Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > Dini Bilgiler > İbretlik ve Anlamlı Hikayeler
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İbretlik ve Anlamlı Hikayeler İbretlik ve Anlamlı Hikayelerin paylaşılacağı bölümdür.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24 Şubat 2014, 16:11   #1 (permalink)
Az İnsan , Çok Huzur.

Huzur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 26 Ağustos 2012
Nerden: GaziAntep
Yaş: 21
(Mesajlar): 5.718
(Konular): 2813
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 214066
Aldığı Beğeni: 1991
Beğendikleri: 4720
Ruh Halim: Mutlu
Takım :
Standart Râhibi Susturan Soru

Râhibi Susturan Soru
Rivâyet edilir ki:
Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri, kırkbeş kez haccetmiş ve pek çok kerâmeti zâhir olmuş Allah dostlarından birisiydi. Bir gün Arafat tepesinde oturuyordu. Nefsi ona şöyle fısıldadı:
“-Bâyezid! Senin bir benzerin var mıdır? Kırkbeş defa haccettin ve binlerce defa Kur’ân-ı Kerîm’i hatim eyleme bahtiyarlığına eriştin.”
Bu ses onu çok üzdü. Nefsinin hâlâ onu benlik ve kibir uçurumuna doğru sürüklemek istediğini anladı. Derhal toparlandı ve orada bulunan mahşerî kalabalığa dedi ki:
“-Kim benim kırkbeş defa yapmış olduğum haccı, bir ekmeğe satın alır?”
Bir adam başını kaldırdı:
“-Ben alırım.” dedi, ekmeği uzattı.
Bâyezid aldığı ekmeği orada bulunan bir köpeğin önüne attı. Ve sonra işini bitirip yol hazırlığı yaparak Rum diyarına doğru yüzünü çevirdi. Günlerce yol aldıktan sonra bir rahip ile karşılaştı. Rahip, terbiyeli bir adama benziyordu. Hazretin elini tutup evine misafir olarak ***ürdü. Evinde ona bir oda ayırdı. Bâyezid, kendisine ayrılan bu odada ibâdete başladı ve kalbini her şeyden çevirip Cenâb-ı Hakk’a yöneltti. Rahip, her gün onun yiyeceğini, içeceğini sabah akşam getirir önüne kor, sonra dışarı çıkardı. Bu hâl, bir ay devam etti. Bâyezid bu kez nefsine dönerek dedi ki:
“-Ey nefis! Seni kırmak istiyorum; fakat sen uğursuzluğunla kırılmıyorsun…”
Tam bu sırada rahip içeri girdi ve Bâyezid’e:
“-İsmin nedir?” diye sordu:
O da:
“-Bâyezid.” diye cevap verdi.
Rahip:
“-Ne güzel adamsın… Keşke Mesih’in kulu olmuş olsaydın!” dedi.
Bu söz, Bâyezid’e ağır geldi ve evi terk etmek isterken rahip ona seslendi:
“-Bizim burada kırk gününü tamamla, öyle git. Çünkü bizim büyük bir bayramımız var, onu görmeni arzu ediyorum. Aynı zamanda çok değerli bir vâizimiz var, senede bir defa bize hitab eder, bir de onu dinlemeni diliyorum.”
Bâyezid Hazretleri, onun bu teklifini kabul etti ve kırk gün kalmaya râzı oldu. Kırkıncı gün olunca rahip içeri girdi ve:
“-Buyurun, ayağa kalkın, bayram günümüz geldi!..” dedi.
Bâyezid ayağa kalktı; fakat rahip ona şöyle seslendi:
“-Sen bu kıyafet ve hâlde nasıl bin kadar rahibin arasına girebilirsin? Doğrusu biraz endişeliyim. Bu sebeple üzerindeki elbiseyi çıkar, şu üstlüğü giy, beline de şu zünnarı bağla, İncil’i de boynuna as!..»
Bu teklif, Bâyezid’e çok ağır geldi. Fakat bunda bir hikmet ve esrar, İslâm’ın da izzet ve şerefi gizlenmiştir, onun dediğini yapayım, diye düşündü. Hemen üzerindeki elbiseyi çıkardı, onun verdiği üstlüğü giydi, beline de zünnarı bağladı. İncil’i de boynuna astı ve rahiple birlikte bine yakın rahibin arasına katıldı. Hiç kimse onu yadırgamadı. Biraz ilerledikten sonra birdenbire kalabalık durdu. Rahiplerin en büyüğü ve en saygıdeğeri geliyordu. Gözler ona çevrildi. Gelen rahipler, onun sessizliğine bir mânâ veremediler ve sordular:
