Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:46   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Ceza muhukamesi hukukunda tanikliktan çekinme hakki

CEZA MUHUKAMESİ HUKUKUNDA
TANIKLIKTAN ÇEKİNME HAKKI

Cengiz OTACI Kınık Hâkimi

Giriş, tanım
Tanık, beş duyusu ile elde ettiği gözlemlerini hâkime anlatan kişidir.(1) Ceza muhakemesi içinde tanık beyanları, hâkimin olayı aydınlatma ödevinin yerine getirilmesi için başvurulan ispat vasıtalarından birisidir. Hukuk davalarında, tanık beyanları belli sınırlar içinde kabul edildiği halde ceza muhakemesinde böyle bir kaydın olmadığı hemen göze çarpan bir durumdur.
Maddî gerçeği araştırıp olayı aydınlatmakla görevli olan ceza muhakemesi, hukuka aykırı olmayan her şeyi delil olarak kullanır. Başka bir deyişle, ceza muhakemesinde delil serbestliği ilkesi vardır.(2) Tanık beyanları da maddî gerçeğe ulaşmak için serbestçe taktir edilen delillerdendir. Fakat, tabiatı icabı tanık beyanı, delil olma açısından zayıftır. Sanığın mahkûmiyeti için hâkimde tam kanaatin oluşması esas olduğundan tanık beyanları bu kanaati tek başına sağlamaya yetmez. Gerçekten de tanıkların sayısının birden fazla olması, dinlenmeden önce yemin etmeleri tanık beyanının bu niteliğini değiştirmez.(3)
Tanık, usulüne uygun olarak yapılan davet üzerine mahkemenin gösterdiği yer ve saatde orada bulunmaya mecburdur. Biraz sonra göreceğimiz tanıklıktan çekinme hakkı olanlarda böyle bir çağrıya uymakla, mükelleftir. Tanık, müşahhas hadise için yapmış olduğu beyanını şahsı hususunda verdiği bilgiler de dahil olmak üzere yemin ile teyit eder(4) (CMUK 57).
Tanıklık toplumsal bir vazifedir. Her medenî toplum mensubu olan kişi bu toplumsal vazifeyi yerine getirmekle mükelleftir.(5) Tanıklık aynı zamanda devlete karşı ifası gerekli bir vazifedir. Tanık olma sıfatına sahip herkes bu görevi yerine getirmelidir. İleride göreceğimiz gibi kanunda ayrık tutulan durumlar hariç, yabancılar dahi bu vazifeden hariç tutulmamıştır. Kanunda kimlerin tanıklıktan muaf tutulacağı tek tek sayılmıştır. (CMUK md. 47, 48, 49 ve 50). Bunların dışındaki kimseler tanıklık yapmama durumunda müeyyideye tabi tutulmuştur (CMUK md. 46 ve 63).
Tanıklık tanığa, yapacağı işin mahiyeti icabı bazı vazifeler yükler. Çağırıldığında adlî makamlara gitmek, tanıklık etmek, doğruyu söylemek bunlardandır.(6)
II. Tanıklıktan çekinme hakkının tarihi gelişimi
A. Roma hukukunda: Roma hukukunda bazı kişilerin tanıklıktan çekinme hakkı olduğu kabul edilmekteydi. Roma hukukuna hâkim olan aile ve hukuk münasebetleri, akrabalar arasında arzu hilafına bir kimsenin tanıklık yapmaya zorlanamayacağı sonucunu doğurmuştu. Pendeklerde de ne kadar uzak olursa olsun usul ve füruu, eşler ve akrabalar arzuları hilafına şahit olarak dinlenmemekteydi. Hatta bu hususta nişanlı olmak dahi çekinme için yeterli sebep sayılıyordu. Corpus Iurus da baba ile evlât arasında şahitlik yapılamayacağı kabul edilmişti.(7)
B. İslam hukukunda: Önder’e göre İslam hukukuna göre usul-füruu ve akrabalar arasında tanıklık yapmaya mani bir durum yoktur.(8) Mecelle ise Önder’in görüşünün aksine kimlerin tanıklık yapamayacağı açıkça belirtilmiştir.(9) Mecelle’nin 1700-1705 maddeleri arasında kimlerin hangi durumlarda tanıklık yapamayacakları açıkça belirtilmiştir. Buna göre davada menfaati bulunan tanıklar, usul ve füruun lehteki tanıklığı, karı ve kocanın birbiri lehine tanıklığı, bir kimsenin kendi lehine tanıklığı, sanık ile aralarında husumet bulunan kimsenin tanıklığı, dilsizin ve körün tanıklığı, işçi-işveren ve benzeri durumda bulunan kişilerin birbiri lehine tanıklığı, çocukların tanıklığı kabul edilmemektedir.
