Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:51   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart çocuklarin velâyetine ilişkin kararlarin taninmasi ve tenfizi ile çocuklarin velâyeti

ÇOCUKLARIN VELÂYETİNE İLİŞKİN KARARLARIN TANINMASI VE TENFİZİ İLE ÇOCUKLARIN VELÂYETİNİN YENİDEN TESİSİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİNİN UYGULANMASI

Mehlika AYTAÇ
UHDİGM Tetkik Hâkimi

I. Genel olarak
Avrupa Konseyi çerçevesinde hukukî iş birliğinin önemli bir belgesini oluşturan 20 Mayıs 1980 tarihli, 105 nolu Çocukların Velâyetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velâyetinin Yeniden Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesi (European Convention on Recognition and Enforcement of Decisions Concerning Custody of Children and on Restoration of custody of Children, ETS No:105) ülkemiz tarafından 20 Ekim 1997 tarihinde imzalanmış(1) ve 4.8.1999 tarih ve 4433 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunarak 2 Kasım 1999 gün ve 23864 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Onay belgesi 8 Şubat 2000 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine tevdi edilen bu Sözleşme 1 Haziran 2000 tarihinde Türkiye yönünden yürürlüğe girmiştir.
Sözleşmeye halen Almanya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İsveç, İsviçre, İspanya, İtalya, İzlanda, Kıbrıs (Rum Kesimi) Lihtenşayn, Lüksemburg, Norveç, Malta, Polonya, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan taraf bulunmaktadır.
II. Sözleşmenin amaç ve kapsamı
1-Sözleşme, çocuğun ana ve babası ile velâyet ilişkisinin onun yararları bağlamında ve uluslararası hukukta tanınmış olan temel haklarına uygun biçimde gerçekleşmesini güvence altına almak, bunun için velâyet ve çocukla şahsî ilişki kurulması hakkında kararların verildiği ülke dışında etki göstermesini sağlayarak, çocuğun özellikle ayrılan veya boşanan ana, baba arasında velâyet ve şahsî ilişki kurulması ihtilâflarından kaynaklanan meselelerin zararlı etkilerinden korumak düşüncesinin bir sonucu olarak oluşturulmuştur.
Sözleşme aynı zamanda Türkiye’nin de taraf olduğu, çocukların “Magna Carta”sı ya da “İnsan Hakları Yasası” sayılan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin, âkit devletlere, çocuğun ana-babasından onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına almak, ana-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça ana-babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde ilişki kurmak veya doğrudan görüşmek, bu amaçla çocuğun ve ana-babasının taraf devletlerin ülkeleri dahil herhangi bir ülkeyi terketme ve kendi ülkelerine dönme haklarını tanımak, bu sorumluluğuna uygun olarak çocukların yasa dışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi hallerine karşı önlem almak yükümlülüğü getiren 9,10, ve 11’inci maddelerinin hayata geçirilmesi anlayışına dayanmaktadır.
Çocukların velâyetine veya şahsî ilişki kurulmasına ilişkin kararların verildiği ülke dışında uygulanmasına ve özellikle çocukların, velâyet hakkına sahip olmayan kişilerce (ana, babadan biri veya 3’üncü bir kişi ) bir ülkeden diğerine haksız olarak götürülmesi olaylarının artması ve bu olayların yol açtığı sorunlara etkili çözümler getirilebilmesi için uluslararası düzeyde hukukî bir iş birliğine ihtiyaç duyulmaktaydı. Bu eksikliği gidermek üzere Avrupa Konseyi Velâyet Sözleşmesi Komitesi (T-CC)’nce üye ülkelerin aile hukuku alanındaki yaklaşımları da gözönünde tutularak hazırlanan sözleşme 20.5.1980 tarihinde imzaya açılmış ve 1.9.1983 tarihi itibariyla uluslararası hukuk açısından yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Sözleşme Milletlerarası hukuk literatüründe bir “uzlaşma belgesi” olarak nitelenmektedir. Öyleki Sözleşmenin yaşamsal önemdeki 8, 9 ve 10’uncu maddelerine çekince koyma olanağı tanınmak suretiyle ülkelerin bu konudaki kesin görüş ayrılıklarına karşı bir ölçüde konsensüs sağlanmak istenmiştir.
