Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Eğitim ve Öğretim Genel > Hukuk
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Hukuk Hukuk dersi hakkındaki tüm bilgiler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Mart 2013, 22:13   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart YAKALAMA, GÖZALTINA ALMA ve İFADE ALMA YÖNETMELİĞİNE GENEL BİR BAKIŞ

YAKALAMA, GÖZALTINA ALMA ve İFADE ALMA
YÖNETMELİĞİNE GENEL BİR BAKIŞ

Nizamettin KALAMAN
Adalet Bakanlığı
CİGM Tetkik Hâkimi

YÖNETMELİK HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca hazırlanan ve 1 Ekim 1998 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği; esasen, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, DGM’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ve Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu gibi farklı kanunlarda düzenlenen; yakalama, gözaltı ve ifade almaya ilişkin kolluğun yetkileri ile vatandaşların haklarını daha derli toplu bir şekilde düzenlemekte ve kolluk kuvveti makam ve memurlarının hazırlık soruşturmaları sırasında uygulayacakları esas ve usulleri, yetki ve sorumluluklarını belirlemeyi amaçlamakta ve bu doğrultuda görevin daha düzgün yapılabilmesi için aşağıda açıklanan bazı yeniliklere de yer vermiş bulunmaktadır.
I -NEZARETHANE ve GÖZALTI İŞLEMLERİ
a) Nezarethane ve Gözaltı Sorumlusu
Kanunların amaçları doğrultusunda uygulanmasını sağlamak için Yönetmelikle getirilen ilk yenilik; karakol veya gözaltı birimlerindeki ilgili amirden, gözaltı ve nezaret işlemlerinin yerine getirilmesinden sorumlu bir şahsın belirlenmesinin istenmesidir. Bu görevli, gözaltına ve nezarete alınan şahısların haklarının okunmasından, kayıtların tutulmasından ve kanunların diğer gereklerinin yerine getirilmesinden sorumlu olacaktır (Yönetmelik madde 4).
Bu yönetmelikten önce de nezaret işlemlerini yapan bir şahıs vardı. Fakat gözaltı sadece nezaret işlemlerinden oluşmadığından nezaret işlemlerinin dışındaki işlemlerin dağılımının net olmamasından dolayı gözaltı işlemlerinin bazıları yerine getirilmiyor ve kanuna aykırı işlem veya uygulamaların yapılmasından sorumlu şahsın tespiti problem olabiliyordu.
Bu yönetmelikle, gözaltı işlemlerinden sorumlu şahsın kimliği daha belirgin hale getirilmiş ve sorumluluk alanının sınırları belirlenmiştir. Örneğin gece saat 1-3 arasında gözaltında kayıtlı olan şahsın başına gelebilecek her türlü problemin izahı ve sorumluluğu bu saatler arasında görevli şahsa ait olacaktır. Yine kayıtlar eksik tutulmuşsa veya tutulmamışsa bunun sorumlusu kayıt işlemlerinin yapılması gerektiği saatte görevli bu kişi olacaktır.
Gözaltı görevlisi fikrî kaynağını İngiliz hukukundan almakla birlikte yönetmelikte Türkiye’deki gözaltı görevlisinin yetkileri İngiltere’deki meslektaşına göre daha sınırlı tutulmuştur. Her şeyden önce, Türkiye’de, gözaltı görevlisinin yakalamanın hukuka aykırı olup olmadığını araştırma ve hukuka aykırı ise yakalananı serbest bırakma yetkisi yoktur. Hukuka aykırı bir yakalamaya tanık olması halinde yapabileceği tek şey hukuka aykırı yakalamayı karakol amirine veya C. savcısına bildirmektir.
Esasen, Türkiye’deki bu görevlinin İngiliz meslektaşına göre eğitimi yetersiz olduğu için de hukuka aykırı bir yakalama olup olmadığını anlaması çok kolay olmayacaktır. Ayrıca, Türkiye’de bu görevi yapanın belirli bir rütbede olması şartı aranmadığı için yakalamayı yapanın kendisi gibi diğer bir kolluk memuru olmadığı, (yani yakalamanın bir komiser yardımcısı, komiser veya amir tarafından bizzat veya onun emri ve bilgisi dahilinde yapılması) hallerinde yakalamanın hukuka aykırılığını sorgulaması çoğu zaman imkansız olacaktır.
b) Nezarethane ve Gözaltı Sorumlusunun, Gözaltı Sırasında Hukukun Gereklerinin Yerine Getirilmesine Katkısı
Şüphesiz gözaltındaki hangi işlemlerin, hangi şahıs tarafından yerine getirileceğinin bilinmesi önemli bir adımdır. Fakat burada sorulması gereken soru, yeterli derecede hukuk eğitimi almamış normal bir kolluk görevlisinin hukuk kurallarının yerine getirilmesinde ne derece başarılı olabileceğidir.
