Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:36   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Avrupa birliği adalet ve içişleri politikasi ve türkiye

AVRUPA BİRLİĞİ
ADALET VE İÇİŞLERİ POLİTİKASI VE TÜRKİYE

Doç. Dr. Şeref ÜNAL
Adalet Bakanlığı
Müsteşar Yardımcısı


I. Giriş

II. Dünya Savaşından sonra, Avrupa’da başlıca iki entegrasyon süreci gözlenmektedir: Avrupa’nın hukukî entegrasyonuna yönelik Avrupa Konseyi’nin çalışmaları ve Avrupa’nın ekonomik ve siyasî entegrasyonunu sağlamaya çalışan Avrupa Birliği. Ancak, Avrupa Konseyi bir uluslararası kuruluş olduğu halde, AB kendine özgü bir bütünleşme modelidir.
Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı esası üzerine kurulu Avrupa Konseyi, kurulduğu 1949’dan bu yana toplam 175 sözleşme ve binlerce karar ve tavsiye kararı kabul ederek, üye ülkelerin hukuk sistemlerini birbirine yaklaştırmaya ve aralarında uyum sağlamaya çalışmış ve bu ülkelerde demokrasinin gelişmesi ve insan haklarına saygının kökleşmesi açısından önemli katkılarda bulunmuştur.
AB, o zamanki ismiyle Avrupa Ekonomik Topluluğu ise, 1957 yılında Roma Antlaşmasıyla kurulmuştur. AET 1964 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğuyla ortak bir çatı ve sekreteryaya kavuşturulmuş, Konsey, Komisyon ve Avrupa Parlâmentosu her üç kurumun ortak organı haline getirilmiştir. Bu bağlamda kuruluşun adı da değişmiş ve Avrupa Toplulukları (European Communities) ismini almıştır.
Her üç kuruluş 1992’de Maastricht Antlaşmasıyla Avrupa Birliği çatısı altında yeniden yapılandırılmıştır. Ancak, AB’ nin tüzel kişiliği olmadığından, her üç Topluluk ayrı ayrı kendi tüzel kişiliklerini korumaktadır.
Avrupa Birliği 3 sütun üzerine kurulmuştur:
- Avrupa Topluluğu
• Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) Roma, 1957,
• Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (Euratom) Roma, 1957 ve
• Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, Paris 1951.
- Ortak dış ve güvenlik politikası (1992 Maastricht Antlaşması),
- Adalet ve İçişleri politikası (1992 Maastricht ve 1997 Amsterdam Antlaşmaları).
Başlangıçta ekonomik entegrasyon amacına yönelik olarak kurulan AET’ye zamanla diğer iki amaç daha eklenmiştir. Böylece, üye devletler arasındaki iş birliği alanları genişletilerek yaygınlaştığı takdirde, üye devletlerin her alanda ortak tutum ve davranış takınacakları, aralarındaki farklılık ve çelişkilerin giderileceği ve dolayısıyla siyasî entegrasyonun daha kolay gerçekleştirileceği görüşünden yola çıkılmıştır. Ancak, Euro’da olduğu gibi başta İngiltere olmak üzere bazı Nordik üyelerin Para Birliğine katılmaktan kaçınmaları, bunun kolay gerçekleştirilemeyecek bir hedef olduğunu açıklıkla ortaya koymaktadır.
AB, güvenli bir ortamda serbestçe seyahat ve yaşamak anlayışı üzerine kurulmuştur. Bu ortamda kişiler, mallar, sermaye ve hizmetler hiçbir engelle karşılaşmadan dolaşacaktır. Ancak, üye devletler arasındaki sınırların özellikle kişilerin serbest dolaşımını sağlamak üzere kaldırılması, üye devletleri adalet, polis ve gümrük alanlarında yoğun bir iş birliği yapmaya zorlamıştır.
Üye devletler arasındaki sınırlarda denetim yapılmadığı takdirde, kaçak kişiler, kaçak mallar, kara para da kolayca bu sınırlardan geçecektir. Bunun için adalet, içişleri ve gümrük alanlarında iş birliği yapılmasının zorunlu olduğu düşünülmüştür.
Polis makamları arasındaki iş birliği, AB üyesi ülkeler vatandaşlarının seyahat özgürlüğünden güvenli bir şekilde yararlanmalarını sağlayacaktır. Bu konular üye devletlerin egemenlik, kamu düzeni ve iç güvenliğini ilgilendirdiğinden, üye devletler kendi “yabancılar hukuku” çerçevesinde geniş takdir haklarına sahiptir.
Adlî makamlar arasındaki iş birliği, üye ülkelerin millî hukuk sistemleri arasındaki farklılıklardan kaynaklanan sakıncaları giderecek, yasal engelleri ortadan kaldıracak ve vatandaşların serbest dolaşım özgürlüğünü güvence altına alacaktır. Bu iş birliği sayesinde, üye ülkelerde bireylerin ve toplumun güvenliğini tehdit eden suçlar engellenecek ve suçluların kovuşturulması etkin bir şekilde yapılabilecektir.
Bu iş birliğinin amacı, üye ülkeler arasındaki yabancılar hukuku politikalarını birbirleriyle uyumlu hale getirmek, bu maksatla aralarında diyalog kurmak, karşılıklı yardımlaşmayla ekip çalışması yapmaktır. Adalet ve içişleri alanındaki sorunlar üye devletlerin egemenlik ve güvenliğini doğrudan tehdit ettiğinden, bu alanlardaki iş birliğinin hayati bir önemi vardır.
1992’de Maastricht Antlaşmasıyla temeli atılan ve 1 Mayıs 1999’da yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşmasında güçlendirilen adalet ve içişlerinde iş birliğinin amacı, serbest dolaşım hakkının adil ve güvenlik içinde gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.