2. a. Sözleşmede geçen tanımlar
Çocuk: Hangi ülke vatandaşlığında olursa olsun millî hukukuna veya mutad meskeninin bulunduğu devlet hukukuna ya da talep edilen devletin hukukuna göre, kendi ikamet yerini seçme hakkına sahip olmayan 16 yaşından küçük kişiyi ifade etmektedir.
Haksız Götürme: Çocuğun bir âkit taraf ülkesinde verilmiş ve bu devlette kesin hüküm niteliğini kazanmış velâyete ilişkin bir karara aykırı olarak bir devlet ülkesinden başka bir devlet ülkesine götürülmesidir. Sözleşmede aynı zamanda, çocukla şahsî ilişki kurma hakkı (exercise of the right of access)’nın kullanıldığı sürenin bitiminde çocuğun velâyet hakkının kullanıldığı ülkeye geri götürülmemesi de haksız götürme olarak tarif edilmektedir.
b. Sözleşme maddeleri
Sözleşmenin 3’üncü maddesi, âkit Devletlerin, üstlenmiş oldukları yükümlülükleri yerine getirmek üzere “Merkezî Makam” (Central Authority) tayin etmelerini öngörmektedir. Merkezî Makamın görevleri arasında, diğer âkit taraf ülkesinde verilen velâyet kararlarının tenfizini sağlamak, tenfiz kararı verildiğinde çocuğun velâyet hakkının kullanıldığı ülkeye dönmesini sağlamak, özellikle gerekli gördüğü tam geçici önlemleri alarak çocuğun yararlarının tehlikeye düşmesine engel olmak ve gerektiğinde yeni bir velâyet davası açmak sayılmıştır (md.2).
Türkiye yönünden sözleşme gereklerini yerine getirmek üzere Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Merkezî Makam olarak atanmış bulunmaktadır. (10.4.2000 tarihli Beyan ile (Declaration) Sözleşmesinin tevdi yeri olan Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine bildirilmiştir.) Sözleşmede geçen Merkezî Makamla ilgili benzer düzenlemenin yine Türkiye’nin taraf olduğu Nafaka Alacaklarının Yabancı Ülkelerde Tahsiline İlişkin 20 Haziran 1956 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ile birlikte 27 Ocak 1977 tarihli Adlî Yardım Taleplerinin İletilmesine İlişkin Avrupa Sözleşmesinde de yer aldığı görülmektedir. (Bu sözleşmeler uyarınca da Adalet Bakanlığı Merkezî Makam görevini üstlenmiş olup, bu yükümlülüğünü yerel Cumhuriyet Başsavcılıkları aracılığı ile yerine getirmektedir.)
Sözleşmenin başlıca diğer maddeleri şöyledir;
7’nci maddesinde, âkit devletlerden birinde verilmiş ve kesin hüküm niteliğini kazanmış bulunan velâyete ilişkin kararın diğer âkit devlette tanınıp tenfiz edileceği kurala bağlanmıştır.