Ceza usul hukukumuz; esasen, gözaltı boyunca hukuk kurallarının uygulanması işini kolluğun tek başına başarmıyacağı varsayımıyla, kolluğun; el koyduğu bütün olayları ve yakaladığı bütün şahısları C. savcısına bildirme ve bu noktada C. savcısından gelecek bütün emirleri de yerine getirme mecburiyetini getirmiştir (CMUK. 154/2.). Bu nedenle kolluğun, hazırlık soruşturmasının yürütülmesi sırasında esas sorumlu olan C. savcısı adına görev yaptığı varsayılmaktadır.
Her ne kadar İngiliz-Amerikan hukuk sisteminden farklı olarak hukukumuzda, gözaltında hukuk kurallarının uygulanmasının sağlanması, şüpheli ve sanıkların hak ve menfaatlerinin korunmasının sorumluluğu C. savcısına yüklenmişse de, pratikte, C. savcısı bu noktalarda garantör olmaktan çok uzaktır. Gerçekten de, pratikte, çoğu zaman, önemli bazı olayların dışında, kolluk C. savcısından bağımsız ve habersiz soruşturmayı yürütmekte ve C. savcısı resmîn içine hiç girmemektedir. Özellikle, araştırmalar neticesi elde edilen bilgi ve bulgular kolluğu bir neticeye götürmüyorsa, kolluk araştırdığı olay hakkında C. savcına bilgilendirme ihtiyacı hissetmemektedir. Kolluğun, C. savcısı şu şahsı şu sebeple yakaladım diye bilgilendirdiği durumlarda da, aktif olarak soruşturmaya dahil olamayan C. savcısının, kolluğun doğru adamı yakaladığına ve delilleri doğru metotlarla elde ettiğine inanmaktan başka bir alternatifi yoktur. Bu nedenle kanunun öngördüğü kolluk-C. savcısı arasındaki ekip çalışması pratikte işlememektedir.
c) Hazırlık Soruşturmasında Cumhuriyet Savcısının Rolü
Hazırlık soruşturmasında kolluğun C. savcısını her zaman haberdar etmediği ve C. savcısının her zaman kollukla beraber soruşturmayı yürütmesinin mümkün olmadığı bir sır değildir.
Bu yönetmelikte de yapıldığı gibi, yukarıda sözünü ettiğimiz kolluğun C. savcısından bağımsız ve habersiz çalışma yürütme problemini çözmek için yakalanan kişi ve uygulanan tedbirleri derhal C. savcısına bildirme mecburiyetinin tekrarlanması da hiçbir zaman kesin çözüm olmayacaktır (Yönetmelik madde 6).
Karakolda veya gözaltı biriminde hukukun gereklerinin yerine getirilebilmesi ve olabilecek bazı hukuka aykırılıkların önlenebilmesi için C. savcısının hazırlık soruşturması işlemlerini bizzat idare etmesi gerekir. Ancak bu durumda kanuna aykırı bir yakalama olduğunda veya ifade alma hukukî sınırların dışına tanıştığın da, C. savcısı olaya doğrudan müdahale edebilecektir. Gözaltında bir sorun çıktığında C. savcısı kollukla birlikte sorumluluğa ortak olacaktır. Bu şekilde hukuk kurallarına pratikte canlılık kazandırma için zemin hazırlanmış olacak ve gözaltında kaynaklanan problemlerin çoğu çözülebilecektir.
Aynı amaca C. savcıları, Yönetmeliğin 25’inci maddesinde belirtildiği gibi “Adlî görevlerinin gereği olarak; nezarethaneleri, ifade alma odalarını, gözaltına alınan kişilerin durumlarını, gözaltına alınma sebep ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri inceleyerek ve araştırarak” ulaşamaz.
Yine pratikte hukuk kurallarına canlılık kazandırmak için C. savcısına, adlî görevlerinin gereği olarak beraber çalıştığı kolluğa sicil verme yetkisinin verilmesi uygun olacaktır. Bu yetkinin C. savcısına verilmesine, kolluğun koyacağı bir çekince olmaması gerekir.
Ayrıca; hazırlık soruşturmalarının ve nezarethanelerin denetimlerinin noksansız yapılabilmesi için Cumhuriyet Savcılıklarının araç, teknik donanım ve kadro yetersizliği vs. gibi problemlerinin giderilmesi gerekmektedir.
d) Nezarethane ve İfade Alma Odalarının Denetimi
Yönetmeliğin getirdiği yeniliklerden birisi de, nezarethane ve ifade alma odalarının denetiminin nasıl yapılacağının açıkça yazılmış olmasıdır. Daha önceki uygulamada bu konuda tam bir açıklık olmaması Cumhuriyet Başsavcılıkları ile kolluk kuvveti arasında problem oluşturmaktaydı. Cumhuriyet savcılarının ancak; haksız ve kanunsuz olarak gözaltına alma uygulamaları yapıldığına ve bunların Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirilmesi durumunda başlatılacak soruşturmalar dolayısıyla nezarethanelerde (CMUK.nun 153 ve 154’üncü maddeleri gereğince) gerekli tespitleri yapmaları mümkün olabiliyordu.