Avrupa Birliğini kuran 7 Şubat 1992 tarihli Maastricht Antlaşmasının VI. bölümü, içişleri ve adalet politikaları alanlarında üye ülkeler arasında yapılacak iş birliğini düzenlemektedir. Bu bölümde K.1- K.9 maddeleri arasında yer alan ayrıntılı hükümler, iş birliği alanlarını ve bunun nasıl gerçekleştirileceğini belirtmektedir. Ayrıca, 1 Mayıs 1999’da yürürlüğe giren 12 Ekim 1997 tarihli Amsterdam Antlaşması, ortak bir adlî ve iç güvenlik politikasına işlerlik kazandıracak hükümler öngörmektedir.
II. İş birliği alanları
Maastricht Antlaşmasının K.1 maddesinde iş birliği alanları aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir:
1. İltica politikası,
2. Üye ülkeler dış sınırlarından geçiş yapacak kişilere uygulanacak kurallar ve bunların denetimi,
3. Göç politikası ve üçüncü ülke vatandaşlarına uygulanacak politika,
a. Üçüncü devlet vatandaşlarının üye devletler ülkelerine giriş ve seyahat şartları,
b. Üçüncü devlet vatandaşlarının üye devletler ülkelerine giriş, ikamet ve çalışma şartları,
c. Üçüncü devlet vatandaşlarının üye devletlerin ülkelerine yasal olmayan göçü,
4. Uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele,
5. Sınır ötesi örgütlü suçlarla mücadele,
6. Hukukî işlerde iş birliği,
7. Ceza hukuku alanında iş birliği,
8. Gümrükler arasında iş birliği,
9. Terörizm, kanunsuz uyuşturucu trafiği ve diğer ciddî uluslar arası suçlarla mücadele amacıyla polis teşkilâtları arasında iş birliği.
III. İş birliği araç ve yöntemleri
Antlaşmanın K. 2 maddesine göre, içişleri ve adalet alanlarındaki iş birliği çerçevesinde önlemler alınırken, bunlar 4 Kasım 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve 28 Temmuz 1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme hükümlerine uygun olacaktır.
Antlaşmanın K.4 maddesinde, yüksek dereceli memurlardan oluşacak bir İş Birliği Komitesinin kurulması öngörülmüştür. Bu Komite, somut iş birliği alanlarını araştırarak kendiliğinden veya talep üzerine Bakanlar Konseyine bilgi ve görüş sunacaktır.
Bakanlar Konseyi, aksi kararlaştırılmamışsa kararlarını oy birliği ile verir. Konsey Başkanı ve Komisyon, bu bağlamda yapılacak çalışmalar hakkında Avrupa Parlâmentosuna sürekli bilgi vermek ve görüşünü almak zorundadır.
Ayrıca üye ülkeler devlet ve hükümet başkanlarından oluşan AB Konseyi yaptığı zirve toplantılarında, bu alanlardaki temel ilkeleri belirleyerek, diğer organları yönlendirmektedir.
IV. Somut iş birliği alanları
Avrupa Birliği üyesi devletler İçişleri ve Adalet Bakanları periyodik aralıklarla toplanarak, Maastricht Antlaşmasının söz konusu K maddesi çerçevesinde alınacak ortak önlemleri kararlaştırmaktadır.
A. Ortak içişleri politikası
1. İltica ve yasa dışı göç
AB Devlet ve Hükümet Başkanları, 15-16 Ekim 1999’da Finlandiya’nın Tampere kentinde kabul ettikleri bir kararla, ortak bir Avrupa iltica sistemi kurulmasını kararlaştırmıştır.
Bu bağlamda, özellikle iltica talebinde bulunanların kimliklerinin saptanması için, parmak izi veri tabanı olan EURODAC kurulmuştur.
İltica talebini hangi devlet nasıl bir yöntemle inceleyecektir? Bu bağlamda üye devletler için ortak standartlar belirlenmiş ve uzun vadede, bir ülkede mülteci statüsü tanındığı takdirde, bunun bütün AB ülkelerinde kabul edileceği öngörülmüştür.
Ortak iltica politikasının temel ilkeleri şunlardır:
a. Menşe ülkelerle iş birliği
Bu bağlamda göç ve ilticacı veren ülkelerle sıkı bir iş birliği yapılarak, yoksulluk ve işsizliğe karşı ortak mücadele yapılacak ve insanların göçe kalkışması önlenecektir.
b. İnsan kaçakçılığıyla etkin bir şekilde mücadele edilecektir. Bu bağlamda, insan kaçakçılığının bütün ülkelerde ağır bir suç sayılması ve etkin yaptırımlara bağlanması için iş birliği yapılacaktır.
AB, iltica, göç ve dış sınırların aşılması konularında, üye devletler arasında iş birliğinin genişletilmesi ve güçlendirilmesi amacıyla Odysseus Programı’nı kabul etmiştir. Program, 1998 - 2002 dönemini kapsamaktadır.
Bakanlar Konseyi, iltica taleplerinin incelenmesinde bütün üye ülkelerde yeknesak bir uygulama sağlamak amacıyla, “İltica İşlemlerine Asgarî Güvenceler” başlıklı bir karar kabul etmiştir.
Söz konusu karar, Mültecilerin Hukukî Statüsüne ilişkin 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi ve buna ilişkin 1967 tarihli New York Protokolündeki ilkeler göz önüne alınarak kabul edilmiştir. Bu çerçevede, iltica talebi hakkında bir karar verilinceye kadar ilgilinin ülkesine iadesi yasaklanmıştır.
Karar, iltica talebinde bulunanın inceleme sırasında sahip olduğu hakları ve başvurunun reddedilmesi halinde ilgilinin yararlanacağı kanun yollarını da belirlemektedir.
