Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 21:52   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Olağanüstü hâl rejimlerinde yargi denetimi

OLAĞANÜSTÜ HÂL REJİMLERİNDE YARGI DENETİMİ

Birol KIRMAZ
İhsaniye C. Savcısı
Giriş
Bu çalışmanın konusunu, 1982 Anayasası açısından olağanüstü hâl rejimlerinde yargısal denetim oluşturmaktadır.
Çalışma incelendiğinde görülecektir ki; öncelikle olağanüstü hâl kavramının tanımı yapılarak, kaynağı ve kapsamı açıklanmış, 1961 ve 1982 Anayasalarındaki düzenleme gösterildikten sonra, olağanüstü hâl rejimlerinde yapılan denetim olan ve olması gereken açısından ortaya konulmuştur. Ayrıca, konuya mukayeseli hukuk açısından da yaklaşılarak olağanüstü hâl rejimlerinin diğer ülkelerdeki uygulaması hakkında fikir verilmeye çalışılmıştır.
Olağanüstü hâl rejimleri, kriz dönemlerinde devletin hızlı hareket etmesini sağlamak için öngörülen ve yürütmeye normal zamanların dışında bir takım olağan dışı tedbirler alma yetkisini sağlayan bir kurumdur. Bazı ülkelerin Anayasalarında olağanüstü hâl rejimleri maddeler halinde düzenlenmişken, bazı ülkelerde ise ortaya çıkan olağanüstü durumlar sonrasında yürütmenin aldığı olağanüstü tedbirler daha sonra yasama organı tarafından meşrulaştırılmıştır.
Ülkemiz açısından bir Anayasal kurum niteliğindeki olağanüstü hâl rejimlerinin niteliğini ve bu dönem açısından öngörülen denetim mekanizmalarını açıklamaya çalışan bu incelemenin öneminin, konu üzerinde hiç eksilmeyen tartışmalar ve eleştiriler de dikkate alındığında daha da artacağı düşüncesindeyiz.
I. Olağanüstü hâl rejimleri
A. Genel olarak
Olağanüstü hâl rejimlerini dar anlamda, zaruret hâlinde ve devletin acze düşmesi gibi fiilî durumlar karşısında devletin aldığı tedbirler ile ilgili usul olarak tanımlayabiliriz.(1) Geniş anlamda ise, olağanüstü hâl rejimi, Devletin kendi varlığını ve yürürlükteki hukuk düzenini korumak amacıyla zorunlu her türlü eylem ve işlem yapabilmesini, hukuk kurallarının dışına çıkabilmesini gösteren olgu olarak tanımlanmaktadır.(2)
Olağanüstü hâl rejiminde yürütmenin sahip olduğu yetkiler, "zaruret hali ve zaruret hakkı nazariyesi", "meşru müdafaa nazariyesi", "siyasî nazariye" ve "Anayasa geleneği nazariyesi" gibi teorilerle açıklanmaya çalışılmaktadır.(3)
Bu teorilerden zaruret hâli ve zaruret hakkı nazariyesi, devletin toplumun varlığını tehlikeye koyan bir durum karşısında sadece bir vasıta olan ferdî feda edebilecek tedbirlere başvurabilmesini;(4) meşru müdafaa nazariyesi, devletin kriz durumunda başvurduğu olağanüstü tedbirlerin meşru müdafaa hakkından doğduğunu;(5) siyasî nazariye, olağanüstü dönemlerde ve kriz hallerinde devletin kullandığı istisnaî yetkilerin hukukî esaslarla değil, şartlara ve zamanın gereklerine göre değişen siyasî zaruretlerle açıklanabileceğini;(6) Anayasa geleneği nazariyesi de, olağanüstü hâllerde devletin başvurduğu olağanüstü tedbirlerin bu konuda zamanla oluşmuş Anayasa teamülü ile açıklanabileceğini(7) ifade etmektedirler.
Olağanüstü hâl rejimleri, uygulama alanı bulduğunda, kamu hürriyetlerini sınırlayıcı, yürütmenin de takdir yetkisini ve düzenleme alanını genişletici etki yapmaktadırlar.(8)
Ancak hemen belirtmek gerekir ki; olağanüstü hâl rejimleri, demokratik hukuk devletlerinde otoriter bir nitelik taşımakla beraber netice itibariyle bir hukuk rejimidir. Bu dönemde yürütme organına tanınan geniş ve olağanüstü yetkiler, olağanüstü hâlin şartları ile sınırlı ve geçici yetkilerdir, idareye kayıtsız ve kontrolsüz istediğini yapma imkanı vermez; ayrıca bu yetkilerin kullanılması yürütme organını sorumluluktan kurtarmaz.(9)
B. Anayasalarımızda olağanüstü hâl rejimleri
1. 1961 Anayasası
Olağanüstü hâl rejimlerine, 1961 Anayasası, "Yürütme" başlıklı ikinci bölümde 123 ve 124’üncü maddelerinde yer vermiştir.
Konu ile ilgili "olağanüstü hâller" başlıklı 123’ üncü madde hükmüne göre:
"Olağanüstü hâllerde vatandaşlar için konulabilecek para, mal ve çalışma yükümleriyle, bu hâllerin ilânı, yürütülmesi ve kaldırılması ile ilgili usuller kanunla düzenlenir".
