Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:30   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Karapara aklama suçu

KARAPARA AKLAMA SUÇU*

Oktay KUBAN
Serinhisar Cumhuriyet Savcısı


Giriş

Malî ve ekonomik sistemin kabul etmediği, hukuk sisteminin suç saydığı fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen para veya para yerine geçen maddî değerler ölçülemeyecek boyutlara ulaşarak toplumun ekonomik ve kültürel yapısını, devletin malî ve siyasî istikrarına nüfuz ederek bozmaya başlamıştır.
Yasalarda suç sayılan fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen kazançlar, organize suç örgütleri tarafından yasa dışı olan kaynağı gizlenip, yasal kazanç olarak gösterilerek ekonomik sisteme sokulmaya çalışılmaktadır.
Bankacılık, haberleşme ve ulaşım alanındaki teknolojik gelişmeler, ülkeler arasındaki sınırların görünürde olması, yasa dışı yollarla özellikle uyuşturucu ve diğer kaçakçılık suçlarından elde edilen karaparanın ülkeler arasında kolaylıkla dolaşım sağlanmasını ve ekonomik sistem içerisinde aklanmasına zemin hazırlanmaktadır. Bir ülkede elde edilen karapara, başka ülkelere kolaylıkla transfer edilip meşru kazanç gibi yine aynı ülkeye dönmekte ve organize suç örgütlerine sermaye olabilmektedir.
Karaparanın aklanması gerek ülke içerisinde gerekse ülkeler arasında faaliyet gösteren organize suç örgütlerini besleyen ve bu yolla bu örgütlerin çoğalarak güçlenip siyasî ve idarî yönetimler üzerinde söz sahibi olmasına sebep olmaktadır.
Karapara, toplumda kolay yoldan para kazanma eğilimlerini artırmakta, toplumda mafyalaşma sürecinin başlamasına sebep olmaktadır. Her yıl aklanan ve ekonomik sisteme giren karaparanın miktarı ülkelerin ekonomik ve malî sistemlerini tehdit eder boyutlara varmıştır. Aklanan karapara sayesinde kayıt dışı bir ekonomi yaratılmıştır. Ortaya çıkan kayıt dışı ekonomi ülkelerin uygulamaya koyduğu malî politikaların sonucunu etkilemeye başlamıştır.
Kolay kazanılan ve kayıt dışı olan karapara, suç örgütlerinin, ülkede yönetici kadroları baskı altına almalarına ve toplumsal yapının bozulmasına sebep olmaktadır.
Karaparanın aklanmasının önlenilmesi için özellikle ülkeler arasında transfer ve dolaşımının engellenmesi amacıyla uluslar arası alanda çalışmalar yapılmıştır. Birçok ülke de yapılan bu uluslar arası çalışma ve tedbirlere paralel olarak kendi iç hukuklarında düzenlemeler yapmışlardır. Bu düzenleme ve tedbirler, malî ve cezaî tedbirler şeklinde kendini göstermiştir.
Karapara Aklama Suçu
Birinci Bölüm
Genel Bilgiler
1. Tanım ve ilgili kavramlar
I. Karapara Kavramı
Yasaların suç saydığı fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen para ve para yerine geçen maddî değerler karaparadır. Kaynağı bir suçun işlenmesine dayanan kazançları karapara olarak tanımlayabiliriz.
Yapılan bir tanıma göre, “globalleşme yolunda önemli bir gelişme gösteren dünyada çoğunluk ve egemen ülkelerde uygulanan liberal ekonomi; her şeyi alım-satıma konu mal veya hizmete dönüştürmesinin yanısıra geleceğini tehlikeye atacak, istikrarsızlık yaratacak faaliyetler için de bir takım kısıtlama ve yasaklar getirir. Ancak, yasaklanan veya kısıtlanan bu mal veya hizmetler yinede birileri tarafından üretilir, pazarlanır ve önemli bir gelir kaynağı oluşturur. İşte bu gelir, kısaca karaparadır”.(1)
Yapılan bir diğer tanıma göre, karapara bir suç işlenmesi sonucunda elde edilen çıkardır, paradır, menfaatdir ya da parayla ölçülebilen evraktır, menkul ya da gayrimenkul değerlerdir.(2)
Başka bir tanıma göre, “Karapara her an paraya dönüşebilecek servetlerden, senetlerden, vadeli çeklerden, kaçak döviz, kaçak altınlardan, tahvillerden taşıyana yazılı pay senetlerinden ve nakitlerden oluşan dev bir fondur.”(3)
Organize suç örgütlerinin büyük bir bölümü karaparayla beslenmektedir. Bu örgütler, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ve diğer suçlar sonucu elde ettikleri gelirleri, örgütün devamı ve büyümesi için kullanmaktadır. Bir bakıma bu örgütlerde amaç, işlenen suçlar sonucunda büyük miktarlarda kazanç elde etmektir. Terör amaçlı olan örgütler özellikle uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer suçları işlemek suretiyle elde ettikleri para ve malları terör eylemleri için harcamaktadır.
Pendse’e göre para, kara niteliğini başlangıçta veya sonradan kazanmaktadır. Uyuşturucu madde kaçakçılığı, silah kaçakçılığı ve rüşvet yoluyla kazanılan para başlangıçtan itibaren karaparadır. Vergi kaçakçılığı yoluyla kazanılan para, başlangıçta yasal olduğu halde sonradan karapara niteliğini kazanmaktadır.(4)
20 Aralık 1988 tarihinde imzalanan ve Türkiye tarafından 4136 sayılı Yasayla onaylanan, Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin(5) ülkeler ötesi suç örgütlerince elde edilen ve devletlerin malî ve ekonomik yapısını bozan kazançlar, 1’inci maddesinde şöyle tanımlanmıştır: Kazanç, 3’üncü maddenin 1’inci fıkrasında yer alan suçların işlenmesinden doğrudan veya dolaylı olarak kaynaklanan her türlü mal varlığı demektir. Sözleşmede mal varlığı, maddî veya gayrimaddî, menkul veya gayrimenkul, fizikî varlığı olan veya olmayan her türlü mal ile bunlar üzerinde mülkiyet veya yararlanma hakkını gösteren hukukî belgeler veya senetler olarak tanımlanmıştır.
Buna göre bu Sözleşmeye taraf olan ülkeler sözleşmede sayılan suçlardan elde edilen mal varlıklarını dolaylı olarak karapara olarak kabul etmektedir. 1988 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında Sözleşmeye taraf olan ülkelerin kendi iç hukuklarında, bu Sözleşmede sayılan fiillerin kasti olarak işlenmesi durumunda suç olarak ihdası hükmünü getirmiştir. Sözleşmenin 3’üncü maddesi, uyuşturucu ve psikotrop (uyarıcı) maddelerin üretimi, satımı, naklî, transit sevkini saymıştır. Bu suçlardan elde edilen gelirin kaynağının değiştirilmesi, başka mal varlığına dönüştürülmesi, gizlenmesi suç olarak kabul edilecek fiiller olarak sayılmıştır.
8 Kasım 1990 tarihli Avrupa Konseyi Sözleşmesinde karapara, sadece uyuşturucu ticaretinden kazanılan para olarak tanımlanmamış, her türlü suçtan elde edilen kazanç olarak tanımlanmıştır.
İtalyan ceza hukukunda, karapara, hangi suç tipinden kaynaklanırsa kaynaklansın elde edilen para ve gelirleri veya aktifleri şeklinde tanımlanmıştır.
Alman ceza hukukunda karapara, uyuşturucu maddeler yasası ve herhangi bir cürümden elde edilen kazanç olarak tanımlanmıştır. Suç örgütlerinin elde ettikleri kazanç karaparadır. Karapara, suçtan kaynaklanan ve kayıt dışı olan her türlü ekonomik avantaj veya mal varlığıdır.
Karapara, ülkeler arasında kolaylıkla dolaşabilen ve bulunduğu ülkenin malî, ekonomik ve siyasal sistemini tehdit eden, hukuka aykırı yasalarda suç sayılan fiillerin işlenmesi sonucu elde edilen ve ekonomik değeri olan her türlü mal varlığıdır, şeklinde tanımlayabiliriz.
II. Karapara aklama suçu
Yasalarda suç sayılan fiillerin işlenmesi sonucu elde edilen mal, para ve para yerine geçen her türlü ekonomik değerin, yasa dışı kaynağını değiştirmek ve malî sisteme sokmak amacıyla, kullanılması, bulundurulması, sahiplenilmesi, nitelik ve malikinin değiştirilmesi karapara aklama suçudur. Bir diğer tanımla karapara aklama suçu, suç ürünü maddî değerlere meşru kaynak ve kimlik kazandırıp ekonomik kayda sokulma fiilleridir.
Bir diğer tanıma göre, karapara aklama kavramı genel anlamda, kara paranın kimliğinin değiştirilmesi suretiyle meşruyet kazandırılmasına yönelik işlemlerdir.(6)
Başka bir tanıma göre karaparanın aklanması, yasal olmayan kazancın başkaca bir kıymet şekline dönüştürülmesi, yasa dışı yollardan kazanç elde eden kişinin veya kazancın kaynağını oluşturan yasa dışı eylemlerin gizlenmesi ve karaparanın hamilinin veya kaynağının yasal olarak gösterilmesidir.(7)
Karaparanın aklanmasının önlenmesi ve bu eylemlerin suç olarak kabul edilmesine ilişkin uluslar arası girişimlerden biri olan 1988 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, karapara aklama suçunu bir mal varlığının suçtan veya suça iştirakten kaynaklandığını bilerek mal varlığının yasa dışı kaynağını gizlemek veya olduğundan değişik göstermek veya böyle bir suçun işlenmesine karışmış bir kişinin eylemlerinin yasal sonuçlarından kaçmasına yardımcı olmak amacıyla, bu mal varlığının bir başka mal varlığına dönüştürülmesi veya devredilmesi, kime ait olduğunun değişik gösterilmesi, bilerek bu mal varlığının edinilmesi, sahip olunması, kullanılması olarak tanımlanmıştır.
8 Kasım 1990 tarihli Avrupa Konseyi Sözleşmesinde bir mal varlığının suçtan doğan gelir olduğunu bilerek, bunun yasa dışı olan kaynağını gizlemek, failin suçun hukukî sonuçlarından kaçmasına yardım etmek amacıyla mal varlığının değiştirilmesi veya nakledilmesi, yerinin değiştirilmesi, malikinin değiştirilip gizlenmesi, başka bir deyişle suç oluşturan eylemlerden elde edilen kazancın karapara olduğu bilinerek aklanması başlı başına suç oluşturan bir eylem olarak sayılmıştır.
Palazzo’ya göre İtalyan mevzuatında karapara aklama suçu, hangi suç tipinden kaynaklanırsa kaynaklansın bu paranın, gelirlerin veya diğer aktiflerin yasa dışı kaynağını gizlemeyi amaçlayan her türlü fiil olarak tanımlamıştır.(8)
Başka bir tanıma göre karapara, “illegal kaynaklardan veya mal varlığının illegal bir biçimde kullanılmasından elde edilen sermayenin tamamen legal bir kaynaktan elde edilmiş gibi gösterilmesi”dir.(9)
III. 4208 sayılı Yasada karapara kavramı ve karapara aklama suçunun ele alınış biçimi
Dünya genelinde karaparaya kaynaklık eden silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı ve benzer yüksek kazanç sağlayan organize suçların önlenmesi ve bu suçlardan elde edilen kazancın müsaderesi için uluslar arası platformlarda yapılan çalışmalar ve imzalanan sözleşmeler, ülkelerin iç hukuklarında bu çalışmalar doğrultusunda düzenlemeler yapmasını gerektirmiştir. Türkiye, imzaladığı 1988 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve üye olduğu FATF Grubunun aldığı 40 adet Tavsiye Kararına uymak ve bu suçtan kaynaklanan gelirlere yeni nitelik kazandırılmasını suç olarak ihdası ve suç gelirlerinin müsaderesi için, 19.11.1996 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine ilişkin yasayı çıkarmıştır. Bu yasayla karapara aklama fiilleri bir suç tipi olarak tanımlanmış ve cezai yaptırıma bağlanmıştır.