8’inci maddesi, velâyet hakkının kullanıldığı bir ülkeden haksız olarak başka bir ülkeye götürülen çocuğun tanıma veya tenfiz kararına gerek kalmaksızın dönmesine ilişkindir. Ancak 2’nci fıkrası uyarınca talep edilen devletin iç hukuku zorunlu kılıyorsa tanıma ve tenfiz gerekecektir. Şu kadar ki tanıma ve tenfiz kararı verilebilmesi için kararın verildiği ülkede bu kararın dayandığı davanın açılması veya daha önce olduğu takdirde, haksız götürme tarihinde çocuk ile ana-babasının bu Devletin vatandaşlığında olması ve çocuğun mutad meskeninin bu ülkede bulunması şartları gerçekleşmiş olmalıdır. Örneğin kendisi ile birlikte ana-babası Türk vatandaşı olan çocuğun aynı zamanda mutad meskeni de Türkiye’de ise velâyet veya şahsî ilişki kurulmasına ilişkin karar diğer âkit ülkelerde, sözleşmedeki ret sebeplerinden hiçbiri uygulanmaksızın tanınır ve tenfiz edilir. Bu halde yetkili mahkeme, velâyet kararının verildiği veya davanın devam ettiği veya haksız yer değiştirme anında tarafların vatandaşlığına göre tespit edilecektir. Bu kuraldan amaç, tarafların hukukî bir ilişkinin tâbi olduğu statünün kendi iradeleriyle yeni bir bağlama noktası elde edilmesi için değiştirilmesinden doğacak ihtilâfların (conflict mobile) bertaraf edilmesi isteğidir.
Maddede getirilen diğer bir önemli husus da zaman yönünden uygulamaya ilişkindir. Buna göre, haksız götürülen çocuğun iadesi istemi haksız götürmenin meydana geldiği tarihten itibaren 6 ay içinde ilgili ülkenin merkezî makamına iletilmelidir. Bu merkezî makam öncelikle başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığını inceler ve süresinde yapılmayan başvuruyu başka bir incelemeye gerek kalmaksızın reddeder. Bu açıdan, maddede belirtilen süre, bir “hak düşürücü” süre niteliğindedir.
9’uncu madde ise, 8’inci maddenin kapsamı dışında kalan, yani çocuk, ana ve babadan birinin velâyet kararının verildiği devlet vatandaşı olmaması veya çocuğun mutad meskeninin kararın verildiği devlette bulunması durumlarını düzenlemektedir. Bu halde, örneğin ana-baba ve çocuğun farklı vatandaşlıkta olması veya çocuğun mutad meskeninin diğer bir devlette olması durumunda ana ve babanın son müşterek mutad meskeninin ya da çocuğun mutad meskeninin bulunduğu âkit devlet mahkemesi velâyet konusunda karar vermeye yetkili olur. Bu düzenlemeden çıkan sonuca göre, talepte bulunulan devletin mahkemesi, çocuğun kendi vatandaşlığında olduğu veya mutad meskeninin kendi ülkesinde bulunduğu takdirde, velâyet kararının tanıma ve tenfizi talebini reddedebilecektir (md.10).
10’uncu maddede, velâyete ilişkin kararın tanıma ve tenfiz taleplerinin reddine cevaz veren genel nitelikte bir düzenleme yer almıştır. Bu ret sebepleri arasında başlıca, tenfizi istenen velâyet kararının etkilerinin talep edilen devletin aile ve çocuk hukukuna ilişkin temel ilkeleriyle bağdaşmaz nitelikte bulunması veya aradan geçen zaman içinde, şartlarda meydana gelen değişiklikler sebebiyle kararın etkilerini çocuğun yararı ile açıkca bağdaşmamasıdır. Diğer önemli bir husus da, mahkemeye, yukarıda değinilen nedenlerle, bir karar vermeden önce çocuğun yaşı ve idrak yeteneğine uygun olarak görüş ve tercihlerini belirleme ve bunun için gerekli gördüğü her türlü soruşturmayı yapma yetkisi tanınmasıdır (md.15).
11’inci madde ise, çocukla şahsî ilişki kurulmasına dair kararların veya velâyet kararındaki şahsî ilişki kurulmasına dair hükümlerinin velâyet kararları gibi onların tâbi olduğu şartlar altında tanınmasını hükme bağlamaktadır. Bununla birlikte talep edilen devlet tarafların taahhütlerini de gözönüne alarak çocukla ilişkiyi sürdürme hakkının kullanılması veya uygulanması şartlarını tespit edebilir (11/b). Şahsî ilişki kurulmasına ilişkin bir karar yoksa veya velâyet hakkındaki kararın tenfizi reddedilmiş ise, ilişkilerini sürdürme hakkını ileri süren tarafın talebi üzerine merkezî makam bu konuda bir karar verilmek üzere kendi mahkemelerine başvurabilir (11/c).