Görüldüğü gibi İslam hukuku CMUK’a göre çekinme hakkına sahip olan ancak bu haklarını kullanmayan tanıkların bir kısmını, tanıklık yapamayacak kimselerden saymıştır.
III. CMUK’tan kaynaklanan tanıklıktan çekinme hakkı
Ceza yargılamasında tanıklıktan çekinme hakkı temel olarak CMUK’da düzenlenmiş olsa bile devletler hukukundan kaynaklanan tanıklıktan çekinme hakkı da vardır. Bu ayırımı gözeterek konuyu iki başlık altında ele almayı uygun gördük.
Tanıklık yapmaktan çekinme hakkı, “tanık” olanlara tanınmış bir hak olduğuna göre evvela ceza yargılamasında kimlerin tanık olabileceklerinin irdelenmesi lazımdır.
Ceza yargılamasında kural olarak her üçüncü kişi tanıklık yapabilir. Tanığın çocuk, hasta, yaşlı, sanığın/müdahilin ya da müştekinin yakın akrabası olması hatta düşmanı, işçisi olması, tanığın kötü şöhret sahibi olması, yalan tanıklıktan hüküm giymiş olması tanıklığa engel değildir.(10)
Davaya bakan hâkim, savcı, şahsî davacı, sanık tanıklık yapamaz.(11) Fakat maddî gerçeğin bulunmasında hâkimin aydınlatma görevine yardım etmek için tanık sıfatına sahip hâkim savcı gibi kişilerin tanıklık etmelerinin tercih edilmesi gerekir. Çünkü davaya bakacak başka hâkim savcı bulmak mümkünken aynı davada tanık bulmak her zaman mümkün olmayabilir.
Ceza hukukunda Informant denilen ve muayyen suçların işlendiği bilinen veya tahmin edilen yerlerde bulunupda kural olarak belli bir menfaat karşılığında işlendiği ya da işlenmekte olduğu ileri sürülen suçlarla ilgili bilgi ve belgeleri kovuşturma makamlarına aktaran kişilerde hukuken tanık sayılır.(12) Gizli soruşturmacının da tanık olarak kabulü mümkün olunca(13) Informant’ın tanık olarak kabulü kaçınılmaz olur.
Almanya’da tanıklıktan çekinme hakkına haiz kişilerin listesi bize göre daha geniştir.(14) Önder Me’haz Kanununa göre ruhanî şahısların bizim CMUK’umuzda sayılmayışını eksiklik olarak görmektedir. Alman CMUK’u 53 üncü maddede “din adamları bu sıfatları dolayısıyla kendilerine söylenilenler ve öğrendikleri hakkında tanıklıktan çekinebilirler” derken Hristiyanlıkta geçerli olan günah çıkartma esasında din adamının öğrendiği bilgileri nazara almaktadır. Her ne kadar ülkemizde Hristiyan vatandaşların yaşadığı bir gerçekse de, bu dinin mensuplarına mahsus bir düzenleme yapılması laiklik ilkesiyle çelişecektir. Buna karşın vatandaşımız olan Hristiyan din adamlarından, kendilerine dini gerekçelerle verilen sırları açığa vurmalarını istemek din ve vicdan hürriyetine müdahale sayılabilir.
1. Akrabalıktan kaynaklanan tanıklıktan çekinme hakkı (CMUK md. 47)
Kanunumuz, ceza muhakemesi hukukunun tarihi gelişimi sonucu vardığı, akrabalık nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkını kabulle, aile bütünlüğünün korunmasına özen göstermiş, sanığın lehine ya da aleyhine tanıklık yapmayı bu kişilerin vicdanına bırakmış, onlara seçimlik bir hak tanımıştır.(15)
CMUK 47’de belirtilen tanıklıktan çekinme hakkı, Anayasanın 38‘inci maddesinden kaynaklanan bir haktır. Gerçektende anılan maddeye göre hiç kimse kendisinin kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Tanığın, sonradan, sanıkla yakınlık tesis etmesi (evlenmesi, nişanlanması vs) ve CMUK 47’nci maddesi gereğince evvelki verdiği ifadenin delil olarak kabul edilmemesinin istenmesi durumunda kanaatimizce suç tarihindeki akrabalık durumu esas alınarak talep reddedilmelidir.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda sanıklardan birisinin yakınının olaya tanık olması ve tanıklıktan çekinmesi durumunda bu talep, suçun bölünememesi, eylemde maddî birlik olması durumunda diğer sanıklar lehine de kabul edilmelidir. Aksi durumda tanıklıktan çekinme hali kabul edilemez.(16)
Ancak tanıklıktan çekinen kişinin yakını olan sanığın cezalandırılması ihtimalinin kalktığı durumlarda (sanığın ölmesi, beraat etmesi, suçun zaman aşımına uğraması vs.) tanığın tanıklıktan çekinme hakkı kalkar.(17)
CMUK 47’de sayılan kişiler dinlenmeden önce kendilerine tanıklıktan çekinme hakları olduğu bildirilir. Bundan sonra tanık isterse tanıklık eder, istemezse tanıklık etmez.