4208 sayılı Yasanın tanımlar başlığını taşıyan 2’nci maddenin (b) bendinde karapara aklama suçu tanımlanmıştır. Buna göre, “Türk Ceza Yasasının 296’ncı maddesinde belirtilen haller haricinde bu maddenin (a) bendinde sayılan fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen karaparanın, elde edenlerce meşruiyet kazandırılması amacıyla değerlendirilmesi, bu yolla elde edildiği bilinen karaparanın başkalarınca iktisap edilmesi, bulundurulması, elde edenlerce veya başkaları tarafından kullanılması, kaynak veya niteliğinin veya zilyed ya da malikinin değiştirilmesi, gizlenmesi veya sınır ötesi harekete tâbi tutulması veya bu hareketin gizlenmesi, yukarıda belirtilen suçların hukukî sonuçlarından failin kaçmasına yardım etmek amacı ile kaynağının veya yerinin değiştirilmesi veya transfer yoluyla aklanması veya karaparanın tespitini engellemeye yönelik fiilleri”, karapara aklama suçu sayılmıştır. Bu maddenin (a) bendinde karapara tanımlanmış ve bu tanım içerisinde karaparayı doğuran fiiller sayma yöntemi ile sayılmıştır.
4208 sayılı Yasanın hazırlanmasında 1988 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesi esas alınmıştır. Ancak Birleşmiş Milletler Sözleşmesinde sadece uyuşturucu madde suçları karaparayı doğuran fiil olarak kabul edilmiş, 4208 sayılı Yasada karaparayı doğuran suç tipleri geniş tutulmuştur. Yinede hangi suçtan olursa olsun suç kaynaklı gelirlerin karapara sayılması yerine kanun koyucu, kanunda sayılan belirli suçların işlenmesi sonucu elde edilen kazancı karapara olarak kabul etmiştir.
Yasa koyucunun karaparayı doğuran suçları sayma yöntemi ile tanımlaması doktrinde eleştirilmesine sebep olmuştur. Donay, kazanç saiki ile işlenmeyen Türk Ceza Yasasındaki devletin şahsiyetine karşı işlenen suçların yasa kapsamına alınıp, devlet idaresi aleyhine işlenen suçlardan basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, memuriyet görevini ihmal veya kötüye kullanma, 508 ve 510’uncu maddelerde yer alan emniyeti suistimal, Bankalar Kanunundaki suçlar ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanundaki suçların kapsama alınmamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirmiştir.(10)
4208 sayılı Yasada düzenlenen ve suçtan sağlanan gelirlere yasal nitelik kazandırılması şeklinde tanımlanan karapara aklama suçunun unsurlarına aşağıda ikinci bölümde geniş bir biçimde ele alacağız.
2. Tarihî gelişim ve uluslar arası çalışmalar
1. Genel olarak
Dünyada organize suç örgütlerinin, ülkeler arasındaki gümrüklerin liberalleştirilmesi, serbest dolaşım ve seyahat imkânlarını kullanarak uyuşturucu madde ve silah kaçakçılığı sonucunda elde ettikleri kazançları kolayca malî sisteme sokmaları, mafya türü suç örgütlerinin ülkelerin ekonomik ve siyasî sistemleri tehdit eder duruma getirmiştir.
Karaparanın uluslar arası alanda yaratmış olduğu tehlike, uyuşturucu madde satışının bir yılda ABD ve Avrupa’da tahminen 122 Milyar ABD Doları olduğu ve bu miktarın yıllık 85 milyar ABD Dolarlık kısmının aklanmaya ve yatırıma aktarılmaya elverişli olduğunu belirtilen 6 Şubat 1990 tarihli Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Malî Çalışma Grubu (FATF) raporu ile de çarpıcılık kazanmaktadır.(11) Yine Almanya’da organize suçlar sonucunda uğranılan zararın 1990 yılı içerisinde 188 milyar Mark dolayında olduğu tahmin edilmektedir.(12) Mafyanın karapara aklamada iletişim ve haberleşmede son teknoloji olan interneti bile kullandığı ve bu yolla elektronik zeminde aklanan karaparanın 750 milyon Doları bulduğu ifade edilmektedir.(13)
Suç kaynaklı gelirlerin sınır ötesi akımı uluslar arası alanda örgütlenme ve tedbir alınması sonucunu doğurmuştur. 1980’den önce özellikle uyuşturucu madde kaçakçılığı kaynaklı karaparanın aklanmasının önlenmesi ile ilgili Avrupa Konseyi bünyesinde çalışmalar başlamış ve 1980 tarihli Avrupa Konseyi Tavsiye Kararları imzalanmıştır. 1988 tarihinde Birleşmiş Milletler Sözleşmesiyle ve 1990 tarihli Avrupa Konseyi Sözleşmesiyle, suç ürünü kazançların aklanmasının önlenmesi ve müsaderesi konusunda uluslar arası iş birliği yapılması kararlaştırılmıştır. Yapılan uluslar arası sözleşmeler sonucunda bu sözleşmeleri imzalayan ülkelerin kendi iç hukuklarında benzer düzenlemeler yapmalarını ve karapara aklamayı suç olarak ihdasını gerektirmiştir. Özellikle Avrupa Topluluğu Ülkeleri suç kaynaklı gelirleri karapara kapsamında kabul edip, bu kazançların aklanması fiillerini suç olarak kendi iç hukuklarında cezaî yaptırıma bağlamışlardır. Ayrıca bankalara ve mali kurumlara müşterilerinin kimliklerini tespit etme yükümlülüğü getirmişlerdir.
II. Türk Hukukunda
Türk Hukukunda, 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Yasanın çıkarılmasına kadar, karapara ve karapara aklama eylemini tanımlayıp bir suç tipi olarak düzenleyen yasal mevzuat bulunmamaktaydı. Türkiye’deki bu durum, malî sistem içerisinde karapara aklamaya uygun bir zemin oluşturmuştur. Türk Ceza Yasasının 512’nci maddesinde, cürümden hasıl olan para veya sair eşyayı bilerek kabul eder veya saklar yahut satın alır yahut her ne suretle olursa kabul etmek ve saklamak ve satmak suç olarak düzenlenmiştir. Ancak bu düzenleme karaparayı tanımlama ve karapara aklamayı suç kabul etme açısından yeterli bir düzenleme değildir.
1980’li yıllarda izlenen ihracat ve gümrük politikası Türkiye’ye büyük miktarlarda kaynağı belirsiz dövizlerin girmesine sebep olmuştur. Uluslar arası uyuşturucu raporlarına göre Türkiye’de günlük eroin ticareti 1-2 milyon Dolarlık hacme ulaşmıştır.(14) Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürü Dr. Mustafa Tören Yücel’in hesabına göre, Türkiye’deki karapara stoku 50 milyar Dolar kadardır.(15)
Türkiye, 1991 yılında FATF’ya üye olmuştur ve 40 Tavsiye Kararına paralel düzenlemeler yapacağını taahhüt etmiştir. 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesini imzalamış ve 4136 sayılı Yasayla bu Sözleşmeyi 22 Kasım 1995 tarihinde onaylamıştır. Anayasanın 90’ıncı maddesine göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletler arası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bu hüküm karşısında Türkiye’nin iç hukukunda gerekli yasal düzenlemeyi yapması gerekmiştir. Ayrıca karaparanın aklanmasının önlenmesi konusunda Türkiye’nin iç hukukunda gerekli yasal düzenlemeyi yapmaması, Türkiye’yi uluslar arası alanda karapara aklayan ülkeler grubuna sokmuş ve yaptırım uygulaması tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıştır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:31   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

Bu gelişmeler karşısında Türkiye, karaparayla mücadele konusunda ilk olarak 1996 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile Bankaların Müsterilerinin Kimliklerini Tespit Yükümlülüğü Hakkında Yönetmelik(16) çıkarmıştır. Bu Yönetmelik ile bankalara 1 milyar Türk Lirasını aşan işlemlerinde müşterilerin kimliklerini tespit ve beş yıl süre ile saklanması zorunluluğu getirilmiştir. 19 Kasım 1996 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 4208 sayılı Yasayla Türk Hukukunda karapara tanımlanıp, karaparanın aklanması suç olarak düzenlenmiştir. 20 Kasım 1996 tarih ve 4213 sayılı Kıymetli Maden ve Ziynet Eşyası Beyanı Hakkında Kanuna(17) kayıt dışı olan kıymetli maden ve taşların bir defaya mahsus olarak beyanı getirilmiştir. Bu Kanun ve buna dayanılarak çıkarılan tebliğ ile kayıt dışı değerli maden ve taşların kaynağı ne olursa olsun kayıt içine alınmak istenmiştir. 4208 sayılı Yasanın çıkarılmasından sonra Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin(18) ve Malî Suçlarla Mücadele Koordinasyon Kurulunun Çalışma Esas ve Usülleri Hakkında(19) yönetmelik çıkarılmıştır.
III. Uluslar arası çalışmalar
Karaparanın uluslar arası boyutta gerçekleşen uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi organize suçlardan kaynaklanması ve bu organize eylemlerden elde edilen kazancın uluslar arası boyutta, malî sistemi elverişli ülkelerde aklanması karaparanın aklanmasına karşı uluslar arası örgütlenmeyi ve iş birliğini zorunlu kılmıştır.
Karaparanın malî sistemdeki imkânlardan yararlanarak ülke sınırlarını kolayca geçip aklanması, uluslar arası girişimlerle malî ve cezaî tedbirler alınmasını gerektirmiştir. Bu girişimlerden bir kısmı karaparanın malî sistem yoluyla aklanmasını önlemeye yönelik tedbirler getirmiş, bir kısmı da karaparanın aklanmasını suç olarak kabul edilip cezai yaptırımlar uygulanması ve müsadere edilmesi önlemlerini getirmiştir.
A. Mali tedbirlere ilişkin çalışmalar
Suç kaynaklı gelirlerin aklanmasının önlenmesi için uluslar arası boyutta alınan malî tedbirlerin başında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 27 Haziran 1980 tarihli toplantısında kabul edilen R(80) 10 sayılı Tavsiye Kararları gelmektedir. Bu kararlarla suç kaynaklı gelirlerin özellikle bankacılık işlemleri vasıtasıyla malî sistem içerisine sokulup aklanmasının önlenmesi için, kimlik tespiti ve para transferlerinin tespiti ve bunun kayıtlarda tutulup gerekli birimlere bildirimi konusunda üye devletler arasında iş birliğine gidilmiştir. Bu iş birliği içerisinde, banka çalışanlarının eğitilmesi, banka kasalarının bilinen güvenilir kişilere kiralanması, paraların seri numaralarının alınması ve bankacılık sisteminde alınan kararlar doğrultusunda değişiklikler yapılması önlemleri yer almaktadır.
12 Aralık 1988 tarihinde, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İsveç, İsviçre, İngiltere ve ABD’nin banka temsilcilerinin Basle’de yaptıkları toplantıda uyuşturucu ve diğer suç kaynaklı gelirlerin bankacılık sistemini kullanarak aklanmasının önlenmesine yönelik ortak ilkeler almışlardır. Basle İlkeleri denilen bu kararların bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu İlke Kararlarıyla bankacılık sistemindeki zayıflığın karapara aklanmasında kolaylık sağladığı göz önünde tutularak, bankaların müşterilerinin kimliklerini tespiti, yasal olmayan işlemlerin yapılmaması gibi ortak ilke kararları alınarak, karaparanın aklanıp gizlenmesinde bankaların kullanılmaması sağlanmaya çalışılmıştır.