"Sıkıyönetim ve savaş hali" başlıklı ve 20.9.1971 tarihli 1488 sayılı Kanunla değişik 124’üncü madde hükmüne göre:
"Savaş hâli, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, ayaklanma olması veya vatan ve Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren veya Anayasanın tanıdığı hür demokratik düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen yaygın şiddet hareketleri hakkında kesin belirtilerin ortaya çıkması sebebiyle Bakanlar Kurulu, süresi iki ayı aşmamak üzere, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya her yerinde sıkıyönetim ilân edebilir ve bunu hemen, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onamasına sunar. Meclis, gerekli gördüğü zaman, sıkıyönetim süresini kısaltabileceği gibi, tamamıyle de kaldırabilir. Meclisler toplanık değilse, hemen toplantıya çağırılır.
Sıkıyönetimin her defasında iki ayı aşmamak üzere uzatılması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararına bağlıdır. Bu kararlar Meclislerin birleşik toplantısında alınır.
Sıkıyönetim veya genel olarak savaş halinde, hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, hürriyetlerin nasıl kayıtlanacağı veya durdurulacağı ve savaş veya savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi hâlinde vatandaşlar için konulabilecek hükümler kanunla gösterilir".
2. 1982 Anayasası
1982 Anayasası da, 1961 Anayasasına paralel olarak olağanüstü yönetim usüllerine yürütme ile ilgili düzenlemelerin bulunduğu ikinci bölümünde, "Olağanüstü Hâller" ve "Sıkıyönetim, Seferberlik ve Savaş Hâli" ana başlıkları altında 119-122’nci maddelerinde yer vermiştir.
"Tabiî afet ve ağır ekonomik bunalım sebebiyle olağanüstü hâl ilânı" başlıklı 119’uncu maddeye göre:
"Tabiî afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hâl ilân edebilir".
"Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması sebebiyle olağanüstü hâl ilânı" başlıklı 120’inci maddeye göre:
"Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hâl ilân edebilir".
"Olağanüstü hallerle ilgili düzenleme" başlıklı 121’inci maddeye göre:
"Anayasanın 119 ve 120’inci maddeleri uyarınca olağanüstü hâl ilânına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmî Gazete’de yayınlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatildeyse derhal toplantıya çağrılır. Meclis, olağanüstü hâl süresini değiştirebilir, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hâli kaldırabilir.
119’uncu madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hâllerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü hâllerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15’inci maddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, hâlin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne surette alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri, Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.
Olağanüstü hâl süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda, Kanun Hükmünde Kararnameler çıkarabilir. Bu Kararnameler, Resmî Gazete’de yayınlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul iç tüzükte belirlenir".
"Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hâli" başlıklı 122’nci maddeye göre:
"Anayasanın tanıdığı hür demokrasi düzenine veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen ve olağanüstü hâl ilânını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaş hâli, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, ayaklanma olması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebebiyle, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun’da görüşünü aldıktan sonra, süresi altı ayı aşmamak üzere yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde sıkıyönetim ilân edebilir. Bu karar, derhal Resmî Gezete’de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı hâlinde değilse hemen toplantıya çağrılır. Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini kısaltabilir, uzatabilir veya sıkıyönetimi kaldırabilir.
Sıkıyönetim süresinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu sıkıyönetim hâlinin gerekli kıldığı konularda Kanun Hükmünde Kararname çıkarabilir.
Bu Kararnameler Resmî Gazete’de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul iç tüzükte belirlenir.
Sıkıyönetimin her defasında dört ayı aşmamak üzere uzatılması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararına bağlıdır. Savaş hâllerinde bu dört aylık süre aranmaz.
Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hâllerinde hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, idare olan ilişkileri, hürriyetlerin nasıl kısıtlanacağı veya durdurulacağı ve savaş veya savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi halinde vatandaşlar için getirilecek yükümlülükler kanunla düzenlenir.
Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görev yaparlar".
C. Mukayeseli hukuk
1. İngiltere
