Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:51   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart CEZALARIN İNFAZI SÜRECİNDE TUTUKLU ve HÜKÜMLÜLERİN DIŞ DÜNYA İLE OLAN İLİŞKİLERİ

CEZALARIN İNFAZI SÜRECİNDE TUTUKLU
ve HÜKÜMLÜLERİN DIŞ DÜNYA İLE OLAN İLİŞKİLERİ


Doç. Dr. Şeref ÜNAL
Adalet Bakanlığı
Müsteşar Yardımcısı

I. Giriş
İşlemiş oldukları herhangi bir suç nedeniyle, özgürlüğü bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olan ve bu nedenle ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin rehabilite edilerek yeniden topluma kazandırılmaları şarttır. Bu bağlamda yapılan ıslah çalışmalarının en önemlilerinden birisi, bunların dış dünya ile olan ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde düzenlenmesidir.
Bu ilişkiler, mahkûmu yaşama bağlayan, ona dayanma gücü veren ve cezaevi sonrası yaşamına umutla bakmasını sağlayan dinamikler bütünüdür.
Mahkûmların dış dünya ile olan ilişkileri konusu; gerek 1955 tarihli Birleşmiş Milletler Tutuklu ve Hükümlülere Uygulanacak Minimum Tretman Standart Kuralları’nın 37, 38 ve 39’uncu maddelerinde, gerekse Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin R (87) 3 sayılı Tavsiye Kararı olan Avrupa Cezaevi Kuralları’nın 43, 44 ve 45’inci maddelerinde düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6’ncı maddesinin 3/c bendi, her sanığın kendisine yöneltilen suçlamalar nedeniyle kendisini savunmak üzere bir avukata başvurabileceğini belirtmektedir.
Ulusal mevzuatımızda mahkûmların dış dünya ile olan ilişkileri Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük’ün(1) 144 ve 155’nci maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Uygulamada, bu alanda bazı sorunlar yaşanmaktadır.
Mevzuatımızdaki temel sorun, dış dünya ile olan ilişkilerde tutuklu ve hükümlü ayrımının yapılmamış olmasıdır. Tüzük’ün ziyaretleri düzenleyen 152’nci maddesi, hükümlü ve tutukluyu ziyaret edecekler arasında herhangi bir ayrım yapmamıştır. Bu husus, yargılanmakta olan tutukluların gereksiz ziyaretçilerle görüşmesine ve bu nedenle bazen delillerin karartılmasına veya tanıkların yanlış yönlendirilmesine neden olmaktadır. Bazı Batı Avrupa ülkelerinde tutuklular, ancak hâkim kararıyla ziyaret edilebilmektedir. Ziyaret rejimi bakımından tutuklular ve hükümlüler ayrı rejimlere tabidirler. Ancak, avukat veya diğer savunmacılar ile yasal temsilciler arasında fark yoktur.
II. Hükümlünün dış dünya ile teması
Hükümlü ve tutukluların dış dünya ile olan ilişkilerini 4 başlık altında toplamak mümkündür:
A. Dışarıyla haberleşme.
B. Ziyaretçi kabul etme.
C. Avukatıyla görüşme.
D. Ev ve iş izni.
A. Dışarıyla haberleşme
A.1. Mektuplaşma
Dışarıyla haberleşmenin denetimi açısından, tutuklu ve hükümlülerce yazılan veya bunlara gelen mektuplar kurum yönetimince incelenmekte, muhatabına gönderilmesi ve hükümlüye verilmesi sakıncalı olan mektuplar 24 saat içinde gereği yapılmak üzere “cezaevi disiplin kuruluna” verilmektedir.
Resmî makamlara yazılmış olduğu görülen dilekçe ve mektuplar bu kurala tâbi olmadığından, bunlar Tüzük’ün 144/2 maddesi gereğince incelenmeksizin ilgili makama gönderilmektedir. Bu uygulama, evrensel kurallara uygundur.
