Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:41   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Adlî denetim, tutuklamayi önleyici ve giderici tedbirler

ADLÎ DENETİM, TUTUKLAMAYI ÖNLEYİCİ
VE GİDERİCİ TEDBİRLER

Mehmet TUNÇ
Gürpınar Hâkimi

I. Giriş
Tutuklamanın gereği ve önemi artık tartışma konusu olmuştur. Buna rağmen Ceza Muhakemesi Yasasında tutuklamanın yerine geçecek başka bir tedbir olmadığından bir yönden artık tutuklama tedbirine zorunlu gidildiği hususunu kabul etmek gerekecektir.
Tutuklama tedbirine genelde kamu yararı amacı ile başvurulmaktadır. Ancak bu tedbir özgürlüğü kısıtladığı için bazı olumsuz sonuçlar da doğurmaktadır. Bu olumsuz sonuçları bertaraf etmenin yolu, tutuklama tedbiri yerine uygulanacak alternatif tedbirlerin gündeme getirilmesi ve bu tedbirlerin ne olduğunun saptanmasıdır.
Uygulamada haksız tutuklama halinde, haksız olarak tutuklanan kişiye tazminat verilmektedir. Bu hususta 7.5.1964 yılında çıkarılan 466 sayılı Yasa mevcuttur. Devlet her ne kadar haksız çıkartılan kişiye tazminat ödeme yükümlülüğü getirmiş ise de, kanımızca özgürlüğün bedeli olmadığı için, böyle bir düzenleme getirmenin yerine, tutuklamanın yerine geçen ve kişiye tutuksuz yargılama imkanı sağlayacak tedbirlerin düzenlenmesi daha iyi olacaktır.
Yeni hazırlanan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısında tutuklamanın yerine geçecek tedbirler düzenlenmiş ve bunlara adlî kontrol denilmiştir.(1) CMUK Tasarısının Dördüncü Kısmı Koruma tedbirlerini düzenlemiş ve bu kısmın üçüncü bölümünde “adlî kontrol” kavramına yer vermiştir. 108 ile 114’üncü madde arasında düzenlenen adlî kontrol epey ayrıntılı düzenlenmiştir.
Tasarı gerekçesinde kurum ilgiliyi özgürlüğünden yoksun kılmakla beraber, gözlemeyi ve denetlemeyi olanaklı tedbirlere tâbi kılmaktadır. Böylece kişinin kaçma riski azaltılırken hürriyetten yoksun kılmanın tehlikeleri de ortadan kaldırılmış olmaktadır. Bu yeni düzenlemenin hem özgürlükçü hem de kamu koruyucu nitelikte bulunduğu söylenebilir”(2) şeklinde ifade etmiştir.
Alman, İtalyan ve özellikle Fransız hukukunda yer alan bu düzenleme artık bizim yasamızda da yer almalıdır.(3)
II. Kavram olarak tutuklama nedir?
Tutuklama: Bir hâkim kararıyla anayasada ve yasada belirtilen koşulların gerçekleşmesi ile, bir kişinin henüz suçluluğu hakkında kesin karar verilmeden önce özgürlüğünün kaldırılmasıdır.(4) Tutuklama ancak hâkim kararıyla olur. Bu kuralın istisnası yoktur. (Anayasa 19 ve CMUK 104 madde)
Tutuklu: Hakkında tutuklama kararı verilen kişidir. Henüz suçlu olduğu kanıtlanmamıştır.
Tutukluluk: Tutuklunun içinde bulunduğu hukukî duruma denir.
Tutuklama ceza muhakemesi hukukunun çok ağır bir önlemidir. Bu nedenle bu tedbire çok mecburi kalınmadıkça başvurulmamalıdır. Bu önlemin yerine başka bir önlem de istenilecek amaca ulaşılacak ise bu önleme başvurulmamalıdır. Çünkü bu önlem Anayasada ve CMUK’da hâkimin takdirine bırakılmış ihtiyari bir önlemdir.
1992 yılında 3842 sayılı Yasa ile Ceza Muhakemesi Usûlü Kanununda çok önemli değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklerle birlikte CMUK 104’üncü madde de değiştirildi. “Ağır cezalık suçlar” için daha önce öngörülen “kaçma karnesi” kaldırıldı.
Anayasanın 19’üncü maddesine göre herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Bu nedenle kişi hürriyetini zedeleyici olan tutuklamanın yerine, tutuklama ile ulaşılmak istenen amaca ulaştırılacak önlemlere başvurmak anayasanın bir gereğidir. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Sözleşmesinin 5’inci maddesinde, bu nedenle haksız tutuklamalara tazminat verilmesi yükümlülüğü getirilmiştir.
Hukukî niteliği olarak tutuklama bir koruma tedbiridir. Ceza muhakemesinde hüküm verilirken kullanılan vasıtalardan biridir. Tutuklamanın ağır bir önlem olması kişi özgürlüğünü ortadan kaldırması nedeniyle, tutuklama yerine geçecek başka önlemlerin olup olmadığının araştırılması gerekir. Şimdi tutuklamanın yerine geçecek önlemlerin ne olduğu hususu üzerinde duralım.
III- Adlî denetim (Tutuklamanın yerine geçecek önlemler)
A- Kavram ve gelişimi
Türk Ceza Muhakemesinde tutuklama önleminin yerine geçecek herhangi bir koruma önlemi yoktur. Sadece tutukluluk durumundan sonra, tutuklunun teminatla salıverilme müessesesi vardır. Bu da bazı şartların gerçekleşmesi durumunda mümkün olabilmektedir.