G-7 olarak adlandırılan sanayileşmiş yedi ülkenin (ABD, Almanya, Fransa, İtalya, Kanada, Japonya, İngiltere) 1989 ekonomik zirve toplantısında uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen kazançların malî sistem kullanılarak aklanmasının önlenmesi ve bu kazançların müsaderesi konusunda uluslar arası bir iş birliğinin sağlanması önerilmiş ve 26 ülkenin katılımıyla Malî Çalışma Grubu (FATF) oluşturulmuştur. FATF, 1990 yılında 40 öneriden oluşan raporunu hazırlamıştır. Bu raporda, karaparanın aklanmasının önlenmesi için: Finansal kuruluşların sır saklama yükümlülüğünü ileri sürerek tavsiye kararlarının yerine getirilmesine engel olmamalarını,
Finansal kuruluşların, sırdaş hesap veya sahte isim verildiği belli olan hesaplar açmamaları, hesapların başkası adına açıldığına dair şüphenin varlığı halinde hesabın gerçek sahibinin kimliğinin tespit edilmesi, yetkililerin talebi halinde verilmek üzere beş yıl süre ile kayıtların saklanması,
Para aklamak için kurulan paravan şirketlerin faaliyetlerine dikkat edilmesi, ekonomik veya kanunî amacı olmayan işlemlere dikkat edilmesi,
Finansal kuruluşların şüpheli işlemleri yetkili makamlara bildirmeleri, para aklamayı önlemeye yönelik proramlar geliştirmeleri, belirli miktarın üzerindeki nakit işlemlerinin yetkili organlara bildirilmeleri,
Ülkelerin nakit ödemelerin ağırlıkta olduğu sistem yerine çek ve kredi kartı gibi nakit dışı ödeme sistemlerinin işlemesine yönelik modern ödeme tekniklerinin teşvik edilmeleri gibi karaparanın mali sistem vasıtasıyla aklanmasını önlemek için uluslar arası boyutta en geniş kapsamlı iş birliğini öngören tedbirler yer almaktadır.
Karaparanın aklanmasının önlenmesi için uluslar arası alanda alınan malî tedbirlerden birisi de 10 Haziran 1991 tarihli Malî Sistemin Karaparanın Aklanması Amacıyla Kullanılmasının Önlenmesi Hakkındaki Avrupa Topluluğu Konsey Direktifidir. Bu direktife göre Avrupa Topluluğuna üye ülkelerin, karaparanın mali sistem içerisinde aklanmasının önlenmesi için malî kuruluşların müşterilerinin kimliklerini tespit etmeleri bu bilgileri beş yıl boyunca saklayıp istendiğinde yetkili birimlere vermeleri ve şüpheli işlemleri bildirmeleri zorunluluğu getirilmiştir. Bu direktifin üye ülkeleri bağlayıcı özelliği olup, topluluk üyesi ülkeler, direktif hükümleri doğrultusunda kendi iç hukuklarında düzenleme yapmak yükümlülüğündedirler.
b. Cezai ve müsadere tedbirlerine ilişkin çalışmalar
Karaparanın organize bir şekilde ülke sınırlarını geçip aklanması, ülke ekonomilerini tehdit eder duruma gelmiştir. Bu durumu gören ülkeler özellikle uyuşturucu ve diğer suçlardan elde edilen gelirlerin malî sisteme sokulup aklanmasını suç olarak kabul edilmesi ve bu tür mal varlıklarının müsadere edilmesi için uluslar arası alanda iş birliğine gitmiş ve tedbirler almışlardır.
20 Aralık 1988 tarihinde Viyana’da imzalanan Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesiyle, sözleşmeye taraf ülkelerin bu Sözleşmede yer alan hükümler doğrultusunda kendi iç hukuklarında düzenleme yapacaklarını taahhüt etmişlerdir.
Viyana Sözleşmesinde, uyuşturucu ve psikotrop maddelerin imali, nakli ve satışından elde edilen mal varlığının, bilerek gayrimeşru kaynağının gizlenmesi, değişik gösterilmesi, başka bir mal varlığına dönüştürülmesi, bulunduğu yerin, yararlanma hakkının değiştirilmesi, mülkiyet edinilmesi veya kullanılması karapara aklama olarak kabul edilmiştir. Her bir taraf ülkenin anayasa ilkeleri ve hukuk sisteminin temel kavramları saklı kalmak koşuluyla bu eylemleri kendi mevzuatı çerçevesinde suç olarak ihdas etmek için gerekli önlemleri alacaktır. Sözleşme, tarafların sözleşmede yer alan suçların işlenmesi durumunda bu suçların ciddî niteliğine uygun olarak hapis ve para cezası ve diğer hürriyeti kısıtlayıcı cezalar uygulanacağı hükmünü getirmiştir. Sözleşme ayrıca bu suçlarda suçun ciddîyeti göz önünde bulundurularak suçun ağırlaştırıcı sebepleri, cezanın tayininde uygulanan takdir hakkı, infaz sırasında şartlı salıverme ve suçun zaman aşımı konusunda hükümler getirmiş ve taraf ülkelerin bu hükümlere paralel düzenleme yapmasını istemiştir.
Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, her bir taraf ülkenin uyuşturucu ve psikotrop maddelerin imali, satışı ve ticaretinden elde edilen kazançların, mal varlıklarının, araç-gerecin ve başka her şeyin gerektiğinde müsadere edilebilmesi amacıyla, yetkili makamların bunları belirlemesi, izlemesi ve bloke etmesi veya el koymasına olanak sağlamak için ilgili makamlarını yetkili kılmak amacıyla gerekli önlemleri alacağı düzenlemesini getirmiştir. Bunların dışında Viyana Sözleşmesi, suçluların iadesi, adlî yardımlaşma, davaların naklî ve eğitim konularında iş birliğini öngören düzenlemelere yer vermiştir. Özetle Viyana Sözleşmesi, uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen kazançların aklanmasını suç olarak kabul etmiş, bu tür eylemlerin yaptırıma bağlanmasını ve elde edilen kazançların müsadere edilmesi, bu konuda her türlü iş birliğinin hukukî yardım ve bilgi alış verişinin sağlanması konusunda iş birliği hükümleri getirmiştir.
Karapara aklamayı suç olarak kabul edip cezaî yaptırımlar uygulanmasını öngören uluslar arası çalışmalardan biride 8 Kasım 1990 tarihinde Strazburg’da imzalanan Suç Gelirlerinin Aklanması, Aranması Zabtedilmesi ve Müsadere Edilmesi Hakkında Sözleşme’dir. Bu Sözleşmeyle hertürlü suçtan elde edilen maddî veya manevî taşınır veya taşınmaz mal varlığı ve hukukî belgelerin müsaderesi öngörülmüştür. Bu Sözleşmeyle, bir mal varlığının suçtan doğan gelir olduğunu bilerek, bunun yasa dışı olan kaynağını gizlemek, suça karışan bir şahsın eyleminin hukukî sonuçlarından kaçmasına yardım etme maksadıyla mülkün değiştirilmesi veya nakledilmesi, mal varlığının suçtan doğduğunu bilerek, gerçek niteliğini, kaynağını, yerini, sahipliğini gizlemek, iktisap etmek, bulundurmak veya kullanmak eylemlerini taraf ülkelerin kendi iç hukuklarında suç olarak kabul edilmesi için gerekli tedbirleri almaları hükmünü getirmiştir.
Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Viyana Sözleşmesinden farklı olarak sadece uyuşturucu madde suçlarından değil bütün suçlardan elde edilen gelirlerin aklanmasını suç olarak kabul etmiş ve bu tür eylemlerin yaptırıma bağlanmasını, kazanç ve gelirlerin müsadere edilmesini öngörmüştür. Bu hükümler dışında Sözleşme, taraf ülkeler arasında her türlü malî ve hukukî iş birliğinin kurulmasını müsadere, zabt ve suçların takibi konusunda geniş hükümlere yer vermiştir.
3. Karapara aklama suçunun konusu
1. Suçun hukukî konusu
Suçun hukukî konusu, belirli bir suçun yaratılmasındaki maksattan ibarettir. Maksatsız hukuk olamayacağı gibi, maksatsız suç da olmaz.(20) 4208 sayılı Yasayla hukukumuza giren karapara aklama suçunun özel hukukî konusunun tespitinde yasanın çıkarılış amacına bakılması gerekmektedir. Yasanın hazırlanması sırasında yapılan görüşmelerde; günümüzde mafya, artık uluslar arası düzeyde çalışan bir suç örgütü ya da örgütlü suçların bir gelişimi, bir oluşumu, bir aşaması olmuş. Bunların, özellikle, uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı gibi türleri, insan neslini ve uluslar arası toplumu tehdit eden boyutta olduğu(21) açıklanmıştır.
4208 sayılı Yasanın genel gerekçesinde, şöyle denmektedir: Günümüzde, özellikle uyuşturucu ve psikotrop maddeler ile silah kaçakçılığı, terörizm, çocuk ve genç kadın ticareti, adam kaçırma, şantaj ve benzer yüksek kazanç sağlayan ve genelde örgüt meydana getirmek suretiyle işlenen suçların önlenebilmesi ve faillerinin cezalandırılmalarının yanı sıra, bu tür eylemleri cazip hale getiren suç doğurduğu kazançlara el konularak, suçları işleyip yakalanamayan kişilerin veya bunların yakalananların cezai takibattan kurtulan suç ortaklarının ekonomik yönden yasa dışı yollarla güçlenmeleri ve dolayısıyla aynı tür suçları işleme olanaklarını ortadan kaldırmak gerektiği, organize suç örgütleri ile ülkemizin özellikle Güney ve Güneydoğu bölgelerinde ve Avrupanın çeşitli ülkelerinde faaliyet gösteren ve demokratik sistemi, insan haklarını hiçe sayarak faaliyet gösteren terör örgütlerinin yasa dışı iktisadî faaliyetlerden elde ettiği gelirlerle varlığını sürdürdüğü vurgulanmıştır.(22)
4208 sayılı Yasanın hazırlanmasında esas alınan ve Türkiye’nin de onaylamış olduğu Birleşmiş Milletler Viyana Sözleşmesinde, uyuşturucu ve psikotrop maddelerin yasa dışı yollardan üretilip satılmasının toplumların ekonomik, kültürel ve siyasal temellerine zararlı etkiler yarattığı, devletlerin yasal ekonomilerinin temellerini çökerten ve egemenlik, güvenlik ve istikrarını tehdit ettiği, kaçakçılığın ülkeler ötesi suç örgütlerinin devletin yapısına, yasal malî ve ticarî faaliyetlerine ve topluma her düzeyde nüfus etmesine, bozmasına ve yoldan çıkmasına imkân veren büyük malî kâr ve servet sağladığı vurgulanmış ve kaçakçıları bu suçlardan sağladıkları kazançlardan mahrum etmek, kaçakçılık yapmalarına neden olan temel saiki ortadan kaldırmak amaçlanmıştır.
Suç Gelirlerinin Aklanması Aranması Zabtedilmesi ve Müsadere Edilmesi Hakkındaki Sözleşmede, korunması gereken hukukî yarar olarak, toplumun korunması amacına yönelik, suçluların suçtan kaynaklanan gelirlerden mahrum edilmeleri olduğu vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında karapara aklama suçunun hukukî konusunun, yasa dışı yollardan elde edilen kazançların devletin ve toplumun yapısını bozmasının önüne geçmektir. Karapara aklama suçunun, kamunun yararına karşı işlenmiş bir suç olduğu söylenebilir. Bu açıdan bu suçun hukukî konusunu, ülkenin yasal malî ve ticarî faaliyetleri, ekonomik ve siyasî yapısı olduğu söylenebilir. Çünkü karapara, devletin ekonomik ve siyasî yapısını bozan organize suç örgütlerine kaynak olmaktadır. 4208 sayılı Yasanın 7’nci maddesinin 2’nci fıkrasında, karaparanın terör suçlarından veya Türkiye’ye ithali veya Türkiye’den ihracı kanunla yasaklanmış herhangi bir madde ve eşya kaçakçılığından elde edilmiş veya suçun terör suçlarına kaynak sağlamak maksadıyla işlenmesinin ağırlaştırıcı sebep olarak öngörülmesi bunu doğrulamaktadır.