“-Ey büyüğümüz! Neden konuşmuyorsunuz?”
“-Nasıl konuşabilirim ki aranızda bir Muhammedî (Müslüman) var!..” diye cevap verdi. Halk ve rahipler galeyâna geldi ve:
“-Onu bize göster, parçalayalım!” diye bağırdılar. Başrahip onlara dedi ki:
“-Hayır, yemin ederim ki söylemem, ancak bir şartla onu size tanıtabilirim: Ona dokunmayacağınıza söz veriniz!..”
Bunun üzerine rahipler ve halk, Muhammedî olan adama dokunmayacaklarına yemin ettiler. Başrahip başını kaldırdı ve şöyle seslendi:
“-Allah için ey Muhammedî! Ayağa kalk ve kendini göster..”
Bâyezid Hazretleri ayağa kalktı. Başrahip:
“-İşte bu zât, ona dikkatle bakın!” dedi. Sonra Bâyezid’e sordu:
“-Adın ne?”
“-Bâyezid.”
“-Tahsil gördün mü?”
“-Rabbimin öğrettiği kadar bir şeyler biliyorum.”
“-O hâlde bana şu hususları cevaplandır: İkincisi olmayan biri, üçüncüsü olmayan ikiyi, dördüncüsü olmayan üçü, beşincisi olmayan dördü, altıncısı olmayan beşi, yedincisi olmayan altıyı, sekizincisi olmayan yediyi, dokuzuncusu olmayan sekizi, onuncusu olmayan dokuzu, on birincisi olmayan onu, on ikincisi olmayan on biri, on üçüncüsü olmayan on ikiyi söyle, bunlar nelerdir?”
Bâyezid -kuddîse sirruh- başrahibe:
“-Beni iyi dinle, cevap veriyorum: İkincisi olmayan bir, eşi-ortağı, dengi ve benzeri bulunmayan Allah’tır. Üçüncüsü olmayan iki, gece ve gündüzdür. Dördüncüsü olmayan üç, üç talâktır. Beşincisi olmayan dört, Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân’dır. Altıncısı olmayan beş, beş vakit namazdır. Yedincisi olmayan altı, göklerin ve yerin yaratıldığı altı gündür. Sekizincisi olmayan yedi, yedi kat göktür. Dokuzuncusu olmayan sekiz, kıyamet günü Arş’ı taşıyacak olan sekiz melektir. Onuncusu olmayan dokuz, kadının dokuz ay gebelik müddetidir. On birincisi olmayan on, Hazret-i Mûsâ’nın Şuayb peygambere on yıl çobanlık etmesidir. On ikincisi olmayan on bir, Yusuf peygamberin on bir kardeşidir. On üçüncüsü olmayan on iki, on iki aydır.”
Rahip tebessüm etti ve:
“-Doğru söyledin. Şimdi de bana, havadan ne yaratıldı, havada ne muhafaza olundu, hava ile ne helâk oldu ve kim hava ile helâk edildi? Bunlardan haber ver!..” dedi. Bâyezid:
“-Îsâ peygamber havadan yaratıldı, havada muhafaza edildi. Süleyman peygamber de havada muhafaza edildi. Ad kavmi de hava ile helâk edildi.” diye cevap verdi. Rahip yine ona:
“-Doğru söyledin.” dedi ve devamla sordu: “Ağaçtan ne yaratıldı, ağaçta kim korundu ve ağaç ile kim helâk oldu?”
“-Mûsâ peygamberin asâsı ağaçtan yaratıldı, Nuh peygamber ağaç içinde (gemide) korundu ve Zekeriyya peygamber ağaç içinde testereyle biçilip helâk edildi.” diyerek cevabı hemen verdi. Rahip yine ona:
“-Doğru söyledin!..” dedi ve tekrar sordu: “Kim ateşten yaratıldı, kim ateşte korundu ve kim ateş ile helak oldu?”
“-İblis ateşten yaratıldı. İbrahim peygamber ateşte korundu. Ebû Cehil ateş ile helâk oldu.” diyerek gereken cevabı yine hemen verdi. Rahip tekrar sordu:
“-Taştan kim yaratıldı, taş içinde kim korundu ve taş ile kim helâk oldu?”
“-Sâlih peygamberin devesi taştan yaratıldı. Ashâb-ı Kehf taş içinde korundu ve Ebrehe’nin filleri taş ile helâk edildi.” diye cevap verince, rahip:
“-Doğru söyledin!” diye tasdik etti ve tekrar sordu:
“-Âlimler, cennette dört nehir vardır, biri baldan, biri sütten, biri sudan, biri de şaraptandır. Ayrı ayrı olan bu dört nehir, aynı kaynaktan akıyormuş diyorlar, bunu açıklar mısın? Dünyada bunun bir örneği var mıdır?”
“-Evet, vardır: İnsanın baş kısmından dört nehir akar: Kulak yağı acıdır. Gözyaşı tuzludur. Burun suyu ayrı bir tad taşır. Ağızdan gelen su tatlıdır.” diye cevap verince, rahip yine ona:
“-Doğru söyledin!..” dedi ve sormaya devam etti; “Cennet ehli yer, içer, fakat abdest bozmaz, su dökmez. Bunun dünyada bir benzeri var mıdır?”
“-Evet vardır. Ana rahmindeki cenin, yer, içer, fakat dışkısı yoktur.”
“-Doğru söyledin. Cennette Tûbâ Ağacı vardır. Cennette hiçbir saray, hiçbir köşk yoktur ki, bu ağacın bir dalına dokunmasın. Bunun dünyada bir örneği var mıdır?”
“-Evet, güneş sabahleyin doğunca böyle değil midir?”
“-Doğru söyledin. Şimdi de bana şunları cevaplandır: Bir ağaç vardır, on iki dalı bulunuyor, her dalında otuz yaprak var ve her yaprakta beş çiçek yer almıştır; bunlardan ikisi güneşe, üçü karanlığa bakar, bu ağaç nedir?”
“-Ağaç bir yılı temsil eder. On iki dalı on iki ayı, her daldaki otuz yaprak otuz günü, her yapraktaki beş çiçek beş vakit namazı temsil eder.”
“-Doğru söyledin. Bana şu kimseden haber ver ki: Hacca gitmiş, tavaf yapmış ve o makamlarda bulunmuştur; ama onun ne ruhu var, ne de hac kendisine vâcibdir?”
“-Nuh peygamberin gemisidir.”
“-Doğru söyledin. Peki, gece gelince gündüz, gündüz girince gece nereye gidiyor?”
“-Bu bir izâfî zaman meselesidir. Güneşin doğup batması bunun ölçüsü oluyor. Geri kalanını Allah bilir.”
“-Doğru söyledin.”
Sorular bitince Bâyezid Hazretleri dedi ki :
“-Muhterem rahip! Birçok sorular sordun, cevaplandırmaya çalıştım. Müsaade edersen benim de birkaç sorum var. Ama sadece bir tanesini sormak istiyorum. Ne dersin?”
“-Tabii, istediğin şeyi sorabilirsin!”
“-Cennetin anahtarı nedir? Cennet kapılarının üzerinde ne yazılıdır?”
Rahip sustu, cevap vermekten çekindi. Diğer rahipler bozuldular ve:
“-Ey büyüğümüz, mağlûp mu oluyorsun?”
O da:
“-Hayır, mağlûb olmak istemiyorum..” deyince:
“-Öyle ise neden cevap vermiyorsun?” diye serzenişte bulundular. Bunun üzerine başrahip:
“-Şayet cevap verirsem, benim cevabıma katılır mısınız?” deyince, hepsi birden:
“-İncil hakkı için, sana uyarız.” diye söz verdiler. Rahip:
“-Dinleyin, şimdi cevap veriyorum: «Cennetin anahtarı ve kapılarının üzerinde yazılı bulunan ibâre, La İlâhe İllallâh Muhammedün Rasûlullâh»’dır.”
Bunun üzerine diğer rahipler de hep bir ağızdan kelime-i şehâdet getirip müslüman oldular. Bâyezid Hazretleri de onların yanında bir müddet kalıp İslâmiyet’i öğretti ve bu sır da böylece çözülmüş oldu.
Not: Hiçbir gereği yokken bir insanın gönüllü olarak rahip kıyafeti giymesi ve rahiplere mahsus olan zünnar takınması hoş karşılanmamış, hatta bunu dinden çıkma (irtidat) sebebi kabul edenler olmuştur. Burada Bâyezid-i Bistâmî’nin, kendisine tavsiye edilen bu kıyafeti giymesi, bir hikmete mebnîdir ve gönüllü bir şekilde değildir. Herhangi bir yanlış anlamaya sebep olmaması için bu hususu bir kere daha ifade etmeyi uygun gördük.

- Alıntı





Hep ulaşamadığını mı sever insan ?
Huzur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
râhibi, soru, susturan


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557