Yönetmeliğin 25’inci maddesinin 2’nci fıkrasında; Cumhuriyet Başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcılarının adlî görevlerinin gereği olarak nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, gözaltına alınan kişilerin durumlarını, gözaltına alınma sebep ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri araştırıp inceleyecekleri, sonucunu “Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Deftere” kaydedecekleri belirtilmek suretiyle uygulamadaki bu sıkıntı giderilmeye çalışılmıştır.
Tabii ki, yapılan bu inceleme ve araştırmalar sonucunda tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için gerekli tedbirler alınacak ve kusuru görülen yetkililer hakkında gerekli yasal işlemler yapılacaktır.
Ancak, Cumhuriyet savcısının nezarethanede inceleme ve araştırma yaparak bunun sonucunu ilgili deftere kaydetmesi suretiyle problemin çözümlenmediği, yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar geçen süre içerisinde yapılan uygulamadan anlaşılmaktadır.
II- KUVVETLİ İZ, ESER, EMARE ve DELİL (ŞÜPHE) ADLî AMAÇLI HER YAKALAMA İŞİN TEMEL ŞART OLDUĞUNUN HATIRLATILMASI
Yönetmeliğin vurguladığı ikinci önemli husus; kuvvetli şüphe (belirti) şartının adlî amaçlı her yakalama için temel şart olduğunun hatırlatılmasıdır (CMUK. 104, Yönetmelik madde 4- Yakalamanın Tanımı).
Kuvvetli şüphe (Great Suspicion); hukukumuzda, CMUK’nun 127’nci maddesinin 1’inci fıkrasının 2’nci cümlesinin 104 ncü maddeye yaptığı atıf ve PVSK nun 13’üncü maddesinin G bendindeki açık anlatım dolayısıyla, bir suç şüphesi altında yakalanmanın ve dolayısıyla adlî amaçlı gözaltına alınmanın ilk şartı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönüyle hukukumuzda kabul edilen bu “kuvvetli şüphe” standardı AİHS 5 (c) de öngörülen “makul şüphe” standardından daha yüksek ve ulaşılması daha zor bir standarttır.
Kuvvetli şüphe, hukuk teorisinde, kesine yakın bir değer ifade eder. Kuvvetli şüphe standardına göre kolluğun yakalama işlemine başvurabilmesi için kendi meslekî tecrübesine ve bilgisine göre yaptığı ön araştırmalar sonucu yakalanan şahsın söz konusu suçu işlediğine dair kafasında % 70-80’e varan bir kanaat oluşturacak bilgi ve belgelere ulaşması gerekir. Diğer bir ifadeyle kolluğun; şüphelinin ifadesinin alınmasından sonra hakkında dava açılıp mahkemeye sevk edilmesi halinde suçlu bulunmasının, serbest bırakılmasına göre daha yüksek bir ihtimal olduğu hususunda yeterli delillerle kendi kendini ikna etmiş olması gerekir.
Bu da demektir ki, pratikte kolluk, şüpheli olarak kabul ettiği her şahıs hakkında var olan basit suç şüphesini kuvvetlendirmek üzere söz konusu olay hakkında sadece ifade almak için yakalama yapamayacaktır. Şüphelenilen şahıs hakkında suç şüphesi kuvvetli değilse o şahsın hâl ve hareketlerini takip etmeye ve gerekli bilgi ve belgeleri toplamaya devam edecek şüphe basit olmaktan çıkıp kuvvetli olma aşamasına ulaştığı anda o şahsı yakalayabilecektir.
Diğer bir ifadeyle kolluğun elinde, şüpheli karakola ulaştığı anda kendisini bir suçla isnat edebilecek ve mahkemeye sevk edecek kadar yeterli delil olması gerekir. Yoksa kolluk kendi his ve mantığı ile yakaladığı şahsın suçlu olduğu kanaatine ulaşıp nasıl olsa ben onu karakolda veya gözaltı biriminde konuşturup kuvvetli şüphe için gerekli bilgi ve belgeleri de toplar sonra Cumhuriyet Savcılığına sevk ederim düşüncesi ile hareket edemez. Burada kolluğun unutmaması gereken husus, bir suç isnadı ile ifadesini alacağı şahsın susma hakkı olduğudur. Şüpheli kolluğa bilgi ve belge vermek zorunda değildir. Kolluk, şüphelinin susma hakkını kullanabileceğini varsayarak şüpheliden bağımsız olarak bilgi ve belgesini şüpheliyi yakalamadan önce toplamış olmalıdır ki şüpheliden yeterli bilgi ve belgeyi alamayınca;
- Şüpheliyi konuşturmak için CMUK’nun 135/a maddesinde belirtilen yasak sorgu yöntemlerini kullanmak,
- Serbest bırakmak,
- Yetersiz bilgi ve belge ile Cumhuriyet Savcılığına sevk etmek,
- Zorunda kalmasın.
Bu sebeple adlî amaçlı yakalama için, kuvvetli şüphe şartının tekrar hatırlatılması büyük önem arz etmektedir.