Bu açıklamaların ışığında, karapara aklama suçunun temel hukukî konusunun, yani bir suçun ihdası ile gözetilen asli yararın ülkenin ekonomik, malî, ticarî, kültürel ve siyasî yapısı olduğunu söylemek mümkündür.
II. Suçun maddî konusu
Karapara aklama suçunun maddî konusu karaparadır. Kanun koyucu karaparayı kanunda sayılan suçların işlenmesinden elde edilen değerler olarak kabul etmiştir. Buna göre karapara aklama suçunun maddî konusunu kanunda sayılan suçların işlenmesi suretiyle elde edilen ve aklamaya tâbi tutulan para veya para yerine geçen her türlü kıymetli evrak, mal veya gelirleri, bir para biriminden diğer bir para birimine çevrilmesi de dahil sözü edilen para, evrak, mal veya değerlerin birbirine dönüştürülmesinden elde edilen her türlü menfaat ve değerler oluşturmaktadır. Yani bu suçun maddî konusu yalnızca taşınır veya taşınmaz, maddî değeri olan nesnel değerler olabilir.
4. Fail
I. Gerçek kişiler
Çağdaş hukuk düzeninde suç faili olabilmek için, iki temel şartın olması gerekmektedir: Bunlardan birincisi insan olmak, ikincisi de hayatta olmaktan ibarettir.(23) Yasa koyucu bu suç için fail açısından herhangi bir özellik aramamıştır. Buna göre karapara aklama suçunun faili herkes olabilir. Failin bazı özelliklere sahip olması gerekmemektedir. Fail karaparayı yasada sayılan suçları işlemek suretiyle elde eden olabileceği gibi bu suçlara katılmadan yasa dışı parayı iktisap eden, bulunduran veya kullanan kişi veya kişiler olabilir. Failin herhangi bir sıfatta olması gerekmemekle birlikte, yasada sayılan sıfatlara sahip kişilerin bu suçu işlemesi durumunda cezayı artırıcı sebep olarak görülmüştür.
II. Tüzel kişiler
Ceza Kanunumuz, tüzel kişilerin suç faili olabileceklerini kabul etmiş değildir. Kanunumuzun sistemine göre, suç faili olarak çeşitli maddelerde sözü geçen “her kim”, “kimse” gibi deyimler, daima gerçek kişileri belli eder.(24) Anayasamızın 38’inci maddesinde yer alan “cezaların şahsiliği” kaidesinin, tüzel kişilerin suç faili olmalarına bizim mevzuatımızda imkân bırakmadığı ileri sürülmüş ise de, bazı özel kanunlarımızın tüzel kişilerinde cezalandırılacaklarını öngördükleri bir vakıadır.(25)
Tüzel kişilerin ceza sorumluluğunu kabul eden Yeni Fransız Ceza Kanunu, tüzel kişilerin terör eylemlerinden sorumlu tutulabileceğini ve para cezası ile faaliyetten yasaklılık cezası verilebileceğini öngörmüştür.(26)
4208 sayılı Yasanın 7’nci maddesi, karapara aklama suçunun tüzel kişilik bünyesinde işlenmesi durumunda tüzel kişi yöneticileri hakkında madde öngörülen hapis ve para cezasının verileceği, tüzel kişinin de para cezasıyla cezalandırılacağını belirtmiştir. Ancak bu hükmün uygulanabilmesi için tüzel kişilik bünyesinde işlenen suçun teşekkül vücuda getirilerek işlenmemiş olması gerekir. Buna göre tüzel kişilerin bünyelerinde yöneticileri tarafından karapara aklama suçunun işlenmesi durumunda tüzel kişilerde para cezasına çarptırılacaktır. Yasadaki tüzel kişiler için uygulanacak para cezası adlî para cezası olmayıp idarî para cezasıdır. Ancak bu nevî para cezasının bu maddede düzenlenmiş olması yasanın hazırlanmasındaki hatadan kaynaklanmış olabileceği kanaatindeyiz.
İkinci Bölüm
Karapara Aklama Suçunun Unsurları
1. Kanunî unsur
Yapılan hareketin kanunî tarife uygun olmasından ibaret olan kanunî unsur,(27) bir suçun varlığı için, suçta kanuninilik prensibinin zorunlu bir sonucu olarak işlenen fiilin kanunda gösterilen tarife uygun olmasıdır.(28) Bazı yazarlar bu unsura tipiklik adını vermekte, kimi yazarlar da kanunilik unsurunun bağımsız niteliği olmadığını savunmaktadırlar.
İnceleme konumuz olan karapara aklama suçunun kanunî unsuru, suçun diğer unsurları içerisinde incelendiğinden bu suçun kanunî unsurunun 4208 sayılı Yasanın 2’inci maddesinin (b) bendinde yer almış olduğunu belirtmekle yetineceğiz.
2. Maddî unsur
Karapara aklama suçunun maddî unsuru, Türk Ceza Kanununun 296’ncı maddesinde belirtilen haller haricinde, yasanın 2’nci maddesinin (a) bendinde sayılan fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen karaparanın, meşruiyet kazandırılması amacıyla elde edenlerce değerlendirilmesi, kullanılması, karapara niteliğinin bilinerek başkalarınca iktisap edilmesi, bulundurulması, kullanılması, elde edenler veya başkaları tarafından kaynak veya niteliğinin veya zilyed ya da malikinin değiştirilmesi, gizlenmesi veya sınır ötesi harekete tâbi tutulması veya bu hareketin gizlenmesi, yukarıda belirtilen suçların hukukî sonuçlarından failin kaçmasına yardım etmek amacıyla karaparanın kaynağının veya yerinin değiştirilmesi veya transfer yoluyla aklanması veya karaparanın tespitini engellemeye yönelik fiiller oluşturmaktadır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 29 Mart 2013, 21:32   #3 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

I. Karaparanın elde edenlerce meşruiyet kazandırılması amacıyla değerlendirilmesi
Karaparayı doğuran yani karaparanın elde edildiği fiiller yasada altı bent halinde sayılmıştır. Bu fiiller yasalarda suç olarak kabul edilmiştir. Karapara ancak bu suçların işlenmesi sonucu elde edilebilecektir. Yasadaki karaparayı elde edenler ibaresi yasanın 2’nci maddesinde altı bent halinde sayılan suçlardan birini veya birkaçını işleyerek veya bu suçlara iştirak ederek bir maddî değer elde eden kişi veya kişilerdir.
Karaparanın elde edenlerce değerlendirilmesi, elde bulunan maddî değerin herhangi bir şekilde niteliğinin değiştirilmesidir. Dövize, altına, kıymetli madenlere, taşınır veya taşınmaz herhangi bir mal varlığına, hukukî bir belgeye veya bir mal varlığı tasarrufunu tevsik eden veya bir menfaat ilişkisini belgeleyen vesikalara dönüştürülmesidir. Günümüzdeki yüksek enflasyon karşısında elde bulunan maddî değerlerin mevcut parasal değerlerini koruması için yapılan her türlü faaliyet değerlendirme olarak kabul edilebilir. Yasaya göre karaparanın şu ya da bu biçimde şekil değiştirmesi, yani bu paranın başka bir değere dönüştürülmesi değerlendirme olarak kabul edilecektir.(29)
Karaparayı elde edenlerin, karaparaya meşruiyet kazandırılması amacıyla hareket etmeleri gerekir. Karaparaya meşruiyet kazandırma, yasal olmayan paranın malî sistem içerisinde kolaylıkla kullanım ve dolaşımını sağlamaya yönelik yani yasal nitelik kazandırmaya yönelik fiillerdir. Yasada sayılan suçların işlenmesi sonucu elde edilen mal varlığının gerçek niteliğinin değiştirilerek yasal faaliyetler sonucu elde edilmiş bir mal varlığı gibi göstermeye çalışmak meşruiyet kazandırmadır.
Bu konuda yasanın aradığı temel öğe, suç nedeni ile elde edilen değerlerin, bu değerleri meşruiyet kazandırmak amacıyla kullanılmış olmasıdır.(30) Başka bir deyişle fail yasada öngörülen suçlar dolayısıyla sağladığı yasal olmayan menfaati, meşru hale getirmek amacı ile değerlendirecektir.(31)
II. Karaparanın başkalarınca iktisap edilmesi, bulundurulması
Yasadaki “başkalarınca” ibaresi, yasada karaparayı doğuran suçların işlenmesine iştirak etmeyen, yani karaparayı bu suçlardan elde etmeyen kişi veya kişileri anlatmaktadır. Karapara kapsamındaki herhangi bir taşınır veya taşınmaz mal varlığının mülkiyetinin kazanılması karaparanın iktisap edilmesidir. Mülkiyetin kazanılması doğrudan veya dolaylı bir şekilde, karşılıklı veya karşılıksız bir şekilde de olabilir. Başkalarınca karaparanın bulundurulması, taşınır bir mal veya hukukî bir belge olarak bulundurulmasıdır.
Başkalarınca iktisap edilen veya bulundurulan mal varlığı veya ekonomik değerin, yasada sayılan suçlardan elde edilmiş olduğunun bilinmesi gerekir. Failin mal varlığını iktisap ettiği veya bulundurduğu sırada mal varlığının karapara niteliğini yani yasada sayılan suçların işlenmesi sonucunda elde edilmiş olduğunu bilmelidir. Fail bu durumu bilerek kazanımda bulunmalı veya bulundurmalıdır. Daha sonradan karapara olduğunu öğrense ve buna rağmen bulundurmaya devam etse suç oluşmuş olur.
III. Karaparanın elde edenlerce veya başkaları tarafından kullanılması, kaynak veya niteliğinin veya zilyet ya da malikinin değiştirilmesi, gizlenmesi veya sınır ötesi harekete tâbi tutulması veya bu hareketin gizlenmesi.
Bu fiillerden birini veya bir kaçını yapmak suretiyle karapara aklama suçunu işleyenler, yasada karaparayı doğuran suçları bizzat işleyip karaparayı elde edenler olabileceği gibi, bu suçlara herhangi bir şekilde iştirak etmeyen kişilerde olabilir. Yasa bu durumu “elde edenlerce veya başkaları tarafından” ibaresi ile ifade etmiştir.
Karaparanın herhangi bir alışverişte kullanılması, bu parayla bir harcama yapılması, karaparanın kullanılmasıdır. Failin bu harcamayı yaparken karapara olduğunu bilmesi ve bu irade ile hareket etmiş olması gerekir. Karaparayı kullananlar sadece elde edenler olabileceği gibi, sadece başkaları da olabilir. Elde edenler ve başkaları karaparayı birlikte kullanabilirler. Örneğin, karaparayla mücevherler, pahalı antika ve sanat eserleri alınabilir.
Yasa dışı yollardan elde edilen karapara çeşitli finans kuruluşları vasıtasıyla malî sistem içine sokulmaktadır. Yurt içinde veya yurt dışında bir bankaya yatırılmakta, çek veya kredi kartıyla kullanılmakta, bankacılık sektörü içerisinde ülkeden ülkeye, bankadan bankaya aktarılıp karmaşık malî işlemlere tâbi tutularak gerçek kaynağı, niteliği ve maliki değiştirilmekte veya gizlenmektedir.