İnsan temel hak ve hürriyetleri alanında yaşayan olumlu gelişmeler, tutuklama müessesesinin gerekliliği hususunda da tartışmaların olmasına neden olmuştur. Teknoloji ve bilimde yaşanan büyük gelişmeler, suçlamaya ve suç unsuruna oluşmayı da kolaylaştırmıştır. Bu nedenle özellikle Avrupa ülkelerinde yargılamanın tutuksuz olması hususu gündeme gelmiş, ceza muhakemesi yasalarında da ifadesini bulmuştur. Tutuklamanın insan özgürlüğünü ortadan kaldırması ve hukuk alanında yaşanan olumlu gelişmeler tutuklama yerine başka önlemlerin uygulanmasını gerekli kılmıştır.
Ülkemizde bu konuda herhangi bir yasal düzenleme yoktur. Öğretide de bu konuyu gündeme getiren bilim adamı sayısı da yok denecek kadar azdır.
Ancak 1999 yılında Prof. Dr. Sulhi Dönmezer’in başkanlığında oluşturulan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Komisyonu tarafından hazırlanan CMUK Yasa Tasarısında “adlî kontrol” adı altında bu konu etraflıca incelenmiş ve tasarıya alınmıştır.
Koruma tedbirlerinin düzenlendiği dördüncü kısmın üçüncü bölümünde “adlî kontrol” tutuklamadan önceki bölümünde düzenlenmiştir. Kanunun sistematiği açısından son derece uygun bir düzenlemedir. Çünkü tutuklama tedbirine gidilmeden önce, adlî denetim yoluna gidilebileceği izlenimini vermektedir. Bu yönüyle tasarı çağdaş bir görüntü izlenimi vermektedir.
Tasarıya göre hâkimin tutuklamaya karar verebilmesi için sanık hakkında adlî kontrol uygulamasına gidilmemiş olması gerekir. (CMUK-TM. 15) Tasarıya göre tutuklama artık istisnaî bir durum hâline gelmektedir. Bu nedenle adlî kontrol kural hâline gelmiş olacaktır. Tutuklamanın neden ve koşullarını gösteren Tasarının 115’inci maddesi açık olarak “108’inci maddede gösterilen adlî kontrol altına alınma kararı verilmemiş ise…” demek suretiyle önceliği adlî kontrole verilmesi gerektiğini ve tutuklamanın istisna teşkil ettiğini vurgulamaktadır.(5) Böylece usûl yasamızda da çağdaş bir niteliğe kavuşmuş olacaktır. Adlî kontrolden sonra düzenlenen tutuklama tamamen adlî denetime bağlı hâle getirilmiştir. Adlî denetimin uygulanmadığı veya ortadan kalktığı durumlarda tutuklamaya gidilebilecektir. Tasarı, yürürlükteki Ceza Usûl Yasamızda teminatla salıverilmeyle tutuklama arasındaki ilişkiye benzer bir ilişki getirmiştir. Ayrıca tutuklamanın düzenlendiği dördüncü kısım dördüncü bölümde de tutuklama ile adlî kontrol birlikte ele alınmış ve değerlendirilmiştir.
Tutuklama yerine geçecek daha hafif koruma tedbirleri ilkin Fransa’da gündeme gelmiştir. Hatta soruşturmanın daha şeffaf ve demokratik olması için Fransa’da ilk soruşturmanın gizliliği ilkeside 1957’de ortadan kaldırılmıştır. Daha sonra tutuklama yerine geçecek daha hafif koruma, tedbirleri Fransa Ceza Muhakemesi Hukukunda düzenlenmiş (Fr. CMUK’u 149/1, 149/2, 150) tir. Bunlara “adlî denetim” denilmiştir. Adlî denetim, tutuklamanın yerine geçerek, tutuklamanın doğuracağı çeşitli sakıncaları ortadan kaldırmaktadır. Alınan bu tedbirlere rağmen “adlî denetim”, tutuklama yoluna gitmek zorunlu ise, devletin tazminat ödeme hükümlülüğü doğar. (Fransa CMUK’u 149, 149/1, 149/2, 150)(6)
Bir suçun sanığı olmak, mutlaka onun hakkında tutuklamanın uygulanacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Ancak tutuklama muhakemenin sonuca ulaşması için zorunlu ise uygulanır. Bu zorunluluk CMUK’ta belirtilmiştir. Bu kriterin dışında tutuklama yoluna gidilirse haksız tutuklama olur. Tutuklama bazı durumlarda da sanık lehine uygulanmalıdır. Örneğin sanığın hayatı tehlikede ise, hayatını korumak, sanığın işlediği suça son vermek, sanığı tedavi etmek, eğitmek gibi hususlarda tutuklama sanık lehine olacaktır.
B.Yetki
Adlî denetim yoluna başvurma yetkisi hâkimin olmalıdır. Çünkü özgürlüğü ortadan kaldırıcı bütün tedbirler hâkim kararıyla olmaktadır. Anayasamız ve Ceza Muhakemesi Yasamız diğer tedbirlerde (yakalama, tutuklama arama vs.) yetkiyi hâkime tanımıştır. Bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmelidir. Gerekirse Anayasa değişikliği (AY 19) ve yasa değişikliği yoluna gidilmelidir. Ya da tutuklamanın düzenlendiği CMUK Yasa Tasarısı ilgili bölümüne fıkralar eklenmelidir.
Adlî denetim yoluna gidilip gidilmeyeceği hususu takdirî ve ihtiyarî olmalıdır. Hâkim koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususunu kendi takdir edip, adlî denetime(7) gidilip gidilmeyeceğine kendisi karar verecektir.
Savcı ile davanın tarafları da, hâkime adlî denetim tedbirlerine gidilmesini talep edebilmelidirler. Adlî denetim yoluna gidilmiş ise, yasada belirtilen süreler içinde bir üst mahkemeye itiraz hakları olmalıdır. Bu husus Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu Tasarısının 109’uncu maddesinde düzenlenmiştir.