III-YAKALAMA İŞLEMİNİN NE ZAMAN GERÇEKLEŞMİŞ SAYILACAĞININ İZAHI
Yönetmelikteki üçüncü önemli nokta; İngiliz-Amerikan hukukunda olduğu gibi, hukukumuzda da yakalamanın gerçekleşmesi için şüphelinin özgürlüğünün fiilen kısıtlanmasının yeterli olduğunun belirtilmesidir (Yönetmelik madde 4).
Bu, hukuk sisteminin ortaya koyduğu standartlara göre özgürlüğün fiilen ne zaman kısıtlandığının belirlenmesindeki kriter, yakalamanın konusunu oluşturan şüphelinin, kendisinin özgürlüğünün kısıtlandığını hissettiği ve kolluğun yanından ayrılmak isteyip de ayrılmasının mümkün olmadığını anladığı andır. Bu nedenle yakalamanın gerçekleşmesi için kolluğun ayrıca ilgili şahsa, seni şu suçtan dolayı yakalıyorum diye bir ibare kullanması şart değildir. Yine yakalamanın gerçekleşmesi için ayrıca yakalanan şahsın eline kelepçe takma ya da vücuduna dokunarak onu tutma mecburiyeti yoktur.
Şüphelinin özgürlüğünün kısıtlandığını hissettiği andan itibaren gözaltı süreleri işlemeye başlar ve kanunda belirlenen susma, avukatın yardımından yararlanma gibi haklarından yararlanma hakkı doğar.
IV- ŞÜPHELİNİN HAKLARININ YAKALAMA ANINDA HATIRLATILMASI MECBURİYETİNİN GETİRİLMESİ
Yönetmelikte üzerinde durulması gereken dördüncü önemli konu; şüphelinin haklarının yakalama anında hatırlatılması mecburiyetinin getirilmesidir. Aslında bu husus CMUK’nun 135’inci maddesinde belirtilmiştir. Bu maddeye göre ise kolluk şüpheliye haklarını ifade öncesi hatırlatma mecburiyetindedir.
Pratikte kolluğun, yakalamayı takiben karakola veya gözaltı birimine gidilirken yolda geçen süre boyunca sorulan soruları ifade kapsamına dahil etmemesi, sadece karakolda veya gözaltı birimindeki resmî ifade tutanağının hazırlanması işlemini ifade olarak algılaması üzerine, yönetmelik, CMUK’nun ruhuna uygun olarak CMUK’nun 135’inci maddesinde sayılan hakları şüpheliye yakalama anında anlatma mecburiyeti getirtilmiştir. Buna göre, şüpheliye yakalama anında;
- İsnat edilen suç,
- Avukat tayin hakkının bulunduğu, avukat tayin edebilecek durumda değilse baro tarafından tayin edilecek bir avukat talep edebileceği ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, isterse avukatın soruşturmayı geciktirmemek şartıyla vekaletname aranmaksızın ifadede hazır bulunabileceği,
- Yakınlarından istediğine yakalandığını duyurabileceği,
- İsnat edilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu,
Anlatılacaktır (Yönetmelik madde 6/5).
Ayrıca yakalama bir tutanakla tespit edilecek, bu tutanağın bir suretiyle haklarının kendisine bildirildiğine dair “Şüpheli ve Sanık Hakları Formu” (EK-A) tanzim edilerek imzalı bir örneği yakalanana verilecektir.
CMUK’nun 135’inci maddesindeki hakları hatırlatma yükümlülüğünün, ifade alma öncesinden alınıp yakalama anına taşınması ifade alma öncesi tekrar hakların bir defa daha hatırlatılmamasını gerektirip gerektirmediği tartışılmalıdır. Yakalama anında bu hakların hatırlatılmış olması ifade alma öncesi bu hakları tekrar hatırlatmasına engel teşkil etmemelidir. Fakat kolluk hukuken böyle bir yükümlülük altında değildir. Aksi yorum, kolluğa aynı yükümlülüğü iki defa yerine getirme mecburiyeti getirir ki bu da CMUK’ nun lafzı ile bağdaşmaz. Zira CMUK bu konuda bir defaya mahsus böyle bir yükümlülük getirmektedir.
V- HER GÖZALTI İŞLEMİNİN KAYDI MECBURİYETİNİN GETİRİLMESİ
Yönetmeliğin getirdiği diğer önemli bir yenilik yakalama ve gözaltında yapılacak her türlü işlemin dakika-dakika “Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Defter” e (EK-B) kayıt edilmesi mecburiyetinin getirilmesidir (Yönetmelik madde 12). Eskiden yakalanarak gözaltına alınan ve karakola veya gözaltı birimine getirilen herkesin kaydı tutulmamaktaydı. Kolluk, sadece nezarethaneye alma ihtiyacı duyduğu şahısların kaydını tutmaktaydı. Yakalama veya gözaltı ile ilgili hiçbir kaydın bulunmaması, karakola veya gözaltı birimine getirilen fakat nezarethaneye alınmayan şahısların herhangi bir yakalama veya gözaltı işlemi hakkında yaptıkları şikâyetlerin araştırılması sırasında problem yaratıyordu. Bundan sonra suç ayırımı gözetilmeksizin yakalanarak gözaltına alınan herkes hakkında gözaltı sırasındaki her olayı belgeleyen detaylı kayıt tutulacaktır.