Maddede anılan kişilerin tanıklık etmemeleri mutlaktır. O kadar ki bu kişiler önceden tanıklık yapmış olsalar bile tanıklıktan vazgeçebilirler. Duruşmada tanıklıktan çekinme hakkını kullanan tanığın evvelki duruşmada verdiği beyanlar bu duruşmada okunmaz (CMUK 245). Duruşma evvelinde vermiş oldukları beyanlar da bu şekilde değerlendirilebilir.(18) Tanıklıktan çekinme hakkı olan tanığa bu hakkın hatırlatılmaması bozma sebebidir. Tanıklıktan çekinenin yakınlık derecesinin belirtilmemiş olması da aynı şekilde bozma sebebi teşkil eder.(19)
Tanıklıktan çekinme hakkı olanlar bu haklarını kullanmadıkları zaman tanıklıklarının yeminle teyit edilip edilmemesine hâkim karar verir. Hâkim yemin ettirmek istediğinde bunlar bu yeminden de çekinebilirler. Hâkim yeminden çekinme hakları olduğunu dahi bildirmelidir (CMUK 53).
Tanığa tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılırken tanığın bu hakkının niteliğini anlayabilecek zihni olgunluğa erişip erişmediği konusunda tereddüde düşülürse kanunî temsilcilerinin muvafakatı alınmalıdır. Tanık velayet altında ise bu konudaki kararı ana-baba birlikte verir. Şayet bunlardan birisi küçüğe karşı suç işlemekten sanıksa bu hakkı diğeri kullanır.(20)
Anılan kanun hükmüne göre şu kimseler tanıklıktan çekinebilirler.
a. Sanığın nişanlısı,
b. Sanıkla evlilik bağı kalmamış olsa bile karısı veya kocası,
c. Sanığın nesepten veya sebepten usül ve füruu yahut üçüncü dereceye kadar (üçüncü derece dahil) nesepten veya kendisiyle sıhriyet hasıl olan evlilik bağı kalmasa bile ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sebepten civar hısımları ve sanık ile aralarında evlâtlık bağı olanlar.
Yukarıda sayılan ve aşağıda da açıklanacak olan kavramlar şüphesiz ki medenî hukuk alanına giren kavramlar olduğuna göre, tespitleri de medenî hukuk kurallarına ya da şartları oluştuğu taktirde Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre çözülecektir.
a. Nişanlılık: İtalyan ve Avusturya CMUK’una göre nişanlılık, tanığa çekinme hakkı vermez.(21)
MK’da nişanlılığın şekil şartı yoktur. Nişanlılığın tespitinde örfe göre hareket etmek uygun olacaktır.
b. Evlilik: Hukukî anlamda evliliğin varlığı ya da yokluğu şüphesiz ki MK kriterlerine göre tespit edilecektir.
Mutlak butlanla malül olsa bile evlilik MK 124/2’ye göre iptal edilene kadar normal bir evliliğin hüküm ve sonuçlarını taşıyacaktır. Bu açıdan mutlak butlanla malül bir evliliğin tarafları da tanıklıktan çekinme hakkını kullanabilecektir.(22)
Evliliğin yok hükmünde olduğu durumlarda tarafların çekinme hakkından bahsedilemez. Çünkü ortada hukukun tanıdığı bir evlilik yoktur.(23)
CMUK 47 maddede “evlilik bağı kalmasa bile …” tabiri hem mutlak butlanla sakatlandığı için iptal edilen hem de boşanma yoluyla son verilen evlilik ilişkilerini kapsar. Kanaatimizce “evlilik birliği kalmasa bile…” tabiri ileriye doğru makul bir süre için kabul edilmelidir. Sanıkla boşanalı 20 yıl olmuş bir eşin tanıklıktan çekinme hakkının olduğunu kabul etmenin pek doğru olmaması gerekir.
İmam nikahlı eşlerin tanıklıktan çekinme hakkının olup olmadığı doktrinde tartışılan bir konudur. Doktrinde Önder, Feyzioğlu ve Erem imam nikahlı eşin tanıklıktan çekinme hakkı olmadığı, Kunter ise imam nikahlı eşin bu hakkı sahip olduğu görüşündedir.(24) Kaymaz doktrindeki görüşleri anlatmakta fakat kendi görüşünü açıkça ifade etmemektedir. Kaymaz sorunun çözümünün güçlüğüne işaretle imam nikahlı eşe bu hakkın verilmesinin de verilmemesinin de sakıncaları olduğunu belirtmektedir.
