Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:43   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Tahkim süresi ile ilgili iki yargitay karari üzerine bir inceleme

TAHKİM SÜRESİ İLE İLGİLİ
İKİ YARGITAY KARARI ÜZERİNE BİR İNCELEME

Mustafa SALDIRIM
Samsat C. Savcısı

I. Hakem kararlarının temyizi
1. Genel olarak
Mahkeme veya hakem heyeti tarafından verilen bir hükmün, dava ile ilgili olaylar, ispat konusunda verilen belgeler ve uygulanan kanun hükümleri yönünden doğru olup olmadığının bir defa daha incelenmesi bir zorunluluktur. İşte bu nedenle usul hukukunda kanun yolları adı altında kuralların konulması gerekmiştir.(1)
Temyiz normal kanun yollarından en önemlisidir. Diğer normal kanun yolu olan karar düzeltme, ancak temyiz yoluna gidildikten sonra başvurulabilen temyiz yolunun devamı niteliğinde bir kanun yoludur. Temyiz yolunda hüküm mahkemesinin kararı yalnız hukuka uygunluk bakımından inceleme konusu yapılır. Yani Yargıtay, istinaf mahkemesi gibi bir vakıa, tahkikat ve yargılama mahkemesi değildir. Temyiz yolunda hüküm mahkemesinin kararları denetlenerek hüküm mahkemesine bildirilmiş olan vakıaların usulüne uygun bir şekilde incelenip incelenmediği, özellikle o vakıalara kanunların (hukukun) doğru uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilir.
2. Mahkeme kararlarının temyizi ile hakem kararlarının temyizinin karşılaştırılması
Mahkeme kararları yargısal nitelikte kararlar oldukları için ilâm sahibine pek çok ayrıcalıklar tanınmıştır. Örneğin, ilâma dayanan ihtiyatî haciz istemlerinde teminat aranmaması gibi. Bu ayrıcalıkların sebebi yargı kararlarının hem usul hem de maddî hukuk kurallarına uygun olarak geçirdikleri aşamalar sonucu mahkemeler tarafından verilmiş kararlar olmalarıdır. Bu kararların güvenirliği verildikleri makam ve tâbi oldukları sıkı şartlardan kaynaklanmaktadır.
Oysa hakem kararları tam anlamıyla bir yargı (mahkeme) kararı sayılmazlar.(2) Kanun koyucu bunları mahkeme kararına benzetmeye çalışmış ancak onlarla tam olarak eşit tutmakta çekingen davranmıştır. Hakem kararlarının özel kişilerce verilmeleri, denetimlerinin kamu düzeninin korunması, yargılamanın temel ilkelerine uyulmuş olması kanun ve sözleşmeden doğan haklara karşı girişilecek hilelerin önlenmesi amacıyla sınırlı olması bu çekingen davranışın başlıca sebepleridir. Hakem kararlarında yargı kararlarına oranla tarafların iradelerine bırakılmış bir serbestlik alanı vardır. İşte bu serbestlik alanı ve uyuşmazlığın özel kişilerce çözümlenmesi sebebiyle kanun koyucu hakem kararlarının temyizini farklı bir düzenlemeye tabi tutma gereğini duymuştur.
Kanunumuz, hakem kararlarının temyiz sebeplerini özel olarak ve sınırlı şekilde tayin etmiştir. Bu temyiz sebepleri mahkeme kararlarına ilişkin temyiz sebeplerinden tamamen ayrıdır. Örneğin, mahkeme kararlarında kanuna ve usule aykırılık bir temyiz sebebi olduğu halde (m. 428) hakem kararları bakımından buna benzer temyiz sebepleri öngörülmemiştir.(3) HUMK’un 533’üncü maddesinde “Hakem kararları ancak aşağıdaki hallerde temyizen nakzolunur.” ifadesiyle bu hükmün emredici bir kararter taşıdığı ve anlaşma ile değiştirilemeyeceği anlamı çıkmaktadır.
II. Bir temyiz sebebi olarak tahkim süresi
HUMK’un 529’uncu maddesine göre, “Hakemler ilk içtimalarından itibaren altı ay içinde hüküm vermeye mecburdurlar.” HUMK’un 533’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının 1’inci bendine göre “tahkim süresinin geçmesinden sonra karar verilmiş olması bozma sebebidir.”
