Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 22:13   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart çikar amaçli suç örğütleriyle mücadele kanunu kapsaminda iletişimin dinlenmesi

ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRĞÜTLERİYLE MÜCADELE KANUNU
KAPSAMINDA İLETİŞİMİN DİNLENMESİ ve TESBİTİ

Ali Oğuz ŞAHİN
Karakoçan C. Savcısı

I. GİRİŞ
Suçların işlenmesinde teknolojiden faydalanılması hem suçların işlenmesini önlemeyi, hem de işlenen suçların ortaya çıkarılıp koğuşturulmasını zorlaştırmaktadır. Bu sebeple geleneksel koruma tedbirleri ve delil elde etme yöntemleri bazı suçların fakat özellikle organize bir şekilde işlenen suçların koğuşturulmasında yetersiz kaldığı için hukuk devletleri yeni tedbirler ve yöntemler aramaya ve uygulamaya başlamışlardır.(1) İletişimin dinlenmesi ve tespiti de bu yeni tedbir ve yöntemlerden biridir(2).
Bizim inceleme konumuz ceza muhakemesi hukukunda adlî amaçla yap1lan iletişimin dinlenmesi veya tespitidir. İdarî makamların suç işlenmesini önlemek amacıyla veya istihbarat teşkilâtlarınca ülkenin güvenliği amacıyla yaptıkları iddia olunan denetim inceleme konumuzun dışındadır.
II-1982 ANAYASASI ve AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE GÖRE İLETİŞİMİN DİNLENMESİ VE TESPİTİ
İletişimin dinlenmesi veya tespiti özel hayatın gizliliği, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile haberleşme hürriyeti gibi pek çok temel hak ve hürriyet ile yakından ilgilidir.(3) Bu sebeple bu yönde atılabilecek her adımın sözü edilen temel hak ve hürriyetleri ihlâl etmesi söz konusu olur. Bu ihlâl kendini en çok 1982 Anayasası’nın 22’nci maddesinde düzenlenen haberleşme hürriyeti konusunda gösterir. 22’nci maddedeki düzenlemeye göre;
“Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.Kanunun açıkça gösterdiği hâllerde, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.”
Özel haberleşme hürriyeti ve gizliliğinin anayasalarda düzenlenmesi ile, diğer temel hak ve hürriyetler gibi bunun da yasama, yürütme ve yargı erklerine karşı korunması amaçlanmaktadır. Bu ise diğer kişiler gibi devlete de özel haberleşme gizliliğini ihlâl etmeme yükümlülüğü yüklemektedir.(4)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ nin (AİHS) 8/1 maddesinde,“ her şahıs hususî ve ailevî hayatına, meskenine ve muhaberatına hürmet edilmesi hakkına maliktir”(5) denmiş ve 8/2 maddesinde ise “bu hakların kullanılmasına resmî bir makamın müdahalesi demokratik bir cemiyette millî güvenlik, amme emniyeti, memleketin iktisadî refahı, nizamın muhafazası, suçların önlenmesi, sağlığın veya ahlakın ve başkasının hak ve hürriyetlerinin korunması için zarurî bulunduğu derecede ve kanunla derpiş edilmesi şartıyla vuku bulabilir denmiştir.”
Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması koşullarını düzenleyen 1982 Anayasası’nın 13 maddesi ile Anayasanın 90/5 maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konularak iç hukukumuzun bir parçası haline gelen ve Anayasaya aykırılığı dâhi öne sürülemeyen AİHS’nin yukarıda belirttiğimiz 8 ve ilgili diğer maddelerinde düzenlenen hak ve hürriyetlerin kanunla öngörülmüş olmak ve demokratik bir toplumda kamu yararını gerçekleştirmek için yapılması şartıyla sınırlanabilmeleri mümkündür. Anayasa ve AİHS’ndeki kurallar çerçevesinde bir koruma tedbiri olarak iletişimin dinlenmesi veya tespiti belli koşullara bağlıdır6) Her şeyden önce müdahale mutlaka kanunla, başka bir deyimle kanunun tanıdığı yetkiyle yapılmalıdır. Bu kanunda getirilen müdahale şartlarının da Anayasada belirtilen ilkelere uygun olması gerekir. Ayrıca bu kanunda ceza muhakemesinde temel hak ve hürriyetlere müdahaleyi öngören diğer koruma tedbirleri için aranan hususlara da yer verilmelidir. Örneğin suçun ağırlığı ile tedbirin ağırlığı arasında belli bir denge bulunması.(7)
III-TÜRK HUKUKUNDA GENEL OLARAK İLETİŞİMİN DİNLENMESİ ve TESPİTİ
Anayasanın açık ifadesi karşısında iletişimin dinlenmesi ve tespitine yönelik hareketlerin mutlaka yasal dayanağının olması gerekir. Bu bağlamda Türk hukukunda iletişimin dinlenmesi ve tespitinin açıkça düzenlenmediğini görürüz. Ancak CMUK’ taki postada elkoyma konusu ile ilgili hükümler iletişimin dinlenmesi ve tespitinde de uygulanmaktadır. CMUK’ un 91’inci maddesine göre; “sanığa gönderilen mektuplar ve sair mersule ve telgrafların posta ve telgrafhanede zaptı caizdir. Sanık tarafından veya ona hitaben gönderildiği bazı hâllerde anlaşılan ve tahkikat noktaî nazarından münderecatının ehemmiyeti haiz olduğu tâyin edilen mektuplar ve sair mersule ve telgrafların dahi bu yerlerde zaptı caizdir.”