Söz konusu 109’uncu madde “şüpheli” Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinde olacaktır. Yargılama aşamasında 109/3 gereğince görevli ve yetkili mahkeme ya da hâkim tarafından uygulanabilecektir.
Hâkim, savcının istemiyle koruma tedbirlerinden bir veya birkaçına hükmedebilecektir. Tedbirleri değiştirebilecek veya ortadan kaldırabilecektir. Tasarının(8) 108 inci maddesinde 16 bend halinde sayılan adlî kontrol tedbirleri sınırlı değildir. Ayrıca 108/son da bu maddenin uygulanmasına ilişkin bir tüzüğün çıkarılmasından bahsetmekte, adlî kontrolün pratik uygulamaları ile ilgili ayrıntıları düzenleyeceği maddenin gerekçesinde belirtmektedir. Bu husus hâkime geniş takdir hakkı sağlayacaktır.
C. Süre
Adlî denetim bir koruma tedbiri olduğundan yargılama bittiğinde kendiliğinden sona erecektir. Çünkü koruma tedbirlerinin bir özelliği de geçici olmalarıdır.
İtiraz üzerine de adlî denetim tedbirinin haksız olduğu tespit edildiğinden sona erecektir. Yeni hazırlanan CMUK Yasa Tasarısının 110’uncu maddesinde bu husus düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre “şüpheli veya sanığın istemi üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme tasarının 109/2’ ye göre beş günde karar verebilir. Adlî kontrol kararlarına itiraz edebilir”.
Bu istemin belli ve kısa bir süre ile sınırlandırılmış olması hak ve hürriyetler açısından son derece olumlu bir düzenleme olduğu gibi, yargının hızlı ve istikrarlı çalışmasına bir katkı olacağı kanısındayız.
D. Faydaları
Ceza Muhakemesinin diğer tedbirlerinden daha az özgürlüğü zedeleyici olduğundan tercih edilmelidir. Aynı zamanda devlete ekonomik olarak daha az külfet getirecektir. Bir tutuklunun günlük maliyeti, cezaevi personeli gibi hususlar göz önünde tutulduğundan daha ekonomik olduğu ortaya çıkacaktır. Ayrıca insan temel hak ve hürriyetleri açısından tutuklamadan daha özgürlükçü, daha adil olduğu muhakkaktır.
Adlî denetim kavramı Fransız Ceza Muhakemesinde ifadesini bulmuş, Fransa’da geliştirilmiş bir kavramdır. Yukarıda da belirtildiği gibi mevzuatımızda, ülkemizdeki hukuk literatüründe olmayan bir kavramdır. Prof. Dr. Durmuş Tezcan’ın bu konuda yayınlanmış bir eseri olmakla beraber, bu eserin bu kavramı tam olarak incelediğini söylemek mümkün değildir.(9) Bu koruma tedbirlerini tam anlamıyla irdelemek ve çeşitlendirip mevzuatta düzenlemek gerekir. Bu açıdan yeni hazırlanmış bulunan CMUK Tasarısı son derece önemlidir. Önemsenmesi gerekir.
Tasarı gerekçesinde de belirtildiği gibi tutuklama hâkimi âdeta zorlayıcı iki seçenek arasında seçim yapmaya itmektedir. Sanık ya tutuklanmayıp serbest bırakılacak. Bunun da bazı olumsuz yanları vardır. Sanığın delilleri karartması, kaçması gibi hususlar. Ya da sanık tutuklanıp hürriyetinden mahrum edilecektir. Hâlbuki adlî denetim, bir denge getirmekte, hem yargılamaya hem de sanığın hürriyetine olumlu katkılar sağlamaktadır.
IV. Adlî denetim çeşitleri
a. Tutuklamayı bir cezaî müeyyide olarak uygulamamak
Tutuklamayı kanundaki kuruluş amacına uygun olarak kullanmak gerekir. Zira tutukluluk bir ceza müeyyidesi olmayıp, bir önleme tedbiridir.(10) Ceza muhakemesinin amacı maddî gerçekliği bulup ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle toplanan bütün delillerin objektif olması, yargılamanın en ekonomik ve en çabuk şekilde bitmesi gerekir. Sanığın delilleri karartmaması, tanıkları ya da bilirkişiyi etkilememesi ve etki altında bulundurulmaması amacıyla tutuklanmasına karar verilir. Ceza muhakemesinde savunma hakkı kutsal olarak kabul edilmiştir. Savunma hakkı kullandırılmadan hüküm tesis edilemez. Sanığın savunmasının çabuk ve ekonomik alınması için uygulamada sık sık tutuklamaya gidildiği görülmektedir. Gerekçe olarak da yasada ifade edilen subjektif oldukları kuşku götürülmez olan şartlar gösterilmektedir.
Bilgi toplumuna doğru yol aldığımız asırda, bilim ve teknolojinin imkânları kullanılarak tutuklama tedbirine başvurulmama imkânı vardır. Delilleri bilim ve teknolojinin imkânları kullanılarak en erken bir şekilde toplamak mümkündür. Nüfus, sabıka ve diğer şahsî halleri bilgisayar ortamına aktarıp, yargının hizmetine sunulursa aylar süren bürokratik engellemeler ve yazışmalar asgarî süreye indirebilmek mümkündür. Bu takdirde tutukluluk süresi ya kısa olacak ya da hiç olmayacaktır.
