Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet > İslam Alimleri
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslam Alimleri İslam Alimlerini bulabileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bölüm.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27 Temmuz 2013, 04:20   #1 (permalink)
Bull

Mr.NoBody - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 02 Eylül 2012
Nerden: Tokat
Yaş: 22
(Mesajlar): 1.780
(Konular): 1709
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 42958
Aldığı Beğeni: 91
Beğendikleri: 17
Ruh Halim: Bitkin
Takım :
Standart İmam-ı Rabbani

“Yukarı bak! kutup yıldızında şimdi Gavsi Geylani görünecek…ve Gavsı Geylani hazretleri göründü. Hem de kutup yıldızı iki parça olup arasından çıkmıştı.
İsmi Ahmed.
Lakapları, Bedrüddin.
Künyeleri, Ebulberekat.
Mansıbları, Kayyumi zaman Müceddidi Elfi Sani.
Mezhebleri, Hanefi.
Tarikatleri, Müceddidiyye, Kadiri, Sühreverdi, Çeşti, Nizamiyye, Sabiriyye olup, yürüdüğü en büyük kol Nakşibendi.
Nesepleri, Hz. Ömer (r.a) 27. göbekten torunlarıdır.
Onun için kendilerine Ahmed el Faruki denir.
Babalarının ismi Abdülahadd.
H. 971 ‘de Serhend’de dünyaya geldiler.
Kendilerine İmamı Rabbani ismini, mürşidi Baki Billah verdi. İmam-ı Rabbani, onun meclisinde özel yetiştirildi.
Çok kısa zamanda maddi ve manevi ilimde o kadar mesafe katetti ki, mürşitleri Baki Billah bile ona saygı göstermekte. Bir gün Muhammed Baki Billah, Delhi’den kalkıp, Serhend’e geldi ve eski müridinin (İmamı Rabbani’nin) kapısından içeri girdi. îmamı Rabbani’ yi başı önünde murakabede buldu.
-”Rahatsız etmeyim, ben dışarıda beklerim” deyip dışarı çıktı. Biraz sonra İmamı Rabbani başını kaldırıp içerdekilere;
-”Bakın bakalım dışarıda kimse var mı?”
Cevap: “Fakir Muhammed Bakiy var.” İmam-ı Rabbani hemen yerinden fırlar, birçok özür ve iltifatlarla mürşidini baş köşeye oturtur.
Mektubat’ ta buyururlar: “Bir murakabe anında idim, Allah Resulu (S.A.V) tecelli ettiler ve: “Sana şimdiye kadar kimseye verilmeyen izni vermeye geldim ve ilave ediyorlar, sen hangi cenazenin namazını kılarsan, o affedilip cennete girecek.”
Ve Müceddid.. Bu payeyi bizzat: Resulu Ekrem (SAV) kendilerine tecelliyat ile veriyorlar. Bu olay; Ravzatul Kayyumiyye adlı eserde tafsilatı ile anlatılır.
Baslarda İmamı Rabbani’yi inkar eden zatlardan biri, bir gece rüyasında kendisine bir ayet okutulur ve bu ayet kendisinde öyle bir basirete sebep olur ki, Müceddid-i Elfi Sani lakabını bizzat kendisi imama takar ve artık onun delisidir.
Müceddidlik nedir? Hele bin yılın müceddidliği? Bu soruları îmamın Mektubat’taki açıklamalarından çok daha iyi anlarız. Böylece îmamın yüceliğini de
317. Mektup:
“Bilesin ki; her .yüzyılın başında bir müceddid gelip gider. Ne var ki yüz senelerin başında gelen müceddid İle bin yılın başında gelen müceddid aynı değildir. Bunların arasındaki fark, bin ile yüz arasındaki fark gibidir. Hatta daha da fazla.
Müceddid o zattır ki, o müddet içinde, ümmete her ne gibi feyiz varidatı gelirse, onun vasıtası ile gelir. İsterse o zamanın kutupları, Ebdalı, Evtadı, Nücebası bulunsun. (Şimdi biz bin yılın müceddidini de yukarıdaki yüz yılın müceddidlerine kıyas edelim, aradaki uçurumu görürüz.)