CMUK’taki bu hükmün yalnızca mektup ve telgrafları değil, telefon, teleks, faks gibi araçlarla yapılan iletişimi de kapsadığı, bu sebeple söz konusu araçlarla yapılan iletişimin dinlenebileceği ve tespit edilebileceği kabul edilmekte, uygulamada da hâkim kararıyla telefonlar dinlenebilmektedir. Ancak bu sonuca ulaşılırken iki farklı yoldan hareket edildiği görülmektedir. Bu yollardan biri kıyas, diğeri de genişletici yorumdur.(8)
Kıyas yolu görüşüne göre, CMUK’un 91’inci maddesindeki hüküm kıyas yoluyla telefon, teleks, faks gibi iletişim araçlarının izlenmesi ve tespitinde de uygulanabilir.(9) Ancak CMUK’ta postada elkoymaya ilişkin olarak öngörülen hükümlerin sınırlayıcı hükümler olmaları, sınırlayıcı hükümlerde de kıyas yasağının bulunması nedeniyle postada elkoymaya ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanamayacağı öne sürülmüştür.(10)
Genişletici (geliştirici) yoruma göre ise, CMUK’ un 91’inci maddesindeki “sair mersule” kavramı teknolojinin gelişimine paralel olarak mektup ve telgraf dışındaki telefon, faks, teleks, bilgisayarlı haberleşme sistemleri gibi bütün iletişim araçlarını kapsayacak biçimde anlaşılmalıdır. Böylece kıyas yasağı sorunu aşılacağı gibi, teknolojik yeniliklere açık bir çözüm yolu benimsenmiş olur.(11) Bu suretle, suçla mücadelede ve ceza muhakemesinin amacına ulaşabilmesinde gerekli bulunan önemli bir araçtan faydalanma olanağına kavuşulmuş olur.(12)
Buna karşılık geliştirici yorum yoluyla denetimin mümkün olacağı fikri de eleştirilmektedir. Telefon, teleks, telefaks gibi araçların mektuba benzeyen haberleşme araçları değil, telgraf türünden haberleşme araçları olduğu, maddenin yazılış tarzı ve Türkçe’nin gramer kuralları gözönüne getirildiğinde “sair mersule” kavramının yalnızca maddedeki “mektup” kavramını genişletici yoruma tâbi kılmaya olanak sağladığı, telgraf kelimesinin genişletici yoruma elverişli olmadığı, “sair mersule” kavramı ile elle tutulup gözle görülen paket, koli gibi bir eşyanın kasdedildiği, sesin ise böyle bir özelliğinin olmadığı, CMUK’un hazırlık çalışmaları sırasında da “sair mersule” kavramının belirtilen şekilde kullanıldığı ve anlaşıldığı, CMUK’un yürürlüğe girmesinden önce çıkarılan 406 sayılı “Telgraf ve Telefon Kanunu” ile bu konudaki haberleşmenin düzenlendiği, 1924 Anayasası’nın 81’inci maddesi ile telefon görüşmelerinin gizliliğinin güvence altına alındığı, dolayısıyla Türkiye’ de telefon kullanımının mevcut olduğu, bu sebeple “geliştirici yorum” için gerekli teknolojik v.s. gibi yeni gelişmelerin telefon bakımından söz konusu olmadığı, bu sebeple geliştirici yorum ile telefon v.s. üzerinde yapılacak denetimin Anayasanın 22’nci maddesine aykırı olacağı, ancak bütün eleştirilere rağmen koğuşturma makamlarının bu önemli vasıtadan yararlanmamalarının düşünülemeyeceği, hukukçunun görevinin sadece çözümsüzlüğü ortaya koymak değil, aynı zamanda çözüm üretmek olduğu, bu sebeple yetersiz olan hükümlerin ihtiyaca cevap verecek bir tarzda ele alınması gerektiği, hukukun duyulan ihtiyaca göre ilkeleri düzenlemesi sebebiyle ihtiyaçlar değiştikçe normların başka türlü anlaşılabileceği öne sürülmektedir.(13)
Başka bir görüşe göre ise, CMUK’un 91’inci maddesi “sanığa gönderilen mektup ve sair mersule” nin zaptına izin vermektedir. Bu madde telefon dinlemeğe izin vermemektedir. Yorum yolu ile bu eksiklik doldurulamaz. Bu sebeple yasal düzenleme yapılmalıdır. Böylece hem eleştirilerin önüne geçilmiş, hem de ferdî hak ve hürriyetler güvence altına alınmış olacaktır.(14)
Gerçekten CMUK’un 81’inci maddesi sadece belirli özel haberleşme türlerinin (mektup, telgraf, koli vb.) denetimine imkân veren sınırlayıcı nitelikte bir hükümdür. Telefon dinleme gibi temel hak ve hürriyetlere müdahale edici nitelikteki bir tedbirin kıyas yoluyla uygulanmasının mümkün sayılması hukuka uygun değildir.(15) Geliştirici yorum görüşü de bu konuda pek kabul edilebilir değildir. Çünkü CMUK’un kanunlaştığı 1929 yılında telefon hem yurt dışında hem de ülkemizde kullanılmakta olan bir iletişim aracıydı. Öyle ki 1924 Anayasası’nın 81’inci maddesi ile 1340 tarihli ve 406 sayılı “Telgraf ve Telefon Kanunu” nda telefon görüşmeleri düzenlenmişti. Dolayısıyla “kanun metinlerini yorumlarken kanun koyucunun bilim, fen ve sosyal hayatın, metnin meydana getirildiği sırada gösterdiği şartlara göre değil fakat metinlerin uygulanması sırasındaki şartlara göre anlaşılmasını gerekli kılan yorum şekli” olarak tanımlanan geliştirici yorum bu konuda uygulanamaz.(16) Ayrıca Posta Tüzüğü’nde(17) “mektup postası gönderilerini, diğer konulmuş mektup ve kutuları ve kolileri ifade etmek”te kullanılan “posta gönderileri” (m.2) deyimi de telefon ve benzeri araçları kapsamamaktadır.
Hepsinden öte, kıyas veya geliştirici yorum yollarından birinin uygulanabileceği kabul edilse bile, CMUK’taki düzenlemeler telefon ve benzeri araçların denetimi için gereken asgarî koşulları sağlamaktan uzaktır.(18) Şöyle ki, çeşitli ülke mevzuatlarında öngörülen suç kataloğu ya da eylemin belli bir ağırlıkta olması koşuluna yer verilmemiştir. Ayrıca bu tedbirin uygulanması için azamî bir süre getirilmemiştir. Bundan başka aranacak şüphenin derecesi de belirtilmemiştir. Yine CMUK’un 92’nci maddesine göre eğer Cumhuriyet savcısı elkoyma kararını vermişse elkonan mektup ve sair mersuleleri açmaksızın hâkime vermelidir. Dinleme tutanakları ve kasetlerin içeriği öncelikle kolluk kuvveti ve Cumhuriyet savcısı tarafından öğrenileceği, bunun aksi hayatın doğal akışına uygun olmayacağı için bu hükmün telefon dinleme konusunda uygulanması mümkün olmayacak, bu yolla elde edilen delilin de hukuka aykırılığından bahsedilebilecektir.(19) Bunlardan başka denetim sonucu elde edilen bilgileri içeren eşyanın hangi koşullarda ve ne zaman ilgilisine geri verileceği veya yok edileceği ile dinleme tutanaklarının dava dosyasına konulup konulmayacağı düzenlenmemiştir.
Yukarıda değindiğimiz bütün eleştirilere karşın uygulamada telefon ve benzeri araçların denetimi yoluna gidilmektedir. Özellikle DGM’lerin kapsamına giren suçlar bakımından bu yola başvurulduğu görülmektedir. Hâkim veya Cumhuriyet savcısı denetim kararı vermekte, bu karar Cumhuriyet Savcılığı tarafından emniyet teşkilâtına iletilmekte ve burada “üs olarak adlandırılan bir cihaz kurularak iletişimi sağlayan kurumdan dinlenecek telefonun üs” ile irtibatlandırılması istenmekte, bundan sonra da yapılan konuşmalar kayda alınmaktadır.(20) Ancak bu işlemlerin dava dosyasına konulacağına dair açık bir düzenleme olmaması sebebiyle bu işlemler dava dosyasına konmamaktadır. Bu sebeple çoğunlukla hem telefonu dinlenenler, hem de davaya bakan mahkemeler telefonların dinlendiğinden haberdar olamamaktadır. Eğer telefon dinleme suretiyle başka bir delil elde edilmişse, ancak bu deliller dava dosyasına girmektedir.(21) Dolayısıyla telefon dinleme işleminin hukuka uygunluk denetimi yapılamamaktadır. Bu durum ise dürüst işlem ilkesine aykırıdır.(22)
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından CMUK’ un 91 ve 92’nci maddelerine göre verilen telefon dinleme kararı Telefon İşletme Rehberi’nin 4/4 maddesine göre uygulanmakta, böylece telefonlar dinlenmektedir.(23) Telefon İşletme Rehberi normlar hiyerarşisinde yönetmelik düzeyindedir. İdarenin bu düzenlemesi ile bir çok temel hak ve hürriyet ihlâl edilmektedir. Bu durum ise Anayasaya aykırıdır.(24) Çünkü, her şeyden önce temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması Anayasanın 13/1maddesi uyarınca yalnızca kanun vasıtasıyla olabilir. İkinci olarak da haberleşmenin gizliliğine dokunulabilmesi için Anayasanın 22/3 maddesi uyarınca kanunun açıkça bu durumu göstermesi gerekir. Oysa bu koşul da yerine gelmemektedir. Bu sebeple Telefon İşletme Rehberi’nin 4/4 maddesi hükmü Anayasanın 13/1 ve 22/3 maddelerine açıkça aykırıdır.