İngiltere'de, 1932 yılında çıkarılan kanunlar sonucunda hükümetin yetkilerinde artışlar gözlemlenmiştir. Özellikle 1939 yılında çıkarılan Olağanüstü Yetkiler Kanunu bu durumun açık göstergesidir. İkinci Dünya savaşı sırasında hükümete tanınan kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin de, önceki dönemlerde yapılan kanunî düzenlemelerin sayısı ile bu dönemde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin sayısı ile karşılaştırıldığında hükümetin düzenleme alanını ne ölçüde genişlettiği ortaya çıkacaktır.(10)
İngiliz kamuoyu ve doktrininde, hükümete tanınan bu istisnaî yetkiler, "parlâmentonun üstünlüğü" ve "kanun hakimiyeti" ilkelerini zedelediği ve "İngiliz halkının geleneksel hürriyetini tehlikeye koyduğu" gerekçesiyle tepki gördü.(11)
Bunun üzerine 1944 yılında, hükümet tarafından çıkarılan ve parlâmentoya sunulan kanun hükmünde kararnameleri incelemek ve rapor hazırlamak üzere Avam Kamarası bünyesinde bir komite kuruldu.(12) Ayrıca, 1946 tarihinde çıkarılan "The Stutary Instrument Act" ile çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin parlâmentoya sunulma şartı getirilmiştir.(13)
2. Fransa
Fransa'da 19. yüzyılda başta bulunan Millî Müdafaa Hükümetleri döneminde mevcut olağanüstü dönemler nedeniyle oldukça sık olarak kanun hükmünde kararnamelere başvuruldu. 1. Dünya Savaşı sırasında da bu yöntem yaygınlaştı. Ancak savaştan sonra bu durum nadir olarak uygulanmaya başlandı. Hatta Meclis, hükümetlerin istediği yetki kanunlarını reddetti. Bu durum 1924-1925 yıllarındaki ekonomik krize kadar sürdü. Bu dönemde, Fransız Meclisi hükümetin istediği yetki kanunlarını kabul etti.(14)
2. Dünya Savaşının başlarında hükümet, 11 Temmuz 1940 tarih ve 2 sayılı Anayasa Kanunu ile tüm yasama yetkilerini bünyesine aldı. Ancak bu dönem bir ihtilâl dönemi olarak kabul edildiğinden ve yapılan tasarrufları da ihtilâl tasarrufları ve söz konusu kanun hükmü gereği kanun hükmünde kararnameden ziyade kanun olarak kabul etmek daha doğru olacaktır.(15)
17 Ağustos 1948 tarihinde çıkarılan bir kanunla teker teker sayılan bazı konular yürütmenin düzenleme alanına aktarılmıştır. Bu kanunu 11 Temmuz 1953 ve 14 Ağustos 1954 tarihli yetki kanunları izlemiştir.(16)
Fransa 1958 Anayasasıda, benimsemiş olduğu güçlü yürütme anlayışı doğrultusunda 16’ncı maddesinde şu hükme yer vermiştir: "Cumhuriyetin müesseseleri, milletin bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ya da milletlerarası taahhütlerin yerine getirilmesi ciddî ve anî bir şekilde tehdit edildiği ve Anayasadaki kamu iktidarının düzenli işleyişi sekteye uğradığında, Cumhurbaşkanı, bu durumların gerektirdiği tedbirleri, Başbakan, Meclislerin Başkanları ve Anayasa Konseyi ile resmî bir danışmadan sonra alır. Bu tedbirler, Anayasal kamu iktidarına, en kısa zamanda, ödevlerini yerine getirmenin amaçlarını sağlamak arzusundan esinlenmelidir. Bu tedbirler hakkında Anayasa Konseyine danışılır. Parlâmento kendiliğinden toplanır. İstisnaî yetkilerin kullanılması sırasında Millet Meclisi feshedilemez".(17)
3. Almanya
Almanya'da da diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, 1. Dünya Savaşı sırasında kanun hükmünde kararname çıkarma alanı genişledi. Özellikle, ülkede oluşan iktisadî bunalımı aşmak için 4 Ağustos 1914 tarihli yetki kanunu ile hükümete çok geniş yetkiler tanındı. Savaş sonrasında da gene ekonomik kriz nedeniyle, 17 Nisan 1919, 13 Ekim 1923 ve 8 Aralık 1923 tarihli yetki kanunlarıyla hükümetin yetkileri arttırıldı. 24 Mart 1933 yılında kabul edilen yetki kanunu ile hükümete şeklî anlamda kanun yapma yetkisi verildi. 30 Ocak 1934 tarihli yetki kanunu ile de hükümete Anayasa yapma ve Anayasayı değiştirme yetkisi verildi.(18)
1949 tarihli Bonn Anayasası bir tepki Anayasası olma özelliğinin de etkisiyle, yürütme organının düzenleyici işlem yapma yetkisi daraltılırken olağanüstü dönemlere ilişkin hükümlere yer vermemiştir. Ancak bu Anayasada 1960 yılında yapılan değişikliklerle, hükümete kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilirken olağanüstü hâllere ilişkin düzenlemelere de yer verilmiştir.(19)
4. İtalya
İtalya'da, 1 ve 2. Dünya Savaşları sırasında, kanun hükmünde kararnamelere sık olarak rastlanmıştır. İtalyan Anayasasının konuyu düzenleyen 77’nci maddesinde de "Hükümet, Meclisten verilmiş bir yetki olmadıkça kanun hükmünde kararname çıkaramaz" denilmiştir. Ayrıca, zaruret ve acil durumlarda hükümetin kendi sorumluluğu altında kanun kuvvetinde bazı tedbirler aldığı zaman bunların kanun haline dönüşmeleri için aynı gün Meclislere sunma zorunluluğu getirilmiş ve kararnamelerin yayınlanmalarından itibaren 60 gün içinde kanun niteliği almamaları halinde geçmişe etkili olarak yürürlükten kalkacağı belirtilmiştir.(20)
5. İsviçre
1948 tarihli İsviçre Anayasasının olağanüstü hâl rejimini düzenleyen 102’ nci maddesi ile, Federal Meclisin toplantı halinde bulunmadığı zamanlarda ülkenin iç ve dış emniyetini sağlama görevi Federal Konseye verilmişti.(21)
