Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet > İslam Alimleri
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslam Alimleri İslam Alimlerini bulabileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bölüm.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07 Eylül 2012, 17:31   #1 (permalink)
*Kirpiklerine kadar sevdiğim adam, varlığına elhamdülillah.

- MiŁenα - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 24 Ağustos 2012
Nerden: vaLLa ayıptır heryerden çıkabilirim :D
Yaş: 27
(Mesajlar): 6.095
(Konular): 1890
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 178770
Aldığı Beğeni: 843
Beğendikleri: 540
Ruh Halim: Melek Gibi
Takım :
Standart Hz. Fatıma (s.a)

İslamın Fatıma (S. A)





Hz. Fatıma (s.a) nın ünlü hutbesinin siyasi tevsiridir bir anlamda islam evlatlarının feryadı fıganıdır bu çagımız..........

Hamd bütün alemleri yaratan Allah’a mahsustur, selat ve selam onun resulü, habibi, kullarının seçkini, alemlere rahmet olan Hz. Muhammed (s.a.a)’e ve onun pak ve pakize Ehl-i Beytine olsun. Ve yine selam hidayet ehline tabi olanlara olsun ki; onlar apaçık delillerle sapıklıktan uzaklaşıp hidayete erme aşk ve mücadelesiyle yanıp tutuşmaktadırlar.

Kadın: Tarihin derinliklerinden gelip günümüze kadar, günümüzden tarihin son anına kadar tanımı tanımlanamayacak kadar zor, hatta muamma olan bir varlik.
Kadın: Kah insanlığın yüz karası, kah medeniyet, bilim ve sanatın ilerlemesine en büyük engel teşkil eden uğursuz bir varlık.
Kadın: Kah saray sultaniyesi, kah harem cariyesi, kah bereket tanrıçası, kah komon toplumların bileşke nüvesi, kah emperyal sistemlerin üretim aracı.
Kadın: İnsanla mal arasında bir varlık. Bazen malla birlikte alınıp satılabilinen, bazende muazzam aşk tapınaklarında şehvestperestlerin ilahlarına sunuldukları yegane kurban.
Kadın: Erkeğin bütün arzu ve isteklerine boyun eğip onun ev, eşya ve çocuklarına bakıcılık yaptığı sürece yaşama hakkına sahip güçsüz, zayıf, zelil, horlanıp aşağılanabilinen iki ayaklı bir yaratık.
Kadın: Zulüm ve zorba üzerine kurulu saraylarda eğlence aracı olan ve binbir gece masallarının maskarasi.
Kadın: Ensesi kalın, göbeği şiş kapitalist kompradorların sahip olduğu emperyal mal üretim fabrikalarında erkeğin sahip olduğu güç ve kuvveti harekete geçirici, tahrik edici manyetik güc. Ve kadın!...
Hayır bu tanımların hiçbirinde kadının yeri yoktur. Belki bunun zıddı sayılabilecek bir tanımı vardır kadının. Işte insanlık camiasının yarısını oluşturan kadını insaniyet mektebi olan islam tanımalayabilir. Islamın tanımlamadığı veya tanımının kabulü esas olarak alınmadığı süreç içinde bir keşmekeşlik, tarif ve tanım, terim ve telafuz kargaşası yaşanılacak bu kesşekeşlikten ve kargaşadan payına düşeni elbette alacaktır, kadın.
Kadın: Erkeğin ninesi, annesı, halasi, teyzesi, ablası, bacısı.
Kadın: Erkeğin kızı, kıztorunu, kız yeğeni ve … Kadın kelimenin tek anlamıyla erkeğin eşi ve insanlığın yarısı.
Tarif ve tanımı olmazsa olmazlardan olan kadını bu kitapta beraber tanımaya çalışacağız. Elbette bunu söylerken kesin cizgilerle hatları belirlemek gibi büyük bir iddiaya sahip olmadığımızı belirtelim. Kadın hakkında hazırlanan bu çalışma kalem değmemiş sayfa üzerine bırakılan bir nokta misalidir.
Bir olgunun tanım ve tarifi yapılırken ol olgudan olan kemal esas alınarak olgunun kendisi tanımlanmalıdır. Bu ölçü esas olarak alınmazsa, meğer olgunun kamil anlamda içeriğine vakıf olunamayabilir. Dolayısıyla kadın hakkındaki bu çalışmada mihenk olarak yüce bir şahsiyete sahip olan Hz. Fatıma (s.a) esas alınmıştır.
Çalışmanın kendisine has bir üslupla, elde etmek istediği versiyonlardan biri geçmişle günümüz arasındaki ilintiyi yakalamak. Ha keza; diğer bir amacı ise biz değerli müslümanlara. Zaman’dan ve mekan’dan münezzeh olan Yüce Allah’ın, önünden ve arkasından batılın girip tahrif edemeyeceği Kur’an-ı Kerim’deki buyurdukları bu ayet’e binaen > K.K. S…a…..kendi zamanının sorumluluklarını üstlenmede yardımcı olabilmek.
Elinizdeki bu çalışmada islam’ın örnek kadını olan Hz. Fatıma (s.a)’nın hayatından kesitlerden ziyade Fedek hadisesinden dolayı özelde o günün müslümanlarına genelde yeryüzü var oldukça bütün müslümanlar tarafından ciddi derslerin çıkartılabileceği meşhur
hutbesi esas alınmış. Özellikle müslüman kadın ve erkeklerinin içinde bulunduğu toplumsal bunalımın, hak ve özgürlük kavramlarının hummalı bir şekilde tartışıldığı günümüze ışık tutabileceği tmennisi ile.