Yukarıda belirtilen altı aylık tahkim süresi hakemlerin ilk toplantılarını yapmalarından itibaren hesap edilir. Hakem heyetinin ilk toplantısını yapabilmesi için hakem heyetinin kurulmuş olması gerekir. O halde hakem heyetinin ilk toplantısını yapıp usule dair verdiği ilk kararın tarihi altı aylık tahkim süresinin başlangıcı olacaktır.(4) Fakat taraflar tahkim sözleşmesinde tahkim süresinin başlangıcını daha sonraki bir tarih olarak kararlaştırabilirler.(5) Bir hakemin uyuşmazlığın çözümü için görevlendirilmesi halinde bu hakemin bazı usul işlemlerinin yapılması için ilk tensip kararını verdiği tarih tahkim süresinin başlangıcıdır.
Hakem heyetinin usule ilişkin ilk toplantısından, işi tek hakem görüyorsa ilk tensip kararının verildiği tarihten itibaren altı ay geçtikten sonra tahkim süresi sona erer. Bu süre ancak tarafların mutabakatıyla verdikleri ilave süre veya yetkili mahkemeden alınan ek süre veya tahkim süresini askıya alan ya da durduran kanunî bir durumun meydana gelmesinden, bu kanunî durumun ortadan kalkmasına kadar geçen sürece uzayabilir.(6)
Tahkim süresi kamu düzeni ile ilgili olup hakem kurulunca ve temyiz halinde Yargıtayca resen gözetilmesi gereken bir husustur. Süre geçince tahkim ortadan kalkar (HUMK m. 533/son). HUMK’un 529’uncu maddesi süre uzatımı konusunda taraf iradelerinin egemenliğini, tahkim süresinin açıklığını ve kesinliğini esas almıştır. Bunun nedeni de tahkimin ana ilkelerinden biri olan “çabukluk” ilkesini korunmasıdır. “Çabukluk ilkesi” tahkimi düzenleyen kuralların esaslı prensiplerinden olduğu için bu ilkenin ihlali kamu düzenini bozar. (7)
III. Yargıtay kararları
l. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin (19.05.1995 T.E. 94/2876, K. 94/164 sayılı) kararının incelenmesi(8)
A. Kararın metni
Özet: İstisnai bir yol olan tahkimin amaçlarından biri çekişmenin kısa sürede halledilmesidir.
Hakem heyetinin, delillerin toplanması ve başvurulduğunda bilirkişilerde geçecek inceleme süresi diye belirlediği süreler muayyen olmadığından, taraflarca benimsense de, kamu düzenine ilişkin altı aylık karar verme süresini uzatamaz.
Bu süre ancak taraflarca ya da mahkemece belli bir süre uzatılabilir. (1086 s. HUMK, m. 525, 529)
“Davacı օ İnşaat, Makine ve Enerji Taahhüt ve Ticaret A.Ş. ile davalı TEK Genel Müdürlüğü arasında çıkan anlaşmazlığın çözümlenmesi için seçilen hakem kurulu tarafından verilen 29.04.1994 tarihli karar, taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili duruşma istemiş ve dosya Ankara l. Ticaret Mahkemesince 31.05.1994 T., 1993/1533 sayılı yazı ile gönderilmiş olmakla; dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü.
Yanlar arasındaki 31.07.1979 günlü eser sözleşmesinin 40’ıncı maddesinde yer alan tahkim şartına dayanan davacı yüklenici, 12.02.1991 tarihli ihbarıyla aralarında çıkan uyuşmazlığın tahkim yoluyla hali için kendi seçtiği hakemini karşı tarafa bildirmiş, o taraftan da kendi hakemini seçmesini istemiştir. İş sahibi davalının uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümüne karşı çıkması üzerine açılan dava ve karşı dava sonucunda bu yola başvurulmasının yerinde olduğu kabul edilmiş ve davalının seçmesi gereken hakem mahkemece seçilmiş, bir araya gelen iki hakemin üçüncü hakemi seçmesi ile teşekkül eden tahkim kurulu 11.11.1991 gününde ilk toplantısını yapmıştır. Süre gelen uygulama ve kararlılık kazanan Yargıtay inançları gereğince tahkim süresinin başlangıcı bu tarihtir. Hakemlerin 08.07.1992 günlü 8’inci oturumunda tahkim süresinin bu tarih yerine daha sonraki bir tarihte başladığına dair karar yasada öngörülen tahkim süresini dolaylı biçimde uzatmış olacağından geçerli değildir.