Gerçektende imam nikahlı eşin tanıklıktan çekinme hakkının olup olmadığı sorunu karmaşık bir sorundur.
CMUK’un 47’nci maddesi gerekçesinde “…maddeden gösterilen şahıslar birinci hısımlardır ki bunlar sanığın yakın akrabasından ibarettir. Sanığın bir ceza mahkûmiyetine uğramaktan kurtulmasından başka bir şey düşünmeyecek olan bu şahısların akrabalarından olan maznun aleyhine tamamıyla sadık ve mevsuk surette şehadette bulunmalarını talep etmek her türlü bi taraf hisleri selbe kafi, tabiat kanunu hilafına bir hareket olup…”(25) denmektedir. Böylesine geniş anlamaya müsait bir gerekçe karşısında evliliği resmî nikah yorumlamak sanık aleyhine neticeler doğurabilir.(26)
İmam nikahlı eşin tanıklıktan çekinme hakkının olmaması gerektiği görüşünü savunanlar resmî nikahtan önce imam nikahı yapmanın TCK’nın 237’nci maddesine göre suç olduğu, suç olan bir fiilin, failine tanıklıktan çekinme hakkı veremeyeceği ve imam nikahının nişanlılık ile kıyasının mümkün olmadığı noktalarından hareket etmektedirler.
Kanaatimizce CMUK’un 47’nci maddesi, sanık lehine ikinci dereceye kadar civar hısımlarına bile tanıklıktan çekinme hakkı vermiştir. Resmî olmasa bile imam nikahı ile birlikteliğin, -üstelik bu birliktelikten meydana gelmiş çocuklar varsa- nişan ilişkisinden daha öte olacağı aşikardır. İkinci derecede civar hısımlarına ve kendisine oranla daha sıkı bağlar içermediği söylenemeyecek olan nişanlılığa tanıklıktan çekinme hakkı veriliyorsa, imam nikahlı eşlere bu hak yorum yoluyla evleviyetle verilmelidir. Aksi durumun kabulü, imam nikahlı eşin yargılama aşamasında yalan, çelişkili, eksik, yanıltıcı beyanda bulunmaya zorlanması sonucunu doğurur. Bu konuda bir değer hükmü verirken insan psikolojisi de göz önüne alınmalıdır.
İmam nikahlı eşin tanıklıktan çekinme hakkının varlığının kabulü, zorunlu olarak evlilikten kaynaklanan hısımların da tanıklıktan çekinmelerinin kabulünü gerektirecektir. Ancak kanaatimizce bu hak sadece imam nikahlı eşe verilmeli, evlilik nedeniyle oluşan hısımlara tanıklıktan çekinme hakkı verilerek liste genişletilmemelidir.
Yabancı bir eşle yapılan evliliğin ya da her ikisi de yabancı olan kişilerin evliliklerinin geçerliliğinin devletler hukukuna göre tespiti gerekecektir. Aslında sadece evlilik değil, nişanlılık, evlât edinme gibi hukukî muameleler de devletler hukukuna göre çözümlenmelidir.
Ancak bu meyanda bazı sorunlarla karşılaşılabilir. Her ne kadar MÖHUK 12’nci maddeye göre “evlenme ehliyetine ve şartlarına taraflardan her birinin evlenme anındaki milli hukuku uygulanır. Evlenmenin şekli yapıldığı yer hukukuna tabidir” dense bile Türk vatandaşının ikinci evliliği kamu düzenine aykırı bulunduğu için hukukumuzda geçerli kabul edilmemektedir. Hukukî olarak kendisine sonuç bağlanmamış bu eşlerin ve imam nikahlı eşte olduğundan farklı olarak evlilik nedeniyle kazanılan hısımların tanıklıktan çekinme hakkının olduğu kabul edilmelidir.
c. Akrabalık : CMUK’un 47’nci maddesinde kabul edildiği üzere sayılan akrabalık halleride MK hükümlerine göre tespit edilir. Çekinme hakkını kullanacak tanık küçük ise bu hakkını kullanabilmesi için kanunî mümessilin bulunmasına lüzum yoktur. Evlilik dışı meydana gelmiş bulunan akrabalık, evlilik sebebiyle meydana gelmiş akrabalık gibi meydana gelmiş telakki olunur.(27)
Bu maddede bahsedilen tanıklar, usul ve füruudan başka yeğen, amca, hala, dayı, teyze, enişte, yenge, baldız, görümce, kayın birader, üvey çocuk ve torunlar, üvey ana ve baba, ana ya da baba bir kardeşler, kayın valide, kayın pederdir.