III. Sözleşmenin Türk Milletlerarası Özel Hukuku ve Usûl Kuralları yönünden incelenmesi
1- Mutad mesken prensibi yönünden Sözleşme, bağlanma kuralları yönünden ikametgâh (place of residence), mutad mesken (habutual residence) ve tâbiyet hukukunu kabul etmiştir. Bu bakımdan esnek bir yaklaşımdan söz edilebilirse de bunların uygulanacağı hâller dikkate alındığında Sözleşmenin esas itibariyle, mutad mesken prensibine öncelik verdiği sonucu çıkmaktadır.
Mutad mesken kavramının son zamanlarda bir bağlanma noktası olarak gittikçe daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığı ülkeler arası ilişkilerin artmakta olduğu ülkelerde tâbiyet prensibinden uzaklaşma eğiliminin mevcut olduğu gözlenmektedir (Aynı prensip Türkiye’ nin katılmış olduğu 1.8.2000 tarihinde yürürlüğe giren bu sözleşmeyi tamamlayıcı nitelikteki 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine İlişkin Lahey Sözleşmesinde tek bir bağlanma noktası olarak kabul edilmiştir.).
Bununla birlikte uluslararası hukuk literatüründe mutad mesken kavramı ile ilgili ortak bir anlayış ve tanımdan bahsetmek bugün için mümkün değildir. Nitekim Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine İlişkin Lahey Sözleşmesinin uygulanmasından doğan sorunları görüşmek üzere 1993 tarihinde yapılan Özel Komisyon toplantısında, bu konuda tüm ülkelerin benimseyeceği bir tanımlamanın henüz yapılamadığı dile getirilmekle birlikte mutad meskenden en az kişiyle sıkı bir ilişkinin ortaya koyduğu, gelip geçici sayılmayan bir süreklilik olarak anlaşılması gerektiği de ayrıca vurgulanmıştır. Bu ilkenin uygulanmasından çıkan sorunlarla ilgili olarak da, bazı devlet mahkemelerinin çocuğun haksız olarak başka bir ülkeye götürüldüğü anda bulunduğu yerin, velâyet hakkını haiz ana veya babasının da aynı anda bulunduğu yer olarak kabul edildiği, ayrılan veya boşanan ana- baba ile birlikte çocuğun aynı anda yerleşme yeri niyetini esas alan bu yaklaşımın, mutad meskenin yerleşme yeri (domicile) olarak algılanmasına yol açtığı oysa yerleşme yeri (place of domicile) ile mutad mesken (habitual residence) kavramlarının farklı anlamlar içermekte olup, yerleşme yerinin değiştirilmesinin yeni mutad mesken edinilmesi anlamına gelmeyeceği kaydedilmiştir.
Mutad mesken ilkesinin uygulanmasında karşılaşılan diğer bir sorunda yabancı ülkede geçici olarak görev yapan kişilerle ilgili bulunmaktadır (Özellikle askerî personel). Yabancı bir ülkede görev yapan bu şahıslar çoğu zaman “mutad mesken” edinme niyetini taşımadıklarından, uyuşmazlık halinde, mutad meskenin belirlenmesinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Amerikan Bölge Temyiz Mahkemesince verilen 22 Ocak 1993 tarihli karar(2) meselenin çözümüne emsal teşkil edebilecek bir mahiyet taşımaktadır. Karara konu olan meselede, çocuğun ABD ordusunda subay olan annesi ile babası ayrılmadan önce görev nedeniyle Almanya’da bulunmakta iken çocuk annesi tarafından ABD’ye götürülmüştür. Ve daha sonra, annenin eşinden ayrılarak bu ülkeye yerleşmesinden ötürü haksız olarak alıkonulması durumu ortaya çıkmıştır. Yerel mahkeme çocuğun mutad meskeninin ABD’de olduğunu kabul etmiş ve velâyet hakkını anneye vermiştir. Kararı itiraz üzerine inceleyen Bölge Temyiz Mahkemesi ise, çocuğun taraflar boşanmadan önce çocuğun mutad meskeninin Almanya’da bulunduğunu ve babanın velâyet hakkını haiz olup olmayacağının da Alman hukukuna göre belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansı Daimî Bürosu’nun görüşü de uluslararası uygulamada mutad meskenden ana veya babanın değil daima ve sadece çocuğun mutad meskenin anlaşılması gerektiği ve kararı bu kavramın millî hukukla sınırlı tutulmaksızın uluslararası hukuk ilkelerine göre yorumlanmasının en iyi yöntem olacağı yönündedir.
