Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet > İslam Alimleri
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslam Alimleri İslam Alimlerini bulabileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bölüm.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Eylül 2012, 10:49   #1 (permalink)
<b>Hayat'a fransız kadın`♥<b>


คqåтђค - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 06 Ağustos 2011
Nerden: ★ Ankara ★
Yaş: 27
(Mesajlar): 12.069
(Konular): 3051
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 1005627
Aldığı Beğeni: 1563
Beğendikleri: 1127
Ruh Halim: Meskul
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Teşekkür Plaketi 
คqåтђค - AİM üzeri Mesaj gönder
tick Huzeyfe bin Yeman

Re*sû*lul*lah’ın (a.s.m.) sır arkadaşıydı. Re*sû*lul*lah Efendimiz münafıklarla ilgili bütün sırları ona söylemişti. “Kıyamet gününe kadar olmuş olacak şeyleri Re*sû*lul*lah bana haber verdi.” diyordu Huzeyfe bin Yeman. Bundan dolayı Hz. Ömer bir vefat olduğunda Huzeyfe’yi takip ederdi. Hz. Huzeyfe’yi cemaat ara*sında görmezse o kimsenin cenaze namazına gitmezdi. Zira Huzeyfe’nin o kimsenin cenaze namazına gitmemesi Hz. Ömer için kâfi bir delil sayılırdı. Hz. Ömer kendisinden rica eder münafıklar hakkında bilgi isterdi. Hz. Ömer bir de*fasında valileri arasında münafık olup olmadığını öğrenmek istiyordu. Huzeyfe (r.a.) sır vermemiş ancak bir kişinin bulunduğunu fakat ismini söylemeyeceği*ni belirtmişti. Hz. Ömer daha sonra bu şahsı öğrenmiş sonra da azletmişti.[1]

İslam’a hizmet aşkıyla coşan Hz. Ömer’in de içinde bulunduğu bir sahabi cema*ati bir araya gelmiş Allah’a kendileri için imkân yaratması için dua ediyorlardı. Her biri duasında Allah’tan farklı şeyler isteyerek onlarla hizmet etmeyi düşü*nüyorlardı. Kimisi ev dolusu altın istiyor kimisi bağ bahçe ve arazi istiyor ba*zıları da daha kıymetli şeyler vermesi için Allah’a dua ediyorlardı. Fakat Hz. Ömer’in duası hepsinden farklıydı. “Ben” diyordu “Allah’tan Ebû Ubeyde Muâz bin Cebel ve Huzeyfe bin Yeman gibi mücahitler istiyorum ki onlarla Allah yolunda hizmette bulunayım kendime yardımcı edineyim.” Evet o gözü pek dava adamı bütün varlığını inancı uğrunda harcamaktan çekinmeyen kah*ramanlar istiyordu. Zaten hizmeti yapanlar da bunlar değil miydi?[2]

Babası “Yeman” lakabıyla bilinen büyük sahabi Hisl bin Câbir’di. Uhud Sava*şı sırasında yaşının büyük olması sebebiyle savaşa katılamamıştı. Re*sû*lul*lah onun Medine’de kalmasını çoluk çocuklara bakmasını istemişti. Uhud Savaşı’ndan gelen mağlubiyet haberi ruhunu feverana getirmişti. Savaşa katılmalı İslam düşmanlarına kan kusturmalıydı. “Bugün değilse yarın kabre gireceğiz burada ölmektense harp meydanında ölüp şehadet kazanalım!” diyordu. Oğlu Huzeyfe Allah’ın kelamını yüceltmek için can*siperane cihat ederken evde oturmak ağırına gidiyordu. Kılıcını kuşanıp mücahitlere katıldı. Baba-oğul bir*likte savaşacaklardı. Savaşın en dehşetli ânında Hisl (r.a.) bir ara farkında ol*mayarak müşriklerin safına karışmıştı. O günkü savaşın parolasını da bilmiyor*du. Harbin verdiği dehşetle Müslümanlar onu tanıyamamış başına üşüşmüşlerdi. Babasının uğradığı tehlikeyi gören Huzeyfe “Aman ne yapıyorsunuz bu benim babamdır!” deyinceye kadar iş işten geçmiş babası şehit olmuştu...