A. 2. Telefonla görüşme
Telefon konuşmaları bakımından ise, açık ve kapalı cezaevleri arasında bir ayrım yapılmaktadır. Açık cezaevleri ve çocuk ıslahevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler aile ve yakınlarıyla serbestçe telefon görüşmeleri yapabildikleri halde, kapalı cezaevlerinde bulunanların böyle bir hakkı yoktur.
Tüzük’ün 5’inci maddesinde, kapalı cezaevleri dış dünya ile “irtibat ve ihtilâtı” mümkün olmayan ceza kurumları olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlamadan, kapalı ceza kurumlarında bulunanların telefon görüşmeleri açısından dış dünya ile bağlantısının tamamen kesildiği anlaşılmaktadır.
Kanımızca bu çok katı bir yorumdur. Bu nedenle, Tüzük’ün anılan maddesinde gereken değişiklik yapılarak, bu tür cezaevlerinde bulunup da, cezalarının belirli bir kısmını iyi halle geçirmiş olanlara cezaevi yönetiminin gözetiminde ailesi ve yakınlarıyla görüşme imkanı yaratılmalıdır. Toplum açısından tehlike yaratan suçlu grubuna girenler bundan ayrık tutulabilir. Bir çok Avrupa ülkesinde de uygulama bu merkezdedir.
Bu tür bir düzenleme yapıldığı takdirde, cezaevlerinde bir güvenlik sorunu hâline gelen ve rant kavgalarına neden olan, kaçak cep telefonu kullanılmasına da son verilmiş olunacaktır.
Bu konuda Alman Mahkemeler Kuruluş Kanununun 31’inci maddesinde çok dikkat çekici bir hüküm yer almaktadır. Buna göre, Ceza Kanununun 129 (a) maddesinde belirtilen terörist suçları işleyenler, başkalarının hayat ve özgürlükleri tehdit altında olduğu takdirde, tecrit edilebilir.
AİHM, Vagrancy ve Golder davalarında, tutuklu ve hükümlülerin tecrit edilmelerinin ancak sözleşmede öngörülen haklı sebeplerle mümkün olabileceğini belirtmiştir.
Aynı şekilde, Yunanistan Ceza Kanununun 80-84 maddeleri arasında da sansür ve denetim konuları düzenlenmiştir. Buna göre, hükümlülerin bütün yazışmaları denetime tâbi tutulabileceği gibi, kendisinin yazacağı aylık mektup sayısı da kısıtlanabilir.
Bu bağlamda, tutuklu ve hükümlülerin kitap, gazete, dergi ve televizyon gibi diğer haberleşme araçlarından yararlanıp yararlanmayacağı sorusu sorulabilir. Koğuş sisteminin uygulandığı Türk cezaevlerinde, hükümlü ve tutuklular topluca televizyon izlemek ve kitaplıktaki yayınlardan yararlanmak hakkına sahiptir. Mahkeme kararıyla yasaklanan yayınlar bunların dışındadır.
B. Ziyaretçi kabul etme
Tüzük’ün 152’nci maddesine göre, hükümlü ve tutukluyu ziyaret edecek olan yakınları; eşi, çocukları, torunları, anası, babası, büyük babası, büyük annesi, kardeşleri, amcası, halası, teyzesi, dayısı, kayın babası, kaynanası, vasisi, kayyımı, kardeşinin çocukları, kayın biraderi, baldızı, görümcesi, bacanağı, eltisi, gelini ve damadı olup bunun dışında kalan kişiler ise Cumhuriyet başsavcısının yazılı izni ile ziyaretçi olabilmektedir. Türk aile yapısındaki sıkı bağlar, akraba sayısının çokluğu ve mevzuatta yasal bir sınırlama bulunmaması nedenleriyle ceza infaz kurumlarında ziyaretler sırasında büyük bir izdiham meydana gelmektedir. Buna ilave olarak, Türkiye’de, Batı ülkelerinde görülmeyen bir toplu ziyaret yöntemi uygulanmaktadır. Bu uygulama çerçevesinde tutuklu ve hükümlüler, resmî ve dinî bayramlarda yakınlarıyla açık toplu görüşmeler yapabilmektedir.