Türk Kanunlar İhtilâfı sisteminde ise, mutad mesken ikinci derecede bir bağlama kuralı olarak kabul edilmektedir. Yabancı unsurlu aile hukukuna ait ilişkilerde, ilke olarak millî hukuk ve ikametgâh hukuku bunlar mevcut değilse mutad mesken hukuku uygulanır. Örneğin 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunda, vesayet ve hacir (md.9), evlenme (md.12) boşanma ve ayrılık (md.13), boşanmada velâyete ilişkin sorunlar (md.20) konularında mutad mesken hukuku millî veya ikametgâh hukukundan sonra uygulanabilen bir bağlama sebebi olarak öngörülmektedir.
Ancak Sözleşme ve 2675 sayılı Kanunda mutad mesken hukukunun uygulanması sırasından kaynaklanan bu farklılığın Türk hukukunun temel prensipleriyle bağdaşmaz nitelikte bulunmadığı ve salt çocuğun yarar ve refahı açısından bakıldığında gerçek ve fiilî olarak yaşadığı yer (mutad mesken) hukukunun daha yararlı sonuçlar sağlayabileceği kabul edilmelidir.
2- Sözleşme hükümlerinin, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanundaki usul hükümleri ve tenfiz koşulları ile karşılaştırılmasında;
a. Sözleşmenin 9’uncu maddesinin (a) ve (b) bentlerine göre, gıyabta verilen kararda davalının savunma haklarına riayet edilmiş olmalıdır. Bu kural aynı zamanda 2675 sayılı Kanunun tanıma ve tenfiz şartlarına ilişkin 38’inci maddesinin (d) bendinde de yer almıştır.
Aynı madde fıkrasının (c ) bendine göre, karar, talep edilen devlette verilmiş başka bir karara aykırı hüküm taşımamalıdır. Türk hukuk sisteminde de, yabancı bir mahkeme ilâmının Türk mahkeme kararı ile bağdaşmayan hükümlerinin tenfizine karar verilmeyeceği kabul edilmektedir. Zira, aksi halde kamu düzenine aykırılık söz konusudur.
Sözleşmede kamu düzeniyle ilgili olarak açıkça bir düzenleme mevcut olmamakla birlikte 10’uncu maddenin 1’inci fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki tenfiz talebinin reddi sebebi sayılan kararın etkilerinin aile ve çocukla ilgili temel hukuk ilkelerine aykırılık oluşturması veya çocuğun yararları ile bağdaşmaması hâllerine ilişkin hükümleri, 2675 sayılı Kanunun 38 (c) maddesi bendinde yazılı kamu düzeni kapsamında değerlendirmek mümkün olabilecektir.
2675 sayılı Kanunun 38/d bendinde mevcut “o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyapta hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemelerinde itiraz etmemiş olması” hükmü Sözleşmede daha geniş içerikte yer almıştır.