Karaparanın ülke içinde veya ülkeler arasında, bankalar arasında transfer edilerek teminat gösterilip kredi alınması, paravan şirketler vasıtasıyla ithalat veya ihracat kazancı olarak gösterilmesi, yurt içinde faaliyet gösteren işletmelerin kayıtlarında şişirilmiş faturalarla kazanç gösterilmesi, kumarhane veya gazino geliri olarak gösterilmesi meşruiyet kazandırmadır. Yasa dışı olan kaynağını ve gerçek faillerin kimliklerinin açığa çıkmasını engellemedir. Karaparanın nakit olarak ve bankacılık sektörü vasıtasıyla ülke dışına çıkarılması sınır ötesi harekete tâbi tutulmasıdır.
Bütün bu fiiller, karaparanın elde edenlerce veya başkaları tarafından meşruiyet kazandırmak amacıyla kullanılması, kaynak veya niteliğini veya zilyet ya da malikinin değiştirilmesi, gizlenmesi veya sınır ötesi harekete tâbi tutulması veya bu hareketin gizlenmesidir. Bu hareketlerden herhangi birinin yapılması karapara aklama suçunu oluşturacaktır.
IV. Failin suçun hukukî sonuçlarından kaçmasına yardım etmek amacıyla karaparanın kaynağının veya yerinin değiştirilmesi veya transfer yoluyla aklanması veya karaparanın tespitini engellemeye yönelik fiiller
Karapara aklama suçunun failinin suçun hukukî sonuçlarından kaçması için başka biri tarafından, karaparanın bir işletme geliri veya bir servet olarak meşru kazancıymış gibi gösterilmesi karaparanın bu amaçla kaynağının değiştirilmesidir. Yine bu amaçla karaparanın yerinin değiştirilmesi de failin suçun hukukî sonuçlarından kurtulmasına yönelik bir eylemdir.
Karaparanın yasa dışı yollardan fizikî olarak yurt dışına çıkarılması veya yurda sokulması, paravan şirketler vasıtasıyla ihracat veya ithalat geliri olarak yurt dışına çıkarılması veya yurda sokulması, banka veya finans kuruluşları yoluyla hukuk ve malî sistemi karapara aklamaya elverişli ülkelere gönderilmesi transfer yoluyla aklanması eylemidir. Transfer işlemlerinde özellikle bankacılık ve malî sektördeki teknolojik imkânlardan faydalanılmaktadır.
Bir mal varlığının suç ürünü olduğunu yani yasa dışı bir kazanç olduğunu ortaya çıkaracak delillerin yok edilmesi, saklanması, değiştirilmesi gibi her türlü eylemler karaparanın tespitini engellemeye yönelik fiillerdir.
Karapara yasada sayılan suçlardan elde edilen maddî değerdir. Yasanın 2’nci maddesinde altı bent halinde sayılan suçlar dışındaki suçların işlenmesi sonucu elde edilen kazanca meşruiyet kazandırılması aklama suçunu oluşturmaz. Bu düzenleme ile yasa koyucu karaparayı tanımlarken sayma yöntemini uygulamıştır.(32) Örneğin, Türk Ceza Yasasında düzenlenen zimmet ve rüşvet suçlarının işlenmesinden elde edilen paranın meşruiyet kazandırma amacıyla kullanılması, değerlendirilmesi karapara aklama suçunu oluşturmayacaktır. Çünkü yasa bu suçlardan elde edilen paraları karapara olarak kabul etmemektedir.
4208 sayılı Yasa 2’nci maddesinin (b) bendinde başlıca karapara aklama fiillerini sayma yoluna gitmiştir. Böylece yasa bağlı hareketli suç adlandırılan suç tipini yaratmıştır. Başka bir deyişle, karapara aklama ancak yasada belirtilen hareketlerle gerçekleştirilebilecektir.(33) Yasa birden fazla hareket öngörmüştür. Ancak bu hareketler birbirinden farklıdır. Suçun meydana gelebilmesi için sadece bu hareketlerden birinin yapılması yeterlidir. Bu suçlara alternatif hareketli veya seçimlik hareketli suçlar adı verilir.(34)
Karapara aklama suçu icraî bir suç olup tanımında sayılan her biri bağımsız olarak karapara aklama suçunu oluşturan hareketlerin niteliğine göre ani veya mütemaddi suç özelliği göstermektedir. Karaparanın bir harcamada kullanılmasıyla suç tamamlanmış olur ve ani suç özelliği gösterir. Bulundurulması devam eden bir suç olup, kesildiği an suç tamamlanmış olur.
V. Suçun tamamlanması ve teşebbüs
Karapara aklama suçunun tamamlanma anının tespiti ve buna bağlı olarak teşebbüs sorunu henüz doktrin ve uygulamada tartışılıp görüşler ileri sürülmemiştir. Yasada sayılan hareketlerden birinin yapılmasıyla suç teşekkül etmiş olacaktır. Suçun tamamlanması için failin karaparaya meşruiyet kazandırma amacıyla yasada sayılan fiillerden birini veya birkaçını birlikte yapması yeterlidir. Yapılan hareket sonucunda karaparanın meşru kimlik kazanıp kazanmaması önemli değildir. Önemli olan failin yasada sayılan suçlar dolayısıyla sağladığı yasa dışı mal varlığını meşru hale getirmek amacı ile hareketi yapmış olmasıdır.
Kanaatimizce bu suça tam teşebbüs mümkün değildir. Yasa dışı gelirin, yasada sayılan değerlendirme, iktisap, bulundurma, kullanma, kaynak, nitelik, zilyet ya da malikin değiştirilmesi veya yasada sayılan diğer hareketlerden birinin yapılmasıyla suç tamamlanmış olur. Bu hareketler sonucunda karaparanın meşru kimlik kazanması suçun tamamlanması için gerekmemektedir. Bu sebeple failin yasada sayılan hareketlerden birini yapıp tamamlamasına rağmen karapara meşruiyet kazanmamış ise suç tam teşebbüs aşamasında değil tamamlanmış olacaktır.
Karapara aklama suçuna eksik teşebbüs mümkündür. Yasal kimlik kazandırmaya yönelik yasada sayılan fiillerin işlenmesine başlanıp ta failine elinde olmayan sebeplerden ötürü tamamlanamaz ise suç eksik teşebbüs aşamasında kalmış olur. Fail karaparayı değerlendirmeye, kullanmaya, kaynak veya niteliğini değiştirmeye veya gizlemeye yönelik hareketlerden birine başlayıp ta fiilini elinde olmayan sebeplerden ötürü tamamlayamaz ise suç eksik teşebbüs aşamasında kalmış olur.
3. Manevî unsur
Ceza hukukunda iradilik niteliği egemendir; bu itibarla iradî olmayan bir fiilin hukuka aykırı olsada suç teşkil etmeyecektir.(35) Karapara aklama suçu iradî olarak kasten işlenebilecek bir suçtur. Kast neticenin tasavvur edilmesi, neticenin gerçekleşmesi bilinci ile hareketin istenerek yapılmasıdır.(36) Failin yasa dışı geliri meşruiyet kazandırma fiilleri neticenin istenmesi ve bu fiillerin istenerek yapılmasıdır. Manevî unsur açısından genel kast yeterlidir. Failin meşruiyet kazandırma kastı ile hareket etmesi yeterli olup, özel bir amaç izleyip izlememesinin bir önemi yoktur.
Türkiye’nin imzaladığı 1988 tarihli BM Sözleşmesi, “her bir taraf, sözleşmede sayılan fiillerin, kasti olarak işlendiği zaman, kendi iç hukukunda suç olarak ihdas etmek için gerekli önlemleri alacaktır” hükmünü getirmiştir. Strazburg’da imzalanan Suç Gelirlerinin Aklanması, Aranması, Zaptedilmesi ve Müsadere Edilmesi Hakkındaki Sözleşmede aynı düzenlemeye yer verilmiştir. Kastın varlığı için objektif olgulara, fiili şartlara, sanığın bilgi, niyet ve amacına bakılacaktır.
Bu suç cürüm olduğundan kasten işlenebilecek bir suçtur. Karaparanın, elde edenlerce meşruiyet kazandırılmak amacıyla, başkalarınca da niteliğinin bilinerek hareket edilmesi kastın varlığı için yeterlidir. Bu suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.
Üçüncü Bölüm
Karapara Aklama Suçunun Özel Görünüş Biçimleri,
Suçu Etkileyen Nedenler Yaptırım ve Koğuşturma
1. Suçun özel görünüş biçimleri
I. İçtima
Karapara aklama suçunda ceza hukukunun genel hükümleri gereği içtima halleri uygulanır. Kanaatimizce bu suçta gerçek içtima hükümleri uygulanmalıdır. Örneğin, karaparayı aklamak için sahte faturalar düzenlenmesi durumunda fail, aynı hareketle yasanın birden çok hükmünü ihlal etmiş olmasına rağmen gerçek içtima kuralları uygulanmalı ve sanık hem karapara aklama suçunu hem de sahte belge düzenleme suçunu işlemiş olduğu kabul edilmelidir.
Birden çok suçun işlenmesinden veya tek suçun işlenmesinden elde edilen karaparanın aynı suç işleme kastıyla kısa aralıklarla aklanması halinde TCK’daki teselsül hükümleri uygulanacak ve ceza TCK’nın 80’nci madde gereğince artırılarak hükmedilecektir. Bu suçta genel hükümlere göre tekerrür hükümleri de uygulanabilecektir.
II. İştirak
İştirakin bütün şekillerinin bu suçun işlenme biçimleri için geçerli olduğu söylenebilir. Gerek asli gerekse ferrî iştirakin diğer şekilleri bu suçta mümkündür. Karaparanın değerlendirilmesi, elde edenle birlikte bu paranın karapara olduğunu bilen başkası tarafından birlikte gerçekleştirilebilir. Bu asli maddî iştirak şeklinde olabileceği gibi asli manevî iştirak şeklinde de olabilir.
III. Zaman aşımı
Karapara aklama suçunda zaman aşımı 4208 sayılı Yasanın 8’inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; karapara aklama suçlarının kovuşturulmasında zaman aşımı süresi on yıldır. Dava açılması zaman aşımını keser. Bununla yasa özel bir düzenleme getirmiştir. Ancak bu düzenleme genel hükümlerin uygulanmasına engel değildir. Yasa dava açılması zaman aşımını keser hükmünü koymuştur. TCK’nın 104’üncü maddesinde zaman aşımını kesen nedenler teker teker sayılmıştır. Buna göre, bir yıl ve daha fazla sürelere tâbi bulunan suçlara ait kesme sebepleri, mahkûmiyet hükmü, adlî makamlar huzurunda sanığın sorguya çekilmesi, yakalama emri, sorgu için celpname veya ihzar müzekkeresi çıkarılması, tutuklama kararı ve mahkemeye iddianame yazılmasıdır. Kanımızca yasada dava açılması zaman aşımını keser hükmü, TCK’da yer alan zaman aşımı kesme sebeplerinin uygulanmasına engel değildir. Donay’a göre, yasa metnine göre yalnızca davanın açılması zaman aşımını kesecek gibi görülse de TCK’nın 104’üncü maddesindeki kesme sebeplerinin yok sayılmasını gerektirir haklı bir neden yoktur. TCK’nın 104’üncü maddesinin uygulanacağı sonucuna ulaşılmalıdır.(37) Birden çok kesme sebebinin varlığı durumunda zaman aşımı süresine yarısı kadar ilave yapılabilecektir.
1988 tarihli BM Sözleşmesi zaman aşımı konusunda bir düzenleme getirmiş ve tarafların kendi mevzuatları çerçevesinde ve uygun durumlarda ve bu Sözleşmenin birinci fıkrasında belirtilen suçlara karşı gerekli yasal işlemlerin başlatılabilmesine olanak sağlayacak şekilde uzun bir zaman aşımı süresi belirleyeceklerdir; bu süre, zanlının adaletten kaçabilmiş olduğu durumlar için daha da uzun olarak saptanacaktır hükmünü koymuştur.