Tutuklu ve hükümlü yakınları, ziyaret mekânlarının yeterli olmadığı ve kalabalık nedeniyle çok gürültü olduğundan yakınmakta, bu durum, zaman zaman siyasî istismar konusu yapılabilmektedir. Bu izdiham nedeniyle önemli sayıda mahkûmun ziyaretçilerin yerine geçerek firar ettikleri bilinen bir gerçektir. Bu sorunun çözümü, başta İskandinav ülkeleri olmak üzere, bir takım Batı Avrupa ülkelerinin cezaevlerinde uygulanan, ziyaretçi sayısını sınırlama yöntemidir. Bu ülkelerde bir tutuklu veya hükümlüyü bir ziyaret gününde en fazla 4 kişi ziyaret edebilmekte, bu da gerek cezaevinin asayiş ve güvenliği bakımından, gerekse ziyaretin sağlıklı bir ortamda gerçekleşmesi bakımından faydalı olmaktadır. Mevzuatımızda buna yönelik bir düzenleme yapılması yerinde ve yararlı olacaktır.
C. Avukatla görüşme
Tutuklu ve hükümlülerin avukatlarıyla görüşmesi ve onların hukukî yardımından yararlanması, savunma hakkının en temel unsuru olup, AİHS’nin 6/3 (c) maddesiyle güvence altına alınmıştır. Ülkemizdeki uygulamada, Tüzük’ün 155’inci maddesi gereğince avukatlar, müvekkilleri ile kurum görevlilerinin duyamayacağı ortamlarda serbestçe görüşebilmektedirler. Bu uygulama Avrupa İnfaz Kurallarına uygundur. Ancak, Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları arasında düzenlenmiş olan ve 17 Ocak 2000 tarihinde yürürlüğe giren Protokol gereğince avukatların kuruma girişleri sırasında aranması, avukatlar tarafından hoş karşılanmadığından sıkıntıya neden olmuştur. İngiltere, Almanya, İtalya, Belçika, Danimarka, Finlandiya gibi ülkelerde avukatlar aranmakta, yalnız savunmaya ilişkin olduğu anlaşılan belgeler incelenmemektedir.
Konuya ilişkin Batı Avrupa mevzuatı şöyle özetlenebilir:
Almanya’da, tutuklu ve hükümlüleri ziyaret izni verilmiş olan avukatlar, güvenlik nedeniyle aranabilmekte, fakat savunmaya ilişkin belgeleri incelenmemektedir. Ancak terör örgütleri veya mensuplarının avukatı olan kişilerin beraberinde bulunan tüm belgeleri incelendiği gibi, görüşmeleri de izlenmektedir. Alman yüksek mahkemeleri, tutuklu müvekkillerini ziyaret etmek isteyen avukatların, cezaevi ziyaretçileri için öngörülmüş bulunan üst-baş arama yükümlülüğüne katlanmak zorunda olduklarını belirtmişlerdir.
İtalya’da, cezaevlerine giren avukatlar bir metal detektör ile üst aramasına tabi tutulmakta, eğer cezaevine yasaklanmış bir şey soktuğuna dair bir şüphe varsa üzerleri de aranabilmekte, bu arama sırasında savunmaya ilişkin belgeleri incelenmemektedir.
Belçika’da cezaevlerine giren avukatlar, bilgisayarlı bir kapıdan geçirilmekte ve çantaları açılarak, içerisinde bulunan şeyler basitçe incelenmektedir.
Danimarka, Hollanda ve Finlandiya’da cezaevine suç eşyası sokacağına dair hakkında şüphe duyulan her avukat aranmaktadır.
Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları arasında ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde yönetim, dış koruma ve sağlık hizmetlerine işlerlik kazandırmak amacıyla 6 Ocak 2000 günü imzalanıp 17 Ocak 2000 günü yürürlüğe giren Protokol’ün 6’ncı maddesinde, eğitim ve öğretim çalışmaları ile sağlık hizmetlerini yürütmek üzere, kurum dışından gelecek görevlilerle hükümlü ve tutuklu avukatlarının duyarlı geçitten geçtikten sonra, ayrıca bu geçit ile idare binası arasında, asayiş ve güvenlik görevi yapan bir infaz ve koruma memuru tarafından üzerlerinin, çanta ve eşyaları elle kontrol edilmek suretiyle aranacağı ve bu aramaya Adalet Bakanlığı’nca atanan kurum görevlilerinden biri ile rütbeli bir jandarma personelinin nezaret edeceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda açıklandığı gibi, Batı Avrupa cezaevi uygulamaları ile Protokol hükümleri arasında önemli bir fark bulunmamaktadır. Kaldı ki, her devlet kendi cezaevi politikalarını kendisine özgü sorunlarına çözüm bulacak şekilde belirlemek zorundadır. Bu uygulama hâlen dava konusudur.
D. Ev ve çalışma izni(2)
Türkiye’deki uygulamada hükümlülere bazı şartlar altında 3 türlü izin verilmektedir.
D.1. Mazeret izni
Hükümlüye, anasının, babasının, eşinin, kardeşinin ve çocuğunun ölümü halinde 1 günden 10 güne kadar mazeret izni verilebilir. İzin, kurum müdürünün önerisi ve başsavcının onayı ile verilmektedir.
Ayrıca, hükümlünün söz konusu yakınlarından birisinin hayatî tehlike oluşturacak şekilde ağır hastalığı hâlinde de, başsavcının önerisi ve Adalet Bakanının onayı ile izin verilebilmektedir.
Mazeret izninden yararlanmak isteyen hükümlülerin, ceza sürelerinin en az 1/5’ini iyi hâl ile geçirmiş olmaları şarttır.
D. 2. Özel izin
Hükümlülük sürelerinin en az 1/4’ünü iyi halle geçirmiş olan hükümlüler özel izinden yararlanabilirler. Özel izin süresi yol hariç 72 saattir. Özel iznin yılda kaç kez verileceği hükümlülük süresine göre belirlenir. Buna göre, hükümlülük süreleri 15 yıldan fazla olanlara yılda 1 kez, 10-15 yıl olanlara 2 kez, 10 yıldan aşağı olanlara da yılda 3 kez özel izin verilebilir.
D. 3. İş arama izni
İş arama izni, şartla salıverilmelerine 15 gün kalmış olan hükümlülere verilmektedir. Bu iznin amacı, hükümlüleri normal hayata alıştırmak ve iş bulmalarını sağlamaktır. İzin, tatil günleri dışında, çalışma saatleri içinde ve her seferinde 8 saate kadar verilmektedir. İzin, kurum müdürünün önerisi ve başsavcının onayı ile verilir.
III. Sonuç
Suç işleyerek cezaevine konulan kişinin temel hak ve özgürlüklerinde, elbette ki, bazı kısıtlamalar yapılacaktır. Çünkü kendisi bunun için cezaevindedir. Ancak, kısıtlı da olsa, kendisinin bazı hakları vardır. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Mahkemesine yapılan başvuruların büyük bir çoğunluğu, cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla veya avukatlarıyla yazışma veya haberleşmelerinin engellenmesi konusundaki şikâyetlerine ilişkindir. Bu tür şikâyetler, AİHS’nin özel hayat ve haberleşmenin gizliliğini düzenleyen 8’inci maddesi bağlamında yapılmaktadır.