Bu güne kadar bu konuda yazılan yüzlerce, binlerce kitap, makale ve hatta çeşitli dergi ve Mecmualardki yazılardan sonra acaba hala buna gerek varmıydı sorusu akla gelebilir. Gerçek şu ki: Kim tanıtmaya çabarasa Ehl-i beyti hakkıyla tanıtamaz acak şu farkla ki. Ehl-i Beyt’i yine Ehl-i Beyt tanıyıp tanıtır bize. Biz onlara aşık yarenler ise amanın güneşin nurunu hissetmesi gibidir, yinede güneşin nurunu anlatmaya çalısır ama haddizatiında.


Taziye (Başsağlığı): --Yaslı medinede iki yabancı—

Bugünlerde doğmak istemeyen güneş ilahi amre itaatsizlik etmemek için doğuyor sanki, her zamanki canlılık ve parlaklık yok yüzünde bugün de öyle doğdu yine sanki ne zaman akşam olacakta yerini karanlığa terk edeceğini bekliyormuşçasına hızlı bir şekilde akıp gidiyordu nihayet öylede olmuştu, güneş batmış yerini karanlıklar kaplamaya başlamıştı!
Gecenin karanlığında adeta omuzuyla dünyayı yüklenmiş bir adam, vakarlı ve kararlı adımlarla elinde arkası sıra çektiği merkep ve merkebin üstünde tanınmayacak şekilde örtünmüş bir kadın kim olabilirdi? Nereye gidiyordu? Hemde gecenin bu vaktinde. Peygamberin vefatının arefesi sayılan bu günlerde. Bütün islam beldelerinin yassa büründüğü hele bağrinda taşıdığı peygamberle medine ve medineliler !!! Öyle ya iki cihan serveri, alemlere nur ve hidayet önderini kaybeden medineliler için bundan daha büyük bir facia, bundan daha büyük bir kayıp olabilirmiydi! Sahi kimdi bunlar Ali ve Fatıma! Ne ? Ali ve Fatıma mı? Peygamberin kardeşi, vasisi, müminlerin mevlası, velisi olan. Heyber kalesinin fatihi. Bedir, Hendek, Uhud ve daha nice nice savaşların meydan kahramanı olan Ali mi? Peki ya Fatıma? Peygamberin biricik kızı, cenet ve dünya kadınlarının seyyidesi, Hasan ve Huseyn’ın annesi, Peygamberin amcası oglunun zavcesi, Peygamberin canının parçası, Peygamberin kendisini Fatıma’dan , Fatıma’yıda kendisinden saydığı(*) Peygamber kızı Fatıma’mı? Nübuvvetle velayeti birbirine bağlayan Fatıma (s.a)mı?
Ama …! Ama meleklerin daha kendilerine başsağlığı için gelip etrafında pervane gibi döndükleri bu iki kutlu insanın şu anda matem yuvalarında bulunmaları gerekmiyor muydu? Hani müminlerin ve komşularının! Taziye için bir an bile olsa onları yalnız bırakmamaları gereken şu hurma dalları ve çamurdan yapılmış küçük kulübeyi andıran nurlu evi kastediyorum.
- Haa... onlarmı?
- Haklarının gaspedildiğini iddia ediyorlar
- İddiaamı?
Harun (a.s)’un sözlerine delil istemeyen bir ümmet kendi içlerindeki Harundanmı(*) delil istiyorlar. Ya Fatıma (s.a) Meryemin ilhami (vahyi) sözlerini kendilerine indirilen Yüce Allah’ın kitabında okuyan, Meryemden üstün olduklarından şüphe etmeyen bu ümmet, Fatıma’nın sözlerine delil ve şahitmi arıyor!?
Evet bu iki nedenle! Medine sokaklarına açılan kapıları birer birer çalıp, biziz biz hani şu Kur’an da bildirilen tertemiz kılınmış, kirden vü günahlardan Allah tarafından (*) arındırılmış ev halkı. Ne oldu, ne yaptınız, ayağınızmı kaydı, dilinizmi sürrçtü, göremezmi oldunuz, bir yalnışlık olmalı (*) sizin biz Ehl-i Beytin kapısını çalmanız gerekirken, bizler sizin kapınızı çalıyoruz dercesine adeta!…

