir toplumsal ortamda etkinlik kazanmaktadır.(14)
Amerikan sosyolog ve kriminologlarına göre, kişinin suç teşkil eden hareketi diğer bütün sosyal tavır ve hareketlerini belirleyen süreçlere bağlıdır. Bu süreçler; sosyal organizasyon, kültür, toplumsal tabakalaşma, dinsel ve ekonomik ideolojiler, servetin dağılması, işsizlik, nüfus yoğunluğu ve benzeridir.(15)
Heyecan gerginliklerinin de geniş ölçüde sosyal tezatların bir neticesi olduğu ve çeşitli ruhsal anormalliklerin uzun zaman devam eden bu çeşit gerginliklerden doğduğu görülecektir.(16)
Çevre koşulları belirli bir davranışa göz yumulup yumulmayacağınıda belirler. Kişinin bulunduğu sosyal sınıf ve zümrede, suçlu davranışların ne derecede kendine kalacağını belirler.(17)
Çocukluk dönemlerinden başlayan yetersizlikler, çatışmalar, kargaşalar, olumsuz çevre koşulları ile birlikte bozuk kişilik yapılarının ortaya çıkmalarına neden olur. Bu kişiler bütün yaşamları boyu kendi iç dünyaları ve en önemlisi çevre ile sürtüşme ve çatışma içinde olduklarından toplumun değer yargılarına ve ahlâk kurallarına ters düşen davranışlar yaparlar.(18)
Kültür; toplumun yüzlerce, binlerce yıldır oluşturduğu, ortak amaçların, beklentilerin, değerlerin, inançların, duygu ve düşüncelerin özetle ortak davranış kalıplarının depolandığı, saklandığı toplumsal bellektir.(19) Bu nedenle kültürde insan davranışlarını da belirleyicidir. İnsan davranışlarını belirleyen en önemli faktörlerden birisi fakat gözle görülmeyeni bir ulusun, sınıfın veya çevrenin kabul edilmiş görüşleri, inançları ve değer ölçülerinin bileşkesi olan kültürdür. Aynı ulusun bir grubu için de farklı sınıflarında kendine özgü kültürleri vardır.(20)
Bütün toplumlarda insan kişilik özelliklerini kişinin doğumundan ölümüne kadar gözlemlediği, özümsediği davranış kalıpları ve inançların bir toplamı olan kültürün öğrenilmesi yoluyla kazanır.(21)
Yoksullukta suç üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkide bulunmaktadır. Ekonomideki bunalımlar sonucunda en büyük suçluluk nedenlerinden birisi olarak kabul edilen işsizlik ortaya çıkmaktadır.(22)
İnsanın yaşamış olduğu çevrenin gelişmişlik düzeyide tepkiler açısından önemlidir. Modern dünyada yaşayan aydın insan ile gelişmemiş ilkel ortamda yaşayan insan arasında hiddetini yenip yenememe bakımından büyük fark vardır. Aydın insan için basit kızgınlık doğurabilecek bir olay ilkel kalmış insan için gazap hali doğurabilir. Bu sebeple bazı olaylarda gayet ufak sebeplerden ağır suçların işlendiği görülmektedir.(23) Ülkemizde de Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde sıkça görülen bazı suç türlerinin diğer bölgelerde hiç veya çok az görülmesinin sebebi bu olsa gerekir.
4. Kişilik ve suçluluk
Suç, kişinin dışa yansıttığı bir davranışı olduğundan kişiliği yansıtır. Suçluluk kişilikte bulunan bir eğilimdir. Kişiliğinde suça karşı eğilimi olan kişiler daha fazla suç işlemekte, bazı etkilere daha sert ve ani tepki verebilmektedirler. Örneğin; haksız bir tahrike normal bir insan sabredebilse bile suçluluk eğilimde olan kimseler sabredemiyerek tepki vermekte veya normal bir insandan daha sert tepki vermektedirler.
4.1. Suçluluk Teorileri
Suç oluşturan davranışı farklı temellere dayandıran pek çok teori mevcuttur. Bunların hepsi bir bakıma doğrudur, hepsi gerçeklere dayanan bazı bulguları ortaya koymaktadır. Bu teorilerin tümü suç oluşturan davranışı açıklamaya ve suçun nedenlerini ortaya koymaya yöneliktir. Bu teoriler üzerinde ana hatları ile duracağız.