Hz. Huzeyfe bu durumda ne yapmalıydı? En sevgili varlığı babası bir hata ne*ticesinde öz dava arkadaşları tarafından şehit edilmişti. Huzeyfe (r.a.) belki de tarihin kaydettiği en büyük fedakârlık örneğini gösteriyordu. Sahabilere döne*rek yalnız şunu söyledi:

“Allah rahmet ve merhamet sahibidir. Bu hatanızı affe*der inşallah...”

Böylesine büyük bir fedakârlık numunesini gösteren Huzeyfe (r.a.) Re*sû*lul*lah’ın tayin ettiği diyetin de Müslümanlar arasında sadaka olarak dağıtılmasını istedi.

Hz. Huzeyfe savaşlarda en mühim vazifeleri üzerine alırdı. Hendek Savaşı’n*da da müşrik ordularının durumunu öğrenmekle vazifelendirildi.

Gece zifirî ka*ranlıktı. Rüzgâr ve soğuk iliklere kadar işliyordu. Re*sû*lul*lah’ın etrafında sadece 10 kişi kalmış diğerleri dağılmıştı. Bunlardan biri Hz. Huzeyfe idi. Kendisi bu hadiseyi şöyle anlatır:

“Re*sû*lul*lah gecenin bir kısmını namazla geçirdikten sonra bize doğru yönel*di: ‘Bizim için gidip müşriklerin ne yaptığını gördükten sonra yanımıza döne*cek biri var mı? Ki ben onun cennette bana arkadaş olmasını Yüce Allah’tan di*leyeyim…’ buyurdu. Cevap veren çıkmadı. Hepimiz korku açlık ve şiddetli soğuk yüzünden ayağa kalkamaz durumdaydık. Sustuk. Re*sû*lul*lah aynı daveti tekrar*ladı. Yine cevap veren çıkmadı. Re*sû*lul*lah yavaş yavaş yanıma geldi. Üzerim*de ne düşmandan korunabileceğim kalkanım ne de soğuktan korunabileceğim bir elbisem vardı. Boyu dizlerimi geçmeyen kısa bir elbiseden başka üzerimde bir şey yoktu. Re*sû*lul*lah yanıma gelince utancımdan dizlerimin üzerine çöküp büzüldüm. Re*sû*lul*lah bana işaret ederek ‘Kimdir bu?’ deyince ben ‘Huzayfe’yim yâ Re*sû*lal*lah.’ dedim. ‘Beni duymadın mı? Niçin kalkmadın?’ diye sor*du. ‘Seni hak ile gönderen Allah’a yemin ederim ki açlık ve soğuktan dolayı davetine icabet edemedim…’“[3]

Re*sû*lul*lah şu emri vermişti:

“Git müşrikler hakkında bilgi topla. Yanıma dö*nüp gelinceye kadar da onlara ne ok ne taş atacaksın ne mızrak ne de kılıç kul*lanacaksın.”

Peygamberimiz (a.s.m.) teminat vermişti. Ona hiçbir zarar dokunmayacaktı. Ne açlık ne soğuk ve ne de öldürülme tehlikesi olmayacaktı. Huzeyfe kılıcını yayını aldı müşriklere doğru yola koyuldu. Endişe edecek hiçbir şey kalma*mıştı. Uzun bir maceradan sonra müşriklerin içine girdi bütün malumatları alıp Re*sû*lul*lah’a getirdi. Şiddetli açlık ve soğuğun onlara da isabet ettiğini; Ebû Süfyân’ın başında toplanmış birkaç kişiden başka hepsinin dağılıp gittiğini bildirdi. Peygamberimiz ona iltifatta bulundu.

Hz. Huzeyfe katıldığı bütün savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermişti. Bu kahramanca hizmetiyle cennette Re*sû*lul*lah’a arkadaş olacağını ispat edi*yordu. Nihavend Savaşı’nda da kumandan Nu’man bin Mukarrin şehit olunca sancağı o aldı Hemedan Rey Dinor gibi mühim merkezlerin fethini gerçekleş*tirdi.