Ve kulaklarda çu sesler yankılanıyordu.
- Üzgünüz geç oldu!
Bir başkası:
Biz “o na” bey-at etmeseydik elbette sizi reddetmezdik, hemde şimdi. Burada!
- Ümmet ihtilafa düşer diye sözümüzden dönmek istemiyoruz!
Ve bir başkası
………………..!
Allah’ım ne diyor bunlar! Ne söylediklerinin farkındalarmı!?
Ahdi misakmı yapmışlarda bozmak istemiyorlar. Hem Hakk’a karşı hak olmayandan vazgeçmemekte nasıl bir inanç!

Vakarlı ve ağır adımlar sahibi çıktığı kulübesine geri dönüyordu. Tarihin bundan sonra yaşayıp yzacağı, sahne ve sayfaları gören gözlerle önüne bakarak.

……………. § …………

Ve bir aile ile birkaç kişi bir araya toplanmış, bütün gözler Al-i Muhammed (s.a.a)’ın Ali’sine çevrilmiş. Ali suskun; boğazda düğüm, gözde diken (*) adeta yağmalanan mırasına bakmakta ne yapmalı, eline zülfikar’ı alıp yeniden savaş meydanlarınamı çıkmalı, yada ümmetin! Birlik ve beraberliği, sulh ve selametinin korunması ve ümmet arasına tefrikanın girmemesi için sabrımı seçmeli?
Allah’ım ne büyük bir imtihan, ne büyük bir musibet, ne büyük bir bela, ne büyük bir fitne! Bu zulüm ve cehalet karşısında belki Musa (a.s) bile dayanamaz. Ya Ali! Ali sabır ve suskunluğu tercih ediyor. Ali … Mirası yağmalanan Ali !

……………. § ………….

O da ne ………? Şah damarının ilahi önder (*) tarafından kesilen sınıf, ırk, kabile, akraba, soy, boy bigi organlarının parçalandığı ……in devine birisi var olan bütün gücünü ve enerjisini harcayarak hayat bahşetmeye, onu yeniden diriltmeye uğraşıyor. Yanına yardımına çağırdığı! Artısı kendisine yardım etmek için koşan koşana. Kimler yokki dünün mescid kuşları bugünün feodalleri olmuş, bugünün feodalleri yarının kompradörleri olmak için tarifi imkansız bir yarış içinde. Öyle bir yarışki süt veren devenin memelerini koparırcasına yariışmakta olan güzideler!!!
Ve yüreğinde zerdüşt tapınaklarında tanrı adına yakılan ateşgedelerdeki ateşten daha büyük bir ateşle yaşamını peygamberi kendi eliyle uğurladığı gün peygamberle gömen Ali! Zülfikarın kınında paslanmaya yüz tutmasına müsade eden Ali. Öylece gözlerine bakıyor, gözlerine bakanların.