Ayrıca, 1914 yılında ortaya çıkan 1. Dünya Savaşı sırasında Federal Konseye kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin yanında, son derece geniş yetkiler de tanındı. Konuya ilişkin 3 Ağustos 1914 tarihli Federal Meclis kararına göre: "İsviçre'nin güvenlik, bütünlük ve tarafsızlığını muhafaza ve ülkenin itibarını ve ekonomik menfaatlerini, hususiyle halkın beslenmesini sağlamak maksadıyla, Fedaral Meclis, gereken bütün tedbirlerin alınması hususunda Federal Konseye sınırsız yetki verir".(22)
Bu kararda, 3 Nisan 1919'da kararda geçen "sınırsız" ifadesi kaldırılmak suretiyle değişiklik yapılarak; "Federal Konseye memleketin güvenliği ve ekonomik menfaatlerin korunması için katî surette lüzumlu tedbirleri alma yetkisi verilmiştir" denildi. Neticede, İsviçre Federal Meclisi, 19 Ekim 1921 tarihli kararıyla bu kararları yürürlükten kaldırdı.(23)
Ancak, 1930 yılında ortaya çıkan malî buhran nedeniyle, Federal Meclis, Federal Konseye yeniden yetki verdi. İkinci Dünya Savaşı ile beraber 30 Ağustos 1939 tarihli yetki kanunu çıkarılarak, hükümete tanınan yetkiler genişletildi. Ancak, savaşın sonunda 6 Eylül 1945 tarihli Federal Meclis kararı ile, hükümete verilen yetki kısıtlandı.(24)
6. Amerika Birleşik Devletleri
Amerika Birleşik Devletlerinde uygulanan sert kuvvetler ayrılığı prensibi nedeniyle, olağanüstü hâl uygulamalarına çok az rastlanmaktadır. Zira, rejim gereği, savaş dönemlerinde dahi Başkana yasama işlemi yapma yetkisi verilmemiştir.(25)
Ancak 1. Dünya Savaşı sırasında, Başkan yasama organına ait bir takım işlemleri, yetkisi olmadığı halde yaptı ve Kongre daha sonra bu işlemleri tasdik etti. Ayrıca, Kongre, savaşın şiddetlenmesi nedeniyle, 10 Ağustos 1917'de Gıda ve Yakacak Koruma Kanunu ile hükümete bir takım yetkiler verdi.(26)
2. Dünya Savaşı sırasında da Başkan, yetkisi olmadığı halde bir takım olağanüstü işlemler yapmaya başlayınca, Kongre, 1 Aralık 1941'de çıkardığı Birinci Harp Yetkileri Kanunu ile Başkana bir takım yetkiler verdi. Bu yetkiler daha sonra, 1942 yılında çıkarılan ikinci bir yetki kanunu ile arttırıldı.(27)
Son olarak bu yetkiler, Watergate skandalının soruşturmasından sonra Başkanın üstün gücüne karşı oluşan reaksiyon neticesinde, Kongre tarafından çıkarılan kanunlarla kısıtlandı.(28)
II. Olağanüstü hâl rejimlerinde denetim
A. Genel olarak
Olağanüstü hâl rejimi, yukarıda da açıklandığı gibi kriz dönemlerinde Devletin işleyişini çabuklaştırmak için öngörülen geçici bir rejimdir. Ancak, bu dönem süresince alınacak tedbirlerin kötüye kullanılmasını önlemek ve rejimin asıl niteliğini kaybetmemesi ve olağanüstü hâl rejiminin geçici olma vasfını kaybetmemesi için bu tedbirlerin denetime tabiî tutulması şarttır.(29)
Yapılacak denetimin, yukarıda bahsettiğimiz fonksiyonlarını görmesinin yanında olağanüstü hâl rejimlerinin genel karakteristik özelliğini kaybetmemesine de dikkat etmek gerekmektedir. Bir başka deyişle, olağanüstü hâl tedbirleri üzerinde denetim yapacak organın seçiminde, denetimi yapacak organın devlet içinde yeterince rol oynayan organlardan olması, konu hakkında yeterli bilgiye sahip olması ve kontrolü hızlı bir şekilde gerçekleştirebilmesine dikkat edilmelidir.(30)
B. Çeşitleri
1. Genel olarak
Yukarıda yaptığımız açıklamalar doğrultusunda, olağanüstü hâl tedbirlerinin denetimi konusunda üç organın denetimi kabul edilmektedir. Bunlar, parlâmento tarafından yapılan siyasî denetim, bağımsız mahkemelerce yapılan yargı denetimi ve halk tarafından yapılan denetimdir. Bu denetim mekanizmaları aşağıda ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Biz burada, -hangi denetim organı olursa olsun- bu dönemde alınan tedbirlerin denetiminin, işlemin uygulamasını yavaşlatıcı etki yapmayacak şekilde olmasının, olağanüstü hâl rejimlerinin karakteristik özelliği gereği olduğu yolundaki görüşümüzü belirtmek istiyoruz.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 21:53   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

2. Siyasî denetim
Olağanüstü hâl rejimlerinde alınan tedbirlerin denetiminin parlâmentoya verilmesi, bir takım sıkıntıları da beraberinde getirse bile, bu tedbirlerin siyasî karakteri bulunması dikkate alındığında zarurî hale gelmektedir.(31)
Parlâmentoya, yapacağı denetimde, inceleme konusu işlemi tasdik etmek ya da etmemek, askıya almak ya da değiştirmek yetkisi verebileceği gibi, yapılacak denetimin hızlılığı denetimin işlemesi ile ilgili kuralların katı nitelik arzetmemesi ile sağlanabilir.(32)
Parlâmentonun, olağanüstü hâl tedbirleri üzerinde yapacağı denetimin, olağanüstü hâlin sona ermesinden sonra başlamasının daha uygun olacağı kabul edilmektedir. Bunun sağlanabilmesi için de, Anayasalara, olağanüstü hâl uygulaması başladıktan sonra, parlâmentonun yürütme tarafından toplantıya çağrılacağı veya kendiliğinden toplanacağı gibi hükümler konulmalıdır.(33)
3. Yargı denetimi