Komisyon ve Mahkemenin, Sözleşmenin 8’inci maddesinin 2’nci fıkrasının, cezaevi yönetimine, tutuklu ve hükümlülerin yazışmalarını denetleme ve yerine göre sansür etme yetkisi verdiğini kabul eden bir çok kararı vardır.(3) Gerçekten, suçlulukla mücadele, delillerin yok edilmesi tehlikesi veya diğer yasal amaçlar, cezaevi yönetiminin bu tür bir denetimini haklı gösterebilir. Ancak, cezaevi yönetimi ve adlî makamlar bu konuda bir genelleme yapmaktan kaçınmak ve takdir yetkilerini yerinde ve amacına uygun olarak kullanmak zorundadırlar. AİHM’ne göre, bir âkit devlet, tutuklu veya hükümlülere gelen mektupların bir listesini tutup alıkoymak suretiyle 8’inci madde çerçevesindeki sorumluluğundan kurtulmuş sayılmaz. Ayrıca bu mektupları muhataplarına ulaştırmakla da yükümlüdür.(4)
Komisyona göre, bu tür önlemler özgürlük kısıtlamasının ve hükümlülere verilen cezanın doğal bir sonucu olarak makul sayılmalıdır. Ayrıca, Sözleşmenin 8 (2) maddesi cezaevi yönetimine, tutuklu ve hükümlülerin yazışmalarına bazı kısıtlamalar koymak yetkisi tanımıştır. Örneğin, yönetimin tutuklu veya hükümlünün ancak haftada bir mektup yazmasına müsaade etmesi (avukatı, savcı ve mahkeme hariç) veya saldırgan bir üslupla veya hakaret içeren ya da tanıkları etkileyecek mektuplar yazmaktan kaçınmasını istemesi, Sözleşmenin 8’inci maddesine aykırı değildir. Çünkü kişinin tutuklanarak özgürlüğünden yoksun bırakılması, zorunlu olarak Sözleşmenin kendisine sağladığı bazı temel haklardaki kısıtlamayı da birlikte getirir. Ancak bunun için tutuklamanın kendisi yasal olmalı ve olayın ağırlığı bu tür bir denetimi haklı göstermelidir. Nitekim Komisyon, Belçika’yla ilgili, basit bir serserilik suçuyla tutuklanan kişilerin mektuplarının açılarak denetlenmesini, Sözleşmeye aykırı bulmuştur.(5)
Buna karşılık, Komisyon, Alman suç örgütü Bader-Meinhof (Kızıl Ordu Cephesi) çetesi mensuplarının bu konudaki tüm başvurularını geri çevirmiştir. Şikâyetler genelde, cezaevi şartlarının kötülüğü, diğer hükümlü ve tutuklulardan tecrit edilerek hücreye konulma, işkence ve insanlık dışı muameleye maruz kalma ve yazışma ve haberleşme özgürlüğünün kısıtlanması konuları üzerine yoğunlaşmıştır.
Örgüt mensuplarından Berlin’li Avukat Machler’in şikâyetini inceleyen Komisyon, Sözleşmeye herhangi bir aykırılık tespit etmemiştir. Komisyonun değerlendirmesine göre, özellikle tutukluların uzun süre hücrede tecrit edilerek diğer hükümlü ve tutuklularla temastan men edilmesi arzu edilen bir durum olmamakla beraber, bu tür bir önlem kendisinin kaçmasını önlemek ve cezaevinin düzenini sağlamak açısından zorunlu olabilir. Kaldı ki, somut olayda şikâyetçinin ziyaretçileri engellenmemiş ve hücresinde okuma malzemesi ve radyo bulundurmasına da izin verilmiştir. Ayrıca, bizzat kendisinin Kızıl Ordu grubunun, bu olay dolayısıyla mücadeleye devam edeceğini açıklaması ve diğer mahkûmlara, kaçmasına yardım için çağrıda bulunması, tecrit edilerek hücreye konulması için makul ve haklı gerekçelerdir.(6)
Keza aynı örgütün üyesi olmakla suçlanan bayan avukat Berberich, Ekim 1970’de tutuklanmış ve Haziran 1974’de 12 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Adı geçenin aynı gerekçelerle ve özellikle tutukluluk süresinin uzunluğu dolayısıyla Komisyona yaptığı şikâyet reddedilmiştir. Aynı şekilde, anılan örgüt mensuplarından Baeder, Mainz, Meinhof ve Grundman’ın, kendilerinin hücreye konulmak suretiyle diğerlerinden tecrit edilmeleri, ziyaretçilerinin kısıtlanması, yazışmalarının ve gazete okumalarının engellenmesi dolayısıyla Komisyona yaptıkları başvurularda kabul edilmemiştir. Örgüt üyelerinden G. Ensslin, A. Baeder ve J. Raspe’nin 30 Ağustos 1977’de Münih Stammheim Cezaevinde esrarengiz bir şekilde ölmeleri üzerine, Komisyon üyeleri cezaevini ziyaret ederek cezaevi koşullarını yerinde incelemiş ve adı geçenlere işkence veya aşağılayıcı muamele yapılmadığı ve ölümlerinde de bir gayrı-tabiîlik bulunmadığı sonucuna varmıştır.(7)