Bir ses duyuldu, küçük ve sade Beyt-in (Ehl-i Beyt’ın evi) dışında ama kapı ya yakın.
- Hey siz evdekiler çıkın ve katılın bizlere yoksa …..!
- Yoksa ne?
- Dünyayı zından ederim sizlere, yıkarım başınıza başınızdakini (evinizi)
Ne yani zulüm ve sömürü ağına bir ilmik dahamı atılmasi gerekiyor? Sisteminize taze kan bağışımı yapılmalı, meşru olmayan varlığınızı meşrulaştırmak için. Tanrıyı yeryüzünden kaldırıp. Tanrı adına yeryüzüne hakim olabilmenin tek çaresinin tanrının kendi adına yeryüzüne diktiği nişanelerdenmı faydalanacaksınız!?
Suçlu….!
Suçlu. Kim suçlu; sahi suçlu kim? Güçlü olanın karsısına dikilen her ne varsa ; birey, aile, toplum, felsefe, Kitap, Nebi, Resul, İmam ve hatta tanrı bile suçludur güçlünün mantığında. Güç ve kuvvet sahibiysen yaptığın her eylem haklılık kazanır, makam ve otorite sahibi isen senden başka her şeyin sana boyun eğmesi gerekir. Zorun ve zer’in (*) varsa herşeyin malikisin demektir bu.
Peki ya Tanrı!
Tanrı mı?
Tanrının kanunlarını elinden aldınmı, tanrı varla yok arasında birşey!
Bu düşünceler uçuşuyordu Medine sokaklarında. Güzel ama anlayamadığım bir şey var, bunları neden anlatıyorsun? Hem ben tarih ve tarihteki olmuş olgularla pek ilgilenmiyorum. Bunları anlamak bana ne kazandırabilir ki!?
Tarihi ben (biz)’den başkası benim adıma yazıyor deyip çıkabilirim tarihin içinden işte bu kadar!!! …………………………………………?
Ve miras (din) yağmalandı, emanet (peygamber devleti) bölünüp parçalanmaya yüz tuttu. Ansızın galeyana geldi yeryüzünün varisleri olması gerekenler. Hiç uyumaması gerekenler ve ama uykudan bir türlü uyanamayanlar! Olan olmuştu, elden çıkarılmaması gerekenler cıkarılmıştı bile. Çeyrek asır sonra yeniden gözler onu aramaya başladı, yanıbaşında, gözlerinin önünde duranı. Görünmek istemiyordu artık görülmesi gereken. Çekin benden elinizi, eliniz elime değmesin (*) diyordu sanki!
Vaveyla, vaveyla …!
Uzandi eller, tutmak istemeyen ellere.
Ne adına?
Ne adına olursa …!
Heyhat siz uyandığınızı sananlar hala uykudasınız, istediğiniz zülfikarın çatal ağzındadır!(*) Zülfikarlarınızın keskin ağzının altında yatmaktadır demek istiyordu, dedi, diyemedi.
Biliyordu; adalet adı altında nice adaletsizliklerin birbirleriyle yeniden el değiştirmek istediklerini (*)! Yapılmış yeşil saraylara rakip olmak isteyen hayalet elleri görüyordu ellerine uzanan eller arasında. Yeni yeşil sarayların taşlarını taşıtmak istiyordu yakalamak istedikleri ellere!

……………….. § …………………..