d. Evlâtlık: MK’ya göre evlât edinme evlât edinilen ile evlâtlık arasında yapılan bir sözleşmedir ki bu sözleşme ile taraflar arasında hukuken anne-baba-evlât ilişkisinin aynısı doğar.(28) Evlâtlık müessesesinin değerlendirilmesinde MK’nin diğer hükümlerinin nazara alınacağından kuşku yoktur. Fakat MK’ya göre evlâtlık akti sadece bu akte taraf olanlar için hüküm ve sonuç doğurur. Bu açıdan evlâtlık kavramının geniş yorumlanması taraftarıyız. Yani anne ve babadan sadece bir tanesinin edindiği evlâtlık diğerine karşı da CMUK’un 47’nci maddesi manasında hüküm ifade edebilmelidir.(29)
2. Meslek ve sanattan kaynaklanan tanıklıktan çekinme hakkı (CMUK 48)
Meslek sırrı, meslekî faaliyet nedeniyle ve sıfatları gereği öğrenilen açıklandığında sahibinin maddî ve manevî değerlerini olumsuz etkileyebilecek, başkalarının bilmediği bilgilerdir.(30) Meslekî faaliyet, meslek sıfatı ve sır arasında zorunlu bir bağ mevcuttur.
Kunter’e göre bu kişiler tanıklıktan çekinme mecburiyeti olan kişilerdir. Bu mecburiyet, meslek sırrının gizliliği esasına dayanmaktadır. Kanunda “çekinebilirler” denmesi isteği (ihtiyar) değil, mecburiyeti (iktidar) ifade eder.(31)
Müdafiler bu sıfatları hekimler ve ebeler sanatları icabınca vakıf oldukları sırlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler. Ancak sır sahibi muvafakat ederse tanıklıktan çekinemezler. Bu nedenle bu başlık altında ele alınacak kişilerin tanıklıktan çekinme hakları mutlak değildir ve hâkim CMUK’un 47’nci maddesinde olduğu gibi burada sayılan tanıklara tanıklıktan çekinme haklarının olduğunu hatırlatmaz.(32)
Bazı meslekler başkalarına ait sırları öğrenmeye pek müsaittir. Bu sırların ifşasının müeyyidesiz bırakılması hukuken mümkün görülmediği için TCK’nın 198’inci maddesiyle meslek sırlarının ifşası suç olarak kabul edilmiştir.
Meslek sırrı bir mesleğin icrasından dolayı öğrenilen sırlardır. Meslek sırrının ifşası bir tehlike suçudur.(33)
CMUK’un 48’inci maddesinde sayılan ve tanıklıktan çekinme hakkı sınırlı olan meslek mensupları şunlardır.
a. Müdafiler: Müdafiden anlaşılması gereken günümüz şartlarında baroya kayıtlı avukatlar olmalıdır. Çünkü memleketimizde artık dava vekilleri kalmamıştır. Fakat kanunda yer alan müdafi kavramını sadece avukatlara münhasır kılmak doğru değildir. Kanundan anlaşıldığına göre sınırlı olarak tanıklıktan çekinme hakkı olanlar mesleklerinin icrasından dolayı bazı sırlara vakıf olan kişilerdir. Bu kişi malî müşavir (34) veya avukat stajyeri(35) de olabilir.
Anılan kişilerin tanıklıktan çekinme hakkına sahip oldukları bilgiler, görev ve sıfatları nedeniyle öğrendikleri bilgilerdir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 36’ ncı maddesine göre avukatların tanıklık edebilmeleri iş sahibinin muvafakatına bağlıdır. Sır sahibi muvafakat etse bile avukat tanıklıktan çekinebilir. Feyzioğlu’na göre muvafakata rağmen avukat tanıklıktan çekiniyorsa gerekçesini beyan etmek zorundadır.(36)
Sır sadece sanığa ait olan bilgiler değil üçüncü şahıslara ait olan bilgileri de içerebilir. Başka bir deyişle sır sahibinin davada taraf olması gerekmez. Kanun bu meseleyi tasrih etmediğinden sanık lehine geniş yorum yapmak gerekir.
Avukatların barodaki görevleri nedeniyle öğrendikleri idarî sırlar haricinde kalan sırlar konusunda da tanıklıktan çekinebilecekleri anılan madde düzenlemesine göre mümkündür.(37)
353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 86’ ncı maddesinde sanığın savunmasını yapacak avukat ya da dava vekili olmaması durumunda askerî hâkim, savcı ve yardımcıları hariç hukuk fakültesini bitirmiş subaylar bunlarda yoksa diğer subayların müdafi olabilecekleri hükme bağlandığına göre bu kişilerde CMUK’un 48’inci maddesi kapsamında düşünülmelidir.