CMUK’taki düzenlemenin iletişimin dinlenmesi veya tespitine uygun olduğunun kabulü hâlinde, yukarıda da belirttiğimiz gibi, postada elkoymaya ilişkin hükümlerden hareketle iletişimin dinlenmesi veya tespiti yoluna gidilmektedir. Oysa CMUK Tasarısında(25) Almanya Federal Cumhuriyeti Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki(26) gibi iletişimin dinlenmesi veya tespiti bağımsız maddelerde ayrıca düzenlenmiştir. Bu maddelerde iletişimin dinlenmesi veya tespiti kararlarının hangi koşullarda kim tarafından ve nasıl verileceği, bu kararların nasıl uygulanacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Tasarının 103’üncü maddesine göre soruşturulan suçun iki yıl veya daha fazla şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir cürüm olması halinde en son çare olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim gizli olarak iletişimin dinlenmesine veya tespitine karar verebilir. Bu suretle elde edilen kayıtlar zarfa konularak mühürlenecek ve suç bakımından dava zamanaşımı gerçekleştiğinde kayıtlar ve saptamalar Cumhuriyet savcısının denetim ve gözetiminde bir tutanağa bağlanarak yok edilecek ve keyfiyet ilgiliye bildirilecektir (m.104). 105’inci maddede ise avukatın savunmasını üstlendiği şüpheli veya sanık ile iletişiminin denetlenemeyeceği belirtilmiştir. Bunlara benzer bir düzenleme de 106’ ncı maddede bilgisayarlar için öngörülmüştür.
IV-ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KANUN KAPSAMINDA İLETİŞİMİN DİNLENMESİ ve TESPİTİ
A-İLETİŞİMİN DİNLENMESİ ve TESPİTİNİN KONUSU
1 Ağustos 1999 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 30.07.1999 tarihli ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun (ÇASÖMK) 2’nci maddesinde iletişimin dinlenmesi veya tespiti konusu düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk fıkrasına göre, “telefon, faks ve bilgisayar gibi kablolu, kablosuz veya diğer elektromanyetik sistemlerle veya tek yönlü sistemlerle alınan veya iletilen sinyaller, yazılar, resimler, görüntü veya sesler ve diğer nitelikteki bilgiler” bu kanun kapsamında dinlenme veya tespitin konusu olabilir.
ÇASÖMK’ndaki düzenlemenin gelişen teknolojiye uygun olarak yapıldığını söyleyebiliriz. CMUK’ taki gibi “mektuplar ve sair mersule ve telgraflar” ibaresi yerine yukarıda belirtilen ibarelerin kullanılması suretiyle bu konuda yaşanabilecek bütün tereddütler ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca madde metninde iletişimin dinlenmesi veya tespitinin konusunu oluşturacak şeyler tahdidi olarak düzenlenmemiştir. Böylece şu anda mevcut olmayıp ileride ortaya çıkabilecek diğer iletişim araçlarının da bu tedbirin kapsamına alınması sağlanmıştır. Bu haliyle düzenleme zamanla işlevini yitirme tehlikesinden de kurtulmuştur.
ÇASÖMK’nun 2/4 maddesinde “resmî veya özel her türlü iletişim kuruluşlarının tuttukları, iletişimin içeriği dışında kalan kayıtlar hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır” denilerek bu tür kayıtların elde edilip incelenmesinin de iletişimin dinlenmesi ve tespiti hükümlerine tâbi olduğu kabul edilmiştir. 1995 Tasarısının 2/4 maddesinde bir numaranın hangi zamanlarda hangi numaralarla konuşmuş olduğuna ilişkin kayıtların alınması konusunda hâkim kararına gerek duyulmamış, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine resmî ve özel iletişim kuruluşlarının bu kayıtları koğuşturma makamlarına vermesi öngörülmüştü. Ancak ÇASÖMK’ta bu düzenleme benimsenmemiş, böylece, iletişimin içeriği ile ilgili olmayan, örneğin yalnızca görüşme yapılan numaraların tespitine yönelik olan işlemler için de iletişimin dinlenmesi ve tespiti hükümlerinin uygulanması kabul edilmiştir.(27) Bu düzenleme AİHM’nin “Malone Olayı” nda kabul ettiği ilkelere uygundur.

B- İLETİŞİMİN DİNLENMESİ VE TESPİTİNİN ŞARTLARI
1-Koğuşturma Konusu, Suç Bakımından Şartları
Karşılaştırmalı hukukta her tür suç için iletişimin dinlenmesi veya tespiti yoluna gidilmediğini görmekteyiz. Suçun niteliğinden hareketle üç ayrı model olduğu söylenebilir: Belirli suçları içine alan bir suç kataloğu oluşturup bu katalogdaki suçları dikkate alma, failin işlediği suça verilmesi mümkün cezayı dikkate alma ve fiilin ağırlığını dikkate alma.(28)
ÇASÖMK’nun 2’nci maddesinde iletişimin dinlenmesi veya tespiti yoluna “Bu Kanunda öngörülen suçları işleme veya bunlara iştirak yahut işlendikten sonra faillere her ne suretle olursa olsun yardım veya aracılık veya yataklık etme kuşkusu altında bulunan kimselerin” aleyhine başvurulabileceği belirtilmiştir. Aynı Kanunun 16 ncı maddesinde ise “Bu Kanunun 2 ilâ 10’uncu maddeleri, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla, 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ve Türk Ceza Kanununun 403, 404 ve 406’ncı maddelerinde yer alan suçlar teşekkül halinde işlendiğinde de uygulanır” denmiştir. Bu sebeple ÇASÖMK’na göre iletişimin dinlenmesi veya tespiti yoluna gidebilmek için bir suç kataloğu oluşturulduğu ve bu suç kataloğunda yer alan ve yukarıda belirtilen suçlarla ilgili yapılan koğuşturmalarda bu yola başvurulabileceğini söyleyebiliriz.
2-Kişi Bakımından Şartları
Kişi bakımından şartlar iletişimin dinlenmesi veya tespitine karar verecek yetkililer ile bu dinleme veya tespite maruz kalacak kişiler açısından olmak üzere iki başlık altında toplanabilir.
Ülkemizde iletişimin dinlenmesi ve tespiti konusunda karar verme yetkisi kural olarak hâkimlere verilmiştir (CMUK. m.92/1, ÇASÖMK. m.2/5). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcılarının da yetkili oldukları kabul edilmiştir (CMUK. m.92/2, ÇASÖMK.m.2/5). (29)
İletişimin dinlenmesi veya tespiti özel hayatın gizliliği, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile haberleşme hürriyeti gibi bir çok temel hak ve hürriyete kısıtlamalar getirdiği için, farklı ülkelerde bu tedbirin uygulanması sırasında farklı güvenceler öngörülmüştür.(30) Bu güvenceler içerisinde en etkili olanının bu tedbire hâkimin karar vermesinin olduğunu söyleyebiliriz. Bu şekilde karar verme yetkisi yalnızca hâkime tanınmışsa, bu sisteme adlî yetki sistemi denmektedir. Avusturya, Portekiz gibi ülkelerde adlî yetki sistemi geçerlidir.