Kanun maddesinin (e) bendinde yazılı ret sebebine (Türklerin kişi hâllerine ilişkin yabancı ilâmda Türk kanunlar ihtilâfı kuralları gereğince yetkili bulunan hukukun uygulanmamış ve Türk vatandaşı olan davalının tenfize bu yönden itiraz etmemiş olması) benzer bir koşul sözleşmede yer almamakta ise de, bu eksiklik Türk hukukunun tanıma ve tenfiz konusunda benimsemiş olduğu ilkelerle bağdaşmaz nitelikte değildir.
b. Sözleşmenin 14’üncü maddesinde belirtilen velâyete ilişkin kararların tanınması ve tenfizinde basit ve seri usul uygulanması kuralı, 2675 sayılı Kanunda aynen benimsenmiştir. Tenfiz istemi basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır (md.39).
c. Sözleşme usul hükümleri yönünden herhangi bir kanunlar ihtilâfı kuralı getirmemiştir. Âkit tarafların iç usul hükümleri yine geçerliliğini korumaktadır.
d. Sözleşmede ifade edilen velâyet kararlarının tenfizi istemlerinde kararın esastan incelenemeyeceği ilkesi, Türk milletler özel hukukunda da benimsenmiş olup, mahkeme eğer yasal tenfiz şartları mevcutsa (2675 S.K. md. 38) yabancı mahkeme ilâmının tenfizine karar vermekle yükümlüdür.
IV- Çekinceler (Reservatıons)
1- Sözleşmenin 17 ve 18’inci maddeleri, 8 ve 9’uncu maddelerinde yazılı hallerde velâyete ilişkin kararların tanınması ve tenfizinin 10’uncu maddede yer alan sebeplere dayanılarak reddedilebileceği veya 12’nci madde hükümleriyle bağlı olunmayacağı konularında çekince konulabileceğine ilişkindir.
Sözleşmeye, çekince koyan ülkeler şunlardır:
a. Almanya, Sözleşmenin 8 ve 9’uncu maddelerine velâyete ilişkin kararların tanınması ve tenfizinin 10’uncu maddenin 1’inci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde öngörülen red nedenlerine dayanılarak reddedilebileceği şeklinde çekince koymuştur.
b. Danimarka, Finlandiya, İngiltere, İrlanda, İsveç, İzlanda, Norveç, Polonya ve Yunanistan, Sözleşmenin 8 ve 9.maddelerinde yazılı hallerde, velâyet kararlarının tanınması ve tenfizinin 10’uncu maddede öngörülen herhangi ret nedenlerine dayanılarak reddedilebileceğini beyan etmiştir. (Çekince)
c. Lihtenşayn Sözleşmesinin 8 ve 9’uncu maddelerine, velâyet kararlarının tanınması ve tenfizinin 10’uncu maddenin 1’inci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerinde öngörülen ret sebeplerine dayanılarak reddedilebileceği şeklinde çekince koymuştur.
d. Malta ve İngiltere, Sözleşmenin 8 ve 9’uncu maddelerine velâyet kararlarının tanınması ve tenfizi talebinin 10’uncu maddesinin 1’inci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen ret nedenlerine dayanılarak reddedilebileceğini beyan etmiştir. (Çekince)
e. İsviçre, Sözleşmenin 8 ve 9’uncu maddelerine, velâyet kararlarının tanınması ve tenfizinin, 10’uncu maddenin 1’inci fıkrasının (d) bendine dayanılarak reddedilebileceğini bildirmiştir.
2- Sözleşmeye katılan ülkelerin oldukça önemli bir çoğunluğunun, Sözleşmeyi motive eden 8 ve 9’uncu maddelere çekince koyması yüzünden Sözleşmenin, amaç ve hedeflerine tam olarak ulaşabildiğini söylemek bugün için zordur.
Bunun için çözüm arayışına giren Avrupa Konseyi, çekince koyan üye ülkelerin hükümetlerine çekincelerini geri çekmesi çağrısında bulunmuş olup bu tutumunu ısrarlı bir şekilde sürdürmektedir.