Olağanüstü hâl tedbirlerinin denetiminde, bağımsız ve tarafsız yargı organlarına sınırlı bir denetim yetkisi tanınması uygun olacaktır. Ancak verilecek bu denetim yetkisinin "yerindelik denetimi" niteliğini taşımaması ve siyasî yönü ağırlıklı olan olağanüstü düzene ilişkin tedbirlerin bu özelliğini zedelememesi gerekmektedir.(34)
Yargı organına, denetim sonucunda alınan olağanüstü tedbirleri askıya alma veya geçici olarak uygulamasını durdurma yetkisi tanınmasının düşünülmesi, yargı denetiminin gücünü arttırsa da, kriz döneminde yargı ile yürütme arasında yeni bir kriz yaratma ihtimalinin bulunması bu konuya ihtiyatlı yaklaşılmasına yol açmaktadır. Ayrıca, olağanüstü hâl nedeniyle geçici olarak zayıflamış bulunan yargı organının tarafsızlığının, yaptığı denetimin yaratacağı tartışmalar nedeniyle tehlikeye düşeceğide aşikardır.(35)
Son olarak, olağanüstü hâl tedbirlerinin siyasî niteliklerinin hukukî niteliklerine ağır basan işlemler olmasının, alınan tedbirlerin denetiminde yargı organının rahat hareket edememesine ve denetimin "yerindelik" denetime dönüşmesine yol açabileceğini belirtmek istiyoruz.(36)
4. Halk denetimi
Olağanüstü hâl tedbirlerinin halk tarafından denetlenmesi, bugüne kadar pozitif hukuk tarafından düzenleme konusu yapılmamıştır. Ancak, halk olağanüstü yetkilerin kullanımının denetiminde bir denetim organı olarak kabul edilmedikçe, yapılan denetimlerin yeterli olduğu savunulamaz. Zira, diğer denetim yollarının zaafları halk tarafından yapılacak denetimi zorunlu kılmaktadır.(37)
Olağanüstü hâl tedbirlerine ilişkin halk denetimi, saf temsilî demokrasilerde otomatik olarak veya bir organ aracılığıyla Meclisin feshi şeklinde endirekt; yarı doğrudan demokrasi usulünde referandum ya da halkın vetosu araçlarının kullanılması yoluyla da direkt olarak sağlanabilecektir.(38)
C. Mukayeseli hukuk
1. İngiltere
İngiltere'de olağanüstü hâl rejimi işlemleri üzerinde ki denetim, 1946 tarihli "Statutory Instruments Act" Kanunu ile beraber toplu olarak düzenlendi. Bu Kanunla olağanüstü tedbirlerin parlâmentoya sunulmasında üç usul benimsendi. Birinci usule göre, yapılan işlem yürürlüğe girmeden önce Meclislerden birine sunulması gerekiyordu. İkinci usulde ise olağanüstü tedbirler yürürlüğe girdikten sonra parlâmentonun tasdikine sunuluyordu. Üçüncü halde de tedbirler önce Meclisin incelemesine sunulacak ve kırk gün orada kalacak, Meclislerden birisi bu düzenlemeyi uygun bulmazsa proje geçersiz hale gelecektir. Daha sonra çıkarılan "Statutory Order (Special Procedure) Act" ismindeki Kanunla denetim daha açık ifadelerle kapsamlı olarak belirlendi.(39)
İngiltere'de, 1ve 2. Dünya Savaşları sırasında çıkarılan kanun hükmünde kararnameler, bir kaç istisna dışında yargı denetimi dışında bırakılmamıştı. Ancak, olağanüstü düzenlemeler için çıkarılan yetki kanunlarında "her ordonans kanunla düzenlenmiş gibi sayılacak" ibaresi ile kanun hükmünde kararnamelere şeklî kanun niteliği verilmek suretiyle bu düzenlemeler yargı denetimi dışında bırakılmak istenilmiştir. Ancak, bu kural geniş yorumlanarak mahkemelerin denetim yetkisinin tamamen ortadan kalkmış sayılamayacağı düşüncesi hakim oldu. Daha sonra çıkarılan ve mahkemelerce de benimsenen yetki kanunlarında ordonans aciliyet şartına bağlandı ve ordonansların yargı denetimi dışında bırakıldığı açıkça belirtildi.(40)
2. Fransa
Fransa'da Beşinci Cumhuriyet döneminden önce çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin yetki kanunlarında bu düzenlemelerinin belli bir süre dahilinde Meclisin onayına sunulacağı açıklanmıştı. Fransa, 1958 Anayasasının 16’ncı maddesinin verdiği yetkiye dayanarak Cumhurbaşkanınca çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin Meclise sunulması ile ilgili bir düzenleme yoktur, ancak Anayasada Cumhurbaşkanının istisnaî yetkilerini kullanmaya başladığı zaman parlâmentonun kendiliğinden toplanacağı belirtildiğinden Meclisin uygun görmediği olağanüstü düzenlemeleri kaldırabileceği söylenebilir.(41)
Fransa'da kriz durumlarında yürütme organının aldığı olağanüstü tedbirler Conseil d'Etat'da zaman zaman dava konusu olmuştur.(42) Üçüncü ve Dördüncü Cumhuriyet dönemlerinde, kanun hükmünde kararnameler parlâmento tarafından tasdik edilinceye kadar idarî bir tasarruf olarak kabul edildi ve yargı denetimine tabiî tutuldu. Beşinci Cumhuriyet Döneminde de bu durum devam etti.(43) Fransız Yargıtayı ve Conseil d'Etat, Cumhurbaşkanının 1958 Fransız Anayasasının 16’ncı maddesinin uygulanmasına karar vermesi işleminin hükümet tasarrufu olması nedeniyle gerek hukuka uygunluk gerekse de süresi açısından denetlenemeyeceği düşüncesindedirler. Ancak, 16’ncı maddesinin uygulanmasına başlandıktan sonra Cumhurbaşkanınca alınan kararların bir kısmı niteliği itibariyle idarî işlem sayılarak yargı denetimine tabiî kılınmıştır.(44)
3. İsviçre