Bazı ülkelerde ise iletişimin dinlenmesi ve tespitine idarî makamlar karar vermektedir. İdarî yetki sistemi olarak adlandırılan bu sistemin İngiltere’de uygulandığını söyleyebiliriz. Bu konuda genelde İçişleri Bakanı yetkilendirilmiş, Kuzey İrlanda veya Schottland söz konusu olduğunda da buralarla ilgili bakan yetkilendirilmiştir.
Almanya ve Türkiye gibi bazı ülkelerde ise karma yetki sistemi denen bir sistem uygulanmakta ve burada karar verme yetkisi kural olarak hâkime tanınmakta, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise savcıya yetki verilmektedir.
İletişimin dinlenmesi ve tespiti tedbirine maruz kalacak kişi herhangi bir kişi değildir. Bu kişinin ÇASÖMK’nda öngörülen suçları işleme veya bunlara iştirak yahut işlendikten sonra faillere her ne suretle olursa olsun yardım veya aracılık veya yataklık etme kuşkusu altında bulunan bir kişi olması gerekir. Başka bir deyimle ÇASÖMK’nda düzenlenen suçların sanığı olmalıdır. Yine genel kısımda belirttiğimiz gibi, eğer sanık statüsüne girmemiş bir şüpheli hakkında bu yola başvurulacaksa artık bu şüpheli kişi şüpheli statüsünden çıkarak sanık statüsüne girecektir.
Bu tedbire maruz kalacak kişi başka kişi veya kişilerle iletişimde bulunacağı için, yalnızca kendisinin değil, iletişimde bulunduğu diğer kişilerin de dolaylı olarak iletişimlerinin dinlenmesi ve tespiti söz konusu olacaktır.

3- Yer Bakımından Şartları
CMUK’ un 91’inci maddesinde iletişimin denetlenmesinin PTT binalarında yapılacağı belirtilmiştir. PTT binaları kavramına PTT’ nin mobil araçları ve santralları, başka bir deyimle PTT’ nin tasarrufunda olan yerler ve cihazlar da dahil sayılmaktadır. (31)
CMUK’taki bu düzenlemeye karşın ÇASÖMK’ nda dinleme ve tespit işleminin nerede yapılacağı açıkça düzenlenmemiştir. Yalnızca 2’nci maddenin son fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği kolluk mensubu, iletişim kurum ve kuruluşlarında görevli veya böyle bir hizmeti vermeye yetkili olanlardan, dinleme ve kayda alma işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla cihazların kurulmasını istediğinde, bu istem derhal yerine getirilir ve işlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat bir tutanakla saptanır” denmiştir. Bu düzenlemeden dinleme ve tespit işlemlerinin iletişimi sağlayan resmî veya özel kurum ve kuruluşlar aracılığıyla; bu kurum veya kuruluşların sağlayacağı olanaklarla yapılacağı anlaşılmaktadır. Bu hüküm bir tür bilirkişi hizmetinden yararlanma olanağı olarak değerlendirilmiştir.(32) Böylece, iletişimi sağlayan kurum veya kuruluş aracı kılınmaksızın, örneğin kablolu bir iletişim hattının kablolarına saplama yapmak suretiyle bu tedbir yerine getirilmeyecektir. Ya da iletişiminin dinlenmesi ve tespitine karar verilen kişinin bulunduğu yere teknik dinleme cihazları yerleştirme yoluna da gidilemez. Çünkü, bu yola başvurulması halinde iletişimin dinlenmesi ve tespitinden söz edilemez. Bu durumda ÇASÖMK’ nun 3’üncü maddesinde düzenlenmiş olan gizli izleme söz konusu olur. Gizli izleme işleminin uygulanması için de iletişimin dinlenmesi ve tespitindeki gibi ayrıca karar alınmalıdır.
İletişimi sağlayan kurum veya kuruluş dinleme ve tespit işlemleri için gerekli olanakları sağlayacaktır. Dinleme işlemi kural olarak iletişimi sağlayan kurum veya kuruluşun tesislerinde yapılmalıdır. Bunun için iletişimi sağlayan kurum veya kuruluşta özel dinleme odaları kurulması ve bu odaların gizli olması, o birimin amiri dahil yetkisiz hiç kimsenin girmemesi gerekir. Alman ve Amerikan hukukunda uygulama böyledir.(33) Böylece yetkisiz kişilerin iletişimi dinlemeleri önleneceği gibi, yetkili kişinin de yetkisi dışındaki telefonları dinlemesi önlenmiş olacaktır. Ancak eğer dinleme veya tespiti yapmakla görevli personelin görevli olduğu birim iletişim kurumuna yakın ise olanaklar ölçüsünde bu birime örneğin bir hat çekimi suretiyle de yapılabilir. Uygulamada da benzer bir yolun izlendiğini yukarıda belirtmiştik.
4- Zaman Bakımından Şartlar
İletişimin dinlenmesi veya tespiti işlemi iletişimin sağlandığı anda yapılabilir. Eğer bir iletişimden sonra o iletişimin içeriği herhangi bir yöntemle kaydedilmişse, bu kayıtların da incelenmesi mümkündür. Ancak bu konu incelememizin dışındadır ve ÇASÖMK’ nun 4’üncü maddesinde “Kayıt ve verilerin incelenmesi” başlığı altında düzenlenmiştir.
İletişimin dinlenmesi veya tespitinin hangi zamanlarda yapılacağı ne ÇASÖMK’ nda, ne de CMUK’ ta düzenlenmiştir. Bu durumda bu yola hazırlık soruşturmasının başlamasından karar kesinleşinceye kadar başvurulabileceği kabul edilmektedir. Kararın kesinleşmesinden sonra, mahkûmu yakalamak için bu yola başvurulamaz. Yargılamanın yenilenmesi halinde de iletişimin dinlenmesi veya tespiti mümkündür.(34)
ÇASÖMK’ nun 2’nci maddesinin 6’ncı fıkrasına göre, dinleme veya tespit kararları en çok üç ay için verilebilir. Dinleme veya tespit için kararlaştırılan süre içinde dinleme veya tespit işlemi aralıksız olarak yapılmalıdır. Bu suretle kısa bir ara verme sırasında yapılabilecek önemli bir konuşmanın kaçırılması riski ortadan kalkar.(35) Hâkimin tâyin ettiği dinleme veya tespit süresi yine hâkim tarafından en çok iki defa üçer aydan fazla olmamak üzere uzatılabilir. Sonuçta asıl süre ve uzatmalar suretiyle alınan sürelerle birlikte dinleme veya tespit süresi en fazla dokuz aya kadar uzayabilir. Bu şekilde dinleme ve tespit süresinin sınırlanması yerinde olmuştur. Ancak sürelerin uzun tutulduğu söylenebilir. En azından ilk dinleme süresinin daha kısa tutulması, örneğin bir ay olarak belirlenmesi daha yerinde olurdu. Böylece bu ilk sürede yapılan dinleme ve tespit sonunda herhangi bir şüphe oluşmamışsa kişinin bir çok temel hak ve hürriyetinin daha fazla kısıtlanması önlenmiş olurdu. Ancak yine de süre konusunda hâkimin takdir hakkı olduğu için hâkimin ilk süreyi üç aydan daha kısa olarak belirlemesi de mümkündür. Böylece doğabilecek sakıncalar önlenmiş olur. Ayrıca iletişimin dinlenmesi ve tespiti sırasında ÇASÖMK’ nda öngörülen suçların işlendiğine ilişkin şüphe ortadan kalkmışsa, Cumhuriyet savcısı bu tedbiri derhal kaldırır. Bu da bir güvence sağlar.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 22:13   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

C- İLETİŞİMİN DİNLENMESİ veya TESPİTİNE KARAR VERİLMESİ ve BU KARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
İletişimin dinlenmesi veya tespitine karar verme yetkisi kural olarak hâkime verilmiştir. ÇASÖMK’ na göre iletişimin dinlenmesi veya tespitine karar verilecek ise, yetkili Devlet Güvenlik Mahkemesi yedek üyesi bu konuda yetkilidir (ÇASÖMK. m.11/2). Son soruşturma safhasında ise yetkili DGM bu kararı verecektir. Eğer o yerde DGM birden fazla daireli ise, 1 numaralı DGM bu yöndeki kararı verecektir (ÇASÖMK. m.11/1). 1 numaralı DGM’ nin yetkili kılınması ile bu mahkemenin bu konuda ihtisaslaşması sağlanmaktadır.