Sınırdaki iltica taleplerinde ise, her üye devletin, ilgiliye sınırında iltica talebinde bulunabilmesini sağlamak üzere, gereken idarî önlemleri alması kararlaştırılmıştır. Kadın ve çocuklar hakkında ilave bir takım güvenceler de öngörülmüştür.
Bu çerçevede iltica (sığınma) konusunu düzenlemek üzere, 1991 tarihli Dublin Antlaşması kabul edilmiştir. Antlaşma, üçüncü ülkeler vatandaşları tarafından yapılan iltica başvurularını kabul eden üye devletin sorumluluğunu düzenlemektedir.
Ancak, bu alandaki bu yoğun çalışmalara rağmen üye devletlerin farklı politikalar uygulamaları nedeniyle, göç ve iltica konularında AB genelinde ortak politikalar belirlenmesi yönünden, Amsterdam Antlaşmasına kadar kayda değer mesafe katedilememiştir. Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu konularda önemli bir aşamaya gelinmiştir. Nitekim, söz konusu Antlaşma ile Schengen müktesebatı, bu bağlamda göç ve iltica politikaları Topluluk politikaları kapsamına dahil edilmiştir.
Göç ve iltica politikası konusundaki bir diğer önemli aşamayı, 3 Aralık 1998 tarihli “Viyana Eylem Plânı” oluşturmuştur. Söz konusu Plânın 33. maddesi göç ve iltica konularının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini öngörmektedir. Plânda ayrıca, Amsterdam Antlaşması’nın yürürlüğe girdiği Mayıs 1999 ayını izleyen iki yıl içinde göçün kaynağını oluşturan ülkeler ve transit ülkelerle iş birliğine gidilmesi suretiyle, yasa dışı göçle mücadele edilmesi ve göçmenlerin geldikleri ülkelere döndürülmesi amacıyla, AB bünyesinde ortak politikalar geliştirilmesi öngörülmüştür.
AB’nin göç politikasının bir diğer önemli unsurunu da göçün kaynağının oluşturduğu düşünülen ülkelere yönelik olarak geliştirilmekte olan politikalar teşkil etmektedir. Bu çerçevede kurulan Yüksek Düzeyli Çalışma Grubu’nun, Afganistan, Pakistan, Arnavutluk ve mücavir bölgeler, Fas, Somali, Sri-Lanka ve Irak’la ilgili Eylem Plânları hazırlaması öngörülmüştür. Bu bağlamda göç veren bu gibi ülkelerle geri dönüş anlaşmaları yapılmasına çalışılmaktadır.
Diğer taraftan, Tampere Zirvesi’nde alınan kararlar uyarınca, AB’nin 2000 - 2004 döneminde Adalet ve İçişleri Alanında gerçekleştirilmesi öngörülen çalışmalara ilişkin bir “İzleme Tablosu” hazırlanmıştır. Bu tablo, göç ve iltica alanlarında da belli bir takvim dahilinde ilerlemeler kaydedilmesini öngörmektedir. Bu bağlamda, iltica konusunda Bilgi ve Görüş Alışveriş Merkezi (CIREA) çerçevesinde, bilgi değişimiyle ilgili olarak temel yönelimlerin belirlenmesini amaçlayan “güvenlikli bilgi değişimi” uygulamasına geçilmiştir. Ayrıca, Komisyon ilticacıların geçici olarak korunması ve iltica başvurularının değerlendirilmesi sırasında esas alınacak asgarî kriterleri içeren iki direktif önerisi sunmuş, topluluğun göçmen politikası konusunda bir bildiri yayınlamıştır. Konsey, AB İltica Fonu kurulması amacıyla bir karar almıştır. Öte yandan, ilticacıların parmak izleriyle ilgili bilgilerin değişimi amacıyla oluşturulması plânlanan “Eurodac” sistemine dair mevzuat konusundaki çalışmalar devam etmektedir.
- AB genel olarak aday ülkelerin göç, iltica ve sınırların kontrolü konusundaki mevzuatlarını Birlik mevzuatıyla uyumlaştırmak yönünde mesafe katettikleri kabul etmekle birlikte, daha önemli değişikliklerin yapılması gerektiğini düşünmektedir. Bu bağlamda, iltica hakkının güçlendirilmesi ve korunması ile, güçlü bir iltica sisteminin yasa dışı göçle mücadele konusunda ne gibi katkılar sağlayabileceği konularında bir tartışma başlatılmıştır. Öte yandan AB, sınır görevlilerinin, Cenevre Sözleşmesi ve insan hakları konularındaki diğer hukukî düzenlemeler de dahil olmak üzere, iltica mevzuatı konularından sorumlu makamlar arasında gerekli koordinasyonun sağlanması; göçmen barınma merkezlerinin kabul edilebilir standartlarda olmaları gerektiği görüşündedir.
- AB ayrıca, göç ve iltica konularında etkin olmanın yolunun ilgili taraflar arasında etkin bir iş birliği tesis edilmesinden geçtiğini düşünmekte, bu itibarla, yasa dışı göç ve insan kaçakçılığının önlenmesine katkı sağlayabilecek, iyi işleyen bir iltica sisteminin tesis edilmesi gerektiğine inanmakta, özellikle genişleme sürecinin bu önemli aşamasında bu alanlardaki iş birliğini daha da derinleştirmeyi arzu etmektedir. AB aday ülkelerle bu alanlardaki iş birliğini halen, CIREA ile Sınır Geçişleri ve Göç Konularında Bilgi ve Görüş Alışverişi Merkezi (CIREFI) çerçevesinde yürütmektedir.
AB, Kuzey Irak ve Uzak Doğu ülkelerinden gelen yasa dışı göçmenlerin bir transit ülke konumunda olan Türkiye üzerinden Batı Avrupa ülkelerine geçtiklerini, bu itibarla, göç ve sınırların kontrolü konusunda bazı sorunların yaşandığını, bu durumun öncelikle ülkemizin “geri dönüş” anlaşması imzalamamasından kaynaklandığını düşünmektedir.