VI- GÖZALTI SÜRESİNİN BAŞLANGICI
Türk hukukunda ilk defa yazılı bir hukuk kuralında, gözaltı süresinin ne zaman başlayacağı net olarak belirtilmiştir. Yönetmeliğin 13’üncü maddesine göre gözaltı süresi yakalama anından itibaren başlayacaktır. Doktrinde her ne kadar gözaltı süresinin yakalama anında başladığı kabul edilmiş ise de pratikte kolluk bu süreyi nezaret defterine kayıt anından başlatıyordu. Bu da şüphelilerin gözaltında kanunen izin verilen sınırların çok üstünde tutulması neticesini veriyordu. Bu konudaki belirsizliğin giderilmesi için bu kadar beklenmesini izah etmek ise oldukça güçtür.
VII- KARAKOLA veya GÖZALTI BİRİMİNE EN KISA ZAMANDA ULAŞMA MECBURİYETİ
Yine ilk defa bu yönetmelikle yakalama sonrası yakalanan şahsın nereye götürüleceği hususunda kolluğa yol gösterici bir hüküm konulmuştur (Yönetmelik madde 6/son). Her ne kadar kolluğun, gözaltı süresini ekonomik kullanmak için şüpheliyi en kısa zamanda karakola veya gözaltı birimine götürme mecburiyetinin açık olduğu varsayılsa da bunun açıkça belirtilmesi pratikte önem arz etmektedir. Çünkü kolluk, önceki uygulamada her zaman her yakaladığını karakola veya gözaltı birimine götürmeyip, ifade almayı yolda, evde veya başka bir yerde gerçekleştirdikten sonra gerek görürse şüpheliyi karakola veya gözaltı birimine götürme imkanına sahipti.
VIII- GÖZALTI SÜRELERİNİN AZAMİ SÜRELER OLDUĞU
Kolluğa ilk defa gönderilen mesajlardan bir tanesi de kanunda sayılan 24 ve 48 saat ile 4, 7 ve 10 günlük sürelerin azamî süreler olduğu, bu sürelerin sonuna kadar kullanılmasının kural değil istisna olması gerektiğidir (Yönetmelik madde 16). Buna göre, kolluk, soruşturmayı bu süreler içinde bitirmeye çalışacak ve soruşturmanın bitmesi halinde de şüpheliyi mahkemeye sevk veya salıvermek için bu sürelerin bitmesini beklemeyecektir.
Yakalanan kişi gözaltından çıkarılırken; Cumhuriyet Savcılığına sevk veya serbest bırakma işlemi ve sebebi “Sevk/Serbest Bırakma Tutanağı” na (EK-C) bağlanacak, bunun bir sureti de gözaltından çıkarılan kişiye verilecektir.
IX- SAĞLIK KONTROLÜ MECBURİYETİ
Yönetmelikte düzenlenen diğer önemli bir nokta; daha önceki gözaltı talimatnamesinde belirtilen sağlık kontrolünün bu yönetmelikle daha ayrıntılı düzenlenmesidir (Yönetmelik madde 10). Yakalanan her kişi, yakalanırken kuvvet kullanılsın kullanılmasın, karakola veya gözaltı birimine getirilmeden önce otomatik olarak sağlık kontrolünden geçirilecektir. Yakalananın herhangi bir sebeple yerinin değiştirilmesi, gözaltı süresinin uzatılması, serbest bırakılması ve adlî mercilere sevk edilmesi halinde doktor raporu ikinci defa alınacaktır. Birinci kontrol ve ikinci kontrol arasındaki süre 4 günü geçemeyecektir.
Hazırlık soruşturmasındaki sağlık raporu iki açıdan önemlidir. Birinci önemi; yakalanan şahsın serbest bırakılması halinde dışarıda veya mahkemeye sevk edilmesi halinde mahkemede kolluğa karşı ileri sürülebileceği kötü muamele iddialarını sona erdirmektir. Bu şekilde dışarıda koluğun imajı rencide edilmeyecek ve ifade alma sırasında elde edilen bilgi ve belgeler bir değer kazanacaktır. İkinci önemi ise; gözaltı boyunca kolluğun kötü muamele yapmasına ciddî bir engel oluşturmaktır.
X-ŞÜPHELİ AÇISINDAN KOLLUK-BASIN İLİŞKİSİ
Yönetmelikle; Anayasadaki “suçluluk bir yargı hükmüne bağlanana kadar masumiyet esastır” ilkesinin tekrarlanması da oldukça önemlidir (Yönetmelik madde 26). Bu bağlamda, pratikte sıklıkla yapıldığının aksine, gözaltındaki bir kişinin suçlu olarak kamuoyuna duyurulmaması, basın önüne çıkartılmaması, yer gösterme gibi soruşturmaya ilişkin işlemlerin basın önünde yapılmaması gerekmektedir. Bu aynı zamanda masumiyet prensibini ihlâl etmemeleri hususunda basına da gönderilen bir mesajdır.