Zaman aşımı suçun tamamlandığı an başlar ve resen göz önüne alınır. Mütemadi ve müteselsil suçları temadi ve teselsülün bittiği, teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı andan itibaren zaman aşımı süresi işlemeye başlar. İnceleme konumuz olan karapara aklama suçunda da aynı hükümler geçerlidir.
Yasa dava zaman aşımı süresi bakımından özel bir düzenleme getirmiştir. TCK’nın 102’nci maddesine göre bu suçun dava zaman aşımı süresi beş yıl olması gerekirken, on yıllık bir zaman aşımı süresi getirilmiştir. Zaman aşımı süresinin uzun tutulmasındaki amaç kanaatimizce 1988 tarihli BM Sözleşmesinin 3’üncü maddesinde bu suçlarda zaman aşımı sürelerinin uzun tutulması konusunda hüküm bulunmasıdır. Yasa koyucu bu Sözleşmeye paralel bir düzenleme yapmak amacıyla hareket etmiştir.
2. Suçu Etkileyen Nedenler ve Yaptırım
I. Ağırlatıcı Sebepler
a. Karaparanın terör suçlarından veya Türkiye’ye ithali veya Türkiye’den ihracı kanunla yasaklanmış herhangi bir madde ve eşya kaçakçılığından elde edilmiş veya karaparanın terör suçlarına kaynak sağlamak amacıyla aklanması
Yasa terör suçlarından elde edilen parayı karapara olarak kabul etmiş ve bu suçlardan elde edilen paraların aklanmasının ağırlaştırıcı sebep olarak kabul etmiştir. Karapara aklama suçunun, yasanın ikinci maddesinin (a) bendinin altıncı fıkrasında sayılan terör suçlarına kaynak sağlama amacıyla işlenmiş olması cezayı ağırlaştırıcı sebep olarak görülmüştür. Karapara yasada sayılmış olan suçlardan birinin işlenmesi suretiyle elde edilmiş olacak, ancak fail bu karaparayı terör suçlarına kaynak sağlamak amacıyla aklamaya çalışacaktır. Bu ağırlaştırıcı sebeplerin varlığı durumunda faile verilecek hapis cezasının alt sınırı dört yıldan az olamayacaktır.
b. Suçun karaparanın aklanması maksadıyla teşekkül vücuda getirenler ile idare edenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından işlenmesi
İki veya daha fazla kişinin karapara aklamak maksadıyla teşekkül meydana getirmeleri ve teşekkül halinde karapara aklamaları cezayı ağırlaştırıcı sebep olarak görülmüştür. Bu hükmün uygulanabilmesi için teşekkülün kurulması yeterli değildir. Aynı zamanda karapara aklama suçunun da işlenmiş olması gerekir. Bu ağırlaştırıcı sebebin uygulanmasında, yasadaki düzenleme şekliyle, teşekkülü kuranlar ile idare edenler ve teşekküle mensup olan arasında bir fark yoktur. Karapara aklamak maksadıyla teşekkülün kurulup ve bu teşekkül halinde aklama suçunu oluşturan eylemlerden birinin yapılması bu ağırlaştırıcı sebebin uygulanmasını gerektirir.
c. Suçun görevi sebebiyle memur ve kamu görevlileri ile 3182 sayılı Bankalar Kanununa, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa, 1567 sayılı Türk Parasını Kıymeti Koruma Hakkında Kanuna, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa, Ödünç Para Verme İşleri ile Özel Finans Kurumlarının Kurulması, Faaliyetleri ve Tasfiyelerine İlişkin Esas ve Usulleri Düzenleyen Mevzuata göre faaliyet gösteren kurumlarda çalışanlar tarafından işlenmesi
Karapara aklama suçunun memur ve kamu görevlileri ile yasada sayılan yasalar kapsamında faaliyet gösteren kurumlarda çalışanlar tarafından işlenmesi cezayı artırıcı sebep olarak kabul edilmiştir. Yasanın 7’nci maddesinin (b) fıkrasında sayılan kurumlar malî kurumlar olup karaparanın aklanmasında kolaylık sağlayacak özelliklere sahiptirler. Bu fıkrada sayılan kuruluşlara karşı ya da bu kuruluşlardan istifade etmek suretiyle elde edilen parayı karapara saymayan yasanın herhangi bir şekilde elde edilen karaparanın bu kurumlarda çalışanlar tarafından aklanmasını ağırlaştırıcı neden saymasını Donay, bir çelişki olarak değerlendirmektedir.(38)
d. Suçun şiddet veya tehdit veya silah kullanarak işlenmesi
Yasa suçun işlenmesi sırasında şiddet tehdit ve silah kullanılmasını ağırlaştırıcı sebep olarak kabul etmiştir. B, C ve D fıkralarında açıklamaya çalıştığımız ağırlaştırıcı sebeplerin varlığı durumunda yasanın 7’inci maddesi 1’inci fıkrasına göre hükmedilen cezalar bir misli artırılarak hükmolunur.
Bu suçun bir tüzel kişilik bünyesinde işlenmesi durumunda, suç teşekkül kurmak suretiyle işlenmemiş ise fiili gerçekleştiren tüzel kişi yöneticilerine 7’nci maddenin 1’inci fıkrasındaki cezalar verilecektir. Aynı zamanda tüzel kişiye para cezası verilecektir. Ancak yasadaki para cezası ağır para cezası olması gerekirken nitelik belirtilmemiştir. Yasadaki düzenleme ve ifade şekline göre tüzel kişilik bünyesinde suç ancak tüzel kişi yöneticileri işleyebileceklerdir.
II. Hafifletici sebepler
Yasa karapara aklama suçunun, usul veya füruu veya karı-koca veya kardeşlerden biri tarafından karaparanın kaynaklandığı suçların gizlemek amacıyla işlenmesi halinde cezanın hafifletici sebebi olarak kabul etmiştir. Bu durumda faile verilecek ceza yarıdan üçte ikisine kadar indirilebilecektir. Yasadaki bu hafifletici sebep dışında TCK’nın 59’uncu maddesinde düzenlenen genel takdiri hafifletici sebepler uygulanabilecektir.
III. Müsadere
Suçlunun taşınabilir ve taşınmaz bütün mal varlığı veya sadece işlenen suç ile ilgili belirli malları veya mal varlığının belirli kısımları üzerindeki mülkiyetini ortadan kaldıran ve bunları devlete geçiren cezaya müsadere denmektedir.(39)
1988 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesindeki tanıma göre müsadere, hakkın kaybedilmesi kavramı da dahil olmak üzere mahkeme veya başka bir yetkili makam kararıyla mülkiyetin sürekli olarak kaybedilmesi demektir.
4208 sayılı Yasa 7’nci maddesinde “nemaları da dahil olmak üzere karapara kapsamındaki mal ve değerler ile bunların ele geçirilememesi halinde bunlara tekabül eden mal varlığının müsaderesine de hükmolunur” hükmünü getirmiştir. Aklanan karapara kapsamındaki her çeşit mal ve değerler, faiz ve gelirleriyle birlikte müsadere edilecektir. Karapara kapsamındaki mal ve değerler ile bunların faiz ve gelirleri ele geçirilememesi durumunda failin mal varlığından, ele geçirilemeyen karapara ve varsa nemaları oranında bir mal varlığı müsadere edilecektir.
4208 sayılı Yasada müsadere bir ceza olup faili haksız kazanç olan karaparadan yoksun bırakmak amaçlanmıştır. Bununla elde edilen karaparayla failin yeni imkânlar elde edip suç işlemesinin önüne geçmek ve malî sisteme zarar veren, kamu düzenini bozan karaparanın malî sistem içerisinde serbestçe dolaşımına engel olmak amacı güdülmüştür.
Yasadaki düzenlemede karaparanın ele geçirilememesi durumunda müsadere edilecek ve bunlara tekabül edecek mal varlığının ve nemalarının miktarının tespitinde hangi tarihin esas alınacağı konusunda bir hüküm bulunmamaktadır.
3. Kovuşturma
I. Görev
4208 sayılı Yasa 7’nci maddesinde karapara aklama suçu için hapis cezası öngörmüştür. Bu nevi ceza sulh ve ağır ceza mahkemelerinin görevi dışında kalmaktadır. Buna göre karapara aklama suçlarına bakmakla görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir.
Karapara aklama suçunun teşekkül halinde işlenmesi durumunda görevli mahkeme Devlet Güvenlik Mahkemesidir.
II. Yetki
4208 sayılı Yasa, karapara aklama suçuna ilişkin taleplerin, karaparanın bulunduğu yer mahkemesince karara bağlanacağını düzenlemiştir. CMUK’un yetkide suçun işlendiği yeri esas yetkili mahkeme olarak kabul etmiş, suçun işlendiği yer tespit edilemediğinde diğer yetki kurallarına göre yetkili yer mahkemesinin belirleneceği esasını getirmiştir. 4208 sayılı Yasa yer bakımından yetkide bu kuraldan ayrılmış ve suç ürünü olan ve aklanan karaparanın bulunduğu yeri yetkinin belirlenmesinde esas almıştır. Karapara aklama suçu başka bir yerde işlenmiş olsa bile karapara nerede bulunuyor ise o yer mahkemesi yetkili olacaktır. Aynı karapara aklama eyleminden elde edilen mal varlığının değişik yerlerde bulunması durumunda hangi yer mahkemesinin yetkili olacağı konusunda yasada bir açıklık bulunmamaktadır. Karapara kapsamındaki mal ve değerlerin ele geçirilememesi durumunda hangi yer mahkemesinin yetkili olacağı konusunda da yasada bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanaatimizce bu durumda karaparaya tekabül eden mal varlığının bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 29 Mart 2013, 21:32   #4 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

Karapara bir mal veya hukukî belge halinde bulunabileceğinden, karaparanın bulunduğu yerin belirlenmesinde taşınır veya taşınmaz malın veya para yerine geçen menkul değerlerin bulunduğu yer karaparanın bulunduğu yer olarak kabul edilecektir. Karaparayla satın alınan bir hisse senedinin bir banka kasası olabileceği gibi sanığın üzerinde de yakalanabilir. Bu durumda hisse senedinin bulunduğu banka şubesi veya sanığın yakalandığı yer mahkemeleri yetkili olacaktır. Aynı eylem ile aklanan karaparanın farklı yerlerde bulunması durumunda farklı yerlerde davalar açılmış ise bu davalar mahkemeler arasında sağlanacak uyuşma üzerine genel hükümlere göre bir yerde birleştirilip görülecektir.
Karaparanın hava ve deniz araçlarında bulunması durumunda, bu taşıtların ilk uğradığı ve el konulduğu hava deniz limanının bulunduğu yer karaparanın bulunduğu yer olarak kabul ve edilecektir.
III. Hazırlık soruşturması
4208 sayılı Yasa Maliye Bakanlığına bağlı olmak üzere Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı kurmuş ve bu Başkanlığa karapara aklanmasının önlenmesine yönelik önemli görevler vermiştir. Yasayla MASAK’ın karapara aklanmasını önlemeye yönelik görevleri yanında karapara aklama suçunun işlenip işlenmediği konusunda araştırma yapma yetkisi ve görevi verilmiştir. Yasanın üçüncü maddesinde MASAK’ın karaparanın aklanması suçunun işlenip işlenmediği konusunda ön inceleme yapmak ve suçun işlendiğine dair ciddî emarelerin varlığı halinde zabıta makamları ile iş birliği yaparak, bu Kanuna ve CMUK’un zapt ve aramaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılmasını istemek,
Karapara aklanmasına ilişkin işlemlerle ilgili her türlü bilgi ve belgeyi kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden istemek,
Ön incelemeye ilişkin işlemler hakkında Cumhuriyet Savcılığına bilgi vermek,
Araştırma ve inceleme sırasında karaparanın aklanmasına yönelik ciddî bulgu ve emarelerin varlığının tespiti halinde, ilgilinin hak ve alacaklarına tedbir konulması için durumu Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirmek görev ve yetkilerine yer verilmiştir.