Eğer hâkime başvurarak karar alınması hâlinde çok önemli sakıncalar doğacaksa, yani gecikmesinde sakınca bulunan hâller varsa o zaman hâkime başvurmadan önce savcı da iletişimin dinlenmesi veya tespitine karar verebilir. Bu konuda yetkili DGM Cumhuriyet savcısı karar verebilir (ÇASÖMK m.11/2).
İletişimin dinlenmesi veya tespitine ilişkin olarak hâkimin verdiği kararda suç ve dinleme sebebi belirtilmelidir. Dinleme veya tespitin nedenleri ve amaçları belirtilmelidir. Burada iki amaç vardır: Sanığı elde etmek ve delil elde etmek. Bunlardan birinin kararda belirtilmesi gerekir.(36)
İletişimin dinlenmesi veya tespitinin en son çare olduğu da kararda belirtilmelidir. Bu bağlamda bu aşamaya gelinceye kadar başvurulan yöntemler örneğin ifade alma, arama işlemlerinden bir sonuca ulaşılamadığı, bu sebeple iletişimin dinlenmesi veya tespiti yoluna başvurulmasından başka bir çarenin kalmadığından bahsedilmelidir.(37) ÇASÖMK’ nun 2/3 maddesinde başka bir tedbir ile failin belirlenmesi, ele geçirilmesi veya suç delillerinin elde edilmesi mümkün ise, iletişimin dinlenmesine veya tespitine karar verilemez denilerek bu durum ifade edilmiştir. Bu tedbir birçok temel hak ve hürriyeti tehdit ettiği için bütün dünya sistemlerinde en son çare olarak düzenlenmiştir.(38) Bu sebeple hâkimden böyle bir karar vermesi istenirken soruşturma evrakının tamamı hâkime sunulmalı, hâkimin bu aşamaya kadar katedilen mesafeleri görmesi ve en son çare olan iletişimin dinlenmesi veya tespitine karar vermesi için değerlendirme yapabilmesi sağlanmalıdır. Kolluk kuvvetleri iletişimin dinlenmesi veya tespitini ancak savcıyı aracı kılarak isteyebilirler. Bunun dışında doğrudan doğruya hâkime başvuramazlar.
Kararda bulunması gereken üçüncü unsur ise, dinleme veya tespit işleminin süresidir. Dinleme veya tespit kararları en çok üç ay için verilebileceği ve bu süre en çok iki defa üçer aydan fazla olmamak üzere uzatılabileceği için hâkimin takdir ettiği bu dinleme veya tespit süresi kararda belirtilmeli, böylece dinleme veya tespit işleminin ne zaman başladığı ve ne zaman sona ereceği kolayca anlaşılabilmelidir.
Kararda ayrıca iletişimin dinlenmesi ve tespit edilmesi ibareleri de bulunmalıdır.(39) Hâkim yalnızca iletişimin dinlenmesine karar veremez. Çünkü tek başına iletişimin dinlenmesinin mahkemede delil olması bakımından bir kıymeti yoktur. Dinlemeden başka tespit işlemi de yapılmalıdır. Bu da örneğin dinlenen telefon konuşmalarının banda kaydedilmesini ve daha sonra bu kaydın çözülerek zapta bağlanmasını ve bu zaptın bir zarfa konarak mühürlenmesini gerektirir (ÇASÖMK.m.2/1).
Kararda iletişimin dinlenmesi veya tespitinin kimin aleyhine olacağı da belirtilmelidir. Bunun için hakkında böyle bir karar verilecek kişinin kimlik bilgilerinin ve adresinin belirtilmesi gerekir. Ancak kararda belli bir telefon numarası belirtilmemelidir. Aksi takdirde, yalnızca kararda belirtilen numaralı telefonla yapılan görüşmelerin dinlenmesi ve tespiti mümkün olacak, bu telefonun dışındaki telefonlarla yapılan görüşmelerin dinlenmesi ve tespiti mümkün olmayacaktır. Bu sebeple Kanunda (... kimselerin kullandıkları telefon, ...) demek suretiyle belli bir telefon veya iletişim aracından değil, hakkında böyle bir tedbire başvurulacak kişinin kullandığı bütün telefon veya iletişim araçlarının dinlenmesi ve tespitinden bahsedilmiştir. Bu durumda bu kişinin kendi telefonu veya başka bir kişinin telefonu ile yaptığı görüşmeler de dinlenip tespit edilebilecektir. Kanundaki bu düzenleme bilerek yapılmıştır.(40)
İletişimin dinlenmesi veya tespitine karar verilmesi veya yalnızca bir numaranın hangi zamanlarda hangi numaralarla konuştuğuna ilişkin kayıtların elde edilmesine karar verilmesi halinde, Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği kolluk mensubunun isteği üzerine iletişimi sağlayan kurum veya kuruluş bu kararın gereğini yerine getirecektir. Bu konuya yukarıda iletişimin dinlenmesi veya tespitinin yer bakımından şartları başlığı altında incelediğimiz için oradaki açıklamalarımıza atıfta bulunmakla yetiniyoruz.
D- İLETİŞİMİN DİNLENMESİ veya TESPİTİNDE ÖZEL HÂLLER
1- Hayati Tehlike Hâli
Yukarıda kural olarak iletişimin dinlenmesi veya tespitine hâkimin karar vereceğini, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısının da yetkili olduğunu belirtmiştik. Hayatî bir tehlikenin mevcut olduğu hâllerde ise belirtilen prosedüre uymanın çok büyük kayıplara yol açabileceği, bu sebeple kolluk kuvvetlerinin re’sen telefon dinlemeye karar verebileceği kabul edilmektedir. Örneğin, fidye almak amacıyla kaçırılan bir çocuğun kafasına silahı dayayan sanığın telefonla konuşup tehditler savurması hâli.(41) Eğer hâkimden karar almaya vakit varsa bu yola başvurmadan yapılan dinleme ve tespit hukuka aykırı olacaktır.