b. Hekimler ve ebeler: Diğer kanunlarda olduğu gibi hekimlik mevzuunda da bu kavramın geniş mi yoksa dar mı anlaşılması gerektiği yolunda doktrinde fikir birliği yoktur. Kanaatimizce meslek sırrı kanunda asıl hareket noktası olarak kabul edildiği için tıp doktorları gibi veterinerler ve gerektiğinde eczacılarda hekim kavramına dahil edilmelidir.(38)
Bazı durumlarda hekimlerin tanıklıktan çekinme hakkı ile TCK’nın 235’ inci maddesinde yazılı suçu ayırt etmek oldukça zordur. Anılan maddeye göre “memurlardan biri görevini yaptığı sırada görevine ilişkin olarak kamu adına kovuşturmayı gerektiren bir suç işlendiğini öğrenip de ilgili daireye bildirmede ihmal ve gecikme gösterirse” cezalandırılacaktır. Bir hekimin ya da ebenin görevi gereği ve görevi nedeniyle öğrendiği kamu adına kovuşturulması gereken bir suçta iki ihtimal olabilir.
1. Hekim ya da ebe bu suça bilirkişi sıfatıyla vakıf olmuştur. Bu durumda çözüm CMUK’un 68, 69 ve 70’ inci maddelerinde, 69’ uncu maddenin atıf yaptığı 48’ inci madde kapsamında aranmalıdır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:46   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

2. İkinci ihtimal ise hekimin ya da ebenin mesleğini icra ederken bir suça vakıf olmasıdır. Kendisine muayeneye gelen hastanın vücudunda kurşun yarası olduğunu görmesi gibi. Bu durumda TCK’nın 235’inci maddesi hekime vakıf olduğu suçu ihbar etmesi yükümlülüğünü getirmiş, CMUK’un 48’inci maddesinde ise doktrinin baskın görüşüne göre tanıklıktan çekinme zorunluluğu yüklemiştir.
Bu çelişik durumu telif etmek hem modern ceza hukuku açısından hem de hasta-hekim ilişkisi açısından oldukça zordur. Kanaatimizce hekimin tanıklıktan çekinme nedeni olarak ileri süreceği, mesleği nedeniyle öğrendiği bilgiler, hastanın tedavisi için lüzumlu olan bilgilerdir. Hastanın tedavisiyle zaruret derecesinde ilgisi olmayan bilgiler/sırlar hekime tanıklıktan çekinme hakkı veremez.
Kanunumuz Me'haz Kanunundan ayrılarak tanıklıktan mesleğini, icra ederken öğrendikleri sırlar sebebiyle çekinebilecekler arasına ebeleri de dahil etmiştir. Maddede ebelere yer verilmesi isabetli görülmektedir. Almanya’da 1953 tarihinde yapılan CMUK tadili çalışmaları sonrası ebeler metne dahil edilmiştir.(39)
Maddede her ne kadar ebe denmişse de hemşirelerin de bu cümleden sayılması gerekir.(40)
3. Tanıklık yapmaları izne (CMUK 49/1, 2) ya da kendi isteklerine bağlı (CMUK 49/3, 4) olanlar
Devlet memurlarının(41) tanıklık yapabilmeleri bağlı bulundukları makam amirinin iznine bağlıdır. Bu izin verilmedikçe bir memur göreve ilişkin konularda bildiği sırrı açıklayamaz, tanıklık yapamaz. Devlet memurları memurluktan çekilmiş olsalar bile bu prosedürle bağlıdırlar. Bahsedilen iznin verilmemesi idarî nitelikte bir tasarruf olduğundan(42), bu tasarruftan zarar görenler, ya da daha geniş bir ifadeyle menfaati zedelenenler idare mahkemesinde iptal davası açabilirler.
Gerekli mercilerden izin alındığı taktirde yapılacak tanıklık devletin selâmetine zarar verecek derecede olmadıkça izin alınır. Gerekli izni almak mahkemenin görevidir.(43)
Memura gerekli izin verildikten sonra tanıklıktan çekinmesi mümkün değildir.(44)
CMUK’un 49’uncu maddesine benzer düzenleme 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 31’inci maddesinde de vardır. Anılan Kanun maddesine göre Devlet memurlarının kamu hizmetleri ile ilgili bilgileri görevlerinden ayrılmış olsalar bile yetkili bakanın yazılı izni olmadıkça açıklamaları yasaktır.