Nitekim Konseyin bu yöndeki yoğun çabaları sonucunda, İspanya, Sözleşmenin 8 ve 9’uncu maddelerine velâyete ilişkin kararların tanınması ve tenfizinin 10’uncu maddenin 1 (a,b,c) fıkrası bentlerinde yazılı ret sebeplerine dayanılarak reddedilebileceği şeklinde koymuş olduğu çekinceyi Avrupa Genel Sekreterliğine iletilen 4 Şubat 1991 tarihli Beyanı ile, kaldırdığını bildirmiştir.
Fransa, Sözleşmenin 8 ve 9’uncu maddelerine velâyete ilişkin kararların tanınması ve tenfizinin 10’uncu maddede yazılı herhangi ret sebebine dayanılarak reddedilebileceğine ilişkin çekincesini, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine iletilen 18 Aralık 1987 tarihli Beyanı ile geri çekmiştir.
Avusturya, Sözleşmenin 8 ve 9’uncu maddelerine velâyete ilişkin kararların tanınması ve tenfizinin 10’uncu maddenin 1’inci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen nedenlere dayanılarak reddedilebileceğine ilişkin çekincesini Avrupa Genel Sekreterliğine iletmiş olduğu 29 Mayıs 1990 tarihli Beyanı ile geri çekmiştir.
İtalya Sözleşmeyi imzaladığı 20.5.1980 tarihinde yaptığı beyan ile (declaration) onay belgesinin tevdiî sırasında Sözleşmenin 8 ve 9’uncu maddelerine çekince konulacağını bildirmiş ancak aynı tarihte bu beyanını geri çekmiştir(3).
3- İsviçre ve İngiltere Hükümetlerinin söz konusu çekincelerin geri çekilmesini plânlamakta olup bunun için yakın zamanda çalışma başlatılacağı kaydedilmiştir.
4- Almanya, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İrlanda, İzlanda, Norveç ve Polonya Hükümetlerinin ise çekincelerin kaldırılması hususunda henüz böyle bir niyet taşımadığı ifade edilmiştir.
5- Türkiye Sözleşmeye herhangi bir çekince koymamıştır.
V- Değerlendirme ve sonuç
1- Sözleşmenin en önemli özelliği, velâyete ilişkin uyuşmazlıklarda çocuk ve ana-baba arasındaki ilişkilerde daima ve sadece çocuğun refahı ve temel haklarının ön plânda tutulmasıdır.
Sözleşmede öngörülen, aradan geçen süre içinde şartlarda meydana gelen değişiklikler sebebiyle ilk velâyet kararının etkilerinin artık çocuğun yararı ile bağdaşmaması halinde tanıma ve tenfiz talebinin rededilebilmesi olanağını tanıyan hüküm de (md.10) çocuk lehine öngörülmüş bir güvenceyi içermektedir. Talep edilen devlet mahkemesi bu konuda her türlü soruşturmayı yapabilecek ve geçen zaman içinde çocuğun eğitimi, sağlığı, ruhsal, moral, bireysel ve toplumsal gelişimi için zararlı olacak ise diğer devlete iadesini reddedilebilecektir.
Sözleşmenin diğer bir olumlu yönü de çocuğa adlî bir makam önünde velâyet gibi kendisini etkileyecek bir davada görüş ve tercihlerine başvurma olanağının tanınmış olmasıdır. Bu, çocuğun bir insan ve birey olarak gelecekteki yaşamını özgürce seçme hakkının tanınması düşüncesine dayanmaktadır. Ancak burada çocuğun görüş ve tercihlerinin belirleyici olabilmesinin yaşı ve kavrayış yeteneği ölçüsünde ağırlık kazanacağı tartışmasızdır. Yeterli algılama gücü (temyiz kudreti) ise iç hukuka göre belirlenecektir. Sözleşme hükmü bu yönüyle de, BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin çocuğun kendini ilgilendiren bir davada yaş ve olgunluk derecesine uygun olarak görüşlerini ifade etme ve dinlenmesi fırsatının sağlanması konusundaki hükmü (md.12) ve sadece bu konuyla sınırlı tutulan çocuğun velâyet sorumluluklarından doğan davalara katılımı hakkında 1996 tarihli Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (European Convention on the Exercise of Children’s Rights) ile de ilkesel bütünlük içindedir. (Türkiye söz konusu sözleşmeyi 13 Haziran 1999 tarihinde imzalamış, ancak henüz yürürlüğe girmemiştir.)