2- Sanık ile Müdafii Arasındaki İletişimin Dinlenmesi veya Tespiti
CMUK’un 144’üncü maddesine göre, “yakalanan veya tutuklu bulunan kişi vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duymayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz”. Bu sebeple sanık ile müdafii arasındaki iletişimin dinlenmesi veya tespiti yoluna başvurulamaz.(42) Müdafiin de suça iştirak ettiğinden şüpheleniliyorsa, bu durumda sanık ile yaptığı iletişim dinlenebilecek ve tespit edilebilecektir. Ancak bu kural 3842 sayılı Yasa ile (m.31) DGM’lerin görevine giren suçlarda uygulanamamaktadır. DGM’lerin görevine giren suçlarda 3842 sayılı Yasadan önceki 144’üncü madde hükmü geçerlidir. Buna göre ise, “tutuklu bulunan sanık, müdafii ile her zaman görüşebilir ve muhabere edebilir” (1.f.)“ Kamu dâvası açılıncaya kadar hâkim, sanığın muttali olması tecviz edilmeyecek hususatın kendisine bildirilmesini menedebilir. Tutuklama sebebine göre lüzumu hâlinde kamu dâvasının açılmasına kadar sanık ile müdafiin görüşmelerinde bizzat hâkim veya tâyin edilecek nâip yahut istinabe olunan hâkim hazır bulunabilir” (2.f.). Böylece yalnızca savunma hak ve görevinin yerine getirilmesi açısından müdafiin sanıkla görüşmesi ve muhaberesi kabul edilmiştir.(43) Bu sebeple müdafiin sanık ile savunma hak ve görevi açısından yaptığı iletişimin dinlenememesi ve tespit edilememesi gerekir. Ancak yukarıda belirtilen CMUK’un 144/2 maddesindeki düzenleme karşısında bu iletişimin de dinlenebileceği ve tespit edilebileceğini düşünüyoruz. Çünkü sanık ile müdafiinin telefon gibi araçlarla iletişimde bulunması bir yana, müdafiin sanık ile yüzyüze yapacağı görüşmelerinde bile bizzat hâkim veya tayin edilecek nâip yahut istinabe olunan hâkimin hazır bulunabileceği kabul edildiğine göre, iletişimin de dinlenebilmesi ve tespit edilebilmesi gerekir.(44)
3- Resmî Makamların İletişimin Dinlenmesi veya Tespiti
ÇASÖMK’ nda bu konu hakkında bir düzenleme yapılmamıştır. Bu sebeple CMUK un 88’inci maddesi hükmünün burada kıyasen uygulanabilmesi gerekir. Buna göre, “resmî dairelerde saklı evrak ve sair vesikalar münderecatının ifşası memleketin selâmetine zarar vereceği o dairenin en büyük amiri tarafından beyan edilirse bu evrak ve vesikaların gösterilmesi ve teslimi istenmez. Şu kadar ki bu beyan kâfi görülmez ise o dairenin mensup olduğu Bakanlığa müracaat olunabilir.” Böylece resmî bir dairedeki kişilerin suç işlediğinden şüphelenilmesi halinde son çare olarak bu resmî dairedeki telefonların dinlenmesi yoluna gidilebilir. Bunun için öncelikle ilgili resmî dairenin en büyük amirinden izin almak gerekir. Eğer en büyük amir izin vermezse o zaman o dairenin bağlı olduğu Bakandan izin alınabilir. Bu şekilde yapılan dinleme ve tespit sonucu elde edilen veriler hukuka uygun bir delil olarak kullanılabilir.
4- Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olanlarla Yapılan İletişimin Dinlenmesi veya Tespiti
CMUK’un 89’uncu maddesindeki hüküm nedeniyle, yine CMUK’un 47 ve 48’inci maddelerinde belirtilen kişilerle sanık arasında yapılan iletişimin dinlenememesi ve tespit edilememesi,(45) bunun teknik olarak mümkün olamaması halinde de bu yolla elde edilen verilerin delil olarak değerlendirilememesi gerekir.(46) Ancak tanıklıktan çekinme hakkı olanlar bu hakkın kendilerine bildirilmesinden sonra iletişimin dinlenmesi veya tespitine rıza gösterirlerse veya 48’inci maddede belirtilen kişilerle yapılan iletişimin dinlenmesi veya tespitine sanık muvafakat ederse bu kişilerin sanık ile yaptıkları iletişimin dinlenmesi veya tespiti mümkündür. Eğer bu rıza sonradan geri alınırsa o zaman bu yolla elde edilen veriler delil olarak değerlendirilemeyecektir. 48’inci maddede sayılanlardan müdafiin sanık muvafakat etse bile Avukatlık Kanunu’nun 36 ncı maddesi gereğince iletişimin dinlenmesine ve tespitine razı olmama hakkı da vardır.(47)
Tanıklıktan çekinme hakkı olanların sanığın suçuna iştirak ettikleri veya yataklık ettikleri şüphesi varsa o zaman bu kişilerin iletişimlerinin dinlenmesi veya tespitine herhangi bir engel yoktur (CMUK m.89).
5- Yasama Dokunulmazlığından Faydalananlar, Yüksek Yargı Organı Mensupları, Noterler, Avukatlar ve Özel Soruşturma Yöntemlerine Tâbi Diğer Kişilerin İletişimlerinin Dinlenmesi veya Tespiti
Yasama dokunulmazlığından faydalananlar, yüksek yargı organı mensupları, noterler, avukatlar gibi özel soruşturma yöntemlerine tâbi kişilerin sanık sıfatıyla iletişimlerinin dinlenmesi veya tespiti için bu kişiler hakkında takibat yapabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekir. Örneğin yasama dokunulmazlığından faydalanan kişinin yasama dokunulmazlığının kaldırılması veya ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanmış olmak kaydıyla Anayasanın 14’üncü maddesindeki durumlar söz konusu olmalıdır. Bunların dışındaki durumlarda ilgili kişinin sanık sıfatıyla iletişiminin dinlenmesi veya tespiti mümkün değildir. İletişimin dinlenmesi veya tespitine oranla daha hafif durumda olan “sorguya çekme” nin yasaklanması bizi bu sonuca götürmektedir.(48)
E- İLETİŞİMİN DİNLENMESİ ve TESPİTİNE İLİŞKİN KARARLARIN DENETİMİ
ÇASÖMK’ nda bu konuya ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu sebeple genel hükümlerden hareketle aşağıdaki sonuçlara ulaşabiliriz:
1- Hâkim Tarafından Verilen İletişimin Dinlenmesi veya Tespitine İlişkin Kararların Denetimi
Hâkimin verdiği iletişimin dinlenmesi veya tespitine ilişkin karar bir mahkeme kararıdır. Kural olarak mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulamaz. CMUK’ un 298/1 maddesinde düzenlenen bu kuralın istisnaları da yine aynı maddenin 2 nci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, “tutuklamaya, tutukluluğun devamına, hacze ve üçüncü şahıslara ilişkin kararlar hakkında” itiraz yoluna başvurulabilir. Bu maddede geçen “haciz” deyiminin “elkoyma” anlamına geldiği kabul edilmektedir.(49) Bu sebeple iletişimin dinlenmesi veya tespitine ilişkin olarak verilen hâkim kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir.
Hâkim tarafından verilen karara karşı başvurulabilecek kanun yollarından biri de temyizdir. Ancak bu karara karşı doğrudan doğruya temyiz kanun yoluna gidilemez. Hükümden önce verilip de hükme esas teşkil eden kararlar dahi hükümle beraber temyiz edilebildikleri için mahkeme tarafından verilen iletişimin dinlenmesi veya tespitine ilişkin ara kararı da hükümle beraber temyiz edilebilir.
Üçüncü olarak, hâkim veya mahkemeler tarafından verilen ve Yargıtayca incelenmeksizin kesinleşen iletişimin dinlenmesi veya tespitine ilişkin karar ve hükümlere karşı yazılı emir yoluna gidilebilir.