Vahdet-i Vücut meselesini, Muhyiddin’i Arabi’nin eksikliklerini en berrak şekli ile meydana getiren ve bu sorunları çözen insan kendileri.
Bir örnek mektubat’tan: “Vahdet-i vücut ve zati tecelli davasının belirttiği nispetlerle, Allah (CC) arasında hiçbir münasebet olmadığı bizce; Yakin’in (kesinliğin) Yakin’i halinde sabittir. Hakk ehlince çoktan beri bilindiği gibi, ihata (sarma) ve yakınlık, ancak ilimdir, ve Allah (CC) hiç bir şey ile ittihad halinde değildir.
Vücudu vacip olanın, vücudu mümkün olanla ittihadı muhaldir. Gariptir ki, Muhyiddin-i Arabi ve bağlıları, Allah’a (CC) mutlak meçhul derler, onu hiçbir hükümle mahkum bilmezler de, böyleyken, zati ihata, mahiyet ve yakınlık ispatına kalkarlar. Bu büyük bir yanlıştır ve Allah (CC)’ın zatını teşhis yolunda yersiz bir cesarettir.”
Nihayet:
“Bu dava, bu fakire pek gıran (ağır) gelmekteydi. Bana eh büyük ızdırabı veren, bu türlü tevhit ifadesinin verasındaki son hakikati ve o hakikatin yüceliğini henüz kavrayabilmiş değildim. Allah’a, (CC) bütün kalbimle yönelerek yalvardım ki, bendeki ilmi ve şer’i inanış, kaybolmasın ve ben en iIeri keşif noktasından bu inanışı gerçekleştireyim. Duam kabul edildi, önümde hiçbir hicap kalmadı. Hakikat bana olduğu gibi göründü.
Gördüm ki, alem sıfatı, kemallerin aynalarından ibarettir ve ilahi isimlerin zuhuratına yerdir. Yoksa Vahdet-i Vücut’çuların hayal ettikleri gibi zahir ile mazhar, gölge ile vücut birbirinin aynı değildir.
Derya’dan daha ne göstereyim? ha birkaç damla ha dünyanın taşıyamıyacağı kadar su…”
(Yukarıdaki ifadeler hem Mektubat’ın, hem de katibinin yüceliğine delil…)
Buyurdular: “Bilmiş olasın ki, Se sülük’ten gaye, nefsi emmarenin tezkiyesi ve temizlenmesidir. Böyle olmalı ki, nefsi arzulardan doğan batıl ilahlara tapmaktan kurtuluş olsun. Hakiki manada yönelinen kıblede yüce mukaddes hakiki vahid Ma’bud’dan gayrı kalmaya.
Daima şeriat alimlerine ve talebelerine saygı duyulmasını tavsiye eder ve şöyle buyururlardı:
“İlim taliplerini (ilmi öğrenmek isteyenleri) öncelikle ele almak, şeriatın tervec’i (değerinin yükselmesi) demektir. Zira onlar; şeriatı Nebeviye’nin, milleti Mustafaviyenin, kaimesi (ayakta durduran sütunları) hükmündedirler.
İnsanlar kıyamet günü, şeriattan sorumlu olacaklar, tasavvuftan değil.”
Cennete girmek, cehennemden uzaklaşmanın başlıca sebebi, Şeriatın emirlerini yerine getirmeye dayanır.”
(48.Mektup)
Şeriata o kadar bağlı idi ki, etrafındakileri devamlı ona yöneltir ve Resulullah’a (SAV) ittiba’ı emrederdi.
Bununla beraber, etrafındakileri kendilerini bırakıp İmam-ı Rabbani’ye yönelenlerin nakıs mürşitleri, durumdan rahatsız olup, İmam hakkında kin, nefret ve iftira fırtınası koparmaya başlarlar…
Yok, Cüneyd ve Bayezid gibi büyükleri inkar ediyor, onları küçük görüyormuş…
Yok, Ahmed Faruki, kendini efendimizin ashabı ile bir sayıyormuş ve nihayet padişaha kadar sirayet…
Padişah, îmamı Rabbaniye:
-”Bana secde edeceksin dedi:
-”Ben Allah’tan (CC) başka kimseye secde etmem. Padişah ikinci defa tekrarladı ve:
-”Seni secde etmekten muaf tuttuk, başını eğeceksin, ben verdiğim sözden dönmekten utanırım.” dedi. İîmam-ı Rabbani bu söze de şöyle cevap verdi:
“”Canım kurtarmak için gerekirse secde edilir, fetva vardır. Fakat doğru olan şu ki, Allah’tan (CC) başkasına secde edilmemesidir..”