Tutuklu ve hükümlülerin yazışmalarında denetimin ölçüsü, amaca uygunluk ve olayın özelliğinin bu tür bir denetimi haklı kılmasıdır. Örneğin AİHM, Boyle ve Rice olayında, cinayet işlemekten ömür boyu hapse mahkûm edilen şikâyetçinin, bir arkadaşına yazdığı mektuba İngiliz cezaevi yönetimi tarafından el konularak yerine ulaşmasının engellenmesini, keyfi bir işlem olarak nitelendirmiş ve Sözleşmenin 8’inci maddesine aykırı bulmuştur(8). Yine İngiltere’yle ilgili Silver olayında(9), şikâyetçi ve 7 arkadaşının, hukukçulara, parlâmento üyelerine, üst düzey yöneticilerine, siyasî şahsiyetlere, aile ve dostlarına yazdıkları toplam 64 mektuba cezaevi yönetimince el konulmuş ve adreslerine gönderilmemiştir. Mektuplarda cezaevi şartlarından yakınılmış, bazı davalar anlatılmış ve çeşitli konularda bilgi, belge ve yardım taleplerinde bulunulmuştur. Mektuplara İngiltere İçişleri Bakanlığının cezaevi kuralları çerçevesinde çıkardığı genelgelere dayanılarak el konulmuştur. Komisyon ve Mahkeme, hükümlü ve tutukluların bilgileri dışında çıkarılan ve onlara ulaştırılmayan söz konusu genelgeleri, Sözleşmenin 8 (2) maddesine aykırı bulmuştur.
Bu konuda, tutuklu ve hükümlünün avukatıyla yazışmasına özel bir önem verilmekte ve en küçük bir engelleme dahi Sözleşmeye aykırı sayılmaktadır. Örneğin, Schönenberger-Durmaz olayında, Türk vatandaşı Durmaz, İsviçre’nin Zürih kentinde tutuklanmıştır. Bunun üzerine eşi derhâl Avukat Schönenberger’le temasa geçmiş ve eşinin vekâletini vermek istemiştir. Avukat cezaevindeki Durmaz’a mektup yazarak, kendisiyle temasa geçinceye kadar hiç kimseyle konuşmamasını, savcının sorularına cevap vermemesini istemiş ve sessiz kalmasının kendisi yararına olacağını bildirmiştir. Cezaevi yönetiminin mektuba el koyarak savcıya vermesi ve yerine ulaştırmaması Sözleşmenin 8‘inci maddesine aykırı bulunmuştur. AİHM, avukatın isteklerinin davanın seyrini hiçbir şekilde etkilemeyecek taktik tasviyeler olduğunu belirtmiştir. (10)
AİHM’ne göre, sanığın avukatıyla yazışması, diğer yazışmalarına oranla daha imtiyazlıdır. Cezaevi yönetimi sanığa gelen mektupları sadece, içinde yasa dışı maddeler olduğu konusunda makul şüpheler bulunduğu takdirde açabilir. Ancak bu halde dahi mektuplar okunmamalı, okuma ancak çok istisnaî durumlarda mümkün olmalıdır. Somut olayda mektubun okunması açısından makul ve acil bir ihtiyaç olmadığından, 8’inci madde ihlâl edilmiştir.(11)
Bu bağlamda, tutuklu ve hükümlülerin AİHM’ne yaptığı başvuruların önemi özellikle vurgulanmalıdır. Sözleşmenin 34’üncü maddesine göre âkit devletler, kişisel başvuru hakkının bireyler tarafından etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir surette engel olmama yükümlülüğü altına girmiş oldukları cihetle, tutuklu ve hükümlülerin de bu haktan yararlanmak üzere AİHM’ne yapacakları başvurular hiçbir nedenle engellenmemelidir. Mahkeme bu konuda hiç ödün vermemekte ve tutuklu ve hükümlüyü AİHM’ne mektup yazmaktan alıkoyacak hiçbir haklı neden kabul etmemektedir.(12)
Türkiye’deki uygulamada, tutuklu ve hükümlülerin dış dünya ile haberleşmeleri 1967 tarihli bir Tüzükle(13) düzenlenmiştir. Tüzüğün 144’üncü maddesine göre “hükümlülere gelen ve bunlar tarafından gönderilen mektuplar kurum müdürlüğünce incelenir. Resmî mercilere yazılan dilekçeler bu hükme tâbi değildir.”