İsviçre'de Federal Meclis, Federal Konseye istisnaî yetkiler verdiğinde denetim yetkisini kendisinde mahfuz görmüştür. Federal Meclisçe çıkarılan yetki kararlarında bu durum açıkça belirtilmiştir.(45) Federal Meclisin 30 Ağustos 1939 tarihli kararında söz konusu tedbirler için bir ön denetim mekanizması ihdas edilerek, Federal Konseye önemli tedbirleri almadan önce özel komisyonlara danışma mükellefiyeti getirilmiştir.(46)
İsviçre Federal Mahkemesi, kaynağı Almanya olan "zaruret hâli" ve "zaruret hakkı" teorilerini esas alarak verdiği kararlarında, olağanüstü dönemlerde Federal Konseye Federal Meclis tarafından verilmiş olan yetkinin yasama yetkisinin devri niteliğinde olduğunu, Federal Meclisin buna yetkisi olabileceğini kabul etmiş ve bu durumun kendi kontrol yetkisinin dışında olduğu gerekçesiyle, sadece bu yetkiye dayanılarak çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin, verilen yetki çerçevesinde çıkarılıp çıkarılmadıklarını inceleme konusu yapmıştır.(47)
4. Amerika Birleşik Devletleri
ABD'de uygulanan Başkanlık rejiminin özelliği gereği, Kongre Başkanın olağanüstü dönemde yaptığı işlemleri ancak özel soruşturma ve araştırma komisyonları kurarak ve rapor isteyerek ya da Başkana istisnaî yetkiler veren kanunun müddeti dolmadan Kongre kararı ile kaldırılabilmesi yoluyla denetleyebilmekteydi.(48)
ABD Federal Yüksek Mahkemesi vermiş olduğu kararlarında, olağanüstü hâllerde ve kriz döneminde alınan tedbirleri denetleyebileceğini göstermiştir. Federal Mahkeme, kararlılık gösteren içtihatlarında Kongrenin Başkana yasa gücünde işlemler yapma yetkisine karşı çıkmış ve kriz durumlarında da yetkilerin Anayasadan kaynaklanması gerektiğini açıkça belirtmiştir. Ancak, 2. Dünya Savaşı sırasında belli bir dönem verilen yetkiler geniş yorumlanmış ve bu tip yetkilendirme "yetki devri" olarak değil, "yetki genişletmesi" olarak kabul edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, ABD'de Olağanüstü Hâl Kanununa dayanarak çıkarılan ordonanslar veya kanun hükmünde kararnamelere dayanarak yapılan ferdî işlemler ve uygulama tedbirleri; şekil, usul, konu, yetki ve amaç açısından diğer idarî işlemler gibi denetleme konusu yapılmışlardır.(49)
III. 1982 Anayasasında olağanüstü hâl rejimlerinde denetim
A. Genel olarak
1982 Anayasası ile, olağanüstü hâl rejimlerinin denetimi konusunda, siyasî denetim ve yargı denetimi olmak üzere iki çeşit denetim şekli kabul edilmiştir. Bu konuda ayrıntılı açıklamalar aşağıda yapılacaktır. Biz burada, olağanüstü hâl rejimlerinin denetimi konusunda yapılacak denetimlerin, söz konusu rejimlerin fonksiyonlarını icra etmesini önlemeyecek şekilde uygulanması gerektiğini ve yapılacak bir anayasal düzenleme ile de halkın, kendisini doğrudan ilgilendiren bu tedbirlerin denetimine aktif şekilde katılımının sağlanması yolundaki görüşümüzü belirtmek istiyoruz.
B. Siyasî denetim
1982 Anayasasının 121’inci maddesine göre; Anayasanın 119 ve 120’inci maddeleri uyarınca olağanüstü hâle karar verilmesi durumunda, karar Resmî Gezete’de yayınlandıktan hemen sonra TBMM'nin onayına sunulur. TBMM tatilde ise derhal toplantıya çağırılır. Meclis olağanüstü hâl süresini değiştirebilir. Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her seferinde dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir veya olağanüstü hâli kaldırabilir.
Olağanüstü hâl boyunca çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler de Resmî Gazete’de yayınlandıkları gün TBMM'nin onayına sunulur.
1982 Anayasasının 122’nci maddesine göre de; sıkıyönetim ilânına dair verilen karar, Resmî Gazete’de yayınlandığı gün TBMM'nin onayına sunulur. TBMM toplantıda değilse derhal toplantıya çağırılır. TBMM gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini kısaltabilir, uzatabilir veya sıkıyönetim kararını kaldırabilir. Sıkıyönetim süresince çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler Resmî Gazete’de yayınlandığı gün TBMM'nin onayına sunulur. Sıkıyönetimin her defasında dört ayı aşmamak üzere uzatılması TBMM'nin kararına bağlıdır.
Olağanüstü hâl dönemlerinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin, yürütme tarafından TBMM'nin onayına sunulmaması halinde ne olacağı hususunda Anayasamızda açık bir düzenleme yoksa da normal dönemlerde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler açısından geçerli olan kuralın burada da geçerli olacağı ve bu durumda Kanun Hükmünde Kararnamenin yayınlandıkları günden itibaren yürürlükten kalkacağı kabul edilmektedir.(50)
C. Yargı denetimi
1. Olağanüstü hâl rejiminin ilânı işlemi üzerindeki denetim
Olağanüstü hâl rejiminin ilânına ilişkin yargı denetimini, bu işlemin birbirini takip eden iki yarı hukukî işlemle yürürlüğe konulacağının kabul edilmiş olması ve bu işlemlerin organik yapılarının farklı olması nedeniyle iki ayrı başlık altında inceleyeceğiz. Bunlardan birincisi bir idarî işlem niteliğinde olan ilâna ilişkin Bakanlar Kurulu kararı üzerindeki denetim; ikincisi de yasama işlemi niteliğinde olan, ilâna ilişkin işlemin TBMM tarafından onanmasına veya reddedilmesine ilişkin parlâmento kararıdır.