Öte yandan ilk toplantıda yapılan tensibin 6 ve 10’uncu bendinde kanıtların toplanması için yanlarca verilecek sürelerle, başvurulduğunda bilirkişide geçecek sürenin tahkim süresine eklenmesine dair kararın daha sonra yanlarca benimsenmiş olması ile tahkim süresinin uzatılması da olanaksızdır. Zira hakem heyetince kararlaştırılan ve yanlarca kabul edilen bu süreler “belli” süre sayılmaz. Muayyen olmayan süreyle yasal sürenin uzatılmasına gidilerek bu sürenin belirsiz hâle getirilmesi yasaya ve tahkimin amacına aykırıdır.
Yasada öngörülen altı aylık sürenin bitim tarihi ilk oturuma göre 11.05.1992’dir. Bu tarihten önce yanlarca ya da mahkemece “belli” olan bu süreyle bu müddet uzatılmadığı hallerde kararın anılan süre içerisinde verilmesi “mecburidir” (HUMK m. 529). Aksi halde yapılan cümle işlemler batıldır.
Kaldı ki hakemlerce kabul edildiği şekliyle dahi kararın en geç 23.01.1993 tarihinde verilmiş olması gerekir. Oysa 12.07.1993 günlü 16’ncı oturumda -zaten bitmiş olan- sürenin yanlarca uzatılmış olmasına ve bunun sonuçlarına bağlı kalınarak karar 29.04.1994 tarihinde verilmiştir. Tahkim istisnai bir yoldur. İşlevleri arasında öncelikli olanı, çekişmenin kısa bir sürede halledilmesidir. Bunun içindir ki altı ay olarak öngörülen yasal süreye uyulmamasının sonuçlarının ne olacağı ve bu sürenin ne şekilde uzatılabileceği yasada hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ve açık-seçik gösterilmiştir. Her haliyle süresinde karar verilemediği gerçektir. Hakemlerin yetkisi süre ile sınırlı olmakla uyuşmazlığın artık mahkemece çözümü gerekeceğinden ve süre taşıldığında işlemler batıl sayıldığından, yanların daha sonra -zaten sona ermiş- süreyi uzatması ve bu sebeple batıl olan işlemlere geçerlilik tanınması düşünülümez.
“Davacı, 12.02.1991 tarihinde çekişmeyi tahkim yoluyla yargı önüne getirmiş, ilk toplantı 11.11.1991’de yapılmak suretiyle tahkim kurulu en geç bu tarihte işe el koymuş iken, karar ancak 29.04.1994 tarihinde verilmiş olmakla tahkimin amacından uzaklaşılmıştır. Anılan süre kamu düzenine ilişkin olmakla kararın süresi içinde verilip verilmediğinin doğrudan göz önünde bulundurulması zorunludur. Kararın bu süre içinde verilmediği açıklanan nedenlerle kabul edildiğine göre sair hususlar incelenmeksizin kararın bu yönüyle ve HUMK’un 533’üncü maddesinin 1’inci bendi uyarınca bozulması gerekir.”
B. Kararın incelenecek yönlerinin özeti
Uyuşmazlığa konu olan olayda üç kişilik hakem kurulu usule dair ilk toplantısını 11.11.1991 tarihinde yapmıştır. Hakemlerce 8.7.1992 günlü oturumunda tahkim süresinin bu tarih (11.11.1991) yerine daha sonraki bir tarihte başladığına karar verilmiştir.
Öte yandan ilk toplantıda yapılan tensipte delillerin gösterilmesi için taraflara verilecek sürelerle bilirkişi incelemesi yaptırılması için geçecek sürenin tahkim süresine eklenmesine ilişkin verilen karara taraflar muvafakat etmişlerdir. Karara göre “taraflar bile tahkim süresinin üçüncü kişinin iradesine bağlı olarak belirsiz bir süre için uzatılmasını kararlaştıramazlar. Aksi halde “çabukluk ilkesi” zedelenebilir ve bu durum tarafların tahkim süresini belirlemeye ilişkin haklarından feragat etmeleri anlamına gelebilir. Bu ise HUMK’un 529’uncu maddesinin emrediciliği ve kamu düzeni ile ilgisi olmasıyla bağdaşmaz.”