- Sanıldığının aksine, Türkiye sadece göç kaynağı konumunda bir ülke değildir. Özellikle Orta Doğu ve Uzak Doğu bölgesinden Türkiye’ye yönelik bir göç akını yaşanmakta olup, bu dalgada yer alan kişilerin bir kısmı Türkiye’yi nihaî durak olarak seçerken, büyük bir kısmı güzergâh olarak kullanmak suretiyle Avrupa ülkelerine geçmeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda 10 kadar güzergâh saptanmış olup, Türkiye imkânlar ölçüsünde yasa dışı göçle mücadele etmektedir. Ancak, bu mücadele önemli miktarda kaynak aktarımını da gerektirmektedir.
2. Yeknesak vize ve Schengen Antlaşması
Maastricht Antlaşmasının K. 9 maddesi, Topluluk Konseyinin, Kurucu Antlaşmanın 100/c maddesi çerçevesinde önlemler alabileceğini belirtmiştir.
Kurucu Antlaşmanın söz konusu 100/c maddesi, üye devletlerin sınırını geçen üçüncü devlet vatandaşlarına vize zorunluluğu getirmektedir. Bu maksatla, Konseyin 1 Ocak 1996 tarihine kadar tek tip vize konusunda gereken önlemleri alması öngörülmüştür.
Bakanlar Konseyi, Haziran 1995 toplantısında, üçüncü devlet vatandaşlarına uygulanacak yeknesak vize şartlarını belirleyen bir tüzük tasarısını (draft regulation) müzakere etmiştir.
Tüzük tasarısı, tek tip bir vize şeklini öngörmektedir. Üye devletler üçüncü devlet vatandaşları için, şekli tasarı ekinde gösterilen tek tip bir vize düzenleyeceklerdir. Taklit ve sahteciliği önlemek için, kağıdın niteliği ve rengi de belirlenmiştir. Vize formlarında düzenleyen makamlar ve kullanılacak diller yeknesak olarak gösterilmiştir.
Topluluk İçişleri Bakanları ve Adalet Bakanlarının, Maastricht Antlaşmasının yürürlüğe girmesinden çok önceleri başlattıkları ortak çalışmalar sonucu Topluluk iç güvenliği ile ilgili bazı antlaşmalar hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 1985 tarihli Schengen Antlaşmasıdır.
Schengen Antlaşması, 14 Haziran 1985’te Almanya, Fransa ve Benelux devletleri arasında imzalanmıştır. Antlaşmanın amacı, Topluluk dış sınırlarının korunarak, üye ülkeler arasında iç sınırların ortadan kaldırılacağı ortak bir alan yaratmaktır. Antlaşmayı daha sonra İngiltere ve İrlanda dışında bütün AB üyesi devletler onaylamıştır. Norveç ve İzlanda da, AB’ye üye olmakla beraber anlaşmaya katılmışlardır.
Antlaşma 1990 yılında bir uygulama Antlaşmasıyla tamamlanmış ve 1995’te yürürlüğe girmiştir.
Antlaşmanın uygulama alanında, yani bütün AB ülkelerinde, üye devletler arasındaki iç sınırlardaki denetimin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Böylece, vize alarak yasal bir şekilde bir Topluluk ülkesine giren bir üçüncü devlet vatandaşı, hiçbir sınır geçiş denetimine tâbi olmadan, antlaşmaya taraf olan üye devlet ülkesine seyahat edebilecektir.
Antlaşma başlıca aşağıdaki konuları düzenlemiştir:
- Ortak sınırların denetimi: Antlaşmaya göre ilke olarak bu denetimler kaldırılmışsa da, kamu düzeni ve güvenliği gerekli kıldığı taktirde, belirli bir süre için tekrar denetime başlanması mümkündür. Ayrıca, polisin iç sınırların geçilmesinde bir kimlik belgesi sorma hakkı vardır.
- Vize: Antlaşmaya taraf olan devletler, üçüncü ülkelere uygulayacakları vize politikaları arasında uyum sağlanması çabalarına devam edecektir. Ancak üye ülkeler vize uyguladıkları üçüncü ülkelere ait mevcut listelerini muhafaza hakkına sahiptir.
- Sığınma hakkı: Her üye ülkenin bu alandaki mevzuatı ve uygulaması yürürlükte kalmaya devam edecektir. Dolayısıyla, her ülke ilke olarak sığınma başvurularını değerlendirmekte serbest kalacaktır. Antlaşmada sadece, bir sığınma başvurusu yapıldığında, bunu incelemeye hangi ülkenin yetkili ve sorumlu olacağı farklı durumlara göre belirlenmiştir.
- Polis arasında iş birliği: Antlaşmaya göre bir üye ülke polisi, diğer ülke topraklarında takip hakkına sahip olacaktır. Ancak, suçluyu yakalamak veya tutuklamak yetkisi yoktur. Ayrıca bu hak, sınırlı sürelerle ve belirli suçlar için tanınmıştır.
- Adlî iş birliği: Antlaşmada adlî alanlarda karşılıklı yardımlaşmanın esas ve usulleri belirlenmiş ve suçluların iadesi açısından ortak kurullar öngörülmüştür.
AB’de kişilerin serbest dolaşımının tam olarak sağlaması “Avrupa Vatandaşlığı” kavramının yaşama geçirilebilmesi bakımından bir ön koşul oluşturmaktadır.
Maastricht Antlaşması’nın 7/A maddesi, birlik içinde, birlik üyesi ülke vatandaşı olsun veya olmasın ya da ekonomik bakımından aktif olsun veya olmasın AB’de yaşayan herkesi kapsamaktadır.