a. İlâna ilişkin Bakanlar Kurulu kararı üzerindeki denetim
Olağanüstü hâl veya sıkıyönetim ilânına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı organik açıdan bir idarî işlemdir. Bu nedenle, bu işlemin denetiminin idarî yargının görev alanına girmesi gerektiği düşünülse de, söz konusu işlemin bir hükümet tasarrufu oluşturduğu ve işlemin TBMM tarafından onaylanmakla bir yasama işlemi haline geldiği ve böylece idarî yargının görev alanından çıktığı gerekçeleriyle doktrinde ağırlıklı olarak bu düşünce kabul görmemektedir. Hükümet tasarruflarının 1961 Anayasası dönemiyle beraber tümüyle ortadan kaldırılmış olması birinci gerekçeyi geçersiz kılsa bile, ikinci gerekçe açısından idarî yargının söz konusu işlemler açısından görevli ve yetkili olamayacakları açıktır.(51)
Danıştayda, sıkıyönetim ilânına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının denetlenmesine ilişkin bir kararında; "...Bakanlar Kurulu tarafından alınan sıkıyönetim kararı organik ve şekli bakımdan idarî bir tasarruf olarak görülmesine rağmen, Anayasanın 124’üncü maddesinin derpiş ettiği hükümler muvacehesinde niteliği bakımından yasal bir tasarruf olduğu, hele TBMM’ce benimsenip onaylandıktan sonra bir yasama organı tasarrufu haline dönüştüğü bu nedenle ortada idarî mercilerin kesin ve uyulması zorunlu idarî veya yargısal kararlarını denetlemekle görevli bulunan Danıştayın görevine giren bir kararın varlığından bahse imkan bulunmadığı"nı belirterek görevsizlik kararı vermiştir.(52)
Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin bir kararında şöyle denilmiştir:
"Sıkıyönetim kararını, Anayasa hak ve özgürlüklerini, kendiliğinden kısıtlayan ve onları belli bir süre askıya alan bir işlem olarak değil de, Anayasanın 124’üncü maddesinin son fıkrasında açıklanan sıkıyönetim ve genel olarak savaş halinde hangi hükümlerin uygulanacağını ve işlemlerin nasıl yürütüleceğini, hürriyetlerin nasıl kısıtlanacağını veya durdurulacağını gösteren kanunun ülkenin bir bölgesinde veya tümünde uygulama alanına konulması tasarrufu olarak nitelendirmek daha yerinde olur. Bakanlar Kurulu tarafından ilân edilen sıkıyönetim kararının yürürlükte kalabilmesi daha doğrusu Anayasa hak ve özgürlüklerini kısıtlayan veya belli bir süre askıya alan kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunabilmesi için araya bir şart tasarrufun girmesi yani organik bakımdan idarî olan sıkıyönetim ilânı kararının TBMM'ce onanması gerekmektedir".(53)
Ayrıca, Danışma Meclisinde 1982 Anayasasının müzakere çalışmaları sırasında, Anayasa Komisyonu Başkanı, "teşkilât hukuku tarihi ve sıkıyönetim düzeninde, sıkıyönetim ilânının bir idarî karar olduğu ve bu idarî karara karşı Danıştaya başvurulabileceğinin de iddia edildiği"ni belirterek "sıkıyönetimi düzenleyen maddenin ayrıntıları ile yazıldığını ve sıkıyönetim ilânının idarenin denetimi dışında kaldığını" açıklamıştır.(54)
Sonuç olarak, Bakanlar Kurulunun olağanüstü hâl veya sıkıyönetim ilânına ilişkin kararının yargı organlarınca denetiminin hukukumuz açısından kabul görmediğini belirtmek istiyoruz.
b. İlânın TBMM tarafından onanması veya reddedilmesi kararı üzerindeki denetim
Türkiye Büyük Millet Meclisinin olağanüstü hâl veya sıkıyönetim ilânına ilişkin onama veya red kararı bir yasama işlemidir. Bu nedenle idarî yargının söz konusu karar açısından denetim yetkisinden söz edilemez. Ayrıca, bu işlem bir kanun biçiminde değil parlâmento kararı biçiminde gerçekleştiğinden, parlâmento kararları da Anayasada belirtilen istisnalar dışında yargı denetimine tabiî olmadığından Anayasa Mahkemesinin de bu onama veya red kararını denetleme yetkisi bulunmadığı doktrinde genel kabul görmektedir.(55)
Anayasa Mahkemesi, vermiş olduğu bir kararında bu görüşü kabul ettiğini ortaya koymuştur:
"Sıkıyönetim ilânı kararının TBMM Birleşik Toplantısında onanma tasarrufunu maddî bakımdan kanun addetmeye veya bu nitelikte bir işlem saymaya yahut iç tüzük hükmü gibi telâkki etmeye imkan görülememiştir".(56)
Neticede, TBMM'nin Bakanlar Kurulunun olağanüstü hâl veya sıkıyönetim ilânına ilişkin kararını onaması veye reddetmesi işleminin de mahiyeti itibarıyle yargı denetimi dışında kaldığını söylemek istiyoruz.