Uygulamada, hükümlü ve tutuklu tarafından yazılan mektuplar, zarfı kapatılmaksızın, kurumdaki bir posta kutusuna atılmakta ve gönderilmesinde sakınca görülmeyenler, zarf kapatılarak postahaneye verilmektedir (M.145). Gelen mektuplar ise açılıp incelendikten sonra ilgililere teslim edilmektedir (M.146). İnceleme sonucu, mahalline gönderilmesi veya ilgilisine teslim edilmesi sakıncalı görülen mektuplar, disiplin kurulunca sansür edildikten sonra muhatabına verilmektedir. Tamamen sakıncalı görülen mektuplar ise imha edilerek yazarına bilgi verilmektedir (M.147).
Tutuklu ve hükümlülerin avukatlarıyla, görüşme ve haberleşmelerine de bazı kısıtlamalar getirilmiştir. Konuya ilişkin uygulama, söz konusu Protokol(14) çerçevesinde yapılmaktadır. Genelgeye göre, “Tutuklu ve hükümlüler, Avukat görüş mahalline alınmadan önce cezaevinde görevli iki memur tarafından üzerleri elle aranacak, yargılama ve savunma ile ilgili olanlar hariç bulunan her türlü madde, eşya, koğuşlarına dönerken kendilerine verilmek üzere alınacak ve muhafaza edilecektir.”
“Tutuklu ve hükümlüler koğuşuna gitmeden önce farklı memurlar tarafından tekrar aranacak ve avukatı tarafından kendisine verilmiş evrak ve belge varsa; yargılama ve savunma ile ilgili olanlar hariç, görevli memurlarca düzenlenecek bir tutanakla alınarak, Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olunacaktır. Bu evrak ve belgeler suç teşkil etmedikleri ve yalnız savunma ve yargılama ile ilgili olduklarının tespiti halinde, savunma hakkını kısıtlamamak için en seri şekilde ilgilisine iade edilecektir.”
Bu uygulamaya göre, tutuklu ve hükümlünün avukatıyla dahil, tüm yazışmaları cezaevi yönetiminin denetim ve sansürüne tabi tutulmuştur. Belgeler ziyaret eden avukat tarafından getirilmişse, keza bunlar da denetlenmekte ve ancak savunmayla ilgili olduğu anlaşılanlar muhatabına teslim edilmektedir.
Komisyon ve Mahkemenin bir çok kararında belirtildiği gibi, tutuklanarak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin, bu önleme uygun olarak diğer bazı haklarında da kısıtlamalara uğraması makul ve doğal sayılmalıdır. Ancak bu tür özgürlük kısıtlamaları, Sözleşmenin 8 (2) maddesinde öngörülen, milli güvenlik, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık ve ahlâkın korunması gibi makul ve haklı gerekçelere dayanmalıdır. Bu tür sakıncalar söz konusu olmaksızın ve işledikleri suçun ağırlığı göz önüne alınmaksızın, bütün tutuklu ve hükümlüleri tüm yazışmalarının yeknesak olarak denetime tabi tutulması ve sansür uygulanması, Sözleşmenin anılan hükmü açısından sorun yaratacak niteliktedir.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
cezalarin, diş, dünya, hükümlülerin, hÜkÜmlÜlerİn, ile, ilişkileri, infazi, olan, sürecinde, sÜrecİnde, tutuklu, ve, İle, İlİŞkİlerİ, İnfazi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557