AB üyesi ülkelerde, yasal oturma iznine sahip üçüncü ülke uyrukluların Birlik içi seyahatlerinde vizeden muaf tutulmaları gerekmektedir. İç sınır geçişlerinde güçlüklerle karşılaşan bu kişiler ATAD’na şikâyette bulunabileceklerdir.
Bu çerçevede, Schengen Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle, Türk uyruklu kişiler de Antlaşmaya dahil ülkelerden birinin dış temsilciliğinden alacakları tek tip vize ile tüm bu ülkelere giriş imkânına sahip olacaklardır. Aynı şekilde Schengen üyesi ülkelerde ikamet eden Türk vatandaşlarına serbest dolaşım imkânı tanınmış olacaktır. Schengen grubu ülkeler uygulamada üçüncü ülkelere karşı uyrukluk farkı gözetmeksizin, genel ve eşit uygulamaya gidilmesi hususunda mutabık kalmışlarsa da uygulamada bir yeknesaklık sağlanamamıştır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:36   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

3. Europol Sözleşmesi ve Örgütlü Suçlarla Mücadele
Amsterdam Antlaşması, polis iş birliği ve cezaî konulardaki adlî iş birliği alanında üye devletler arasında ortak eylemler geliştirilmesi amacıyla kurumsal bir çerçeve hazırlamıştır.
Bu bağlamda, Topluluk İçişleri ve Adalet Bakanları 21 Haziran 1995 tarihli toplantıda, Avrupa Polis Teşkilâtı (Europol) kurulması hususundaki görüşmeleri sürdürmüş ve konuda hazırlanan bir sözleşme tasarısını kabul etmiştir. Sözleşme, 1996 Temmuz ayında bir ek Protokolle tamamlanmıştır.
Sözleşmenin amacı, kurucu Antlaşmanın K (9) maddesinde de öngörüldüğü gibi, terörizm ve uyuşturucu madde kaçakçılığı dahil olmak üzere, uluslar arası örgütlü suçlulukla etkin bir şekilde mücadele edebilmek için üye devletler arasında iş birliğini teşvik etmektedir.
Europolun görevi, bu alandaki bilgilerin toplanması, değerlendirilmesi ve üye devletler arasında bilgi alışverişinde bulunulması amacıyla, üye devletlerin millî organları arasındaki iş birliğini geliştirmektir. Üye devletler bu maksatla birer millî makam görevlendireceklerdir. Ayrıca her üye devlet bir veya birkaç görevlisiyle Europol’de ülkesinin çıkarlarını temsil edecektir. Bu amaçla, merkezî Lahey’de bulunan Europol’de üye ülkelerin irtibat görevlileri birlikte çalışmakta ve suçların aydınlatılması açısından bilgi alışverişinde bulunmaktadır.
Europol merkezinde, merkezî bir bilgisayar sistemi kurulacak ve üye ülkeler millî makamları bu merkezden doğrudan bilgi alabileceklerdir. Merkezde bilgilerin toplanması, bunların düzenli olarak millî organlara ulaştırılması belirli kurallara bağlanmış ve güvenlik sağlanmıştır.
Bakanlar Konseyi bu bağlamda ayrıca, 10 Mart 1995 tarihli toplantısında, Europol çerçevesinde uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele etmek amacıyla özel bir birim kurulmasını kararlaştırmıştır. Birim ayrıca yasa dışı, radyo-aktif ve nükleer madde ve araç trafiği ile de savaşacak ve bu amaçla suç örgütlerini ve kara parayı aklama mekanizmalarını izleyerek denetim altına alacaktır.
Uyuşturucu maddelere karşı çok duyarlı olan AB, bu tür maddelerin kötüye kullanılmasına karşı bir eylem plânı hazırlamıştır. Esasen bu konuda, Avrupa Uyuşturucu Maddeler ve Uyuşturucu Bağımlılığı Yönlendirme Merkezi kurulmasına ilişkin 302/93 tarihli bir Topluluk tüzüğü mevcuttur.
2000-2004 yılları arasında uygulanacak eylem plânı, yasa dışı milletler arası uyuşturucu madde trafiğini önlemek, bu alandaki kuralların etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla, polis ve gümrük makamları arasındaki iş birliğinin teşvik edilmesini öngörmektedir. Bu bağlamda, uyuşturucu madde bağımlılığını önlemek ve azaltmak için, bağımlılar ve zayıf grupların eğitim ve kurslara tâbi tutulmaları da kararlaştırılmıştır.
Bu alanda ayrıca Avrupa Parlamentosu da bir karar (resolution) kabul etmiştir. Kararda üye devletlere birer millî istihbarat merkezî kurmaları tavsiye edilmektedir. Bu merkezler arasında bölgesel ve yerel düzeyde etkin bir diyalog ve iş birliği kurularak uyuşturucu madde kullanımına karşı kampanyalar düzenlenmesi teşvik edilmektedir.
Parlâmento kararında, uyuşturucu hammaddesi üreticisi ülkelerin durumu da değerlendirilmiştir. Bu ülkelerin üretici çiftçilerine uyuşturucu hammaddesi ekmek yerine, alternatif olanaklar sunulması teşvik edilmiştir. Parlamento bu bağlamda mücadelenin malî portesini de göz önüne almış ve 1995 - 1999 yılları arasında yürütülecek kampanya için Topluluk bütçesinden yeterli kaynak ayrılmasını kararlaştırmıştır.
Türkiye, uyuşturucu ile mücadele konusuna özel bir önem vermektedir. Bu bağlamda son yıllarda ülkede önemli miktarlarda eroin ve diğer uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. AB uyuşturucu ile mücadele konusundaki iş birliğini daha da geliştirmek üzere, Türkiye’ye bir anlaşma yapılması önerisinde bulunmuş ve bu amaçla 5 Ekim 2000 tarihinde bir anlaşma tasarısı metni sunmuştur. Konuya ilişkin görüşmeler sürdürülmektedir.