2- Cumhuriyet Savcısı Tarafından Verilen İletişimin Dinlenmesi veya Tespitine İlişkin Kararların Denetimi
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından iletişimin dinlenmesi veya tespitine karar verilmiş ise bu işlemin yirmidört saat içinde hâkim kararına bağlanması gerekir (ÇASÖMK m.2/5). Eğer Cumhuriyet savcısının kararı yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulmamış ise bu karar kendiliğinden ortadan kalkar. Yine Cumhuriyet savcısının kararı yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulmakla beraber hâkim aksine karar vermişse bu durumda da Cumhuriyet savcısının kararı ortadan kalkar. Her iki durumda da önceden Cumhuriyet savcısının verdiği dinleme veya tespite ilişkin tedbir kararının uygulanması yine Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır. Eğer dava açıldıktan sonra son soruşturma safhasında Cumhuriyet savcısı dinleme kararı vermişse yine yirmidört saat içinde davaya bakmakta olan hâkim bu karardan haberdar edilir. Hâkim bu kararı uygun görmezse tedbir kararının kaldırılmasına karar verir. Bu durumlarda verilen hâkim kararlarına karşı da denetim yolları açıktır.

F- İLETİŞİMİN DİNLENMESİ VE TESPİTİ KARARININ SONA ERMESİ
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen iletişimin dinlenmesi veya tespitine ilişkin karar yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulmazsa kendiliğinden; hâkimin onayına sunulmakla beraber hâkimin bu kararı yerinde görmemesi halinde ise bu yönde vereceği karar ile sona erer.
İletişimin dinlenmesi veya tespiti sırasında ÇASÖMK’ da öngörülen suçların işlendiğine ilişkin mevcut şüphe ortadan kalkarsa, dinleme veya tespit kararı Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılır. Bu yolun uygulanması sonucu elde edilen veriler de Cumhuriyet savcısının denetiminde derhal ve nihayet on gün içinde imha edilerek bu durum bir tutanakla tespit olunur (ÇASÖMK m.2/7).
Hâkim tarafından belli bir süre için kabul edilen iletişimin dinlenmesi veya tespiti, öngörülen sürenin dolması veya sürenin uzatılmaması ile sona erer.
Yukarıda belirttiğimiz itiraz, temyiz, yazılı emir gibi kanun yollarına başvurulması halinde bu kanun yolu denetimini yapacak makamın kararı ile de iletişimin dinlenmesi veya tespiti sona erebilir.

G- İLETİŞİMİN DİNLENMESİ VE TESPİTİNİN SONUÇLARI
İletişimin dinlenmesi ve tespitine ilişkin tedbirin en önemli sonucu bu yolla elde edilen verilerin delil olarak kabul edilip edilememesinde kendini gösterir. CMUK’ un 254’üncü maddesinde soruşturma ve koğuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamayacaktır denmiştir. Bu durum kısaca “değerlendirme yasağı” olarak adlandırılır. İletişimin dinlenmesi ve tespiti bir çok temel hak ve hürriyeti kısıtladığı için başka bir tedbir ile failin belirlenmesi, ele geçirilmesi veya suç delillerinin elde edilmesi mümkün değil ise başvurulabilen ve bu sebeple sıkı koşullara bağlanan bir tedbirdir. Bundan dolayı bu konudaki bütün koşullara titizlikle uyulmalıdır. Aksi halde elde edilen delil çok değerli de olsa değerlendirme yasağı ile karşı karşıya kalacak ve yargılamada kullanılamayacaktır. Eğer öngörülen koşullara uyularak dinleme ve tespit işlemi yapılırsa, o zaman bu yolla elde edilen verilerin failin ve fiilin belirlenmesinde kullanılması mümkün olur.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararı ile yapılan dinleme veya tespit yirmidört saat içinde hâkim kararına bağlanmamış ise veya yirmidört saat içinde bu karar hâkimin onayına sunulmakla beraber hâkim bu kararı onaylamamışsa bu süre zarfında elde edilen veriler delil olarak kullanılabilecek midir? Bu konuda kanunda herhangi bir hüküm yoktur. Ancak 24 saatlik süre içinde hâkimin karar verip vermemesinin başka unsurlara bağlı olabileceği, bu durumda da ele geçen veriyi kullanmamanın anlamsız olacağı, zaten elde edilen her şeyin duruşmada hâkimin değerlendirilmesine sunulacağı, hâkimin vicdanî kanaatına göre buna değer verip vermeyeceğinin belli olacağı, gerekçede de geçerliliğin kabul edildiği belirtilerek, bu şekilde elde edilen verinin delil olarak kullanılabilmesi savunulmaktadır.(50) Ancak bu sonucun belirsizliklere ve kötüye kullanımlara müsait olduğu da unutulmamalıdır.
İletişimin dinlenmesi veya tespitinin ikinci önemli sonucu ceza hukuku alanında kendini gösterir. Usulüne uygun olarak iletişimin dinlenmesine veya tespitine ilişkin olarak verilen karar ve bu kararın uygulanması TCK’nun 49’uncu maddesinde düzenlenen “kanun hükmünü icra” olarak değerlendirilir. Eğer hukuka aykırı olarak keyfi biçimde iletişimin dinlenmesi ve tespitine kalkışılmış ise o zaman genel olarak görevi kötüye kullanma (TCK m.240), görevi kişilere karşı kötüye kullanma (TCK m.228), haberleşme hürriyetini bozma (TCK m.195), haberleşme kağıtlarını ortadan kaldırma (TCK m.196), haberleşme gizliliğini bozma (TCK m.197) ve meslek sırrını ifşa (TCK m.198) gibi suçlar gündeme gelir.
İletişimin dinlenmesi ve tespitinin ceza hukuku bakımından başka bir sonucu da zamanaşımı konusunda görülür. TCK’ nun 104’üncü maddesinde sınırlı olarak sayılan zamanaşımını kesen nedenler arasında yer almadığı için bu tedbir zamanaşımını kesmez. Ancak kanunun bir yıldan az zamanaşımı süresi belirlediği hâllerde her türlü usulü işlem zamanaşımını keseceği (TCK m.105/1) için, kanun tarafından bir yıldan az zamanaşımı süresi öngörülen suçlarda sanığın aleyhine alınan dinleme veya tespit kararının zamanaşımını kesmesi gerekir. Sanığın lehine uygulanan (örneğin sanığın istemi üzerine kabul edilen) dinleme veya tespitin ise hukuk mantığı ile bağdaşmamasından dolayı zamanaşımını kesmemesi gerekir.(51)
İletişimin dinlenmesi veya tespitine ilişkin karar ve işlemler gizli olduğu için bu işlemler yürütülürken muhataba bilgi verilmemektedir. Ancak bu işlemlerin sona ermesinden sonra muhataba bilgi verilip verilmeyeceği kanunda açıkça gösterilmemiştir. Eğer muhataba bilgi verilirse muhatabın Devlet aleyhine dava açması, çeşitli medya araçları ile denetleme kararını veren ve uygulayanları yıpratması olasılığı karşısında muhataba bilgi verilmesi konusu düzenlenmemiştir.(52) Uygulamada denetim sonucu elde edilen bilgi ve belgelerin dava dosyasına konmaması sebebiyle hukuka uygunluk denetimi yapılamadığını ve bu durumun dürüst işlem ilkesine aykırı olduğunu yukarıda belirtmiştik. Eğer bütün bu işlemler sonunda takipsizlik kararı verilmişse muhatap yapılan işlemlerden hiçbir zaman haberdar olamayacaktır. Oysa Avrupa hukuku ve Amerika hukukunda bu tedbirin sonunda muhataba bilgi verilmesi evrensel bir ilke olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru halinde ülkemizin zor durumda kalacağı belirtilmektedir. (53) CMUK’ un 93 ve 103’üncü maddelerindeki hükümlerin kıyasen uygulanarak denetleme sonucu elde edilen bilgilerin (dinleme ve tespit tutanakları) muhataba iade edilmesi de önerilebilir.(54) Nitekim CMUK Tasarısında 104’üncü maddenin son fıkrasında “... Suç bakımından dava zamanaşımı gerçekleştiğinde kayıtlar ve saptamalar Cumhuriyet savcısının denetim ve gözetimi altında bir tutanağa bağlanarak yok edilir ve keyfiyet ilgiliye bildirilir” hükmüne yer verilmiştir.