Avrupa ülkelerinde tutuklamanın olmayışı ya da tutukluluk süresinin kısa olmasının bu imkânların kullanılmasından kaynaklandığı söylenebilir. Ülkemizde de tutuklu sayısının son yıllarda azalmasının kalkınmışlık oranı ile orantılı olduğunu düşünmekteyiz. Adalet Bakanlığının yayınladığı istatistikler de bunu göstermektedir.(11) Kalkınma beraberinde bir zihniyet değişikliğini de getirmektedir. Ünlü hukukçu Kunter’in de belirttiği gibi, “eski zihniyetin tesirinden kurtulmamış toplumlar ve insanlar bugün de ceza verme isteğiyle sanığı tutuklamaktadırlar”. Sanığı peşinen mahkûm görme alışkanlığının terk edilmesi gerekir.
b. Teminatla salıvermek
Tutuklamanın ağır bir önlem olması ve bu önlemin sonuçlarının başka yollarla hafifletilmek istenilmesi nedeniyle ortaya çıkan bir yoldur.
Ceza Muhakemesi Yasasına göre teminatla salıvermek için her şeyden önce sanığın tutuklanmış olması gerekir. Çünkü CMUK 117’de tevkifine karar verilen kişinin teminatla bırakılacağından bahsetmektedir. Teminatla salıverme de Fransa’ da ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde sanığın tutuklanmasına gerek kalmamaktadır. Bizim yasamızda teminatla salıverme bağımsız bir ceza muhakemesi önlemi değildir. Tutuklamaya bağlı, ancak tutuklama kararı verildikten sonra talep üzerine başvurulan bir önlemdir. Yasamızda da bu yönde değişiklik yapılmalıdır.
Teminatla salıverme kararını hâkim verir. Bunun istisnası yoktur. Teminatla salıvermenin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu düşünülebilir. Çünkü parası olmayan bir sanık için bu yolun kapalı olduğu söylenebilir. Fakat bu yol hâkimin takdirine bağlı olduğu için, hâkim sanığın ekonomik ve sosyal durumunu gözden geçirerek bu kararı verecektir. Ayrıca Anayasa Mahkemesine bu hususta dava açılmıştır. Anayasa Mahkemesi 19.5.1963 tarih 200 esas, 110 karar sayılı kararıyla, “teminatla salıvermede belirlenecek malî külfetin hâkim tarafından takdir ve tayin edileceği, hâkimin takdirini kullanırken sanığın kaçmasını önleyecek bir teminatın hesaba katılması gerekeceğini ileri sürerek davayı reddetmiştir”.
Kanaatimizce teminatla salıverme kurumu ıslah edilmesi, eşitlik ilkesine uygun şekilde değiştirilip yasada ifade edilmelidir. Şöyle ki; teminatla salıvermeyi tutuklamaya bağlı olmaktan çıkarıp, tutuklama olmadan da başvurulabilmeli, yani bağımsız bir önleme tedbiri hâline getirilmelidir. Ayrıca zorunlu müdafi uygulamasında olduğu gibi, parası olmayan, fakir olduğunu belgeleyenler, küçükle temyiz kudretinden yoksun kişilerin teminatlarının oluşturulacak bir fondan karşılanması gerekir. “Adlî Yardım Fonu” adında bir fon kurup, adalet hizmetlerinden devletin kazanmış olduğu paraların bir kısmını bu fona aktarıp, adalet hizmetlerinden yararlanmak isteyip de ekonomik nedenlerle yararlanmayan kimselere bu fondan katkı sağlanmalıdır. (Dava açma, müdafî tutma, adlî denetim, teminat vs. hususlar için) Teminatla salıverme bu şekilde düzenlenmeli, yasada bu şekilde ifade edilmelidir.
c. Adlî kolluk teşkilâtının mutlaka kurulması gerekir
Toplumun düzenini ve güvenini sağlamak amacıyla kolluk kuvvetleri teşkilâtı kurulmuştur. Toplumun düzenini, güvenliğini tehlikelerden koruma görevi kolluğa verilmiştir. Örgütleme ve idarî açıdan kolluk, İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır. Ayrıca suç işlemeyi önlemek de kolluğun görevlerindendir. Kolluğun örgütlenmesinde, genel kolluk olarak polis, özel kolluk olarak da, gümrük, sağlık, toplum, trafik kolluğu dikkat çekmektedir. Ayrıca kırsal kesimlerde kolluk hizmetini yürütmek amacıyla jandarma teşkilâtı kurulmuştur. Eğitim ve özlük hakları bakımından Milli Savunma Bakanlığına, görev ve idarî açıdan İçişleri Bakanlığına bağlıdır.
Yukarıda kısaca izah edilen kolluğun bugünkü yapılanmasının, ceza yargılaması alanında kolluktan yararlanma bakımından yeterli olmadığı görülmektedir. Bu nedenle yalnız ceza yargılaması için görev yapacak olan yeni bir kolluk örgütlenmesine ihtiyaç olduğu muhakkaktır.
“Adlî kolluk” adı altında örgütlenecek olan bu kolluktan ceza yargılamasında büyük faydalar sağlanacaktır. Geçmiş dönemlerde Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan birden ziyade tasarı mevcuttur. Bu taslakların hayata geçirilmesinde büyük faydalar vardır.
Suçu ortaya çıkarma ve kovuşturma görevi savcınındır. Savcı bu görevini ifa ederken büyük ölçüde kolluktan faydalanır, kolluğu kullanır. Uygulamada savcının emri ve denetimi altında olmayan kolluğun bu görevi yerine getiremediği, geç yerine getirdiği görülmektedir. Bu da suç unsurlarının sanıklar ve diğer kişiler tarafından karartıldığı ya da ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Bu nedenle sanık tutuklanmakta ya da tutukluluk süresi epey uzatılmaktadır.
Adlî konularda eğitim almış, savcının emir ve denetimi altında çalışan, idarî ve özlük hakları bakımından, Adalet Bakanlığına bağlı olacak olan uzman bir kolluk, adlî hizmetleri aksatmadan ve zamanında yerine getireceğinden, tutuklama gibi ağır bir tedbire başvurma ihtiyacı ortaya çıkmayacaktır.