Ancak; bu konu Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca tüm teşkilâtlarına genelgelerle duyurulmasına rağmen, gizli olan hazırlık soruşturmalarına ilişkin işlemlerin basının önünde yapılmasına devam edilmektedir. Suç teşkil eden bu konularda Cumhuriyet savcılarımızın daha duyarlı davranmaları gerekmektedir. Aksi takdirde açılacak tazminat davalarında ve İnsan Hakları Mahkemesine açılacak davalarda Devletimiz aleyhine karar verilmeye devam edilecektir.
XI- BİLGİ ALMA İŞLEMİ
Bilgi alma işlemi; Yönetmeliğin, 4’üncü maddesinde, “Bir suçun tespiti veya aydınlatılmasına yönelik olarak henüz suç işleme şüphesi altında bulunmayan kişi veya tanık veya mağdurun dinlenmesini ve tutanağa geçirilmesini” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere bilgi alınan kişi henüz yakalanmadığı dolayısıyla gözaltına alınmadığı için yönetmeliğin kapsam alanına girmemekte ve dolayısıyla bilgi alma işlemine dayanak yapılması gereken bir husus yönetmelikte düzenlenmemiştir. Bu tanımın yapılması, kolluğun yaptığı işlemler olan “yakalama, gözaltına alma, ifade alma” kavramlarının tanımının yapılmasının tâbii ve zarurî sonucudur. Bu tanımlama ile bilgi alma işleminin yakalama, gözaltına alma ve ifade alma işleminden farklı olduğu vurgulanmak istenmiştir.
Bilgi alma işleminin tanımında, bu kişilerin henüz suç işleme şüphesi altında olmadıkları belirtilerek bu kişilerin yakalanamayacağı, gözaltına alınamayacağı ve sorgulanamayacağı ve dolayısıyla da bu yönetmeliğinin bu şahıslara uygulanmayacağı dolaylı olarak vurgulanmıştır.
Yönetmelikte belirtildiği gibi burada kolluğun ifadesine başvurmak için müracaat ettiği kişiler, suç işleme şüphesi altında olmayan fakat suçun aydınlatılmasında kolluğa yardımcı olabilecek kimselerdir.
Kolluk bir şahsa bir suç isnat etmiyor sadece bilgi almak istediğini söylüyorsa, o şahsın hâlâ özgürlüğünün sınırlanmadığı kabul edilir ve o şahıs, kolluk memurunun kendi mülkiyetine ait bir yerden çıkmasını veya yanından ayrılmasını isteyebilir, kolluğun bulunduğu karakola gelmişse karakolu terk edebilir. O nedenle, kolluğun yetkisini kötüye kullanması sonucu, suç şüphesi altında olmayıp bilgisine müracaat edilen şahsın, şüpheli şahıs gibi ifadesinin alınması pratikte mümkün olsa bile kolluğun, ne CMUK’na ve ne de bu yönetmeliğe göre böyle bir yetkisi bulunmamaktadır.
Dolayısıyla sıradan bir vatandaş olarak bilgisine müracaat edilen şahıs, CMUK ve bu yönetmeliğe göre hakkında suç işlediği yolunda kuvvetli şüphe olmadan yakalanamaz, gözaltına alınamaz. Kendisinden bilgi alınan her insan, soru sorulan hususu çok iyi biliyor olsa dahi bilgi sahibi olmadığını çok rahatlıkla söyleyebilir ve bu konuda süresi bir saniye sürüyor bile olsa özgürlüğünün sınırlandırılması yoluna gidilemez.
Bilgi elde etmek için; yakalama ve gözaltına alma yoluyla özgürlüğün sınırlandırılması, Türk Ceza Kanunun da ifadesini bulan hürriyeti tahdit suçunu oluşturur. Böyle temel bir hususu, yönetmeliğin değiştirmesi mümkün değildir.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Mart 2013, 22:14   #2 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart

XII- KÜÇÜKLER BAKIMINDAN YAKALAMA ve İFADE ALMA YETKİSİ
Yönetmeliğin 18’inci maddesinde küçükler bakımından yakalama ve ifade alma yetkileri yaşlarına göre ayrı ayrı düzenlenmiş olup, (c) bendinde de onbeş yaşını doldurmuş, ancak onsekiz yaşını doldurmamış olanların hazırlık soruşturmalarının kolluk kuvveti tarafından yapılabileceği belirtilmişti.
Ancak; bir kısım avukat tarafından yönetmeliğin 8, 18 ve 21’inci maddeleri aleyhine Danıştaya dava açılması üzerine Danıştay 10’uncu Dairesindeki 1998/7266 esas sayılı davanın “Yürütmenin Durdurulması” talebinin incelenmesi sırasında;
(Yönetmeliğin “Küçüklerle ilgili Özel Hüküm” başlıklı 18’inci maddesinde; küçükler bakımından yakalama ve ifade alma yetkileri sınırlandırılırken maddenin 1’inci fıkrasının (c) bendinde “Onbeş yaşını doldurmuş, ancak onsekiz yaşını doldurmamış olanların hazırlık soruşturması kolluk kuvveti tarafından yapılabilir” hükmüne yer verilirken, ikinci fıkrasının (3) numaralı bendinde ise “Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevine giren fiiller dışındaki suçlarda kendi talebi olmasa bile müdafiden yararlandırılır, ana-baba veya vasi müdafi seçebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına 14.9.1990 tarihinde imzalanan ve 9.12.1994 tarihli ve 4058 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan “Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi” nin 1’inci maddesinde, bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan mevzuata göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç onsekiz yaşına kadar her insanın çocuk sayılacağı hükme bağlanmıştır.