Hz. Huzeyfe’nin hayatta en çok çekindiği şey fitnelerdi. Şeytandan Allah’a sı*ğındığı gibi fitne ve fesattan da yine O’na iltica ederdi. Ona göre fitne doğru ile yanlış hak ile batılı birbirinden ayıramayacak kadar basiretsiz olmaktı. Müslü*manların fikir ve zihnini bulandıran onların manevi hayatlarını alt üst eden fit*nelerin ahir zamanda daha da yaygın olacağını belirtiyor müminleri onlara kar*şı uyanık ve dikkatli olmaya davet ediyordu.

Bir defasında şöyle demişti:

“Fitnenin durak yeri olan yerlerden uzak durun!”

Bu ikazını duyanlar sordular: “Ey Abdullah’ın babası! Fitnenin çok olduğu du*rak yerleri nerelerdir?” Şu cevabı verdi:

“İdarecilerin kapılarıdır. Sizden biriniz bir emîrin [idarecinin] huzuruna girer yalanı tevil ederek tasdik eder onda bu*lunmayan şeyleri de ona mal ederek anlatır.”[4]

Bu aziz sahabisinin basiretli ileri görüşlü ve isabetli bir fikir sahibi olduğunu yakından bilen Resûl-i Müçtebâ Efendimiz onun hakperestliği hususunda şöyle buyurur:

“Benden sonra size bir şahsı halife olarak tayin edebilirim fakat siz ona itaat etmezseniz azaba çarpılırsınız! Ancak Huzeyfe ne söylerse onu tasdik edin söylediklerini kabul edin.”[5]

Gerçekten de Hz. Huzeyfe’nin sezgisi çok kuvvetliydi. Peygamberimiz ileri*de olacak hadiseleri ona haber vermekle beraber hadiselerin nasıl ne şekilde hangi şartlarda meydana gelebileceğini önceden hissederdi. Bu hususiyetini bi*len örnek idareci Hz. Ömer “fitneler” hakkında onun düşüncelerini öğrenmek istiyordu. Çünkü tehlikeyi önce*den sezip tedbir almak bir idarecinin başta gelen vazifelerindendi. Bununla alakalı bir hadiseyi Hz. Huzeyfe’nin kendi ağzından dinleyelim. Buhârî’de şöyle anlatılır:

Bir gün Müminlerin Emîri Ömer’in (r.a.) yanında oturuyorduk. “Re*sû*lul*lah’ın (a.s.m.) fitne hakkındaki sözlerini bakalım hanginiz bellemiş!” diye sordu. Ben “İnsanın ehli malı evladı komşusu yüzünden maruz kaldığı fitneye [imti*hana]; namaz oruç sadaka iyiliği tavsiye kötülükten uzaklaştırma keffaret olur.” dedim. Ömer (r.a.) “Ha*yır sormak istediğim bu fitne değildir. Deniz nasıl kudurursa öylece kuduran fitnedir.” dedi. Bunun üzerine şöyle dedim: “Ey müminlerin emîri! O fitneden sana bir şey yok. Çünkü muhakkak seninle onun arasında bir kapı vardır.” Hz. Ömer’in “Kapı kırıla*cak mı?” diye sorması üzerine “Kırılacak.” dedim. O da “Demek ki tâ kıyamete kadar kilitlenmeyecek.” dedi. O sırada bir zat Hz. Huzeyfe’ye sordu: “Ömer kapıyı biliyor muydu?” Hz. Huzeyfe: “Evet yarından önce bu akşamın geleceğini bildiği gibi biliyordu. Benim ona söylediğim sözde yalan yanlış yoktur.” “Ya kapı kimdir?” şeklinde bir suale ise “Ömer’in kendisidir.” cevabını vermişti.[6]

Hz. Ömer muhkem bir kale kapısı gibi fitne ve fesadın İslam sarayına girme*sine mâni olmuştu. Fakat vefatından sonra fitne kazanı kaynamaya başlamış münafıklar büyük mesafe alarak Müslümanların birliğini sarsmaya çalışmış*lardı.