Adalet Bakanlığının 1991’de hazırladığı, yapılan eleştiriler nedeniyle 1992 yılında değiştirerek yeniden düzenlediği tasarı adlî kolluğu genel kolluktan ayırmıştır. Buna göre adlî kolluk “soruşturma müfettişleri”, “adlî polis” ve “adlî jandarma”dan oluşacaktır. Bu kolluk Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırlık soruşturmasını yapan Cumhuriyet savcısı veya mahkemenin talebi üzerine Cumhuriyet savcısı tarafından verilecek emirleri, araştırma ve soruşturma işlemlerini yapmak ve diğer adlî işlemleri yapmakla görevlendirilmişlerdir. Hayli detaylı olan bu Tasarı konumuzu fazla ilgilendirmediğinden tümü buraya alınmadı.(12)
d. Hukuk devleti olmanın gerekleri mutlaka yerine getirilmelidir
Hukuk devletinde herkes hukuk karşısında eşit muamele görür. Kişi sanık olsa bile peşinen suçlu olarak ilân edilmez. Yasalar herkes için objektif ve eşit olarak uygulanır. Yapılan işlemler keyfi olmaz. Her işlemin mutlaka bir hukukî gerekçesi olacaktır. Ceza ve ceza yargılamasının temel ilkelerine mümkün olduğu kadar riayet edilir. Sanığın temel hakları vardır, bu haklar çiğnenmez. Kısaca hukuk devleti ilkelerine riayet edildiği zaman, direk olmasa bile dolaylı olarak tutuklama yerine geçecek önlemler üzerinde etkili olacaktır. Yeni hazırlanan CMUK Tasarısı, hukuk devleti olmanın gereklerine uygun nitelikte ve buna uygun düzenlemeler getirmektedir.
e. Tutukluluk süresine bir üst sınır getirilmesi
Tutuklamanın geçici olduğu, ceza muhakemesinin objektif ve adil olması için başvurulan bir tedbir olduğunu unutmamak gerekir. Tutuklama bir cezai müeyyide değildir. Sanığın delilleri karartma şüphesi ile tutuklandığını kabul edersek, deliller en kısa sürede toplanmalı, deliller toplanırken, bilimsel usûl ve yöntemler kullanılmalıdır. Delillerin, toplanmasını asgarî bir süre ile sınırlandırmak gerekir. Bu durumda tutuklama ya hiç olmaz ya da tutukluluk süresi çok kısa olacaktır.
Kaçma şüphesi ile sanığı tutuklamak gerekiyorsa, tutuklama yerine başka tedbirler uygulanabilir. Bunlar daha sonraki paragraflarda ayrıntılı açıklanmıştır.
Ceza Muhakemesi Hukukunda 3842 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikte bu kural değiştirilmiştir. Ayrıca CMUK Tasarısında bu süreler daha belirginleştirilmiş, daha kısaltılmıştır.
f. Yurt dışına çıkış yasağı getirmek
Tutuklama yerine geçecek bir tedbir olarak düşünmek gerekir. Özellikle kaçma şüphesi ile tutuklanan sanıklar için getirilebilir. Bunu da hâkim takdir edecektir. Ceza yargılamasında koruma önlemlerine ilişkin bir kural vardır. “Orantılık ilkesi” ceza yargılaması önlemleri arasında bir seçim yapılırken olayın özelliklerine göre; daha hafif bir önlemin uygulanması ile ceza yargılaması amacına ulaşabilecek olduğundan daha ağır bir önlemin uygulanması yoluna gidilemez. Bu hususta tutuklama ile yurt dışına çıkış yasağı getirmek önlemleri açısından önem taşımaktadır. Bir olayda yurt dışına çıkarmama ile amacına ulaşabildiğinde, daha ağır bir önlem olan tutuklamaya başvurmaya gerek kalmayacaktır.
Mevzuatımızda sadece Pasaport Yasasının 22’nci maddesi bu konuyu düzenlemiştir. Bu da bir ceza yargılaması önlemi olduğu Yasanın düzenleniş şekli ile anlaşılmaktadır. Bu husus CMUK Tasarısı 108’inci maddede sayılan hususlar arasında yoktur. Ama Tasarı takdiri hâkime bıraktığı, uygulamanın çıkacak tüzükle belirleneceğini belirttiğinden ya tüzükte düzenlenmeli ya da yasaya eklenmelidir.
g. Müşahede altına almak
Ceza Muhakemesi Yasasında özellikle cezaî ehliyeti olmayanlar için başvurulan bir yoldur. Sanık için suçluluğu belirlenmeden önce özgürlüğünün hâkim kararıyla sınırlandırılması mümkündür. Tutuklama yerine sanığın müşahede altına alınmasında, sanık için bir ceza yargılaması önlemine başvurulmuş olur.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:42   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

Özellikle sanığın tedavisi gerekli olan bir hastalık ya da bir alışkanlık müptelası ile bu önleme başvurulmalıdır. Sanık suçu bu hastalığın ya da alışkanlığın etkisi ile yapmış olduğu durumlarda başvurulmalıdır.
h. Hâkim tarafından belirlenen bölge sınırları dışına çıkmamak ya da hâkimin belirlediği bölgeye girmemek
Ceza yargılaması önlemleri için getirilen “orantılılık ilkesi” bu önlem için göz önünde bulundurulmalıdır. Tutuklamanın doğuracağı sonuçların ağır olması, tutuklama yerine başvurulacak önlemin, tutuklamada, beklenilen amaca ulaştırması durumunda bu önleme başvurulmalıdır. Sanık bir bölgeden çıkamıyorsa ya da başka bir bölgeye giremiyorsa, tutuklamada beklenilen sonuç gerçekleşmiş ise, tutuklamaya gitmeye gerek yoktur anlamı çıkarılmalıdır. Özellikle kaçma şüphesi altında bulunan sanıklar için gidilmesi gereken bir yoldur. Bu husus CMUK Tasarısında 10/2-1 bentte düzenlenmiştir.