H- GİZLİLİĞİN İHLÂLİ ve SORUMLULUK
ÇASÖMK’ nun 10’uncu maddesine göre “bu Kanun gereğince yürütülen işlemler ve hazırlık soruşturması sırasında alınan kararlar gizlidir. Gizliliği ihlâl edenler hakkında iki yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” (f.1).
Yukarıdaki düzenlemenin kapsamına giren iletişimin dinlenmesi veya tespiti amacıyla yürütülen işlemler ve alınan kararların gizlilik kuralına bağlanması son derece doğaldır. Çünkü, daha önce de belirtildiği gibi bu işlemler bir çok temel hak ve hürriyeti çok yakından ilgilendirmektedir. İkinci olarak bu işlemlerle güdülen amaca ulaşılabilmesi için gizlilik zorunludur. Hiçbir zaman iletişiminin dinlendiği veya tespit edildiğini bilen bir sanıktan doğal hareket etmesi beklenemez. Bu sebeplerle gizlilik kabul edilmiş ve bu kuralı ihlâl eden eylemler cezalandırılmıştır.
Gizlilik kuralının uygulanabilmesi için çok titiz davranmak gerekir. Bunun için hazırlık soruşturması safhasında iletişimin dinlenmesi veya tespitine ilişkin bütün kararlar, işlemler ve bu yolla elde edilen bütün verilerin Alman uygulamasındaki gibi ayrı bir dosyaya konması ve bu dosyanın gizlilik kuralı gereğince soruşturmayı yürütenler dışındaki kişilere inceletilmemesi gerekir.(55) Bunun için de Cumhuriyet savcısı CMUK un 143/2 maddesi uyarınca hâkimden gizlilik kararı vermesini talep etmelidir. Çünkü, müdafi hazırlık soruşturması evrakı ile dâva dosyasının tamamını inceleme ve istediği evrakın bir suretini harçsız alma hakkına sahiptir (CMUK m.143/1).
İletişimin dinlenmesi veya tespiti sırasında ÇASÖMK’ ta öngörülen suçların işlendiğine ilişkin şüphenin ortadan kalkması halinde Cumhuriyet savcısı tarafından tedbir kararının kaldırılmasından sonra tedbir uygulaması sonucu elde edilen verilerin Cumhuriyet savcısının denetimi altında derhal ve nihayet on gün içinde imha edileceği ve bu durumun bir tutanakla belirleneceği kabul edilmiştir (m.7). İşte bu kurala aykırı olarak elde edilen verileri imha etmeyenler veya bu verileri açıklayanlar veya her ne suretle olursa olsun kullananların da 10’uncu maddenin 2 nci fıkrası ile cezalandırılmaları kabul edilmiştir. Ayrıca bu kanunun uygulanması ile ilgili yetkilerini suiistimal ederek başka kanun hükümlerini ihlâl edenlerin de o kanunlarda yazılı cezalarının yarısından bir katına kadar artırılacağı ve bu suretle tayin olunan cezaların paraya veya başka bir tedbire çevrilemeyeceği ve ertelenemeyeceği kabul edilmiştir.
V-SONUÇ
CMUK’ ta yer alan postada elkoymaya ilişkin hükümler kıyas veya geliştirici yorum yolu ile telefon, teleks, faks gibi iletişim araçları ile yapılan iletişimin denetlenmesinde de kullanılmaktadır. Ancak kıyas veya geliştirici yorum yolu ile bu eksikliğin giderilmesi mümkün değildir. Bu sebeple biran evvel yasal düzenleme yapılarak söz konusu eksikliğin giderilmesi gerekir. Aksi halde kıyas veya geliştirici yorum yolu ile yapılan iletişimin dinlenmesi veya tespiti işlemleri hukuka aykırı olacağı için mahkemede delil olarak değerlendirilmeme sonucu ile karşılaşacaklardır. Bu yolla bir çok temel hak ve hürriyete yapılan müdahalenin AİHM önüne taşınması halinde ülkemiz açısından pek parlak olmayan sonuçlarla karşılaşmamız da kaçınılmaz olacaktır. Nihayetinde Anayasamızın 2’ nci maddesinde de belirtildiği gibi Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerinden biri de hukuk devleti olmasıdır. Anayasa Mahkemesi’nin de bir kararında belirttiği gibi “... hukuk devleti olmanın temel koşulu, devletin tüm işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda, adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu gerçekleştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve anayasanın bulunduğu bilincinden uzaklaştığında niteliğinin geçersiz kalacağını bilen devlettir.”(56) Bu sebeple yapılacak yasal düzenleme ile iletişimin dinlenmesi ve tespitinin hukukî altyapısı hazırlanmalıdır.
1 Ağustos 1999 tarihinde yürürlüğe giren 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun 2’nci maddesi ile ilk kez hukukumuzda iletişimin dinlenmesi veya tespiti konusu açıkça düzenlenmiştir. Böylece yukarıda belirttiğimiz bir kısım hukuka aykırı uygulamalar hukukî dayanağa kavuşmuşlardır. Bu bağlamda 4422 sayılı Kanunun 1982 Anayasası ile AİHS ve AİHM’nin bugüne kadar verdiği kararlarda dile getirdiği standartlara uygun olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte bu tedbirin muhatabına tedbirin sona ermesinden sonra bilgi verilmesini düzenlememesi eleştiri konusu olabilir. Ayrıca denetim süresinin bu konudaki kararla birlikte mi, yoksa bu kararın uygulamaya konulmasıyla mı başlayacağı hususunun açıkça belirtilmemesi de denetim süresinin başlaması ve sona ermesi konusunda tereddütlere yol açabilir. Yine denetimi yasak olan iletişimler konusunda açıkça bir düzenleme yapılmaması da bazı tereddütlere yol açabilir. CMUK tasarısının 105’inci maddesinde sanığın veya şüphelinin işlediği suçtan dolayı müdafiinin iletişiminin dinlenemeyeceğinin açıkça düzenlenmesi bu bağlamda yerinde olmuştur. En azından tanıklıktan çekinme hakkına sahip olanlar ile şüpheli veya sanıkların müdafileriyle yaptıkları iletişimin bu kişilerin de söz konusu suça iştirak etmeleri hali istisna olmak üzere denetlenemeyeceği açıkça belirtilmeliydi. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının kararıyla yapılan denetimlere ilişkin kararın sonradan hâkimin onayına sunulmaması veya hâkimin onayına sunulmakla beraber hâkim tarafından uygun bulunmaması halinde o ana kadar yapılan denetimde elde edilen verilerin delil olarak kullanılıp kullanılamayacağının belirtilmemesi de bu konudaki başka bir eksikliktir.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
amaçli, çikar, dinlenmesi, iletişimin, kanunu, kapsaminda, mücadele, suç, örğütleriyle


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557