Tahkim süresinin başladığı 11.11.1991 tarihinden itibaren altı ay geçtikten sonra hakemlerin yetkisinin sona ermesi, sürenin geçirilmesinden dolayı yapılan tüm işlemlerin batıl olması ve zaten sona ermiş olan bir sürenin tarafların muvafakatlarıyla da olsa uzatılmasının mümkün olmadığı belirtilerek öncelikle hakem kararı bu yönden bozulmuştur. Ayrıca karara göre bilirkişi incelemesi için harcanan süreyle tarafların delillerini ibraz etmeleri için tanınan sürenin tahkim süresine eklenmesine dair hakemlerce verilen ara kararı, tarafların rızaları olsa bile tahkim süresini belirsiz bir süre uzattığı için geçerli değildir. Hakemlerin bu durumda yasal süre içerisinde karar vermeleri gerekir.
C. Kararın incelenmesi
Hakem kurulunun 11.11.1991 tarihinde ilk toplantısını yapmış olması nedeniyle yerleşik yargı kararları ve doktriner görüşlere göre tahkim süresi bu tarihten itibaren başlamıştır. O halde tahkim süresi 11.05.1992 tarihinde sona ermiştir. Tahkim süresinin bitmesinden sonra yetkisiz kalan hakemlerin tahkim süresinin başlangıcını ileri bir tarihe almak suretiyle tahkimi geçerli kılmaları mümkün değildir. Çünkü bu durum hakemlerin dolaylı yoldan tahkim süresini uzatmaları anlamına gelir. Hakemlerin tahkim süresi bitmeden de olsa tahkim süresini uzatma yetkileri olmadığı gibi sürenin uzatılması için mahkemeye bile başvuramazlar.(9) Bu yetki münhasıran taraflara aittir. (HUMK m. 529).
Taraflar da ancak tahkim süresi bitmeden önce bu süreyi uzatabilirler. Tahkim süresinin sona ermesiyle yapılan tüm işlemler batıl olacağından taraflar tahkim süresinin bitmesinden sonra geçmişe yönelik olarak tahkim süresini uzatamazlar. Uyuşmazlığın hakemlerce çözülmesini istiyorlarsa ancak yeni bir tahkim anlaşması yaparak bunu sağlayabilirler. Bu hususun bozma sebebi yapılması isabetlidir.
Bilirkişi incelemesi ve tarafların delillerini ibraz etmeleri için harcanan sürenin tahkim süresine ekleneceğine ilişkin ara kararların taraflarca kabul edilmiş olması halinde tahkim süresinin belirsiz bir süre uzamış sayılacağına ve bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ilişkin görüş kısmen isabetlidir. Gerçekten de kanıtların toplanması için taraflara ne kadar süre verileceği önceden bilinemeyeceği gibi bu konuyla ilgili HUMK’ta da belirli bir süre öngörülmemiştir (HUMK m. 217/2). Fakat bilirkişi incelemesi sırasında geçecek sürenin tahkim süresine eklenmesine dair taraflarca yapılan bir anlaşmanın tahkim süresini belirsiz bir şekilde uzattığı görüşüne katılmıyoruz. Çünkü delilere ilişkin HUMK’ta yer alan düzenlemeler tahkimde de uygulanır (HUMK m. 526). HUMK’un 281’inci maddesinin 3’üncü fıkrasına göre bilirkişiye verilecek süre üç ayı geçemez. Dolayısıyla tahkim süresinin uzatılmasında açık ve yazılı olmak koşuluyla azamî ve asgarî bir sınır olmadığı için tahkim süresine üç ay eklendiğinin kabulü gerekir.(10) Tarafların veya üçüncü bir kişinin iradesine göre değil de kanunda düzenlenmiş olması nedeniyle belirlenebilir bir sürenin “belli bir süre” olarak değerlendirilmesi gerekir. Kanundan dolayı belirlenebilir bir sürenin muayyen bir süre olmadığı kabul edilemez. Yalnız burada da sürenin hakemler tarafından değil, taraflarca uzatılması gerekir. Bu sebeple ikinci bozma nedeninin gerekçesine bu açıdan katılmamaktayız.
2. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin (02.07.1997 T., E. 97/2567, K. 97/3420 sayılı) Kararı (11)
A. Kararın tam metni
Özet: Tahkim süresi, kamu düzeni gereği altı ayla sınırlandırılmamış olsa, hak sahipleri dava uzadığı sürece, tabiî hâkime müracaat edemezler. Bu bakımdan taraflar isterlerse bu süreyi kısaltabilirler.
Hakem, belirlenen tahkim süresi içinde karar vermezse, yaptığı bütün işlemler geçersiz olduğundan uyuşmazlığın mahkemede çözümü gerekir. (1086 s. HUMK, m. 516, 529, 533/1)
“Davacı T … Müh. Mim. İnş. Ltd. Şti. ile davalı Ü … Müşavirlik Müh. A.Ş. arasında çıkan anlaşmazlığın çözülmesi için seçilen hakem kurulu tarafından verilen 03.04.1997 tarihli kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve dosya, Ankara Asliye Birinci Ticaret Mahkemesince 14.05.1997 T. ve 1997/421 sayılı yazı ile gönderilmiş olmakla temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği konuşulup düşünüldü:
HUMK’un 529’uncu maddesi uyarınca hakemler, ilk içtimalarından itibaren altı ay içinde karar vermeye mecbur olup, aksi halde yapılan muameleler batıl olduğundan, uyuşmazlığın yetkili mahkemelerce çözümlenmesi gerekir. Bu müddet, ancak iki tarafında açık ve yazılı muvafakatlarıyla veya mahkeme başkanının veya hâkimin kararıyla uzatılabilir. Bu madde ile tahkimde sür’atin sağlanması amaçlanmıştır.
Tahkim davalarının belli bir süreyle bağlı olması, kamu düzenini ilgilendirir. Zira, davanın herhangi bir süre ile sınırlandırılmamış olması halinde hak sahipleri dava uzadığı sürece tabiî hâkime müracaat imkanını elde edemezler.
HUMK’un 529’uncu maddesinde belirtilen altı aylık süre kanunun öngördüğü tahkim süresidir. Tahkim usulünde taraflara tanınan irade serbestisi çerçevesinde bu sürenin sözleşmede daha kısa tutulması mümkündür.
Taraflar arasında 27.02.1996 tarihinde düzenlenen tutanakta uyuşmazlığın sonuçlandırılması için Mak.Y.Müh. (S.S.) hakem tayin edilmiş ve hakeme 30 günlük süre verilmiştir. Böylece taraflar HUMK’un 529’uncu maddesinde öngörülen altı aylık süreyi kısaltmışlardır. Buna karşılık hakem kararı, verilen sürenin geçmesinden çok sonra 03.02.1997 tarihinde verilmiştir.
Böylece hakem kararı, tahkim süresinin bitmesinden sonra verilmiş olduğundan taraflar arasındaki tahkim koşulu ortadan kalkacağı için hakem yetkisiz hâle geleceğinden hakemce yapılan işlemler ve verilen karar geçersiz olup, uyuşmazlığın hakemde değil, mahkemede halli gerekir. Hakem kararı bu nedenle bozulmalıdır.”
B. Kararın incelenecek yönlerin özeti
Uyuşmazlığa konu olayda taraflar tahkim süresini altı aydan daha kısa bir süre (30 gün) olarak kararlaştırmışlar ancak hakem bu 30 günlük sürenin geçmesinden sonra karar vermiştir. Karara göre tahkime taraf iradeleri egemen olduğu için taraflar altı aylık tahkim süresini kısaltabilirler. Bu sürenin aşılması ile hakem yetkisiz hâle gelir, yapılan işlemler ve hakem kararı geçersiz olur.
Tahkim süresi, işi tek hakem görüyorsa ilk tensip kararının verildiği tarihten itibaren başlar. Kararda ilk tensip tarihinin ne olduğu belirtilmemiş, sadece taraflar arasında hakem tayinine ilişkin 27.12.1996 tarihli tutanaktan söz edilmiştir. Kanımca tahkim süresi ile ilgili bir Yargıtay kararında tahkim süresinin başlangıç tarihinin açık bir şekilde belirtilmemiş olması büyük bir eksikliktir. Bu nedenle kararda tahkim süresinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı şüphelidir.
Kısaca özetlemek gerekirse bu kararda altı aylık tahkim süresinin tarafların anlaşmalarıyla kısaltılabileceği ve bu süreye uyulmamasının bozma sebebi olduğu sonucuna varılmıştır.