Topluluk İçişleri ve Adalet Bakanları Konseyi, 21 Haziran 1995’ te uluslar arası örgütlü suçlarla mücadelede, tanıklar hakkında alınacak önlemlere ilişkin bir karar kabul etmiştir. Daha sonra örgütlü suçlarla mücadele amacıyla bir eylem plânı hazırlanmış ve bu plân 1997 Amsterdam Zirvesinde onaylanmıştır.
Kararda, üye devletlerin, uluslar arası örgütlü suç tanıklarının güvenliği için, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak gereken önlemleri almaları talep edilmektedir. Bu bağlamda üye devletler, yargılamadan önce, yargılama sırasında veya sonunda tanıklara karşı yapılacak her türlü tehdidi önlemeye çağrılmaktadır. Bu koruma, statüsü ne olursa olsun ceza davasında tanıklık yapan herkesi kapsayacaktır. Ayrıca, tanıkların eşleri ailesi efradı ve yakınları da bu korumadan yararlandırılmalıdır.
Eylem plânı çerçevesinde, ortak izleme operasyonları yapılmakta, uyuşturucu ticareti, kara para aklama, terörizm, çalıntı araçlar, futbol holiganizmi gibi alanlarda yoğun iş birliği yapılmaktadır. Ayrıca, kadın ve çocuklara karşı cinsel istismar ve sömürü suçları ile mücadele için Daphne Programı (2000 - 2003) geliştirilmiştir.
Bu bağlamda asıl görev Europol’e düşmektedir. Europol, terörizm, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve diğer örgütlü suçlarla mücadelede etkin bir iş birliği gerçekleştirilmesi bağlamında çok önemli bir rol üstlenmiştir. Aday ülkelerin de bu çerçevede yürütülmekte olan iş birliğine dahil edilmeleri amacıyla, Konsey 27 Mart 2000 tarihinde bu ülkelerle katılım müzakerelerine başlanılması yönünde karar almış olup, 2001 yılının ilk yarısında görüşmelerin başlatılması öngörülmüştür. Aday ülkelerle katılım anlaşması imzalanmasının ön şartı, ilgili ülkenin etkin bir verilerin korunması kanununa sahip olmasıdır.
B. Ortak adalet politikası ve adlî alanda işbirliği
1997 Amsterdam Antlaşması, bir “Avrupa Adlî alanı” yaratmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda öncelikle üye devlet vatandaşları arasında, hangi ülkede bulunurlarsa bulunsunlar, yargıya başvuru önündeki engellerin kaldırılmasına çalışılmaktadır. Bu amaçla:
- Yargıya başvuruda teminat göstermekten bağışıklık,
- Adlî yardım ve mahkeme harçlarından muafiyet,
sağlanması konusunda çalışmalar yapılmaktadır.
Ayrıca, sınır aşan davaların görülmesinde ortak standart usul kurallarının uygulanması sağlanacaktır. Gerçekten bu gibi olaylarda hangi hukukun uygulanacağı, hangi devlet mahkemelerinin yetkili olduğu ve bu mahkemelerce verilecek kararların diğer ülkelerde nasıl uygulanacağı, önemli sorunlar olarak ortaya çıkmıştır.
Bu çerçevede, hukukî belgelerin üye ülkelerde tebliğinde ortak yöntemler belirlenecek ve uygulanacak hukuk açısından yeknesak kurallar tespit edilecektir. Bu konular halen AB ülkeleri dışında çok sayıda devletin de taraf olduğu, 1951 ve 1965 tarihli Lahey Sözleşmeleriyle düzenlenmiştir. AB bünyesinde yapılan çalışmalar, bu Sözleşmelere işlerlik kazandırmak amacına yöneliktir.
AB ülkeleri arasındaki hukukî iş birliğinin gerçekleştirilmesi amacıyla hukukçular için Grotius Programı (1996 - 2 - 000), örgütlü suçlarla mücadele eden görevliler için Falcone (1998 - 2002) programları düzenlenmiştir. Bunlar özel eğitim programlarıdır. Bu çerçevede bir araya gelen görevliler, görüş alışverişinde bulunmakta ve deneyimlerini birbirlerine aktarmaktadır.
Adlî alandaki iş birliği politikaları, bu amaçla özel olarak kurulmuş bulunan, “Cezaî ve Hukukî Alanda Adlî İş birliği” başlıklı K 4 Komitesi tarafından belirlenmektedir. Komiteye, Dışişleri Bakanlığı yanında, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının uzmanları katılmaktadır.
Bu bağlamda, Tampere Zirvesinde alınan kararlar uyarınca, Konsey, suçların önlenmesi ve örgütlü suçlarla mücadele konularında üye ülkeler arasındaki iş birliğini geliştirmek amacıyla ulusal savcı, hâkim ve polis yetkililerinden oluşacak bir iş birliği organı olan “EUROJUST” birimi kurulmasına ilişkin bir karar kabul etmiştir. Aday ülkelerin hangi koşullar altında bu birimin çalışmalarına katılabileceklerini belirlemek üzere üye ülkeler arasındaki çalışmalar başlatılmıştır.
1. Ceza hukuku alanında
Yasa dışı göç, insan ticareti, uyuşturucu kaçakçılığı ve örgütlü suçlulukla mücadele AB üyesi devletler arasında ceza hukuku alanında yoğun bir iş birliği yapılmasını zorunlu kılmıştır.