2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’ un 6’ncı maddesinde bu mahkemelerin onbeş yaşını bitirmeyen küçükler tarafından işlenen ve genel mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili davalara bakacağı, 19’uncu maddesinde ise küçüklerin işledikleri suçlarda hazırlık soruşturmasının Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği yardımcıları tarafından bizzat yapılacağı öngörülmüştür.
Diğer yandan, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinde “fiili işlediği zamanda onbir yaşını bitirmemiş olanlar hakkında takibat yapılmayacağı ve ceza verilmeyeceği; 54’üncü maddesinde fiili işlediği zaman onbir yaşını bitirmiş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların farik ve mümeyyiz olmadıkları surette haklarında hiçbir ceza tertip olunamayacağı” kurala bağlanırken, aynı yasanın 55’inci maddesinde de fiili işlediği zaman onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını bitirmemiş olanlar hakkında maddede öngörülen şekilde indirim uygulanarak ceza verileceği belirtilmiş; ayrıca cezanın çektirilmesine başlandığı zaman onsekiz yaşını bitirmemiş olanların cezasının onlara mahsus cezaevlerinde veya büyüklere mahsus cezaevlerinin özel kısımlarında çektirileceği kurala bağlanmıştır.
Anlaşılacağı üzere, çocukların özel bakıma ve özene olan gereksinimleri, duyarlı bir konumda bulunuşları ve ruh yapılarının yetişkinlerden farklı olması dikkate alınarak düzenlemeler getirilmiştir.
2253 sayılı Yasada çocuk mahkemelerinin onbeş yaşını bitirmeyen küçükler tarafından işlenen suçlarla ilgili davalara bakacağı öngörülmesine karşın usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan ve Anayasanın 90’ıncı maddesi uyarınca kanun hükmünde olan, Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına dâhi olanak bulunmayan, uyulması zorunlu ve yaptırım gücü bulunan Çocuk Hakları Sözleşmesine göre onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılacağından, 2253 sayılı Yasanın 19’uncu maddesinde öngörülen çocukların hazırlık soruşturmasının Cumhuriyet savcısı ya da görevlendireceği yardımcıları tarafından yapılması koşulunun onsekiz yaşına kadar bütün çocuklara uygulaması zorunluluğunun da kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle; yönetmeliğin 18’inci maddesinin (b) bendindeki usule tâbi tutulması gerekirken, onbeş yaşını doldurmuş, ancak onsekiz yaşını doldurmamış olanların hazırlık soruşturmasının kolluk kuvveti tarafından yapılabileceğini öngören 18’inci maddesinin (c) bendi hukuka aykırı olduğu gibi; aynı şekilde çocukların özel durumu ve düzenlemenin açık bir yasal dayanağının bulunmaması dikkate alındığında 1’inci fıkrasının (c) bendinden sonra gelen ve hazırlık soruşturmasının hangi hükümlere göre yürütüleceğini öngören 2’nci fıkranın (3) numaralı bendinde yer alan küçüklerin, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevine giren fiiller dışındaki suçlarda müdafiiden yararlanabileceği yolundaki düzenlemede de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen ve hukuka aykırılıkları belirlenen yönetmelik maddelerinin ilgili kısımlarının uygulanması halinde, telafisi güç veya imkansız zararlara da yol açacağı sonucuna varıldığından yürütülmelerinin durdurulması gerekmektedir.
Gerekçesiyle; ( 2577 sayılı yasanın 27’nci maddesi uyarınca yönetmeliğin; onbeş yaşını doldurmuş, onsekiz yaşını doldurmamış olanların hazırlık soruşturması kolluk kuvveti tarafından yapılabilir; hükmünü içeren 18’inci maddesinin (c) bendinin ve aynı maddenin 2’nci fıkrasının “Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevine giren fiiller dışındaki suçlarda kendi talebi olmasa bile müdafiden yararlandırılır, ana-baba veya vasi müdafi seçebilir” hükmünü içeren (3) nolu bendinin, yürütülmesinin durdurulmasına oy birliğiyle) 14.14.1999 tarihinde karar verilmesi üzerine Adalet Bakanlığınca itiraz yoluna gidilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 11.6.1999 gün ve Y.D. İtiraz no: 1999/296 sayılı kararıyla bu itiraz da reddedilmiştir.