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:52   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

2- BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin ayrılmaz parçasını oluşturan Çocukların Velâyetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velâyetinin Yeniden Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesi, velâyet sorumluluğunun kullanılmasından doğan uyuşmazlıkların çocuğun yararı ve temel haklarına uygun olarak çözümlenebilmesi için ülkeler arasında etkin bir işbirliğini öngörmektedir. Son yıllarda çocukların uluslararası sınırının ötesine haksız olarak götürülmeleri olayların kaydedilen artış da dikkate alındığında, çocuğun yararlarını gözeten hükümlerin uygulanmasını denetim altında tutacak kurumsal mekanizmaların oluşturulması için uluslararası düzeyde müşterek bir tavır benimsenmesi kaçınılmazdır.
3- Türkiye’nin Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecinde katılmakla yükümlü tutulduğu sözleşmelerden birisi de, Çocukların Velâyetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velâyetinin Yeniden Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesidir.
Bunun yanı sıra, Türkiye’nin üyesi bulunduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA)nce hazırlanmış olan “Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi Üyesi Ülkelerde Çocukların Korunmasının Yasal Çerçevesine ait 4l/l999 Nolu Tavsiye Kararı ile, BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin uygulamaya geçirilmesi bağlamında, bölge ülkelerinin, bir dizi uluslar arası belgeler arasında, bu sözleşmeye de katılması önerilmiş bulunmaktadır.
Sonuç olarak, Türkiye’nin Sözleşmeye katılması, çocuğun insan ve birey olarak haklarının uygulamaya geçirilmesi açısından önemli bir gelişme teşkil etmektedir.
Şu hususu da ifade etmek gerekir ki, Sözleşme onaylayan ülkeleri hukuksal olarak bağlayan bir belgedir. Uygulamada çocuk ve ana-baba arasındaki velâyet ilişkisinden doğan sorunlara, daima evrensel kriterler gözönünde tutularak, subjektif değerlendirmeden uzak ve öncelikle çocuğun insan ve birey olarak hak ve yararlarına uygun çözümler getirildiği sürece amaç ve hedeflerine ulaşma şansına sahip olabilecektir.

KAYNAKÇA
Prof. Dr. Gülören Tekinalp, Milletlerarası Özel Hukuk Bağlama Kuralları 4. Bası-Ocak l992/İstanbul
Prof. Dr. Aysel Çelikel, Milletlerarası Özel Hukuk 3. Baskı Kısım- l992/İstanbul
Prof. Dr. Ergin Nomer, Devletler Hususî Hukuku 9. Bası.l998/İstanbul
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Yorum:Prof .Dr. Tekin Akıllıoğlu,
AÜ. SBF. İnsan Hakları Merkezi Yayınları No:l3, Ankara
Hague Conference on Private International Law, Report of the Special Commission Meeting to Review the Operation of the Hague Convention on the Civil Aspects of International child Abduction drawn up the Permanent Bureau, the Hague , June l993.
Council Europe Convention on the Custody Convention (T-CC 88/2) Secretariat memorandum prepared by the Directorate of Legal Affairs, Strasbourg l July l998.
Council of Europe, Information for the Attention of the Central Authorities set up under the Custody Convention DIR/JUR (2000) l Strasbourg 3 January 2000.
Council of Europe, Convention Committee on the Custody Convention T-CC (2000)RAP9 Strasbourg 6 April 2000.
Council of Europe the Directorate of Legal Affairs Committee of Experts on Family Law CJ-FA(98)RAP3l Strasbourg l3 October l998.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
Çocuklarin, ile, ilişkin, kararlarin, taninmasi, tenfizi, ve, velâyeti, velâyetine


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557