Bu konudaki çalışmalar daha 1950’li yıllarda AK çerçevesinde başlatılmış ve bu alanda bir dizi sözleşme hazırlanmıştır:
- Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi (1957),
- Ceza İşlerinde Karşılıklı Yardım Avrupa Sözleşmesi (1959),
- Ceza Yargılarının Uluslararası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesi (1974),
- Ceza Kovuşturmalarının Aktarılması Avrupa Sözleşmesi (1978),
- Tedhişciliğin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi (1977),
- Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşme (1985),
AB üyesi ülkelerin tümü AK’ın da üyesi olduklarından, yukarıdaki Sözleşmelerin çoğunluğu zaten AB üyesi devletler tarafından onaylanmıştır. Türkiye ise bu Sözleşmelerin tümünü onayladığından, ceza hukuku alanındaki iş birliği açısından Türkiye ile AB üyesi devletler arasında tam bir uyum vardır. Bu kez AB üyesi devletler, anılan Sözleşmelerin etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak üzere çalışmalar başlatmıştır.
Avrupa Konseyi, 9 - 10 Mart 1995 tarihli toplantısında, suçluların iadesi konusundaki bir Sözleşmeyi kabul etmiştir. Sözleşme, üye devletler arasında suçlulukla mücadele konusundaki iş birliğini pekiştirmeyi amaçlamaktadır. Sözleşme hem suçların kovuşturulmasını, hem de ceza ilâmlarının infazını kapsamaktadır. Sözleşme, üye devletler arasında zaten yürürlükte bulunan, Avrupa Konseyinin 1957 tarihli Suçluların İadesi Sözleşmesine işlerlik kazandırmak amacıyla düzenlenmiştir. Sözleşmede öngörülen yöntemler uygulandığı takdirde, iade talepleri birkaç hafta, hatta birkaç gün içinde yerine getirilebilecektir. Bunun için iade edilecek kişinin rızası ve iade talep eden devletin kabulü gereklidir. İade edilen kişi bu rızasını, talep edilen devlet adlî makamı önünde kendi millî hukukuna göre bildirecektir. Böylece, iadesi istenen kişiye hukuk güvenliği sağlanmaktadır. Kişi iradesini özgürce ve sonuçlarını bilerek açıkça bildirmelidir. Bu amaçla kendisine bir avukata danışma hakkı tanınmıştır. İade için 20 günlük süre öngörülmüştür. İade, talep edilen devlete tebliğinden itibaren 20 gün içinde gerçekleşmediği takdirde, kişi serbest bırakılacaktır.
Ceza hukuku alanında suç kovuşturmalarının aktarılması konusunda da yoğun çalışmalar yapılmaktadır.
Bu bağlamda 1990 tarihli AB Antlaşması ile, 21 Mart 1983 tarihli AK Sözleşmesi tamamlanmıştır. Antlaşma, ceza adaletinin gerçekleştirilmesi açısından suçlunun yargılanması hangi devlette daha iyi gerçekleştirilecekse, ceza davasının o devlete nakledilmesini öngörmektedir.
2. Hukukî alanda iş birliği
AB üyesi ülkeler arasında kurucu antlaşmalar dışında hukukî alanda bazı özel sözleşmeler de vardır. Kurucu antlaşmanın 220’nci maddesi üye ülkeler arasında diğerleri meyanında, mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda da sözleşme yapılmasını öngörmüştür. Konuya ilişkin 27 Eylül 1968 tarihli Brüksel Sözleşmesi, üye devletler mahkemelerinden verilen kararların diğer üye devletlerde yeknesak bir şekilde tanınması ve tenfizini düzenlemiştir. Sözleşme, mahkemelerin yetkisini de kapsamaktadır. Sözleşmede 1988 yılında değişiklikler yapılarak günün koşullarına uydurulmuştur.
Ayrıca, 1980’de Roma’da imzalanan Roma Sözleşmesiyle, akitten kaynaklanan borçlara uygulanacak hukuk belirlenerek, bu alandaki karmaşaya son verilmeye çalışılmıştır.
Sözleşme sadece hukukî ve ticarî konulardaki mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi yönetimini düzenlediğinden, İçişleri ve Adalet Bakanlarının 10 Mart 1995 tarihli toplantısında, Sözleşmenin aile hukuku alanında verilecek ilâmlara da teşmil edilmesi kararlaştırılmıştır. Bu amaçla Brüksel II Sözleşmesi başlıklı bir sözleşme tasarısı hazırlanacaktır. Sözleşme, boşanma, evliliğin iptali ve ayrılık konularındaki yetkili mahkemeyi, çocukların velayeti, ziyaret hakkı gibi konuları kapsayacaktır.
Bu konular büyük ölçüde, Avrupa Konseyi, Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı ve Hususi Hukukun Birleştirilmesi Enstitüsü (UNIDROIT) sözleşmeleriyle ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. AB üyesi devletlerin tümü bu sözleşmelere taraftır.
Bu bağlamda, üye ülkeler arasındaki hukukî ve ticarî konulardaki iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla bir Avrupa Adlî Şebekesi (JUDICIAL NETWORK) kurulmuştur. Bu şebeke üye ülkelerin aday ülkelerle iş birliğine gidebilecekleri diğer bir forum olarak görülmekte olup, aday ülkelerin katılabilmeleri amacıyla çalışmalar sürdürülmektedir.
C. Irkçılık ve yabancı düşmanlığı
Irkçılık, yabancı düşmanlığı ve Yahudi düşmanlığı (rascism, xenophobia, anti-semitizm) bütün AB ülkelerinde büyük sorunlar yaratmaktadır. Bir türlü ardı arkası kesilmeyen bu tür olaylar en çok yabancının bulunduğu Almanya’da yoğunlaşmakta ve bundan da en çok Türk vatandaşları etkilenmektedir. Ancak bu olaylar sadece tek bir ülke ile sınırlı kalmamaktadır. Başta Fransa olmak üzere, diğer AB ülkelerinde de özellikle Kuzey Afrika kökenli müslümanlara saldırılar yapılmaktadır. Ayrıca, İtalya, Belçika, Hollanda ve İspanya’da da ırkçılık ve yabancı düşmanlığından kaynaklanan yoğun olaylar yaşanmaktadır. Bu olayların önlenmesi için Avrupa Parlamentosu sayısız karar ve tavsiye kararı kabul etmiş ve üye devletleri alınacak önlemler konusunda uyarmıştır. Aynı şekilde, AB’nin diğer organlarınca da bu konuda çeşitli kararlar alınmışsa da, olayları önlemek mümkün olamamıştır.