Ansızın dev yatırıldı yere, dili kesiliyordu, gözü çıkartılıyordu (*) eli, kolu, bacakları ve daha.!
Ve adalet adına katledilen adil !!!
Derin bir nefes çekti parçalanmak üzere olan ciğerlerine. Sancılıydı, sızlıyordu ama olsun yaşam için gerekli olan havayı tenefüs etti ya.
Yine aynı sahne; ameliyat, tedavi, pansuman yapılmasi gerken ne varsa yapıldı, yapılmaması gerekenler adına!



Hz. Fatıma-tuz Zehra (s.a):

Bir kadın ki; değil sadece dünya ehli, bütün alemlerde örnek alınan şahsiyet, bir kadın ki; cennet hurilerinin gıpta kaynağı, bir kadın ki; meleklerin makamına ulaşamadığı ve ulasamayacagi, bir kadin ki; ne anlatmaya güc yetirilebilir, nede yasayarak makamına ulaşılabilinir, bir kadın ki; onu, onun soyundan başkası tanıtamaz. Bizde öyle yapalım ve onun soyundan olan Ümmet-i imam olarak çağa damgasını vuran Ruhullah-il Humeyni (k.s)’nın dilinden tanıyalım.




İmam’a göre Hazret-i Zehra’nın –s- Melekuti Kişiliği:

>
Kaynak:İmam Humeyni-k.s- Düşüncesinde Kadıiıin konumu


Hz. Fatıma (s.a)’nın Ahlak’ı:

>
Kaynak: İmam Humeyni-k.-s- düşüncesinde kadıının konumu


İnkilapçı (Devrimei) Kadın Hz. Fatıma (s.a):

Kimsenin İmam Ali (a.s) gibi künhüne erişilemez bir şahsiyetin savunma cesaretini gösteremediği bir dönemde devrimci ruhun ta kendisi olan Fatıma (s.a), taze islam fidanını eski cahili düzene dönüştürme entikalarını anında gören Fatıma. Hayretamiz kişiliğiyle anında karşısına dikilmiştir toplumu taşlaştırmaya yönelen zihniyetin. Öyle bir zihniyet ki; örmekte olduğu ağın içeriğini, bir kadın alarak ancak Fatıma ifşa edebilmiştir, öyle bir ifşa ki; dünya döndükce bütün zulüm saraylarının planlarını ifşa ettirecek ilahi ilhamlar birakmıştır, Fatıma. Yetinmemiştir bununla, üç günlük dünya hayatına bütün insanlık tarihinin kaderini sığdırmıştır bu ömre. Ve kendisini feda ederek insanlığa bu devrimden alınacak ilhamlarla Zehra gülleri toplatacak bahçeler bırakarak gitmiştir, Fatıma. Hasan’lar, Huseyn’ler, Zeynep’ler ve… Sonsuza dek devam edecek olan kıyam soyu bırakmıştır, Fatıma.

Mazlumiyet anası Hz. Fatıma (s.a)’nın Çocukluğu:

Ayrı kalışının kırkıcı gününün dönüş günü hediyesi Fatıma. Doğumuna İbrahim karısı Sara, İmran kızı Meryem, Mezahim kızı Asiye ve Musa bacısı Gülsüm’ün geldiği Fatıma. Alemlere Rahmet babası (s.a..a)’nın Zühre diye tanıttığı Fatıma.
Hadis’i Şerifte buyurmuşlar ki: > Kensisine açıklanması sorulunca: > Hz. Fatıima’ya agıt Al-i Taha yay. S.21