Bu düzenlemeye göre MASAK, karapara aklanması suçuna ilişkin hazırlık soruşturması yapabilecektir. CMUK’un suçların ihbarının Cumhuriyet savcıları dışında zabıta makam ve memurlarına, sulh hâkimlerine, vali, kaymakam ve nahiye müdürlerine yapılabileceğini belirtmektedir. Ancak Cumhuriyet Savcılığı dışındaki yerlere yapılan suç ihbarları Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettirilecektir. Çünkü kamu davası açılıp açılmamasına karar verme yetkisi Cumhuriyet savcılarına aittir. MASAK Başkanlığı, karapara aklama suçları bakımından suç ihbarlarının yapılabileceği ve bu ihbarları araştırıp soruşturacak bir kurum niteliğindedir. MASAK’ın resen öğrendiği aklama suçlarını da araştırıp soruşturabilecektir. MASAK’ın araştırma ve soruşturma işlemlerinde zabıta makamlarıyla iş birliği yapacaktır. Suç faillerinin hak ve alacakları üzerine tedbir konulmasını Cumhuriyet Savcılığından isteyebilecektir. Cumhuriyet savcısı kendisine intikal ettirilen olayı inceleyip karar verecektir. MASAK, yaptığı soruşturma sırasında, zapt ve aramaya ilişkin işlemlere karar veremez. Bu tür taleplerde bulunabilir. Zapt ve aramaya karar verme yetkisi hâkime aittir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı arama izni verebilecektir. MASAK, zapt ve aramaya ilişkin taleplerini Cumhuriyet Savcılığından istiyebilecektir. Cumhuriyet savcısı gecikmesinde sakınca bulunuyor ise kendisi arama ve zapt kararı verecek diğer hallerde bu konuda hâkimden karar vermesini isteyecektir.
MASAK Başkanlığı karapara aklama suçuna ilişkin ön inceleme yani hazırlık soruşturması yaparken karapara aklanmasına ilişkin işlemlerle ilgili her türlü bilgi ve belgeyi kamu kurum ve kuruluşlarıyla gerçek ve tüzel kişilerden isteyebilecektir. Yaptığı ön inceleme hakkında Cumhuriyet Savcılığına bilgi verecektir. Yasanın 3’üncü maddesinde, MASAK’ın ön incelemeye ilişkin işlemler hakkında Cumhuriyet Savcılığına bilgi vermek yetki ve görevine yer verilmiştir. Kanaatimizce bu düzenlemeye göre MASAK idarî olarak Maliye Bakanlığına bağlı olup, suç işlendikten sonra yaptığı araştırma ve soruşturma işlemleri adlî işlemler olduğundan bu işlemleri Cumhuriyet savcısı adına yürütmektedir. Yapılan ön incelemenin Cumhuriyet savcısına bildirilmesinden sonra Cumhuriyet savcısının olaya ilişkin emirleri MASAK Başkanlığı tarafından yerine getirilmek zorundadır.
Cumhuriyet savcıları ihbar veya herhangi bir şekilde suç işlendiğini öğrendikleri takdirde resen soruşturma yetkisine sahiptirler. Karapara aklama suçunun işlendiğine dair herhangi bir bilgi ve ihbarın alınması durumunda Cumhuriyet savcıları soruşturma başlatabileceklerdir. Bu konuda MASAK’ın bir talepte veya ihbarda bulunmasına gerek yoktur. Yasanın 3’üncü maddesi MASAK’ın Cumhuriyet savcılarınca intikal ettirilen karapara aklamaya ilişkin konuları incelemek ve bu konuda Cumhuriyet savcılarının taleplerini yerine getirme görevini düzenlemiştir. Buna göre MASAK’ın karapara aklama konusunda Cumhuriyet savcılarının talebi halinde bilirkişilik yapıp rapor düzenleyeceklerdir.
Karapara, yasada sayılan çok değişik niteliklere sahip suçların işlenmesinden ortaya çıkmakta ve bu paranın aklanması eylemleri de ayrı bir suç oluşturmaktadır. Yasa, karapara aklama suçunu malî suç olarak değerlendirmiş ve bu suça ilişkin araştırma ve soruşturma yetkisini, idarî bir birim olan ve Maliye Bakanlığına bağlı olan MASAK Başkanlığına vermiştir. MASAK bu suçlara ilişkin incelemelerini maliye müfettişleri, hesap uzmanları, gelirler kontrölörleri, bankalar yeminli murakıpları, hazine kontrölörleri ve Sermaye Piyasası Kurulu uzmanları vasıtası ile yapmaktadır. Suç ve suçluluların araştırılması, ceza yasalarının uygulanıp adaletin gerçekleştirilmesi görevi Adalet Bakanlığına aittir. MASAK’ın Maliye Bakanlığına bağlı olması ve suçu araştırma görevini yargı mensubu dışındaki kişilerce yapılmasının ceza yargılaması ilkeleriyle bağdaşmadığı kanısındayız. Bu konuda Donay, Malî Suçları Araştırma Kuruluna verilen görevler karaparanın aklanması suçu ile ilgili olup, bu açıdan bir nevi suç ile bağlantılı olması, onun suç olma niteliğine ortadan kaldırılmayacağından bu yönde bir düzenlemenin isabetsiz olduğunu söylemektedir.(40) Kanaatimizce bu Kurul Adalet Bakanlığına bağlı olmalı ve karapara aklama suçlarıyla malî suçlara ilişkin inceleme ve soruşturmalar bu konuda uzman mali ve organize suçlar savcıları tarafından yapılmalıdır.
IV. Koruma tedbirleri
Ceza muhakemesinin yapılmasına veya yapılan muhakemenin sonunda verilecek kararların kâğıt üzerinde kalmamasını ve muhakeme masraflarının karşılanmasını sağlamak amacıyla, kural olarak, Ceza muhakemesinde karar verme yetkisine haiz olan yetkililer tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda, geçici olarak başvurulan ve hükümden önce bazı temel hak ve hürriyetlere müdahaleyi gerektiren kanunî çarelere koruma tedbiri denir.(41)
İnceleme konumuz olan karapara aklama suçunu düzenleyen 4208 sayılı Yasa 9’uncu maddesinde genel koruma tedbirlerinden başka koruma tedbirleri getirmiştir. Bu koruma tedbirlerini aşağıdaki şekilde incelememiz mümkündür.
a. Elkoyma
4208 sayılı Yasa, 9’uncu maddesinde karaparanın aklanmasına yönelik ciddî emarelerin varlığı halinde, mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerin zaptına hazırlık tahkikatı sırasında sulh ceza hâkiminin, yargılama sırasında mahkeme tarafından karar verilebileceği hükmünü getirmiştir. Buna göre hazırlık soruşturması sırasında sulh ceza hâkimi, yargılama sırasında da mahkeme, karapara aklandığına yönelik ciddî emarelerin bulunması durumunda gerçek veya tüzel kişiler, banka ve banka dışı malî kurumların elinde bulunan mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlere elkonulmasına karar verebilecektir. Elkonulmaya ilişkin talepler, evrak üzerinden yapılacak inceleme sonucunda yirmi dört saat içerisinde sonuçlandırılacaktır. Yasada hazırlık soruşturması sırasında elkoyma kararını sulh ceza hâkimi verecektir hükmü getirilmiş ise de bu hüküm Cumhuriyet savcılarının genel kurallara göre gecikmesinde sakınca bulunan hallerde elkoyma kararı verebilme yetkilerini kaldırmadığı görüşündeyiz.
Elkonulan eşya suç ürünü olan ve aklamaya tâbi tutulan mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerler olabileceği gibi suçun işlenmesinde kullanılan araç-gereç, soruşturma için ve isbat bakımından faydalı görülen eşya da olabilir.
1988 tarihli BM Sözleşmesi, sözleşmeye taraf olan ülkelerin uyuşturucu ve psikotrop maddelerin üretimi, kaçakçılığı ve ticareti suçlarından elde edilen kazançların, mal varlıklarının, araç-gerecin ve başka herşeyin gerektiğinde müsadere edilebilmesi amacıyla yetkili makamlarının bunları belirlemesi, izlemesi ve bloke etmesi veya elkoymasına olanak sağlamak için ilgili makamlarını yetkili kılmak amacıyla gerekli önlemleri alacakları hükmüne yer vermiştir. Koruma tedbirlerinde amaç, maddî gerçeği bulmak ve kararların uygulanmasını sağlamaktır.(42)
Hazırlık soruşturması sırasında Cumhuriyet savcısının verdiği elkoyma kararının üç gün içerisinde Sulh ceza hâkimine tasdik ettirilmesi gerekir. Eşyasına elkonulan kimse hazırlık soruşturması sırasında her zaman sulh hâkiminden elkoyma kararı hakkında inceleme yapılıp bir karar verilmesini isteyebilir.
b. Hak ve alacakların dondurulması
4208 sayılı Yasa, karaparanın aklanmasına yönelik ciddî emarelerin varlığı halinde, bankalar ve banka dışı malî kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler neznindeki kiralık kasa mevcutları da dahil olmak üzere hak ve alacakların dondurulmasına hazırlık soruşturması sırasında sulh ceza hâkimi, yargılama sırasında mahkeme tarafından karar verilebilir hükmüne yer vermiştir. Hak ve alacakların dondurulmasına ilişkin talepler, evrak üzerinden yapılacak inceleme sonucunda ve yirmi dört saat içerisinde sonuçlandırılır.
Yasaya göre Cumhuriyet Savcılığı gecikmesinde sakınca görülen hallerde hak ve alacakların dondurulmasına karar verebilir. Ancak Cumhuriyet Savcılığı bu kararı en geç yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimine bildirmelidir. Hâkim bildirilen bu kararı yirmi dört saat içerisinde onaylayıp onaylamadığını bir kararla bildirmelidir. Kararın onaylanmaması durumunda Cumhuriyet Savcılığının hak ve alacakları dondurma kararı hükümsüz kalır.
Hak ve alacakların dondurulması, CMUK’un da yer almayan yeni bir koruma tedbiridir. Hak ve alacakların dondurulması, karapara olan ve aklamaya tâbi tutulan, müsadere konusu olabilecek veya böyle bir talebi tatmin edebilecek şekilde olan hak ve alacakların nakledilmesinin, elden çıkarılmasının, ticaretinin veya başka bir mala dönüştürülmesinin geçici olarak dondurulması ve kontrol altına alınmasıdır.
Hak ve alacakların dondurulması karapara aklandığına yönelik ciddî delillerin bulunması durumunda verilebilecektir. Dondurulacak hak ve alacaklar, gerçek ve tüzel kişiler nezdinde veya bankalar ve banka dışı malî kurumlar nezdinde bulunabilir. Hâkim tarafından verilen veya Cumhuriyet savcısı tarafından verilip hâkim tarafından onaylanan dondurma kararına karşı genel hükümler gereğince itiraz etmek mümkündür. Yargılama sırasında mahkeme tarafından verilen dondurma kararına itiraz edilemeyecektir.