Zühd ve takvada müstesna bir şahsiyet olan Hz. Huzeyfe’nin bu hususiyeti bütün hayatı boyunca ayrılmayan bir meziyet oldu. Bu meziyeti onun şahsi ha*yatında açıkça görüldüğü gibi mesuliyet gerektiren bir mevkie geldiği zaman da hiç ayrılmadı. Hz. Ömer bu sadık dostunu Selmân-ı Fârisî’den boşalan Medâyin valiliğine tayin etti. Yeni valinin geleceğini haber alan şehir halkının ileri gelenleri onu karşılamak için yola çıktılar. Bölge valisi bir merkebe binmiş ol*duğu hâlde uzaktan göründü. Şehre girdi. Azık olarak da yanında bir parça kuru ekmek bir miktar da kurutulmuş kemikli et bulunuyordu.

Toplanan halka halifenin mektubunu ve emirnamesini okudu. Şehir halkı kendisinin bir isteği olup olmadığını sordular. İsteği gayet sadeydi: “Bana yetecek bir miktar erzak ve hayvanıma yem verirseniz kâfidir.” Re*sû*lul*lah’tan tam ders alan bu örnek idarecilerin ortak vasfı mesuliyet makamında hiçbir zaman kendi rahat ve refahlarını düşünmemeleri halktan birisi gibi yaşamak istemele*riydi.

Hz. Huzeyfe zaman zaman Müslümanlara nasihatte bulunurdu. Bir defasında halka şöyle hitap etti:

“Fitnelerden sakınınız herhangi biriniz fitneye bulaşma*sın. Allah’a yemin ederim ki kim fitneye doğru giderse sellerin pislikleri sürük*leyip götürdüğü gibi fitne de o kimseyi öylece sürükleyip götürecektir. Fitne başlangıçta hak kisvesine bürünerek başlar; öyle ki cahil kimse onu hak zanne*der… Şu hâlde onu gördüğünüz zaman evlerinizde oturun kılıçlarınızı kırın ve yaylarınızın ipini kesin.”

Hz. Ömer diğer valiler gibi Hz. Huzeyfe’nin durumunu soruşturuyor onda bir değişikliğin bulunup bulunmadığını öğrenmek istiyordu. Uzun müddet ba*şarılı bir şekilde vazifesini yapan Hz. Huzeyfe’ye halifenin taltifi mânidardı: “Ya Huzeyfe ben senin sen de benim kardeşimsin!”

Allah korkusu ve Re*sû*lul*lah’a olan hasret Hz. Huzeyfe’ye o kadar tesir edi*yordu ki bil*hassa son zamanlarında yani ahiret yurduna yaklaştığını anladığı sırada bu durumu iyi*ce hissediyordu. Zaman zaman da ağlıyordu. Sordular: “Ey Peygamber dostu neden ağlıyorsun?” Cevap verdi: “Ben dünyadan ayrı kalaca*ğıma üzülmüyorum aksine ölüm benim için daha sevimlidir! Lakin Rabb’imin rızasına uygun olarak yaşayıp yaşamadığımı kesin olarak bilmiş değilim...”

Fâni âlemden ayrılacağı sırada ise şöyle dua ediyordu:

“İşte bugün dünyadaki son ahiretteki ilk günümdür. Allah’ım Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun; Sana kavuşmayı benim için hayırlı ve mübarek kıl benim hakkımda iyi mua*mele et.”[7]

Hz. Huzeyfe Hicret’in 36. yılında (Miladi 658) hayata gözlerini yumdu. Son olarak onun rivayet ettiği bir hadisi nakledelim: “İnsanın ailesi malı çocukları ve komşusu ile ilgili kusurlarına namaz oruç sadaka iyiliği tavsiye ve kötülükten sakındırmak gibi güzel amelleri keffaret olur.”[8]
Allah ondan razı olsun!


[1]Üsdü’I-Gàbe 1: 391.
[2]age. 392.
[3]Sîre 3: 242-243.
[4]Hilye 1: 277.
[5]Tirmizî Menâkıb: 39.
[6]Buhârî Mevâkıt: 4.
[7]Üsdü’l-Gàbe 1: 391.
[8]Buhârî Mevâkıt: 4.








Yinede sen ; son sevdigim
uğruna sevgiler aşklar tükettigim.İLLede sen tek bildigim
คqåтђค isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
bin, huzeyfe, yeman


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557