4.1.1. Klâsik okul
Suçun nedenlerini kurumsal olarak açıklama girişimleri 18’inci yüzyıldan itibaren başlar. Bunların ilki “hedonistik psikoloji” üzerine kurulu klâsik okuldur. Bu görüşün öncüleri Jeremy Bentham ve Beccaria olmuştur.
Bunlara göre, insan davranışlarını zevk ve acı prensibine göre ayarlar. Belirli bir hareketin vereceği zevk acı ile denge halindedir. Böylece yasaya karşı gelmenin vereceği zevk sonucunda getireceği acıdan fazla olduğu takdirde kişi bu davranışa yönelecektir.
Suç ve cezaya hukuksal olarak bakan bu okul, suçlarda görülen bireysel farklılıkları dikkate almadan yapılmasını öngörür.(24)
4.1.2. Kartografik (coğrafî okul)
Kriminolojinin bu okuluna giren kriminologlar iklim ve topografyanın insan davranışı üzerinde etkilerini belirlemeye çalışmışlar, suçun belli kesimlere dağılmasında sosyal ve coğrafî koşulların etkin rol oynadığına inanmışlardır.
Ekolün üyelerine göre, toprağın verimli olması, yağmurun miktarı, doğal zenginlikler, bir toplumun mutluluğuna neden olan faktörlerdir. Bundan yoksun olanlar yağmacı ve yırtıcı olacaklardır.
Montesquieu, “Kanunların Ruhu” isimli eserinde ekvatora yaklaştıkça suçluluğun, kutuplara yaklaştıkça sarhoşluğun artacağını iddia etmektedir.
İstatistiğin babası sayılan Adoph Qetelet’e adam öldürme suçlarının güneyde ve sıcak iklimlerde fazlalaştığı, mala karşı suçluluğun ise kuzeyde ve soğuk iklimlerde arttığını iddia etmiş ve bunu “suçluluğun ısı yasası” olarak isimlendirmiştir.
Verkko, adam öldürme suçlarının yazın, mala karşı cürümlerin kışın arttığını söyler.(25)
4.1.3. Bio Antropolojik Teoriler
Bu Teoriler, suçluların suçlu olmayanlardan belirli kişilik özellikleri açısından farklı oldukları ve bu özellikleri nedeniyle suç işlemeye eğilimli oldukları inancına dayanır. Bu Teorilerin temel görevi, suçluluk davranışına yönelen bireylerin tiplerini belirlemektir.
Suçlularla suçlu olmayanlar arasındaki biyolojik farklılıklara dikkat çeken Lombrosso, fiziksel yapının bireyin faaliyet ve davranışını yöneten başlıca etken olduğunu ileri sürmüştür. İtalyan hapishanelerindeki mahkûmlar üzerinde ölçümlere dayanarak Lombrosso “doğuştan suçluluk” kavramını getirmiştir. Benzer beden yapısındaki suçluların özelliklerinin de aynı olduğunu savunurken onları doğuştan suçlu olarak nitelendirmiştir.
Lombrosso Teorisinde, tipik bir suçlunun ölçülebilen bir takım fiziksel özelliklere sahip olduğunu belirtir. Bazı insanlar suçlu olarak doğarlar ve bunlar vücutlarında bulunan damga ve anomaliler ile ayırt edilebilirler. Bu anomaliler onları irade dışında suç işlemeye yöneltmektedir.
Hooton, biraz daha ileriye giderek suçluların fizikî aşağılık gösterdiğini ve bu nedenle bunlardan kurtulmak için kısırlaştırmak gerektiğini savunur.(26)
4.1.4. Bedensel Tipoloji Teorileri
Bunlar bireyleri beden yapılarını görünüş ve biçimlerine göre gruplandırmışlardır.
Amerikan psikolog William Sheldon, beden yapısı ile bireylerin davranışları arasındaki ilişkiyi araştırmış ve bireyin beden yapısına bakarak gelecekteki davranışın önceden tahmin edilebileceğini söylemiştir. Sheldon insanları beden yapısına göre; endomorfik, mezomorfik ve ektomorfik olmak üzere üçe ayırmıştır. Suçluların çoğunun kemikli, geniş adaleli, geniş göğüslü mezomorfik gruptan çıktığını söylemiştir.