Dünyanın şirk ve cehalet kültürü içinde yüzdüğü bir dönemde ataları İbrahim ve İsmail (a.s)’ların bir ömür boyu bu kültüre karşı vermiş oldukları mücadele beldesinde o kutlu kızın babası dünyaya gelmiş ve değerli hayatlarını o dönemde yeryüzünün en faziletli ve takvalı sı olan Huveylid kızı Hatice ile birleştirmiş. Çeyrek asırdan beş-altı yıl az bir süre sonra Hz. Haticenin yaşlılık döneminde Sevgi ve fedakarlık, takva ve cömertlik dolu bir ömürün bereketinin sonucu: Fatıma (s.a)
Değil sadece arap yarımadası, dünya ya ve dünyalılara; zihnen kısırlaştırılmış, toplumdan dişlanmış, temel hak ve özgürlükleri ellerinden alınmış, düşüncede kendisine yer verilmeyen, insanlığın annesi olan kadının yeniden kendisine taze kan bağışlayan ve yeni bir ruh üflemeye gönderilen: Fatıma (s.a)
Gençliğinin baharında biz dünyalıların dünyasını terk edip gitmesine rağmen, kendi dönemin de ve kendisinden sonraki tüm zamanlarda örnek alındığında insana hep baharlar yaşatacak bir yol çizen: Fatıma (s.a)
Kızgın arabistan çölünde ve bedevi arap toplumunda çok özel bir itiana ile yetişen ve yetiştirilen eşi benzeri bulunmayan bir çiçektir: Fatıma (s.a)
Değil sadece onun ve ondan sonraki zamanlarda, Adem’ı beseriyetin yeryüzüne inmesiyle birlikte böyle bir çocuk inmemisti yeryüzüne iste: Fatıma (s.a)
Belki sevgi ve merhamete başkalarından daha çok muhtaç olan o minik kız; babasının tek teselli ve sığınağı olan Annesinden sonra babasına şevkat ve merhamet dolu yüreği ve elleriyle koşan çocuk: Fatıma (s.a)
Akranlarının bakıma muhtaç ve oyun oynamaktan başka bir düşüncelerinin olmadığı bir yaşta babasına ve kendisine annelik görevini üstlenen bir çocuk: Fatıma (s.a)
Bütün hırs ve hırçınlığıyla Muhammed (s.a.a)’ı mesaja karşı topyekün savaşan Dar-un Nedve-i zihniyet ve şahıslara karşı yalnız başına babasını savunma ve koruma görevi üstlenen kahraman: Fatıma (s.a) Örnek alındığında Allah’ın kendi kitabında belirlediği ideal kadın numunesi Fatıma (s.a).