Cumhurbaşkanı devletin selâmetine zarar verecek hususlar hakkında şahitlik edemez. Hangi hususların devletin selâmetine zarar vereceği takdiri Cumhurbaşkanına aittir. Mahkeme Cumhurbaşkanından hangi sebeple tanıklıktan çekinme hakkını kullandığını ve kendisini tanıklık etmemeye sevk eden nedenleri soramayacağı gibi bunları tetkik dahi edemez. Bundan başka mahkeme tanıklık eden Cumhurbaşkanından beyanlarını yeminle tastik etmesini de isteyemez. Bu hüküm Cumhurbaşkanının Cumhurbaşkanlığı zamanında olan veya Cumhurbaşkanlığı sebebiyle malumu olan vakıalardan dolayı eski Cumhurbaşkanı hakkında dahi geçerlidir.(45) (CUMK 49/4)
Gerek memurlara gerekse Cumhurbaşkanına tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılması zorunlu değildir. Her iki kişinin de bu hatırlatma olmadan verecekleri ifadeler, hukuka aykırı delil sayılmaz.(46)
Tanığın anlattıklarının devlet sırrı olup olmadığı ya da devletin selâmetine zarar verip veremeyeceğini mahkeme taktir etmek ve tanığa hatırlatmak durumunda değildir. Devlet sırrı nedeniyle tanıklıktan çekinme zorunluluğunu ileri süren tanıktan bunu gerekçelendirmesi ve doğruluğuna dair yemin etmesi istenemez.(47)
Devlet sırrı yasalarımızda tanımlanmamış bir kavramdır. TCK 132, 137 ve 138’ inci maddelerinden yola çıkarak devlet sırrını, “devletin güvenliği veya iç ya da dış siyasal ilişkileri ile ilgili gizli kalması gereken veya yetkili makamların yayınını ve açıklamasını yasakladığı bilgi” şeklinde tanımlayabiliriz.(48)
Ceza yargılamasında bir suçun sübutuna ilişkin yapılan araştırmada, yargılamaya konu olayı aydınlatacak bilginin “devlet sırrı” ya da “devletin selâmetine zarar verecek bilgi” olup olmadığına dair verilen idarî kararın alınma süreci açık ve tatmin edici değildir.
Kanun, devlet sırrını adaletten üstün tutmuştur.(49) “Devlet sırrı” ya da “devletin selâmeti” kavramlarının bir suç ilişkisiyle nasıl bir araya geleceği düşündürücüdür.
Memurun izinsiz olarak devlet sırrını açıklaması TCK’nın 136, 229, 238 ve 240’ ıncı maddelerinde müeyyideye bağlanmıştır.
4. CMUK’un 50’ nci maddesinde düzenlenen tanıklıktan çekinme
Tanıklıktan çekinme nedenlerinden biriside CMUK 50’nci maddesinde gösterilmiştir. Aslında maddede düzenlenen husus tam olarak tanıklıktan çekinme nedeni olmayıp tanığın yargılamanın aydınlatılması için kendisine sorulan sorulara dair vereceği cevaplardaki çekinme hakkıdır.(50) Buna göre tanık sorulan soruya vereceği cevap ile kendisini veya 47’nci maddenin 1, 2 ve 3’üncü fıkrasında gösterilen taalukkatından birisini ceza takibatına uğratabilecek bir husus ile karşılaşmışsa bu sorulara cevap vermemek suretiyle tanıklıktan çekinme hakkını kullanabilir. Tanık ile sanık arasındaki yakınlık CMUK’un 47’nci maddesinde gösterilen bir yakınlık ise tanığın bu madde gereğince tanıklıktan çekinme hakkının olacağı mâlumdur.
CMUK’un 50’nci maddesine göre tanığın uğrayabileceği takibat herhangi bir nedenle düşmüş ise örneğin zaman aşımına uğramış, şikâyet süresi geçmesi gibi nedenlerle artık takibat yapılması mümkün değilse tanık bu nedenle tanıklıktan çekinemez. Tanık hakkında beyanda bulunacağı husus için takipsizlik kararı verilmiş ise tanık çekinme hakkını kullanabilir. Çünkü takipsizlik kararı kesin karar değildir.(51)
Tanık bir dava için ifade vermiş ve bu ifadesi başka bir davada delil olarak kullanılmak isteniyorsa beyanı alınmak istenen davada tanık CMUK’un 50’nci maddesi kapsamında çekinme hakkını kullanırsa bu beyanları delil olarak kullanılamaz.(52)
CMUK’un 50’nci maddesinin tatbikatı hakkında üçlü bir ayrım yapabiliriz.
a. Tanık 50’nci maddeye göre ilkin kendisi hakkında ceza takibini gerektirecek sorulara cevap vermeyebilir.
b. 47’nci maddede gösterilen akrabalar sanık durumunda olsalar bile tanık bunlar için ceza takibini netice verecek şekilde sorulan sorulara cevap vermeyebilir.
c. Sanık durumunda olanlar 47’nci maddede sayılanlardan olsa bile tanık bu maddeye göre çekinme hakkını kullanmasa bile 50’nci madde gereğince sanıklar aleyhine sorulan sorulara cevap vermeyebilir.(53)
CMUK’un 50’nci maddesinde belirtilen cezai takibat herhangi bir nedenle düşmüş ise örneğin şikâyet tabi bir suçta şikâyet süresi geçmiş ise veya zaman aşımı süresi dolmuş ise veya o mesele hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü varsa tanığın tanıklıktan çekinmesi ile korunması amaçlanan menfaat ortadan kalkmış olacağı için böyle bir hakkı artık kullanamaz.(54)
CMUK’un 50’nci maddesinin Anayasanın 38’inci maddesi ile de irtibatı olduğunu söylemek mümkündür. Bu maddeye göre hiç kimse kendisini ya da kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Düzenlenen maddede tanığa, tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılmasına dair bir düzenleme yoktur. Bu nedenle hâkim tanığa, kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanlarda bulunması sonucunu doğuracak sorulara cevap vermemek hakkı olduğunu hatırlatması gerekmez. Ancak bizde Kaymaz gibi(55) bu hatırlatmanın yapılmasının yerinde olacağı görüşündeyiz.