Ve kaleye hapis…
İmamın etrafında bütün zindandakiler Müslüman oldu.Hem de kamil. Zindan muhafızına kadar… Nihayet sultan pişman olur. İmamı dışarı çıkarır ve ondan af diler.
İmam: “zindan ve zulüm, bizim velayette yükselmemize yaradı.” der…
Bir gün bir Kadiri zat, İmamın yüceliğini kabul etmeyerek yüz yüze şöyle dedi: “Gavsı Geylani şimdi dirilip gelir, senin müceddidlik ve kayyumluğunu ikrar ederse, biz de sana inanırız.”
İmamı Rabbani başını kaldırıp kutup yıldızına yöneldiler ve:
“Yukarı bak! kutup yıldızında şimdi Gavsi Geylani görünecek…ve Gavsı Geylani hazretleri göründü. Hem de kutup yıldızı iki parça olup arasından çıkmıştı.
Şöyle dedi Gavs: “Müceddidi Elfi Sani’nin dediklerini kabul ederim. Çünkü din ve dünya hususunda kemalat sahibidir. Bu, evliyayı ümmet arasında en faziletli zevattan birisidir. Her kim, onu inkar eder ve muhalefette bulunursa, din yolundan sapmış olur.” Bu sözden sonra Gavsı GeyIani kayboldu.
Derdi ki: “İslam fakir kimselerle ortaya çıkıp gelişmiştir. Yine fakirlerle devam edip gidecektir.”
“Zenginlikten daha fazla imanı bozabilecek hiç bir şey yoktur.”
“Bizim konuşma tarzımız, sezilmeyen şöhret gibidir. Çünkü şöhret açığa çıkarsa zararlı olur.”
“Ehli kerem, başkasının İhtiyacını kendi ihtiyacına tercih eden kimsedir.”
En iyi ve en mükemmel nasihat: “Peygamber (SAV)’e itaat ediniz” sözüdür.
“Ehlullah’dan keramet aramayı bırakınız. Esasen onların varlığı bir keramettir.”
“Hiç bir cahil, veli olmamıştır, olamayacaktır da…”
Mübareğin yedi oğlu ve iki kızı vardı:
Muhammed Sadık ‘
Muhammed Sa’id Hazinü’r Rahmet
Muhammed Ma’süm Urvetu’l-Vuska
Muhammed Yahya
Muhammed İsa
Muhammed Ferruh
Muhammed Eşref
Bunlardan ilk dördünün çocukları vardı. Diğerleri çocuk yaşta iken vefat etmişlerdir.
İki kız evlad ise:
Hatice Banu
Ümmü Gülsüm idi.
Hazret-i Hatice Banu’nun soyundan gelen çocuklar zamanımızda da mevcuttur.
Telifatı (eserleri) :
Hazret-i Müceddid-i Elfi Sani’nin bir hayli telifatı vardır ki, bu telifat ile kendi davet ve ta’limini beyan buyurmuşlardır. Çoğu basılmış bulunan eserlerinde; Ulüm-ı Şer’iyye maarif ve tarikat ilimlerinin deryası olduğunu görürsünüz. Fakat zamanımızda bunlardan ancak bir kaçının basılı nüshalarım bulmak kabildir. Bulunanlar şunlardır:
Mektübat-ı Şerif
Mebde-İ Ma’ad
Maarif-i Ledünniye
Mükeşafat-ı gaybiyye
Şerh-İ Rübaiyat-i Hoca Abdülbaki (R.A)
Risaleyi Tehliliyye
Risalet’ün fî isbat en-Nübüvve
Risale-yi Silsileyi hadis
Risaleyi Reddi revafız
Risale-i halat-i Hacegan-i Nakşibend
Risale-i Adab’ül Müridin. Farz ile Nafilenin farkı
Hak Teala bizi de, Seyyidü’l Beşer (insanlığın efendisi) hürmetine sizi de, taassubdan, eğri yoldan korusun. Sıkıntıdan, üzüntüden kurtarsın. Elbette ki o, Efendimiz (SAV) her çeşit kusurdan uzaktı.