İmam Rıza (a.s)’dan

Muhammed bin Sabık şöyle diyor: İmam Rıza (a.s) buyurdu : ’Babam, babası Cafer bin Muhammed (a.s)’dan, o da babasindan ve o da ceddinden Imam Ali (a.s)’in söyle buyurdugunu nakletti: Evlenmeye karar vermistim ama, bu konuyu Peygamber (s.a.a)’e acmaya cüret edemiyordum. Bir süre bu mevzu gece gündüz hep aklimdaydi. Nihayet bir gün Resul-ü Ekrem’in huzuruna vardigimda hazret „Ya Ali!! Diye buyurdular. Ben de : !Buyurun ey Allah’in elcisi!“ dedim. Resulullah (s.a.a): „Evlenmeye ragbetin var mi? diye sordu. Ben de cevaben:“Allah Resulü daha iyi bilir“ dedim. Resulullah (s.a.a)’in Kureys hanimlarindan birini benimle evlendirecegini zannettim. Fatima (s.a) ile evlenme firsatini kacirmaktan endiseliydim. Hicbir seyden haberim olamdigi bir halde hazret beni yanina cagirdilar, be de Ümmü Seleme’nin evinde huzurlarina vardim. Bana bakinca yüzü parladi (sevindi) ve tebessüm etti; öyle ki, dislerinin parladigini gördüm. Hazret bana:“Ey Ali, müjde! Allah (c.c) beni mahzun etmekte olan senin evlenme isini kendi üzerine aldi“ diye buyurdu. Ben: „Bu is nasil oldu ey Allah’in resulü, dedigimde söyle buyurdular: „Cebrail (a.s) cennet sümbülü ve cennet karanfili ile bana geldi ve onlari bana verdi. Ben onlari alip kokladim ve Cebrail’e; ey Cebrail bunun sebebi nedir, dieye sordum. Cebrail söyle dedi: Allah-u Teala cennette bulunan meleklere ve diger cennet ehline bütün cennetleri: agac, nehir, meyve ve saraylariyla beraber süsleyip donatmalarini emretti. Cennet rüzgarlarina cesitli cesitli güzel kokularla esmelerini emretti. Cennet hurilerine de „ta-ha“, „ta-sin“ ve „ha-mim-ayn-sin-kaf“ sonra bir münadiye söyle nida etmesini emretti: Ey benim meleklerim ve ey cennetimin sakinleri! Sahit olun ki, Muhammed (s.a.a)’in kizi Fatima’yi. Ali bin Ebu Talib ile evlendirdim. Bu isten dolayi hosnut ve raziyim; bu ikisi birbirlerinindir.“
Sonra Allah, melekler icin de belagatta üstüne olmayan „Rahil“ adli melege bir hutbe okumasini emretti. O da yer ve gök ehlinin okuyamadigi bir hutbe okudu. Ardindan bir münadiye söyle seslenmesini emretti: „Ey benim meleklerim ve ey cennetimin sakinleri!
Muhammed (s.a.a)’in habibi Ali bin Ebu Talib (a.s)’i ve Muhammed (s.a.a)’in kizi Fatima’yi tebrik edin. Cünkü ben, onlara hayir ve bereket verdim. „Rahil: „Ey rabbim, dedi. Cennette ve katinda gördügümüzden baska onlara verdigin bereket nedir?“ Allah-u Teala söyle buyurdu: „Onlara ihsan ettigim berektimden bazilari sudur ki, onlari sevgim üzere bir araya topluyor ve yaratiklarima hüccetim olarak kiliyorum. Izzet ve celalime andolsun ki, onlardan öyle bir nesil ve evlatlar vücuda geirecegim ki, onlari yeryüzünde hazinedarlarim ve hikmetimin madenleri kilacagim; peygamber ve resullerden sonra da onlarla yaratiklarima delil gösterecegim.“
Öyleyse müjde ey Ali! Ben de Allah-u Teala’nin evlendirmesi üzerine kizim Fatima’yi seninle evlendirdim. Allah’in onun icin razi olduguna ben de raziyim. Simdi esinin elinden tutuver ki, sen ona benden daha kayiksin. Cebrail bana haber verdi ki cennet ve cennet ehli, sizi cok arzuluyorlar. Eger Allah, sizin neslinizden halka hüccet karar kilmak istemeseydi cennet ve cennet ehlinin sizinle ilgili bu isteklerini kabul ederdi. Sen ne iyi bir kardes, ne iyi bir damat ve de iyi bir dostsun! Allah’in hosnutlugu sana yeter.
Bu sirada Ali (a.s) söyle dedi : „Allah’im! Bana verdigin nimete sükretmemi bana ilham et!“ (Neml/19) Res’ul-ü Ekrem de amin dedi. ( 1 Fußnote)
Bu hadis (Arapca metindeki tarikle), diger yolla da Hz. Ali bin Ebu Talib (a.s)’dan nakedilmis, baslangicinda da söyle denilmistir: „Hazret buyurdu: Fatima (s.a) ile evlenmeye karar vermistim ama, konuyu Peygamber (s.a.a)’e acmaya cüret edemiyordum ... (hadisin sonuna kadar da ayni olarak devam eder).
Yukaridaki hadisin bir baska rivayet yolu da var ki „Medinet’ül ilim“ kitabinda zikredilmis.

Hüseyin bin Halid, Imam Riza (a.s)’dan, o da muhterem babalarindan ve onlar da Ali (a.s)’dan söyle buyurdugunun naklederler: „Resulullah bana buyurdular: Ey Ali! Kureys büyüklerinden bir kismi Fatima’nin seninle evlenmesi konusunda beni kinadilar ve dediler: „Biz onu senden istedik ama, sen vermedin; tutup Ali ile evendirdin!“ Ben de onlara dedim ki; Allah’a andolsun, bu isi ben yapmadim. Allah (c.c) onu size vermedi ve Ali ile evlendirdi. Cebrail bana gelerek söyle dedi: Ey Muhammed! Allah buyuruyor: „Eger Ali’yi yaratmasaydi, Adem’den insanligin sonuna kadar yeryüzünde kizin Fatima’ya es olabilecek birisi bulunmazdi.“ Hadis pinari






- MiŁenα isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
fatıma, hz, sa


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557