Bunlar mizaç, karakter yapısı ve bazı beden tipleri nedeniyle birtakım kimselerin diğerlerine oranla daha büyük suçluluk potansiyeline sahip olduklarını ileri sürerek farklı beden yapısına sahip bireylerin çevresel etkileri tepkisinin dikkate değer derecede farklı olduğunu belirtmişlerdir.(27)
4.1.5. Zihnî Yetersizlikler Teorisi
Lombrosso ekolünün başarısızlığı ardından suçluluğu fiziksel yapı yerine zihinsel yetersizliklere göre açıklayan teoriler ortaya atıldı. Bu Teorilere göre bütün geri zekalılar suçlu, bütün suçlularda geri zekalıdır.
4.1.6. Psikanalitik ve psikiyatrik okul
Bu okul zihinsel ve duygusal bozuklukların çeşitli şekilleri ve buna bağlı olan kişilik bozukluklarını suçluluğu oluşturan dinamik elemanlar olarak görürler. Birçok araştırmacı zihinsel ve duygusal bozuklukları kriminolojik araştırmalara temel olarak kabul etmiştir.
Doyum sağlanamayan durumlarda arzu ve eğilimlerin nasıl bir yön çizeceği üzerinde durmuşlardır. Onlara göre suçlu istekleri getirilmeyen tipik bir çocuk gibidir. Bu duygusal gerginlik sonucu suçluluğa başvurur.
Freud, Adler, Jung ve Rank gibi bilim adamları kriminal davranışa ve suçluluğa değinmişlerdir. Bunlar suçlu davranışı açıklarken; zihinsel çatışmaları, içe atılmış arzuları ve diğer güdülendirilen eğilimlerle davranışın simgesel biçimi olan suçluluğu ele alırlar.
Psikanalitik görüşe göre suç, önlenmiş bastırılmış bir kompleksin sembolü olarak düşünülmektedir. Böylece suç kompleksli kişinin kendine yöneltilen problemlere bir tür yanıtıdır. İçe itilmiş var olan kompleks bireyi onu çevreden gelen uyarılara belirli bir biçimde tepki vermeye yöneltir.
Freud suçlu davranışın belirlenmesinde bilinç dışı güdülerin önemini belirtir. Suçluluğun Freud’çu açıklamaları davranış konusunda güç kazanmıştır. Zihinsel çatışma, kişiliğin uyumsuz öğeleri olarak gelişir ve bilinç altına itilir. Ne var ki engellenen eğilimler varlıklarını sürdürmeye devam ederler ve kendilerini yüzeye çıkaracak dolaylı bir ifade aramaya çalışırlar.
Ayrıca Freud, kriminal davranışın şekillenmesinde bilinç dışı motivlerin önemini belirtir. Örneğin hırsızlık yapan bir çocuk sadece fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak için çalmamakta, belki sevgi eksikliğini gidermek için bu yola başvurmaktadır.
“Değişen toplumda suç” isimli eserinde Howard Jones, bilinç dışı güdülerle suçluluğu ele alarak şöyle der: “Şimdiki ruhsal durumumuzda ilk çocukluk yıllarının etkisi ve yine o dönemin ilkel yapısıyla uygar toplum kuralları arasındaki çatışmanın önemi büyüktür. Burada önemli olan bireyin biyolojik doğasında var olan ruhsal gerginliktir.”(28)
4.1.7. Grup etkilerine ve sosyo-kültürel etkilere bağlı teoriler
Sosyologların çoğu suçluluğun çok değişik faktörlerle açıklamaya çalışmışlardır.
“Ayırıcı Birleşmeler Teorisi”, suçluluk davranışının öğrenilmiş olduğunu ileriye sürer. Buna göre suç temelde farklı grup ilişkisi ve etkileri sonucu meydana gelir ve tüm olarak öğrenme olgusunu içine alır. Teorinin temel noktası olan suçluluğun öğrenilmiş olduğu artık birçok kriminolog tarafından kabul edilmekte ancak bazı ayrıntılara araştırma konusu olarak bakılmaktadır.