İnsanı barigah-ı Ulühiyyete yaklaştıracak olan, farzın eda edilmesidir. Farzlar önce gelir, nafile sonra. Farz varken nafileye itibar edilmez.
Gençlikte Tövbe : Allah Teala’nın kendi kuluna genç iken tövbe etmek nimetini vermesi ne büyük saadettir. Denebilir ki, bu nimet bütün nimetler içinde bir derya, diğer nimetler ise bir damla mesabesindedir. Çünkü bu nimetle Hak Tealanın rızası elde edilmiş olur ki bu, bütün dünyevi ve uhrevi nimetlerin başında gelir.
Nakşibendiyye Tarikatının Özelliği:
Nakşibendiyye tarikatının hususiyetlerinin en önemlisi sünnet-i seniyyeye sıkı sıkı sarılmak ve bidatlardan uzak kalıp çok sakınmaktır. îşte bu sebepledir ki, bu tarikatın ileri gelenleri “Cehren” (yüksek sesle) zikretmekten çekinirler. Zikri kalben ederler. Risalet penah (SAV)’nin, Hulefayi Raşidin (R.Anhüm) hazretinin zamanında olmayan raks, sema, vecd ve bunların benzerlerinden sakınır ve sakındırırlar. Hatta bu tarikatta “çile” doldurmak, “halvet” de kalmak dahi yoktur.
Müceddid Ne Demektir?
Biliniz ki her yüz senenin sonunda bir müceddid (yenileyici) zuhur eder. Fakat yüz senelenin (müceddid”inden başka bir de bin senenin müceddidi vardır. İşte yüz ile binin arasında ne fark varsa, bu İki müceddid’in arasında da o kadar fark vardır. Müceddid o kimsedir ki, ümmet ondan feyz alır ve onun feyzi uzun müddet için ta uzaklara yayılıp ulaşır.
Bey’atten Maksat:
Bir talip, (tarikata girmek isteyen) kendi gelişmesi için bey’at ettiği şeyhinden başka bir şeyhin huzuruna gidip ondan da feyz almak ister, bu ikinci şeyhin de sohbetiyle Allah yolunda çalışmak isterse bu caizdir. İlk şeyhi sağ olup kendisinden İzin almamış olsa da. Şu şartla ki, ilk şeyhini ret edip bırakmamalı ve onu iyilikle yad etmelidir. Bilhassa, zamanımızda, Şeyhlik ve müritlik, sadece merasimden ibaret bir hale gelmiştir.
Müceddid-i Elf-i Sani’nin imdat Etmesi:
Müceddid-i Elf-i Sani buyurmuşlardı: “Putlan kıran gaziler, sevab elde ederler.” Bir ara bir kimse Dekkhen civarında bir put hane gördü. (Bu zat Müceddid Rahmetü’llahi Aley’in sohbetlerinden feyz almış bulunan bir kimsedir.) içeri girdi, bütün putları kırıp döktü. 0 civarın halkı haber aldılar ve ayaklandılar, bu zatı öldürmeye kalktılar. Allah’a (CC) Kul olan bu zat ise, gönülden ve içten İmam-ı Rabbani’den istimdad eyledi. Bunun üzerine: “Korkma kuşkun olmasın” diye bir ses geldi. Bir de baktım ki, hemen oracıkta kırk atlı peyda olmuş ve put kıran’a saldırmak isteyenleri dağıtıp kırıp geçirmekte…
H. 1034 yılında vefat ettiler.
Mübarek; Uzun boylu. esmer, güler yüzlü, kırmızıca gözlü siyah sakallı idi…





Ateşi körükle ki, yandığını bilsin ..

K.Furkan
Mr.NoBody isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
imamı, rabbani, İmamı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557