ı. Hâkim tarafından belirlenecek şartlar ve sebepler dışında ikametgahtan ya da hâkimin belirleyeceği ikamet yerinden ayrılmamak.
Ceza yargılaması önlemlerinin amacı, hem suça hem de suç unsurlarına objektif olarak ulaşmak; hem de sanığı el altında bulundurmaktır. Sanık belli bir ikamet yerinde hâkimin izni dışına çıkamıyorsa, kaçma tehlikesi ile delilleri karartma şüphesi ortadan kalkacaktır. Bu nedenle tutuklamaya gerek kalmayacaktır.
i. Hâkim tarafından belirlenecek yerlere gitmek ya da belirlenen yerlere gitmemek
Sanık bazı yerlere gitmekle delilleri karartacak tanıklara, bilirkişilere etki edebilecek ya da mahkemenin denetim ve gözetiminden çıkacaksa o takdirde hâkim sanığı bu yerlere gitmeye men edebilir. Eğer sanık bu yükümlülüğünü ihlal ederse hâkim bu tedbiri alırken sanığa ihtarat yapmalıdır. Bu takdirde sanık gereken özeni gösterecektir.
Bazı yerlere gitmekle de aynı suçlar elde edilebilecek ise, tutuklama yerine sanığı bu yerlere gitmeye zorunlu tutabilir. Hâkimin vereceği bu karar ayrıntılı olmalı, sanık bu yerlere düzenli gittiğini belgelendirmeli ve istediğinde derhâl mahkemeye gelmelidir. Bu yerler sanığın yargılamayı etkilemeyeceği, istenildiğinde mahkemeye gelebileceği ve aynı zamanda eğitim göreceği, çalışacağı veya tedavi göreceği yerlerden olmalıdır.
Sanık belirlenen yer dışına her çıkışta hâkimin izni ve hâkimin belirleyeceği neden ve koşullarda çıkabilmelidir. Acil durumlarda Cumhuriyet savcısı da bu izni verebilmelidir. Bu tedbir yeni CMUK Tasarısında 108’- inci maddenin 2 nci fıkrasının 1, 2, 3 ve 4’üncü bentlerinde sayılmıştır.
k. Hâkimin belirleyeceği makamlara periyodik olarak uğrayıp bilgi vermek
Bu makamlar, apartman yöneticisinden, mahkeme kalemine kadar olan bütün makamlardır. Bu tedbir CMUK Tasarısının 108/2-5’de düzenlenmiştir. Ayrıca 108’inci maddesinin son fıkrasında bu maddenin uygulamasına ilişkin ayrıntılar bir tüzükte belirtilir, denilmiştir. Çıkarılacak tüzükte, sanık apartmanda oturuyorsa apartman yöneticisine, diğer hallerde mahalle ve köy muhtarına orada oturduğunu, bir yere ayrılmadığını düzenli olarak bildirme yükümünü getirmelidir. Sanık bu yükümünü ihlal ettiğinde ilgili mahkemeye derhâl bilgi verilmelidir. Bu bilgi verme işi adlî görev olarak kabul edilmeli, aksi takdirde adlî görevi ihmal söz konusu olacaktır.
l. Hâkimin yetkili kılacağı bütün makamların ve şahısların çağrılarına cevap vermek, meslekî ve diğer faaliyetlerine yapılacak denetimlere rıza göstermek
Tutuklamanın yerine uygulanacak bu tedbir, tutuklama ile elde edilmek istenen bazı sonuçları almaya imkân tanınacak şekilde düzenlenmelidir. Örneğin tutuklunun temyiz kudretine sahip olup olmadığı, şuurunun tetkiki veya aynı zamanda sanık yaralı ise; iş gücünden kalma süresi ve rapor gibi hususlarda sağlık birimlerinin çağrılarına derhâl cevap vermelidir. Tutuklu sanık hemen götürülebilirken, tutuklu olmayan sanık yargılamanın gecikmesine sebebiyet verebilir.
Ayrıca mahkeme kaleminde görülecek işler için de aynı durum söz konusudur.
Sanık suça meslekî faaliyetleri nedeniyle sebep olmuşsa, bu faaliyetlerinin denetimine rıza göstermelidir. Bu suçun bir daha meydana gelmemesi için gerekli özen ve ihtimamı göstermek, hâkimin belirleyeceği kurallara uyma zorunluluğu getirmektir.
m. Hâkimin belirleyeceği makama kimliğini ya da kimlik yerine geçecek bir belgeyi vermek
Bu makam savcılık kalemi olabileceği gibi, karakolda olabilir. Bu husus CMUK Tasarısı 108/2-7’de düzenlenmiş, sanığın bu belgeye dayanarak bir mesleği icra etmek ya da bu belgeyi ve kimliği kullanarak seyahat etmeyi men etmek için başvurmalıdır. Özellikle kaçma şüphesi içinde olan sanıklara uygulanmalıdır.
n. Bütün veya bir kısım araçları kullanmaktan men edilmek
Özellikle suç bu araçların kullanılmasından dolayı meydana gelmiş veya sanık bu araçları kullanarak kaçacak ise bu tedbire başvurulmalıdır. Sanığın araçları kullanmasını önlemek için, araç kullanma ehliyetini sanıktan almak olup bu tedbir de CMUK Tasarısında düzenlenmiştir.
o. Bazı kimselerle görüşmemek, ziyaret etmek ve ilişki kurmaktan men etmek
Siyasî olaylara karışmış sanıklar için başvurulması gereken bir tedbir olmakla beraber, adlî suçlara karışmış sanıklar için de başvurulabilir. Bazı örgütlere, dernek, sendika ve siyasî partilerle, bunların temsilcileri ile görüşmemek, onları ziyaret etmemek gibi düşünülebilir.