Sosyal sistemin üyeleri arasındaki ilişkiyi düzenleyen basit kuralların yıkılmasına Durkheim, anomi adını verir. Anomi, bir toplumun veya grubun içinde bulunduğu durum olup bu durumda geleneksel kurallar ya da ahlâk normları bireyler üzerindeki etkilerini yitirmişlerdir.(29)
5. Kişiliğin haksız tahrik açısından değerlendirmesi ve önemi
Ceza hukukunda fiilin hukuka aykırılığı cezalandırabilmek için gerekli fakat yeterli değildir. Çünkü hukuka aykırı bir fiilin cezalandırılabilmesi için aynı zamanda kusurlu da olması zorunludur. İşte bu yüzden birisinin kusurlu davrandığına ilişkin karar, bu kişinin hareketinin subjektif yönü üzerinde bir değerlendirme yapmayı gerektirir.(30)
Failin kişiliğinin işlenen fiilde kusurluluğu etkisi bugün tamamen kabul edilmiş değildir.
Dönmezer-Erman’a göre, gazap veya şiddetli elem meydana getirebilecek nitelikte olmayan bir harekette bir kimseyi öfkelendirebilir Bu gibi hallerde gazap veya elemin sebebini tahriki oluşturan ve aslında böyle bir niteliği olmayan fiilde değil, failin ruh yapısında aramak gerekir. Bu durumda fiil ile şiddetli elem veya gazap hali arasında nedensellik bağının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu gibi hallerde tahrik teşkil ettiği iddia olunun fiil öfke ve elem sebebi değildir. Belki fazla öfkeli, alıngan, herkese karşı atak bir kimsenin ruhsal durumunu açığa vurması için basit bir vesileden ibarettirki buna hoşgörülü davranılamaz.(31)
Nitekim bugünkü uygulamada haksız tahrik meydana getirdiği iddia olunun fiil objektif olarak tahrik edici mahiyette değilse failin kişilik özellikleri ve içinde bulunduğu psikolojik durum bakımından tahrike kapılmış olsa bile illiyet bağının olmadığı kabul edilerek failin cezasında indirim yapılmamaktadır.(32)
Oysa işlenen fiilde failin kişiliğinin etkisi gözardı edilmemelidir. Dr. Laccesne’e göre, suçun işlenmesinde kişisel faktörün önemli etkisi vardır. Suçlu bir mikroba benzetilebilir, nasıl mikrop elverişli bir ortamda gelişip güç kazanmakta ise suçlu da öyledir. Suçluyu yaratan sosyal etkenlerdir.
Her ne kadar Dönmezer, haksız tahrikte failin kişiliğinin gözardı etme eğiliminde ise de bir başka eserinde suçun açıklanması için şu alanlarda çalışma yapılması gerektiğini söylemektedir. Suçlunun kişiliğini oluşturan iç bünye, suçlunun içinde bulunduğu ve yaşadığı fizikî ve sosyal şartlar ve onu çeviren maddî ve manevî varlığının bileşkesi yani kültür.(33)
Tahrikin sırf objektif yönün değerlendirilmesi, failin kişiliğinin dikkate alınmaması kanaatimizce eksik bir değerlendirme olup, müessesenin amacına hizmet etmekten uzaktır. Haksız tahrike muhatap olan kimse bir takım bünyesel ve psikolojik değişiklikler geçirmekte ve bu nedenle suç işlemektedir. Haksız tahrik bir bakıma kişinin isnat kabiliyetini etkileyen bir durumdur. Bugün bazı ülkelerde hipoglisemia (şeker düşüklüğü) dan dolayı vücutta meydana gelen kimyasal değişimin kişinin ruhsal dengesini bozan bir durum olması nedeniyle cezai sorumluluğu etkileyen bir durum olduğu kabul edilmiştir. Zira kan şekerinin azalması, ister bir hastalık halinde ister geçici bir durum olsun kişinin saldırganlaşmasına sebep olmaktadır.(34)
Haksız tahrik ile harekete geçerek suç işleyen failin fiili de onun bir davranışıdır ve kişisel faktörlerin etkisindedir. Bu nedenle değerlendirme yapılırken göz önüne alınmalıdır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
altinda, failin, haksiz, işlenen, kişiliğinin, kişilik, suç, suçlarda, tahrik, ve, önemi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557