Bunun üzerine; Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca Yürütülmesinin Durdurulmasına karar verilen bu maddeler üzerinde tekrar çalışma yapılarak Danıştay kararı doğrultusunda bu maddeler yeniden düzenlenmiş ve bu değişiklikler 13 Ağustos 1999 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ayrıca bu Yönetmelik değişikliği Yargı Mevzuatı Bülteninin 24 Ağustos 1999 tarih ve 87’nci sayısında yayımlanmıştır.
Anayasanın 124’üncü maddesindeki “yönetmelikler, kanunlara ve tüzüklere aykırı olmamak şartıyla çıkartılabilir.” hükmüne rağmen, her hâlde ilk defa olarak bir uluslar arası sözleşmeye “Çocuk Hakları Sözleşmesi” ne göre (yönetmelik hükümleri, ilgili 2253 sayılı Kanuna uygun olduğu hâlde) iptal edilmektedir.
2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 6’ncı maddesi yürürlükte olmasına rağmen bu değişiklik sonucunda artık onsekiz yaşını doldurmamış olanlar çocuk sayılacak ve yönetmeliğin değişik 18’inci maddesinin (b) bendinde belirtildiği şekilde hazırlık soruşturmaları bizzat Cumhuriyet savcıları tarafından yapılacaktır.
Ayrıca; Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçların hazırlık soruşturmasında da onsekiz yaşını doldurmamış olan çocuklar, kendi talepleri olmasa bile müdafiden yararlanacaklar, ana-baba veya vasileri müdafi seçebileceklerdir.
UYGULAMAYA YÖNELİK ÇALIŞMALAR
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 1 Ekim 1998 tarihinde yürürlüğe girmesinden bu yana, insan haklarının iyileştirilmesi ve yönetmeliğin uygulanması hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan;
1) Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği konulu 14.11.1998 tarih ve 25/113 sayılı,
2) Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin Uygulanmasının Denetimi konulu 16.12.1998 tarih ve 32/136 sayılı,
3) Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği ile ilgili Eğitim Toplantıları konulu 26.12.1999 tarih ve 9/40 sayılı,
4) Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin Uygulanması Sırasında Ortaya Çıkan Gelişmeler konulu 14.07.1999 tarih ve 18/91 sayılı,
5) Yönetmelikle ilgili “İnsan Haklarına Saygı” konulu 14.17.1999 tarih ve 19/92 sayılı,
Genelgeler Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilerek sözü edilen Yönetmeliğin titizlikle uygulanması istenilmiştir.
Yukarıda 5’inci sırada belirtilen İnsan Haklarına Saygı konulu 14.17.1999 tarih ve 19/92 sayılı genelge ekinde adalet teşkilâtına gönderilen Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 25.06.1999 tarih ve B.02.0.PPG.0.12-320-8689 (1999/39) sayılı Genelgesinin son paragrafında; “Yönetmeliğin eksiksiz uygulanmasının temini için, başta valiler ve kaymakamlar ile Cumhuriyet savcıları olmak üzere, Mülkiye Müfettişleri ve teftişe yetkili diğer görevliler ile jandarma komutanları ve emniyet müdürlerinin mevzuatla belirlenen kendi görev alanlarıyla ilgili olarak, habersiz kontrol ve teftişlerde bulunmaları, bu teftişlerinde tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için gerekli tedbirlerin suratle alınması, kusuru görülen yetkililer hakkında gerekli işlemlerin yapılmasının sağlanması ve yapılan bu kontrol ve denetimlerle ilgili olarak düzenlenen raporların sonuçları hakkında Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının 1 Ekim 1999 tarihinden başlayarak her üç ayda bir Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu’ na yazılı olarak bilgi vermeleri” istenilmiştir.
YARARLANILAN ESERLER:

1. Dr. M. Bedri ERYILMAZ, Polis Akademisi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi:
a) Pratikte Yaşanan Problemler Işığında Yeni Gözaltı Yönetmeliğine Genel Bir Bakış. (Ankara Barosu Dergisi 1998/4)
b) Yeni Yakalama, Gözaltı ve İfade Alma Yönetmeliğine Getirilen Eleştirilere Bir Eleştiri. (Türkiye Barolar Birliği Dergisi 1999/2)
2. Adalet Bakanlığı Yargı Mevzuatı Bülteni.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 30 Mart 2013, 11:49   #3 (permalink)
BaNuŞ ReiS
Misafir Üye
BaNuŞ ReiS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
(Mesajlar): n/a
(Konular):
Renkli Para :
Aldığı Beğeni:
Beğendikleri:
Ruh Halim:
Standart

okumadım özet geç mümkünse




  Alıntı
Reklam Alanı
Alt 30 Mart 2013, 13:35   #4 (permalink)
Üye

Maruvera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 06 Ekim 2012
Yaş: 30
(Mesajlar): 455
(Konular): 5
Renkli Para : 35352
Aldığı Beğeni: 90
Beğendikleri: 32
Ruh Halim: Uykucu
Standart

Hmm. mantıklı =)





Success is my only motherfuckin' option, failure's not.
Maruvera isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
alma, bakiş, bir, bır, genel, gözaltina, ifade, ve, yakalama, İfade, yönetmeliğine, yÖnetmelİĞİne


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557