IV. Devletler hukukundan kaynaklanan tanıklıktan çekinme hakkı
Mahkeme önünde şahitlik yapmak usulü bir mükellefiyettir. Burada şahsın tabiiyeti rol oynamaz. Yabancılarda Türk usul hukuku hükümlerine göre tanık olarak ifade vermek mecburiyetindedir. Bir yabancı kendi devletinin usul hukuku hükümlerine göre kendisinin tanık olma ehliyetine sahip olmadığını ileri sürerek tanıklıktan imtina edemez. Fakat hemen belirtmek gerekir ki bu kuralın bazı istisnaları vardır.
Yargı muafiyeti çerçevesinde diplomatik misyon üyeleri, konsüler temsilciler ve diğer muafiyet sahibi olanlar için tanıklık yapma mecburiyetine bazı istisnalar getirilmiştir. 1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi’nin md 31/2 ve 1963 tarihli Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi’nin 44’üncü maddeleri bu konuda özel hükümler getirmiştir. Bir diplomatik misyon üyesi kendisini kabul eden devletin mahkemesinde tanık olarak ifade vermek mecburiyetinde değildir. Buna mukabil bir konsüler temsilci, tanık olarak davet edilebilir. Fakat onunda tanıklıktan çekinme hakkı vardır.(56) Kanaatimizce 22.05.1982 tarihli 2675 sayılı MÖHUK’dan sonra Yargıtayında görüşü ışığında diplomatik misyon üyelerinin bu hakkını çok geniş olarak kabul etmemek gerekir. Gerçektende Yargıtay anılan kararında(57) devletler genel hukuku prensip ve teamüllerine uygun hükümleri ihtiva eden Viyana Sözleşmesi’nin ön sözünde vurgulandığı gibi ayrıcalık ve bağışıklıların amacı, fertleri yararlandırmak olmayıp devletleri temsil eden diplomatik misyonlarının görevlerini etkin biçimde yapmalarını sağlamaktır. Burada önemli olan diplomatik temsilcilerin çıkarları değil temsil ettiği devletin çıkarıdır. Diplomatik temsilcinin yargı muafiyetinin resmî görevlerinin yerine getirilmesiyle ilgili işlemlerle sınırlandırılması gereklidir, görüşündedir.(58)
Aydınlatılması gerekli olayda maddî gerçeğe ulaşılması için beyanına ihtiyaç duyulan tanık, diplomatik misyon şefi, üyesi veya konsüler temsilci veyahut diğer muafiyet sahibi kişilerden olsa bile beyanları kendi devletine zarar vermemek ve CMUK’da yer alan tanıklıktan çekinme hakkındaki diğer hükümlerde saklı kalmak şartıyla tanıklık yapmaları gerekmektedir.



BİBLİYOGRAFYA

Yurtcan Erdener, Ceza Yargılama Hukuku, İstanbul, 1991.
Öztürk Bahri, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara, 1994.
Taner Tahir, Ceza Muhakemeleri Usulü, İstanbul, 1955.
Kunter Nurullah, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul, 1989.
Erem Faruk, Ceza Usulü Hukuku, Ankara, 1964.
Kaymaz Seydi, Uygulamada ve Teoride Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı (Yasak) Deliller, Ankara, 1997.
Nomer Ergin, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, 1993.
Zevkliler Aydın, Medenî Hukuk, Ankara, 1988.
Önder Ayhan, Ceza Muhakemeleri Usulü Hukukunda Şahitlikten Çekinme Hakkı. İHFM 1963 sy. 4.
Çağlayan M.Muhtar, Gerekçeli-Açıklamalı İçtihatlı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Ankara, 1980.
Erdem Mustafa Ruhan, Ceza Muhakemesinde Tanıkların Korunması, İzmir Baro Dergisi sy 4,
Akıllıoğlu Tekin- Gözübüyük Şeref, Yönetim Hukuku, Ankara, 1992.
Malkoç İsmail-Güler Mahmut, Uygulamada Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Ankara Baskı, tarihsiz.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
çekinme, ceza, hakki, hukukunda, muhukamesi, tanikliktan


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557