p. Bir meslek icrası sırasında veya bir sosyal etkinlik nedeniyle suç işlenmişse, bunları yapmaktan men edilmek
Koruma tedbirine kişinin özgürlüğü ile ekonomik açıdan zor durumda bırakılmayacak şekilde başvurulmalıdır. Bazı etkinlikler kişi özgürlüğünün bir parçasıdır. Sendikal faaliyetler ile siyasî partilerin faaliyetleri engellenecek şekilde başvurulmalıdır. Kişi bu şekilde bir yükümlülük altına girmiş ve yükümlülük kişiyi mahkemeye getiren bir müeyyide olmalıdır.
r. Çek keşide etmeyi yasaklamak, çek defterinin bir yere bırakılmasını sağlamak
Kanaatimizce bu tedbir tutuklamanın yerine değil, sanık tutuksuz yargılandığı durumlarda, yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde başvurulmalıdır. Ticaretle uğraşan itibarlı bir tüccar için son derece olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir tedbirdir.
s. Silah bulundurmamak, taşımamak, mevcut silahları hâkimin belirleyeceği bir yere bırakmak
Tutuksuz yargılanan bir sanığın, karşı tarafı veya tanıkları tehdit etmemek, korkutmamak gibi nedenlerle uygulanacak bir tedbirdir. CMUK Tasarısında da düzenlenmiştir.
t. Ailevî yükümlülüklerini yerine getirmek
Ailevî yükümlülüklerini yerine getirmediği için sanık olan ya da kötü alışkanlıkları nedeniyle bir suçun meydana gelmesine vesile olan bir sanık hakkında tutuklama yerine bu tedbirin uygulanması daha olumlu sonuçların doğmasına neden olacaktır.
v. Tutukluluk kararı verilmeden önce sanığın ya da avukatının savunmasının alınması
Tutuklama, hürriyeti ortadan kaldırıcı gibi ağır bir sonuç yarattığından, sanığın ya da avukatının savunması alınmadan tutukluluk kararı verilmemelidir. Savunma hakkı kutsaldır. Sanığa getirilecek her türlü kısıtlama ve yükümlülükte mutlaka sanığa savunma hakkı verilmelidir. Bu husus CMUK Tasarısında da düzenlenmiştir. Tasarının 116/4 üncü maddesinde bu hususa değinilmiş ve “şüpheli sanık ve avukatları, savunmaları hazırlamak üzere süre isteminde bulunduklarında, tutuklama kararı verilmez. Bu halde şüpheli veya sanığın beş günü aşmayacak bir süre ile tutulmasına karar verebilir. Bu süre içerisinde yeniden çağrılan şüpheli sanık ve avukatları, Cumhuriyet savcısını dinledikten sonra savunmalarını yaparlar ve karar verilir. Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl salıverilir. Tutma süresi tutuklama süresinden indirilir.”
Görüldüğü gibi CMUK Tasarısında da bu hususa değinilmiş ve ayrıntılı düzenlenmiştir.
y. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bünyesinde alınan kararlara uymak
Demokrasi kültürü geliştikçe, hukuk devleti olma yönünde büyük gelişmeler yaşanan Avrupa’da mümkün olduğu kadar insan temel hak ve hürriyetlerine özen gösterilmektedir. Bu bağlamda tutuklama önlemine başvurulmamakta, başvurulduğu takdirde tazminat ödenmektedir. Çünkü suç ve suç unsurlarını, suçluyu ortaya çıkarma, bulma devletin görevidir. Devlet görevini yerine getirirken, özgürlük gibi kutsal bir kavramı yok etmemeli, ortadan kaldırmamalıdır. Anayasa Mahkemesi bu doğrultuda çok sayıda karar vermiş, âdeta şöyle bir içtihat oluşturulmuştur. “Demokratik toplumun gerekleri ile hakkın özü birdir.” Hakkın özüne dokunulduğunda, demokratik toplumun gerekleri ihlal edilmiş olacaktır. Bu nedenle tutuklama önlemine başvurulurken, Avrupa İnsan Hakları Konseyi kararlarına uygun davranmak gerekir.
V. Adlî denetim önlemlerinin asıl cezadan mahsup edilmesi
Tutuklamanın yerine geçen bu önlemler özgürlüğü zedeleyici, kısıtlayıcı ve ortadan kaldırıcı önlemler olduklarından, tutuklamada olduğu gibi sanık suçlu bulunduğu takdirde, sanığa verilecek cezadan düşürülmesi gerekir. Ceza Yargılaması Yasasında tutuklama halinde getirilen mahsup etme ilkesinin, bu önlemler için de geçerli olması gerekir. Adlî denetim ile ilgili bir düzenleme yapılması halinde bu Kanunun da göz önünde bulundurulması hukuk devleti olmanın gereğidir.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar masum kabul edilen sanıklar hakkında adlî denetim önleminin uygulanması, diğer koruma tedbirlerinde olduğu gibi bir cezaî müeyyidesi işlevini görmektedir. Ancak koruma tedbirleri uygulamada bir ceza müeyyidesi işlevini görmektedir. Kişinin çalışma, mesken ve aile durumu üzerinde olumsuz etkisi olacak olan “adlî denetim” önlemi asıl cezadan mahsup edilmelidir. Tutuklamaya alternatif olduğu için, tutuklama için getirilen mahsup sistemi bu önlem için de getirilmelidir.
VI. Adlî denetim önlemlerinin eleştirisi
İzah etmeye çalıştığımız adlî denetim önlemleri tutuklama yerine geçen tedbirler olduklarından, tutuklamadan daha adil ve insan haklarına, temel hak ve hürriyetlere daha az kısıtlama getirdikleri kuşkusuzdur.