Hak ve alacakların dondurulması birer tedbirdir. Yasa, MASAK’ın araştırma ve inceleme sırasında karaparanın aklanmasına yönelik ciddî bulgu ve emarelerin varlığının tespiti halinde, ilgilinin hak ve alacaklarına tedbir konulması için durumu Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirileceğini belirtmektedir. Buna göre hak ve alacaklar üzerinde tedbir konulmasını dolayısıyla hak ve alacakların dondurulması kararını sulh ceza hâkiminden Cumhuriyet savcısı isteyebilecektir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de Cumhuriyet savcısı kendisi karar verebilecektir.
c. Hak ve alacaklar üzerinde tasarruf yetkisinin tamamen veya kısmen kaldırılması, mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerin bir tevdi mahalline yatırılması
Yasa tedbir konulması başlığını taşıyan 9’uncu maddesinde, hak ve alacakların üzerindeki tasarruf yetkisinin tamamen veya kısmen kaldırılabileceğini, mal ve kıymetli evrakın, nakit ve diğer değerlerin bir tevdi mahalline yatırılmasına karar verilebileceğine yer vermiştir. Tasarruf yetkisinin tamamen veya kısmen kaldırılabilmesi ve mal varlığının bir tevdi mahalline yatırılabilmesi için, karapara aklandığına yönelik ciddî emarelerin varlığı gereklidir.
Tasarruf yetkisinin kaldırılması, hak ve alacaklar üzerinde hukukî işlem yapabilme, satma, devretme, kiraya verme hakkının geçici bir süre kaldırılmasıdır. Hak ve alacağın tamamına ilişkin tasarruf yetkisi kaldırılabileceği gibi kısmende bu karar verilebilecektir. Mal varlığı içerisinde yer alan, nakit para kıymetli evrak ve ekonomik değeri olan diğer değerler tespit edilecek bir tevdi mahalline teslim edilebilecektir. Hak ve alacaklar üzerinde tasarruf yetkisinin kaldırılması ve mal varlığının bir tevdi mahalline yatırılması suçun tespitine, failin suçun hukukî sonuçlarından kurtulmasına ve suç ürünü eşyanın müsaderesine yönelik koruma tedbirleridir.
Bu tedbirleri hazırlık soruşturması sırasında sulh ceza hâkimi, yargılama sırasında mahkeme verebilecektir. Yasanın 3’üncü maddesinin 7’nci fıkrasında MASAK’ın, araştırma ve incelemeler sırasında karaparanın aklanmasına yönelik ciddî bulgu ve emarelerin varlığının tespiti halinde, ilgilinin hak ve alacaklarına tedbir konulması için durumun Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirileceği belirtilmektedir. Yasanın 9’uncu maddesi de tedbir konulması başlığını taşımaktadır. Kanaatimizce yasada sayılan bütün koruma tedbirleri, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcılığı tarafından bu halin bulunmaması durumunda, Cumhuriyet savcısı tarafından sulh ceza hâkiminden istenecektir.
d. Hak ve alacaklar üzerinde diğer tedbirlerin konulması
Yasa koyucu 9’uncu maddede hak ve alacaklar üzerinde diğer tedbirlerin konulmasına karar verilebileceğine yer vermiştir. Yasadaki “diğer tedbirler” ifadesi ile neyin kastedildiği açık değildir. Anayasanın 38’inci maddesine göre, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Bu maddede yer alan kanunîlik ilkesi gereği koruma tedbirlerinin neler olduğu hangi hallerde ne şekilde uygulanacağını belli edilmesini zorunlu kılmaktadır. Anayasada düzenlenmiş olan mülkiyet hakkı ancak yasada sayılmış olan tedbirlerle sınırlandırılabilecektir. Donay, “diğer tedbirler” ifadesindeki tedbirlerin ceza yargılamasında söz konusu olduklarına göre güvenlik tedbirleridir ve Anayasanın 38’inci maddesine göre belirli olmaları ve kanunla konulmaları gerekmektedir. Bu düzenleme ile tedbirlerin belirtili olması yönündeki anayasal ilkeden ayrılındığını ifade etmektedir.(43)
4208 sayılı Yasada düzenlenen tedbirler dışında karapara aklama suçunun işlenmesi durumunda CMUK’da yer alan diğer tedbirlere de başvurulabilecektir. Buna göre şartların varlığı halinde yakalama, zorla getirme, tutuklama, teminatla salıverme, yurt dışına çıkarmama tedbirleri uygulanabilecektir.
e. Arama
Yasa MASAK’ın görev ve yetkileri içerisinde, karaparanın aklanması suçunun işlenip işlenmediği konusunda ön inceleme yapmak ve suçun işlendiğine dair ciddî emarelerin varlığı halinde zabıta makamlarıyla iş birliği yaparak, bu kanuna ve CMUK’un zapt ve aramaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılmasını istemek hükmüne yer vermiştir. Buna göre suçun işlendiğine dair ciddî emarelerin varlığı halinde MASAK, polis veya jandarma ile iş birliği yaparak 4208 sayılı Yasa ve CMUK’un hükümlerince arama yapılmasını isteyebilecektir.
CMUK’a göre, aramaya karar verme yetkisi hâkimindir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı ve Cumhuriyet savcısının yardımcısı sıfatıyla emirlerini icraya görevli olan kolluk memurları da arama yapabilirler. Kanaatimizce MASAK, aramaya ilişkin işlem yapılmasını kolluk kuvvetleriyle iş birliği yaparak Cumhuriyet Savcılığından isteyebilecektir. Cumhuriyet Savcılığı gecikmesinde sakınca bulunan hallerde arama kararını kendisi verecek diğer hallerde sulh ceza hâkiminden arama kararı verilmesini talep edecektir (CMUK m. 97). Önemi sebebiyle arama tedbirleri Anayasada da düzenlenmiştir. Anayasanın 20’nci maddesine göre; kanunun açıkca gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciinin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara elkonulamaz. Anayasanın 21’inci maddesine göre de, kimsenin konutuna dokunulamaz. Kanunun açıkca gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciinin emri bulunmadıkça, kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya elkonulamaz.
Anayasa, arama kararı verebilecek olanları, hâkim ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınan mercii olarak açıklamıştır. Arama ceza yargılama hukukuna ilişkin bir tedbir olup ceza yargılama hukuku ilkelerini belirleyen CMUK’un gecikmesinde sakınca bulunan hallerde arama kararı verebilecek merci olarak Cumhuriyet savcısı ve onun yardımcısı olarak kolluk kuvvetlerini saymıştır.
Sonuç
Başta uyuşturucu ticareti olmak üzere organize suçluluğun yaygınlaşması, organize suçlar sonucunda çıkan yasa dışı fonların, uyuşturucu ve silah kaçakçıları ve terör örgütlerinin amacı olduğu kadar araç olarak da kullanılması uluslar arası bir sorun olan karaparayla mücadeleyi zorunlu kılmıştır. Uyuşturucu madde kaçakçılığı, silah, organ ve doku kaçakçılığı, adam öldürme ve adam kaldırma suçlarını işleme yapısına sahip mafya türü suç örgütleri, elde ettikleri yasa dışı kazançları malî sisteme sokup servete dönüştürmek için karapara aklama yöntemlerine başvurmuşlardır.
Organize suç örgütlerinin elde ettikleri karapara, büyük fonlara dönüşerek, siyasî partilere kaynak sağlamaya, ülke yöneticilerini etki altına almaya başlamış ve mafya-karapara-siyaset iş birliğini doğurmuştur. Karaparanın ulaştığı miktarlar ülkelerin ekonomik dengelerini bozmaya ve malî sisteme olan güveni sarsmaya başlamıştır.
Karapara etrafındaki örgütlenme, silah kaçakçılığı, uyuşturucu madde kaçakçılığı, rüşvet, devlet ihalelerine müdahale, haraç alma suçlarını işleyen bir ayağı devlet idaresi içerisinde olan mafyalaşmayı doğurmuştur. Karapara sayesinde büyük fonlar oluşturan mafya, medya ve siyasetçi ilişkisiyle toplumun demokratik hukuk yapısını ve siyasî ahlâkını bozmaya başlamış devlet idaresine olan güven ve inancı azaltmıştır. Bireylerin demokratik bir ortamda güvenle yaşama hakkını tehdit etmeye başlamıştır. Uyuşturucu madde kaçakçılığı yoluyla elde edilen karapara, terör örgütlerini finanse eden kaynak olmuş, kazançlarını katlayarak artıran mafya içinde amaç olmuştur.
Karapara aklama ve organize suç örgütlerinin eylemlerinin ulusal sınırlarla kısıtlı kalmaması ve uluslar arası özellik göstermesi, karapara aklama ve organize suçlularla mücadelede uluslar arası iş birliğini zorunlu kılmıştır. Mafya türü suç örgütlerinin karapara aklamada en son teknolojik gelişmeleri kullanmaları, finans ve bankacılık sistemindeki imkânlarla suç kaynaklı gelirlerin kolaylıkla malî sisteme sokulması karşısında, Ceza kanunlarındaki cezai yaptırımlarla karapara ve bunu aklayıp servete dönüştürmeye çalışan organize suç örgütleriyle mücadele edilemiyeceği görülmüştür. Ölçülemeyecek boyutlara ulaşan suç kaynaklı gelirler, devletlerin yasal ekonomik temellerini çökertmeye, egemenlik güvenlik ve istikrarını tehdit etmeye, malî ve ticari faaliyetlere ve topluma her düzey de etki etmeye başlamıştır.
Uluslar arası alanda suç kaynaklı gelirlerin aklanmasının önüne geçmek için sözleşmeler imzalanmış, bu Sözleşmelerle taraf ülkelere yükümlülükler getirilmiştir. Yapılan sözleşmelerle, karapara aklama eylemleri suç olarak kabul edilmiş ve cezaî yaptırıma bağlamıştır. Kredi ve mali kurumların özellikle bankacılık sektörünün karapara aklanmasında kullanılmaması için tedbirler alınmıştır. Haksız kazanç sağlayanların ekonomik imkânlarını sınırlayan tedbirler alınmış, suç kaynaklı gelirlerin müsaderesi, adlî yardımlaşma, suçluların iadesi ve eğitim alanında iş birliği yapılması öngörülmüştür.
Karaparanın sınır tanımaması, uluslar arası baskılar ve yasa dışı kazançların mafya-siyasetçi iş birliğini doğurup hukuk ve devlet yapısını zaafa uğratması Türkiye’de karaparayla mücadeleyi gündeme getirmiştir. Hazırlanan yasayla karapara ve karapara aklama eylemlerinin tanımı yapılmış ve karapara aklama fiilleri suç olarak kabul edilip cezaî yaptırıma bağlanmıştır. Bu düzenleme ile hukukumuzda yeni bir suç tipi yaratılmıştır. Yasa, oluşturduğu suç tipi, karaparayı doğuran suçlar arasında karapara elde etme saiki ile işlenemeyecek suçlara yer verip, karapara elde edilen fiiller olan zimmet, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma ve çek suçlarına yer vermemesi bir eksiklik olarak ortaya çıkmış ve haklı eleştirilere sebep olmuştur.
Organize suç örgütleri ve karapara arasındaki ilişkilerin ulaştığı boyut karaparayla mücadelede adlî, emniyet birimleri, kredi ve malî kurum ve kuruluşlarla, malî ve kredi kuruluşlarını denetleyen otoritelerle iş birliğini gerektirmektedir.
Karaparanın suç olarak tanımlanması, karapara aklanmasını önlemeye yönelik çalışmalar yapması için MASAK’ın kurulması, karaparayla mücadelede yeterli olmayacaktır. Karapara yasada yapılan tanımından görüldüğü gibi suç kaynaklı gelirdir. Bu suçlar genelde organize halinde işlenebilen suçlardır. Bu suçları araştırıp soruşturacak adlî ve idarî yapılanmaya gidilmelidir. Bir eylemin yasalarda tanımlanan suç tipine uyup uymadığını tespit ve karar verme yetkisi adlî makamların görevidir. İdarî mercilere bu yetkilerin verilmesi hukuka aykırılık teşkil eder. Karapara aklama eylemleri organize suçlar arasında kabul edilip, bu suçları soruşturma görev ve yetkisi bu konuda eğitimli Cumhuriyet savcılarına verilmeli, MASAK bu yapılanma içerisinde adlî makamlar emrinde yer almalıdır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
aklama, karapara, suçu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557