C. Kararın incelenmesi
Öğretide(12) ve uygulamada(13) tarafların anlaşmalarıyla kanunen tayin edilen altı aylık tahkim süresinin kısaltılabileceği kabul edilmektedir. Yargıtayda bu görüş doğrultusunda hakemin tarafların belirlediği tahkim süresine uymamasını bozma nedeni yapmıştır. Kararda tahkim süresinin başlangıç tarihinin doğru tespit edilip edilmediği husususunda yukarıda belirttiğimiz şüphemiz saklı kalmak kaydıyla Yargıtayın bu görüşü somut olaya doğru bir şekilde uyguladığını söyleyebiliriz.
Ancak kanımızca her ne kadar öğretide ve uygulamada kanunen tayin edilen altı aylık tahkim süresinin taraflarca kısaltılabileceği kabul edilmekteyse de bu görüşü şüpheyle karşılamak gerekir. Çünkü HUMK’un 529’uncu maddesi kamu düzeni ile ilgili ve emredici bir hükümdür.(14) Zaten HUMK’daki hükümlerin birkaç istisna dışında tamamı emredicidir. Bu nedenle öncelikle söz konusu 529’uncu maddenin lafzının iyi anlaşılması gerekir. Bu maddeye göre “Hakemler ilk içtimalarından itibaren altı ay zarfında hüküm vermeye mecburdurlar. Aksi hâlde yapılan işlemler batıl olup (m. 533,1) münazaa selahiyettar mahkemece halledilir. Bu müddet ancak iki tarafın sarih ve tahriri muvafakatleriyle veya mahkeme reisinin veyahut hâkimin kararıyla temdit olunabilir.” Açıkça anlaşılacağı üzere maddede kanunen tayin edilen altı aylık sürenin ne şekilde uzatılabileceği belirtilmiş bu sürenin kısaltılmasına ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir. Bu hükme uyulmamasının yaptırımıda HUMK’un 533’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının 1’inci bendinde belirtilmiştir. Bu hükme göre “Tahkim müddetinin inkızasından sonra karar verilmiş olması” bozma sebebidir. Burada sözü geçen tahkim müddetinin 529’uncu maddede düzenlenen (kanunen altı ay olan veya altı aylık kanunî müddetin uzatılmasına ilişkin olan) tahkim müddeti olduğundan şüphe etmemek gerekir. Çünkü HUMK’un başka bir maddesinde veya herhangi başka bir kanunda tahkim süresine ilişkin bir düzenleme yoktur. O halde HUMK’un 529’uncu maddesinin ve 533’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının 1’inci bendinin lafzi yorumundan altı aylık tahkim süresinin kısaltılabileceğine dair bir sonuç çıkarmak mümkün değildir. Hatta 529’uncu maddenin açıkca tahkim süresinin uzatılmasını düzenleyip bu sürenin kısaltılmasına ilişkin bir ifadeye yer vermemesi anlamlı bir susma olarak değerlendirilip hükmün mefhum-u muhalifinden (karşıt kavram kanıtından) hareketle tahkim süresinin kısaltılmasının olanaksız olduğu sonucuna ulaşılabilir.
Gerek incelememize konu Yargıtay kararında gerekse de öğretide(15) tahkime taraf iradelerinin hakim olduğu ve irade serbestisi çerçevesinde tahkim süresinin kısaltılabileceği kabul edilmektedir. İrade serbestisi ilkesi gereğince tahkime taraf iradelerinin hakim olması tahkimin borçlar hukukuna (maddî hukuka) ilişkin konuları için BK’nın 19 ve 20’inci maddeleri çerçevesinde mutlak bir ilke olarak kabul edilebilir. Ancak usul hukuku ile ilgili konularda da bu ilkenin geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir. Zaten kararda HUMK’un 529’uncu maddesinin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve tarafların anlaşmalarıyla da olsa bu hükmün bertaraf edilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle kanunen tayin edilen 6 aylık tahkim süresinin HUMK’un 529’uncu maddesinin emredici karakteri nedeniyle kısaltılmasının mümkün olmadığı kanısındayız.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
bir, iki, ile, ilgili, inceleme, karari, süresi, tahkim, yargitay, Üzerine


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557