Bu tedbirler iki açıdan eleştirilebilir:
Bir kere çok karmaşık ve düzensiz bir denetim mekanizması getirdikleri tartışmasızdır. Zira hâkim bir denetim önlemine hükmettiği zaman, bunun gözetim ve denetlemesinin nasıl olacağı, kimin tarafından yerine getirileceği hususlarını da belirtir. Ama şu var ki, ülkemizde en çok eleştiri alan konulardan birisi de bürokrasidir. Bu, bürokrasi ve kırtasiyeciliği artıracak, içinden çıkılmaz bir hâle getirecektir. Zaten yargılama çok yavaş yürümekte ve gittikçe yavaşlayacaktır. Adlî kolluğun kurulması belki bu hususu biraz düzeltebilecektir. Yargılama makamları denetim ve gözetimi tamamen adlî kolluk eliyle yürütülmesine karar verebilirse, adlî denetimin bu sakıncası giderilecektir.
İkinci husus ekonomik imkânsızlıklar da adlî denetim önlemlerine başvurmayı zorlaştıracaktır. CMUK Tasarısının 121’inci maddesinde sanığa ulaşabilmek için iadeli taahhütlü mektup veya telefon kullanabileceğinden bahsetmektedir. Hâlbuki günümüzde yargı mercileri tebligatlar için pul parası bile bulamamaktadırlar. Ülkemizin ekonomik ve sosyal şartları göz önünde bulundurulduğunda, adlî denetimin bir lüks olmaktan öteye geçmeyeceği kanaatindeyiz. Ayrıca yargı ekonomik olarak güçlendirilmedikçe, Adalet Bakanlığının genel bütçe içerisinde ayrılan payı, Avrupa ülkelerinde ayrılan pay seviyesine çıkarılmadıkça bu tür reformları yapmak hayata geçirmek, yürütmek zor olacaktır.
VII. Sonuç
İnsan Hakları öğretisi geliştikçe, insan hürriyetine ve temel haklarına daha çok önem verilecektir. İnsan hakları öğretisi evrenseldir, temel ve değişmez ilkeleri vardır. Gelişen ve ilerleyen bu öğreti sayesinde ülkelerin pozitif hukuk düzenlemelerinde insan haklarına daha çok riayet ettikleri görülmektedir.
Tutuklama gibi, insan hürriyetini kısıtlayan bir tedbire başvurmadan bir yargılama düzeni kurmanın, artık bir hayal olmaktan çıkması gerekir. Alternatif tedbirlerin ne olduğu hususu bilimsel yollarla araştırılmalı, pozitif hukuk ilkeleri hâline getirilmelidir. Bilim ve teknolojide yaşanan gelişmeler bu alternatif tedbirlerin sayısını arttıracaktır. Bu sistemi yaygınlaştırmak ve uluslararası antlaşmalarla güvence altına almak gerekir. Tutuklamaya göre daha adil ve insan haklarına uygun olan “adlî denetim” yoluna gitmeyi, yani tutuklama yerine bu tedbirleri uygulamayı yasal bir düzenleme ile hukuk sistemimize getirmeliyiz.
Ancak adlî denetim önlemlerinin yasalarda düzenlenmiş olması, temel sorunları ve tutuklamadan doğan olumsuzlukları giderememektedir. Bunun için yargının güçlendirilmesi ve bürokrasinin azaltılması gerekir. Alt yapının oluşturulup hazır hâle getirilmesi gerekir.
KAYNAKÇA
Cihan,Erol-Feridun Yenisey: Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul, 1988 3. Tıpkı Bası
Dönmezer, Sulhi-Ferudun Yenisey: Karşılaştırmalı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu ve 1999 Tasarısı, Gerekçeler, İstanbul, 1999.
Dönmezer, Sulhi-Feridun Yenisey: Karşılaştırmalı Türk Ceza Kanunu ve 1997 Tasarısı, Gerekçeler, İstanbul, 1998.
Erem, Faruk: Ceza Yargılaması Hukuku, basıldığı yer ve yıl yok, Yargıtay Kütüphanesi.
Hakeri, Hakan: Haksız Yakalanan ve Tutuklananlara Tazminat Verilmesi, Ankara, 1999.
Köroğlu, Hasan: Haksız Tutuklama Tazminatı, Ankara, 1996.
Kunter, Nurullah: Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara, 1989, yenileştirilmiş ve geliştirilmiş 9. Baskı
Malkoç, İsmail-Mahmut Güler: Cezada Temel Yasalar, Ankara, 1994.
Tezcan, Durmuş: Türk Hukukunda Haksız Yakalama ve Tutuklama (Önleyici ve Giderici Tedbirler), Ankara, 1989.
Uygun, Oktay: 1982 Anayasası’nda Temel Hak ve Özgürlüklerin Genel Rejimi, İstanbul, 1992.
Ünver, Naci-A.Mümin Kavalalı: Hukukumuzda Yasa Dışı Yakalanan ve Tutuklananlara Tazminat Verilmesi, İstanbul, 1990.
Yurtcan, Erdener: Ceza Yargılaması Hukuku (bazı bölümleri yeniden yazılmış), 7. Baskı, İstanbul, 1998.
Yücel, Mustafa T.:Tutuklama Uluslararası Bir Yaklaşım, Adalet Dergisi, 1988, Yargıtay Kütüphanesi
Yücel, Mustafa T.: Kriminoloji “Suç ve Ceza”, Ankara, 1986.
1995 Değişiklikleriyle T.C. Anayasası: Alfa Basım Yayım Dağıtım Yayınları.

Adalet dergisi sayı 6




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
adli, denetim, giderici, tedbirler, tutuklamayi, ve, önleyici


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557