2. Olağanüstü hâl rejimlerinde işlemler üzerindeki denetim
Olağanüstü hâl rejimlerinde, yetkili idarî makamların yaptıkları bireysel veya düzenleyici işlemler, organik ve maddî yapıları itibarıyle idarî işlemler olduklarından idarî yargının denetimine tabiîdir. Buna göre, 2935 sayılı Olağanüstü Hâl Kanununun açık ifadesinden de anlaşıldığı üzere, yetkili makam olan bölge ve il valilerinin işlemlerine karşı idarî yargı mercilerinde iptal ve tam yargı davası açılabilecektir.(57)
Ancak, 1982 Anayasasının 148/1’inci maddesi gereğince, olağanüstü hâllerde, sıkıyönetim ve savaş hâllerinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava açılamamaktadır. Bu husus, Anayasa Komisyonu metninde yokken Danışma Meclisinde ilave edilmiştir ve doktrinde eleştiri konusu yapılmaktadır.(58) Hemen belirtmek gerekir ki; denetim yasağı, Olağanüstü Hâl Kararnamesinin TBMM'ce onaylanarak yasalaşmadan önceki halini içermektedir. Buna göre, Meclisin kanun niteliğindeki onay işlemiyle birlikte denetim yasağı da bitecek ve yasaya dönüşen Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenebilecektir.(59) Konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi kararında şöyle denilmektedir:
"... Anayasa koyucu olağanüstü hâl KHK'lerinin daha çabuk bir yöntemle incelenmesini amaçlamaktadır. Meclis bu kararnameleri hemen görüşecek, gerekli görürse değiştirecek ve bu kararnameler onaylanmış biçimleriyle diğer KHK'ler gibi yasaya dönüşecektir. Bu yasalar ise Anayasa Mahkemesince denetlenebilecektir. Anayasa, denetim yasağını olağanüstü hâl KHK'lerinin yasallaşmadan önceki evresi için koymuştur".(60)
İşlemler açısından yargı denetiminin bir istisnası da, Sıkıyönetim Kanununda 14.11.1980 tarih ve 2342 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre; "Bu Kanunla sıkıyönetim komutanlarına tanınan yetkilerin kullanılmasına ilişkin idarî işlemler hakkında iptal davası açılamaz. Şahsî kusurları nedeniyle hukukî sorumlulukları ileri sürülemez".(61) Bu değişiklik, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacağı gerekçesiyle doktrinde eleştirilse de, söz konusu hüküm Millî Güvenlik Konseyi döneminde kabul edildiğinden Anayasaya aykırılığı iddia edilememektedir.(62)
Sonuç
Olağanüstü hâl rejimleri, kriz dönemlerinde, siyasî iktidarın karar alma sürecine dinamizm kazandıran ve durumun gerektirdiği olağanüstü tedbirleri almada yürütmeyi etkin kılan Anayasal kurumlardır.
Hukuk devleti prensipleri çerçevesinde, olağanüstü hâl rejimlerini demokratik siyasal yaşamın unsurlarından birisi ve devamının güvencesi olarak görmek lazım gelir. Zira; gerek olağanüstü hâl gerekse de sıkıyönetim, rejimi tehdit eden kriz dönemlerinde uygulanan geçici tedbirlerdir. Amaçları da demokratik siyasal yaşamı tehdit eden unsurları bertaraf etmek olmalıdır.
Ancak, olağanüstü hâl döneminin ilânında, siyasî iktidarı keyfi davranıştan kurtarmak için bu işlemin yargısal denetime tabiî kılınması şarttır. Ayrıca, sıkıyönetim hâli dahil olağanüstü hâl rejimlerinde yapılan her türlü işleme karşı yargı yolunun açık tutulması, hukuk devleti olmanın gerekleri arasındadır.
Sonuç olarak, demokratik devlet düzeninin devamına yönelik tehditleri ortadan kaldırmada siyasî iktidara güç ve hız kazandıran olağanüstü hâl rejimi ile ilgili düzenlemelerin, hukuk devleti prensipleri dorultusunda gözden geçirilmesi, Anayasal bir kurum olan olağanüstü hâl üzerindeki tartışmalara yeni bir boyut katacaktır.

BİBLİYOGRAFYA
ALİEFENDİOĞLU Yılmaz; “Anayasa Yargısı Açısından Olağanüstü Yönetim Usulleri”, Anayasa Yargısı-9, Ankara 1993.
SAĞLAM Fazıl; “1982 Anyasasının Temel Hak ve Özgürlükler Bakımından Getirdiği Sorunlar”, Bahri Savcı’ya Armağan, Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları-7, Ankara 1988.
ANTALYA O. Gökhan; “Türk Hukukunda Olağanüstü Yönetim Usulleri”, Türk İdare Dergisi, Y.57, S.366, Mart 1985.
YENİCE Kazım; “Sıkıyönetim İlânı Kararı ve Yargısal Denetimi Sorunu”, Danıştay Dergisi, Y.1, S.2, Ankara 1971.
ÖZBUDUN Ergun; Türk Anayasa Hukuku, Ankara 1986.
BİLGEN Pertev; 1961 Anayasasına Göre Sıkıyönetim, İstanbul 1976.
KUZU Burhan; Olağanüstü Hâl Kavramı ve Türk Anayasa Hukukunda Olağanüstü Hâl Rejimi, İstanbul 1993.
HAZIR Hayati; Anayasa Hukuku (Genel Esaslar ve Siyasî Rejimler), Konya 1990.
HAZIR Hayati; Türkiye’de ve Yabancı Ülkelerde Olağanüstü Hâl Rejimlerinde Kamu Hürriyetlerinin Sınırlanması (1961 Anayasa Rejimi), Konya 1991.
KUZU Burhan; 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri ve Getirdiği Yenilikler, İstanbul 1990.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
denetimi, hal, olağanüstü, rejimlerinde, yargi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557