Bu nedenle, bu konularda AB adalet ve içişleri iş birliği politikası kapsamına alınmıştır.
Topluluk İçişleri ve Adalet Bakanları bu amaçla 10 Mart 1995’te yaptıkları toplantıda, ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı bir rapor kabul etmişlerdir.
Rapor ırkçılık ve yabancı düşmanlığının nedenleri üzerinde durmakta ve bunun önlenmesi için polis ve gümrük makamları arasında iş birliğinin yöntemlerini düzenlemektedir. Raporda üye ülkelerin konuya ilişkin mevzuatları arasında karşılaştırmalı bir çalışmaya da yer verilmiş ve bunlar arasındaki boşluk ve çelişkiler belirlenmiştir. Raporda ayrıca, ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla etkin bir şekilde mücadele amacıyla uluslar arası iş birliğinin teşvik edilmesi ve konuya ilişkin milli mevzuatın iyileştirilmesi önerilmektedir.
Bu konuda son olarak, AB Komisyonu, Köln Konseyi sonucu yayınladığı 3 - 4 Haziran 1999 tarihli bildiride, bu kez AB adayı ülkelerde, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve anti-semitizme karşı alınacak önlemlere dikkat çekmiştir.
Bildiride Birliğin, özgürlük, demokrasi, insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü ortak değerlerine dayandığı ve ırkçılık ve yabancı düşmanlığının bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bildiride, azınlık hakları özellikle vurgulanarak, AK Millî Azınlıkların Korunması Çerçeve Sözleşmesine atf yapılmakta ve aday ülkelerden Litvanya, Letonya, Polonya ve Türkiye dışında diğerlerinin bu Sözleşmeyi onayladığına dikkat çekilmektedir. Aynı şekilde, Türkiye’nin 150 devlet tarafından onaylanan, Her Türlü Irk Ayrımcılığına Karşı 1969 tarihli BM Sözleşmesini de onaylamadığına işaret edilmiştir.
D. Sonuç
AB üyesi devletler vatandaşları, birbirlerinin ülkesine serbest seyahat hakkına sahiptir. AB içindeki kişilerin serbestçe dolaşımı kavramı zamanla değişmiştir. Serbest dolaşım başlangıçta işçiler için tanınmış ve 15 Ekim 1968 tarihli Tüzük (1612/68) ve (68/360) sayılı yönetmelik işçilerin bu hakkını güvence altına almıştır. Maastricht Antlaşmasıyla, 1993’ten itibaren dolaşma özgürlüğü genel bir hak haline gelmiş, turistler, öğrenciler, serbest meslek sahipleri, emekliler dahil bütün AB üyesi devlet vatandaşları bu haktan yararlanır hale gelmiştir.
Maastricht Antlaşması ayrıca, Avrupa Vatandaşlığı (European citizenship) kavramını getirmiştir. Buna göre, bu devletlerden birisinin vatandaşı aynı zamanda Birliğin de vatandaşıdır. Avrupa Vatandaşlığı kavramı, hukuken devletler hukukunun klâsik devlet vatandaşlığı gibi olması da, bireylere bazı haklar sağlamaktadır. Avrupa Vatandaşlığı; tüm üye ülkelerde oturma ve serbestçe dolaşma hakkını, Avrupa Parlâmentosu ve belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını, üçüncü ülkelerde diplomatik temsilciliğin olmaması durumunda, temsilciliği olan bir üye ülkenin diğerini temsil hakkını ve Avrupa Parlâmentosuna dilekçe ile şikâyette bulunmasını kapsamaktadır.
Üye devlet vatandaşlarının bu şekilde geniş haklara sahip olmaları ve iç sınırlarda denetimlerin kaldırılması, üye devletlerin iç güvenliği açısından bazı sorunları da birlikte getirmiştir. Bu nedenle, suçluların, uyuşturucu tacirlerinin, kaçakçıların veya yasa dışı göç ve insan ticareti şebekelerinin de bu özgürlüklerden yararlanmalarını engellemek üzere, içişleri ve adalet alanlarında iş birliği yapmak zorunlu hale gelmiştir.
Ancak, sadece AB üyesi devletler vatandaşları yararına böylesine kapsamlı hak ve özgürlüklerin tanınması, bunlarla üçüncü devlet vatandaşları arasında ayrımcılığa neden olmaktadır. AB üyesi ülkelere giriş yapmak isteyen üçüncü devlet vatandaşlarının da serbest dolaşımdan yararlandırılmamaları, bu ayırımcılığı giderek daha belirgin hale getirmektedir. Bu konuda üye devletler arasında bir görüş birliği yoktur. Birlik üyesi ülkelerden “Avrupa Kalesi” taraftarları, kendi yabancılar hukukunu saklı tutarken, liberaller adalet ve içişleri politikalarında sistemli bir iş birliğine razı görünmektedir.
Türkiye aday ülke sıfatıyla, her alanda olduğu gibi bu alanda da AB’nin geliştirmekte olduğu politikaları yakından izlemekte, Birliğin aday ülkelerle gerçekleştirmekte olduğu etkinliklere katılmaktadır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
adalet, avrupa, birliği, içişleri, politikasi, türkiye, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557